Vayomer avram Adonay Elohim ma titen li veanohi holeh ariri uven meşek beti u damesek eliezer.
וַיֹּ֣אמֶר אַבְרָ֗ם אֲדֹנָ֤י יֱהוִה֙ מַה־תִּתֶּן־לִ֔י וְאָנֹכִ֖י הוֹלֵ֣ךְ עֲרִירִ֑י וּבֶן־מֶ֣שֶׁק בֵּיתִ֔י ה֖וּא דַּמֶּ֥שֶׂק אֱלִיעֶֽזֶר׃
Avram, “Efendim Adonay, bana ne vereceksin?” dedi. “Ben çocuksuz gidiyorum; evimin varisi de Damesekli Eliezer.”
Vayomar Adonay Elohim bama eda ki iraşena.
וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֣י יֱהוִ֔ה בַּמָּ֥ה אֵדַ֖ע כִּ֥י אִֽירָשֶֽׁנָּה׃
Avram, “Efendim Adonay, onu miras alacağımı nasıl bileceğim?” diye sordu.
Vayomar Adonay im na matsati hen beeneha al na taavor meal avdeha.
וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ אַל־נָ֥א תַעֲבֹ֖ר מֵעַ֥ל עַבְדֶּֽךָ׃
“Efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam lütfen kulunun yanından geçip gitme” dedi.
Vayaan avraham vayomar hine na hoalti ledaber el Adonay veanohi afar vaefer.
וַיַּ֥עַן אַבְרָהָ֖ם וַיֹּאמַ֑ר הִנֵּה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י וְאָנֹכִ֖י עָפָ֥ר וָאֵֽפֶר׃
Avraam cevap verdi: “Ben toz ve kül olduğum hâlde Efendimle konuşmaya cesaret ettim.
Vayomer hine na hoalti ledaber el Adonay ulay yimatseun şam esrim vayomer lo aşhit baavur haesrim.
וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּֽה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֶשְׂרִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָֽעֶשְׂרִֽים׃
Avraam, “Efendimle konuşmaya cesaret ettim” dedi. “Belki orada yirmi kişi bulunur.” Adonay, “Yirmi kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.
Vayomer hine na Adonay suru na el bet avdehem velinu verahatsu raglehem vehişkamtem vahalahtem ledarkehem vayomeru lo ki varehov nalin.
וַיֹּ֜אמֶר הִנֶּ֣ה נָּא־אֲדֹנַ֗י ס֣וּרוּ נָ֠א אֶל־בֵּ֨ית עַבְדְּכֶ֤ם וְלִ֙ינוּ֙ וְרַחֲצ֣וּ רַגְלֵיכֶ֔ם וְהִשְׁכַּמְתֶּ֖ם וַהֲלַכְתֶּ֣ם לְדַרְכְּכֶ֑ם וַיֹּאמְר֣וּ לֹּ֔א כִּ֥י בָרְח֖וֹב נָלִֽין׃
“Efendilerim, lütfen kulunuzun evine buyurun” dedi. “Geceyi geçirin, ayaklarınızı yıkayın; sabah erkenden kalkıp yolunuza gidersiniz.” Onlar, “Hayır, geceyi meydanda geçireceğiz” dediler.
Vayomer lot alehem al na Adonay.
וַיֹּ֥אמֶר ל֖וֹט אֲלֵהֶ֑ם אַל־נָ֖א אֲדֹנָֽי׃
Lot onlara, “Lütfen, hayır, efendim!” dedi.
Vaavimeleh lo karav eleha vayomar Adonay hagoy gam tsadik taharog.
וַאֲבִימֶ֕לֶךְ לֹ֥א קָרַ֖ב אֵלֶ֑יהָ וַיֹּאמַ֕ר אֲדֹנָ֕י הֲג֥וֹי גַּם־צַדִּ֖יק תַּהֲרֹֽג׃
Avimeleh ona yaklaşmamıştı. “Efendim, suçsuz bir halkı da mı öldüreceksin?” dedi.
Şemaenu adoni nesi Elohim ata betohenu bemivhar kevarenu kevor et meteha iş mimenu et kivro lo yihle mimeha mikevor meteha.
שְׁמָעֵ֣נוּ ׀ אֲדֹנִ֗י נְשִׂ֨יא אֱלֹהִ֤ים אַתָּה֙ בְּתוֹכֵ֔נוּ בְּמִבְחַ֣ר קְבָרֵ֔ינוּ קְבֹ֖ר אֶת־מֵתֶ֑ךָ אִ֣ישׁ מִמֶּ֔נּוּ אֶת־קִבְר֛וֹ לֹֽא־יִכְלֶ֥ה מִמְּךָ֖ מִקְּבֹ֥ר מֵתֶֽךָ׃
“Bizi dinle efendimiz. Sen aramızda Tanrı’nın bir önderisin. Ölünü mezarlarımızın en seçkinine göm. Hiçbirimiz ölünü gömmek için kendi mezarını senden esirgemeyecek.”
Lo adoni şemaeni hasade natati lah vehameara aşer bo leha netatiha leene vene ami netatiha lah kevor meteha.
לֹֽא־אֲדֹנִ֣י שְׁמָעֵ֔נִי הַשָּׂדֶה֙ נָתַ֣תִּי לָ֔ךְ וְהַמְּעָרָ֥ה אֲשֶׁר־בּ֖וֹ לְךָ֣ נְתַתִּ֑יהָ לְעֵינֵ֧י בְנֵי־עַמִּ֛י נְתַתִּ֥יהָ לָּ֖ךְ קְבֹ֥ר מֵתֶֽךָ׃
“Hayır efendim, beni dinle. Tarlayı sana veriyorum; içindeki mağarayı da sana veriyorum. Halkımın oğullarının gözü önünde sana veriyorum. Ölünü göm.”
Adoni şemaeni erets arba meot şekel kesef beni uveneha ma hi veet meteha kevor.
אֲדֹנִ֣י שְׁמָעֵ֔נִי אֶרֶץ֩ אַרְבַּ֨ע מֵאֹ֧ת שֶֽׁקֶל־כֶּ֛סֶף בֵּינִ֥י וּבֵֽינְךָ֖ מַה־הִ֑וא וְאֶת־מֵתְךָ֖ קְבֹֽר׃
“Efendim, beni dinle. Dört yüz şekel gümüş değerinde bir toprak; seninle benim aramda bunun sözü mü olur? Ölünü göm.”
Bu ayette 2 kez
Vayomar Adonay elohe adoni avraham hakre na lefanay hayom vaase hesed im adoni avraham.
וַיֹּאמַ֓ר ׀ יְהוָ֗ה אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם הַקְרֵה־נָ֥א לְפָנַ֖י הַיּ֑וֹם וַעֲשֵׂה־חֶ֕סֶד עִ֖ם אֲדֹנִ֥י אַבְרָהָֽם׃
Şöyle dedi: “Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay! Lütfen bugün karşıma uygun olanı çıkar ve efendim Avraam’a iyilik göster.
Vehaya hanaara aşer omar eleha hati na hadeh veeşte veamera şete vegam gemaleha aşke otah hohahta leavdeha leyitshak uvah eda ki asita hesed im adoni.
וְהָיָ֣ה הַֽנַּעֲרָ֗ אֲשֶׁ֨ר אֹמַ֤ר אֵלֶ֙יהָ֙ הַטִּי־נָ֤א כַדֵּךְ֙ וְאֶשְׁתֶּ֔ה וְאָמְרָ֣ה שְׁתֵ֔ה וְגַם־גְּמַלֶּ֖יךָ אַשְׁקֶ֑ה אֹתָ֤הּ הֹכַ֙חְתָּ֙ לְעַבְדְּךָ֣ לְיִצְחָ֔ק וּבָ֣הּ אֵדַ֔ע כִּי־עָשִׂ֥יתָ חֶ֖סֶד עִם־אֲדֹנִֽי׃
Kendisine, ‘Lütfen testini eğ de içeyim’ dediğimde, ‘İç; develerine de su vereyim’ diyen genç kız, kulun Yitshak için belirlediğin kişi olsun. Onun aracılığıyla efendime iyilik gösterdiğini bileyim.”
Vatomer şete adoni vatemaher vatored kadah al yadah vataşkeu.
וַתֹּ֖אמֶר שְׁתֵ֣ה אֲדֹנִ֑י וַתְּמַהֵ֗ר וַתֹּ֧רֶד כַּדָּ֛הּ עַל־יָדָ֖הּ וַתַּשְׁקֵֽהוּ׃
Rivka, “İç efendim” dedi. Hemen testisini eline indirip ona içirdi.
Bu ayette 3 kez
Vayomer baruh Adonay elohe adoni avraham aşer lo azav hasdo vaamito meim adoni anohi badereh nahani Adonay bet ahe adoni.
וַיֹּ֗אמֶר בָּר֤וּךְ יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אֲ֠שֶׁר לֹֽא־עָזַ֥ב חַסְדּ֛וֹ וַאֲמִתּ֖וֹ מֵעִ֣ם אֲדֹנִ֑י אָנֹכִ֗י בַּדֶּ֙רֶךְ֙ נָחַ֣נִי יְהוָ֔ה בֵּ֖ית אֲחֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
“Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay’a övgüler olsun!” dedi. “Efendimden iyiliğini ve sadakatini esirgemedi. Ben yoldayken Adonay beni efendimin kardeşlerinin evine yöneltti.”
Vadonay berah et adoni meod vayigdal vayiten lo tson uvakar vehesef vezahav vaavadim uşefahot ugemalim vahamorim.
וַיהוָ֞ה בֵּרַ֧ךְ אֶת־אֲדֹנִ֛י מְאֹ֖ד וַיִּגְדָּ֑ל וַיִּתֶּן־ל֞וֹ צֹ֤אן וּבָקָר֙ וְכֶ֣סֶף וְזָהָ֔ב וַעֲבָדִם֙ וּשְׁפָחֹ֔ת וּגְמַלִּ֖ים וַחֲמֹרִֽים׃
“Adonay efendimi çok kutsadı; o da büyük bir kişi oldu. Ona koyunlar, keçiler, sığırlar, gümüş, altın, köleler, cariyeler, develer ve eşekler verdi.
Vateled sara eşet adoni ven ladoni ahare ziknatah vayiten lo et kol aşer lo.
וַתֵּ֡לֶד שָׂרָה֩ אֵ֨שֶׁת אֲדֹנִ֥י בֵן֙ לַֽאדֹנִ֔י אַחֲרֵ֖י זִקְנָתָ֑הּ וַיִּתֶּן־לּ֖וֹ אֶת־כָּל־אֲשֶׁר־לֽוֹ׃
Efendimin karısı Sara, yaşlandıktan sonra efendime bir oğul doğurdu. Efendim sahip olduğu her şeyi ona verdi.
Vayaşbieni adoni lemor lo tikah işa livni mibenot hakenaani aşer anohi yoşev beartso.
וַיַּשְׁבִּעֵ֥נִי אֲדֹנִ֖י לֵאמֹ֑ר לֹא־תִקַּ֤ח אִשָּׁה֙ לִבְנִ֔י מִבְּנוֹת֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י יֹשֵׁ֥ב בְּאַרְצֽוֹ׃
Efendim bana şöyle ant içirdi: ‘Oğluma, ülkelerinde yaşadığım Kenaanlıların kızlarından eş almayacaksın.
Vaomar el adoni ulay lo teleh haişa aharay.
וָאֹמַ֖ר אֶל־אֲדֹנִ֑י אֻלַ֛י לֹא־תֵלֵ֥ךְ הָאִשָּׁ֖ה אַחֲרָֽי׃
Ben efendime, ‘Ya kadın benimle gelmezse?’ dedim.
Vaavo hayom el haayin vaomar Adonay elohe adoni avraham im yeşha na matsliah darki aşer anohi holeh aleha.
וָאָבֹ֥א הַיּ֖וֹם אֶל־הָעָ֑יִן וָאֹמַ֗ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אִם־יֶשְׁךָ־נָּא֙ מַצְלִ֣יחַ דַּרְכִּ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י הֹלֵ֥ךְ עָלֶֽיהָ׃
Bugün pınarın başına geldim ve şöyle dedim: ‘Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay! Lütfen gittiğim bu yolu başarılı kılacaksan,
Veamera elay gam ata şete vegam ligmaleha eşav hi haişa aşer hohiah Adonay leven adoni.
וְאָמְרָ֤ה אֵלַי֙ גַּם־אַתָּ֣ה שְׁתֵ֔ה וְגַ֥ם לִגְמַלֶּ֖יךָ אֶשְׁאָ֑ב הִ֣וא הָֽאִשָּׁ֔ה אֲשֶׁר־הֹכִ֥יחַ יְהוָ֖ה לְבֶן־אֲדֹנִֽי׃
bana “Sen de iç; develerine de su çekeceğim” derse, efendimin oğlu için Adonay’ın belirlediği kadın o olsun.’
Bu ayette 2 kez
Vaekod vaeştahave ladonay vaavareh et Adonay elohe adoni avraham aşer hinhani bedereh emet lakahat et bat ahi adoni livno.
וָאֶקֹּ֥ד וָֽאֶשְׁתַּחֲוֶ֖ה לַיהוָ֑ה וָאֲבָרֵ֗ךְ אֶת־יְהוָה֙ אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם אֲשֶׁ֤ר הִנְחַ֙נִי֙ בְּדֶ֣רֶךְ אֱמֶ֔ת לָקַ֛חַת אֶת־בַּת־אֲחִ֥י אֲדֹנִ֖י לִבְנֽוֹ׃
Eğilip Adonay’ın önünde yere kapandım. Efendimin kardeşinin kızını oğluna almak için beni doğru yolda yönelten, efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay’a övgüler sundum.
Veata im yeşhem osim hesed veemet et adoni hagidu li veim lo hagidu li veefne al yamin o al semol.
וְ֠עַתָּה אִם־יֶשְׁכֶ֨ם עֹשִׂ֜ים חֶ֧סֶד וֶֽאֱמֶ֛ת אֶת־אֲדֹנִ֖י הַגִּ֣ידוּ לִ֑י וְאִם־לֹ֕א הַגִּ֣ידוּ לִ֔י וְאֶפְנֶ֥ה עַל־יָמִ֖ין א֥וֹ עַל־שְׂמֹֽאל׃
Şimdi efendime iyilik ve sadakat gösterecekseniz bana söyleyin. Göstermeyecekseniz onu da söyleyin ki sağa ya da sola yöneleyim.”
Vatomer el haeved mi haiş halaze haholeh basade likratenu vayomer haeved u adoni vatikah hatsaif vatitkas.
וַתֹּ֣אמֶר אֶל־הָעֶ֗בֶד מִֽי־הָאִ֤ישׁ הַלָּזֶה֙ הַהֹלֵ֤ךְ בַּשָּׂדֶה֙ לִקְרָאתֵ֔נוּ וַיֹּ֥אמֶר הָעֶ֖בֶד ה֣וּא אֲדֹנִ֑י וַתִּקַּ֥ח הַצָּעִ֖יף וַתִּתְכָּֽס׃
Hizmetkâra, “Kırda bize doğru yürüyen şu adam kim?” diye sordu. Hizmetkâr, “O benim efendim” dedi. Bunun üzerine Rivka örtüsünü alıp örtündü.
Vatomer el aviha al yihar beene adoni ki lo uhal lakum mipaneha ki dereh naşim li vayehapes velo matsa et haterafim.
וַתֹּ֣אמֶר אֶל־אָבִ֗יהָ אַל־יִ֙חַר֙ בְּעֵינֵ֣י אֲדֹנִ֔י כִּ֣י ל֤וֹא אוּכַל֙ לָק֣וּם מִפָּנֶ֔יךָ כִּי־דֶ֥רֶךְ נָשִׁ֖ים לִ֑י וַיְחַפֵּ֕שׂ וְלֹ֥א מָצָ֖א אֶת־הַתְּרָפִֽים׃
Rahel babasına, “Efendim, önünde ayağa kalkamadığım için kızma” dedi. “Kadınların âdet dönemindeyim.” Lavan aradı, ama terafim putlarını bulamadı.
Vayomer mi leha kol hamahane haze aşer pagaşeti vayomer limtso hen beene adoni.
וַיֹּ֕אמֶר מִ֥י לְךָ֛ כָּל־הַמַּחֲנֶ֥ה הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֣ר פָּגָ֑שְׁתִּי וַיֹּ֕אמֶר לִמְצֹא־חֵ֖ן בְּעֵינֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
Esav, “Karşılaştığım bütün o kafilelerle ne amaçladın?” diye sordu. Yaakov, “Efendimin gözünde beğeni bulmayı” dedi.
Vayomer elav adoni yodea ki hayeladim rakim vehatson vehabakar alot alay udefakum yom ehad vametu kol hatson.
וַיֹּ֣אמֶר אֵלָ֗יו אֲדֹנִ֤י יֹדֵ֙עַ֙ כִּֽי־הַיְלָדִ֣ים רַכִּ֔ים וְהַצֹּ֥אן וְהַבָּקָ֖ר עָל֣וֹת עָלָ֑י וּדְפָקוּם֙ י֣וֹם אֶחָ֔ד וָמֵ֖תוּ כָּל־הַצֹּֽאן׃
Yaakov ona, “Efendim, çocukların küçük olduğunu biliyorsun” dedi. “Yavrularını emziren koyunlar ve sığırlar da benim sorumluluğumda. Bir gün bile fazla zorlanırlarsa bütün sürü ölür.
Bu ayette 2 kez
Yaavar na adoni lifne avdo vaani etenahala leiti leregel hamelaha aşer lefanay uleregel hayeladim ad aşer avo el adoni seira.
יַעֲבָר־נָ֥א אֲדֹנִ֖י לִפְנֵ֣י עַבְדּ֑וֹ וַאֲנִ֞י אֶֽתְנָהֲלָ֣ה לְאִטִּ֗י לְרֶ֨גֶל הַמְּלָאכָ֤ה אֲשֶׁר־לְפָנַי֙ וּלְרֶ֣גֶל הַיְלָדִ֔ים עַ֛ד אֲשֶׁר־אָבֹ֥א אֶל־אֲדֹנִ֖י שֵׂעִֽירָה׃
Efendim, lütfen kulunun önünden gitsin. Ben önümdeki hayvanların ve çocukların hızına göre yavaş yavaş ilerler, Seir’de efendime ulaşırım.”
Vayomer esav atsiga na imeha min haam aşer iti vayomer lama ze emtsa hen beene adoni.
וַיֹּ֣אמֶר עֵשָׂ֔ו אַצִּֽיגָה־נָּ֣א עִמְּךָ֔ מִן־הָעָ֖ם אֲשֶׁ֣ר אִתִּ֑י וַיֹּ֙אמֶר֙ לָ֣מָּה זֶּ֔ה אֶמְצָא־חֵ֖ן בְּעֵינֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
Esav, “Öyleyse yanımdaki adamlardan bir kısmını seninle bırakayım” dedi. Yaakov, “Ne gerek var?” diye cevap verdi. “Efendimin gözünde beğeni bulmam yeter.”
Vayemaen vayomer el eşet adonav hen adoni lo yada iti ma babayit vehol aşer yeş lo natan beyadi.
וַיְמָאֵ֓ן ׀ וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־אֵ֣שֶׁת אֲדֹנָ֔יו הֵ֣ן אֲדֹנִ֔י לֹא־יָדַ֥ע אִתִּ֖י מַה־בַּבָּ֑יִת וְכֹ֥ל אֲשֶׁר־יֶשׁ־ל֖וֹ נָתַ֥ן בְּיָדִֽי׃
Yosef reddedip efendisinin karısına şöyle dedi: “Bak, ben varken efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Sahip olduğu her şeyi benim elime verdi.
Vayikah adone yosef oto vayiteneu el bet hasohar mekom aşer asire hameleh asurim vayehi şam bevet hasohar.
וַיִּקַּח֩ אֲדֹנֵ֨י יוֹסֵ֜ף אֹת֗וֹ וַֽיִּתְּנֵ֙הוּ֙ אֶל־בֵּ֣ית הַסֹּ֔הַר מְק֕וֹם אֲשֶׁר־אסורי [אֲסִירֵ֥י] הַמֶּ֖לֶךְ אֲסוּרִ֑ים וַֽיְהִי־שָׁ֖ם בְּבֵ֥ית הַסֹּֽהַר׃
Yosef’in efendisi onu alıp kralın tutsaklarının tutulduğu zindana koydu. Yosef orada, zindanda kaldı.
Vayomeru elav lo adoni vaavadeha bau lişbar ohel.
וַיֹּאמְר֥וּ אֵלָ֖יו לֹ֣א אֲדֹנִ֑י וַעֲבָדֶ֥יךָ בָּ֖אוּ לִשְׁבָּר־אֹֽכֶל׃
“Hayır efendim” dediler. “Biz kulların yiyecek satın almaya geldik.
Diber haiş adone haarets itanu kaşot vayiten otanu kimeragelim et haarets.
דִּ֠בֶּר הָאִ֨ישׁ אֲדֹנֵ֥י הָאָ֛רֶץ אִתָּ֖נוּ קָשׁ֑וֹת וַיִּתֵּ֣ן אֹתָ֔נוּ כִּֽמְרַגְּלִ֖ים אֶת־הָאָֽרֶץ׃
“Ülkenin efendisi olan adam bizimle sert konuştu. Bizi ülkeye gelmiş casuslar saydı.
Vayomer elenu haiş adone haarets bezot eda ki henim atem ahihem haehad hanihu iti veet raavon batehem kehu valehu.
וַיֹּ֣אמֶר אֵלֵ֗ינוּ הָאִישׁ֙ אֲדֹנֵ֣י הָאָ֔רֶץ בְּזֹ֣את אֵדַ֔ע כִּ֥י כֵנִ֖ים אַתֶּ֑ם אֲחִיכֶ֤ם הָֽאֶחָד֙ הַנִּ֣יחוּ אִתִּ֔י וְאֶת־רַעֲב֥וֹן בָּתֵּיכֶ֖ם קְח֥וּ וָלֵֽכוּ׃
Ülkenin efendisi olan adam bize şöyle dedi: ‘Dürüst olduğunuzu şu şekilde anlayacağım: Kardeşlerinizden birini yanımda bırakın. Aç kalan ev halklarınız için tahıl alıp gidin.
Vayomeru bi adoni yarod yaradnu batehila lişbar ohel.
וַיֹּאמְר֖וּ בִּ֣י אֲדֹנִ֑י יָרֹ֥ד יָרַ֛דְנוּ בַּתְּחִלָּ֖ה לִשְׁבָּר־אֹֽכֶל׃
“Efendim, lütfen dinle” dediler. “İlk gelişimizde yiyecek satın almaya inmiştik.
Halo ze aşer yişte adoni bo veu naheş yenaheş bo hareotem aşer asitem.
הֲל֣וֹא זֶ֗ה אֲשֶׁ֨ר יִשְׁתֶּ֤ה אֲדֹנִי֙ בּ֔וֹ וְה֕וּא נַחֵ֥שׁ יְנַחֵ֖שׁ בּ֑וֹ הֲרֵעֹתֶ֖ם אֲשֶׁ֥ר עֲשִׂיתֶֽם׃
Bu, efendimin içki içtiği, fala baktığı kâse değil mi? Yaptığınız şey kötülük!’”
Vayomeru elav lama yedaber adoni kadevarim haele halila laavadeha measot kadavar haze.
וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֔יו לָ֚מָּה יְדַבֵּ֣ר אֲדֹנִ֔י כַּדְּבָרִ֖ים הָאֵ֑לֶּה חָלִ֙ילָה֙ לַעֲבָדֶ֔יךָ מֵעֲשׂ֖וֹת כַּדָּבָ֥ר הַזֶּֽה׃
Ona, “Efendimiz neden böyle konuşuyor?” dediler. “Biz kullarının böyle bir şey yapması düşünülemez!
Bu ayette 2 kez
Vayigaş elav yehuda vayomer bi adoni yedaber na avdeha davar beozne adoni veal yihar apeha beavdeha ki hamoha kefaro.
וַיִּגַּ֨שׁ אֵלָ֜יו יְהוּדָ֗ה וַיֹּאמֶר֮ בִּ֣י אֲדֹנִי֒ יְדַבֶּר־נָ֨א עַבְדְּךָ֤ דָבָר֙ בְּאָזְנֵ֣י אֲדֹנִ֔י וְאַל־יִ֥חַר אַפְּךָ֖ בְּעַבְדֶּ֑ךָ כִּ֥י כָמ֖וֹךָ כְּפַרְעֹֽה׃
Yehuda ona yaklaşıp, “Efendim, lütfen kulunun sana bir söz söylemesine izin ver” dedi. “Kuluna öfkelenme; çünkü sen benim için Firavun gibisin.
Adoni şaal et avadav lemor hayeş lahem av o ah.
אֲדֹנִ֣י שָׁאַ֔ל אֶת־עֲבָדָ֖יו לֵאמֹ֑ר הֲיֵשׁ־לָכֶ֥ם אָ֖ב אוֹ־אָֽח׃
Efendim, kullarına, ‘Babanız ya da başka kardeşiniz var mı?’ diye sormuştun.
Vanomer el adoni yeş lanu av zaken veyeled zekunim katan veahiv met vayivater u levado leimo veaviv ahevo.
וַנֹּ֙אמֶר֙ אֶל־אֲדֹנִ֔י יֶשׁ־לָ֙נוּ֙ אָ֣ב זָקֵ֔ן וְיֶ֥לֶד זְקֻנִ֖ים קָטָ֑ן וְאָחִ֨יו מֵ֜ת וַיִּוָּתֵ֨ר ה֧וּא לְבַדּ֛וֹ לְאִמּ֖וֹ וְאָבִ֥יו אֲהֵבֽוֹ׃
Biz de efendime, ‘Yaşlı bir babamız ve onun yaşlılığında doğmuş küçük bir oğlu var’ demiştik. ‘Çocuğun kardeşi öldü; annesinden geriye yalnız o kaldı. Babası onu seviyor.’
Vanomer el adoni lo yuhal hanaar laazov et aviv veazav et aviv vamet.
וַנֹּ֙אמֶר֙ אֶל־אֲדֹנִ֔י לֹא־יוּכַ֥ל הַנַּ֖עַר לַעֲזֹ֣ב אֶת־אָבִ֑יו וְעָזַ֥ב אֶת־אָבִ֖יו וָמֵֽת׃
Biz de efendime, ‘Delikanlı babasını bırakamaz; babasından ayrılırsa babası ölür’ dedik.
Vayehi ki alinu el avdeha avi vanaged lo et divre adoni.
וַיְהִי֙ כִּ֣י עָלִ֔ינוּ אֶֽל־עַבְדְּךָ֖ אָבִ֑י וַנַּ֨גֶּד־ל֔וֹ אֵ֖ת דִּבְרֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
Kulun olan babamıza döndüğümüzde efendimin sözlerini ona anlattık.
Bu ayette 2 kez
Vatitom haşana hahi vayavou elav başana haşenit vayomeru lo lo nehahed meadoni ki im tam hakesef umikne habehema el adoni lo nişar lifne adoni bilti im geviyatenu veadmatenu.
וַתִּתֹּם֮ הַשָּׁנָ֣ה הַהִוא֒ וַיָּבֹ֨אוּ אֵלָ֜יו בַּשָּׁנָ֣ה הַשֵּׁנִ֗ית וַיֹּ֤אמְרוּ לוֹ֙ לֹֽא־נְכַחֵ֣ד מֵֽאֲדֹנִ֔י כִּ֚י אִם־תַּ֣ם הַכֶּ֔סֶף וּמִקְנֵ֥ה הַבְּהֵמָ֖ה אֶל־אֲדֹנִ֑י לֹ֤א נִשְׁאַר֙ לִפְנֵ֣י אֲדֹנִ֔י בִּלְתִּ֥י אִם־גְּוִיָּתֵ֖נוּ וְאַדְמָתֵֽנוּ׃
O yıl sona erince ertesi yıl ona gelip şöyle dediler: “Efendimizden gizleyecek değiliz: Paramız bitti, hayvanlarımız da efendimizin oldu. Efendimize verecek bedenimizden ve toprağımızdan başka bir şeyimiz kalmadı.
Vayomeru heheyitanu nimtsa hen beene adoni vehayinu avadim lefaro.
וַיֹּאמְר֖וּ הֶחֱיִתָ֑נוּ נִמְצָא־חֵן֙ בְּעֵינֵ֣י אֲדֹנִ֔י וְהָיִ֥ינוּ עֲבָדִ֖ים לְפַרְעֹֽה׃
“Hayatımızı kurtardın!” dediler. “Efendimizin beğenisini kazanalım yeter; Firavun’un kulları oluruz.”
Vayomer moşe el Adonay bi Adonay lo iş devarim anohi gam mitemol gam mişilşom gam meaz daberha el avdeha ki hevad pe uhevad laşon anohi.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֣ה אֶל־יְהוָה֮ בִּ֣י אֲדֹנָי֒ לֹא֩ אִ֨ישׁ דְּבָרִ֜ים אָנֹ֗כִי גַּ֤ם מִתְּמוֹל֙ גַּ֣ם מִשִּׁלְשֹׁ֔ם גַּ֛ם מֵאָ֥ז דַּבֶּרְךָ אֶל־עַבְדֶּ֑ךָ כִּ֧י כְבַד־פֶּ֛ה וּכְבַ֥ד לָשׁ֖וֹן אָנֹֽכִי׃
Moşe, Adonay’a, “Lütfen Efendim” dedi. “Ben iyi konuşan biri değilim. Ne önceden öyleydim ne de sen kulunla konuşmaya başladığından beri öyle oldum. Ağzım ve dilim ağırdır.”
Vayomer bi Adonay şelah na beyad tişlah.
וַיֹּ֖אמֶר בִּ֣י אֲדֹנָ֑י שְֽׁלַֽח־נָ֖א בְּיַד־תִּשְׁלָֽח׃
Moşe, “Lütfen Efendim, göndereceğin başka birini gönder” dedi.
Vayaşov moşe el Adonay vayomar Adonay lama hareota laam haze lama ze şelahtani.
וַיָּ֧שָׁב מֹשֶׁ֛ה אֶל־יְהוָ֖ה וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י לָמָ֤ה הֲרֵעֹ֙תָה֙ לָעָ֣ם הַזֶּ֔ה לָ֥מָּה זֶּ֖ה שְׁלַחְתָּֽנִי׃
Moşe, Adonay’a dönüp, “Efendim, bu halkın başına neden kötülük getirdin?” dedi. “Beni neden gönderdin?
Teviemo vetitaemo behar nahalateha mahon leşivteha paalta Adonay mikedaş Adonay konenu yadeha.
תְּבִאֵ֗מוֹ וְתִטָּעֵ֙מוֹ֙ בְּהַ֣ר נַחֲלָֽתְךָ֔ מָכ֧וֹן לְשִׁבְתְּךָ֛ פָּעַ֖לְתָּ יְהוָ֑ה מִקְּדָ֕שׁ אֲדֹנָ֖י כּוֹנְנ֥וּ יָדֶֽיךָ׃
Onları getirip kendi mirasının dağına dikeceksin; oturmak için hazırladığın yere, Adonay, ellerinin kurduğu kutsal mekâna, Efendim.
Veim amor yomar haeved ahavti et adoni et işti veet banay lo etse hofşi.
וְאִם־אָמֹ֤ר יֹאמַר֙ הָעֶ֔בֶד אָהַ֙בְתִּי֙ אֶת־אֲדֹנִ֔י אֶת־אִשְׁתִּ֖י וְאֶת־בָּנָ֑י לֹ֥א אֵצֵ֖א חָפְשִֽׁי׃
Ama köle, ‘Efendimi, eşimi ve çocuklarımı seviyorum; özgür olarak çıkmak istemiyorum’ diye açıkça söylerse,
Vearbaim adne hesef taase tahat esrim hakareş şene adanim tahat hakereş haehad lişte yedotav uşene adanim tahat hakereş haehad lişte yedotav.
וְאַרְבָּעִים֙ אַדְנֵי־כֶ֔סֶף תַּעֲשֶׂ֕ה תַּ֖חַת עֶשְׂרִ֣ים הַקָּ֑רֶשׁ שְׁנֵ֨י אֲדָנִ֜ים תַּֽחַת־הַקֶּ֤רֶשׁ הָאֶחָד֙ לִשְׁתֵּ֣י יְדֹתָ֔יו וּשְׁנֵ֧י אֲדָנִ֛ים תַּֽחַת־הַקֶּ֥רֶשׁ הָאֶחָ֖ד לִשְׁתֵּ֥י יְדֹתָֽיו׃
Yirmi tahtanın altına kırk gümüş taban yapacaksın. Her bir tahtanın iki geçme çıkıntısı için altında iki taban, öbür tahtanın iki geçme çıkıntısı için de altında iki taban olacak.