Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil
Bu yapının kullanımı: 74 kez
Teknik kod
HR/Sp3fsTORA’DA KELİME
Bu İbranice biçim Tora’da 74 kez, 71 farklı ayette görülür.
Veatem peru urevu şirtsu vaarets urevu vah.
וְאַתֶּ֖ם פְּר֣וּ וּרְב֑וּ שִׁרְצ֥וּ בָאָ֖רֶץ וּרְבוּ־בָֽהּ׃ (ס)
Siz ise üreyip çoğalın; yeryüzüne yayılın ve orada çoğalın.”
Veata hişavea li velohim hena im tişkor li ulenini ulenehdi kahesed aşer asiti imeha taase imadi veim haarets aşer garta bah.
וְעַתָּ֗ה הִשָּׁ֨בְעָה לִּ֤י בֵֽאלֹהִים֙ הֵ֔נָּה אִם־תִּשְׁקֹ֣ר לִ֔י וּלְנִינִ֖י וּלְנֶכְדִּ֑י כַּחֶ֜סֶד אֲשֶׁר־עָשִׂ֤יתִי עִמְּךָ֙ תַּעֲשֶׂ֣ה עִמָּדִ֔י וְעִם־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־גַּ֥רְתָּה בָּֽהּ׃
Şimdi burada Tanrı adına bana ant iç: Bana, oğluma ve torunuma hainlik etmeyeceksin. Ben sana nasıl iyilik gösterdiysem sen de bana ve yabancı olarak yaşadığın ülkeye öyle davranacaksın.”
Veitanu teşevu vehaarets tihye lifnehem şevu useharuha veheahazu bah.
וְאִתָּ֖נוּ תֵּשֵׁ֑בוּ וְהָאָ֙רֶץ֙ תִּהְיֶ֣ה לִפְנֵיכֶ֔ם שְׁבוּ֙ וּסְחָר֔וּהָ וְהֵֽאָחֲז֖וּ בָּֽהּ׃
Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde açık; burada yerleşin, ticaret yapın ve mülk edinin.”
Vayomer lo yered beni imahem ki ahiv met veu levado nişar ukeraau ason badereh aşer telehu vah vehoradtem et sevati beyagon şeola.
וַיֹּ֕אמֶר לֹֽא־יֵרֵ֥ד בְּנִ֖י עִמָּכֶ֑ם כִּֽי־אָחִ֨יו מֵ֜ת וְה֧וּא לְבַדּ֣וֹ נִשְׁאָ֗ר וּקְרָאָ֤הוּ אָסוֹן֙ בַּדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר תֵּֽלְכוּ־בָ֔הּ וְהוֹרַדְתֶּ֧ם אֶת־שֵׂיבָתִ֛י בְּיָג֖וֹן שְׁאֽוֹלָה׃
Yaakov, “Oğlum sizinle inmeyecek!” dedi. “Çünkü kardeşi öldü, geriye yalnız o kaldı. Gideceğiniz yolda başına bir felaket gelirse, benim ak saçlı başımı keder içinde Şeol’e indirirsiniz.”
Vayeşev yisrael beerets mitsrayim beerets goşen vayeahazu vah vayifru vayirbu meod.
וַיֵּ֧שֶׁב יִשְׂרָאֵ֛ל בְּאֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם בְּאֶ֣רֶץ גֹּ֑שֶׁן וַיֵּאָחֲז֣וּ בָ֔הּ וַיִּפְר֥וּ וַיִּרְבּ֖וּ מְאֹֽד׃
İsrael, Mısır ülkesinde, Goşen bölgesinde oturdu. Orada mülk edindiler; verimli olup çok çoğaldılar.
Velo yahela od hatsefino vatikah lo tevat gome vatahmera vahemar uvazafet vatasem bah et hayeled vatasem basuf al sefat hayeor.
וְלֹא־יָכְלָ֣ה עוֹד֮ הַצְּפִינוֹ֒ וַתִּֽקַּֽח־לוֹ֙ תֵּ֣בַת גֹּ֔מֶא וַתַּחְמְרָ֥ה בַחֵמָ֖ר וּבַזָּ֑פֶת וַתָּ֤שֶׂם בָּהּ֙ אֶת־הַיֶּ֔לֶד וַתָּ֥שֶׂם בַּסּ֖וּף עַל־שְׂפַ֥ת הַיְאֹֽר׃
Artık onu saklayamayınca papirüsten bir sepet aldı, zift ve katranla kapladı. Çocuğu içine koyup Nil kıyısındaki sazların arasına bıraktı.
Tihbad haavoda al haanaşim veyaasu vah veal yişu bedivre şaker.
תִּכְבַּ֧ד הָעֲבֹדָ֛ה עַל־הָאֲנָשִׁ֖ים וְיַעֲשׂוּ־בָ֑הּ וְאַל־יִשְׁע֖וּ בְּדִבְרֵי־שָֽׁקֶר׃
Bu adamların işini ağırlaştırın ki işleriyle uğraşsınlar, yalan sözlere kulak vermesinler.”
Vegam hakimoti et beriti itam latet lahem et erets kenaan et erets megurehem aşer garu vah.
וְגַ֨ם הֲקִמֹ֤תִי אֶת־בְּרִיתִי֙ אִתָּ֔ם לָתֵ֥ת לָהֶ֖ם אֶת־אֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן אֵ֛ת אֶ֥רֶץ מְגֻרֵיהֶ֖ם אֲשֶׁר־גָּ֥רוּ בָֽהּ׃
Gurbetçi olarak yaşadıkları Kenaan ülkesini onlara vermek üzere onlarla antlaşmamı da kurdum.
Vehizharta ethem et hahukim veet hatorot vehodata lahem et hadereh yelehu vah veet hamaase aşer yaasun.
וְהִזְהַרְתָּ֣ה אֶתְהֶ֔ם אֶת־הַחֻקִּ֖ים וְאֶת־הַתּוֹרֹ֑ת וְהוֹדַעְתָּ֣ לָהֶ֗ם אֶת־הַדֶּ֙רֶךְ֙ יֵ֣לְכוּ בָ֔הּ וְאֶת־הַֽמַּעֲשֶׂ֖ה אֲשֶׁ֥ר יַעֲשֽׂוּן׃
Onlara yasaları ve öğretileri bildir; yürümeleri gereken yolu ve yapmaları gereken işi göster.
İm raa beene adoneha aşer lo yeadah vehefdah leam naheri lo yimşol lemaherah bevigdo vah.
אִם־רָעָ֞ה בְּעֵינֵ֧י אֲדֹנֶ֛יהָ אֲשֶׁר־לא [ל֥וֹ] יְעָדָ֖הּ וְהֶפְדָּ֑הּ לְעַ֥ם נָכְרִ֛י לֹא־יִמְשֹׁ֥ל לְמָכְרָ֖הּ בְּבִגְדוֹ־בָֽהּ׃
Efendisi onu kendisine eş olarak ayırmış ama sonra beğenmemişse, onun bedel ödenerek kurtarılmasına izin verecek. Ona sadakatsizlik ettiği için onu yabancı bir halka satmaya hakkı yoktur.
İş aşer yaase hamoha lehariah bah venihrat meamav.
אִ֛ישׁ אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֥ה כָמ֖וֹהָ לְהָרִ֣יחַ בָּ֑הּ וְנִכְרַ֖ת מֵעַמָּֽיו׃ (ס)
Kokusunu duymak için onun benzerini yapan kişi halkından koparılacak.”
Uşemartem et haşabat ki kodeş hi lahem mehaleleha mot yumat ki kol haose vah melaha venihreta hanefeş hahi mikerev ameha.
וּשְׁמַרְתֶּם֙ אֶת־הַשַּׁבָּ֔ת כִּ֛י קֹ֥דֶשׁ הִ֖וא לָכֶ֑ם מְחַֽלְלֶ֙יהָ֙ מ֣וֹת יוּמָ֔ת כִּ֗י כָּל־הָעֹשֶׂ֥ה בָהּ֙ מְלָאכָ֔ה וְנִכְרְתָ֛ה הַנֶּ֥פֶשׁ הַהִ֖וא מִקֶּ֥רֶב עַמֶּֽיהָ׃
Şabat’ı gözeteceksiniz; çünkü o sizin için kutsaldır. Onun kutsallığını bozan kesinlikle öldürülecek. O gün iş yapan kişi halkının arasından koparılacak.
Vayaas bah et adne petah ohel moed veet mizbah hanehoşet veet mihbar hanehoşet aşer lo veet kol kele hamizbeah.
וַיַּ֣עַשׂ בָּ֗הּ אֶת־אַדְנֵי֙ פֶּ֚תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וְאֵת֙ מִזְבַּ֣ח הַנְּחֹ֔שֶׁת וְאֶת־מִכְבַּ֥ר הַנְּחֹ֖שֶׁת אֲשֶׁר־ל֑וֹ וְאֵ֖ת כָּל־כְּלֵ֥י הַמִּזְבֵּֽחַ׃
Onunla Buluşma Çadırı’nın giriş tabanlarını, bakır sunağı, onun bakır ızgarasını ve sunağın bütün gereçlerini yaptı;
O hoda elav hatato aşer hata bah vehevi et korbano seir izim zahar tamim.
אֽוֹ־הוֹדַ֤ע אֵלָיו֙ חַטָּאת֔וֹ אֲשֶׁ֥ר חָטָ֖א בָּ֑הּ וְהֵבִ֧יא אֶת־קָרְבָּנ֛וֹ שְׂעִ֥יר עִזִּ֖ים זָכָ֥ר תָּמִֽים׃
işlediği günah kendisine bildirilirse sunusu olarak kusursuz bir erkek keçi getirecek.
O hi yiga betumat adam lehol tumato aşer yitma bah venelam mimenu veu yada veaşem.
א֣וֹ כִ֤י יִגַּע֙ בְּטֻמְאַ֣ת אָדָ֔ם לְכֹל֙ טֻמְאָת֔וֹ אֲשֶׁ֥ר יִטְמָ֖א בָּ֑הּ וְנֶעְלַ֣ם מִמֶּ֔נּוּ וְה֥וּא יָדַ֖ע וְאָשֵֽׁם׃
Ya da insanı arınmamış kılan herhangi bir insan kirliliğine dokunur, bunun farkında olmaz ama sonradan öğrenirse suçlu olur.
O matsa aveda vehiheş bah venişba al şaker al ahat mikol aşer yaase haadam lahato vahena.
אֽוֹ־מָצָ֧א אֲבֵדָ֛ה וְכִ֥חֶשׁ בָּ֖הּ וְנִשְׁבַּ֣ע עַל־שָׁ֑קֶר עַל־אַחַ֗ת מִכֹּ֛ל אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֥ה הָאָדָ֖ם לַחֲטֹ֥א בָהֵֽנָּה׃
veya kaybolmuş bir şeyi bulup bunu inkâr eder ve yalan yere yemin ederse —insanın yaparak günaha girdiği bütün bu işlerden herhangi birinde—
Vehiper alav hakohen lifne Adonay venislah lo al ahat mikol aşer yaase leaşma vah.
וְכִפֶּ֨ר עָלָ֧יו הַכֹּהֵ֛ן לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה וְנִסְלַ֣ח ל֑וֹ עַל־אַחַ֛ת מִכֹּ֥ל אֲשֶֽׁר־יַעֲשֶׂ֖ה לְאַשְׁמָ֥ה בָֽהּ׃ (פ)
Kâhin Adonay’ın önünde onun için kefaret sağlayacak. O kişi, yaparak suçlu duruma düştüğü bütün bu işlerden hangisini işlemiş olursa olsun bağışlanacak.”
Veim yirena hakohen vehine en bah sear lavan uşefala enena min haor vehi heha vehisgiro hakohen şivat yamim.
וְאִ֣ם ׀ יִרְאֶ֣נָּה הַכֹּהֵ֗ן וְהִנֵּ֤ה אֵֽין־בָּהּ֙ שֵׂעָ֣ר לָבָ֔ן וּשְׁפָלָ֥ה אֵינֶ֛נָּה מִן־הָע֖וֹר וְהִ֣יא כֵהָ֑ה וְהִסְגִּיר֥וֹ הַכֹּהֵ֖ן שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Kâhin incelediğinde lekenin içinde beyaz kıl yoksa, leke deriden daha aşağıda değilse ve solmuşsa kâhin o kişiyi yedi gün ayrı tutacak.
Veişa ki tihye zava dam yihye zovah bivsarah şivat yamim tihye venidatah vehol hanogea bah yitma ad haarev.
וְאִשָּׁה֙ כִּֽי־תִהְיֶ֣ה זָבָ֔ה דָּ֛ם יִהְיֶ֥ה זֹבָ֖הּ בִּבְשָׂרָ֑הּ שִׁבְעַ֤ת יָמִים֙ תִּהְיֶ֣ה בְנִדָּתָ֔הּ וְכָל־הַנֹּגֵ֥עַ בָּ֖הּ יִטְמָ֥א עַד־הָעָֽרֶב׃
Bir kadının akıntısı varsa, bedeninden gelen akıntı kan ise yedi gün âdet nedeniyle ayrı kalma döneminde olacak. Ona dokunan herkes akşama kadar arınmamış olacak.
Zot torat hazav vaaşer tetse mimenu şihvat zera letamea vah.
זֹ֥את תּוֹרַ֖ת הַזָּ֑ב וַאֲשֶׁ֨ר תֵּצֵ֥א מִמֶּ֛נּוּ שִׁכְבַת־זֶ֖רַע לְטָמְאָה־בָֽהּ׃
Akıntısı olan erkeğin ve kendisinden meni çıkarak arınmamış olan kişinin,
Kemaase erets mitsrayim aşer yeşavtem bah lo taasu uhemaase erets kenaan aşer ani mevi ethem şama lo taasu uvehukotehem lo telehu.
כְּמַעֲשֵׂ֧ה אֶֽרֶץ־מִצְרַ֛יִם אֲשֶׁ֥ר יְשַׁבְתֶּם־בָּ֖הּ לֹ֣א תַעֲשׂ֑וּ וּכְמַעֲשֵׂ֣ה אֶֽרֶץ־כְּנַ֡עַן אֲשֶׁ֣ר אֲנִי֩ מֵבִ֨יא אֶתְכֶ֥ם שָׁ֙מָּה֙ לֹ֣א תַעֲשׂ֔וּ וּבְחֻקֹּתֵיהֶ֖ם לֹ֥א תֵלֵֽכוּ׃
Yaşadığınız Mısır ülkesinin yaptıklarını yapmayacaksınız. Sizi götürdüğüm Kenaan ülkesinin yaptıklarını da yapmayacak, onların kurallarına uymayacaksınız.
Veel eşet amiteha lo titen şehaveteha lezara letamea vah.
וְאֶל־אֵ֙שֶׁת֙ עֲמִֽיתְךָ֔ לֹא־תִתֵּ֥ן שְׁכָבְתְּךָ֖ לְזָ֑רַע לְטָמְאָה־בָֽהּ׃
Başkasının karısıyla cinsel ilişkide bulunup kendini kirletmeyeceksin.
Uvehol behema lo titen şehaveteha letamea vah veişa lo taamod lifne vehema lerivah tevel u.
וּבְכָל־בְּהֵמָ֛ה לֹא־תִתֵּ֥ן שְׁכָבְתְּךָ֖ לְטָמְאָה־בָ֑הּ וְאִשָּׁ֗ה לֹֽא־תַעֲמֹ֞ד לִפְנֵ֧י בְהֵמָ֛ה לְרִבְעָ֖הּ תֶּ֥בֶל הֽוּא׃
Hiçbir hayvanla cinsel ilişkide bulunup kendini kirletmeyeceksin. Bir kadın da çiftleşmek için hayvanın önüne geçmeyecek. Bu sapkınlıktır.
Uşemartem et kol hukotay veet kol mişpatay vaasitem otam velo taki ethem haarets aşer ani mevi ethem şama laşevet bah.
וּשְׁמַרְתֶּ֤ם אֶת־כָּל־חֻקֹּתַי֙ וְאֶת־כָּל־מִשְׁפָּטַ֔י וַעֲשִׂיתֶ֖ם אֹתָ֑ם וְלֹא־תָקִ֤יא אֶתְכֶם֙ הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֨ר אֲנִ֜י מֵבִ֥יא אֶתְכֶ֛ם שָׁ֖מָּה לָשֶׁ֥בֶת בָּֽהּ׃
Bütün kurallarımı ve bütün hükümlerimi gözetecek, onları uygulayacaksınız. Böylece yaşamanız için sizi götürdüğüm ülke sizi kusmayacak.
Nevela uterefa lo yohal letamea vah ani Adonay.
נְבֵלָ֧ה וּטְרֵפָ֛ה לֹ֥א יֹאכַ֖ל לְטָמְאָה־בָ֑הּ אֲנִ֖י יְהוָֽה׃
Kendiliğinden ölmüş ya da yırtıcı hayvanın parçaladığı hayvanın etini yiyip kendini kirletmeyecek. Ben Adonay’ım.
Vahaşimoti ani et haarets veşamemu aleha oyevehem hayoşevim bah.
וַהֲשִׁמֹּתִ֥י אֲנִ֖י אֶת־הָאָ֑רֶץ וְשָֽׁמְמ֤וּ עָלֶ֙יהָ֙ אֹֽיְבֵיכֶ֔ם הַיֹּשְׁבִ֖ים בָּֽהּ׃
Ülkeyi Ben ıssız bırakacağım. Oraya yerleşen düşmanlarınız onun durumuna şaşacak.
Uva aharon uvanav binsoa hamahane vehoridu et parohet hamasah vehisu vah et aron haedut.
וּבָ֨א אַהֲרֹ֤ן וּבָנָיו֙ בִּנְסֹ֣עַ הַֽמַּחֲנֶ֔ה וְהוֹרִ֕דוּ אֵ֖ת פָּרֹ֣כֶת הַמָּסָ֑ךְ וְכִ֨סּוּ־בָ֔הּ אֵ֖ת אֲרֹ֥ן הָעֵדֻֽת׃
Ordugâh yola çıkacağı zaman Aaron ve oğulları gelecek, ayırıcı perdeyi indirecek ve Tanıklık Sandığı’nı onunla örtecekler.
Veşahav iş otah şihvat zera venelam meene işah venistera vehi nitmaa veed en bah vehi lo nitpasa.
וְשָׁכַ֨ב אִ֣ישׁ אֹתָהּ֮ שִׁכְבַת־זֶרַע֒ וְנֶעְלַם֙ מֵעֵינֵ֣י אִישָׁ֔הּ וְנִסְתְּרָ֖ה וְהִ֣יא נִטְמָ֑אָה וְעֵד֙ אֵ֣ין בָּ֔הּ וְהִ֖וא לֹ֥א נִתְפָּֽשָׂה׃
başka bir adam onunla cinsel ilişkiye girerse, bu kocasının gözünden gizli kalmışsa, kadın o adamla baş başa kalmış ve arınmamış duruma gelmişse, buna tanık yoksa ve kadın zorlanmamışsa;
Vehişka et haişa et me hamarim hameararim uvau vah hamayim hameararim lemarim.
וְהִשְׁקָה֙ אֶת־הָ֣אִשָּׁ֔ה אֶת־מֵ֥י הַמָּרִ֖ים הַמְאָֽרֲרִ֑ים וּבָ֥אוּ בָ֛הּ הַמַּ֥יִם הַֽמְאָרֲרִ֖ים לְמָרִֽים׃
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Lanet getiren su onun içine girip acılık verecek.
Vehişkah et hamayim vehayeta im nitmea vatimol maal beişah uvau vah hamayim hameararim lemarim vetsaveta vitnah venafela yerehah vehayeta haişa leala bekerev amah.
וְהִשְׁקָ֣הּ אֶת־הַמַּ֗יִם וְהָיְתָ֣ה אִֽם־נִטְמְאָה֮ וַתִּמְעֹ֣ל מַ֣עַל בְּאִישָׁהּ֒ וּבָ֨אוּ בָ֜הּ הַמַּ֤יִם הַמְאָֽרֲרִים֙ לְמָרִ֔ים וְצָבְתָ֣ה בִטְנָ֔הּ וְנָפְלָ֖ה יְרֵכָ֑הּ וְהָיְתָ֧ה הָאִשָּׁ֛ה לְאָלָ֖ה בְּקֶ֥רֶב עַמָּֽהּ׃
Suyu içirdiğinde, kadın arınmamış duruma gelmiş ve kocasına sadakatsizlik etmişse lanet getiren su içine girip acılık verecek; karnı şişecek ve uyluğu çökecek. Kadın halkının arasında lanetlerde anılan bir örnek olacak.
Uma haarets aşer u yoşev bah hatova hi im raa uma hearim aşer u yoşev bahena habemahanim im bemivtsarim.
וּמָ֣ה הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁר־הוּא֙ יֹשֵׁ֣ב בָּ֔הּ הֲטוֹבָ֥ה הִ֖וא אִם־רָעָ֑ה וּמָ֣ה הֶֽעָרִ֗ים אֲשֶׁר־הוּא֙ יוֹשֵׁ֣ב בָּהֵ֔נָּה הַבְּמַֽחֲנִ֖ים אִ֥ם בְּמִבְצָרִֽים׃
Yaşadıkları ülke iyi mi kötü mü? Yaşadıkları şehirler nasıl; açık yerleşimler mi, surlu yerler mi?
Uma haarets haşemena hi im raza hayeş bah ets im ayin vehithazaktem ulekahtem miperi haarets vehayamim yeme bikure anavim.
וּמָ֣ה הָ֠אָרֶץ הַשְּׁמֵנָ֨ה הִ֜וא אִם־רָזָ֗ה הֲיֵֽשׁ־בָּ֥הּ עֵץ֙ אִם־אַ֔יִן וְהִ֨תְחַזַּקְתֶּ֔ם וּלְקַחְתֶּ֖ם מִפְּרִ֣י הָאָ֑רֶץ וְהַ֨יָּמִ֔ים יְמֵ֖י בִּכּוּרֵ֥י עֲנָבִֽים׃
Toprak nasıl; verimli mi verimsiz mi? Orada ağaç var mı, yok mu? Cesur olun ve ülkenin meyvelerinden getirin.” O günler ilk üzümlerin olgunlaştığı zamandı.
Vayotsiu dibat haarets aşer taru otah el bene yisrael lemor haarets aşer avarnu vah latur otah erets ohelet yoşeveha hi vehol haam aşer rainu vetohah anşe midot.
וַיּוֹצִ֜יאוּ דִּבַּ֤ת הָאָ֙רֶץ֙ אֲשֶׁ֣ר תָּר֣וּ אֹתָ֔הּ אֶל־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל לֵאמֹ֑ר הָאָ֡רֶץ אֲשֶׁר֩ עָבַ֨רְנוּ בָ֜הּ לָת֣וּר אֹתָ֗הּ אֶ֣רֶץ אֹכֶ֤לֶת יוֹשְׁבֶ֙יהָ֙ הִ֔וא וְכָל־הָעָ֛ם אֲשֶׁר־רָאִ֥ינוּ בְתוֹכָ֖הּ אַנְשֵׁ֥י מִדּֽוֹת׃
Araştırdıkları ülke hakkında İsraeloğullarına kötü haber yaydılar: “Araştırmak için dolaştığımız ülke, üzerinde yaşayanları yiyip bitiren bir ülkedir. Orada gördüğümüz halkın hepsi iri yapılı insanlardır.
Vayomeru el kol adat bene yisrael lemor haarets aşer avarnu vah latur otah tova haarets meod meod.
וַיֹּ֣אמְר֔וּ אֶל־כָּל־עֲדַ֥ת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל לֵאמֹ֑ר הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֨ר עָבַ֤רְנוּ בָהּ֙ לָת֣וּר אֹתָ֔הּ טוֹבָ֥ה הָאָ֖רֶץ מְאֹ֥ד מְאֹֽד׃
İsraeloğullarının bütün topluluğuna şöyle dediler: “Araştırmak için dolaştığımız ülke çok ama çok iyi bir ülkedir.
İm atem tavou el haarets aşer nasati et yadi leşaken ethem bah ki im kalev ben yefune vihoşua bin nun.
אִם־אַתֶּם֙ תָּבֹ֣אוּ אֶל־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֤ר נָשָׂ֙אתִי֙ אֶת־יָדִ֔י לְשַׁכֵּ֥ן אֶתְכֶ֖ם בָּ֑הּ כִּ֚י אִם־כָּלֵ֣ב בֶּן־יְפֻנֶּ֔ה וִיהוֹשֻׁ֖עַ בִּן־נֽוּן׃
Sizi yerleştirmek için elimi kaldırıp ant içtiğim ülkeye, Yefune oğlu Kalev ve Nun oğlu Yeoşua dışında, sizler asla girmeyeceksiniz.
Vetapehem aşer amartem lavaz yihye veheveti otam veyadeu et haarets aşer meastem bah.
וְטַ֨פְּכֶ֔ם אֲשֶׁ֥ר אֲמַרְתֶּ֖ם לָבַ֣ז יִהְיֶ֑ה וְהֵבֵיאתִ֣י אֹתָ֔ם וְיָֽדְעוּ֙ אֶת־הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֥ר מְאַסְתֶּ֖ם בָּֽהּ׃
Yağma edileceklerini söylediğiniz çocuklarınızı ise oraya getireceğim. Sizin reddettiğiniz ülkeyi onlar tanıyacak.
Ki devar Adonay baza veet mitsvato hefar hikaret tikaret hanefeş hahi avona vah.
כִּ֤י דְבַר־יְהוָה֙ בָּזָ֔ה וְאֶת־מִצְוָת֖וֹ הֵפַ֑ר הִכָּרֵ֧ת ׀ תִּכָּרֵ֛ת הַנֶּ֥פֶשׁ הַהִ֖וא עֲוֺנָ֥ה בָֽהּ׃ (פ)
Çünkü Adonay’ın sözünü küçümsemiş ve emrini bozmuştur. O kişi mutlaka kesilip çıkarılacak; suçu üzerinde kalacak.
Zot hukat hatora aşer tsiva Adonay lemor daber el bene yisrael veyikhu eleha fara aduma temima aşer en bah mum aşer lo ala aleha ol.
זֹ֚את חֻקַּ֣ת הַתּוֹרָ֔ה אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה לֵאמֹ֑ר דַּבֵּ֣ר ׀ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל וְיִקְח֣וּ אֵלֶיךָ֩ פָרָ֨ה אֲדֻמָּ֜ה תְּמִימָ֗ה אֲשֶׁ֤ר אֵֽין־בָּהּ֙ מ֔וּם אֲשֶׁ֛ר לֹא־עָלָ֥ה עָלֶ֖יהָ עֹֽל׃
Adonay’ın emrettiği Tora kuralı şudur: İsraeloğullarına söyle; sana tümüyle kızıl, kusursuz, üzerine boyunduruk konulmamış bir inek getirsinler.
Vayelehu bene mahir ben menaşe gilada vayilkeduha vayoreş et haemori aşer bah.
וַיֵּ֨לְכ֜וּ בְּנֵ֨י מָכִ֧יר בֶּן־מְנַשֶּׁ֛ה גִּלְעָ֖דָה וַֽיִּלְכְּדֻ֑הָ וַיּ֖וֹרֶשׁ אֶת־הָאֱמֹרִ֥י אֲשֶׁר־בָּֽהּ׃
Menaşe oğlu Mahir’in oğulları Gilad’a gidip orayı ele geçirdiler ve orada bulunan Amorileri kovdular.
Vayiten moşe et hagilad lemahir ben menaşe vayeşev bah.
וַיִּתֵּ֤ן מֹשֶׁה֙ אֶת־הַגִּלְעָ֔ד לְמָכִ֖יר בֶּן־מְנַשֶּׁ֑ה וַיֵּ֖שֶׁב בָּֽהּ׃
Moşe, Gilad’ı Menaşe oğlu Mahir’e verdi; o da oraya yerleşti.
Vehoraştem et haarets vişavtem bah ki lahem natati et haarets lareşet otah.
וְהוֹרַשְׁתֶּ֥ם אֶת־הָאָ֖רֶץ וִֽישַׁבְתֶּם־בָּ֑הּ כִּ֥י לָכֶ֛ם נָתַ֥תִּי אֶת־הָאָ֖רֶץ לָרֶ֥שֶׁת אֹתָֽהּ׃
Ülkeyi ele geçirip oraya yerleşeceksiniz; çünkü onu mülk edinmeniz için size verdim.
Veim lo torişu et yoşeve haarets mipenehem vehaya aşer totiru mehem lesikim beenehem velitsninim betsidehem vetsararu ethem al haarets aşer atem yoşevim bah.
וְאִם־לֹ֨א תוֹרִ֜ישׁוּ אֶת־יֹשְׁבֵ֣י הָאָרֶץ֮ מִפְּנֵיכֶם֒ וְהָיָה֙ אֲשֶׁ֣ר תּוֹתִ֣ירוּ מֵהֶ֔ם לְשִׂכִּים֙ בְּעֵ֣ינֵיכֶ֔ם וְלִצְנִינִ֖ם בְּצִדֵּיכֶ֑ם וְצָרֲר֣וּ אֶתְכֶ֔ם עַל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁ֥ר אַתֶּ֖ם יֹשְׁבִ֥ים בָּֽהּ׃
Ama ülkenin sakinlerini önünüzden kovmazsanız geride bıraktıklarınız gözlerinizde diken, böğürlerinizde sivri uçlar olacak. Yaşadığınız ülkede size düşmanlık edecekler.
Veim beeven yad aşer yamut bah hikau vayamot rotseah u mot yumat harotseah.
וְאִ֡ם בְּאֶ֣בֶן יָד֩ אֲשֶׁר־יָמ֨וּת בָּ֥הּ הִכָּ֛הוּ וַיָּמֹ֖ת רֹצֵ֣חַֽ ה֑וּא מ֥וֹת יוּמַ֖ת הָרֹצֵֽחַ׃
Ya da öldürebilecek bir el taşıyla ona vurur ve o ölürse katildir. Katil kesinlikle öldürülecek.
O vehol even aşer yamut bah belo reot vayapel alav vayamot veu lo oyev lo velo mevakeş raato.
א֣וֹ בְכָל־אֶ֜בֶן אֲשֶׁר־יָמ֥וּת בָּהּ֙ בְּלֹ֣א רְא֔וֹת וַיַּפֵּ֥ל עָלָ֖יו וַיָּמֹ֑ת וְהוּא֙ לֹא־אוֹיֵ֣ב ל֔וֹ וְלֹ֥א מְבַקֵּ֖שׁ רָעָתֽוֹ׃
Ya da onu görmeden öldürebilecek bir taşı üzerine düşürür ve o ölürse; ona düşman değilse ve kötülüğünü istemiyorsa,
Vehitsilu haeda et harotseah miyad goel hadam veheşivu oto haeda el ir miklato aşer nas şama veyaşav bah ad mot hakohen hagadol aşer maşah oto beşemen hakodeş.
וְהִצִּ֨ילוּ הָעֵדָ֜ה אֶת־הָרֹצֵ֗חַ מִיַּד֮ גֹּאֵ֣ל הַדָּם֒ וְהֵשִׁ֤יבוּ אֹתוֹ֙ הָֽעֵדָ֔ה אֶל־עִ֥יר מִקְלָט֖וֹ אֲשֶׁר־נָ֣ס שָׁ֑מָּה וְיָ֣שַׁב בָּ֗הּ עַד־מוֹת֙ הַכֹּהֵ֣ן הַגָּדֹ֔ל אֲשֶׁר־מָשַׁ֥ח אֹת֖וֹ בְּשֶׁ֥מֶן הַקֹּֽדֶשׁ׃
Topluluk, adam öldüreni kan öcünü alan akrabanın elinden kurtaracak ve kaçtığı sığınma şehrine geri gönderecek. Kutsal yağla meshedilmiş büyük kohenin ölümüne kadar orada kalacak.
Bu ayette 2 kez
Velo tahanifu et haarets aşer atem bah ki hadam u yahanif et haarets velaarets lo yehupar ladam aşer şupah bah ki im bedam şofeho.
וְלֹֽא־תַחֲנִ֣יפוּ אֶת־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֤ר אַתֶּם֙ בָּ֔הּ כִּ֣י הַדָּ֔ם ה֥וּא יַחֲנִ֖יף אֶת־הָאָ֑רֶץ וְלָאָ֣רֶץ לֹֽא־יְכֻפַּ֗ר לַדָּם֙ אֲשֶׁ֣ר שֻׁפַּךְ־בָּ֔הּ כִּי־אִ֖ם בְּדַ֥ם שֹׁפְכֽוֹ׃
İçinde bulunduğunuz ülkeyi kirletmeyeceksiniz. Çünkü kan ülkeyi kirletir; ülkede dökülen kan için, onu dökenin kanından başka kefaret sağlanamaz.
Velo tetame et haarets aşer atem yoşevim bah aşer ani şohen betohah ki ani Adonay şohen betoh bene yisrael.
וְלֹ֧א תְטַמֵּ֣א אֶת־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁ֤ר אַתֶּם֙ יֹשְׁבִ֣ים בָּ֔הּ אֲשֶׁ֥ר אֲנִ֖י שֹׁכֵ֣ן בְּתוֹכָ֑הּ כִּ֚י אֲנִ֣י יְהוָ֔ה שֹׁכֵ֕ן בְּת֖וֹךְ בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (פ)
İçinde yaşadığınız, Benim de ortasında bulunduğum ülkeyi kirletmeyeceksiniz. Çünkü Ben Adonay, İsraeloğullarının arasında bulunuyorum.”
Vatikrevun elay kulehem vatomeru nişleha anaşim lefanenu veyahperu lanu et haarets veyaşivu otanu davar et hadereh aşer naale bah veet hearim aşer navo alehen.
וַתִּקְרְב֣וּן אֵלַי֮ כֻּלְּכֶם֒ וַתֹּאמְר֗וּ נִשְׁלְחָ֤ה אֲנָשִׁים֙ לְפָנֵ֔ינוּ וְיַחְפְּרוּ־לָ֖נוּ אֶת־הָאָ֑רֶץ וְיָשִׁ֤בוּ אֹתָ֙נוּ֙ דָּבָ֔ר אֶת־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר נַעֲלֶה־בָּ֔הּ וְאֵת֙ הֶֽעָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר נָבֹ֖א אֲלֵיהֶֽן׃
Hepiniz bana yaklaşıp, ‘Önümüzden adamlar gönderelim. Bizim için ülkeyi araştırsınlar; çıkacağımız yol ve gireceğimiz şehirler hakkında bize haber getirsinler’ dediniz.
Haholeh lifnehem badereh latur lahem makom lahanotehem baeş layla larotehem badereh aşer telehu vah uveanan yomam.
הַהֹלֵ֨ךְ לִפְנֵיכֶ֜ם בַּדֶּ֗רֶךְ לָת֥וּר לָכֶ֛ם מָק֖וֹם לַֽחֲנֹֽתְכֶ֑ם בָּאֵ֣שׁ ׀ לַ֗יְלָה לַרְאֹֽתְכֶם֙ בַּדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר תֵּֽלְכוּ־בָ֔הּ וּבֶעָנָ֖ן יוֹמָֽם׃
O, konaklamanız için yer aramak üzere yolda önünüzden gidiyordu; gideceğiniz yolu göstermek için gece ateşle, gündüz bulutla.
Zulati kalev ben yefune u yirena velo eten et haarets aşer darah bah ulevanav yaan aşer mile ahare Adonay.
זֽוּלָתִ֞י כָּלֵ֤ב בֶּן־יְפֻנֶּה֙ ה֣וּא יִרְאֶ֔נָּה וְלֽוֹ־אֶתֵּ֧ן אֶת־הָאָ֛רֶץ אֲשֶׁ֥ר דָּֽרַךְ־בָּ֖הּ וּלְבָנָ֑יו יַ֕עַן אֲשֶׁ֥ר מִלֵּ֖א אַחֲרֵ֥י יְהוָֽה׃
Yefune oğlu Kalev dışında; o görecek. Adonay’ı tam bir bağlılıkla izlediği için ayak bastığı toprağı ona ve oğullarına vereceğim.’
Dilbilgisel çözümleme
Bu kelime için kaynakta açık bir kök kaydı bulunmuyor.
Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil
Bu yapının kullanımı: 74 kez
HR/Sp3fsKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.