İçeriğe geç

TORA’DA KELİME

אחד

bir, tek; her biri; az sayıda; ilk; biri... diğeri

Bu İbranice biçim Tora’da 189 kez, 150 farklı ayette görülür.

Türkçe okunuş biçimleri
ehadahad
Temel kelime (lemma)
אֶחָד
Kök
אחד

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit23 kullanım23 ayet
  • Şemot23 kullanım20 ayet
  • Vayikra19 kullanım17 ayet
  • Bamidbar115 kullanım81 ayet
  • Devarim9 kullanım9 ayet

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 1:5

    וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים ׀ לָאוֹר֙ י֔וֹם וְלַחֹ֖שֶׁךְ קָ֣רָא לָ֑יְלָה וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם אֶחָֽד׃ (פ)

    Tanrı ışığa “gündüz”, karanlığa “gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu: bir gün.

  2. Bereşit 1:9

    וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יִקָּו֨וּ הַמַּ֜יִם מִתַּ֤חַת הַשָּׁמַ֙יִם֙ אֶל־מָק֣וֹם אֶחָ֔ד וְתֵרָאֶ֖ה הַיַּבָּשָׁ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃

    Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın ve kuru yer görünsün” dedi. Böyle oldu.

  3. Bereşit 2:24

    עַל־כֵּן֙ יַֽעֲזָב־אִ֔ישׁ אֶת־אָבִ֖יו וְאֶת־אִמּ֑וֹ וְדָבַ֣ק בְּאִשְׁתּ֔וֹ וְהָי֖וּ לְבָשָׂ֥ר אֶחָֽד׃

    Bu nedenle erkek babasını ve annesini bırakır, karısına bağlanır ve ikisi tek beden olur.

  4. Bereşit 11:6

    וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֗ה הֵ֣ן עַ֤ם אֶחָד֙ וְשָׂפָ֤ה אַחַת֙ לְכֻלָּ֔ם וְזֶ֖ה הַחִלָּ֣ם לַעֲשׂ֑וֹת וְעַתָּה֙ לֹֽא־יִבָּצֵ֣ר מֵהֶ֔ם כֹּ֛ל אֲשֶׁ֥ר יָזְמ֖וּ לַֽעֲשֽׂוֹת׃

    Adonay şöyle dedi: “İşte, hepsi tek bir halk ve hepsinin dili bir. Yapmaya başladıkları bu. Artık yapmayı tasarladıkları hiçbir şey onlara erişilmez olmayacak.

  5. Bereşit 21:15

    וַיִּכְל֥וּ הַמַּ֖יִם מִן־הַחֵ֑מֶת וַתַּשְׁלֵ֣ךְ אֶת־הַיֶּ֔לֶד תַּ֖חַת אַחַ֥ד הַשִּׂיחִֽם׃

    Tulumdaki su bitince çocuğu çalılardan birinin altına bıraktı.

  6. Bereşit 22:2

    וַיֹּ֡אמֶר קַח־נָ֠א אֶת־בִּנְךָ֨ אֶת־יְחִֽידְךָ֤ אֲשֶׁר־אָהַ֙בְתָּ֙ אֶת־יִצְחָ֔ק וְלֶךְ־לְךָ֔ אֶל־אֶ֖רֶץ הַמֹּרִיָּ֑ה וְהַעֲלֵ֤הוּ שָׁם֙ לְעֹלָ֔ה עַ֚ל אַחַ֣ד הֶֽהָרִ֔ים אֲשֶׁ֖ר אֹמַ֥ר אֵלֶֽיךָ׃

    Tanrı, “Lütfen oğlunu, biricik oğlunu, sevdiğin Yitshak’ı al” dedi. “Moriya ülkesine git. Orada, sana söyleyeceğim dağlardan birinde onu yakmalık sunu olarak sun.”

  7. Bereşit 26:10

    וַיֹּ֣אמֶר אֲבִימֶ֔לֶךְ מַה־זֹּ֖את עָשִׂ֣יתָ לָּ֑נוּ כִּ֠מְעַט שָׁכַ֞ב אַחַ֤ד הָעָם֙ אֶת־אִשְׁתֶּ֔ךָ וְהֵבֵאתָ֥ עָלֵ֖ינוּ אָשָֽׁם׃

    Avimeleh, “Bize bu yaptığın nedir?” dedi. “Az kalsın halktan biri karınla yatacaktı. Bizi suçlu duruma düşürecektin.”

  8. Bereşit 27:45

    עַד־שׁ֨וּב אַף־אָחִ֜יךָ מִמְּךָ֗ וְשָׁכַח֙ אֵ֣ת אֲשֶׁר־עָשִׂ֣יתָ לּ֔וֹ וְשָׁלַחְתִּ֖י וּלְקַחְתִּ֣יךָ מִשָּׁ֑ם לָמָ֥ה אֶשְׁכַּ֛ל גַּם־שְׁנֵיכֶ֖ם י֥וֹם אֶחָֽד׃

    Kardeşinin sana karşı öfkesi yatışıp ona yaptığını unutunca haber gönderir, seni oradan getirtirim. Neden ikinizi de aynı gün kaybedeyim?”

  9. Bereşit 32:23

    וַיָּ֣קָם ׀ בַּלַּ֣יְלָה ה֗וּא וַיִּקַּ֞ח אֶת־שְׁתֵּ֤י נָשָׁיו֙ וְאֶת־שְׁתֵּ֣י שִׁפְחֹתָ֔יו וְאֶת־אַחַ֥ד עָשָׂ֖ר יְלָדָ֑יו וַֽיַּעֲבֹ֔ר אֵ֖ת מַעֲבַ֥ר יַבֹּֽק׃

    O gece kalkıp iki eşini, iki hizmetkâr kadınını ve on bir çocuğunu aldı; Yabok geçidini geçti.

  10. Bereşit 33:13

    וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֗יו אֲדֹנִ֤י יֹדֵ֙עַ֙ כִּֽי־הַיְלָדִ֣ים רַכִּ֔ים וְהַצֹּ֥אן וְהַבָּקָ֖ר עָל֣וֹת עָלָ֑י וּדְפָקוּם֙ י֣וֹם אֶחָ֔ד וָמֵ֖תוּ כָּל־הַצֹּֽאן׃

    Yaakov ona, “Efendim, çocukların küçük olduğunu biliyorsun” dedi. “Yavrularını emziren koyunlar ve sığırlar da benim sorumluluğumda. Bir gün bile fazla zorlanırlarsa bütün sürü ölür.

  11. Bereşit 34:16

    וְנָתַ֤נּוּ אֶת־בְּנֹתֵ֙ינוּ֙ לָכֶ֔ם וְאֶת־בְּנֹתֵיכֶ֖ם נִֽקַּֽח־לָ֑נוּ וְיָשַׁ֣בְנוּ אִתְּכֶ֔ם וְהָיִ֖ינוּ לְעַ֥ם אֶחָֽד׃

    O zaman kızlarımızı size verir, kızlarınızı kendimize alırız. Sizinle yaşar, tek bir halk oluruz.

  12. Bereşit 34:22

    אַךְ־בְּ֠זֹאת יֵאֹ֨תוּ לָ֤נוּ הָאֲנָשִׁים֙ לָשֶׁ֣בֶת אִתָּ֔נוּ לִהְי֖וֹת לְעַ֣ם אֶחָ֑ד בְּהִמּ֥וֹל לָ֙נוּ֙ כָּל־זָכָ֔ר כַּאֲשֶׁ֖ר הֵ֥ם נִמֹּלִֽים׃

    Ama bu adamlar ancak bir koşulla bizimle yaşamaya ve tek bir halk olmaya razı oluyor: Onlar gibi bizdeki her erkek de sünnet edilmeli.

  13. Bereşit 40:5

    וַיַּֽחַלְמוּ֩ חֲל֨וֹם שְׁנֵיהֶ֜ם אִ֤ישׁ חֲלֹמוֹ֙ בְּלַ֣יְלָה אֶחָ֔ד אִ֖ישׁ כְּפִתְר֣וֹן חֲלֹמ֑וֹ הַמַּשְׁקֶ֣ה וְהָאֹפֶ֗ה אֲשֶׁר֙ לְמֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם אֲשֶׁ֥ר אֲסוּרִ֖ים בְּבֵ֥ית הַסֹּֽהַר׃

    Mısır kralının zindanda tutulan sakisiyle fırıncısı aynı gece birer rüya gördüler. Her birinin rüyasının kendine özgü bir anlamı vardı.

  14. Bereşit 41:5

    וַיִּישָׁ֕ן וַֽיַּחֲלֹ֖ם שֵׁנִ֑ית וְהִנֵּ֣ה ׀ שֶׁ֣בַע שִׁבֳּלִ֗ים עֹל֛וֹת בְּקָנֶ֥ה אֶחָ֖ד בְּרִיא֥וֹת וְטֹבֽוֹת׃

    Yeniden uyuyup ikinci bir rüya gördü. Tek sapta dolgun ve güzel yedi başak büyüyordu.

  15. Bereşit 41:11

    וַנַּֽחַלְמָ֥ה חֲל֛וֹם בְּלַ֥יְלָה אֶחָ֖ד אֲנִ֣י וָה֑וּא אִ֛ישׁ כְּפִתְר֥וֹן חֲלֹמ֖וֹ חָלָֽמְנוּ׃

    O ve ben aynı gece birer rüya gördük. Her birimizin gördüğü rüyanın kendine özgü bir anlamı vardı.

  16. Bereşit 41:22

    וָאֵ֖רֶא בַּחֲלֹמִ֑י וְהִנֵּ֣ה ׀ שֶׁ֣בַע שִׁבֳּלִ֗ים עֹלֹ֛ת בְּקָנֶ֥ה אֶחָ֖ד מְלֵאֹ֥ת וְטֹבֽוֹת׃

    Rüyamda ayrıca tek sapta büyüyen dolu, güzel yedi başak gördüm.

  17. Bereşit 41:25

    וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה חֲל֥וֹם פַּרְעֹ֖ה אֶחָ֣ד ה֑וּא אֵ֣ת אֲשֶׁ֧ר הָאֱלֹהִ֛ים עֹשֶׂ֖ה הִגִּ֥יד לְפַרְעֹֽה׃

    Yosef, Firavun’a şöyle dedi: “Firavun’un rüyası birdir. Tanrı yapacağını Firavun’a bildirmiştir.

  18. Bereşit 41:26

    שֶׁ֧בַע פָּרֹ֣ת הַטֹּבֹ֗ת שֶׁ֤בַע שָׁנִים֙ הֵ֔נָּה וְשֶׁ֤בַע הַֽשִּׁבֳּלִים֙ הַטֹּבֹ֔ת שֶׁ֥בַע שָׁנִ֖ים הֵ֑נָּה חֲל֖וֹם אֶחָ֥ד הֽוּא׃

    Yedi güzel inek yedi yıldır. Yedi güzel başak da yedi yıldır. İkisi aynı rüyadır.

  19. Bereşit 42:11

    כֻּלָּ֕נוּ בְּנֵ֥י אִישׁ־אֶחָ֖ד נָ֑חְנוּ כֵּנִ֣ים אֲנַ֔חְנוּ לֹא־הָי֥וּ עֲבָדֶ֖יךָ מְרַגְּלִֽים׃

    Hepimiz aynı babanın oğullarıyız. Dürüst insanlarız; biz kulların casus değiliz.”

  20. Bereşit 42:13

    וַיֹּאמְר֗וּ שְׁנֵ֣ים עָשָׂר֩ עֲבָדֶ֨יךָ אַחִ֧ים ׀ אֲנַ֛חְנוּ בְּנֵ֥י אִישׁ־אֶחָ֖ד בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וְהִנֵּ֨ה הַקָּטֹ֤ן אֶת־אָבִ֙ינוּ֙ הַיּ֔וֹם וְהָאֶחָ֖ד אֵינֶֽנּוּ׃

    Onlar, “Biz kulların on iki kardeşiz” dediler. “Kenaan ülkesinde yaşayan bir adamın oğullarıyız. En küçüğümüz şimdi babamızın yanında; birimizse artık yok.”

  21. Bereşit 42:16

    שִׁלְח֨וּ מִכֶּ֣ם אֶחָד֮ וְיִקַּ֣ח אֶת־אֲחִיכֶם֒ וְאַתֶּם֙ הֵאָ֣סְר֔וּ וְיִבָּֽחֲנוּ֙ דִּבְרֵיכֶ֔ם הַֽאֱמֶ֖ת אִתְּכֶ֑ם וְאִם־לֹ֕א חֵ֣י פַרְעֹ֔ה כִּ֥י מְרַגְּלִ֖ים אַתֶּֽם׃

    İçinizden birini gönderin, kardeşinizi getirsin. Siz tutuklu kalacaksınız. Söyledikleriniz sınanacak, doğru söyleyip söylemediğiniz anlaşılacak. Doğru değilse, Firavun’un yaşamı üzerine yemin ederim, siz casussunuz!”

  22. Bereşit 42:19

    אִם־כֵּנִ֣ים אַתֶּ֔ם אֲחִיכֶ֣ם אֶחָ֔ד יֵאָסֵ֖ר בְּבֵ֣ית מִשְׁמַרְכֶ֑ם וְאַתֶּם֙ לְכ֣וּ הָבִ֔יאוּ שֶׁ֖בֶר רַעֲב֥וֹן בָּתֵּיכֶֽם׃

    Dürüst insanlarsanız, kardeşlerinizden biri tutulduğunuz yerde tutuklu kalsın. Siz gidip aç kalan ev halklarınıza tahıl götürün.

  23. Bereşit 48:22

    וַאֲנִ֞י נָתַ֧תִּֽי לְךָ֛ שְׁכֶ֥ם אַחַ֖ד עַל־אַחֶ֑יךָ אֲשֶׁ֤ר לָקַ֙חְתִּי֙ מִיַּ֣ד הָֽאֱמֹרִ֔י בְּחַרְבִּ֖י וּבְקַשְׁתִּֽי׃ (פ)

    Ben de sana kardeşlerinden bir pay fazla veriyorum: Emorilerin elinden kılıcım ve yayımla aldığım yeri.”

  24. Şemot 8:27

    וַיַּ֤עַשׂ יְהוָה֙ כִּדְבַ֣ר מֹשֶׁ֔ה וַיָּ֙סַר֙ הֶעָרֹ֔ב מִפַּרְעֹ֖ה מֵעֲבָדָ֣יו וּמֵעַמּ֑וֹ לֹ֥א נִשְׁאַ֖ר אֶחָֽד׃

    Adonay, Moşe’nin dilediğini yaptı. Yırtıcı ve zehirli hayvanları Firavun’dan, görevlilerinden ve halkından uzaklaştırdı; bir teki bile kalmadı.

  25. Şemot 9:6

    וַיַּ֨עַשׂ יְהוָ֜ה אֶת־הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַיָּ֕מָת כֹּ֖ל מִקְנֵ֣ה מִצְרָ֑יִם וּמִמִּקְנֵ֥ה בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל לֹא־מֵ֥ת אֶחָֽד׃

    Ertesi gün Adonay bunu yaptı. Mısır’ın bütün hayvanları öldü; İsrael oğullarının hayvanlarından ise bir teki bile ölmedi.

  26. Şemot 9:7

    וַיִּשְׁלַ֣ח פַּרְעֹ֔ה וְהִנֵּ֗ה לֹא־מֵ֛ת מִמִּקְנֵ֥ה יִשְׂרָאֵ֖ל עַד־אֶחָ֑ד וַיִּכְבַּד֙ לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹ֥א שִׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃ (פ)

    Firavun adam gönderip araştırdı; İsrael’in hayvanlarından bir teki bile ölmemişti. Ama Firavun’un yüreği ağırlaştı ve halkı salıvermedi.

  27. Şemot 10:19

    וַיַּהֲפֹ֨ךְ יְהוָ֤ה רֽוּחַ־יָם֙ חָזָ֣ק מְאֹ֔ד וַיִּשָּׂא֙ אֶת־הָ֣אַרְבֶּ֔ה וַיִּתְקָעֵ֖הוּ יָ֣מָּה סּ֑וּף לֹ֤א נִשְׁאַר֙ אַרְבֶּ֣ה אֶחָ֔ד בְּכֹ֖ל גְּב֥וּל מִצְרָֽיִם׃

    Adonay rüzgârı çok güçlü bir batı rüzgârına çevirdi. Rüzgâr çekirgeleri alıp Sazlık Denizi’ne sürükledi. Mısır’ın hiçbir yerinde bir tek çekirge bile kalmadı.

  28. Şemot 11:1

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה ע֣וֹד נֶ֤גַע אֶחָד֙ אָבִ֤יא עַל־פַּרְעֹה֙ וְעַל־מִצְרַ֔יִם אַֽחֲרֵי־כֵ֕ן יְשַׁלַּ֥ח אֶתְכֶ֖ם מִזֶּ֑ה כְּשַׁ֨לְּח֔וֹ כָּלָ֕ה גָּרֵ֛שׁ יְגָרֵ֥שׁ אֶתְכֶ֖ם מִזֶּֽה׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’un ve Mısır’ın üzerine bir bela daha getireceğim. Ondan sonra sizi buradan salıverecek. Salıverirken hepinizi buradan bütünüyle kovacak.

  29. Şemot 12:46

    בְּבַ֤יִת אֶחָד֙ יֵאָכֵ֔ל לֹא־תוֹצִ֧יא מִן־הַבַּ֛יִת מִן־הַבָּשָׂ֖ר ח֑וּצָה וְעֶ֖צֶם לֹ֥א תִשְׁבְּרוּ־בֽוֹ׃

    Bir tek evde yenecek. Etten hiçbir parçayı evin dışına çıkarmayacaksın; onun hiçbir kemiğini kırmayacaksınız.

  30. Şemot 14:28

    וַיָּשֻׁ֣בוּ הַמַּ֗יִם וַיְכַסּ֤וּ אֶת־הָרֶ֙כֶב֙ וְאֶת־הַפָּ֣רָשִׁ֔ים לְכֹל֙ חֵ֣יל פַּרְעֹ֔ה הַבָּאִ֥ים אַחֲרֵיהֶ֖ם בַּיָּ֑ם לֹֽא־נִשְׁאַ֥ר בָּהֶ֖ם עַד־אֶחָֽד׃

    Sular geri dönüp savaş arabalarını, atlıları ve İsrael oğullarının arkasından denize giren Firavun’un bütün ordusunu örttü. İçlerinden bir teki bile kalmadı.

  31. Şemot 17:12

    Bu ayette 2 kez

    וִידֵ֤י מֹשֶׁה֙ כְּבֵדִ֔ים וַיִּקְחוּ־אֶ֛בֶן וַיָּשִׂ֥ימוּ תַחְתָּ֖יו וַיֵּ֣שֶׁב עָלֶ֑יהָ וְאַהֲרֹ֨ן וְח֜וּר תָּֽמְכ֣וּ בְיָדָ֗יו מִזֶּ֤ה אֶחָד֙ וּמִזֶּ֣ה אֶחָ֔ד וַיְהִ֥י יָדָ֛יו אֱמוּנָ֖ה עַד־בֹּ֥א הַשָּֽׁמֶשׁ׃

    Moşe’nin elleri ağırlaştı. Bir taş alıp altına koydular; üzerine oturdu. Aaron ile Hur, biri bir yanında, öteki öbür yanında, ellerini desteklediler. Böylece elleri güneş batıncaya kadar sabit kaldı.

  32. Şemot 24:3

    וַיָּבֹ֣א מֹשֶׁ֗ה וַיְסַפֵּ֤ר לָעָם֙ אֵ֚ת כָּל־דִּבְרֵ֣י יְהוָ֔ה וְאֵ֖ת כָּל־הַמִּשְׁפָּטִ֑ים וַיַּ֨עַן כָּל־הָעָ֜ם ק֤וֹל אֶחָד֙ וַיֹּ֣אמְר֔וּ כָּל־הַדְּבָרִ֛ים אֲשֶׁר־דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה נַעֲשֶֽׂה׃

    Moşe gelip Adonay’ın bütün sözlerini ve bütün hükümleri halka anlattı. Bütün halk tek sesle, “Adonay’ın söylediği bütün sözleri yerine getireceğiz” diye karşılık verdi.

  33. Şemot 25:19

    Bu ayette 2 kez

    וַ֠עֲשֵׂה כְּר֨וּב אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת תַּעֲשׂ֥וּ אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים עַל־שְׁנֵ֥י קְצוֹתָֽיו׃

    Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv yap. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yapacaksınız.

  34. Şemot 26:6

    וְעָשִׂ֕יתָ חֲמִשִּׁ֖ים קַרְסֵ֣י זָהָ֑ב וְחִבַּרְתָּ֨ אֶת־הַיְרִיעֹ֜ת אִשָּׁ֤ה אֶל־אֲחֹתָהּ֙ בַּקְּרָסִ֔ים וְהָיָ֥ה הַמִּשְׁכָּ֖ן אֶחָֽד׃ (פ)

    Elli altın kopça yapacak, örtüleri kopçalarla birbirine birleştireceksin. Böylece Mişkan tek bir bütün olacak.

  35. Şemot 26:11

    וְעָשִׂ֛יתָ קַרְסֵ֥י נְחֹ֖שֶׁת חֲמִשִּׁ֑ים וְהֵבֵאתָ֤ אֶת־הַקְּרָסִים֙ בַּלֻּ֣לָאֹ֔ת וְחִבַּרְתָּ֥ אֶת־הָאֹ֖הֶל וְהָיָ֥ה אֶחָֽד׃

    Elli bakır kopça yapacak, kopçaları ilmeklere takıp çadırı birleştireceksin. Böylece tek bir bütün olacak.

  36. Şemot 29:1

    וְזֶ֨ה הַדָּבָ֜ר אֲשֶֽׁר־תַּעֲשֶׂ֥ה לָהֶ֛ם לְקַדֵּ֥שׁ אֹתָ֖ם לְכַהֵ֣ן לִ֑י לְ֠קַח פַּ֣ר אֶחָ֧ד בֶּן־בָּקָ֛ר וְאֵילִ֥ם שְׁנַ֖יִם תְּמִימִֽם׃

    Onları Bana kâhin olarak hizmet etmeleri için kutsamak üzere yapacağın şudur: Bir genç boğa ve kusursuz iki koç al.

  37. Şemot 29:3

    וְנָתַתָּ֤ אוֹתָם֙ עַל־סַ֣ל אֶחָ֔ד וְהִקְרַבְתָּ֥ אֹתָ֖ם בַּסָּ֑ל וְאֶ֨ת־הַפָּ֔ר וְאֵ֖ת שְׁנֵ֥י הָאֵילִֽם׃

    Onları bir sepete koyacak, sepetin içinde sunacaksın; boğayı ve iki koçu da getireceksin.

  38. Şemot 29:23

    וְכִכַּ֨ר לֶ֜חֶם אַחַ֗ת וַֽחַלַּ֨ת לֶ֥חֶם שֶׁ֛מֶן אַחַ֖ת וְרָקִ֣יק אֶחָ֑ד מִסַּל֙ הַמַּצּ֔וֹת אֲשֶׁ֖ר לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃

    Adonay’ın önündeki mayasız ekmek sepetinden de bir somun ekmek, yağlı bir çörek ve bir ince ekmek alacaksın.

  39. Şemot 33:5

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה אֱמֹ֤ר אֶל־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ אַתֶּ֣ם עַם־קְשֵׁה־עֹ֔רֶף רֶ֧גַע אֶחָ֛ד אֶֽעֱלֶ֥ה בְקִרְבְּךָ֖ וְכִלִּיתִ֑יךָ וְעַתָּ֗ה הוֹרֵ֤ד עֶדְיְךָ֙ מֵֽעָלֶ֔יךָ וְאֵדְעָ֖ה מָ֥ה אֶֽעֱשֶׂה־לָּֽךְ׃

    Adonay Moşe’ye şöyle demişti: “İsrael oğullarına söyle: ‘Siz dik başlı bir halksınız. Bir an aranıza gelsem sizi yok ederim. Şimdi üzerinizdeki süsleri çıkarın; size ne yapacağımı belirleyeceğim.’”

  40. Şemot 36:13

    וַיַּ֕עַשׂ חֲמִשִּׁ֖ים קַרְסֵ֣י זָהָ֑ב וַיְחַבֵּ֨ר אֶת־הַיְרִעֹ֜ת אַחַ֤ת אֶל־אַחַת֙ בַּקְּרָסִ֔ים וַֽיְהִ֥י הַמִּשְׁכָּ֖ן אֶחָֽד׃ (ס)

    Elli altın kopça yaptı, örtüleri kopçalarla birbirine birleştirdi. Böylece Mişkan tek bir bütün oldu.

  41. Şemot 36:18

    וַיַּ֛עַשׂ קַרְסֵ֥י נְחֹ֖שֶׁת חֲמִשִּׁ֑ים לְחַבֵּ֥ר אֶת־הָאֹ֖הֶל לִֽהְיֹ֥ת אֶחָֽד׃

    Çadırı birleştirip tek bir bütün yapmak için elli bakır kopça yaptı.

  42. Şemot 37:8

    Bu ayette 2 kez

    כְּרוּב־אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת עָשָׂ֥ה אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים מִשְּׁנֵ֥י קצוותו [קְצוֹתָֽיו׃]

    Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv vardı. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yaptı.

  43. Şemot 37:19

    שְׁלֹשָׁ֣ה גְ֠בִעִים מְֽשֻׁקָּדִ֞ים בַּקָּנֶ֣ה הָאֶחָד֮ כַּפְתֹּ֣ר וָפֶרַח֒ וּשְׁלֹשָׁ֣ה גְבִעִ֗ים מְשֻׁקָּדִ֛ים בְּקָנֶ֥ה אֶחָ֖ד כַּפְתֹּ֣ר וָפָ֑רַח כֵּ֚ן לְשֵׁ֣שֶׁת הַקָּנִ֔ים הַיֹּצְאִ֖ים מִן־הַמְּנֹרָֽה׃

    Bir kolda badem biçiminde üç kadeh süsü, bir yumru ve bir çiçek; öbür kolda da badem biçiminde üç kadeh süsü, bir yumru ve bir çiçek vardı. Menoradan çıkan altı kol böyleydi.

  44. Vayikra 5:7

    וְאִם־לֹ֨א תַגִּ֣יע יָדוֹ֮ דֵּ֣י שֶׂה֒ וְהֵבִ֨יא אֶת־אֲשָׁמ֜וֹ אֲשֶׁ֣ר חָטָ֗א שְׁתֵּ֥י תֹרִ֛ים אֽוֹ־שְׁנֵ֥י בְנֵֽי־יוֹנָ֖ה לַֽיהוָ֑ה אֶחָ֥ד לְחַטָּ֖את וְאֶחָ֥ד לְעֹלָֽה׃

    Gücü bir koyun ya da keçiye yetmiyorsa işlediği günah için Adonay’a iki kumru ya da iki genç güvercin getirecek; biri günah sunusu, diğeri bütünüyle yakılan sunu olacak.

  45. Vayikra 7:14

    וְהִקְרִ֨יב מִמֶּ֤נּוּ אֶחָד֙ מִכָּל־קָרְבָּ֔ן תְּרוּמָ֖ה לַיהוָ֑ה לַכֹּהֵ֗ן הַזֹּרֵ֛ק אֶת־דַּ֥ם הַשְּׁלָמִ֖ים ל֥וֹ יִהְיֶֽה׃

    Bu sunuların her türünden birer tanesini Adonay’a ayrılan pay olarak sunacak. Bunlar esenlik kurbanının kanını serpen kâhinin olacak.

  46. Vayikra 8:26

    וּמִסַּ֨ל הַמַּצּ֜וֹת אֲשֶׁ֣ר ׀ לִפְנֵ֣י יְהוָ֗ה לָ֠קַח חַלַּ֨ת מַצָּ֤ה אַחַת֙ וְֽחַלַּ֨ת לֶ֥חֶם שֶׁ֛מֶן אַחַ֖ת וְרָקִ֣יק אֶחָ֑ד וַיָּ֙שֶׂם֙ עַל־הַ֣חֲלָבִ֔ים וְעַ֖ל שׁ֥וֹק הַיָּמִֽין׃

    Adonay’ın önündeki mayasız ekmek sepetinden bir mayasız ekmek, bir yağlı ekmek ve bir ince ekmek aldı; bunları içyağlarının ve sağ budun üzerine koydu.

  47. Vayikra 12:8

    וְאִם־לֹ֨א תִמְצָ֣א יָדָהּ֮ דֵּ֣י שֶׂה֒ וְלָקְחָ֣ה שְׁתֵּֽי־תֹרִ֗ים א֤וֹ שְׁנֵי֙ בְּנֵ֣י יוֹנָ֔ה אֶחָ֥ד לְעֹלָ֖ה וְאֶחָ֣ד לְחַטָּ֑את וְכִפֶּ֥ר עָלֶ֛יהָ הַכֹּהֵ֖ן וְטָהֵֽרָה׃ (פ)

    Gücü bir kuzuya yetmiyorsa iki kumru ya da iki genç güvercin alacak; biri bütünüyle yakılan sunu, diğeri günah sunusu olacak. Kâhin onun için kefaret sağlayacak ve kadın arınmış olacak.”

  48. Vayikra 13:2

    אָדָ֗ם כִּֽי־יִהְיֶ֤ה בְעוֹר־בְּשָׂרוֹ֙ שְׂאֵ֤ת אֽוֹ־סַפַּ֙חַת֙ א֣וֹ בַהֶ֔רֶת וְהָיָ֥ה בְעוֹר־בְּשָׂר֖וֹ לְנֶ֣גַע צָרָ֑עַת וְהוּבָא֙ אֶל־אַהֲרֹ֣ן הַכֹּהֵ֔ן א֛וֹ אֶל־אַחַ֥ד מִבָּנָ֖יו הַכֹּהֲנִֽים׃

    “Birinin bedeninin derisinde bir kabartı, döküntü ya da parlak leke oluşur ve derisinde tsaraat belirtisine dönüşürse o kişi kâhin Aaron’a ya da kâhin olan oğullarından birine getirilecek.

  49. Vayikra 14:10

    וּבַיּ֣וֹם הַשְּׁמִינִ֗י יִקַּ֤ח שְׁנֵֽי־כְבָשִׂים֙ תְּמִימִ֔ים וְכַבְשָׂ֥ה אַחַ֛ת בַּת־שְׁנָתָ֖הּ תְּמִימָ֑ה וּשְׁלֹשָׁ֣ה עֶשְׂרֹנִ֗ים סֹ֤לֶת מִנְחָה֙ בְּלוּלָ֣ה בַשֶּׁ֔מֶן וְלֹ֥ג אֶחָ֖ד שָֽׁמֶן׃

    Sekizinci gün kusursuz iki erkek kuzu, bir yaşında kusursuz bir dişi kuzu, tahıl sunusu olarak yağla karıştırılmış efanın onda üçü kadar ince un ve bir log yağ alacak.

  50. Vayikra 14:21

    Bu ayette 2 kez

    וְאִם־דַּ֣ל ה֗וּא וְאֵ֣ין יָדוֹ֮ מַשֶּׂגֶת֒ וְ֠לָקַח כֶּ֣בֶשׂ אֶחָ֥ד אָשָׁ֛ם לִתְנוּפָ֖ה לְכַפֵּ֣ר עָלָ֑יו וְעִשָּׂר֨וֹן סֹ֜לֶת אֶחָ֨ד בָּל֥וּל בַּשֶּׁ֛מֶן לְמִנְחָ֖ה וְלֹ֥ג שָֽׁמֶן׃

    O kişi yoksulsa ve gücü bunlara yetmiyorsa kendisi için kefaret sağlamak üzere sallanacak suç sunusu olarak bir erkek kuzu, tahıl sunusu olarak yağla karıştırılmış efanın onda biri kadar ince un ve bir log yağ alacak.

Kelimenin yapısı ve anlamı

Dilbilgisel ve sözlüksel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Temel kelime (lemma) אֶחָד

Kök — שורש (şoreş) אחד

Türkçe anlam: bir, tek; her biri; az sayıda; ilk; biri... diğeri

Dilbilgisel yapı: asıl sayı, eril, tekil, mutlak

Bu yapının kullanımı: 189 kez

Teknik kodHAcmsa
Veri ve yöntem

Kelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.

Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.