Lemma בֵּן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: isim, eril, çoğul, tamlayan
Bu çözümleme: 583 kullanım
Teknik kod
HNcmpcTORA KELİME DİZİNİ
Bu yazılı biçim Tora’da 623 kez, 582 ayette geçer.
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Lemma בֵּן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: isim, eril, çoğul, tamlayan
Bu çözümleme: 583 kullanım
HNcmpcLemma בֵּן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil
Bu çözümleme: 32 kullanım
HNcmsc/Sp1csLemma בֵּן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: isim, eril, çoğul, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil
Bu çözümleme: 6 kullanım
HNcmpc/Sp1csLemma
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: özel ad
Bu çözümleme: 1 kullanım
HNpLemma בֵּן
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan
Bu çözümleme: 1 kullanım
HNcmscMorfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.
Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök) ve lemma bilgisi yalnız doğrulanmış dilbilgisel kaynakta açıkça bulunduğunda gösterilir; ToraOku eksik kökü tahmin etmez.
וַיִּרְא֤וּ בְנֵי־הָֽאֱלֹהִים֙ אֶת־בְּנ֣וֹת הָֽאָדָ֔ם כִּ֥י טֹבֹ֖ת הֵ֑נָּה וַיִּקְח֤וּ לָהֶם֙ נָשִׁ֔ים מִכֹּ֖ל אֲשֶׁ֥ר בָּחָֽרוּ׃
Yöneticilerin oğulları, insanların kızlarının güzel olduğunu gördüler ve beğendikleri kadınlardan kendilerine eşler aldılar.
הַנְּפִלִ֞ים הָי֣וּ בָאָרֶץ֮ בַּיָּמִ֣ים הָהֵם֒ וְגַ֣ם אַֽחֲרֵי־כֵ֗ן אֲשֶׁ֨ר יָבֹ֜אוּ בְּנֵ֤י הָֽאֱלֹהִים֙ אֶל־בְּנ֣וֹת הָֽאָדָ֔ם וְיָלְד֖וּ לָהֶ֑ם הֵ֧מָּה הַגִּבֹּרִ֛ים אֲשֶׁ֥ר מֵעוֹלָ֖ם אַנְשֵׁ֥י הַשֵּֽׁם׃ (פ)
O günlerde yeryüzünde Nefilim vardı; daha sonra da, yöneticilerin oğulları insanların kızlarıyla birlikte olup onlardan çocukları olduğunda da vardılar. Bunlar eski zamanların güçlü, ünlü adamlarıydı.
בְּעֶ֨צֶם הַיּ֤וֹם הַזֶּה֙ בָּ֣א נֹ֔חַ וְשֵׁם־וְחָ֥ם וָיֶ֖פֶת בְּנֵי־נֹ֑חַ וְאֵ֣שֶׁת נֹ֗חַ וּשְׁלֹ֧שֶׁת נְשֵֽׁי־בָנָ֛יו אִתָּ֖ם אֶל־הַתֵּבָֽה׃
Tam o gün Noah, Noah’ın oğulları Şem, Ham ve Yefet, Noah’ın karısı ve oğullarının üç karısı onlarla birlikte gemiye girdiler.
וַיִּֽהְי֣וּ בְנֵי־נֹ֗חַ הַיֹּֽצְאִים֙ מִן־הַתֵּבָ֔ה שֵׁ֖ם וְחָ֣ם וָיָ֑פֶת וְחָ֕ם ה֖וּא אֲבִ֥י כְנָֽעַן׃
Noah’ın gemiden çıkan oğulları Şem, Ham ve Yefet’ti. Ham, Kenaan’ın babasıydı.
שְׁלֹשָׁ֥ה אֵ֖לֶּה בְּנֵי־נֹ֑חַ וּמֵאֵ֖לֶּה נָֽפְצָ֥ה כָל־הָאָֽרֶץ׃
Bunlar Noah’ın üç oğluydu. Bütün yeryüzüne yayılanlar onlardan türedi.
וְאֵ֙לֶּה֙ תּוֹלְדֹ֣ת בְּנֵי־נֹ֔חַ שֵׁ֖ם חָ֣ם וָיָ֑פֶת וַיִּוָּלְד֥וּ לָהֶ֛ם בָּנִ֖ים אַחַ֥ר הַמַּבּֽוּל׃
Noah’ın oğulları Şem, Ham ve Yefet’in soyu budur. Tufandan sonra onların oğulları oldu.
בְּנֵ֣י יֶ֔פֶת גֹּ֣מֶר וּמָג֔וֹג וּמָדַ֖י וְיָוָ֣ן וְתֻבָ֑ל וּמֶ֖שֶׁךְ וְתִירָֽס׃
Yefet’in oğulları: Gomer, Magog, Maday, Yavan, Tuval, Meşeh ve Tiras.
אֵ֣לֶּה בְנֵי־חָ֔ם לְמִשְׁפְּחֹתָ֖ם לִלְשֹֽׁנֹתָ֑ם בְּאַרְצֹתָ֖ם בְּגוֹיֵהֶֽם׃ (ס)
Ailelerine, dillerine, ülkelerine ve halklarına göre Ham’ın oğulları bunlardır.
וּלְשֵׁ֥ם יֻלַּ֖ד גַּם־ה֑וּא אֲבִי֙ כָּל־בְּנֵי־עֵ֔בֶר אֲחִ֖י יֶ֥פֶת הַגָּדֽוֹל׃
Ever’in bütün oğullarının atası, büyük Yefet’in kardeşi Şem’in de çocukları oldu.
בְּנֵ֥י שֵׁ֖ם עֵילָ֣ם וְאַשּׁ֑וּר וְאַרְפַּכְשַׁ֖ד וְל֥וּד וַֽאֲרָֽם׃
Şem’in oğulları: Elam, Aşur, Arpahşad, Lud ve Aram.
וְאֶת־אוֹפִ֥ר וְאֶת־חֲוִילָ֖ה וְאֶת־יוֹבָ֑ב כָּל־אֵ֖לֶּה בְּנֵ֥י יָקְטָֽן׃
Ofir’in, Havila’nın ve Yovav’ın babası oldu. Bunların hepsi Yoktan’ın oğullarıydı.
אֵ֣לֶּה בְנֵי־שֵׁ֔ם לְמִשְׁפְּחֹתָ֖ם לִלְשֹׁנֹתָ֑ם בְּאַרְצֹתָ֖ם לְגוֹיֵהֶֽם׃
Ailelerine, dillerine, ülkelerine ve halklarına göre Şem’in oğulları bunlardır.
אֵ֣לֶּה מִשְׁפְּחֹ֧ת בְּנֵי־נֹ֛חַ לְתוֹלְדֹתָ֖ם בְּגוֹיֵהֶ֑ם וּמֵאֵ֜לֶּה נִפְרְד֧וּ הַגּוֹיִ֛ם בָּאָ֖רֶץ אַחַ֥ר הַמַּבּֽוּל׃ (פ)
Soylarına ve halklarına göre Noah’ın oğullarının aileleri bunlardır. Tufandan sonra yeryüzündeki halklar bunlardan ayrılarak yayıldılar.
וַיֵּ֣רֶד יְהוָ֔ה לִרְאֹ֥ת אֶת־הָעִ֖יר וְאֶת־הַמִּגְדָּ֑ל אֲשֶׁ֥ר בָּנ֖וּ בְּנֵ֥י הָאָדָֽם׃
Adonay, insanların yaptıkları kenti ve kuleyi görmek için indi.
וְהַצְּעִירָ֤ה גַם־הִוא֙ יָ֣לְדָה בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ בֶּן־עַמִּ֑י ה֛וּא אֲבִ֥י בְנֵֽי־עַמּ֖וֹן עַד־הַיּֽוֹם׃ (ס)
Küçük kız da bir oğul doğurup ona Ben-Ammi adını verdi. Bugüne kadar var olan Ammon oğullarının atası odur.
וַתֹּ֙אמֶר֙ לְאַבְרָהָ֔ם גָּרֵ֛שׁ הָאָמָ֥ה הַזֹּ֖את וְאֶת־בְּנָ֑הּ כִּ֣י לֹ֤א יִירַשׁ֙ בֶּן־הָאָמָ֣ה הַזֹּ֔את עִם־בְּנִ֖י עִם־יִצְחָֽק׃
Avraam’a, “Bu cariyeyi ve oğlunu kov!” dedi. “Çünkü bu cariyenin oğlu, benim oğlum Yitshak’la birlikte mirasçı olmayacak.”
וַיֹּ֨אמֶר יִצְחָ֜ק אֶל־אַבְרָהָ֤ם אָבִיו֙ וַיֹּ֣אמֶר אָבִ֔י וַיֹּ֖אמֶר הִנֶּ֣נִּֽי בְנִ֑י וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּ֤ה הָאֵשׁ֙ וְהָ֣עֵצִ֔ים וְאַיֵּ֥ה הַשֶּׂ֖ה לְעֹלָֽה׃
Yitshak babası Avraam’a, “Baba!” dedi. Avraam, “Buradayım oğlum” dedi. Yitshak, “İşte ateş ve odun; ama yakmalık sunu için kuzu nerede?” diye sordu.
וַיֹּ֙אמֶר֙ אַבְרָהָ֔ם אֱלֹהִ֞ים יִרְאֶה־לּ֥וֹ הַשֶּׂ֛ה לְעֹלָ֖ה בְּנִ֑י וַיֵּלְכ֥וּ שְׁנֵיהֶ֖ם יַחְדָּֽו׃
Avraam, “Oğlum, yakmalık sununun kuzusunu Tanrı Kendisi sağlayacak” dedi. İkisi birlikte yürüdüler.
וַיָּ֙קָם֙ אַבְרָהָ֔ם מֵעַ֖ל פְּנֵ֣י מֵת֑וֹ וַיְדַבֵּ֥ר אֶל־בְּנֵי־חֵ֖ת לֵאמֹֽר׃
Avraam ölüsünün yanından kalkıp Het oğullarına şöyle dedi:
וַיַּעֲנ֧וּ בְנֵי־חֵ֛ת אֶת־אַבְרָהָ֖ם לֵאמֹ֥ר לֽוֹ׃
Het oğulları Avraam’a şöyle cevap verdiler:
Bu ayette 2 kez
וְעֶפְר֥וֹן יֹשֵׁ֖ב בְּת֣וֹךְ בְּנֵי־חֵ֑ת וַיַּעַן֩ עֶפְר֨וֹן הַחִתִּ֤י אֶת־אַבְרָהָם֙ בְּאָזְנֵ֣י בְנֵי־חֵ֔ת לְכֹ֛ל בָּאֵ֥י שַֽׁעַר־עִיר֖וֹ לֵאמֹֽר׃
Efron, Het oğullarının arasında oturuyordu. Hiti Efron, Het oğullarının ve kentinin kapısından giren herkesin duyacağı biçimde Avraam’a şöyle cevap verdi:
לֹֽא־אֲדֹנִ֣י שְׁמָעֵ֔נִי הַשָּׂדֶה֙ נָתַ֣תִּי לָ֔ךְ וְהַמְּעָרָ֥ה אֲשֶׁר־בּ֖וֹ לְךָ֣ נְתַתִּ֑יהָ לְעֵינֵ֧י בְנֵי־עַמִּ֛י נְתַתִּ֥יהָ לָּ֖ךְ קְבֹ֥ר מֵתֶֽךָ׃
“Hayır efendim, beni dinle. Tarlayı sana veriyorum; içindeki mağarayı da sana veriyorum. Halkımın oğullarının gözü önünde sana veriyorum. Ölünü göm.”
וַיִּשְׁמַ֣ע אַבְרָהָם֮ אֶל־עֶפְרוֹן֒ וַיִּשְׁקֹ֤ל אַבְרָהָם֙ לְעֶפְרֹ֔ן אֶת־הַכֶּ֕סֶף אֲשֶׁ֥ר דִּבֶּ֖ר בְּאָזְנֵ֣י בְנֵי־חֵ֑ת אַרְבַּ֤ע מֵאוֹת֙ שֶׁ֣קֶל כֶּ֔סֶף עֹבֵ֖ר לַסֹּחֵֽר׃
Avraam Efron’u dinledi. Efron’un Het oğullarının duyacağı biçimde söylediği gümüşü, tüccarlar arasında geçerli ağırlıkla dört yüz şekel gümüşü tartıp ona verdi.
לְאַבְרָהָ֥ם לְמִקְנָ֖ה לְעֵינֵ֣י בְנֵי־חֵ֑ת בְּכֹ֖ל בָּאֵ֥י שַֽׁעַר־עִירֽוֹ׃
Het oğullarının ve kent kapısından giren herkesin gözü önünde Avraam’ın satın aldığı mülk oldu.
וַיָּ֨קָם הַשָּׂדֶ֜ה וְהַמְּעָרָ֧ה אֲשֶׁר־בּ֛וֹ לְאַבְרָהָ֖ם לַאֲחֻזַּת־קָ֑בֶר מֵאֵ֖ת בְּנֵי־חֵֽת׃ (ס)
Böylece tarla ve içindeki mağara, Het oğullarından Avraam’a mezar mülkü olarak geçti.
וַיֹּ֥אמֶר אֵלָ֖יו אַבְרָהָ֑ם הִשָּׁ֣מֶר לְךָ֔ פֶּן־תָּשִׁ֥יב אֶת־בְּנִ֖י שָֽׁמָּה׃
Avraam ona, “Sakın oğlumu oraya geri götürme!” dedi.
וְאִם־לֹ֨א תֹאבֶ֤ה הָֽאִשָּׁה֙ לָלֶ֣כֶת אַחֲרֶ֔יךָ וְנִקִּ֕יתָ מִשְּׁבֻעָתִ֖י זֹ֑את רַ֣ק אֶת־בְּנִ֔י לֹ֥א תָשֵׁ֖ב שָֽׁמָּה׃
Kadın seninle gelmek istemezse bana ettiğin bu anttan sorumlu olmayacaksın. Yalnız oğlumu oraya geri götürme.”
וּבְנֵ֣י מִדְיָ֗ן עֵיפָ֤ה וָעֵ֙פֶר֙ וַחֲנֹ֔ךְ וַאֲבִידָ֖ע וְאֶלְדָּעָ֑ה כָּל־אֵ֖לֶּה בְּנֵ֥י קְטוּרָֽה׃
Midyan’ın oğulları Efa, Efer, Hanoh, Avida ve Eldaa idi. Bunların hepsi Ketura’nın oğullarıydı.
הַשָּׂדֶ֛ה אֲשֶׁר־קָנָ֥ה אַבְרָהָ֖ם מֵאֵ֣ת בְּנֵי־חֵ֑ת שָׁ֛מָּה קֻבַּ֥ר אַבְרָהָ֖ם וְשָׂרָ֥ה אִשְׁתּֽוֹ׃
Bu, Avraam’ın Het oğullarından satın aldığı tarlaydı. Avraam ve karısı Sara oraya gömüldüler.
וְאֵ֗לֶּה שְׁמוֹת֙ בְּנֵ֣י יִשְׁמָעֵ֔אל בִּשְׁמֹתָ֖ם לְתוֹלְדֹתָ֑ם בְּכֹ֤ר יִשְׁמָעֵאל֙ נְבָיֹ֔ת וְקֵדָ֥ר וְאַדְבְּאֵ֖ל וּמִבְשָֽׂם׃
Yişmael’in oğullarının, soy sıralarına göre adları şunlardır: Yişmael’in ilk oğlu Nevayot, Kedar, Adbeel, Mivsam,
אֵ֣לֶּה הֵ֞ם בְּנֵ֤י יִשְׁמָעֵאל֙ וְאֵ֣לֶּה שְׁמֹתָ֔ם בְּחַצְרֵיהֶ֖ם וּבְטִֽירֹתָ֑ם שְׁנֵים־עָשָׂ֥ר נְשִׂיאִ֖ם לְאֻמֹּתָֽם׃
Yişmael’in oğulları bunlardır. Yerleşimlerine ve obalarına göre adları bunlardır; halklarının on iki önderiydiler.
וַיְהִי֙ כִּֽי־זָקֵ֣ן יִצְחָ֔ק וַתִּכְהֶ֥יןָ עֵינָ֖יו מֵרְאֹ֑ת וַיִּקְרָ֞א אֶת־עֵשָׂ֣ו ׀ בְּנ֣וֹ הַגָּדֹ֗ל וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ בְּנִ֔י וַיֹּ֥אמֶר אֵלָ֖יו הִנֵּֽנִי׃
Yitshak yaşlanmış, gözleri artık göremez olmuştu. Büyük oğlu Esav’ı çağırıp, “Oğlum!” dedi. Esav, “Buradayım” diye cevap verdi.
וְעַתָּ֥ה בְנִ֖י שְׁמַ֣ע בְּקֹלִ֑י לַאֲשֶׁ֥ר אֲנִ֖י מְצַוָּ֥ה אֹתָֽךְ׃
Şimdi oğlum, sözümü dinle ve sana emrettiğimi yap.
וַתֹּ֤אמֶר לוֹ֙ אִמּ֔וֹ עָלַ֥י קִלְלָתְךָ֖ בְּנִ֑י אַ֛ךְ שְׁמַ֥ע בְּקֹלִ֖י וְלֵ֥ךְ קַֽח־לִֽי׃
Annesi ona, “Sana gelecek lanet benim üzerime olsun, oğlum” dedi. “Sen yalnız sözümü dinle; git, bana oğlakları getir.”
וַיָּבֹ֥א אֶל־אָבִ֖יו וַיֹּ֣אמֶר אָבִ֑י וַיֹּ֣אמֶר הִנֶּ֔נִּי מִ֥י אַתָּ֖ה בְּנִֽי׃
Yaakov babasının yanına gelip, “Babacığım!” dedi. Babası, “Buradayım. Sen kimsin, oğlum?” diye sordu.
וַיֹּ֤אמֶר יִצְחָק֙ אֶל־בְּנ֔וֹ מַה־זֶּ֛ה מִהַ֥רְתָּ לִמְצֹ֖א בְּנִ֑י וַיֹּ֕אמֶר כִּ֥י הִקְרָ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לְפָנָֽי׃
Yitshak oğluna, “Nasıl bu kadar çabuk buldun, oğlum?” diye sordu. O da, “Tanrın Adonay onu karşıma çıkardı” dedi.
Bu ayette 2 kez
וַיֹּ֤אמֶר יִצְחָק֙ אֶֽל־יַעֲקֹ֔ב גְּשָׁה־נָּ֥א וַאֲמֻֽשְׁךָ֖ בְּנִ֑י הַֽאַתָּ֥ה זֶ֛ה בְּנִ֥י עֵשָׂ֖ו אִם־לֹֽא׃
Yitshak, Yaakov’a, “Lütfen yaklaş da sana dokunayım, oğlum” dedi. “Gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin, anlayayım.”
וַיֹּ֕אמֶר אַתָּ֥ה זֶ֖ה בְּנִ֣י עֵשָׂ֑ו וַיֹּ֖אמֶר אָֽנִי׃
“Sen gerçekten oğlum Esav mısın?” diye sordu. Yaakov, “Benim” dedi.
וַיֹּ֗אמֶר הַגִּ֤שָׁה לִּי֙ וְאֹֽכְלָה֙ מִצֵּ֣יד בְּנִ֔י לְמַ֥עַן תְּבָֽרֶכְךָ֖ נַפְשִׁ֑י וַיַּגֶּשׁ־לוֹ֙ וַיֹּאכַ֔ל וַיָּ֧בֵא ל֦וֹ יַ֖יִן וַיֵּֽשְׁתְּ׃
Yitshak, “Önüme getir de oğlumun av etinden yiyeyim ve seni gönülden kutsayayım” dedi. Yaakov yemeği ona getirdi, o da yedi. Şarap getirdi, o da içti.
וַיֹּ֥אמֶר אֵלָ֖יו יִצְחָ֣ק אָבִ֑יו גְּשָׁה־נָּ֥א וּשְׁקָה־לִּ֖י בְּנִֽי׃
Babası Yitshak ona, “Lütfen yaklaş da beni öp, oğlum” dedi.
וַיִּגַּשׁ֙ וַיִּשַּׁק־ל֔וֹ וַיָּ֛רַח אֶת־רֵ֥יחַ בְּגָדָ֖יו וַֽיְבָרֲכֵ֑הוּ וַיֹּ֗אמֶר רְאֵה֙ רֵ֣יחַ בְּנִ֔י כְּרֵ֣יחַ שָׂדֶ֔ה אֲשֶׁ֥ר בֵּרֲכ֖וֹ יְהוָֽה׃
Yaakov yaklaşıp onu öptü. Yitshak onun giysilerinin kokusunu aldı, onu kutsayıp şöyle dedi: “Bak, oğlumun kokusu Adonay’ın kutsadığı bir kırın kokusu gibi.
יַֽעַבְד֣וּךָ עַמִּ֗ים וישתחו [וְיִֽשְׁתַּחֲו֤וּ] לְךָ֙ לְאֻמִּ֔ים הֱוֵ֤ה גְבִיר֙ לְאַחֶ֔יךָ וְיִשְׁתַּחֲוּ֥וּ לְךָ֖ בְּנֵ֣י אִמֶּ֑ךָ אֹרְרֶ֣יךָ אָר֔וּר וּֽמְבָרֲכֶ֖יךָ בָּרֽוּךְ׃
Halklar sana hizmet etsin, uluslar önünde eğilsin. Kardeşlerinin efendisi ol; annenin oğulları önünde eğilsin. Sana lanet eden lanetlensin, seni kutsayan kutsansın.”
וַיַּ֨עַן יִצְחָ֜ק וַיֹּ֣אמֶר לְעֵשָׂ֗ו הֵ֣ן גְּבִ֞יר שַׂמְתִּ֥יו לָךְ֙ וְאֶת־כָּל־אֶחָ֗יו נָתַ֤תִּי לוֹ֙ לַעֲבָדִ֔ים וְדָגָ֥ן וְתִירֹ֖שׁ סְמַכְתִּ֑יו וּלְכָ֣ה אֵפ֔וֹא מָ֥ה אֶֽעֱשֶׂ֖ה בְּנִֽי׃
Yitshak, Esav’a şöyle cevap verdi: “Onu senin efendin yaptım. Bütün kardeşlerini ona hizmetkâr olarak verdim; tahıl ve taze şarapla onu destekledim. Senin için ne yapabilirim, oğlum?”
וְעַתָּ֥ה בְנִ֖י שְׁמַ֣ע בְּקֹלִ֑י וְק֧וּם בְּרַח־לְךָ֛ אֶל־לָבָ֥ן אָחִ֖י חָרָֽנָה׃
“Şimdi oğlum, sözümü dinle. Kalk, Haran’a, kardeşim Lavan’ın yanına kaç.
וַיִּשָּׂ֥א יַעֲקֹ֖ב רַגְלָ֑יו וַיֵּ֖לֶךְ אַ֥רְצָה בְנֵי־קֶֽדֶם׃
Yaakov yeniden yola koyulup doğu halklarının ülkesine gitti.
וַתֹּ֣אמֶר לָ֗הּ הַמְעַט֙ קַחְתֵּ֣ךְ אֶת־אִישִׁ֔י וְלָקַ֕חַת גַּ֥ם אֶת־דּוּדָאֵ֖י בְּנִ֑י וַתֹּ֣אמֶר רָחֵ֗ל לָכֵן֙ יִשְׁכַּ֤ב עִמָּךְ֙ הַלַּ֔יְלָה תַּ֖חַת דּוּדָאֵ֥י בְנֵֽךְ׃
Lea ona, “Kocamı aldığın yetmiyor mu? Şimdi oğlumun adamotlarını da mı alacaksın?” dedi. Rahel, “Öyleyse oğlunun adamotlarına karşılık bu gece seninle yatsın” dedi.
וַיָּבֹ֨א יַעֲקֹ֣ב מִן־הַשָּׂדֶה֮ בָּעֶרֶב֒ וַתֵּצֵ֨א לֵאָ֜ה לִקְרָאת֗וֹ וַתֹּ֙אמֶר֙ אֵלַ֣י תָּב֔וֹא כִּ֚י שָׂכֹ֣ר שְׂכַרְתִּ֔יךָ בְּדוּדָאֵ֖י בְּנִ֑י וַיִּשְׁכַּ֥ב עִמָּ֖הּ בַּלַּ֥יְלָה הֽוּא׃
Yaakov akşam kırdan gelince Lea onu karşılamaya çıkıp, “Bana geleceksin” dedi. “Çünkü oğlumun adamotları karşılığında seni tuttum.” O gece Yaakov onunla yattı.
וַיִּשְׁמַ֗ע אֶת־דִּבְרֵ֤י בְנֵֽי־לָבָן֙ לֵאמֹ֔ר לָקַ֣ח יַעֲקֹ֔ב אֵ֖ת כָּל־אֲשֶׁ֣ר לְאָבִ֑ינוּ וּמֵאֲשֶׁ֣ר לְאָבִ֔ינוּ עָשָׂ֕ה אֵ֥ת כָּל־הַכָּבֹ֖ד הַזֶּֽה׃
Yaakov, Lavan’ın oğullarının, “Yaakov babamızın her şeyini aldı; bütün bu serveti babamızın malından edindi” dediklerini duydu.
וַיַּ֨עַן לָבָ֜ן וַיֹּ֣אמֶר אֶֽל־יַעֲקֹ֗ב הַבָּנ֨וֹת בְּנֹתַ֜י וְהַבָּנִ֤ים בָּנַי֙ וְהַצֹּ֣אן צֹאנִ֔י וְכֹ֛ל אֲשֶׁר־אַתָּ֥ה רֹאֶ֖ה לִי־ה֑וּא וְלִבְנֹתַ֞י מָֽה־אֶֽעֱשֶׂ֤ה לָאֵ֙לֶּה֙ הַיּ֔וֹם א֥וֹ לִבְנֵיהֶ֖ן אֲשֶׁ֥ר יָלָֽדוּ׃
Lavan, Yaakov’a şöyle cevap verdi: “Bu kızlar benim kızlarım, bu çocuklar benim çocuklarım, bu sürü benim sürüm. Gördüğün her şey benim! Ama bugün kendi kızlarıma ya da doğurdukları çocuklarına ne yapabilirim?
עַל־כֵּ֡ן לֹֽא־יֹאכְל֨וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֜ל אֶת־גִּ֣יד הַנָּשֶׁ֗ה אֲשֶׁר֙ עַל־כַּ֣ף הַיָּרֵ֔ךְ עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה כִּ֤י נָגַע֙ בְּכַף־יֶ֣רֶךְ יַעֲקֹ֔ב בְּגִ֖יד הַנָּשֶֽׁה׃
Bu yüzden İsrael oğulları bugüne kadar kalça eklemi üzerindeki siyatik siniri yemez. Çünkü adam, Yaakov’un kalça eklemindeki siyatik sinire dokunmuştu.