İçeriğe geç

TORA KELİME DİZİNİ

לי

Bu yazılı biçim Tora’da 177 kez, 157 ayette geçer.

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit87 kullanım76 ayet
  • Şemot39 kullanım37 ayet
  • Vayikra12 kullanım11 ayet
  • Bamidbar31 kullanım25 ayet
  • Devarim8 kullanım8 ayet

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Lemma

Kök Kaynakta açık kök kaydı yok

Biçim: edat + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil

Bu çözümleme: 177 kullanım

Teknik kodHR/Sp1cs

Morfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.

Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök) ve lemma bilgisi yalnız doğrulanmış dilbilgisel kaynakta açıkça bulunduğunda gösterilir; ToraOku eksik kökü tahmin etmez.

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 3:12

    וַיֹּ֖אמֶר הָֽאָדָ֑ם הָֽאִשָּׁה֙ אֲשֶׁ֣ר נָתַ֣תָּה עִמָּדִ֔י הִ֛וא נָֽתְנָה־לִּ֥י מִן־הָעֵ֖ץ וָאֹכֵֽל׃

    İnsan, “Yanıma verdiğin kadın, o bana ağaçtan verdi; ben de yedim” dedi.

  2. Bereşit 4:25

    וַיֵּ֨דַע אָדָ֥ם עוֹד֙ אֶת־אִשְׁתּ֔וֹ וַתֵּ֣לֶד בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ שֵׁ֑ת כִּ֣י שָֽׁת־לִ֤י אֱלֹהִים֙ זֶ֣רַע אַחֵ֔ר תַּ֣חַת הֶ֔בֶל כִּ֥י הֲרָג֖וֹ קָֽיִן׃

    Adam yine karısıyla birlikte oldu. Karısı bir oğul doğurdu ve ona Şet adını verdi. “Tanrı bana Kayin’in öldürdüğü Hevel’in yerine başka bir çocuk verdi” dedi.

  3. Bereşit 12:13

    אִמְרִי־נָ֖א אֲחֹ֣תִי אָ֑תְּ לְמַ֙עַן֙ יִֽיטַב־לִ֣י בַעֲבוּרֵ֔ךְ וְחָיְתָ֥ה נַפְשִׁ֖י בִּגְלָלֵֽךְ׃

    Lütfen benim kız kardeşim olduğunu söyle ki senin sayende bana iyi davransınlar ve senin sayende hayatta kalayım.”

  4. Bereşit 12:18

    Bu ayette 2 kez

    וַיִּקְרָ֤א פַרְעֹה֙ לְאַבְרָ֔ם וַיֹּ֕אמֶר מַה־זֹּ֖את עָשִׂ֣יתָ לִּ֑י לָ֚מָּה לֹא־הִגַּ֣דְתָּ לִּ֔י כִּ֥י אִשְׁתְּךָ֖ הִֽוא׃

    Firavun Avram’ı çağırıp, “Bana bu yaptığın nedir?” dedi. “Onun karın olduğunu bana neden söylemedin?

  5. Bereşit 12:19

    לָמָ֤ה אָמַ֙רְתָּ֙ אֲחֹ֣תִי הִ֔וא וָאֶקַּ֥ח אֹתָ֛הּ לִ֖י לְאִשָּׁ֑ה וְעַתָּ֕ה הִנֵּ֥ה אִשְׁתְּךָ֖ קַ֥ח וָלֵֽךְ׃

    Neden ‘O benim kız kardeşim’ dedin de onu kendime eş olarak aldım? İşte karın! Onu al ve git!”

  6. Bereşit 14:21

    וַיֹּ֥אמֶר מֶֽלֶךְ־סְדֹ֖ם אֶל־אַבְרָ֑ם תֶּן־לִ֣י הַנֶּ֔פֶשׁ וְהָרְכֻ֖שׁ קַֽח־לָֽךְ׃

    Sedom kralı Avram’a, “İnsanları bana ver; malları kendine al” dedi.

  7. Bereşit 15:2

    וַיֹּ֣אמֶר אַבְרָ֗ם אֲדֹנָ֤י יֱהוִה֙ מַה־תִּתֶּן־לִ֔י וְאָנֹכִ֖י הוֹלֵ֣ךְ עֲרִירִ֑י וּבֶן־מֶ֣שֶׁק בֵּיתִ֔י ה֖וּא דַּמֶּ֥שֶׂק אֱלִיעֶֽזֶר׃

    Avram, “Efendim Adonay, bana ne vereceksin?” dedi. “Ben çocuksuz gidiyorum; evimin varisi de Damesekli Eliezer.”

  8. Bereşit 15:3

    וַיֹּ֣אמֶר אַבְרָ֔ם הֵ֣ן לִ֔י לֹ֥א נָתַ֖תָּה זָ֑רַע וְהִנֵּ֥ה בֶן־בֵּיתִ֖י יוֹרֵ֥שׁ אֹתִֽי׃

    Avram, “Bana soy vermedin; işte, ev halkımdan biri bana mirasçı olacak” dedi.

  9. Bereşit 15:9

    וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֗יו קְחָ֥ה לִי֙ עֶגְלָ֣ה מְשֻׁלֶּ֔שֶׁת וְעֵ֥ז מְשֻׁלֶּ֖שֶׁת וְאַ֣יִל מְשֻׁלָּ֑שׁ וְתֹ֖ר וְגוֹזָֽל׃

    Ona, “Bana üç yaşında bir düve, üç yaşında bir keçi, üç yaşında bir koç, bir kumru ve bir güvercin yavrusu getir” dedi.

  10. Bereşit 18:12

    וַתִּצְחַ֥ק שָׂרָ֖ה בְּקִרְבָּ֣הּ לֵאמֹ֑ר אַחֲרֵ֤י בְלֹתִי֙ הָֽיְתָה־לִּ֣י עֶדְנָ֔ה וַֽאדֹנִ֖י זָקֵֽן׃

    Sara içinden gülerek, “Ben böylesine yaşlanmışken yeniden zevk duyabilir miyim? Efendim de yaşlı!” dedi.

  11. Bereşit 19:8

    הִנֵּה־נָ֨א לִ֜י שְׁתֵּ֣י בָנ֗וֹת אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־יָדְעוּ֙ אִ֔ישׁ אוֹצִֽיאָה־נָּ֤א אֶתְהֶן֙ אֲלֵיכֶ֔ם וַעֲשׂ֣וּ לָהֶ֔ן כַּטּ֖וֹב בְּעֵינֵיכֶ֑ם רַ֠ק לָֽאֲנָשִׁ֤ים הָאֵל֙ אַל־תַּעֲשׂ֣וּ דָבָ֔ר כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן בָּ֖אוּ בְּצֵ֥ל קֹרָתִֽי׃

    “İşte, erkekle birlikte olmamış iki kızım var. Onları size çıkarayım; onlara uygun gördüğünüzü yapın. Yalnız bu adamlara hiçbir şey yapmayın; çünkü çatımın gölgesine sığındılar.”

  12. Bereşit 20:5

    הֲלֹ֨א ה֤וּא אָֽמַר־לִי֙ אֲחֹ֣תִי הִ֔וא וְהִֽיא־גַם־הִ֥וא אָֽמְרָ֖ה אָחִ֣י ה֑וּא בְּתָם־לְבָבִ֛י וּבְנִקְיֹ֥ן כַּפַּ֖י עָשִׂ֥יתִי זֹֽאת׃

    “O bana ‘Bu benim kız kardeşim’ demedi mi? Kendisi de ‘O benim erkek kardeşim’ dedi. Bunu temiz bir yürekle ve suçsuz ellerle yaptım.”

  13. Bereşit 20:6

    וַיֹּאמֶר֩ אֵלָ֨יו הָֽאֱלֹהִ֜ים בַּחֲלֹ֗ם גַּ֣ם אָנֹכִ֤י יָדַ֙עְתִּי֙ כִּ֤י בְתָם־לְבָבְךָ֙ עָשִׂ֣יתָ זֹּ֔את וָאֶחְשֹׂ֧ךְ גַּם־אָנֹכִ֛י אֽוֹתְךָ֖ מֵחֲטוֹ־לִ֑י עַל־כֵּ֥ן לֹא־נְתַתִּ֖יךָ לִנְגֹּ֥עַ אֵלֶֽיהָ׃

    Tanrı düşte ona şöyle dedi: “Bunu temiz bir yürekle yaptığını Ben de biliyorum. Bana karşı günah işlemenden seni Ben alıkoydum. Bu yüzden ona dokunmana izin vermedim.

  14. Bereşit 20:12

    וְגַם־אָמְנָ֗ה אֲחֹתִ֤י בַת־אָבִי֙ הִ֔וא אַ֖ךְ לֹ֣א בַת־אִמִּ֑י וַתְּהִי־לִ֖י לְאִשָּֽׁה׃

    “Üstelik o gerçekten benim kız kardeşimdir; babamın kızıdır, ama annemin kızı değildir. Sonra benim karım oldu.

  15. Bereşit 20:13

    וַיְהִ֞י כַּאֲשֶׁ֧ר הִתְע֣וּ אֹתִ֗י אֱלֹהִים֮ מִבֵּ֣ית אָבִי֒ וָאֹמַ֣ר לָ֔הּ זֶ֣ה חַסְדֵּ֔ךְ אֲשֶׁ֥ר תַּעֲשִׂ֖י עִמָּדִ֑י אֶ֤ל כָּל־הַמָּקוֹם֙ אֲשֶׁ֣ר נָב֣וֹא שָׁ֔מָּה אִמְרִי־לִ֖י אָחִ֥י הֽוּא׃

    Tanrı beni babamın evinden uzaklarda dolaştırmaya başladığında ona, ‘Bana yapacağın iyilik şu olsun: Gittiğimiz her yerde benim için “O benim erkek kardeşim” de’ dedim.”

  16. Bereşit 21:6

    Bu ayette 2 kez

    וַתֹּ֣אמֶר שָׂרָ֔ה צְחֹ֕ק עָ֥שָׂה לִ֖י אֱלֹהִ֑ים כָּל־הַשֹּׁמֵ֖עַ יִֽצְחַק־לִֽי׃

    Sara, “Tanrı yüzümü güldürdü; bunu duyan herkes benimle birlikte gülecek” dedi.

  17. Bereşit 21:23

    Bu ayette 2 kez

    וְעַתָּ֗ה הִשָּׁ֨בְעָה לִּ֤י בֵֽאלֹהִים֙ הֵ֔נָּה אִם־תִּשְׁקֹ֣ר לִ֔י וּלְנִינִ֖י וּלְנֶכְדִּ֑י כַּחֶ֜סֶד אֲשֶׁר־עָשִׂ֤יתִי עִמְּךָ֙ תַּעֲשֶׂ֣ה עִמָּדִ֔י וְעִם־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־גַּ֥רְתָּה בָּֽהּ׃

    Şimdi burada Tanrı adına bana ant iç: Bana, oğluma ve torunuma hainlik etmeyeceksin. Ben sana nasıl iyilik gösterdiysem sen de bana ve yabancı olarak yaşadığın ülkeye öyle davranacaksın.”

  18. Bereşit 21:26

    וַיֹּ֣אמֶר אֲבִימֶ֔לֶךְ לֹ֣א יָדַ֔עְתִּי מִ֥י עָשָׂ֖ה אֶת־הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֑ה וְגַם־אַתָּ֞ה לֹא־הִגַּ֣דְתָּ לִּ֗י וְגַ֧ם אָנֹכִ֛י לֹ֥א שָׁמַ֖עְתִּי בִּלְתִּ֥י הַיּֽוֹם׃

    Avimeleh, “Bunu kimin yaptığını bilmiyorum” dedi. “Sen de bana bildirmedin; ben de bugüne kadar duymadım.”

  19. Bereşit 21:30

    וַיֹּ֕אמֶר כִּ֚י אֶת־שֶׁ֣בַע כְּבָשֹׂ֔ת תִּקַּ֖ח מִיָּדִ֑י בַּעֲבוּר֙ תִּֽהְיֶה־לִּ֣י לְעֵדָ֔ה כִּ֥י חָפַ֖רְתִּי אֶת־הַבְּאֵ֥ר הַזֹּֽאת׃

    Avraam, “Bu yedi dişi kuzuyu elimden alacaksın; bu kuyuyu benim kazdığıma tanıklık edecekler” dedi.

  20. Bereşit 23:4

    גֵּר־וְתוֹשָׁ֥ב אָנֹכִ֖י עִמָּכֶ֑ם תְּנ֨וּ לִ֤י אֲחֻזַּת־קֶ֙בֶר֙ עִמָּכֶ֔ם וְאֶקְבְּרָ֥ה מֵתִ֖י מִלְּפָנָֽי׃

    “Aranızda yaşayan bir yabancıyım. Aranızda bana mülk olarak bir mezar yeri verin ki ölümü önümden kaldırıp gömeyim.”

  21. Bereşit 23:8

    וַיְדַבֵּ֥ר אִתָּ֖ם לֵאמֹ֑ר אִם־יֵ֣שׁ אֶֽת־נַפְשְׁכֶ֗ם לִקְבֹּ֤ר אֶת־מֵתִי֙ מִלְּפָנַ֔י שְׁמָע֕וּנִי וּפִגְעוּ־לִ֖י בְּעֶפְר֥וֹן בֶּן־צֹֽחַר׃

    Onlara şöyle dedi: “Ölümü önümden kaldırıp gömmemi kabul ediyorsanız beni dinleyin. Tsohar’ın oğlu Efron’a benim için ricada bulunun.

  22. Bereşit 23:9

    Bu ayette 2 kez

    וְיִתֶּן־לִ֗י אֶת־מְעָרַ֤ת הַמַּכְפֵּלָה֙ אֲשֶׁר־ל֔וֹ אֲשֶׁ֖ר בִּקְצֵ֣ה שָׂדֵ֑הוּ בְּכֶ֨סֶף מָלֵ֜א יִתְּנֶ֥נָּה לִ֛י בְּתוֹכְכֶ֖ם לַאֲחֻזַּת־קָֽבֶר׃

    Tarlasının ucunda bulunan, kendisine ait Mahpela Mağarası’nı bana versin. Tam bedeli karşılığında onu bana aranızda mezar mülkü olarak versin.”

  23. Bereşit 24:7

    Bu ayette 2 kez

    יְהוָ֣ה ׀ אֱלֹהֵ֣י הַשָּׁמַ֗יִם אֲשֶׁ֨ר לְקָחַ֜נִי מִבֵּ֣ית אָבִי֮ וּמֵאֶ֣רֶץ מֽוֹלַדְתִּי֒ וַאֲשֶׁ֨ר דִּבֶּר־לִ֜י וַאֲשֶׁ֤ר נִֽשְׁבַּֽע־לִי֙ לֵאמֹ֔ר לְזַ֨רְעֲךָ֔ אֶתֵּ֖ן אֶת־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֑את ה֗וּא יִשְׁלַ֤ח מַלְאָכוֹ֙ לְפָנֶ֔יךָ וְלָקַחְתָּ֥ אִשָּׁ֛ה לִבְנִ֖י מִשָּֽׁם׃

    “Beni babamın evinden ve doğduğum ülkeden alan, benimle konuşan ve ‘Bu ülkeyi senin soyuna vereceğim’ diye bana ant içen göklerin Tanrısı Adonay, meleğini senin önünden gönderecek. Oğluma oradan bir eş alacaksın.

  24. Bereşit 24:23

    וַיֹּ֙אמֶר֙ בַּת־מִ֣י אַ֔תְּ הַגִּ֥ידִי נָ֖א לִ֑י הֲיֵ֧שׁ בֵּית־אָבִ֛יךְ מָק֥וֹם לָ֖נוּ לָלִֽין׃

    “Kimin kızısın? Lütfen bana söyle” dedi. “Babanın evinde geceyi geçirebileceğimiz bir yer var mı?”

  25. Bereşit 24:49

    Bu ayette 2 kez

    וְ֠עַתָּה אִם־יֶשְׁכֶ֨ם עֹשִׂ֜ים חֶ֧סֶד וֶֽאֱמֶ֛ת אֶת־אֲדֹנִ֖י הַגִּ֣ידוּ לִ֑י וְאִם־לֹ֕א הַגִּ֣ידוּ לִ֔י וְאֶפְנֶ֥ה עַל־יָמִ֖ין א֥וֹ עַל־שְׂמֹֽאל׃

    Şimdi efendime iyilik ve sadakat gösterecekseniz bana söyleyin. Göstermeyecekseniz onu da söyleyin ki sağa ya da sola yöneleyim.”

  26. Bereşit 25:31

    וַיֹּ֖אמֶר יַעֲקֹ֑ב מִכְרָ֥ה כַיּ֛וֹם אֶת־בְּכֹֽרָתְךָ֖ לִֽי׃

    Yaakov, “İlk oğulluk hakkını bugün bana sat” dedi.

  27. Bereşit 25:32

    וַיֹּ֣אמֶר עֵשָׂ֔ו הִנֵּ֛ה אָנֹכִ֥י הוֹלֵ֖ךְ לָמ֑וּת וְלָמָּה־זֶּ֥ה לִ֖י בְּכֹרָֽה׃

    Esav, “İşte, ölmek üzereyim. İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?” dedi.

  28. Bereşit 25:33

    וַיֹּ֣אמֶר יַעֲקֹ֗ב הִשָּׁ֤בְעָה לִּי֙ כַּיּ֔וֹם וַיִּשָּׁבַ֖ע ל֑וֹ וַיִּמְכֹּ֥ר אֶת־בְּכֹרָת֖וֹ לְיַעֲקֹֽב׃

    Yaakov, “Bugün bana ant iç” dedi. Esav ona ant içti ve ilk oğulluk hakkını Yaakov’a sattı.

  29. Bereşit 27:3

    וְעַתָּה֙ שָׂא־נָ֣א כֵלֶ֔יךָ תֶּלְיְךָ֖ וְקַשְׁתֶּ֑ךָ וְצֵא֙ הַשָּׂדֶ֔ה וְצ֥וּדָה לִּ֖י צידה [צָֽיִד׃]

    “Şimdi lütfen silahlarını, sadağını ve yayını al; kıra çıkıp benim için avlan.

  30. Bereşit 27:4

    Bu ayette 2 kez

    וַעֲשֵׂה־לִ֨י מַטְעַמִּ֜ים כַּאֲשֶׁ֥ר אָהַ֛בְתִּי וְהָבִ֥יאָה לִּ֖י וְאֹכֵ֑לָה בַּעֲב֛וּר תְּבָרֶכְךָ֥ נַפְשִׁ֖י בְּטֶ֥רֶם אָמֽוּת׃

    Sevdiğim gibi lezzetli yemekler hazırla, bana getir de yiyeyim. Böylece ölmeden önce seni gönülden kutsayayım.”

  31. Bereşit 27:7

    Bu ayette 2 kez

    הָבִ֨יאָה לִּ֥י צַ֛יִד וַעֲשֵׂה־לִ֥י מַטְעַמִּ֖ים וְאֹכֵ֑לָה וַאֲבָרֶכְכָ֛ה לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לִפְנֵ֥י מוֹתִֽי׃

    ‘Bana av eti getir, lezzetli yemekler hazırla da yiyeyim. Ölmeden önce Adonay’ın huzurunda seni kutsayayım.’

  32. Bereşit 27:9

    לֶךְ־נָא֙ אֶל־הַצֹּ֔אן וְקַֽח־לִ֣י מִשָּׁ֗ם שְׁנֵ֛י גְּדָיֵ֥י עִזִּ֖ים טֹבִ֑ים וְאֶֽעֱשֶׂ֨ה אֹתָ֧ם מַטְעַמִּ֛ים לְאָבִ֖יךָ כַּאֲשֶׁ֥ר אָהֵֽב׃

    Sürüye git, oradan bana iki iyi oğlak getir. Onlardan babanın sevdiği gibi lezzetli yemekler hazırlayayım.

  33. Bereşit 27:13

    וַתֹּ֤אמֶר לוֹ֙ אִמּ֔וֹ עָלַ֥י קִלְלָתְךָ֖ בְּנִ֑י אַ֛ךְ שְׁמַ֥ע בְּקֹלִ֖י וְלֵ֥ךְ קַֽח־לִֽי׃

    Annesi ona, “Sana gelecek lanet benim üzerime olsun, oğlum” dedi. “Sen yalnız sözümü dinle; git, bana oğlakları getir.”

  34. Bereşit 27:25

    וַיֹּ֗אמֶר הַגִּ֤שָׁה לִּי֙ וְאֹֽכְלָה֙ מִצֵּ֣יד בְּנִ֔י לְמַ֥עַן תְּבָֽרֶכְךָ֖ נַפְשִׁ֑י וַיַּגֶּשׁ־לוֹ֙ וַיֹּאכַ֔ל וַיָּ֧בֵא ל֦וֹ יַ֖יִן וַיֵּֽשְׁתְּ׃

    Yitshak, “Önüme getir de oğlumun av etinden yiyeyim ve seni gönülden kutsayayım” dedi. Yaakov yemeği ona getirdi, o da yedi. Şarap getirdi, o da içti.

  35. Bereşit 27:26

    וַיֹּ֥אמֶר אֵלָ֖יו יִצְחָ֣ק אָבִ֑יו גְּשָׁה־נָּ֥א וּשְׁקָה־לִּ֖י בְּנִֽי׃

    Babası Yitshak ona, “Lütfen yaklaş da beni öp, oğlum” dedi.

  36. Bereşit 27:33

    וַיֶּחֱרַ֨ד יִצְחָ֣ק חֲרָדָה֮ גְּדֹלָ֣ה עַד־מְאֹד֒ וַיֹּ֡אמֶר מִֽי־אֵפ֡וֹא ה֣וּא הַצָּֽד־צַיִד֩ וַיָּ֨בֵא לִ֜י וָאֹכַ֥ל מִכֹּ֛ל בְּטֶ֥רֶם תָּב֖וֹא וָאֲבָרֲכֵ֑הוּ גַּם־בָּר֖וּךְ יִהְיֶֽה׃

    Yitshak büyük bir korkuyla şiddetle titredi. “Öyleyse avlanıp bana av getiren kimdi?” dedi. “Sen gelmeden önce hepsinden yedim ve onu kutsadım. Kutsanmış da kalacak!”

  37. Bereşit 27:36

    וַיֹּ֡אמֶר הֲכִי֩ קָרָ֨א שְׁמ֜וֹ יַעֲקֹ֗ב וַֽיַּעְקְבֵ֙נִי֙ זֶ֣ה פַעֲמַ֔יִם אֶת־בְּכֹרָתִ֣י לָקָ֔ח וְהִנֵּ֥ה עַתָּ֖ה לָקַ֣ח בִּרְכָתִ֑י וַיֹּאמַ֕ר הֲלֹא־אָצַ֥לְתָּ לִּ֖י בְּרָכָֽה׃

    Esav, “Adını boşuna mı Yaakov koymuşlar?” dedi. “Beni iki kez aldattı. İlk oğulluk hakkımı aldı; şimdi de bana verilecek bereketi aldı.” Ardından, “Benim için bir bereket ayırmadın mı?” diye sordu.

  38. Bereşit 27:46

    וַתֹּ֤אמֶר רִבְקָה֙ אֶל־יִצְחָ֔ק קַ֣צְתִּי בְחַיַּ֔י מִפְּנֵ֖י בְּנ֣וֹת חֵ֑ת אִם־לֹקֵ֣חַ יַ֠עֲקֹב אִשָּׁ֨ה מִבְּנֽוֹת־חֵ֤ת כָּאֵ֙לֶּה֙ מִבְּנ֣וֹת הָאָ֔רֶץ לָ֥מָּה לִּ֖י חַיִּֽים׃

    Rivka, Yitshak’a, “Het kızları yüzünden yaşamaktan bezdim” dedi. “Yaakov da bu ülkenin kızlarından, bunlar gibi Het kızlarından birini eş alırsa yaşamın benim için ne anlamı kalır?”

  39. Bereşit 28:20

    וַיִּדַּ֥ר יַעֲקֹ֖ב נֶ֣דֶר לֵאמֹ֑ר אִם־יִהְיֶ֨ה אֱלֹהִ֜ים עִמָּדִ֗י וּשְׁמָרַ֙נִי֙ בַּדֶּ֤רֶךְ הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר אָנֹכִ֣י הוֹלֵ֔ךְ וְנָֽתַן־לִ֥י לֶ֛חֶם לֶאֱכֹ֖ל וּבֶ֥גֶד לִלְבֹּֽשׁ׃

    Yaakov şöyle adakta bulundu: “Tanrı benimle olur, çıktığım bu yolculukta beni korur, bana yiyecek ekmek ve giyecek giysi verirse,

  40. Bereşit 28:21

    וְשַׁבְתִּ֥י בְשָׁל֖וֹם אֶל־בֵּ֣ית אָבִ֑י וְהָיָ֧ה יְהוָ֛ה לִ֖י לֵאלֹהִֽים׃

    babamın evine esenlikle dönersem, Adonay benim Tanrım olacak.

  41. Bereşit 28:22

    וְהָאֶ֣בֶן הַזֹּ֗את אֲשֶׁר־שַׂ֙מְתִּי֙ מַצֵּבָ֔ה יִהְיֶ֖ה בֵּ֣ית אֱלֹהִ֑ים וְכֹל֙ אֲשֶׁ֣ר תִּתֶּן־לִ֔י עַשֵּׂ֖ר אֲעַשְּׂרֶ֥נּוּ לָֽךְ׃

    Anıt olarak diktiğim bu taş Tanrı’nın evi olacak. Bana vereceğin her şeyin onda birini mutlaka sana vereceğim.”

  42. Bereşit 29:15

    וַיֹּ֤אמֶר לָבָן֙ לְיַעֲקֹ֔ב הֲכִי־אָחִ֣י אַ֔תָּה וַעֲבַדְתַּ֖נִי חִנָּ֑ם הַגִּ֥ידָה לִּ֖י מַה־מַּשְׂכֻּרְתֶּֽךָ׃

    Sonra Lavan, Yaakov’a, “Akrabamsın diye bana karşılıksız mı hizmet edeceksin?” dedi. “Söyle, ücretin ne olsun?”

  43. Bereşit 29:25

    וַיְהִ֣י בַבֹּ֔קֶר וְהִנֵּה־הִ֖וא לֵאָ֑ה וַיֹּ֣אמֶר אֶל־לָבָ֗ן מַה־זֹּאת֙ עָשִׂ֣יתָ לִּ֔י הֲלֹ֤א בְרָחֵל֙ עָבַ֣דְתִּי עִמָּ֔ךְ וְלָ֖מָּה רִמִּיתָֽנִי׃

    Sabah olunca bir de baktı ki yanındaki Lea! Yaakov, Lavan’a, “Bana bu yaptığın nedir?” dedi. “Sana Rahel için hizmet etmedim mi? Neden beni aldattın?”

  44. Bereşit 29:33

    וַתַּ֣הַר עוֹד֮ וַתֵּ֣לֶד בֵּן֒ וַתֹּ֗אמֶר כִּֽי־שָׁמַ֤ע יְהוָה֙ כִּֽי־שְׂנוּאָ֣ה אָנֹ֔כִי וַיִּתֶּן־לִ֖י גַּם־אֶת־זֶ֑ה וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ שִׁמְעֽוֹן׃

    Yine hamile kalıp bir oğul doğurdu. “Adonay sevilmediğimi duydu ve bana bunu da verdi” dedi. Ona Şimon adını verdi.

  45. Bereşit 30:1

    וַתֵּ֣רֶא רָחֵ֗ל כִּ֣י לֹ֤א יָֽלְדָה֙ לְיַעֲקֹ֔ב וַתְּקַנֵּ֥א רָחֵ֖ל בַּאֲחֹתָ֑הּ וַתֹּ֤אמֶר אֶֽל־יַעֲקֹב֙ הָֽבָה־לִּ֣י בָנִ֔ים וְאִם־אַ֖יִן מֵתָ֥ה אָנֹֽכִי׃

    Rahel, Yaakov’a çocuk doğuramadığını görünce ablasını kıskandı. Yaakov’a, “Bana çocuk ver; yoksa öleceğim!” dedi.

  46. Bereşit 30:6

    וַתֹּ֤אמֶר רָחֵל֙ דָּנַ֣נִּי אֱלֹהִ֔ים וְגַם֙ שָׁמַ֣ע בְּקֹלִ֔י וַיִּתֶּן־לִ֖י בֵּ֑ן עַל־כֵּ֛ן קָרְאָ֥ה שְׁמ֖וֹ דָּֽן׃

    Rahel, “Tanrı benim hakkımda hüküm verdi; sesimi de duyup bana bir oğul verdi” dedi. Bu yüzden ona Dan adını verdi.

  47. Bereşit 30:14

    וַיֵּ֨לֶךְ רְאוּבֵ֜ן בִּימֵ֣י קְצִיר־חִטִּ֗ים וַיִּמְצָ֤א דֽוּדָאִים֙ בַּשָּׂדֶ֔ה וַיָּבֵ֣א אֹתָ֔ם אֶל־לֵאָ֖ה אִמּ֑וֹ וַתֹּ֤אמֶר רָחֵל֙ אֶל־לֵאָ֔ה תְּנִי־נָ֣א לִ֔י מִדּוּדָאֵ֖י בְּנֵֽךְ׃

    Buğday hasadı günlerinde Reuven kıra çıktı, adamotları bulup annesi Lea’ya getirdi. Rahel, Lea’ya, “Oğlunun adamotlarından bana da verir misin?” dedi.

  48. Bereşit 30:24

    וַתִּקְרָ֧א אֶת־שְׁמ֛וֹ יוֹסֵ֖ף לֵאמֹ֑ר יֹסֵ֧ף יְהוָ֛ה לִ֖י בֵּ֥ן אַחֵֽר׃

    Ona Yosef adını verdi ve “Adonay bana bir oğul daha eklesin” dedi.

  49. Bereşit 30:31

    Bu ayette 2 kez

    וַיֹּ֖אמֶר מָ֣ה אֶתֶּן־לָ֑ךְ וַיֹּ֤אמֶר יַעֲקֹב֙ לֹא־תִתֶּן־לִ֣י מְא֔וּמָה אִם־תַּֽעֲשֶׂה־לִּי֙ הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה אָשׁ֛וּבָה אֶרְעֶ֥ה צֹֽאנְךָ֖ אֶשְׁמֹֽר׃

    Lavan, “Sana ne vereyim?” diye sordu. Yaakov şöyle dedi: “Bana bir şey vermene gerek yok. Şu dediğimi yaparsan sürünü yeniden güder, korurum.

  50. Bereşit 31:9

    וַיַּצֵּ֧ל אֱלֹהִ֛ים אֶת־מִקְנֵ֥ה אֲבִיכֶ֖ם וַיִּתֶּן־לִֽי׃

    Böylece Tanrı, babanızın hayvanlarını elinden alıp bana verdi.