İçeriğe geç

TORA KELİME DİZİNİ

השדה

Bu yazılı biçim Tora’da 50 kez, 47 ayette geçer.

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit24 kullanım23 ayet
  • Şemot9 kullanım8 ayet
  • Vayikra11 kullanım10 ayet
  • Bamidbar2 kullanım2 ayet
  • Devarim4 kullanım4 ayet

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Lemma שָׂדֶה

Kök — שורש (şoreş, kök) שדה

Biçim: belirli artikel + isim, eril, tekil, mutlak

Bu çözümleme: 50 kullanım

Teknik kodHTd/Ncmsa

Morfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.

Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök), lemma ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik kökü veya okunuş eşleşmesini tahmin etmez.

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 2:5

    Bu ayette 2 kez

    וְכֹ֣ל ׀ שִׂ֣יחַ הַשָּׂדֶ֗ה טֶ֚רֶם יִֽהְיֶ֣ה בָאָ֔רֶץ וְכָל־עֵ֥שֶׂב הַשָּׂדֶ֖ה טֶ֣רֶם יִצְמָ֑ח כִּי֩ לֹ֨א הִמְטִ֜יר יְהוָ֤ה אֱלֹהִים֙ עַל־הָאָ֔רֶץ וְאָדָ֣ם אַ֔יִן לַֽעֲבֹ֖ד אֶת־הָֽאֲדָמָֽה׃

    yeryüzünde henüz hiçbir kır çalısı yoktu, hiçbir kır bitkisi de filizlenmemişti. Çünkü Adonay Tanrı yeryüzüne yağmur yağdırmamıştı ve toprağı işleyecek insan yoktu.

  2. Bereşit 2:19

    וַיִּצֶר֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהִ֜ים מִן־הָֽאֲדָמָ֗ה כָּל־חַיַּ֤ת הַשָּׂדֶה֙ וְאֵת֙ כָּל־ע֣וֹף הַשָּׁמַ֔יִם וַיָּבֵא֙ אֶל־הָ֣אָדָ֔ם לִרְא֖וֹת מַה־יִּקְרָא־ל֑וֹ וְכֹל֩ אֲשֶׁ֨ר יִקְרָא־ל֧וֹ הָֽאָדָ֛ם נֶ֥פֶשׁ חַיָּ֖ה ה֥וּא שְׁמֽוֹ׃

    Adonay Tanrı bütün kır hayvanlarını ve göğün bütün kuşlarını topraktan biçimlendirdi. Onlara ne ad vereceğini görmek için onları insana getirdi. İnsan her canlıya ne ad verdiyse, onun adı o oldu.

  3. Bereşit 2:20

    וַיִּקְרָ֨א הָֽאָדָ֜ם שֵׁמ֗וֹת לְכָל־הַבְּהֵמָה֙ וּלְע֣וֹף הַשָּׁמַ֔יִם וּלְכֹ֖ל חַיַּ֣ת הַשָּׂדֶ֑ה וּלְאָדָ֕ם לֹֽא־מָצָ֥א עֵ֖זֶר כְּנֶגְדּֽוֹ׃

    İnsan bütün evcil hayvanlara, göğün kuşlarına ve bütün kır hayvanlarına ad verdi. Ama insan için kendisine karşılık gelen bir yardımcı bulunmadı.

  4. Bereşit 3:1

    וְהַנָּחָשׁ֙ הָיָ֣ה עָר֔וּם מִכֹּל֙ חַיַּ֣ת הַשָּׂדֶ֔ה אֲשֶׁ֥ר עָשָׂ֖ה יְהוָ֣ה אֱלֹהִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־הָ֣אִשָּׁ֔ה אַ֚ף כִּֽי־אָמַ֣ר אֱלֹהִ֔ים לֹ֣א תֹֽאכְל֔וּ מִכֹּ֖ל עֵ֥ץ הַגָּֽן׃

    Yılan, Adonay Tanrı’nın yaptığı bütün kır hayvanlarından daha kurnazdı. Kadına, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki hiçbir ağaçtan yemeyeceksiniz’ mi dedi?” diye sordu.

  5. Bereşit 3:14

    וַיֹּאמֶר֩ יְהֹוָ֨ה אֱלֹהִ֥ים ׀ אֶֽל־הַנָּחָשׁ֮ כִּ֣י עָשִׂ֣יתָ זֹּאת֒ אָר֤וּר אַתָּה֙ מִכָּל־הַבְּהֵמָ֔ה וּמִכֹּ֖ל חַיַּ֣ת הַשָּׂדֶ֑ה עַל־גְּחֹנְךָ֣ תֵלֵ֔ךְ וְעָפָ֥ר תֹּאכַ֖ל כָּל־יְמֵ֥י חַיֶּֽיךָ׃

    Adonay Tanrı yılana, “Bunu yaptığın için bütün evcil hayvanlardan ve bütün kır hayvanlarından daha lanetlisin. Karnının üzerinde yürüyecek ve yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.

  6. Bereşit 3:18

    וְק֥וֹץ וְדַרְדַּ֖ר תַּצְמִ֣יחַֽ לָ֑ךְ וְאָכַלְתָּ֖ אֶת־עֵ֥שֶׂב הַשָּׂדֶֽה׃

    Sana dikenler ve çalılar yetiştirecek; kırın bitkilerini yiyeceksin.

  7. Bereşit 23:11

    לֹֽא־אֲדֹנִ֣י שְׁמָעֵ֔נִי הַשָּׂדֶה֙ נָתַ֣תִּי לָ֔ךְ וְהַמְּעָרָ֥ה אֲשֶׁר־בּ֖וֹ לְךָ֣ נְתַתִּ֑יהָ לְעֵינֵ֧י בְנֵי־עַמִּ֛י נְתַתִּ֥יהָ לָּ֖ךְ קְבֹ֥ר מֵתֶֽךָ׃

    “Hayır efendim, beni dinle. Tarlayı sana veriyorum; içindeki mağarayı da sana veriyorum. Halkımın oğullarının gözü önünde sana veriyorum. Ölünü göm.”

  8. Bereşit 23:13

    וַיְדַבֵּ֨ר אֶל־עֶפְר֜וֹן בְּאָזְנֵ֤י עַם־הָאָ֙רֶץ֙ לֵאמֹ֔ר אַ֛ךְ אִם־אַתָּ֥ה ל֖וּ שְׁמָעֵ֑נִי נָתַ֜תִּי כֶּ֤סֶף הַשָּׂדֶה֙ קַ֣ח מִמֶּ֔נִּי וְאֶקְבְּרָ֥ה אֶת־מֵתִ֖י שָֽׁמָּה׃

    Ülke halkının duyacağı biçimde Efron’a, “Ama lütfen beni dinle” dedi. “Tarlanın parasını veriyorum. Benden kabul et de ölümü oraya gömeyim.”

  9. Bereşit 23:17

    וַיָּ֣קָם ׀ שְׂדֵ֣ה עֶפְר֗וֹן אֲשֶׁר֙ בַּמַּכְפֵּלָ֔ה אֲשֶׁ֖ר לִפְנֵ֣י מַמְרֵ֑א הַשָּׂדֶה֙ וְהַמְּעָרָ֣ה אֲשֶׁר־בּ֔וֹ וְכָל־הָעֵץ֙ אֲשֶׁ֣ר בַּשָּׂדֶ֔ה אֲשֶׁ֥ר בְּכָל־גְּבֻל֖וֹ סָבִֽיב׃

    Efron’un Mamre’nin karşısındaki Mahpela’da bulunan tarlası, içindeki mağara ve tarlanın çevresindeki bütün sınırlar içinde yer alan bütün ağaçlar,

  10. Bereşit 23:20

    וַיָּ֨קָם הַשָּׂדֶ֜ה וְהַמְּעָרָ֧ה אֲשֶׁר־בּ֛וֹ לְאַבְרָהָ֖ם לַאֲחֻזַּת־קָ֑בֶר מֵאֵ֖ת בְּנֵי־חֵֽת׃ (ס)

    Böylece tarla ve içindeki mağara, Het oğullarından Avraam’a mezar mülkü olarak geçti.

  11. Bereşit 25:10

    הַשָּׂדֶ֛ה אֲשֶׁר־קָנָ֥ה אַבְרָהָ֖ם מֵאֵ֣ת בְּנֵי־חֵ֑ת שָׁ֛מָּה קֻבַּ֥ר אַבְרָהָ֖ם וְשָׂרָ֥ה אִשְׁתּֽוֹ׃

    Bu, Avraam’ın Het oğullarından satın aldığı tarlaydı. Avraam ve karısı Sara oraya gömüldüler.

  12. Bereşit 25:29

    וַיָּ֥זֶד יַעֲקֹ֖ב נָזִ֑יד וַיָּבֹ֥א עֵשָׂ֛ו מִן־הַשָּׂדֶ֖ה וְה֥וּא עָיֵֽף׃

    Yaakov bir yemek pişiriyordu. Esav kırdan bitkin halde geldi.

  13. Bereşit 27:3

    וְעַתָּה֙ שָׂא־נָ֣א כֵלֶ֔יךָ תֶּלְיְךָ֖ וְקַשְׁתֶּ֑ךָ וְצֵא֙ הַשָּׂדֶ֔ה וְצ֥וּדָה לִּ֖י צידה [צָֽיִד׃]

    “Şimdi lütfen silahlarını, sadağını ve yayını al; kıra çıkıp benim için avlan.

  14. Bereşit 27:5

    וְרִבְקָ֣ה שֹׁמַ֔עַת בְּדַבֵּ֣ר יִצְחָ֔ק אֶל־עֵשָׂ֖ו בְּנ֑וֹ וַיֵּ֤לֶךְ עֵשָׂו֙ הַשָּׂדֶ֔ה לָצ֥וּד צַ֖יִד לְהָבִֽיא׃

    Yitshak oğlu Esav’la konuşurken Rivka dinliyordu. Esav avlanıp av getirmek için kıra çıktı.

  15. Bereşit 30:16

    וַיָּבֹ֨א יַעֲקֹ֣ב מִן־הַשָּׂדֶה֮ בָּעֶרֶב֒ וַתֵּצֵ֨א לֵאָ֜ה לִקְרָאת֗וֹ וַתֹּ֙אמֶר֙ אֵלַ֣י תָּב֔וֹא כִּ֚י שָׂכֹ֣ר שְׂכַרְתִּ֔יךָ בְּדוּדָאֵ֖י בְּנִ֑י וַיִּשְׁכַּ֥ב עִמָּ֖הּ בַּלַּ֥יְלָה הֽוּא׃

    Yaakov akşam kırdan gelince Lea onu karşılamaya çıkıp, “Bana geleceksin” dedi. “Çünkü oğlumun adamotları karşılığında seni tuttum.” O gece Yaakov onunla yattı.

  16. Bereşit 31:4

    וַיִּשְׁלַ֣ח יַעֲקֹ֔ב וַיִּקְרָ֖א לְרָחֵ֣ל וּלְלֵאָ֑ה הַשָּׂדֶ֖ה אֶל־צֹאנֽוֹ׃

    Yaakov haber gönderip Rahel ile Lea’yı kıra, sürüsünün yanına çağırdı.

  17. Bereşit 33:19

    וַיִּ֜קֶן אֶת־חֶלְקַ֣ת הַשָּׂדֶ֗ה אֲשֶׁ֤ר נָֽטָה־שָׁם֙ אָהֳל֔וֹ מִיַּ֥ד בְּנֵֽי־חֲמ֖וֹר אֲבִ֣י שְׁכֶ֑ם בְּמֵאָ֖ה קְשִׂיטָֽה׃

    Çadırını kurduğu arazi parçasını Şehem’in babası Hamor’un oğullarından yüz kesitaya satın aldı.

  18. Bereşit 34:7

    וּבְנֵ֨י יַעֲקֹ֜ב בָּ֤אוּ מִן־הַשָּׂדֶה֙ כְּשָׁמְעָ֔ם וַיִּֽתְעַצְּבוּ֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיִּ֥חַר לָהֶ֖ם מְאֹ֑ד כִּֽי־נְבָלָ֞ה עָשָׂ֣ה בְיִשְׂרָאֵ֗ל לִשְׁכַּב֙ אֶת־בַּֽת־יַעֲקֹ֔ב וְכֵ֖ן לֹ֥א יֵעָשֶֽׂה׃

    Yaakov’un oğulları haberi duyunca kırdan geldiler. Adamlar derin üzüntüye kapıldı ve çok öfkelendi; çünkü Şehem, Yaakov’un kızıyla yatarak İsrael’de utanç verici bir iş yapmıştı. Böyle bir şey yapılmamalıydı.

  19. Bereşit 37:7

    וְ֠הִנֵּה אֲנַ֜חְנוּ מְאַלְּמִ֤ים אֲלֻמִּים֙ בְּת֣וֹךְ הַשָּׂדֶ֔ה וְהִנֵּ֛ה קָ֥מָה אֲלֻמָּתִ֖י וְגַם־נִצָּ֑בָה וְהִנֵּ֤ה תְסֻבֶּ֙ינָה֙ אֲלֻמֹּ֣תֵיכֶ֔ם וַתִּֽשְׁתַּחֲוֶ֖יןָ לַאֲלֻמָּתִֽי׃

    “Tarlanın ortasında demetler bağlıyorduk. Birden benim demetim kalkıp dik durdu. Sizin demetleriniz de çevresine toplanıp benim demetime eğildiler.”

  20. Bereşit 47:24

    וְהָיָה֙ בַּתְּבוּאֹ֔ת וּנְתַתֶּ֥ם חֲמִישִׁ֖ית לְפַרְעֹ֑ה וְאַרְבַּ֣ע הַיָּדֹ֡ת יִהְיֶ֣ה לָכֶם֩ לְזֶ֨רַע הַשָּׂדֶ֧ה וּֽלְאָכְלְכֶ֛ם וְלַאֲשֶׁ֥ר בְּבָתֵּיכֶ֖ם וְלֶאֱכֹ֥ל לְטַפְּכֶֽם׃

    Ürün aldığınızda beşte birini Firavun’a vereceksiniz. Kalan beşte dördü, tarlaya tohumluk, kendinize, ev halkınıza ve çocuklarınıza yiyecek olarak sizin olacak.”

  21. Bereşit 49:30

    בַּמְּעָרָ֞ה אֲשֶׁ֨ר בִּשְׂדֵ֧ה הַמַּכְפֵּלָ֛ה אֲשֶׁ֥ר עַל־פְּנֵי־מַמְרֵ֖א בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן אֲשֶׁר֩ קָנָ֨ה אַבְרָהָ֜ם אֶת־הַשָּׂדֶ֗ה מֵאֵ֛ת עֶפְרֹ֥ן הַחִתִּ֖י לַאֲחֻזַּת־קָֽבֶר׃

    Kenaan ülkesinde, Mamre’nin karşısındaki Mahpela tarlasında bulunan mağaraya. Avraam o tarlayı mezar yeri olarak Hiti Efron’dan satın almıştı.

  22. Bereşit 49:32

    מִקְנֵ֧ה הַשָּׂדֶ֛ה וְהַמְּעָרָ֥ה אֲשֶׁר־בּ֖וֹ מֵאֵ֥ת בְּנֵי־חֵֽת׃

    O tarla ve içindeki mağara Het oğullarından satın alınmıştır.”

  23. Bereşit 50:13

    וַיִּשְׂא֨וּ אֹת֤וֹ בָנָיו֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיִּקְבְּר֣וּ אֹת֔וֹ בִּמְעָרַ֖ת שְׂדֵ֣ה הַמַּכְפֵּלָ֑ה אֲשֶׁ֣ר קָנָה֩ אַבְרָהָ֨ם אֶת־הַשָּׂדֶ֜ה לַאֲחֻזַּת־קֶ֗בֶר מֵאֵ֛ת עֶפְרֹ֥ן הַחִתִּ֖י עַל־פְּנֵ֥י מַמְרֵֽא׃

    Onu Kenaan ülkesine taşıyıp Mahpela tarlasındaki mağaraya gömdüler. Avraam o tarlayı mezar yeri olarak, Mamre’nin karşısında Hiti Efron’dan satın almıştı.

  24. Şemot 9:22

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁה נְטֵ֤ה אֶת־יָֽדְךָ֙ עַל־הַשָּׁמַ֔יִם וִיהִ֥י בָרָ֖ד בְּכָל־אֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם עַל־הָאָדָ֣ם וְעַל־הַבְּהֵמָ֗ה וְעַ֛ל כָּל־עֵ֥שֶׂב הַשָּׂדֶ֖ה בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Elini göğe doğru uzat. Bütün Mısır ülkesinde insanların, hayvanların ve kırdaki bütün bitkilerin üzerine dolu yağsın.”

  25. Şemot 9:25

    Bu ayette 2 kez

    וַיַּ֨ךְ הַבָּרָ֜ד בְּכָל־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֗יִם אֵ֚ת כָּל־אֲשֶׁ֣ר בַּשָּׂדֶ֔ה מֵאָדָ֖ם וְעַד־בְּהֵמָ֑ה וְאֵ֨ת כָּל־עֵ֤שֶׂב הַשָּׂדֶה֙ הִכָּ֣ה הַבָּרָ֔ד וְאֶת־כָּל־עֵ֥ץ הַשָּׂדֶ֖ה שִׁבֵּֽר׃

    Dolu, bütün Mısır ülkesinde kırda ne varsa, insanları da hayvanları da vurdu. Kırdaki bütün bitkileri vurdu ve bütün ağaçları kırdı.

  26. Şemot 10:5

    וְכִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְלֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְאֹ֣ת אֶת־הָאָ֑רֶץ וְאָכַ֣ל ׀ אֶת־יֶ֣תֶר הַפְּלֵטָ֗ה הַנִּשְׁאֶ֤רֶת לָכֶם֙ מִן־הַבָּרָ֔ד וְאָכַל֙ אֶת־כָּל־הָעֵ֔ץ הַצֹּמֵ֥חַ לָכֶ֖ם מִן־הַשָּׂדֶֽה׃

    Yerin yüzünü kaplayacaklar; toprak görünmez olacak. Doludan kurtulup size kalanları ve kırda yetişen bütün ağaçlarınızı yiyecekler.

  27. Şemot 10:15

    וַיְכַ֞ס אֶת־עֵ֣ין כָּל־הָאָרֶץ֮ וַתֶּחְשַׁ֣ךְ הָאָרֶץ֒ וַיֹּ֜אכַל אֶת־כָּל־עֵ֣שֶׂב הָאָ֗רֶץ וְאֵת֙ כָּל־פְּרִ֣י הָעֵ֔ץ אֲשֶׁ֥ר הוֹתִ֖יר הַבָּרָ֑ד וְלֹא־נוֹתַ֨ר כָּל־יֶ֧רֶק בָּעֵ֛ץ וּבְעֵ֥שֶׂב הַשָּׂדֶ֖ה בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

    Yerin bütün yüzünü kapladılar; ülke karardı. Yerdeki bütün bitkileri ve dolunun ağaçlarda bıraktığı bütün meyveleri yediler. Bütün Mısır ülkesinde ne ağaçlarda ne de kırdaki bitkilerde bir yeşillik kaldı.

  28. Şemot 22:5

    כִּֽי־תֵצֵ֨א אֵ֜שׁ וּמָצְאָ֤ה קֹצִים֙ וְנֶאֱכַ֣ל גָּדִ֔ישׁ א֥וֹ הַקָּמָ֖ה א֣וֹ הַשָּׂדֶ֑ה שַׁלֵּ֣ם יְשַׁלֵּ֔ם הַמַּבְעִ֖ר אֶת־הַבְּעֵרָֽה׃ (ס)

    Ateş yayılıp dikenleri tutuşturur ve ekin yığını, tarladaki ekin ya da tarla yanarsa, ateşi yakan zararı mutlaka ödeyecek.

  29. Şemot 23:11

    וְהַשְּׁבִיעִ֞ת תִּשְׁמְטֶ֣נָּה וּנְטַשְׁתָּ֗הּ וְאָֽכְלוּ֙ אֶבְיֹנֵ֣י עַמֶּ֔ךָ וְיִתְרָ֕ם תֹּאכַ֖ל חַיַּ֣ת הַשָּׂדֶ֑ה כֵּֽן־תַּעֲשֶׂ֥ה לְכַרְמְךָ֖ לְזֵיתֶֽךָ׃

    Yedinci yıl onu dinlenmeye bırakacak, kendi hâline terk edeceksin. Halkının yoksulları ondan yesin; onların bıraktığını da kırdaki hayvanlar yesin. Bağın ve zeytinliğin için de böyle yapacaksın.

  30. Şemot 23:16

    וְחַ֤ג הַקָּצִיר֙ בִּכּוּרֵ֣י מַעֲשֶׂ֔יךָ אֲשֶׁ֥ר תִּזְרַ֖ע בַּשָּׂדֶ֑ה וְחַ֤ג הָֽאָסִף֙ בְּצֵ֣את הַשָּׁנָ֔ה בְּאָסְפְּךָ֥ אֶֽת־מַעֲשֶׂ֖יךָ מִן־הַשָּׂדֶֽה׃

    Tarlaya ektiğin emeğinin ilk ürünleriyle Hasat Bayramı’nı ve yılın sonunda, emeğinin ürünlerini tarladan topladığında Ürün Toplama Bayramı’nı kutlayacaksın.

  31. Şemot 23:29

    לֹ֧א אֲגָרְשֶׁ֛נּוּ מִפָּנֶ֖יךָ בְּשָׁנָ֣ה אֶחָ֑ת פֶּן־תִּהְיֶ֤ה הָאָ֙רֶץ֙ שְׁמָמָ֔ה וְרַבָּ֥ה עָלֶ֖יךָ חַיַּ֥ת הַשָּׂדֶֽה׃

    Onları önünden bir yılda kovmayacağım. Yoksa ülke ıssız kalır ve kırdaki hayvanlar sana karşı çoğalır.

  32. Vayikra 14:7

    וְהִזָּ֗ה עַ֧ל הַמִּטַּהֵ֛ר מִן־הַצָּרַ֖עַת שֶׁ֣בַע פְּעָמִ֑ים וְטִ֣הֲר֔וֹ וְשִׁלַּ֛ח אֶת־הַצִּפֹּ֥ר הַֽחַיָּ֖ה עַל־פְּנֵ֥י הַשָּׂדֶֽה׃

    Tsaraattan arınacak kişinin üzerine yedi kez serpecek ve arınmış olduğuna hükmedecek. Canlı kuşu açık araziye salıverecek.

  33. Vayikra 14:53

    וְשִׁלַּ֞ח אֶת־הַצִּפֹּ֧ר הַֽחַיָּ֛ה אֶל־מִח֥וּץ לָעִ֖יר אֶל־פְּנֵ֣י הַשָּׂדֶ֑ה וְכִפֶּ֥ר עַל־הַבַּ֖יִת וְטָהֵֽר׃

    Canlı kuşu şehrin dışına, açık araziye salıverecek. Ev için kefaret sağlayacak ve ev arınmış olacak.

  34. Vayikra 17:5

    לְמַעַן֩ אֲשֶׁ֨ר יָבִ֜יאוּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל אֶֽת־זִבְחֵיהֶם֮ אֲשֶׁ֣ר הֵ֣ם זֹבְחִים֮ עַל־פְּנֵ֣י הַשָּׂדֶה֒ וֶֽהֱבִיאֻ֣ם לַֽיהוָ֗ה אֶל־פֶּ֛תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵ֖ד אֶל־הַכֹּהֵ֑ן וְזָ֨בְח֜וּ זִבְחֵ֧י שְׁלָמִ֛ים לַֽיהוָ֖ה אוֹתָֽם׃

    Böylece İsraeloğulları açık arazide kestikleri kurbanlarını Adonay’a, Buluşma Çadırı’nın girişine, kâhine getirecek ve onları Adonay’a esenlik kurbanları olarak kesecekler.

  35. Vayikra 25:12

    כִּ֚י יוֹבֵ֣ל הִ֔וא קֹ֖דֶשׁ תִּהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם מִן־הַ֨שָּׂדֶ֔ה תֹּאכְל֖וּ אֶת־תְּבוּאָתָֽהּ׃

    Çünkü bu Yovel’dir; sizin için kutsal olacak. Ürününü doğrudan tarladan yiyeceksiniz.

  36. Vayikra 26:4

    וְנָתַתִּ֥י גִשְׁמֵיכֶ֖ם בְּעִתָּ֑ם וְנָתְנָ֤ה הָאָ֙רֶץ֙ יְבוּלָ֔הּ וְעֵ֥ץ הַשָּׂדֶ֖ה יִתֵּ֥ן פִּרְיֽוֹ׃

    yağmurlarınızı mevsiminde vereceğim. Toprak ürününü, kırdaki ağaç meyvesini verecek.

  37. Vayikra 26:22

    וְהִשְׁלַחְתִּ֨י בָכֶ֜ם אֶת־חַיַּ֤ת הַשָּׂדֶה֙ וְשִׁכְּלָ֣ה אֶתְכֶ֔ם וְהִכְרִ֙יתָה֙ אֶת־בְּהֶמְתְּכֶ֔ם וְהִמְעִ֖יטָה אֶתְכֶ֑ם וְנָשַׁ֖מּוּ דַּרְכֵיכֶֽם׃

    Üzerinize kırın yaban hayvanlarını salacağım. Sizi çocuklarınızdan yoksun bırakacak, hayvanlarınızı yok edecek ve sayınızı azaltacaklar. Yollarınız ıssız kalacak.

  38. Vayikra 27:19

    וְאִם־גָּאֹ֤ל יִגְאַל֙ אֶת־הַשָּׂדֶ֔ה הַמַּקְדִּ֖ישׁ אֹת֑וֹ וְ֠יָסַף חֲמִשִׁ֧ית כֶּֽסֶף־עֶרְכְּךָ֛ עָלָ֖יו וְקָ֥ם לֽוֹ׃

    Tarlayı kutsal olarak ayıran kişi onu geri almak isterse belirlenmiş bedelin üzerine beşte birini ekleyecek ve tarla onun olacak.

  39. Vayikra 27:20

    Bu ayette 2 kez

    וְאִם־לֹ֤א יִגְאַל֙ אֶת־הַשָּׂדֶ֔ה וְאִם־מָכַ֥ר אֶת־הַשָּׂדֶ֖ה לְאִ֣ישׁ אַחֵ֑ר לֹ֥א יִגָּאֵ֖ל עֽוֹד׃

    Tarlayı geri almaz ve tarla başka bir kişiye satılırsa artık geri alınamayacak.

  40. Vayikra 27:21

    וְהָיָ֨ה הַשָּׂדֶ֜ה בְּצֵאת֣וֹ בַיֹּבֵ֗ל קֹ֛דֶשׁ לַֽיהוָ֖ה כִּשְׂדֵ֣ה הַחֵ֑רֶם לַכֹּהֵ֖ן תִּהְיֶ֥ה אֲחֻזָּתֽוֹ׃

    Tarla Yovel’de serbest kaldığında, geri alınmaz biçimde adanmış bir tarla gibi Adonay’a kutsal olacak. Kâhinin mülkü olacak.

  41. Vayikra 27:24

    בִּשְׁנַ֤ת הַיּוֹבֵל֙ יָשׁ֣וּב הַשָּׂדֶ֔ה לַאֲשֶׁ֥ר קָנָ֖הוּ מֵאִתּ֑וֹ לַאֲשֶׁר־ל֖וֹ אֲחֻזַּ֥ת הָאָֽרֶץ׃

    Yovel yılında tarla, kendisinden satın alınan kişiye, toprağın miras yoluyla sahibi olana dönecek.

  42. Bamidbar 19:16

    וְכֹ֨ל אֲשֶׁר־יִגַּ֜ע עַל־פְּנֵ֣י הַשָּׂדֶ֗ה בַּֽחֲלַל־חֶ֙רֶב֙ א֣וֹ בְמֵ֔ת אֽוֹ־בְעֶ֥צֶם אָדָ֖ם א֣וֹ בְקָ֑בֶר יִטְמָ֖א שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃

    Açık arazide kılıçla öldürülmüş birine, bir ölüye, insan kemiğine ya da mezara dokunan herkes yedi gün arınmamış olacak.

  43. Bamidbar 22:4

    וַיֹּ֨אמֶר מוֹאָ֜ב אֶל־זִקְנֵ֣י מִדְיָ֗ן עַתָּ֞ה יְלַחֲכ֤וּ הַקָּהָל֙ אֶת־כָּל־סְבִ֣יבֹתֵ֔ינוּ כִּלְחֹ֣ךְ הַשּׁ֔וֹר אֵ֖ת יֶ֣רֶק הַשָּׂדֶ֑ה וּבָלָ֧ק בֶּן־צִפּ֛וֹר מֶ֥לֶךְ לְמוֹאָ֖ב בָּעֵ֥ת הַהִֽוא׃

    Moav, Midyan’ın ileri gelenlerine şöyle dedi: “Şimdi bu topluluk, öküzün tarlanın yeşilliğini yalayıp bitirdiği gibi çevremizdeki her şeyi silip süpürecek.” O sırada Tsippor oğlu Balak, Moav kralıydı.

  44. Devarim 7:22

    וְנָשַׁל֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ אֶת־הַגּוֹיִ֥ם הָאֵ֛ל מִפָּנֶ֖יךָ מְעַ֣ט מְעָ֑ט לֹ֤א תוּכַל֙ כַּלֹּתָ֣ם מַהֵ֔ר פֶּן־תִּרְבֶּ֥ה עָלֶ֖יךָ חַיַּ֥ת הַשָּׂדֶֽה׃

    Tanrın Adonay bu ulusları önünden azar azar kovacak. Onları hızla bitiremezsin; yoksa yaban hayvanları sana karşı çoğalır.

  45. Devarim 14:22

    עַשֵּׂ֣ר תְּעַשֵּׂ֔ר אֵ֖ת כָּל־תְּבוּאַ֣ת זַרְעֶ֑ךָ הַיֹּצֵ֥א הַשָּׂדֶ֖ה שָׁנָ֥ה שָׁנָֽה׃

    Her yıl tarladan çıkan bütün ekin ürününün ondalığını mutlaka ayıracaksın.

  46. Devarim 20:19

    כִּֽי־תָצ֣וּר אֶל־עִיר֩ יָמִ֨ים רַבִּ֜ים לְֽהִלָּחֵ֧ם עָלֶ֣יהָ לְתָפְשָׂ֗הּ לֹֽא־תַשְׁחִ֤ית אֶת־עֵצָהּ֙ לִנְדֹּ֤חַ עָלָיו֙ גַּרְזֶ֔ן כִּ֚י מִמֶּ֣נּוּ תֹאכֵ֔ל וְאֹת֖וֹ לֹ֣א תִכְרֹ֑ת כִּ֤י הָֽאָדָם֙ עֵ֣ץ הַשָּׂדֶ֔ה לָבֹ֥א מִפָּנֶ֖יךָ בַּמָּצֽוֹר׃

    Bir kenti ele geçirmek için onunla savaşırken uzun süre kuşatırsan, ağaçlarına balta vurarak onları yok etmeyeceksin. Onlardan yiyeceksin; onları kesmeyeceksin. Kırdaki ağaç insan mı ki senin önünden kuşatmaya çekilsin?

  47. Devarim 28:38

    זֶ֥רַע רַ֖ב תּוֹצִ֣יא הַשָּׂדֶ֑ה וּמְעַ֣ט תֶּאֱסֹ֔ף כִּ֥י יַחְסְלֶ֖נּוּ הָאַרְבֶּֽה׃

    Tarlaya çok tohum götürecek, az ürün toplayacaksın; çünkü çekirge onu yiyip bitirecek.