İbranice biçim בֶּן
Lemma בֵּן
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Sözlük anlamı (kaynak, İngilizce): son
Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan
Bu çözümleme: 252 kullanım
Teknik kod
HNcmscTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 351 kez, 319 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim בֶּן
Lemma בֵּן
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Sözlük anlamı (kaynak, İngilizce): son
Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan
Bu çözümleme: 252 kullanım
HNcmscİbranice biçim בֵּ֥ין
Lemma בֵּין
Kök — שורש (şoreş, kök) בין
Sözlük anlamı (kaynak, İngilizce): interval
Biçim: edat
Bu çözümleme: 63 kullanım
HRİbranice biçim בֵּ֔ן
Lemma בֵּן
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Sözlük anlamı (kaynak, İngilizce): son
Biçim: isim, eril, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 34 kullanım
HNcmsaİbranice biçim בֶּן
Lemma
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Biçim: özel ad
Bu çözümleme: 2 kullanım
HNpOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Lemma–kök ilişkileri ve sözlük glossu: Open Scriptures Hebrew Lexicon. ToraOku kök veya kelime eşleşmesi tahmin etmez.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayar Elohim et haor ki tov vayavdel Elohim ben haor uven hahoşeh.
וַיַּ֧רְא אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָא֖וֹר כִּי־ט֑וֹב וַיַּבְדֵּ֣ל אֱלֹהִ֔ים בֵּ֥ין הָא֖וֹר וּבֵ֥ין הַחֹֽשֶׁךְ׃
Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve ışığı karanlıktan ayırdı.
Vayomer Elohim yehi rakia betoh hamayim vihi mavdil ben mayim lamayim.
וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים יְהִ֥י רָקִ֖יעַ בְּת֣וֹךְ הַמָּ֑יִם וִיהִ֣י מַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין מַ֖יִם לָמָֽיִם׃
Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun ve suları birbirinden ayırsın” dedi.
Vayaas Elohim et harakia vayavdel ben hamayim aşer mitahat larakia uven hamayim aşer meal larakia vayehi hen.
וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֮ אֶת־הָרָקִיעַ֒ וַיַּבְדֵּ֗ל בֵּ֤ין הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁר֙ מִתַּ֣חַת לָרָקִ֔יעַ וּבֵ֣ין הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֖ר מֵעַ֣ל לָרָקִ֑יעַ וַֽיְהִי־כֵֽן׃
Tanrı kubbeyi yaptı ve kubbenin altındaki sularla üstündeki suları birbirinden ayırdı. Böyle oldu.
Vayomer Elohim yehi meorot birkia haşamayim lehavdil ben hayom uven halayla vehayu leotot ulemoadim uleyamim veşanim.
וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יְהִ֤י מְאֹרֹת֙ בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמַ֔יִם לְהַבְדִּ֕יל בֵּ֥ין הַיּ֖וֹם וּבֵ֣ין הַלָּ֑יְלָה וְהָי֤וּ לְאֹתֹת֙ וּלְמ֣וֹעֲדִ֔ים וּלְיָמִ֖ים וְשָׁנִֽים׃
Tanrı, “Gündüzü geceden ayırmak için gök kubbesinde ışık kaynakları olsun. İşaretler olsunlar; belirlenmiş zamanları, günleri ve yılları göstersinler.
Velimşol bayom uvalayla ulahavdil ben haor uven hahoşeh vayar Elohim ki tov.
וְלִמְשֹׁל֙ בַּיּ֣וֹם וּבַלַּ֔יְלָה וּֽלֲהַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין הָא֖וֹר וּבֵ֣ין הַחֹ֑שֶׁךְ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֽוֹב׃
gündüze ve geceye hükmetsinler, ışığı karanlıktan ayırsınlar diye. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Vayeda adam od et işto vateled ben vatikra et şemo şet ki şat li Elohim zera aher tahat hevel ki harago kayin.
וַיֵּ֨דַע אָדָ֥ם עוֹד֙ אֶת־אִשְׁתּ֔וֹ וַתֵּ֣לֶד בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ שֵׁ֑ת כִּ֣י שָֽׁת־לִ֤י אֱלֹהִים֙ זֶ֣רַע אַחֵ֔ר תַּ֣חַת הֶ֔בֶל כִּ֥י הֲרָג֖וֹ קָֽיִן׃
Adam yine karısıyla birlikte oldu. Karısı bir oğul doğurdu ve ona Şet adını verdi. “Tanrı bana Kayin’in öldürdüğü Hevel’in yerine başka bir çocuk verdi” dedi.
Uleşet gam u yulad ben vayikra et şemo enoş az huhal likro beşem Adonay.
וּלְשֵׁ֤ת גַּם־הוּא֙ יֻלַּד־בֵּ֔ן וַיִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ אֱנ֑וֹשׁ אָ֣ז הוּחַ֔ל לִקְרֹ֖א בְּשֵׁ֥ם יְהוָֽה׃ (פ)
Şet’in de bir oğlu oldu; ona Enoş adını verdi. O zaman Adonay’ın adıyla yakarmaya başlandı.
Vayehi lemeh şetayim uşemonim şana umeat şana vayoled ben.
וַֽיְחִי־לֶ֕מֶךְ שְׁתַּ֧יִם וּשְׁמֹנִ֛ים שָׁנָ֖ה וּמְאַ֣ת שָׁנָ֑ה וַיּ֖וֹלֶד בֵּֽן׃
Lemeh yüz seksen iki yıl yaşadıktan sonra bir oğlu oldu.
Vayehi noah ben hameş meot şana vayoled noah et şem et ham veet yafet.
וַֽיְהִי־נֹ֕חַ בֶּן־חֲמֵ֥שׁ מֵא֖וֹת שָׁנָ֑ה וַיּ֣וֹלֶד נֹ֔חַ אֶת־שֵׁ֖ם אֶת־חָ֥ם וְאֶת־יָֽפֶת׃
Noah beş yüz yaşına gelmişti. Noah, Şem’in, Ham’ın ve Yefet’in babası oldu.
Venoah ben şeş meot şana vehamabul haya mayim al haarets.
וְנֹ֕חַ בֶּן־שֵׁ֥שׁ מֵא֖וֹת שָׁנָ֑ה וְהַמַּבּ֣וּל הָיָ֔ה מַ֖יִם עַל־הָאָֽרֶץ׃
Yeryüzünde suların tufanı olduğunda Noah altı yüz yaşındaydı.
Vehayeta hakeşet beanan ureitiha lizkor berit olam ben Elohim uven kol nefeş haya behol basar aşer al haarets.
וְהָיְתָ֥ה הַקֶּ֖שֶׁת בֶּֽעָנָ֑ן וּרְאִיתִ֗יהָ לִזְכֹּר֙ בְּרִ֣ית עוֹלָ֔ם בֵּ֣ין אֱלֹהִ֔ים וּבֵין֙ כָּל־נֶ֣פֶשׁ חַיָּ֔ה בְּכָל־בָּשָׂ֖ר אֲשֶׁ֥ר עַל־הָאָֽרֶץ׃
Yay bulutta olduğunda onu görecek, Tanrı ile yeryüzündeki her türden bütün canlılar arasındaki sonsuz antlaşmayı hatırlayacağım.”
Veet resen ben nineve uven kalah hi hair hagedola.
וְֽאֶת־רֶ֔סֶן בֵּ֥ין נִֽינְוֵ֖ה וּבֵ֣ין כָּ֑לַח הִ֖וא הָעִ֥יר הַגְּדֹלָֽה׃
Nineve ile Kelah arasındaki Resen’i de kurdu. Bu, büyük kenttir.
Ele toledot şem şem ben meat şana vayoled et arpahşad şenatayim ahar hamabul.
אֵ֚לֶּה תּוֹלְדֹ֣ת שֵׁ֔ם שֵׁ֚ם בֶּן־מְאַ֣ת שָׁנָ֔ה וַיּ֖וֹלֶד אֶת־אַרְפַּכְשָׁ֑ד שְׁנָתַ֖יִם אַחַ֥ר הַמַּבּֽוּל׃
Şem’in soyu budur. Şem yüz yaşındayken, tufandan iki yıl sonra Arpahşad’ın babası oldu.
Bu ayette 2 kez
Vayikah terah et avram beno veet lot ben haran ben beno veet saray kalato eşet avram beno vayetseu itam meur kasdim lalehet artsa kenaan vayavou ad haran vayeşevu şam.
וַיִּקַּ֨ח תֶּ֜רַח אֶת־אַבְרָ֣ם בְּנ֗וֹ וְאֶת־ל֤וֹט בֶּן־הָרָן֙ בֶּן־בְּנ֔וֹ וְאֵת֙ שָׂרַ֣י כַּלָּת֔וֹ אֵ֖שֶׁת אַבְרָ֣ם בְּנ֑וֹ וַיֵּצְא֨וּ אִתָּ֜ם מֵא֣וּר כַּשְׂדִּ֗ים לָלֶ֙כֶת֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיָּבֹ֥אוּ עַד־חָרָ֖ן וַיֵּ֥שְׁבוּ שָֽׁם׃
Terah, oğlu Avram’ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lot’u ve oğlu Avram’ın karısı olan gelini Saray’ı aldı. Kenaan ülkesine gitmek üzere birlikte Ur-Kasdim’den çıktılar. Haran’a kadar gelip oraya yerleştiler.
Vayeleh avram kaaşer diber elav Adonay vayeleh ito lot veavram ben hameş şanim veşivim şana betseto meharan.
וַיֵּ֣לֶךְ אַבְרָ֗ם כַּאֲשֶׁ֨ר דִּבֶּ֤ר אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה וַיֵּ֥לֶךְ אִתּ֖וֹ ל֑וֹט וְאַבְרָ֗ם בֶּן־חָמֵ֤שׁ שָׁנִים֙ וְשִׁבְעִ֣ים שָׁנָ֔ה בְּצֵאת֖וֹ מֵחָרָֽן׃
Avram, Adonay’ın kendisine söylediği gibi yola çıktı. Lot da onunla gitti. Avram, Haran’dan ayrıldığında yetmiş beş yaşındaydı.
Vayikah avram et saray işto veet lot ben ahiv veet kol rehuşam aşer rahaşu veet hanefeş aşer asu veharan vayetseu lalehet artsa kenaan vayavou artsa kenaan.
וַיִּקַּ֣ח אַבְרָם֩ אֶת־שָׂרַ֨י אִשְׁתּ֜וֹ וְאֶת־ל֣וֹט בֶּן־אָחִ֗יו וְאֶת־כָּל־רְכוּשָׁם֙ אֲשֶׁ֣ר רָכָ֔שׁוּ וְאֶת־הַנֶּ֖פֶשׁ אֲשֶׁר־עָשׂ֣וּ בְחָרָ֑ן וַיֵּצְא֗וּ לָלֶ֙כֶת֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיָּבֹ֖אוּ אַ֥רְצָה כְּנָֽעַן׃
Avram karısı Saray’ı, kardeşinin oğlu Lot’u, edindikleri bütün malları ve Haran’da kazandıkları insanları aldı. Kenaan ülkesine gitmek üzere yola çıktılar ve Kenaan ülkesine geldiler.
Vayeleh lemasaav minegev vead bet el ad hamakom aşer haya şam oholo batehila ben bet el uven haay.
וַיֵּ֙לֶךְ֙ לְמַסָּעָ֔יו מִנֶּ֖גֶב וְעַד־בֵּֽית־אֵ֑ל עַד־הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁר־הָ֨יָה שָׁ֤ם אהלה [אָֽהֳלוֹ֙] בַּתְּחִלָּ֔ה בֵּ֥ין בֵּֽית־אֵ֖ל וּבֵ֥ין הָעָֽי׃
Negev’den Bet-El’e, başlangıçta çadırının bulunduğu yere, Bet-El ile Ay arasına kadar konaklaya konaklaya gitti.
Vayehi riv ben roe mikne avram uven roe mikne lot vehakenaani vehaperizi az yoşev baarets.
וַֽיְהִי־רִ֗יב בֵּ֚ין רֹעֵ֣י מִקְנֵֽה־אַבְרָ֔ם וּבֵ֖ין רֹעֵ֣י מִקְנֵה־ל֑וֹט וְהַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַפְּרִזִּ֔י אָ֖ז יֹשֵׁ֥ב בָּאָֽרֶץ׃
Avram’ın sürülerinin çobanlarıyla Lot’un sürülerinin çobanları arasında kavga çıktı. O sırada ülkede Kenaanlılar ve Periziler yaşıyordu.
Vayikhu et lot veet rehuşo ben ahi avram vayelehu veu yoşev bisdom.
וַיִּקְח֨וּ אֶת־ל֧וֹט וְאֶת־רְכֻשׁ֛וֹ בֶּן־אֲחִ֥י אַבְרָ֖ם וַיֵּלֵ֑כוּ וְה֥וּא יֹשֵׁ֖ב בִּסְדֹֽם׃
Avram’ın kardeşinin oğlu Lot’u ve mallarını da alıp gittiler. Lot Sedom’da yaşıyordu.
Vayehi haşemeş baa vaalata haya vehine tanur aşan velapid eş aşer avar ben hagezarim haele.
וַיְהִ֤י הַשֶּׁ֙מֶשׁ֙ בָּ֔אָה וַעֲלָטָ֖ה הָיָ֑ה וְהִנֵּ֨ה תַנּ֤וּר עָשָׁן֙ וְלַפִּ֣יד אֵ֔שׁ אֲשֶׁ֣ר עָבַ֔ר בֵּ֖ין הַגְּזָרִ֥ים הָאֵֽלֶּה׃
Güneş batıp karanlık çöktüğünde, işte, duman tüten bir fırın ve alevli bir meşale bu parçaların arasından geçti.
Vayomer lah malah Adonay hinah hara veyoladt ben vekarat şemo yişmael ki şama Adonay el onyeh.
וַיֹּ֤אמֶר לָהּ֙ מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה הִנָּ֥ךְ הָרָ֖ה וְיֹלַ֣דְתְּ בֵּ֑ן וְקָרָ֤את שְׁמוֹ֙ יִשְׁמָעֵ֔אל כִּֽי־שָׁמַ֥ע יְהוָ֖ה אֶל־עָנְיֵֽךְ׃
Adonay’ın meleği ona şöyle dedi: “İşte, gebesin ve bir oğul doğuracaksın. Ona Yişmael adını vereceksin; çünkü Adonay çektiğin sıkıntıyı duydu.
Vateled hagar leavram ben vayikra avram şem beno aşer yaleda hagar yişmael.
וַתֵּ֧לֶד הָגָ֛ר לְאַבְרָ֖ם בֵּ֑ן וַיִּקְרָ֨א אַבְרָ֧ם שֶׁם־בְּנ֛וֹ אֲשֶׁר־יָלְדָ֥ה הָגָ֖ר יִשְׁמָעֵֽאל׃
Hagar Avram’a bir oğul doğurdu. Avram, Hagar’ın doğurduğu oğluna Yişmael adını verdi.
Veavram ben şemonim şana veşeş şanim beledet hagar et yişmael leavram.
וְאַבְרָ֕ם בֶּן־שְׁמֹנִ֥ים שָׁנָ֖ה וְשֵׁ֣שׁ שָׁנִ֑ים בְּלֶֽדֶת־הָגָ֥ר אֶת־יִשְׁמָעֵ֖אל לְאַבְרָֽם׃ (ס)
Hagar, Avram’a Yişmael’i doğurduğunda Avram seksen altı yaşındaydı.
Vayehi avram ben tişim şana veteşa şanim vayera Adonay el avram vayomer elav ani el şaday hithaleh lefanay vehye tamim.
וַיְהִ֣י אַבְרָ֔ם בֶּן־תִּשְׁעִ֥ים שָׁנָ֖ה וְתֵ֣שַׁע שָׁנִ֑ים וַיֵּרָ֨א יְהוָ֜ה אֶל־אַבְרָ֗ם וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ אֲנִי־אֵ֣ל שַׁדַּ֔י הִתְהַלֵּ֥ךְ לְפָנַ֖י וֶהְיֵ֥ה תָמִֽים׃
Avram doksan dokuz yaşındayken Adonay ona görünüp şöyle dedi: “Ben El Şaday’ım. Önümde yürü ve kusursuz ol.
Uven şemonat yamim yimol lahem kol zahar ledorotehem yelid bayit umiknat kesef mikol ben nehar aşer lo mizaraha u.
וּבֶן־שְׁמֹנַ֣ת יָמִ֗ים יִמּ֥וֹל לָכֶ֛ם כָּל־זָכָ֖ר לְדֹרֹתֵיכֶ֑ם יְלִ֣יד בָּ֔יִת וּמִקְנַת־כֶּ֙סֶף֙ מִכֹּ֣ל בֶּן־נֵכָ֔ר אֲשֶׁ֛ר לֹ֥א מִֽזַּרְעֲךָ֖ הֽוּא׃
Kuşaklarınız boyunca aranızdaki her erkek sekiz günlükken sünnet edilecek. Evde doğan da, senin soyundan olmayan herhangi bir yabancıdan parayla satın alınan da buna dahildir.
Uverahti otah vegam natati mimena leha ben uverahtiha vehayeta legoyim malhe amim mimena yihyu.
וּבֵרַכְתִּ֣י אֹתָ֔הּ וְגַ֨ם נָתַ֧תִּי מִמֶּ֛נָּה לְךָ֖ בֵּ֑ן וּבֵֽרַכְתִּ֙יהָ֙ וְהָֽיְתָ֣ה לְגוֹיִ֔ם מַלְכֵ֥י עַמִּ֖ים מִמֶּ֥נָּה יִהְיֽוּ׃
Onu kutsayacağım; sana ondan da bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım, ondan halklar türeyecek; halkların kralları ondan gelecek.”
Vayomer Elohim aval sara işteha yoledet leha ben vekarata et şemo yitshak vahakimoti et beriti ito livrit olam lezaro aharav.
וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים אֲבָל֙ שָׂרָ֣ה אִשְׁתְּךָ֗ יֹלֶ֤דֶת לְךָ֙ בֵּ֔ן וְקָרָ֥אתָ אֶת־שְׁמ֖וֹ יִצְחָ֑ק וַהֲקִמֹתִ֨י אֶת־בְּרִיתִ֥י אִתּ֛וֹ לִבְרִ֥ית עוֹלָ֖ם לְזַרְע֥וֹ אַחֲרָֽיו׃
Tanrı şöyle dedi: “Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak. Ona Yitshak adını vereceksin. Onunla ve ondan sonraki soyuyla antlaşmamı sonsuz bir antlaşma olarak kuracağım.
Veavraham ben tişim vateşa şana behimolo besar orlato.
וְאַ֨בְרָהָ֔ם בֶּן־תִּשְׁעִ֥ים וָתֵ֖שַׁע שָׁנָ֑ה בְּהִמֹּל֖וֹ בְּשַׂ֥ר עָרְלָתֽוֹ׃
Avraam sünnet derisinin eti kesildiğinde doksan dokuz yaşındaydı.
Veyişmael beno ben şeloş esre şana behimolo et besar orlato.
וְיִשְׁמָעֵ֣אל בְּנ֔וֹ בֶּן־שְׁלֹ֥שׁ עֶשְׂרֵ֖ה שָׁנָ֑ה בְּהִ֨מֹּל֔וֹ אֵ֖ת בְּשַׂ֥ר עָרְלָתֽוֹ׃
Oğlu Yişmael sünnet derisinin eti kesildiğinde on üç yaşındaydı.
Vehol anşe veto yelid bayit umiknat kesef meet ben nehar nimolu ito.
וְכָל־אַנְשֵׁ֤י בֵיתוֹ֙ יְלִ֣יד בָּ֔יִת וּמִקְנַת־כֶּ֖סֶף מֵאֵ֣ת בֶּן־נֵכָ֑ר נִמֹּ֖לוּ אִתּֽוֹ׃ (פ)
Evindeki bütün erkekler, evde doğanlar ve yabancıdan parayla satın alınanlar, onunla birlikte sünnet edildiler.
Veel habakar rats avraham vayikah ben bakar rah vatov vayiten el hanaar vayemaher laasot oto.
וְאֶל־הַבָּקָ֖ר רָ֣ץ אַבְרָהָ֑ם וַיִּקַּ֨ח בֶּן־בָּקָ֜ר רַ֤ךְ וָטוֹב֙ וַיִּתֵּ֣ן אֶל־הַנַּ֔עַר וַיְמַהֵ֖ר לַעֲשׂ֥וֹת אֹתֽוֹ׃
Avraam sığırlara koştu. Körpe ve iyi bir buzağı seçip hizmetkâra verdi. Hizmetkâr onu hazırlamak için acele etti.
Vateled habehira ben vatikra şemo moav u avi moav ad hayom.
וַתֵּ֤לֶד הַבְּכִירָה֙ בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ מוֹאָ֑ב ה֥וּא אֲבִֽי־מוֹאָ֖ב עַד־הַיּֽוֹם׃
Büyük kız bir oğul doğurup ona Moav adını verdi. Bugüne kadar var olan Moavlıların atası odur.
Bu ayette 2 kez
Vehatseira gam hi yaleda ben vatikra şemo ben ami u avi vene amon ad hayom.
וְהַצְּעִירָ֤ה גַם־הִוא֙ יָ֣לְדָה בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ בֶּן־עַמִּ֑י ה֛וּא אֲבִ֥י בְנֵֽי־עַמּ֖וֹן עַד־הַיּֽוֹם׃ (ס)
Küçük kız da bir oğul doğurup ona Ben-Ammi adını verdi. Bugüne kadar var olan Ammon oğullarının atası odur.
Vayisa mişam avraham artsa hanegev vayeşev ben kadeş uven şur vayagar bigrar.
וַיִּסַּ֨ע מִשָּׁ֤ם אַבְרָהָם֙ אַ֣רְצָה הַנֶּ֔גֶב וַיֵּ֥שֶׁב בֵּין־קָדֵ֖שׁ וּבֵ֣ין שׁ֑וּר וַיָּ֖גָר בִּגְרָֽר׃
Avraam oradan Negev ülkesine doğru yola çıktı. Kadeş ile Şur arasına yerleşti ve Gerar’da yabancı olarak yaşadı.
Vatahar vateled sara leavraham ben lizkunav lamoed aşer diber oto Elohim.
וַתַּהַר֩ וַתֵּ֨לֶד שָׂרָ֧ה לְאַבְרָהָ֛ם בֵּ֖ן לִזְקֻנָ֑יו לַמּוֹעֵ֕ד אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר אֹת֖וֹ אֱלֹהִֽים׃
Sara gebe kalıp Avraam’a yaşlılığında, Tanrı’nın ona söylediği belirli zamanda bir oğul doğurdu.
Vayamal avraham et yitshak beno ben şemonat yamim kaaşer tsiva oto Elohim.
וַיָּ֤מָל אַבְרָהָם֙ אֶת־יִצְחָ֣ק בְּנ֔וֹ בֶּן־שְׁמֹנַ֖ת יָמִ֑ים כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה אֹת֖וֹ אֱלֹהִֽים׃
Avraam oğlu Yitshak’ı, Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi, sekiz günlükken sünnet etti.
Veavraham ben meat şana behivaled lo et yitshak beno.
וְאַבְרָהָ֖ם בֶּן־מְאַ֣ת שָׁנָ֑ה בְּהִוָּ֣לֶד ל֔וֹ אֵ֖ת יִצְחָ֥ק בְּנֽוֹ׃
Avraam, oğlu Yitshak doğduğunda yüz yaşındaydı.
Vatere sara et ben hagar hamitsrit aşer yaleda leavraham metsahek.
וַתֵּ֨רֶא שָׂרָ֜ה אֶֽת־בֶּן־הָגָ֧ר הַמִּצְרִ֛ית אֲשֶׁר־יָלְדָ֥ה לְאַבְרָהָ֖ם מְצַחֵֽק׃
Sara, Mısırlı Hagar’ın Avraam’a doğurduğu oğlunu alay ederken gördü.
Vatomer leavraham gareş haama hazot veet benah ki lo yiraş ben haama hazot im beni im yitshak.
וַתֹּ֙אמֶר֙ לְאַבְרָהָ֔ם גָּרֵ֛שׁ הָאָמָ֥ה הַזֹּ֖את וְאֶת־בְּנָ֑הּ כִּ֣י לֹ֤א יִירַשׁ֙ בֶּן־הָאָמָ֣ה הַזֹּ֔את עִם־בְּנִ֖י עִם־יִצְחָֽק׃
Avraam’a, “Bu cariyeyi ve oğlunu kov!” dedi. “Çünkü bu cariyenin oğlu, benim oğlum Yitshak’la birlikte mirasçı olmayacak.”
Vegam et ben haama legoy asimenu ki zaraha u.
וְגַ֥ם אֶת־בֶּן־הָאָמָ֖ה לְג֣וֹי אֲשִׂימֶ֑נּוּ כִּ֥י זַרְעֲךָ֖ הֽוּא׃
Cariyenin oğlunu da bir halk yapacağım; çünkü o da senin soyundur.”
Vayedaber itam lemor im yeş et nafşehem likbor et meti milefanay şemauni ufigu li beefron ben tsohar.
וַיְדַבֵּ֥ר אִתָּ֖ם לֵאמֹ֑ר אִם־יֵ֣שׁ אֶֽת־נַפְשְׁכֶ֗ם לִקְבֹּ֤ר אֶת־מֵתִי֙ מִלְּפָנַ֔י שְׁמָע֕וּנִי וּפִגְעוּ־לִ֖י בְּעֶפְר֥וֹן בֶּן־צֹֽחַר׃
Onlara şöyle dedi: “Ölümü önümden kaldırıp gömmemi kabul ediyorsanız beni dinleyin. Tsohar’ın oğlu Efron’a benim için ricada bulunun.
Vayehi u terem kila ledaber vehine rivka yotset aşer yuleda livtuel ben milka eşet nahor ahi avraham vehadah al şihmah.
וַֽיְהִי־ה֗וּא טֶרֶם֮ כִּלָּ֣ה לְדַבֵּר֒ וְהִנֵּ֧ה רִבְקָ֣ה יֹצֵ֗את אֲשֶׁ֤ר יֻלְּדָה֙ לִבְתוּאֵ֣ל בֶּן־מִלְכָּ֔ה אֵ֥שֶׁת נָח֖וֹר אֲחִ֣י אַבְרָהָ֑ם וְכַדָּ֖הּ עַל־שִׁכְמָֽהּ׃
O daha sözünü bitirmeden Rivka, testisi omzunda çıkageldi. Rivka, Avraam’ın kardeşi Nahor’un karısı Milka’nın oğlu Betuel’in kızıydı.
Vatomer elav bat betuel anohi ben milka aşer yaleda lenahor.
וַתֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו בַּת־בְּתוּאֵ֖ל אָנֹ֑כִי בֶּן־מִלְכָּ֕ה אֲשֶׁ֥ר יָלְדָ֖ה לְנָחֽוֹר׃
Ona, “Ben, Milka’nın Nahor’a doğurduğu Betuel’in kızıyım” dedi.
Vaeşal otah vaomar bat mi at vatomer bat betuel ben nahor aşer yaleda lo milka vaasim hanezem al apah vehatsemidim al yadeha.
וָאֶשְׁאַ֣ל אֹתָ֗הּ וָאֹמַר֮ בַּת־מִ֣י אַתְּ֒ וַתֹּ֗אמֶר בַּת־בְּתוּאֵל֙ בֶּן־נָח֔וֹר אֲשֶׁ֥ר יָֽלְדָה־לּ֖וֹ מִלְכָּ֑ה וָאָשִׂ֤ם הַנֶּ֙זֶם֙ עַל־אַפָּ֔הּ וְהַצְּמִידִ֖ים עַל־יָדֶֽיהָ׃
Ona, ‘Kimin kızısın?’ diye sordum. ‘Milka’nın Nahor’a doğurduğu Betuel’in kızıyım’ dedi. Halkayı burnuna, bilezikleri kollarına taktım.
Vayikberu oto yitshak veyişmael banav el mearat hamahpela el sede efron ben tsohar hahiti aşer al pene mamre.
וַיִּקְבְּר֨וּ אֹת֜וֹ יִצְחָ֤ק וְיִשְׁמָעֵאל֙ בָּנָ֔יו אֶל־מְעָרַ֖ת הַמַּכְפֵּלָ֑ה אֶל־שְׂדֵ֞ה עֶפְרֹ֤ן בֶּן־צֹ֙חַר֙ הַֽחִתִּ֔י אֲשֶׁ֖ר עַל־פְּנֵ֥י מַמְרֵֽא׃
Oğulları Yitshak ve Yişmael onu, Mamre’nin karşısındaki Hiti Tsohar oğlu Efron’un tarlasındaki Mahpela Mağarası’na gömdüler.
Veele toledot yişmael ben avraham aşer yaleda hagar hamitsrit şifhat sara leavraham.
וְאֵ֛לֶּה תֹּלְדֹ֥ת יִשְׁמָעֵ֖אל בֶּן־אַבְרָהָ֑ם אֲשֶׁ֨ר יָלְדָ֜ה הָגָ֧ר הַמִּצְרִ֛ית שִׁפְחַ֥ת שָׂרָ֖ה לְאַבְרָהָֽם׃
Sara’nın cariyesi Mısırlı Hagar’ın Avraam’a doğurduğu, Avraam’ın oğlu Yişmael’in soyu budur.
Veele toledot yitshak ben avraham avraham holid et yitshak.
וְאֵ֛לֶּה תּוֹלְדֹ֥ת יִצְחָ֖ק בֶּן־אַבְרָהָ֑ם אַבְרָהָ֖ם הוֹלִ֥יד אֶת־יִצְחָֽק׃
Avraam’ın oğlu Yitshak’ın soyu budur. Avraam, Yitshak’ın babası oldu.
Vayehi yitshak ben arbaim şana bekahto et rivka bat betuel haarami mipadan aram ahot lavan haarami lo leişa.
וַיְהִ֤י יִצְחָק֙ בֶּן־אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֔ה בְּקַחְתּ֣וֹ אֶת־רִבְקָ֗ה בַּת־בְּתוּאֵל֙ הָֽאֲרַמִּ֔י מִפַּדַּ֖ן אֲרָ֑ם אֲח֛וֹת לָבָ֥ן הָאֲרַמִּ֖י ל֥וֹ לְאִשָּֽׁה׃
Yitshak, Padan-Aramlı Arami Betuel’in kızı, Arami Lavan’ın kız kardeşi Rivka’yı eş olarak aldığında kırk yaşındaydı.
Veahare hen yatsa ahiv veyado ohezet baakev esav vayikra şemo yaakov veyitshak ben şişim şana beledet otam.
וְאַֽחֲרֵי־כֵ֞ן יָצָ֣א אָחִ֗יו וְיָד֤וֹ אֹחֶ֙זֶת֙ בַּעֲקֵ֣ב עֵשָׂ֔ו וַיִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ יַעֲקֹ֑ב וְיִצְחָ֛ק בֶּן־שִׁשִּׁ֥ים שָׁנָ֖ה בְּלֶ֥דֶת אֹתָֽם׃
Ardından kardeşi çıktı; eli Esav’ın topuğunu tutuyordu. Ona Yaakov adı verildi. Rivka onları doğurduğunda Yitshak altmış yaşındaydı.
Vayehi esav ben arbaim şana vayikah işa et yehudit bat beeri hahiti veet basemat bat elon hahiti.
וַיְהִ֤י עֵשָׂו֙ בֶּן־אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֔ה וַיִּקַּ֤ח אִשָּׁה֙ אֶת־יְהוּדִ֔ית בַּת־בְּאֵרִ֖י הַֽחִתִּ֑י וְאֶת־בָּ֣שְׂמַ֔ת בַּת־אֵילֹ֖ן הַֽחִתִּֽי׃
Esav kırk yaşındayken Hiti Beeri’nin kızı Yehudit’i ve Hiti Elon’un kızı Basmat’ı eş olarak aldı.