Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
to be able to; to endure; to succeed; to prevail; to overcome
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 9 kez
Teknik kod
HVqi3msTORA’DA KELİME
gücü yetmek; yapabilmek
yuhal okunuşu Tora’da 9 kez, 9 farklı ayette görülür.
Vesamti et zaraha kaafar haarets aşer im yuhal iş limnot et afar haarets gam zaraha yimane.
וְשַׂמְתִּ֥י אֶֽת־זַרְעֲךָ֖ כַּעֲפַ֣ר הָאָ֑רֶץ אֲשֶׁ֣ר ׀ אִם־יוּכַ֣ל אִ֗ישׁ לִמְנוֹת֙ אֶת־עֲפַ֣ר הָאָ֔רֶץ גַּֽם־זַרְעֲךָ֖ יִמָּנֶֽה׃
Soyunu yeryüzünün tozu gibi yapacağım. Bir insan yeryüzünün tozunu sayabilirse senin soyun da sayılabilir.
Vanomer el adoni lo yuhal hanaar laazov et aviv veazav et aviv vamet.
וַנֹּ֙אמֶר֙ אֶל־אֲדֹנִ֔י לֹא־יוּכַ֥ל הַנַּ֖עַר לַעֲזֹ֣ב אֶת־אָבִ֑יו וְעָזַ֥ב אֶת־אָבִ֖יו וָמֵֽת׃
Biz de efendime, ‘Delikanlı babasını bırakamaz; babasından ayrılırsa babası ölür’ dedik.
Veene yisrael kavedu mizoken lo yuhal lirot vayageş otam elav vayişak lahem vayehabek lahem.
וְעֵינֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ כָּבְד֣וּ מִזֹּ֔קֶן לֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְא֑וֹת וַיַּגֵּ֤שׁ אֹתָם֙ אֵלָ֔יו וַיִּשַּׁ֥ק לָהֶ֖ם וַיְחַבֵּ֥ק לָהֶֽם׃
İsrael’in gözleri yaşlılıktan zayıflamıştı, iyi göremiyordu. Yosef oğullarını ona yaklaştırdı. İsrael onları öpüp kucakladı.
Vehisa et en haarets velo yuhal lirot et haarets veahal et yeter hapeleta hanişeret lahem min habarad veahal et kol haets hatsomeah lahem min hasade.
וְכִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְלֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְאֹ֣ת אֶת־הָאָ֑רֶץ וְאָכַ֣ל ׀ אֶת־יֶ֣תֶר הַפְּלֵטָ֗ה הַנִּשְׁאֶ֤רֶת לָכֶם֙ מִן־הַבָּרָ֔ד וְאָכַל֙ אֶת־כָּל־הָעֵ֔ץ הַצֹּמֵ֥חַ לָכֶ֖ם מִן־הַשָּׂדֶֽה׃
Yerin yüzünü kaplayacaklar; toprak görünmez olacak. Doludan kurtulup size kalanları ve kırda yetişen bütün ağaçlarınızı yiyecekler.
Vayomer moşe el Adonay lo yuhal haam laalot el har sinay ki ata haedota banu lemor hagbel et hahar vekidaşto.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־יְהוָ֔ה לֹא־יוּכַ֣ל הָעָ֔ם לַעֲלֹ֖ת אֶל־הַ֣ר סִינָ֑י כִּֽי־אַתָּ֞ה הַעֵדֹ֤תָה בָּ֙נוּ֙ לֵאמֹ֔ר הַגְבֵּ֥ל אֶת־הָהָ֖ר וְקִדַּשְׁתּֽוֹ׃
Moşe, Adonay’a, “Halk Sinay Dağı’na çıkamaz” dedi. “Çünkü sen bizi, ‘Dağın çevresine sınır koy ve onu kutsal kıl’ diye uyardın.”
Vehaya beyom hanhilo et banav et aşer yihye lo lo yuhal levaker et ben haahuva al pene ven hasenua habehor.
וְהָיָ֗ה בְּיוֹם֙ הַנְחִיל֣וֹ אֶת־בָּנָ֔יו אֵ֥ת אֲשֶׁר־יִהְיֶ֖ה ל֑וֹ לֹ֣א יוּכַ֗ל לְבַכֵּר֙ אֶת־בֶּן־הָ֣אֲהוּבָ֔ה עַל־פְּנֵ֥י בֶן־הַשְּׂנוּאָ֖ה הַבְּכֹֽר׃
adam sahip olduklarını oğullarına miras verirken, ilk doğan olan sevilmeyen eşin oğlunun yerine sevilen eşin oğluna ilk doğan hakkı veremez.
Veaneşu oto mea hesef venatenu laavi hanaara ki hotsi şem ra al betulat yisrael velo tihye leişa lo yuhal leşalehah kol yamav.
וְעָנְשׁ֨וּ אֹת֜וֹ מֵ֣אָה כֶ֗סֶף וְנָתְנוּ֙ לַאֲבִ֣י הַֽנַּעֲרָ֔ה כִּ֤י הוֹצִיא֙ שֵׁ֣ם רָ֔ע עַ֖ל בְּתוּלַ֣ת יִשְׂרָאֵ֑ל וְלֽוֹ־תִהְיֶ֣ה לְאִשָּׁ֔ה לֹא־יוּכַ֥ל לְשַּׁלְּחָ֖הּ כָּל־יָמָֽיו׃ (ס)
İsrael'den bir bakirenin adını kötüye çıkardığı için onu yüz şekel gümüş para cezasına çarptıracak ve parayı genç kadının babasına verecekler. Kadın onun eşi olarak kalacak; adam yaşamı boyunca onu boşayamayacak.
Venatan haiş haşohev imah laavi hanaara hamişim kasef velo tihye leişa tahat aşer inah lo yuhal şaleha kol yamav.
וְ֠נָתַן הָאִ֨ישׁ הַשֹּׁכֵ֥ב עִמָּ֛הּ לַאֲבִ֥י הנער [הַֽנַּעֲרָ֖ה] חֲמִשִּׁ֣ים כָּ֑סֶף וְלֽוֹ־תִהְיֶ֣ה לְאִשָּׁ֗ה תַּ֚חַת אֲשֶׁ֣ר עִנָּ֔הּ לֹא־יוּכַ֥ל שַׁלְּחָ֖ה כָּל־יָמָֽיו׃ (ס)
onunla yatan adam genç kadının babasına elli şekel gümüş verecek. Onu küçük düşürdüğü için kadın onun eşi olacak; adam yaşamı boyunca onu boşayamayacak.
Lo yuhal balah harişon aşer şilehah laşuv lekahtah lihyot lo leişa ahare aşer hutamaa ki toeva hi lifne Adonay velo tahati et haarets aşer Adonay eloheha noten leha nahala.
לֹא־יוּכַ֣ל בַּעְלָ֣הּ הָרִאשׁ֣וֹן אֲשֶֽׁר־שִׁ֠לְּחָהּ לָשׁ֨וּב לְקַחְתָּ֜הּ לִהְי֧וֹת ל֣וֹ לְאִשָּׁ֗ה אַחֲרֵי֙ אֲשֶׁ֣ר הֻטַּמָּ֔אָה כִּֽי־תוֹעֵבָ֥ה הִ֖וא לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה וְלֹ֤א תַחֲטִיא֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ נֹתֵ֥ן לְךָ֖ נַחֲלָֽה׃ (ס)
onu gönderen ilk kocası, kadın kendisi için kirlenmiş olduktan sonra onu yeniden eş olarak alamaz. Çünkü bu, Adonay'ın önünde iğrençtir. Tanrın Adonay'ın sana miras olarak verdiği ülkeye günah getirmeyeceksin.
Dilbilgisel çözümleme
to be able to; to endure; to succeed; to prevail; to overcome
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 9 kez
HVqi3msOkunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.