Vayusam lefanav leehol vayomer lo ohal ad im dibarti devaray vayomer daber.
ויישם [וַיּוּשַׂ֤ם] לְפָנָיו֙ לֶאֱכֹ֔ל וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֹכַ֔ל עַ֥ד אִם־דִּבַּ֖רְתִּי דְּבָרָ֑י וַיֹּ֖אמֶר דַּבֵּֽר׃
Önüne yemek kondu. Ama o, “Söyleyeceklerimi söylemeden yemeyeceğim” dedi. Lavan, “Söyle” dedi.
Vayidar yaakov neder lemor im yihye Elohim imadi uşemarani badereh haze aşer anohi holeh venatan li lehem leehol uveged lilboş.
וַיִּדַּ֥ר יַעֲקֹ֖ב נֶ֣דֶר לֵאמֹ֑ר אִם־יִהְיֶ֨ה אֱלֹהִ֜ים עִמָּדִ֗י וּשְׁמָרַ֙נִי֙ בַּדֶּ֤רֶךְ הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר אָנֹכִ֣י הוֹלֵ֔ךְ וְנָֽתַן־לִ֥י לֶ֛חֶם לֶאֱכֹ֖ל וּבֶ֥גֶד לִלְבֹּֽשׁ׃
Yaakov şöyle adakta bulundu: “Tanrı benimle olur, çıktığım bu yolculukta beni korur, bana yiyecek ekmek ve giyecek giysi verirse,
Vayizbah yaakov zevah bahar vayikra leehav leehol lahem vayohelu lehem vayalinu bahar.
וַיִּזְבַּ֨ח יַעֲקֹ֥ב זֶ֙בַח֙ בָּהָ֔ר וַיִּקְרָ֥א לְאֶחָ֖יו לֶאֱכָל־לָ֑חֶם וַיֹּ֣אכְלוּ לֶ֔חֶם וַיָּלִ֖ינוּ בָּהָֽר׃
Yaakov dağda bir kurban kesti ve akrabalarını yemek yemeye çağırdı. Yemek yediler ve geceyi dağda geçirdiler.
Vayeşevu leehol lehem vayisu enehem vayiru vehine orehat yişmeelim baa migilad ugemalehem noseim nehot utseri valot holehim lehorid mitsrayema.
וַיֵּשְׁבוּ֮ לֶֽאֱכָל־לֶחֶם֒ וַיִּשְׂא֤וּ עֵֽינֵיהֶם֙ וַיִּרְא֔וּ וְהִנֵּה֙ אֹרְחַ֣ת יִשְׁמְעֵאלִ֔ים בָּאָ֖ה מִגִּלְעָ֑ד וּגְמַלֵּיהֶ֣ם נֹֽשְׂאִ֗ים נְכֹאת֙ וּצְרִ֣י וָלֹ֔ט הוֹלְכִ֖ים לְהוֹרִ֥יד מִצְרָֽיְמָה׃
Yemek yemeye oturdular. Gözlerini kaldırıp baktıklarında Gilad’dan gelen bir Yişmaelli kervanı gördüler. Develeri baharat, balsam ve laden yüklüydü; bunları Mısır’a götürüyorlardı.
Vayehi kaaşer kilu leehol et haşever aşer heviu mimitsrayim vayomer alehem avihem şuvu şivru lanu meat ohel.
וַיְהִ֗י כַּאֲשֶׁ֤ר כִּלּוּ֙ לֶאֱכֹ֣ל אֶת־הַשֶּׁ֔בֶר אֲשֶׁ֥ר הֵבִ֖יאוּ מִמִּצְרָ֑יִם וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵיהֶם֙ אֲבִיהֶ֔ם שֻׁ֖בוּ שִׁבְרוּ־לָ֥נוּ מְעַט־אֹֽכֶל׃
Mısır’dan getirdikleri tahılı yiyip bitirince babaları onlara, “Yeniden gidip bize biraz yiyecek satın alın” dedi.
Vayasimu lo levado velahem levadam velamitsrim haohelim ito levadam ki lo yuhelun hamitsrim leehol et haivrim lehem ki toeva hi lemitsrayim.
וַיָּשִׂ֥ימוּ ל֛וֹ לְבַדּ֖וֹ וְלָהֶ֣ם לְבַדָּ֑ם וְלַמִּצְרִ֞ים הָאֹכְלִ֤ים אִתּוֹ֙ לְבַדָּ֔ם כִּי֩ לֹ֨א יוּכְל֜וּן הַמִּצְרִ֗ים לֶאֱכֹ֤ל אֶת־הָֽעִבְרִים֙ לֶ֔חֶם כִּי־תוֹעֵבָ֥ה הִ֖וא לְמִצְרָֽיִם׃
Ona ayrı, kardeşlerine ayrı, onunla yemek yiyen Mısırlılara ayrı yemek sunuldu. Çünkü Mısırlılar İbranilerle birlikte yemek yiyemezdi; bunu iğrenç sayarlardı.
Vayomer moşe betet Adonay lahem baerev basar leehol velehem baboker lisboa bişmoa Adonay et telunotehem aşer atem malinim alav venahnu ma lo alenu telunotehem ki al Adonay.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה בְּתֵ֣ת יְהוָה֩ לָכֶ֨ם בָּעֶ֜רֶב בָּשָׂ֣ר לֶאֱכֹ֗ל וְלֶ֤חֶם בַּבֹּ֙קֶר֙ לִשְׂבֹּ֔עַ בִּשְׁמֹ֤עַ יְהוָה֙ אֶת־תְּלֻנֹּ֣תֵיכֶ֔ם אֲשֶׁר־אַתֶּ֥ם מַלִּינִ֖ם עָלָ֑יו וְנַ֣חְנוּ מָ֔ה לֹא־עָלֵ֥ינוּ תְלֻנֹּתֵיכֶ֖ם כִּ֥י עַל־יְהוָֽה׃
Moşe şöyle dedi: “Adonay size akşam yiyecek et, sabah doyacağınız kadar ekmek verecek; çünkü kendisine karşı söylenmelerinizi duydu. Biz kimiz? Söylenmeleriniz bize karşı değil, Adonay’a karşıdır.”
Vayikah yitro hoten moşe ola uzevahim lelohim vayavo aharon vehol zikne yisrael leehol lehem im hoten moşe lifne haelohim.
וַיִּקַּ֞ח יִתְר֨וֹ חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֛ה עֹלָ֥ה וּזְבָחִ֖ים לֵֽאלֹהִ֑ים וַיָּבֹ֨א אַהֲרֹ֜ן וְכֹ֣ל ׀ זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל לֶאֱכָל־לֶ֛חֶם עִם־חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֥י הָאֱלֹהִֽים׃
Moşe’nin kayınpederi Yitro, Tanrı için bütünüyle yakılan bir sunu ve kurbanlar getirdi. Aaron ve İsrael’in bütün ileri gelenleri, Tanrı’nın huzurunda Moşe’nin kayınpederiyle yemek yemeye geldiler.
Vayaşkimu mimohorat vayaalu olot vayagişu şelamim vayeşev haam leehol veşato vayakumu letsahek.
וַיַּשְׁכִּ֙ימוּ֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַיַּעֲל֣וּ עֹלֹ֔ת וַיַּגִּ֖שׁוּ שְׁלָמִ֑ים וַיֵּ֤שֶׁב הָעָם֙ לֶֽאֱכֹ֣ל וְשָׁת֔וֹ וַיָּקֻ֖מוּ לְצַחֵֽק׃ (פ)
Ertesi gün erkenden kalkıp bütünüyle yakılan sunular sundular ve esenlik kurbanları getirdiler. Halk yiyip içmek için oturdu, sonra eğlenmek için kalktı.
Velivhemteha velahaya aşer beartseha tihye hol tevuatah leehol.
וְלִ֨בְהֶמְתְּךָ֔ וְלַֽחַיָּ֖ה אֲשֶׁ֣ר בְּאַרְצֶ֑ךָ תִּהְיֶ֥ה כָל־תְּבוּאָתָ֖הּ לֶאֱכֹֽל׃ (ס)
Hayvanların ve ülkendeki yaban hayvanları da onun bütün ürünlerinden yiyecek.
Lo tuhal leehol bişareha masar deganeha vetiroşeha veyitshareha uvehorot bekareha vetsoneha vehol nedareha aşer tidor venidvoteha uterumat yadeha.
לֹֽא־תוּכַ֞ל לֶאֱכֹ֣ל בִּשְׁעָרֶ֗יךָ מַעְשַׂ֤ר דְּגָֽנְךָ֙ וְתִֽירֹשְׁךָ֣ וְיִצְהָרֶ֔ךָ וּבְכֹרֹ֥ת בְּקָרְךָ֖ וְצֹאנֶ֑ךָ וְכָל־נְדָרֶ֙יךָ֙ אֲשֶׁ֣ר תִּדֹּ֔ר וְנִדְבֹתֶ֖יךָ וּתְרוּמַ֥ת יָדֶֽךָ׃
Tahılının, yeni şarabının ve yağının ondalığını, sığırlarının ve davarının ilk doğanlarını, adayacağın bütün adaklarını, gönüllü sunularını ve elinle ayırdığın payı kendi şehirlerinde yiyemezsin.
Ki yarhiv Adonay eloheha et gevuleha kaaşer diber lah veamarta ohela vasar ki teave nafşeha leehol basar behol avat nafşeha tohal basar.
כִּֽי־יַרְחִיב֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֥יךָ אֶֽת־גְּבֽוּלְךָ֮ כַּאֲשֶׁ֣ר דִּבֶּר־לָךְ֒ וְאָמַרְתָּ֙ אֹכְלָ֣ה בָשָׂ֔ר כִּֽי־תְאַוֶּ֥ה נַפְשְׁךָ֖ לֶאֱכֹ֣ל בָּשָׂ֑ר בְּכָל־אַוַּ֥ת נַפְשְׁךָ֖ תֹּאכַ֥ל בָּשָֽׂר׃
Tanrın Adonay sana söylediği gibi sınırını genişlettiğinde, canın et yemek istediği için ‘Et yiyeceğim’ dersen, canının istediği kadar et yiyebilirsin.
Vehara api vo vayom hau vaazavtim vehistarti fanay mehem vehaya leehol umetsauu raot rabot vetsarot veamar bayom hau halo al ki en elohay bekirbi metsauni haraot haele.
וְחָרָ֣ה אַפִּ֣י ב֣וֹ בַיּוֹם־הַ֠הוּא וַעֲזַבְתִּ֞ים וְהִסְתַּרְתִּ֨י פָנַ֤י מֵהֶם֙ וְהָיָ֣ה לֶֽאֱכֹ֔ל וּמְצָאֻ֛הוּ רָע֥וֹת רַבּ֖וֹת וְצָר֑וֹת וְאָמַר֙ בַּיּ֣וֹם הַה֔וּא הֲלֹ֗א עַ֣ל כִּֽי־אֵ֤ין אֱלֹהַי֙ בְּקִרְבִּ֔י מְצָא֖וּנִי הָרָע֥וֹת הָאֵֽלֶּה׃
O gün ona karşı öfkem alevlenecek. Onları terk edecek, yüzümü onlardan gizleyeceğim. Yem olacak; başına birçok kötülük ve sıkıntı gelecek. O gün, "Tanrım aramızda olmadığı için değil mi bütün bu kötülüklerin başıma gelmesi?" diyecek.