Lemma זֶה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: edat + işaret zamiri, eril, tekil
Bu çözümleme: 23 kullanım
Teknik kod
HR/PdxmsTORA KELİME DİZİNİ
Bu yazılı biçim Tora’da 25 kez, 19 ayette geçer.
Bu İbranice yazılı biçime doğrulanmış kelime sırası üzerinden bağlı okunuşlar:
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Lemma זֶה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: edat + işaret zamiri, eril, tekil
Bu çözümleme: 23 kullanım
HR/PdxmsLemma זֶה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: soru parçacığı + işaret zamiri, eril, tekil
Bu çözümleme: 1 kullanım
HTi/PdxmsLemma מִזָּה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: özel ad
Bu çözümleme: 1 kullanım
HNpMorfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.
Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök), lemma ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik kökü veya okunuş eşleşmesini tahmin etmez.
וַיֹּאמַ֗ר הָגָ֞ר שִׁפְחַ֥ת שָׂרַ֛י אֵֽי־מִזֶּ֥ה בָ֖את וְאָ֣נָה תֵלֵ֑כִי וַתֹּ֕אמֶר מִפְּנֵי֙ שָׂרַ֣י גְּבִרְתִּ֔י אָנֹכִ֖י בֹּרַֽחַת׃
“Saray’ın cariyesi Hagar, nereden geldin, nereye gidiyorsun?” diye sordu. Hagar, “Hanımım Saray’ın yanından kaçıyorum” dedi.
וְאֵ֗לֶּה בְּנֵ֤י רְעוּאֵל֙ בֶּן־עֵשָׂ֔ו אַלּ֥וּף נַ֙חַת֙ אַלּ֣וּף זֶ֔רַח אַלּ֥וּף שַׁמָּ֖ה אַלּ֣וּף מִזָּ֑ה אֵ֣לֶּה אַלּוּפֵ֤י רְעוּאֵל֙ בְּאֶ֣רֶץ אֱד֔וֹם אֵ֕לֶּה בְּנֵ֥י בָשְׂמַ֖ת אֵ֥שֶׁת עֵשָֽׂו׃
Esav’ın oğlu Reuel’in oğulları arasından bey Nahat, bey Zerah, bey Şamma ve bey Mizza. Bunlar Edom ülkesindeki Reuel boylarının beyleridir; Esav’ın eşi Basmat’ın soyundandırlar.
וַיֹּ֤אמֶר הָאִישׁ֙ נָסְע֣וּ מִזֶּ֔ה כִּ֤י שָׁמַ֙עְתִּי֙ אֹֽמְרִ֔ים נֵלְכָ֖ה דֹּתָ֑יְנָה וַיֵּ֤לֶךְ יוֹסֵף֙ אַחַ֣ר אֶחָ֔יו וַיִּמְצָאֵ֖ם בְּדֹתָֽן׃
Adam, “Buradan ayrıldılar” dedi. “‘Dotan’a gidelim’ dediklerini duydum.” Yosef kardeşlerinin ardından gidip onları Dotan’da buldu.
בְּזֹ֖את תִּבָּחֵ֑נוּ חֵ֤י פַרְעֹה֙ אִם־תֵּצְא֣וּ מִזֶּ֔ה כִּ֧י אִם־בְּב֛וֹא אֲחִיכֶ֥ם הַקָּטֹ֖ן הֵֽנָּה׃
“Sizi şöyle sınayacağım: Firavun’un yaşamı üzerine yemin ederim, en küçük kardeşiniz buraya gelmedikçe buradan çıkamayacaksınız.
וַיַּשְׁבַּ֣ע יוֹסֵ֔ף אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל לֵאמֹ֑ר פָּקֹ֨ד יִפְקֹ֤ד אֱלֹהִים֙ אֶתְכֶ֔ם וְהַעֲלִתֶ֥ם אֶת־עַצְמֹתַ֖י מִזֶּֽה׃
Yosef, İsrael oğullarına yemin ettirerek şöyle dedi: “Tanrı sizi mutlaka hatırlayıp yardımınıza gelecek. O zaman kemiklerimi buradan götürün.”
וַיֹּ֧אמֶר אֵלָ֛יו יְהוָ֖ה מזה [מַה־] [זֶּ֣ה] בְיָדֶ֑ךָ וַיֹּ֖אמֶר מַטֶּֽה׃
Adonay ona, “Elindeki nedir?” diye sordu. Moşe, “Bir değnek” dedi.
Bu ayette 2 kez
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה ע֣וֹד נֶ֤גַע אֶחָד֙ אָבִ֤יא עַל־פַּרְעֹה֙ וְעַל־מִצְרַ֔יִם אַֽחֲרֵי־כֵ֕ן יְשַׁלַּ֥ח אֶתְכֶ֖ם מִזֶּ֑ה כְּשַׁ֨לְּח֔וֹ כָּלָ֕ה גָּרֵ֛שׁ יְגָרֵ֥שׁ אֶתְכֶ֖ם מִזֶּֽה׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’un ve Mısır’ın üzerine bir bela daha getireceğim. Ondan sonra sizi buradan salıverecek. Salıverirken hepinizi buradan bütünüyle kovacak.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־הָעָ֗ם זָכ֞וֹר אֶת־הַיּ֤וֹם הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֨ר יְצָאתֶ֤ם מִמִּצְרַ֙יִם֙ מִבֵּ֣ית עֲבָדִ֔ים כִּ֚י בְּחֹ֣זֶק יָ֔ד הוֹצִ֧יא יְהֹוָ֛ה אֶתְכֶ֖ם מִזֶּ֑ה וְלֹ֥א יֵאָכֵ֖ל חָמֵֽץ׃
Moşe halka şöyle dedi: “Mısır’dan, kölelik evinden çıktığınız bu günü hatırlayın. Çünkü Adonay sizi güçlü bir elle buradan çıkardı. Mayalı hiçbir şey yenmeyecek.
וַיִּקַּ֥ח מֹשֶׁ֛ה אֶת־עַצְמ֥וֹת יוֹסֵ֖ף עִמּ֑וֹ כִּי֩ הַשְׁבֵּ֨עַ הִשְׁבִּ֜יעַ אֶת־בְּנֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ לֵאמֹ֔ר פָּקֹ֨ד יִפְקֹ֤ד אֱלֹהִים֙ אֶתְכֶ֔ם וְהַעֲלִיתֶ֧ם אֶת־עַצְמֹתַ֛י מִזֶּ֖ה אִתְּכֶֽם׃
Moşe, Yosef’in kemiklerini de yanına aldı. Çünkü Yosef, “Tanrı sizinle kesinlikle ilgilenecek; o zaman kemiklerimi de buradan yanınızda götüreceksiniz” diyerek İsrael oğullarına sıkıca ant içirmişti.
וִידֵ֤י מֹשֶׁה֙ כְּבֵדִ֔ים וַיִּקְחוּ־אֶ֛בֶן וַיָּשִׂ֥ימוּ תַחְתָּ֖יו וַיֵּ֣שֶׁב עָלֶ֑יהָ וְאַהֲרֹ֨ן וְח֜וּר תָּֽמְכ֣וּ בְיָדָ֗יו מִזֶּ֤ה אֶחָד֙ וּמִזֶּ֣ה אֶחָ֔ד וַיְהִ֥י יָדָ֛יו אֱמוּנָ֖ה עַד־בֹּ֥א הַשָּֽׁמֶשׁ׃
Moşe’nin elleri ağırlaştı. Bir taş alıp altına koydular; üzerine oturdu. Aaron ile Hur, biri bir yanında, öteki öbür yanında, ellerini desteklediler. Böylece elleri güneş batıncaya kadar sabit kaldı.
Bu ayette 2 kez
וַ֠עֲשֵׂה כְּר֨וּב אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת תַּעֲשׂ֥וּ אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים עַל־שְׁנֵ֥י קְצוֹתָֽיו׃
Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv yap. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yapacaksınız.
Bu ayette 3 kez
וְהָאַמָּ֨ה מִזֶּ֜ה וְהָאַמָּ֤ה מִזֶּה֙ בָּעֹדֵ֔ף בְּאֹ֖רֶךְ יְרִיעֹ֣ת הָאֹ֑הֶל יִהְיֶ֨ה סָר֜וּחַ עַל־צִדֵּ֧י הַמִּשְׁכָּ֛ן מִזֶּ֥ה וּמִזֶּ֖ה לְכַסֹּתֽוֹ׃
Çadır örtülerinin uzunluğundan bir yanda bir arşın, öbür yanda bir arşın artan kısım, Mişkan’ın iki yanından aşağı sarkarak onu örtecek.
וַיִּ֜פֶן וַיֵּ֤רֶד מֹשֶׁה֙ מִן־הָהָ֔ר וּשְׁנֵ֛י לֻחֹ֥ת הָעֵדֻ֖ת בְּיָד֑וֹ לֻחֹ֗ת כְּתֻבִים֙ מִשְּׁנֵ֣י עֶבְרֵיהֶ֔ם מִזֶּ֥ה וּמִזֶּ֖ה הֵ֥ם כְּתֻבִֽים׃
Moşe dönüp dağdan indi. Elinde iki Tanıklık levhası vardı. Levhaların iki yüzüne de yazılmıştı; hem bu yüzünde hem öbür yüzünde yazı vardı.
וַיְדַבֵּ֨ר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ לֵ֣ךְ עֲלֵ֣ה מִזֶּ֔ה אַתָּ֣ה וְהָעָ֔ם אֲשֶׁ֥ר הֶֽעֱלִ֖יתָ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם אֶל־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֣ר נִ֠שְׁבַּעְתִּי לְאַבְרָהָ֨ם לְיִצְחָ֤ק וּֽלְיַעֲקֹב֙ לֵאמֹ֔ר לְזַרְעֲךָ֖ אֶתְּנֶֽנָּה׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Sen ve Mısır ülkesinden çıkardığın halk buradan yola çıkın. Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a, ‘Soyuna vereceğim’ diye ant içtiğim ülkeye gidin.
וַיֹּ֖אמֶר אֵלָ֑יו אִם־אֵ֤ין פָּנֶ֙יךָ֙ הֹלְכִ֔ים אַֽל־תַּעֲלֵ֖נוּ מִזֶּֽה׃
Moşe O’na, “Bizzat Sen gitmeyeceksen bizi buradan çıkarma” dedi.
Bu ayette 2 kez
כְּרוּב־אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת עָשָׂ֥ה אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים מִשְּׁנֵ֥י קצוותו [קְצוֹתָֽיו׃]
Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv vardı. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yaptı.
וְלַכָּתֵ֣ף הַשֵּׁנִ֗ית מִזֶּ֤ה וּמִזֶּה֙ לְשַׁ֣עַר הֶֽחָצֵ֔ר קְלָעִ֕ים חֲמֵ֥שׁ עֶשְׂרֵ֖ה אַמָּ֑ה עַמֻּדֵיהֶ֣ם שְׁלֹשָׁ֔ה וְאַדְנֵיהֶ֖ם שְׁלֹשָֽׁה׃
Öbür yanında da öyleydi: Avlu kapısının iki yanında on beşer arşınlık perdeler, her birinin üç direği ve üç tabanı vardı.
Bu ayette 2 kez
וַֽיַּעֲמֹד֙ מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה בְּמִשְׁע֖וֹל הַכְּרָמִ֑ים גָּדֵ֥ר מִזֶּ֖ה וְגָדֵ֥ר מִזֶּֽה׃
Adonay’ın meleği iki yanında duvar olan bağlar arasındaki patikada durdu.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֵלַ֗י ק֣וּם רֵ֤ד מַהֵר֙ מִזֶּ֔ה כִּ֚י שִׁחֵ֣ת עַמְּךָ֔ אֲשֶׁ֥ר הוֹצֵ֖אתָ מִמִּצְרָ֑יִם סָ֣רוּ מַהֵ֗ר מִן־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר צִוִּיתִ֔ם עָשׂ֥וּ לָהֶ֖ם מַסֵּכָֽה׃
Adonay bana şöyle dedi: ‘Kalk, buradan hemen in. Çünkü Mısır’dan çıkardığın halkın yoldan çıktı. Onlara buyurduğum yoldan hızla saptılar; kendilerine dökme bir put yaptılar.’