Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ulay yimatseun şam şeloşim vayomer lo eese im emtsa şam şeloşim.
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבֵּ֔רָה אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם שְׁלֹשִׁ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א שָׁ֖ם שְׁלֹשִֽׁים׃
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; konuşayım” dedi. “Belki orada otuz kişi bulunur.” Adonay, “Orada otuz kişi bulursam bunu yapmayacağım” dedi.
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ah hapaam ulay yimatseun şam asara vayomer lo aşhit baavur haasara.
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבְּרָ֣ה אַךְ־הַפַּ֔עַם אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֲשָׂרָ֑ה וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָעֲשָׂרָֽה׃
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; yalnız bu kez daha konuşayım” dedi. “Belki orada on kişi bulunur.” Adonay, “On kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.
Vateled sara eşet adoni ven ladoni ahare ziknatah vayiten lo et kol aşer lo.
וַתֵּ֡לֶד שָׂרָה֩ אֵ֨שֶׁת אֲדֹנִ֥י בֵן֙ לַֽאדֹנִ֔י אַחֲרֵ֖י זִקְנָתָ֑הּ וַיִּתֶּן־לּ֖וֹ אֶת־כָּל־אֲשֶׁר־לֽוֹ׃
Efendimin karısı Sara, yaşlandıktan sonra efendime bir oğul doğurdu. Efendim sahip olduğu her şeyi ona verdi.
Vayohelu vayiştu u vehaanaşim aşer imo vayalinu vayakumu vaboker vayomer şalehuni ladoni.
וַיֹּאכְל֣וּ וַיִּשְׁתּ֗וּ ה֛וּא וְהָאֲנָשִׁ֥ים אֲשֶׁר־עִמּ֖וֹ וַיָּלִ֑ינוּ וַיָּק֣וּמוּ בַבֹּ֔קֶר וַיֹּ֖אמֶר שַׁלְּחֻ֥נִי לַֽאדֹנִֽי׃
Kendisi ve yanındaki adamlar yiyip içtiler; geceyi orada geçirdiler. Sabah kalkınca, “Beni efendime gönderin” dedi.
Vayomer alehem al teaharu oti vadonay hitsliah darki şalehuni veeleha ladoni.
וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ אַל־תְּאַחֲר֣וּ אֹתִ֔י וַֽיהוָ֖ה הִצְלִ֣יחַ דַּרְכִּ֑י שַׁלְּח֕וּנִי וְאֵלְכָ֖ה לַֽאדֹנִֽי׃
O ise, “Beni geciktirmeyin; Adonay yolculuğumu başarıya ulaştırdı” dedi. “Beni gönderin de efendime gideyim.”
Vayetsav otam lemor ko tomerun ladoni leesav ko amar avdeha yaakov im lavan garti vaehar ad ata.
וַיְצַ֤ו אֹתָם֙ לֵאמֹ֔ר כֹּ֣ה תֹאמְר֔וּן לַֽאדֹנִ֖י לְעֵשָׂ֑ו כֹּ֤ה אָמַר֙ עַבְדְּךָ֣ יַעֲקֹ֔ב עִם־לָבָ֣ן גַּ֔רְתִּי וָאֵחַ֖ר עַד־עָֽתָּה׃
Onlara şu buyruğu verdi: “Efendim Esav’a şöyle söyleyin: ‘Kulun Yaakov diyor ki: Lavan’ın yanında yabancı olarak yaşadım; şimdiye kadar orada kaldım.
Vayehi li şor vahamor tson veeved veşifha vaeşleha lehagid ladoni limtso hen beeneha.
וַֽיְהִי־לִי֙ שׁ֣וֹר וַחֲמ֔וֹר צֹ֖אן וְעֶ֣בֶד וְשִׁפְחָ֑ה וָֽאֶשְׁלְחָה֙ לְהַגִּ֣יד לַֽאדֹנִ֔י לִמְצֹא־חֵ֖ן בְּעֵינֶֽיךָ׃
Sığırlarım, eşeklerim, küçükbaş hayvanlarım, erkek ve kadın hizmetkârlarım oldu. Gözünde beğeni bulmak için efendime haber gönderiyorum.’”
Veamarta leavdeha leyaakov minha hi şeluha ladoni leesav vehine gam u aharenu.
וְאָֽמַרְתָּ֙ לְעַבְדְּךָ֣ לְיַעֲקֹ֔ב מִנְחָ֥ה הִוא֙ שְׁלוּחָ֔ה לַֽאדֹנִ֖י לְעֵשָׂ֑ו וְהִנֵּ֥ה גַם־ה֖וּא אַחֲרֵֽינוּ׃
‘Kulun Yaakov’un’ dersin. ‘Efendim Esav’a gönderilmiş bir armağandır. Kendisi de arkamızdan geliyor.’”
Aşer yimatse ito meavadeha vamet vegam anahnu niheye ladoni laavadim.
אֲשֶׁ֨ר יִמָּצֵ֥א אִתּ֛וֹ מֵעֲבָדֶ֖יךָ וָמֵ֑ת וְגַם־אֲנַ֕חְנוּ נִֽהְיֶ֥ה לַֽאדֹנִ֖י לַעֲבָדִֽים׃
Kullarından hangisinde bulunursa o ölsün; biz de efendimizin köleleri olalım.”
Bu ayette 2 kez
Vayomer yehuda ma nomar ladoni ma nedaber uma nitstadak haelohim matsa et avon avadeha hinenu avadim ladoni gam anahnu gam aşer nimtsa hagavia beyado.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוּדָ֗ה מַה־נֹּאמַר֙ לַֽאדֹנִ֔י מַה־נְּדַבֵּ֖ר וּמַה־נִּצְטַדָּ֑ק הָאֱלֹהִ֗ים מָצָא֙ אֶת־עֲוֺ֣ן עֲבָדֶ֔יךָ הִנֶּנּ֤וּ עֲבָדִים֙ לַֽאדֹנִ֔י גַּם־אֲנַ֕חְנוּ גַּ֛ם אֲשֶׁר־נִמְצָ֥א הַגָּבִ֖יעַ בְּיָדֽוֹ׃
Yehuda, “Efendimize ne diyebiliriz?” dedi. “Ne söyleyebilir, kendimizi nasıl haklı çıkarabiliriz? Tanrı kullarının suçunu ortaya çıkardı. İşte, biz de kâse kendisinde bulunan da efendimizin köleleriyiz.”
Veata yeşev na avdeha tahat hanaar eved ladoni vehanaar yaal im ehav.
וְעַתָּ֗ה יֵֽשֶׁב־נָ֤א עַבְדְּךָ֙ תַּ֣חַת הַנַּ֔עַר עֶ֖בֶד לַֽאדֹנִ֑י וְהַנַּ֖עַר יַ֥עַל עִם־אֶחָֽיו׃
Şimdi lütfen delikanlının yerine ben kulun, efendimin kölesi olarak kalayım. Delikanlı kardeşleriyle birlikte dönsün.