İçeriğe geç

TORA KELİME DİZİNİ

בא

Bu yazılı biçim Tora’da 59 kez, 59 ayette geçer.

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit24 kullanım24 ayet
  • Şemot15 kullanım15 ayet
  • Vayikra1 kullanım1 ayet
  • Bamidbar6 kullanım6 ayet
  • Devarim13 kullanım13 ayet

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Lemma בּוֹא

Kök — שורש (şoreş, kök) בוא

Biçim: fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil

Bu çözümleme: 24 kullanım

Teknik kodHVqp3ms

Lemma בּוֹא

Kök — שורש (şoreş, kök) בוא

Biçim: fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi

Bu çözümleme: 21 kullanım

Teknik kodHVqrmsa

Lemma בּוֹא

Kök — שורש (şoreş, kök) בוא

Biçim: fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil

Bu çözümleme: 8 kullanım

Teknik kodHVqv2ms

Lemma בּוֹא

Kök — שורש (şoreş, kök) בוא

Biçim: fiil, Kal, mastar yapılı

Bu çözümleme: 5 kullanım

Teknik kodHVqc

Lemma בּוֹא

Kök — שורש (şoreş, kök) בוא

Biçim: fiil, Kal, mastar mutlak

Bu çözümleme: 1 kullanım

Teknik kodHVqa

Morfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.

Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök), lemma ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik kökü veya okunuş eşleşmesini tahmin etmez.

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 6:13

    וַיֹּ֨אמֶר אֱלֹהִ֜ים לְנֹ֗חַ קֵ֤ץ כָּל־בָּשָׂר֙ בָּ֣א לְפָנַ֔י כִּֽי־מָלְאָ֥ה הָאָ֛רֶץ חָמָ֖ס מִפְּנֵיהֶ֑ם וְהִנְנִ֥י מַשְׁחִיתָ֖ם אֶת־הָאָֽרֶץ׃

    Tanrı Noah’a şöyle dedi: “Bütün canlıların sonu önüme geldi; çünkü onların yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. İşte, onları yeryüzüyle birlikte yok edeceğim.

  2. Bereşit 7:1

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ לְנֹ֔חַ בֹּֽא־אַתָּ֥ה וְכָל־בֵּיתְךָ֖ אֶל־הַתֵּבָ֑ה כִּֽי־אֹתְךָ֥ רָאִ֛יתִי צַדִּ֥יק לְפָנַ֖י בַּדּ֥וֹר הַזֶּֽה׃

    Adonay Noah’a şöyle dedi: “Sen ve bütün ev halkın gemiye girin. Çünkü bu kuşakta seni önümde dürüst buldum.

  3. Bereşit 7:13

    בְּעֶ֨צֶם הַיּ֤וֹם הַזֶּה֙ בָּ֣א נֹ֔חַ וְשֵׁם־וְחָ֥ם וָיֶ֖פֶת בְּנֵי־נֹ֑חַ וְאֵ֣שֶׁת נֹ֗חַ וּשְׁלֹ֧שֶׁת נְשֵֽׁי־בָנָ֛יו אִתָּ֖ם אֶל־הַתֵּבָֽה׃

    Tam o gün Noah, Noah’ın oğulları Şem, Ham ve Yefet, Noah’ın karısı ve oğullarının üç karısı onlarla birlikte gemiye girdiler.

  4. Bereşit 14:5

    וּבְאַרְבַּע֩ עֶשְׂרֵ֨ה שָׁנָ֜ה בָּ֣א כְדָרְלָעֹ֗מֶר וְהַמְּלָכִים֙ אֲשֶׁ֣ר אִתּ֔וֹ וַיַּכּ֤וּ אֶת־רְפָאִים֙ בְּעַשְׁתְּרֹ֣ת קַרְנַ֔יִם וְאֶת־הַזּוּזִ֖ים בְּהָ֑ם וְאֵת֙ הָֽאֵימִ֔ים בְּשָׁוֵ֖ה קִרְיָתָֽיִם׃

    On dördüncü yılda Kedorlaomer ve yanındaki krallar geldiler. Aşterot-Karnayim’de Refaim’i, Ham’da Zuzim’i, Şave-Kiryatayim’de Emim’i,

  5. Bereşit 16:2

    וַתֹּ֨אמֶר שָׂרַ֜י אֶל־אַבְרָ֗ם הִנֵּה־נָ֞א עֲצָרַ֤נִי יְהוָה֙ מִלֶּ֔דֶת בֹּא־נָא֙ אֶל־שִׁפְחָתִ֔י אוּלַ֥י אִבָּנֶ֖ה מִמֶּ֑נָּה וַיִּשְׁמַ֥ע אַבְרָ֖ם לְק֥וֹל שָׂרָֽי׃

    Saray Avram’a, “Adonay benim doğurmamı engelledi” dedi. “Lütfen cariyemle birlikte ol; belki onun aracılığıyla çocuk sahibi olurum.” Avram Saray’ın sözünü dinledi.

  6. Bereşit 19:9

    וַיֹּאמְר֣וּ ׀ גֶּשׁ־הָ֗לְאָה וַיֹּֽאמְרוּ֙ הָאֶחָ֤ד בָּֽא־לָגוּר֙ וַיִּשְׁפֹּ֣ט שָׁפ֔וֹט עַתָּ֕ה נָרַ֥ע לְךָ֖ מֵהֶ֑ם וַיִּפְצְר֨וּ בָאִ֤ישׁ בְּלוֹט֙ מְאֹ֔ד וַֽיִּגְּשׁ֖וּ לִשְׁבֹּ֥ר הַדָּֽלֶת׃

    “Çekil şuradan!” dediler. “Bu adam yabancı olarak geldi, şimdi başımıza yargıç kesiliyor! Sana onlardan daha kötüsünü yapacağız.” Lot’a şiddetle yüklendiler ve kapıyı kırmak için yaklaştılar.

  7. Bereşit 19:23

    הַשֶּׁ֖מֶשׁ יָצָ֣א עַל־הָאָ֑רֶץ וְל֖וֹט בָּ֥א צֹֽעֲרָה׃

    Lot Tsoar’a vardığında güneş yeryüzüne doğmuştu.

  8. Bereşit 24:1

    וְאַבְרָהָ֣ם זָקֵ֔ן בָּ֖א בַּיָּמִ֑ים וַֽיהוָ֛ה בֵּרַ֥ךְ אֶת־אַבְרָהָ֖ם בַּכֹּֽל׃

    Avraam yaşlanmış, ileri yaşlara ulaşmıştı. Adonay, Avraam’ı her bakımdan kutsamıştı.

  9. Bereşit 24:62

    וְיִצְחָק֙ בָּ֣א מִבּ֔וֹא בְּאֵ֥ר לַחַ֖י רֹאִ֑י וְה֥וּא יוֹשֵׁ֖ב בְּאֶ֥רֶץ הַנֶּֽגֶב׃

    Yitshak, Beer-Lahay-Roi tarafından geliyordu. Negev ülkesinde yaşıyordu.

  10. Bereşit 27:30

    וַיְהִ֗י כַּאֲשֶׁ֨ר כִּלָּ֣ה יִצְחָק֮ לְבָרֵ֣ךְ אֶֽת־יַעֲקֹב֒ וַיְהִ֗י אַ֣ךְ יָצֹ֤א יָצָא֙ יַעֲקֹ֔ב מֵאֵ֥ת פְּנֵ֖י יִצְחָ֣ק אָבִ֑יו וְעֵשָׂ֣ו אָחִ֔יו בָּ֖א מִצֵּידֽוֹ׃

    Yitshak, Yaakov’u kutsamayı bitirmiş, Yaakov babası Yitshak’ın yanından daha yeni ayrılmıştı ki kardeşi Esav avdan döndü.

  11. Bereşit 27:35

    וַיֹּ֕אמֶר בָּ֥א אָחִ֖יךָ בְּמִרְמָ֑ה וַיִּקַּ֖ח בִּרְכָתֶֽךָ׃

    Yitshak, “Kardeşin hileyle geldi ve sana vereceğim bereketi aldı” dedi.

  12. Bereşit 28:11

    וַיִּפְגַּ֨ע בַּמָּק֜וֹם וַיָּ֤לֶן שָׁם֙ כִּי־בָ֣א הַשֶּׁ֔מֶשׁ וַיִּקַּח֙ מֵאַבְנֵ֣י הַמָּק֔וֹם וַיָּ֖שֶׂם מְרַֽאֲשֹׁתָ֑יו וַיִּשְׁכַּ֖ב בַּמָּק֥וֹם הַהֽוּא׃

    Bir yere vardı ve güneş battığı için orada geceledi. Oradaki taşlardan alıp başının yanına koydu ve o yerde yattı.

  13. Bereşit 30:3

    וַתֹּ֕אמֶר הִנֵּ֛ה אֲמָתִ֥י בִלְהָ֖ה בֹּ֣א אֵלֶ֑יהָ וְתֵלֵד֙ עַל־בִּרְכַּ֔י וְאִבָּנֶ֥ה גַם־אָנֹכִ֖י מִמֶּֽנָּה׃

    Rahel, “İşte hizmetkârım Bilha” dedi. “Onunla birlikte ol. Benim dizlerimin üzerine doğursun; böylece onun aracılığıyla benim de çocuklarım olsun.”

  14. Bereşit 30:11

    וַתֹּ֥אמֶר לֵאָ֖ה בגד [בָּ֣א] [גָ֑ד] וַתִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ גָּֽד׃

    Lea, “Uğur geldi!” dedi. Ona Gad adını verdi.

  15. Bereşit 33:1

    וַיִּשָּׂ֨א יַעֲקֹ֜ב עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ וְהִנֵּ֣ה עֵשָׂ֣ו בָּ֔א וְעִמּ֕וֹ אַרְבַּ֥ע מֵא֖וֹת אִ֑ישׁ וַיַּ֣חַץ אֶת־הַיְלָדִ֗ים עַל־לֵאָה֙ וְעַל־רָחֵ֔ל וְעַ֖ל שְׁתֵּ֥י הַשְּׁפָחֽוֹת׃

    Yaakov gözlerini kaldırıp baktı. Esav, yanında dört yüz adamla geliyordu. Çocukları Lea’nın, Rahel’in ve iki hizmetkâr kadının yanına ayırdı.

  16. Bereşit 37:19

    וַיֹּאמְר֖וּ אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו הִנֵּ֗ה בַּ֛עַל הַחֲלֹמ֥וֹת הַלָּזֶ֖ה בָּֽא׃

    Birbirlerine, “İşte şu rüyacı geliyor!” dediler.

  17. Bereşit 37:23

    וַֽיְהִ֕י כַּֽאֲשֶׁר־בָּ֥א יוֹסֵ֖ף אֶל־אֶחָ֑יו וַיַּפְשִׁ֤יטוּ אֶת־יוֹסֵף֙ אֶת־כֻּתָּנְתּ֔וֹ אֶת־כְּתֹ֥נֶת הַפַּסִּ֖ים אֲשֶׁ֥ר עָלָֽיו׃

    Yosef kardeşlerinin yanına gelince üzerindeki entariyi, süslü entarisini çıkardılar.

  18. Bereşit 37:30

    וַיָּ֥שָׁב אֶל־אֶחָ֖יו וַיֹּאמַ֑ר הַיֶּ֣לֶד אֵינֶ֔נּוּ וַאֲנִ֖י אָ֥נָה אֲנִי־בָֽא׃

    Kardeşlerinin yanına dönüp, “Çocuk yok!” dedi. “Ben şimdi nereye gideyim?”

  19. Bereşit 38:8

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוּדָה֙ לְאוֹנָ֔ן בֹּ֛א אֶל־אֵ֥שֶׁת אָחִ֖יךָ וְיַבֵּ֣ם אֹתָ֑הּ וְהָקֵ֥ם זֶ֖רַע לְאָחִֽיךָ׃

    Yehuda, Onan’a, “Kardeşinin eşiyle birlikte ol” dedi. “Kayınbiraderlik görevini yerine getir ve kardeşinin soyunu sürdür.”

  20. Bereşit 38:9

    וַיֵּ֣דַע אוֹנָ֔ן כִּ֛י לֹּ֥א ל֖וֹ יִהְיֶ֣ה הַזָּ֑רַע וְהָיָ֞ה אִם־בָּ֨א אֶל־אֵ֤שֶׁת אָחִיו֙ וְשִׁחֵ֣ת אַ֔רְצָה לְבִלְתִּ֥י נְתָן־זֶ֖רַע לְאָחִֽיו׃

    Onan, doğacak soyun kendisine ait sayılmayacağını biliyordu. Bu yüzden kardeşinin eşiyle birlikte olduğunda kardeşine soy vermemek için menisini yere boşaltıyordu.

  21. Bereşit 39:14

    וַתִּקְרָ֞א לְאַנְשֵׁ֣י בֵיתָ֗הּ וַתֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ לֵאמֹ֔ר רְא֗וּ הֵ֥בִיא לָ֛נוּ אִ֥ישׁ עִבְרִ֖י לְצַ֣חֶק בָּ֑נוּ בָּ֤א אֵלַי֙ לִשְׁכַּ֣ב עִמִּ֔י וָאֶקְרָ֖א בְּק֥וֹל גָּדֽוֹל׃

    ev halkını çağırıp onlara şöyle dedi: “Bakın! Kocam bizi aşağılasın diye şu İbrani adamı getirdi. Benimle yatmak için yanıma geldi; ben de yüksek sesle bağırdım.

  22. Bereşit 39:17

    וַתְּדַבֵּ֣ר אֵלָ֔יו כַּדְּבָרִ֥ים הָאֵ֖לֶּה לֵאמֹ֑ר בָּֽא־אֵלַ֞י הָעֶ֧בֶד הָֽעִבְרִ֛י אֲשֶׁר־הֵבֵ֥אתָ לָּ֖נוּ לְצַ֥חֶק בִּֽי׃

    Ona da aynı sözleri söyleyip, “Bize getirdiğin İbrani köle beni aşağılamak için yanıma geldi” dedi.

  23. Bereşit 43:23

    וַיֹּאמֶר֩ שָׁל֨וֹם לָכֶ֜ם אַל־תִּירָ֗אוּ אֱלֹ֨הֵיכֶ֜ם וֵֽאלֹהֵ֤י אֲבִיכֶם֙ נָתַ֨ן לָכֶ֤ם מַטְמוֹן֙ בְּאַמְתְּחֹ֣תֵיכֶ֔ם כַּסְפְּכֶ֖ם בָּ֣א אֵלָ֑י וַיּוֹצֵ֥א אֲלֵהֶ֖ם אֶת־שִׁמְעֽוֹן׃

    Adam, “İçiniz rahat olsun, korkmayın” dedi. “Tanrınız, babanızın Tanrısı, torbalarınıza bir hazine koymuş. Paranız bana ulaştı.” Sonra Şimon’u yanlarına çıkardı.

  24. Bereşit 48:2

    וַיַּגֵּ֣ד לְיַעֲקֹ֔ב וַיֹּ֕אמֶר הִנֵּ֛ה בִּנְךָ֥ יוֹסֵ֖ף בָּ֣א אֵלֶ֑יךָ וַיִּתְחַזֵּק֙ יִשְׂרָאֵ֔ל וַיֵּ֖שֶׁב עַל־הַמִּטָּֽה׃

    Yaakov’a, “Oğlun Yosef seni görmeye geldi” denildi. İsrael gücünü toplayıp yatağında oturdu.

  25. Şemot 2:18

    וַתָּבֹ֕אנָה אֶל־רְעוּאֵ֖ל אֲבִיהֶ֑ן וַיֹּ֕אמֶר מַדּ֛וּעַ מִהַרְתֶּ֥ן בֹּ֖א הַיּֽוֹם׃

    Kızlar babaları Reuel’in yanına gelince babaları, “Bugün neden bu kadar çabuk döndünüz?” diye sordu.

  26. Şemot 3:13

    וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־הָֽאֱלֹהִ֗ים הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֣י בָא֮ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ וְאָמַרְתִּ֣י לָהֶ֔ם אֱלֹהֵ֥י אֲבוֹתֵיכֶ֖ם שְׁלָחַ֣נִי אֲלֵיכֶ֑ם וְאָֽמְרוּ־לִ֣י מַה־שְּׁמ֔וֹ מָ֥ה אֹמַ֖ר אֲלֵהֶֽם׃

    Moşe, Tanrı’ya, “İsrael oğullarına gidip, ‘Atalarınızın Tanrısı beni size gönderdi’ dersem, bana ‘Adı nedir?’ diye soracaklar” dedi. “Onlara ne söyleyeyim?”

  27. Şemot 6:11

    בֹּ֣א דַבֵּ֔ר אֶל־פַּרְעֹ֖ה מֶ֣לֶךְ מִצְרָ֑יִם וִֽישַׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃

    “Git, Mısır kralı Firavun’la konuş; İsrael oğullarını ülkesinden salıversin.”

  28. Şemot 7:26

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git ve ona söyle: ‘Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.

  29. Şemot 9:1

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְדִבַּרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git ve ona söyle: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.

  30. Şemot 10:1

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בֹּ֖א אֶל־פַּרְעֹ֑ה כִּֽי־אֲנִ֞י הִכְבַּ֤דְתִּי אֶת־לִבּוֹ֙ וְאֶת־לֵ֣ב עֲבָדָ֔יו לְמַ֗עַן שִׁתִ֛י אֹתֹתַ֥י אֵ֖לֶּה בְּקִרְבּֽוֹ׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’a git. Çünkü bu işaretlerimi aralarında göstermek için onun ve görevlilerinin yüreklerini ağırlaştırdım.

  31. Şemot 15:19

    כִּ֣י בָא֩ ס֨וּס פַּרְעֹ֜ה בְּרִכְבּ֤וֹ וּבְפָרָשָׁיו֙ בַּיָּ֔ם וַיָּ֧שֶׁב יְהוָ֛ה עֲלֵהֶ֖ם אֶת־מֵ֣י הַיָּ֑ם וּבְנֵ֧י יִשְׂרָאֵ֛ל הָלְכ֥וּ בַיַּבָּשָׁ֖ה בְּת֥וֹךְ הַיָּֽם׃ (פ)

    Çünkü Firavun’un atları, savaş arabaları ve atlıları denize girmişti; Adonay denizin sularını üzerlerine geri döndürmüştü. İsrael oğulları ise denizin ortasında kuru topraktan yürümüştü.

  32. Şemot 17:12

    וִידֵ֤י מֹשֶׁה֙ כְּבֵדִ֔ים וַיִּקְחוּ־אֶ֛בֶן וַיָּשִׂ֥ימוּ תַחְתָּ֖יו וַיֵּ֣שֶׁב עָלֶ֑יהָ וְאַהֲרֹ֨ן וְח֜וּר תָּֽמְכ֣וּ בְיָדָ֗יו מִזֶּ֤ה אֶחָד֙ וּמִזֶּ֣ה אֶחָ֔ד וַיְהִ֥י יָדָ֛יו אֱמוּנָ֖ה עַד־בֹּ֥א הַשָּֽׁמֶשׁ׃

    Moşe’nin elleri ağırlaştı. Bir taş alıp altına koydular; üzerine oturdu. Aaron ile Hur, biri bir yanında, öteki öbür yanında, ellerini desteklediler. Böylece elleri güneş batıncaya kadar sabit kaldı.

  33. Şemot 18:6

    וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה אֲנִ֛י חֹתֶנְךָ֥ יִתְר֖וֹ בָּ֣א אֵלֶ֑יךָ וְאִ֨שְׁתְּךָ֔ וּשְׁנֵ֥י בָנֶ֖יהָ עִמָּֽהּ׃

    Moşe’ye, “Ben, kayınpederin Yitro, sana geliyorum; eşin ve onunla birlikte iki oğlu da yanımda” diye haber gönderdi.

  34. Şemot 18:16

    כִּֽי־יִהְיֶ֨ה לָהֶ֤ם דָּבָר֙ בָּ֣א אֵלַ֔י וְשָׁ֣פַטְתִּ֔י בֵּ֥ין אִ֖ישׁ וּבֵ֣ין רֵעֵ֑הוּ וְהוֹדַעְתִּ֛י אֶת־חֻקֵּ֥י הָאֱלֹהִ֖ים וְאֶת־תּוֹרֹתָֽיו׃

    Bir meseleleri olduğunda bana gelirler. Bir kişiyle komşusu arasında hüküm veririm; Tanrı’nın yasalarını ve öğretilerini bildiririm.”

  35. Şemot 19:9

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י בָּ֣א אֵלֶיךָ֮ בְּעַ֣ב הֶֽעָנָן֒ בַּעֲב֞וּר יִשְׁמַ֤ע הָעָם֙ בְּדַבְּרִ֣י עִמָּ֔ךְ וְגַם־בְּךָ֖ יַאֲמִ֣ינוּ לְעוֹלָ֑ם וַיַּגֵּ֥ד מֹשֶׁ֛ה אֶת־דִּבְרֵ֥י הָעָ֖ם אֶל־יְהוָֽה׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Seninle konuştuğumda halk duysun ve sana da sonsuza dek güvensin diye sana koyu bir bulut içinde geleceğim.” Moşe halkın sözlerini Adonay’a bildirdi.

  36. Şemot 20:17

    וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־הָעָם֮ אַל־תִּירָאוּ֒ כִּ֗י לְבַֽעֲבוּר֙ נַסּ֣וֹת אֶתְכֶ֔ם בָּ֖א הָאֱלֹהִ֑ים וּבַעֲב֗וּר תִּהְיֶ֧ה יִרְאָת֛וֹ עַל־פְּנֵיכֶ֖ם לְבִלְתִּ֥י תֶחֱטָֽאוּ׃

    Moşe halka şöyle dedi: “Korkmayın. Tanrı sizi sınamak ve günah işlememeniz için korkusu önünüzde olsun diye geldi.”

  37. Şemot 22:14

    אִם־בְּעָלָ֥יו עִמּ֖וֹ לֹ֣א יְשַׁלֵּ֑ם אִם־שָׂכִ֣יר ה֔וּא בָּ֖א בִּשְׂכָרֽוֹ׃ (ס)

    Sahibi yanındaysa karşılığını ödemeyecek. Hayvan kiralanmışsa bu, kira bedeline dahildir.

  38. Şemot 22:25

    אִם־חָבֹ֥ל תַּחְבֹּ֖ל שַׂלְמַ֣ת רֵעֶ֑ךָ עַד־בֹּ֥א הַשֶּׁ֖מֶשׁ תְּשִׁיבֶ֥נּוּ לֽוֹ׃

    Komşunun giysisini rehin alırsan güneş batmadan ona geri vereceksin.

  39. Şemot 34:12

    הִשָּׁ֣מֶר לְךָ֗ פֶּן־תִּכְרֹ֤ת בְּרִית֙ לְיוֹשֵׁ֣ב הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֥ר אַתָּ֖ה בָּ֣א עָלֶ֑יהָ פֶּן־יִהְיֶ֥ה לְמוֹקֵ֖שׁ בְּקִרְבֶּֽךָ׃

    Dikkat et, gideceğin ülkenin halkıyla antlaşma yapma; yoksa aranızda bir tuzak olur.

  40. Vayikra 14:48

    וְאִם־בֹּ֨א יָבֹ֜א הַכֹּהֵ֗ן וְרָאָה֙ וְ֠הִנֵּה לֹא־פָשָׂ֤ה הַנֶּ֙גַע֙ בַּבַּ֔יִת אַחֲרֵ֖י הִטֹּ֣חַ אֶת־הַבָּ֑יִת וְטִהַ֤ר הַכֹּהֵן֙ אֶת־הַבַּ֔יִת כִּ֥י נִרְפָּ֖א הַנָּֽגַע׃

    Kâhin gelip incelediğinde ev sıvandıktan sonra belirti yayılmamışsa evin arınmış olduğuna hükmedecek; çünkü belirti iyileşmiştir.

  41. Bamidbar 4:3

    מִבֶּ֨ן שְׁלֹשִׁ֤ים שָׁנָה֙ וָמַ֔עְלָה וְעַ֖ד בֶּן־חֲמִשִּׁ֣ים שָׁנָ֑ה כָּל־בָּא֙ לַצָּבָ֔א לַעֲשׂ֥וֹת מְלָאכָ֖ה בְּאֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃

    Otuz yaşından elli yaşına kadar, Buluşma Çadırı’nda iş görmek üzere hizmete katılan herkesi sayın.

  42. Bamidbar 14:24

    וְעַבְדִּ֣י כָלֵ֗ב עֵ֣קֶב הָֽיְתָ֞ה ר֤וּחַ אַחֶ֙רֶת֙ עִמּ֔וֹ וַיְמַלֵּ֖א אַחֲרָ֑י וַהֲבִֽיאֹתִ֗יו אֶל־הָאָ֙רֶץ֙ אֲשֶׁר־בָּ֣א שָׁ֔מָּה וְזַרְע֖וֹ יוֹרִשֶֽׁנָּה׃

    Ama kulum Kalev’de başka bir ruh vardı ve Beni tüm yüreğiyle izledi. Onu gittiği ülkeye getireceğim; soyu orayı miras alacak.

  43. Bamidbar 21:1

    וַיִּשְׁמַ֞ע הַכְּנַעֲנִ֤י מֶֽלֶךְ־עֲרָד֙ יֹשֵׁ֣ב הַנֶּ֔גֶב כִּ֚י בָּ֣א יִשְׂרָאֵ֔ל דֶּ֖רֶךְ הָאֲתָרִ֑ים וַיִּלָּ֙חֶם֙ בְּיִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּ֥שְׁבְּ ׀ מִמֶּ֖נּוּ שֶֽׁבִי׃

    Negev’de yaşayan Kenaanlı Arad kralı, İsrael’in Atarim yolundan geldiğini duyunca İsrael’le savaştı ve aralarından esir aldı.

  44. Bamidbar 22:36

    וַיִּשְׁמַ֥ע בָּלָ֖ק כִּ֣י בָ֣א בִלְעָ֑ם וַיֵּצֵ֨א לִקְרָאת֜וֹ אֶל־עִ֣יר מוֹאָ֗ב אֲשֶׁר֙ עַל־גְּב֣וּל אַרְנֹ֔ן אֲשֶׁ֖ר בִּקְצֵ֥ה הַגְּבֽוּל׃

    Balak, Bilam’ın geldiğini duyunca sınırın ucundaki Arnon sınırında bulunan Moav şehrine, onu karşılamaya çıktı.

  45. Bamidbar 25:6

    וְהִנֵּ֡ה אִישׁ֩ מִבְּנֵ֨י יִשְׂרָאֵ֜ל בָּ֗א וַיַּקְרֵ֤ב אֶל־אֶחָיו֙ אֶת־הַמִּדְיָנִ֔ית לְעֵינֵ֣י מֹשֶׁ֔ה וּלְעֵינֵ֖י כָּל־עֲדַ֣ת בְּנֵי־יִשְׂרָאֵ֑ל וְהֵ֣מָּה בֹכִ֔ים פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃

    İşte İsraeloğullarından bir adam geldi; Moşe’nin ve bütün İsraeloğulları topluluğunun gözü önünde, Midyanlı bir kadını kardeşlerinin yanına getirdi. Onlar Buluşma Çadırı’nın girişinde ağlıyorlardı.

  46. Bamidbar 32:9

    וַֽיַּעֲל֞וּ עַד־נַ֣חַל אֶשְׁכּ֗וֹל וַיִּרְאוּ֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ וַיָּנִ֕יאוּ אֶת־לֵ֖ב בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל לְבִלְתִּי־בֹא֙ אֶל־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר־נָתַ֥ן לָהֶ֖ם יְהוָֽה׃

    Eşkol Vadisi’ne kadar çıkıp ülkeyi gördüler. Sonra İsraeloğullarının cesaretini kırdılar; böylece Adonay’ın kendilerine verdiği ülkeye girmediler.

  47. Devarim 4:21

    וַֽיהוָ֥ה הִתְאַנֶּף־בִּ֖י עַל־דִּבְרֵיכֶ֑ם וַיִּשָּׁבַ֗ע לְבִלְתִּ֤י עָבְרִי֙ אֶת־הַיַּרְדֵּ֔ן וּלְבִלְתִּי־בֹא֙ אֶל־הָאָ֣רֶץ הַטּוֹבָ֔ה אֲשֶׁר֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ נֹתֵ֥ן לְךָ֖ נַחֲלָֽה׃

    Adonay sizin yüzünüzden bana öfkelendi. Yarden’i geçmeyeceğime ve Tanrın Adonay’ın sana miras olarak verdiği iyi ülkeye girmeyeceğime yemin etti.

  48. Devarim 7:1

    כִּ֤י יְבִֽיאֲךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ אֶל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁר־אַתָּ֥ה בָא־שָׁ֖מָּה לְרִשְׁתָּ֑הּ וְנָשַׁ֣ל גּֽוֹיִם־רַבִּ֣ים ׀ מִפָּנֶ֡יךָ הַֽחִתִּי֩ וְהַגִּרְגָּשִׁ֨י וְהָאֱמֹרִ֜י וְהַכְּנַעֲנִ֣י וְהַפְּרִזִּ֗י וְהַֽחִוִּי֙ וְהַיְבוּסִ֔י שִׁבְעָ֣ה גוֹיִ֔ם רַבִּ֥ים וַעֲצוּמִ֖ים מִמֶּֽךָּ׃

    Tanrın Adonay seni mülk edinmeye gittiğin ülkeye getirdiğinde ve önünden birçok ulusu, senden daha kalabalık ve güçlü yedi ulusu, Hitileri, Girgaşileri, Amorileri, Kenaanlıları, Perizileri, Hivileri ve Yevusileri kovduğunda,

  49. Devarim 9:5

    לֹ֣א בְצִדְקָתְךָ֗ וּבְיֹ֙שֶׁר֙ לְבָ֣בְךָ֔ אַתָּ֥ה בָ֖א לָרֶ֣שֶׁת אֶת־אַרְצָ֑ם כִּ֞י בְּרִשְׁעַ֣ת ׀ הַגּוֹיִ֣ם הָאֵ֗לֶּה יְהוָ֤ה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ מוֹרִישָׁ֣ם מִפָּנֶ֔יךָ וּלְמַ֜עַן הָקִ֣ים אֶת־הַדָּבָ֗ר אֲשֶׁ֨ר נִשְׁבַּ֤ע יְהוָה֙ לַאֲבֹתֶ֔יךָ לְאַבְרָהָ֥ם לְיִצְחָ֖ק וּֽלְיַעֲקֹֽב׃

    Onların ülkesini mülk edinmeye doğruluğun ya da yüreğinin dürüstlüğü sayesinde girmiyorsun. Tanrın Adonay, bu ulusları kötülükleri yüzünden önünden kovuyor. Bir de Adonay’ın ataların Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a yemin ettiği sözü yerine getirmek için.

  50. Devarim 11:10

    כִּ֣י הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֨ר אַתָּ֤ה בָא־שָׁ֙מָּה֙ לְרִשְׁתָּ֔הּ לֹ֣א כְאֶ֤רֶץ מִצְרַ֙יִם֙ הִ֔וא אֲשֶׁ֥ר יְצָאתֶ֖ם מִשָּׁ֑ם אֲשֶׁ֤ר תִּזְרַע֙ אֶֽת־זַרְעֲךָ֔ וְהִשְׁקִ֥יתָ בְרַגְלְךָ֖ כְּגַ֥ן הַיָּרָֽק׃

    Çünkü mülk edinmek için gireceğin ülke, çıktığınız Mısır ülkesi gibi değildir. Orada tohumunu ekip sebze bahçesi gibi ayağınla sulardın.