TORA’DA TEMEL KELİME
אִם
eğer, şayet
Bu temel kelime (lemma) Tora’da 297 kez, 269 farklı ayette görülür.
Kitaplara göre dağılım
- Bereşit67 kullanım60 ayet
- Şemot54 kullanım47 ayet
- Vayikra88 kullanım80 ayet
- Bamidbar61 kullanım56 ayet
- Devarim27 kullanım26 ayet
Geçtiği ayetler
Bereşit 4:7
Bu ayette 2 eşleşme
Halo im tetiv seet veim lo tetiv lapetah hatat rovets veeleha teşukato veata timşal bo.
הֲל֤וֹא אִם־תֵּיטִיב֙ שְׂאֵ֔ת וְאִם֙ לֹ֣א תֵיטִ֔יב לַפֶּ֖תַח חַטָּ֣את רֹבֵ֑ץ וְאֵלֶ֙יךָ֙ תְּשׁ֣וּקָת֔וֹ וְאַתָּ֖ה תִּמְשָׁל־בּֽוֹ׃
“İyi davranırsan kabul görmez misin? Ama iyi davranmazsan günah kapıda pusuya yatmıştır. Arzusu sana yöneliktir; sen ise ona hükmetmelisin.”
Bereşit 13:9
Bu ayette 2 eşleşme
Halo hol haarets lefaneha hipared na mealay im hasemol veemina veim hayamin veasmeila.
הֲלֹ֤א כָל־הָאָ֙רֶץ֙ לְפָנֶ֔יךָ הִפָּ֥רֶד נָ֖א מֵעָלָ֑י אִם־הַשְּׂמֹ֣אל וְאֵימִ֔נָה וְאִם־הַיָּמִ֖ין וְאַשְׂמְאִֽילָה׃
Bütün ülke önünde değil mi? Lütfen benden ayrıl. Sen sola gidersen ben sağa, sen sağa gidersen ben sola gideyim.”
Bereşit 13:16
Vesamti et zaraha kaafar haarets aşer im yuhal iş limnot et afar haarets gam zaraha yimane.
וְשַׂמְתִּ֥י אֶֽת־זַרְעֲךָ֖ כַּעֲפַ֣ר הָאָ֑רֶץ אֲשֶׁ֣ר ׀ אִם־יוּכַ֣ל אִ֗ישׁ לִמְנוֹת֙ אֶת־עֲפַ֣ר הָאָ֔רֶץ גַּֽם־זַרְעֲךָ֖ יִמָּנֶֽה׃
Soyunu yeryüzünün tozu gibi yapacağım. Bir insan yeryüzünün tozunu sayabilirse senin soyun da sayılabilir.
Bereşit 14:23
Bu ayette 2 eşleşme
İm mihut vead seroh naal veim ekah mikol aşer lah velo tomar ani heeşarti et avram.
אִם־מִחוּט֙ וְעַ֣ד שְׂרֽוֹךְ־נַ֔עַל וְאִם־אֶקַּ֖ח מִכָּל־אֲשֶׁר־לָ֑ךְ וְלֹ֣א תֹאמַ֔ר אֲנִ֖י הֶעֱשַׁ֥רְתִּי אֶת־אַבְרָֽם׃
Senin olan hiçbir şeyi, bir iplikten bir sandal bağına kadar hiçbir şeyi almayacağım. ‘Avram’ı ben zengin ettim’ diyemeyeceksin.
Bereşit 15:4
Vehine devar Adonay elav lemor lo yiraşeha ze ki im aşer yetse mimeeha u yiraşeha.
וְהִנֵּ֨ה דְבַר־יְהוָ֤ה אֵלָיו֙ לֵאמֹ֔ר לֹ֥א יִֽירָשְׁךָ֖ זֶ֑ה כִּי־אִם֙ אֲשֶׁ֣ר יֵצֵ֣א מִמֵּעֶ֔יךָ ה֖וּא יִֽירָשֶֽׁךָ׃
Adonay’ın sözü ona şöyle geldi: “Bu adam sana mirasçı olmayacak. Senin kendi bedeninden çıkacak olan sana mirasçı olacak.”
Bereşit 15:5
Vayotse oto hahutsa vayomer habet na haşamayma usefor hakohavim im tuhal lispor otam vayomer lo ko yihye zareha.
וַיּוֹצֵ֨א אֹת֜וֹ הַח֗וּצָה וַיֹּ֙אמֶר֙ הַבֶּט־נָ֣א הַשָּׁמַ֗יְמָה וּסְפֹר֙ הַכּ֣וֹכָבִ֔ים אִם־תּוּכַ֖ל לִסְפֹּ֣ר אֹתָ֑ם וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ כֹּ֥ה יִהְיֶ֖ה זַרְעֶֽךָ׃
Onu dışarı çıkarıp, “Göğe bak; sayabilirsen yıldızları say” dedi. Sonra ona, “Senin soyun böyle olacak” dedi.
Bereşit 17:17
Vayipol avraham al panav vayitshak vayomer belibo haleven mea şana yivaled veim sara havat tişim şana teled.
וַיִּפֹּ֧ל אַבְרָהָ֛ם עַל־פָּנָ֖יו וַיִּצְחָ֑ק וַיֹּ֣אמֶר בְּלִבּ֗וֹ הַלְּבֶ֤ן מֵאָֽה־שָׁנָה֙ יִוָּלֵ֔ד וְאִ֨ם־שָׂרָ֔ה הֲבַת־תִּשְׁעִ֥ים שָׁנָ֖ה תֵּלֵֽד׃
Avraam yüzüstü yere kapanıp güldü ve içinden, “Yüz yaşındaki birinin çocuğu doğar mı? Doksan yaşındaki Sara doğurur mu?” dedi.
Bereşit 18:3
Vayomar Adonay im na matsati hen beeneha al na taavor meal avdeha.
וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ אַל־נָ֥א תַעֲבֹ֖ר מֵעַ֥ל עַבְדֶּֽךָ׃
“Efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam lütfen kulunun yanından geçip gitme” dedi.
Bereşit 18:21
Erada na veere haketsaakatah habaa elay asu kala veim lo edaa.
אֵֽרֲדָה־נָּ֣א וְאֶרְאֶ֔ה הַכְּצַעֲקָתָ֛הּ הַבָּ֥אָה אֵלַ֖י עָשׂ֣וּ ׀ כָּלָ֑ה וְאִם־לֹ֖א אֵדָֽעָה׃
“İnip bakacağım: Bana ulaşan feryadın anlattıklarını bütünüyle yaptılar mı? Yapmadılarsa bunu da bileceğim.”
Bereşit 18:26
Vayomer Adonay im emtsa visdom hamişim tsadikim betoh hair venasati lehol hamakom baavuram.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א בִסְדֹ֛ם חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר וְנָשָׂ֥אתִי לְכָל־הַמָּק֖וֹם בַּעֲבוּרָֽם׃
Adonay, “Sedom’da, kentin içinde elli dürüst kişi bulursam onların hatırına bütün o yeri bağışlayacağım” dedi.
Bereşit 18:28
Ulay yahserun hamişim hatsadikim hamişa hataşhit bahamişa et kol hair vayomer lo aşhit im emtsa şam arbaim vahamişa.
א֠וּלַי יַחְסְר֞וּן חֲמִשִּׁ֤ים הַצַּדִּיקִם֙ חֲמִשָּׁ֔ה הֲתַשְׁחִ֥ית בַּחֲמִשָּׁ֖ה אֶת־כָּל־הָעִ֑יר וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית אִם־אֶמְצָ֣א שָׁ֔ם אַרְבָּעִ֖ים וַחֲמִשָּֽׁה׃
Belki elli dürüst kişi beş eksiktir. Beş kişi yüzünden bütün kenti yok mu edeceksin?” Adonay, “Orada kırk beş kişi bulursam yok etmeyeceğim” dedi.
Bereşit 18:30
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ulay yimatseun şam şeloşim vayomer lo eese im emtsa şam şeloşim.
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבֵּ֔רָה אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם שְׁלֹשִׁ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א שָׁ֖ם שְׁלֹשִֽׁים׃
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; konuşayım” dedi. “Belki orada otuz kişi bulunur.” Adonay, “Orada otuz kişi bulursam bunu yapmayacağım” dedi.
Bereşit 20:7
Veata haşev eşet haiş ki navi u veyitpalel baadha veheye veim eneha meşiv da ki mot tamut ata vehol aşer lah.
וְעַתָּ֗ה הָשֵׁ֤ב אֵֽשֶׁת־הָאִישׁ֙ כִּֽי־נָבִ֣יא ה֔וּא וְיִתְפַּלֵּ֥ל בַּֽעַדְךָ֖ וֶֽחְיֵ֑ה וְאִם־אֵֽינְךָ֣ מֵשִׁ֗יב דַּ֚ע כִּי־מ֣וֹת תָּמ֔וּת אַתָּ֖ה וְכָל־אֲשֶׁר־לָֽךְ׃
Şimdi adamın karısını geri ver. Çünkü o bir peygamberdir; senin için dua eder ve yaşarsın. Geri vermezsen kesinlikle öleceğini bil; sen ve sana ait olan herkes.”
Bereşit 21:23
Veata hişavea li velohim hena im tişkor li ulenini ulenehdi kahesed aşer asiti imeha taase imadi veim haarets aşer garta bah.
וְעַתָּ֗ה הִשָּׁ֨בְעָה לִּ֤י בֵֽאלֹהִים֙ הֵ֔נָּה אִם־תִּשְׁקֹ֣ר לִ֔י וּלְנִינִ֖י וּלְנֶכְדִּ֑י כַּחֶ֜סֶד אֲשֶׁר־עָשִׂ֤יתִי עִמְּךָ֙ תַּעֲשֶׂ֣ה עִמָּדִ֔י וְעִם־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־גַּ֥רְתָּה בָּֽהּ׃
Şimdi burada Tanrı adına bana ant iç: Bana, oğluma ve torunuma hainlik etmeyeceksin. Ben sana nasıl iyilik gösterdiysem sen de bana ve yabancı olarak yaşadığın ülkeye öyle davranacaksın.”
Bereşit 23:8
Vayedaber itam lemor im yeş et nafşehem likbor et meti milefanay şemauni ufigu li beefron ben tsohar.
וַיְדַבֵּ֥ר אִתָּ֖ם לֵאמֹ֑ר אִם־יֵ֣שׁ אֶֽת־נַפְשְׁכֶ֗ם לִקְבֹּ֤ר אֶת־מֵתִי֙ מִלְּפָנַ֔י שְׁמָע֕וּנִי וּפִגְעוּ־לִ֖י בְּעֶפְר֥וֹן בֶּן־צֹֽחַר׃
Onlara şöyle dedi: “Ölümü önümden kaldırıp gömmemi kabul ediyorsanız beni dinleyin. Tsohar’ın oğlu Efron’a benim için ricada bulunun.
Bereşit 23:13
Vayedaber el efron beozne am haarets lemor ah im ata lu şemaeni natati kesef hasade kah mimeni veekbera et meti şama.
וַיְדַבֵּ֨ר אֶל־עֶפְר֜וֹן בְּאָזְנֵ֤י עַם־הָאָ֙רֶץ֙ לֵאמֹ֔ר אַ֛ךְ אִם־אַתָּ֥ה ל֖וּ שְׁמָעֵ֑נִי נָתַ֜תִּי כֶּ֤סֶף הַשָּׂדֶה֙ קַ֣ח מִמֶּ֔נִּי וְאֶקְבְּרָ֥ה אֶת־מֵתִ֖י שָֽׁמָּה׃
Ülke halkının duyacağı biçimde Efron’a, “Ama lütfen beni dinle” dedi. “Tarlanın parasını veriyorum. Benden kabul et de ölümü oraya gömeyim.”
Bereşit 24:8
Veim lo tove haişa lalehet ahareha venikita mişevuati zot rak et beni lo taşev şama.
וְאִם־לֹ֨א תֹאבֶ֤ה הָֽאִשָּׁה֙ לָלֶ֣כֶת אַחֲרֶ֔יךָ וְנִקִּ֕יתָ מִשְּׁבֻעָתִ֖י זֹ֑את רַ֣ק אֶת־בְּנִ֔י לֹ֥א תָשֵׁ֖ב שָֽׁמָּה׃
Kadın seninle gelmek istemezse bana ettiğin bu anttan sorumlu olmayacaksın. Yalnız oğlumu oraya geri götürme.”
Bereşit 24:19
Vatehal lehaşkoto vatomer gam ligmaleha eşav ad im kilu liştot.
וַתְּכַ֖ל לְהַשְׁקֹת֑וֹ וַתֹּ֗אמֶר גַּ֤ם לִגְמַלֶּ֙יךָ֙ אֶשְׁאָ֔ב עַ֥ד אִם־כִּלּ֖וּ לִשְׁתֹּֽת׃
Ona içirmeyi bitirince, “Develerin için de, içmeyi bitirinceye kadar su çekeceğim” dedi.
Bereşit 24:21
Vehaiş miştae lah mahariş ladaat hahitsliah Adonay darko im lo.
וְהָאִ֥ישׁ מִשְׁתָּאֵ֖ה לָ֑הּ מַחֲרִ֕ישׁ לָדַ֗עַת הַֽהִצְלִ֧יחַ יְהוָ֛ה דַּרְכּ֖וֹ אִם־לֹֽא׃
Adam, Adonay’ın yolculuğunu başarıya ulaştırıp ulaştırmadığını anlamak için sessizce onu dikkatle izliyordu.
Bereşit 24:33
Vayusam lefanav leehol vayomer lo ohal ad im dibarti devaray vayomer daber.
ויישם [וַיּוּשַׂ֤ם] לְפָנָיו֙ לֶאֱכֹ֔ל וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֹכַ֔ל עַ֥ד אִם־דִּבַּ֖רְתִּי דְּבָרָ֑י וַיֹּ֖אמֶר דַּבֵּֽר׃
Önüne yemek kondu. Ama o, “Söyleyeceklerimi söylemeden yemeyeceğim” dedi. Lavan, “Söyle” dedi.
Bereşit 24:38
İm lo el bet avi teleh veel mişpahti velakahta işa livni.
אִם־לֹ֧א אֶל־בֵּית־אָבִ֛י תֵּלֵ֖ךְ וְאֶל־מִשְׁפַּחְתִּ֑י וְלָקַחְתָּ֥ אִשָּׁ֖ה לִבְנִֽי׃
Babamın evine, ailemin yanına gidecek ve oğluma bir eş alacaksın.’
Bereşit 24:41
Az tinake mealati ki tavo el mişpahti veim lo yitenu lah vehayita naki mealati.
אָ֤ז תִּנָּקֶה֙ מֵאָ֣לָתִ֔י כִּ֥י תָב֖וֹא אֶל־מִשְׁפַּחְתִּ֑י וְאִם־לֹ֤א יִתְּנוּ֙ לָ֔ךְ וְהָיִ֥יתָ נָקִ֖י מֵאָלָתִֽי׃
Ailemin yanına vardığında ant yükümlülüğünden kurtulacaksın. Sana kızı vermezlerse bana ettiğin anttan sorumlu olmayacaksın.’
Bereşit 24:42
Vaavo hayom el haayin vaomar Adonay elohe adoni avraham im yeşha na matsliah darki aşer anohi holeh aleha.
וָאָבֹ֥א הַיּ֖וֹם אֶל־הָעָ֑יִן וָאֹמַ֗ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אִם־יֶשְׁךָ־נָּא֙ מַצְלִ֣יחַ דַּרְכִּ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י הֹלֵ֥ךְ עָלֶֽיהָ׃
Bugün pınarın başına geldim ve şöyle dedim: ‘Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay! Lütfen gittiğim bu yolu başarılı kılacaksan,
Bereşit 24:49
Bu ayette 2 eşleşme
Veata im yeşhem osim hesed veemet et adoni hagidu li veim lo hagidu li veefne al yamin o al semol.
וְ֠עַתָּה אִם־יֶשְׁכֶ֨ם עֹשִׂ֜ים חֶ֧סֶד וֶֽאֱמֶ֛ת אֶת־אֲדֹנִ֖י הַגִּ֣ידוּ לִ֑י וְאִם־לֹ֕א הַגִּ֣ידוּ לִ֔י וְאֶפְנֶ֥ה עַל־יָמִ֖ין א֥וֹ עַל־שְׂמֹֽאל׃
Şimdi efendime iyilik ve sadakat gösterecekseniz bana söyleyin. Göstermeyecekseniz onu da söyleyin ki sağa ya da sola yöneleyim.”
Bereşit 25:22
Vayitrotsatsu habanim bekirbah vatomer im ken lama ze anohi vateleh lidroş et Adonay.
וַיִּתְרֹֽצֲצ֤וּ הַבָּנִים֙ בְּקִרְבָּ֔הּ וַתֹּ֣אמֶר אִם־כֵּ֔ן לָ֥מָּה זֶּ֖ה אָנֹ֑כִי וַתֵּ֖לֶךְ לִדְרֹ֥שׁ אֶת־יְהוָֽה׃
Çocuklar onun içinde birbirleriyle itişiyordu. Rivka, “Böyleyse neden bu haldeyim?” dedi ve Adonay’a danışmaya gitti.
Bereşit 26:29
İm taase imanu raa kaaşer lo negaanuha vehaaşer asinu imeha rak tov vaneşalehaha beşalom ata ata beruh Adonay.
אִם־תַּעֲשֵׂ֨ה עִמָּ֜נוּ רָעָ֗ה כַּאֲשֶׁר֙ לֹ֣א נְגַֽעֲנ֔וּךָ וְכַאֲשֶׁ֨ר עָשִׂ֤ינוּ עִמְּךָ֙ רַק־ט֔וֹב וַנְּשַׁלֵּֽחֲךָ֖ בְּשָׁל֑וֹם אַתָּ֥ה עַתָּ֖ה בְּר֥וּךְ יְהוָֽה׃
Biz sana dokunmadığımız, sana yalnız iyilik yaptığımız ve seni esenlikle gönderdiğimiz gibi sen de bize kötülük yapma. Sen artık Adonay’ın kutsadığı birisin.”
Bereşit 27:21
Vayomer yitshak el yaakov geşa na vaamuşeha beni haata ze beni esav im lo.
וַיֹּ֤אמֶר יִצְחָק֙ אֶֽל־יַעֲקֹ֔ב גְּשָׁה־נָּ֥א וַאֲמֻֽשְׁךָ֖ בְּנִ֑י הַֽאַתָּ֥ה זֶ֛ה בְּנִ֥י עֵשָׂ֖ו אִם־לֹֽא׃
Yitshak, Yaakov’a, “Lütfen yaklaş da sana dokunayım, oğlum” dedi. “Gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin, anlayayım.”
Bereşit 27:46
Vatomer rivka el yitshak katsti vehayay mipene benot het im lokeah yaakov işa mibenot het kaele mibenot haarets lama li hayim.
וַתֹּ֤אמֶר רִבְקָה֙ אֶל־יִצְחָ֔ק קַ֣צְתִּי בְחַיַּ֔י מִפְּנֵ֖י בְּנ֣וֹת חֵ֑ת אִם־לֹקֵ֣חַ יַ֠עֲקֹב אִשָּׁ֨ה מִבְּנֽוֹת־חֵ֤ת כָּאֵ֙לֶּה֙ מִבְּנ֣וֹת הָאָ֔רֶץ לָ֥מָּה לִּ֖י חַיִּֽים׃
Rivka, Yitshak’a, “Het kızları yüzünden yaşamaktan bezdim” dedi. “Yaakov da bu ülkenin kızlarından, bunlar gibi Het kızlarından birini eş alırsa yaşamın benim için ne anlamı kalır?”
Bereşit 28:15
Vehine anohi imah uşemartiha behol aşer teleh vahaşivotiha el haadama hazot ki lo eezaveha ad aşer im asiti et aşer dibarti lah.
וְהִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י עִמָּ֗ךְ וּשְׁמַרְתִּ֙יךָ֙ בְּכֹ֣ל אֲשֶׁר־תֵּלֵ֔ךְ וַהֲשִׁ֣בֹתִ֔יךָ אֶל־הָאֲדָמָ֖ה הַזֹּ֑את כִּ֚י לֹ֣א אֶֽעֱזָבְךָ֔ עַ֚ד אֲשֶׁ֣ר אִם־עָשִׂ֔יתִי אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבַּ֖רְתִּי לָֽךְ׃
İşte, ben seninleyim. Gittiğin her yerde seni koruyacak ve bu toprağa geri getireceğim. Sana söylediklerimi yerine getirinceye kadar seni bırakmayacağım.”
Bereşit 28:20
Vayidar yaakov neder lemor im yihye Elohim imadi uşemarani badereh haze aşer anohi holeh venatan li lehem leehol uveged lilboş.
וַיִּדַּ֥ר יַעֲקֹ֖ב נֶ֣דֶר לֵאמֹ֑ר אִם־יִהְיֶ֨ה אֱלֹהִ֜ים עִמָּדִ֗י וּשְׁמָרַ֙נִי֙ בַּדֶּ֤רֶךְ הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר אָנֹכִ֣י הוֹלֵ֔ךְ וְנָֽתַן־לִ֥י לֶ֛חֶם לֶאֱכֹ֖ל וּבֶ֥גֶד לִלְבֹּֽשׁ׃
Yaakov şöyle adakta bulundu: “Tanrı benimle olur, çıktığım bu yolculukta beni korur, bana yiyecek ekmek ve giyecek giysi verirse,
Bereşit 30:1
Vatere rahel ki lo yaleda leyaakov vatekane rahel baahotah vatomer el yaakov hava li vanim veim ayin meta anohi.
וַתֵּ֣רֶא רָחֵ֗ל כִּ֣י לֹ֤א יָֽלְדָה֙ לְיַעֲקֹ֔ב וַתְּקַנֵּ֥א רָחֵ֖ל בַּאֲחֹתָ֑הּ וַתֹּ֤אמֶר אֶֽל־יַעֲקֹב֙ הָֽבָה־לִּ֣י בָנִ֔ים וְאִם־אַ֖יִן מֵתָ֥ה אָנֹֽכִי׃
Rahel, Yaakov’a çocuk doğuramadığını görünce ablasını kıskandı. Yaakov’a, “Bana çocuk ver; yoksa öleceğim!” dedi.
Bereşit 30:27
Vayomer elav lavan im na matsati hen beeneha nihaşti vayevaraheni Adonay biglaleha.
וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ לָבָ֔ן אִם־נָ֛א מָצָ֥אתִי חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ נִחַ֕שְׁתִּי וַיְבָרֲכֵ֥נִי יְהוָ֖ה בִּגְלָלֶֽךָ׃
Lavan ona, “Eğer gözünde beğeni bulduysam, lütfen kal” dedi. “Fal yoluyla anladım ki Adonay senin yüzünden beni kutsadı.”
Bereşit 30:31
Vayomer ma eten lah vayomer yaakov lo titen li meuma im taase li hadavar haze aşuva ere tsoneha eşmor.
וַיֹּ֖אמֶר מָ֣ה אֶתֶּן־לָ֑ךְ וַיֹּ֤אמֶר יַעֲקֹב֙ לֹא־תִתֶּן־לִ֣י מְא֔וּמָה אִם־תַּֽעֲשֶׂה־לִּי֙ הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה אָשׁ֛וּבָה אֶרְעֶ֥ה צֹֽאנְךָ֖ אֶשְׁמֹֽר׃
Lavan, “Sana ne vereyim?” diye sordu. Yaakov şöyle dedi: “Bana bir şey vermene gerek yok. Şu dediğimi yaparsan sürünü yeniden güder, korurum.
Bereşit 31:8
Bu ayette 2 eşleşme
İm ko yomar nekudim yihye sehareha veyaledu hol hatson nekudim veim ko yomar akudim yihye sehareha veyaledu hol hatson akudim.
אִם־כֹּ֣ה יֹאמַ֗ר נְקֻדִּים֙ יִהְיֶ֣ה שְׂכָרֶ֔ךָ וְיָלְד֥וּ כָל־הַצֹּ֖אן נְקֻדִּ֑ים וְאִם־כֹּ֣ה יֹאמַ֗ר עֲקֻדִּים֙ יִהְיֶ֣ה שְׂכָרֶ֔ךָ וְיָלְד֥וּ כָל־הַצֹּ֖אן עֲקֻדִּֽים׃
‘Ücretin benekliler olacak’ dediğinde bütün sürü benekli yavrular doğuruyordu. ‘Ücretin çizgililer olacak’ dediğinde de bütün sürü çizgili yavrular doğuruyordu.
Bereşit 31:50
Bu ayette 2 eşleşme
İm teane et benotay veim tikah naşim al benotay en iş imanu ree Elohim ed beni uveneha.
אִם־תְּעַנֶּ֣ה אֶת־בְּנֹתַ֗י וְאִם־תִּקַּ֤ח נָשִׁים֙ עַל־בְּנֹתַ֔י אֵ֥ין אִ֖ישׁ עִמָּ֑נוּ רְאֵ֕ה אֱלֹהִ֥ים עֵ֖ד בֵּינִ֥י וּבֵינֶֽךָ׃
“Kızlarıma kötü davranır ya da onların üzerine başka eşler alırsan, yanımızda kimse bulunmasa da unutma: Tanrı seninle benim aramda tanıktır.”
Bereşit 31:52
Bu ayette 2 eşleşme
Ed hagal haze veeda hamatseva im ani lo eevor eleha et hagal haze veim ata lo taavor elay et hagal haze veet hamatseva hazot leraa.
עֵ֚ד הַגַּ֣ל הַזֶּ֔ה וְעֵדָ֖ה הַמַּצֵּבָ֑ה אִם־אָ֗נִי לֹֽא־אֶֽעֱבֹ֤ר אֵלֶ֙יךָ֙ אֶת־הַגַּ֣ל הַזֶּ֔ה וְאִם־אַ֠תָּה לֹא־תַעֲבֹ֨ר אֵלַ֜י אֶת־הַגַּ֥ל הַזֶּ֛ה וְאֶת־הַמַּצֵּבָ֥ה הַזֹּ֖את לְרָעָֽה׃
“Bu yığın tanık, bu anıt da tanık olsun: Ben sana kötülük etmek için bu yığını geçmeyeceğim; sen de bana kötülük etmek için bu yığını ve bu anıtı geçmeyeceksin.
Bereşit 32:9
Vayomer im yavo esav el hamahane haahat vehikau vehaya hamahane hanişar lifleta.
וַיֹּ֕אמֶר אִם־יָב֥וֹא עֵשָׂ֛ו אֶל־הַמַּחֲנֶ֥ה הָאַחַ֖ת וְהִכָּ֑הוּ וְהָיָ֛ה הַמַּחֲנֶ֥ה הַנִּשְׁאָ֖ר לִפְלֵיטָֽה׃
“Esav bir kampa gelip saldırırsa öteki kamp kurtulabilir” dedi.
Bereşit 33:10
Vayomer yaakov al na im na matsati hen beeneha velakahta minhati miyadi ki al ken raiti faneha kirot pene Elohim vatirtseni.
וַיֹּ֣אמֶר יַעֲקֹ֗ב אַל־נָא֙ אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ וְלָקַחְתָּ֥ מִנְחָתִ֖י מִיָּדִ֑י כִּ֣י עַל־כֵּ֞ן רָאִ֣יתִי פָנֶ֗יךָ כִּרְאֹ֛ת פְּנֵ֥י אֱלֹהִ֖ים וַתִּרְצֵֽנִי׃
Yaakov, “Lütfen, hayır!” dedi. “Gözünde beğeni bulduysam armağanımı elimden kabul et. Çünkü senin yüzünü görmek, Tanrı’nın meleğinin yüzünü görmek gibi oldu; beni hoş karşıladın.
Bereşit 34:15
Ah bezot neot lahem im tihyu hamonu lehimol lahem kol zahar.
אַךְ־בְּזֹ֖את נֵא֣וֹת לָכֶ֑ם אִ֚ם תִּהְי֣וּ כָמֹ֔נוּ לְהִמֹּ֥ל לָכֶ֖ם כָּל־זָכָֽר׃
Ancak şu koşulla size razı oluruz: Siz de bizim gibi olacak, aranızdaki her erkeği sünnet edeceksiniz.
Bereşit 34:17
Veim lo tişmeu elenu lehimol velakahnu et bitenu vehalahenu.
וְאִם־לֹ֧א תִשְׁמְע֛וּ אֵלֵ֖ינוּ לְהִמּ֑וֹל וְלָקַ֥חְנוּ אֶת־בִּתֵּ֖נוּ וְהָלָֽכְנוּ׃
Bizi dinleyip sünnet olmazsanız kızımızı alıp gideriz.”
Bereşit 37:8
Vayomeru lo ehav hamaloh timloh alenu im maşol timşol banu vayosifu od seno oto al halomotav veal devarav.
וַיֹּ֤אמְרוּ לוֹ֙ אֶחָ֔יו הֲמָלֹ֤ךְ תִּמְלֹךְ֙ עָלֵ֔ינוּ אִם־מָשׁ֥וֹל תִּמְשֹׁ֖ל בָּ֑נוּ וַיּוֹסִ֤פוּ עוֹד֙ שְׂנֹ֣א אֹת֔וֹ עַל־חֲלֹמֹתָ֖יו וְעַל־דְּבָרָֽיו׃
Kardeşleri ona, “Sen gerçekten üzerimize kral mı olacaksın? Bize hüküm mü süreceksin?” dediler. Rüyalarından ve sözlerinden dolayı ondan daha da çok nefret ettiler.
Bereşit 37:32
Vayeşalehu et ketonet hapasim vayaviu el avihem vayomeru zot matsanu haker na haketonet binha hi im lo.
וַֽיְשַׁלְּח֞וּ אֶת־כְּתֹ֣נֶת הַפַּסִּ֗ים וַיָּבִ֙יאוּ֙ אֶל־אֲבִיהֶ֔ם וַיֹּאמְר֖וּ זֹ֣את מָצָ֑אנוּ הַכֶּר־נָ֗א הַכְּתֹ֧נֶת בִּנְךָ֛ הִ֖וא אִם־לֹֽא׃
Süslü entariyi babalarına gönderip ulaştırdılar. “Bunu bulduk” dediler. “Bir bak, oğlunun entarisi mi, değil mi?”
Bereşit 38:9
Vayeda onan ki lo lo yihye hazara vehaya im ba el eşet ahiv veşihet artsa levilti netan zera leahiv.
וַיֵּ֣דַע אוֹנָ֔ן כִּ֛י לֹּ֥א ל֖וֹ יִהְיֶ֣ה הַזָּ֑רַע וְהָיָ֞ה אִם־בָּ֨א אֶל־אֵ֤שֶׁת אָחִיו֙ וְשִׁחֵ֣ת אַ֔רְצָה לְבִלְתִּ֥י נְתָן־זֶ֖רַע לְאָחִֽיו׃
Onan, doğacak soyun kendisine ait sayılmayacağını biliyordu. Bu yüzden kardeşinin eşiyle birlikte olduğunda kardeşine soy vermemek için menisini yere boşaltıyordu.
Bereşit 38:17
Vayomer anohi aşalah gedi izim min hatson vatomer im titen eravon ad şaleheha.
וַיֹּ֕אמֶר אָנֹכִ֛י אֲשַׁלַּ֥ח גְּדִֽי־עִזִּ֖ים מִן־הַצֹּ֑אן וַתֹּ֕אמֶר אִם־תִּתֵּ֥ן עֵרָב֖וֹן עַ֥ד שָׁלְחֶֽךָ׃
“Sürüden bir oğlak gönderirim” dedi. Tamar, “Gönderinceye kadar bir rehin verirsen olur” diye cevap verdi.
Bereşit 42:15
Bezot tibahenu he faro im tetseu mize ki im bevo ahihem hakaton hena.
בְּזֹ֖את תִּבָּחֵ֑נוּ חֵ֤י פַרְעֹה֙ אִם־תֵּצְא֣וּ מִזֶּ֔ה כִּ֧י אִם־בְּב֛וֹא אֲחִיכֶ֥ם הַקָּטֹ֖ן הֵֽנָּה׃
“Sizi şöyle sınayacağım: Firavun’un yaşamı üzerine yemin ederim, en küçük kardeşiniz buraya gelmedikçe buradan çıkamayacaksınız.
Bereşit 42:16
Şilhu mikem ehad veyikah et ahihem veatem heaseru veyibahanu divrehem haemet itehem veim lo he faro ki meragelim atem.
שִׁלְח֨וּ מִכֶּ֣ם אֶחָד֮ וְיִקַּ֣ח אֶת־אֲחִיכֶם֒ וְאַתֶּם֙ הֵאָ֣סְר֔וּ וְיִבָּֽחֲנוּ֙ דִּבְרֵיכֶ֔ם הַֽאֱמֶ֖ת אִתְּכֶ֑ם וְאִם־לֹ֕א חֵ֣י פַרְעֹ֔ה כִּ֥י מְרַגְּלִ֖ים אַתֶּֽם׃
İçinizden birini gönderin, kardeşinizi getirsin. Siz tutuklu kalacaksınız. Söyledikleriniz sınanacak, doğru söyleyip söylemediğiniz anlaşılacak. Doğru değilse, Firavun’un yaşamı üzerine yemin ederim, siz casussunuz!”
Bereşit 42:19
İm kenim atem ahihem ehad yeaser bevet mişmarhem veatem lehu haviu şever raavon batehem.
אִם־כֵּנִ֣ים אַתֶּ֔ם אֲחִיכֶ֣ם אֶחָ֔ד יֵאָסֵ֖ר בְּבֵ֣ית מִשְׁמַרְכֶ֑ם וְאַתֶּם֙ לְכ֣וּ הָבִ֔יאוּ שֶׁ֖בֶר רַעֲב֥וֹן בָּתֵּיכֶֽם׃
Dürüst insanlarsanız, kardeşlerinizden biri tutulduğunuz yerde tutuklu kalsın. Siz gidip aç kalan ev halklarınıza tahıl götürün.
Bereşit 42:37
Vayomer reuven el aviv lemor et şene vanay tamit im lo avienu eleha tena oto al yadi vaani aşivenu eleha.
וַיֹּ֤אמֶר רְאוּבֵן֙ אֶל־אָבִ֣יו לֵאמֹ֔ר אֶת־שְׁנֵ֤י בָנַי֙ תָּמִ֔ית אִם־לֹ֥א אֲבִיאֶ֖נּוּ אֵלֶ֑יךָ תְּנָ֤ה אֹתוֹ֙ עַל־יָדִ֔י וַאֲנִ֖י אֲשִׁיבֶ֥נּוּ אֵלֶֽיךָ׃
Reuven babasına, “Onu sana geri getirmezsem iki oğlumu öldürebilirsin” dedi. “Onu bana emanet et; sana geri getireceğim.”
Bereşit 43:4
İm yeşha meşaleah et ahinu itanu nereda venişbera leha ohel.
אִם־יֶשְׁךָ֛ מְשַׁלֵּ֥חַ אֶת־אָחִ֖ינוּ אִתָּ֑נוּ נֵרְדָ֕ה וְנִשְׁבְּרָ֥ה לְךָ֖ אֹֽכֶל׃
Kardeşimizi bizimle gönderirsen iner, sana yiyecek satın alırız.
Bereşit 43:5
Veim eneha meşaleah lo nered ki haiş amar elenu lo tiru fanay bilti ahihem itehem.
וְאִם־אֵינְךָ֥ מְשַׁלֵּ֖חַ לֹ֣א נֵרֵ֑ד כִּֽי־הָאִ֞ישׁ אָמַ֤ר אֵלֵ֙ינוּ֙ לֹֽא־תִרְא֣וּ פָנַ֔י בִּלְתִּ֖י אֲחִיכֶ֥ם אִתְּכֶֽם׃
Ama göndermezsen inmeyiz. Çünkü adam bize, ‘Kardeşiniz yanınızda olmadan karşıma çıkmayın!’ dedi.”
Kelimenin yapısı ve biçimleri
Dilbilgisel ve sözlüksel ayrıntılar
Yazılı biçimler
Türkçe okunuş biçimleri
Dilbilgisel yapılar
- bağlaç (154 kullanım)
Teknik kod
HC - bağlaç + bağlaç (142 kullanım)
Teknik kod
HC/C - soru parçacığı + bağlaç (1 kullanım)
Teknik kod
HTi/C
Veri ve yöntem
Kelime türü teknik kodu: T
Morfoloji ve temel kelime verisi OSHB ile Open Scriptures Hebrew Lexicon’dan gelir. Türkçe anlam, UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak anlamlarından hazırlanır ve yalnız editoryal doğrulamadan sonra ana sayfa akışında gösterilir.