Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
brother; half-brother; cousin; nephew; kinsman; relative; countryman; friend
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, çoğul
Bu yapının kullanımı: 6 kez
Teknik kod
HNcmsc/Sp1cpTORA’DA KELİME
erkek kardeş; üvey kardeş; kuzen veya akraba; hemşeri; dost, arkadaş, yoldaş; bağlama göre birbirini ifade eden kullanım
Bu İbranice biçim Tora’da 10 kez, 10 farklı ayette görülür.
İm aşer timtsa et eloheha lo yiheye neged ahenu haker leha ma imadi vekah lah velo yada yaakov ki rahel genavatam.
עִ֠ם אֲשֶׁ֨ר תִּמְצָ֣א אֶת־אֱלֹהֶיךָ֮ לֹ֣א יִֽחְיֶה֒ נֶ֣גֶד אַחֵ֧ינוּ הַֽכֶּר־לְךָ֛ מָ֥ה עִמָּדִ֖י וְקַֽח־לָ֑ךְ וְלֹֽא־יָדַ֣ע יַעֲקֹ֔ב כִּ֥י רָחֵ֖ל גְּנָבָֽתַם׃
Tanrılarını kimin yanında bulursan o kişi yaşamasın! Akrabalarımızın önünde, yanımdaki eşyalardan sana ait olanı tanı ve al.” Yaakov onları Rahel’in çaldığını bilmiyordu.
Vayomer yehuda el ehav ma betsa ki naharog et ahinu vehisinu et damo.
וַיֹּ֥אמֶר יְהוּדָ֖ה אֶל־אֶחָ֑יו מַה־בֶּ֗צַע כִּ֤י נַהֲרֹג֙ אֶת־אָחִ֔ינוּ וְכִסִּ֖ינוּ אֶת־דָּמֽוֹ׃
Yehuda kardeşlerine, “Kardeşimizi öldürüp kanını gizlemenin bize ne yararı var?” dedi.
Lehu venimkerenu layişmeelim veyadenu al tehi vo ki ahinu vesarenu u vayişmeu ehav.
לְכ֞וּ וְנִמְכְּרֶ֣נּוּ לַיִּשְׁמְעֵאלִ֗ים וְיָדֵ֙נוּ֙ אַל־תְּהִי־ב֔וֹ כִּֽי־אָחִ֥ינוּ בְשָׂרֵ֖נוּ ה֑וּא וַֽיִּשְׁמְע֖וּ אֶחָֽיו׃
“Gelin, onu Yişmaellilere satalım. Elimiz ona kalkmasın; sonuçta o bizim kardeşimiz, etimizdendir.” Kardeşleri onu dinlediler.
Vayomeru iş el ahiv aval aşemim anahnu al ahinu aşer rainu tsarat nafşo behithaneno elenu velo şamaenu al ken baa elenu hatsara hazot.
וַיֹּאמְר֞וּ אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֗יו אֲבָל֮ אֲשֵׁמִ֣ים ׀ אֲנַחְנוּ֮ עַל־אָחִינוּ֒ אֲשֶׁ֨ר רָאִ֜ינוּ צָרַ֥ת נַפְשׁ֛וֹ בְּהִתְחַֽנְנ֥וֹ אֵלֵ֖ינוּ וְלֹ֣א שָׁמָ֑עְנוּ עַל־כֵּן֙ בָּ֣אָה אֵלֵ֔ינוּ הַצָּרָ֖ה הַזֹּֽאת׃
Birbirlerine, “Kardeşimize yaptığımızdan dolayı gerçekten suçluyuz” dediler. “Bize yalvarırken nasıl acı çektiğini gördük ama dinlemedik. Başımıza bu sıkıntı bu yüzden geldi.”
İm yeşha meşaleah et ahinu itanu nereda venişbera leha ohel.
אִם־יֶשְׁךָ֛ מְשַׁלֵּ֥חַ אֶת־אָחִ֖ינוּ אִתָּ֑נוּ נֵרְדָ֕ה וְנִשְׁבְּרָ֥ה לְךָ֖ אֹֽכֶל׃
Kardeşimizi bizimle gönderirsen iner, sana yiyecek satın alırız.
Vanomer lo nuhal laredet im yeş ahinu hakaton itanu veyaradnu ki lo nuhal lirot pene haiş veahinu hakaton enenu itanu.
וַנֹּ֕אמֶר לֹ֥א נוּכַ֖ל לָרֶ֑דֶת אִם־יֵשׁ֩ אָחִ֨ינוּ הַקָּטֹ֤ן אִתָּ֙נוּ֙ וְיָרַ֔דְנוּ כִּי־לֹ֣א נוּכַ֗ל לִרְאוֹת֙ פְּנֵ֣י הָאִ֔ישׁ וְאָחִ֥ינוּ הַקָּטֹ֖ן אֵינֶ֥נּוּ אִתָּֽנוּ׃
Biz de, ‘Gidemeyiz’ dedik. ‘En küçük kardeşimiz yanımızda olursa gideriz. En küçük kardeşimiz yanımızda olmadan adamın karşısına çıkamayız.’
Vayarev haam im moşe vayomeru lemor velu gavanu bigva ahenu lifne Adonay.
וַיָּ֥רֶב הָעָ֖ם עִם־מֹשֶׁ֑ה וַיֹּאמְר֣וּ לֵאמֹ֔ר וְל֥וּ גָוַ֛עְנוּ בִּגְוַ֥ע אַחֵ֖ינוּ לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Halk Moşe’yle çekişip şöyle dedi: “Keşke kardeşlerimiz Adonay’ın huzurunda ölürken biz de ölseydik!
Vayomeru et adoni tsiva Adonay latet et haarets benahala begoral livne yisrael vadoni tsuva vadonay latet et nahalat tselafehad ahinu livnotav.
וַיֹּאמְר֗וּ אֶת־אֲדֹנִי֙ צִוָּ֣ה יְהוָ֔ה לָתֵ֨ת אֶת־הָאָ֧רֶץ בְּנַחֲלָ֛ה בְּגוֹרָ֖ל לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַֽאדֹנִי֙ צֻוָּ֣ה בַֽיהוָ֔ה לָתֵ֗ת אֶֽת־נַחֲלַ֛ת צְלָפְחָ֥ד אָחִ֖ינוּ לִבְנֹתָֽיו׃
Şöyle dediler: “Adonay efendimize, ülkeyi kurayla İsraeloğullarına miras olarak vermesini buyurdu. Efendimize, kardeşimiz Tselofhad’ın mirasını kızlarına vermesi de Adonay tarafından buyuruldu.
Ana anahnu olim ahenu hemasu et levavenu lemor am gadol varam mimenu arim gedolot uvetsurot başamayim vegam bene anakim rainu şam.
אָנָ֣ה ׀ אֲנַ֣חְנוּ עֹלִ֗ים אַחֵינוּ֩ הֵמַ֨סּוּ אֶת־לְבָבֵ֜נוּ לֵאמֹ֗ר עַ֣ם גָּד֤וֹל וָרָם֙ מִמֶּ֔נּוּ עָרִ֛ים גְּדֹלֹ֥ת וּבְצוּרֹ֖ת בַּשָּׁמָ֑יִם וְגַם־בְּנֵ֥י עֲנָקִ֖ים רָאִ֥ינוּ שָֽׁם׃
Nereye çıkıyoruz? Kardeşlerimiz, “Halk bizden daha büyük ve daha uzun boylu; şehirler büyük, surları göğe uzanıyor. Orada Anaklıların oğullarını da gördük” diyerek yüreğimizi erittiler.’
Vanaavor meet ahenu vene esav hayoşevim beseir midereh haarava meelat umeetsyon gaver vanefen vanaavor dereh midbar moav.
וַֽנַּעֲבֹ֞ר מֵאֵ֧ת אַחֵ֣ינוּ בְנֵי־עֵשָׂ֗ו הַיֹּֽשְׁבִים֙ בְּשֵׂעִ֔יר מִדֶּ֙רֶךְ֙ הָֽעֲרָבָ֔ה מֵאֵילַ֖ת וּמֵעֶצְיֹ֣ן גָּ֑בֶר (ס) וַנֵּ֙פֶן֙ וַֽנַּעֲבֹ֔ר דֶּ֖רֶךְ מִדְבַּ֥ר מוֹאָֽב׃
Böylece Seir’de yaşayan kardeşlerimiz Esav oğullarının yanından, Arava yolundan, Elat’tan ve Etsyon-Gever’den geçip gittik. Dönüp Moav Çölü yolundan ilerledik.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
brother; half-brother; cousin; nephew; kinsman; relative; countryman; friend
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, çoğul
Bu yapının kullanımı: 6 kez
HNcmsc/Sp1cpbrother; half-brother; cousin; nephew; kinsman; relative; countryman; friend
Dilbilgisel yapı: isim, eril, çoğul, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, çoğul
Bu yapının kullanımı: 4 kez
HNcmpc/Sp1cpKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.