Temel kelime (lemma) טוֹב
Türkçe anlam: iyi; hoş; güzel; tov
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
pleasant
Dilbilgisel yapı: sıfat, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 25 kez
Teknik kod
HAamsaTORA’DA KELİME
iyi; hoş; güzel; tov · iyi şey; iyilik · iyi olmak; hoş gelmek · iyi şeyler; iyilikler
Bu İbranice biçim Tora’da 38 kez, 38 farklı ayette görülür.
Vayar Elohim et haor ki tov vayavdel Elohim ben haor uven hahoşeh.
וַיַּ֧רְא אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָא֖וֹר כִּי־ט֑וֹב וַיַּבְדֵּ֣ל אֱלֹהִ֔ים בֵּ֥ין הָא֖וֹר וּבֵ֥ין הַחֹֽשֶׁךְ׃
Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve ışığı karanlıktan ayırdı.
Vayikra Elohim layabaşa erets ulemikve hamayim kara yamim vayar Elohim ki tov.
וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים ׀ לַיַּבָּשָׁה֙ אֶ֔רֶץ וּלְמִקְוֵ֥ה הַמַּ֖יִם קָרָ֣א יַמִּ֑ים וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֽוֹב׃
Tanrı kuru yere “kara”, toplanan sulara “denizler” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Vatotse haarets deşe esev mazria zera lemineu veets ose peri aşer zaro vo lemineu vayar Elohim ki tov.
וַתּוֹצֵ֨א הָאָ֜רֶץ דֶּ֠שֶׁא עֵ֣שֶׂב מַזְרִ֤יעַ זֶ֙רַע֙ לְמִינֵ֔הוּ וְעֵ֧ץ עֹֽשֶׂה־פְּרִ֛י אֲשֶׁ֥ר זַרְעוֹ־ב֖וֹ לְמִינֵ֑הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֽוֹב׃
Yeryüzü yeşillik, türüne göre tohum veren bitkiler ve türüne göre, tohumu meyvesinde bulunan meyveler veren ağaçlar yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Velimşol bayom uvalayla ulahavdil ben haor uven hahoşeh vayar Elohim ki tov.
וְלִמְשֹׁל֙ בַּיּ֣וֹם וּבַלַּ֔יְלָה וּֽלֲהַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין הָא֖וֹר וּבֵ֣ין הַחֹ֑שֶׁךְ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֽוֹב׃
gündüze ve geceye hükmetsinler, ışığı karanlıktan ayırsınlar diye. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Vayivra Elohim et hataninim hagedolim veet kol nefeş hahaya haromeset aşer şaretsu hamayim leminehem veet kol of kanaf lemineu vayar Elohim ki tov.
וַיִּבְרָ֣א אֱלֹהִ֔ים אֶת־הַתַּנִּינִ֖ם הַגְּדֹלִ֑ים וְאֵ֣ת כָּל־נֶ֣פֶשׁ הַֽחַיָּ֣ה ׀ הָֽרֹמֶ֡שֶׂת אֲשֶׁר֩ שָׁרְצ֨וּ הַמַּ֜יִם לְמִֽינֵהֶ֗ם וְאֵ֨ת כָּל־ע֤וֹף כָּנָף֙ לְמִינֵ֔הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֽוֹב׃
Tanrı büyük deniz canlılarını, suların dolup taştığı, hareket eden bütün canlıları türlerine göre ve bütün kanatlı kuşları türlerine göre yarattı. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Vayaas Elohim et hayat haarets leminah veet habehema leminah veet kol remes haadama lemineu vayar Elohim ki tov.
וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֩ אֶת־חַיַּ֨ת הָאָ֜רֶץ לְמִינָ֗הּ וְאֶת־הַבְּהֵמָה֙ לְמִינָ֔הּ וְאֵ֛ת כָּל־רֶ֥מֶשׂ הָֽאֲדָמָ֖ה לְמִינֵ֑הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֽוֹב׃
Tanrı yaban hayvanlarını türlerine göre, evcil hayvanları türlerine göre ve toprak üzerinde hareket eden bütün canlıları türlerine göre yaptı. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Vayar Elohim et kol aşer asa vehine tov meod vayehi erev vayehi voker yom haşişi.
וַיַּ֤רְא אֱלֹהִים֙ אֶת־כָּל־אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה וְהִנֵּה־ט֖וֹב מְאֹ֑ד וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם הַשִּׁשִּֽׁי׃ (פ)
Tanrı yaptığı her şeye baktı; işte, hepsi çok iyiydi. Akşam oldu, sabah oldu: altıncı gün.
Vayatsmah Adonay Elohim min haadama kol ets nehmad lemare vetov lemaahal veets hahayim betoh hagan veets hadaat tov vara.
וַיַּצְמַ֞ח יְהוָ֤ה אֱלֹהִים֙ מִן־הָ֣אֲדָמָ֔ה כָּל־עֵ֛ץ נֶחְמָ֥ד לְמַרְאֶ֖ה וְט֣וֹב לְמַאֲכָ֑ל וְעֵ֤ץ הַֽחַיִּים֙ בְּת֣וֹךְ הַגָּ֔ן וְעֵ֕ץ הַדַּ֖עַת ט֥וֹב וָרָֽע׃
Adonay Tanrı, görünüşü güzel ve meyvesi yemeye uygun her türlü ağacı topraktan bitirdi. Bahçenin ortasında Yaşam Ağacı ile İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı da vardı.
Uzahav haarets hahi tov şam habedolah veeven haşoham.
וּֽזֲהַ֛ב הָאָ֥רֶץ הַהִ֖וא ט֑וֹב שָׁ֥ם הַבְּדֹ֖לַח וְאֶ֥בֶן הַשֹּֽׁהַם׃
O ülkenin altını iyidir. Bedolah ve şoham taşı da oradadır.
Umeets hadaat tov vara lo tohal mimenu ki beyom ahaleha mimenu mot tamut.
וּמֵעֵ֗ץ הַדַּ֙עַת֙ ט֣וֹב וָרָ֔ע לֹ֥א תֹאכַ֖ל מִמֶּ֑נּוּ כִּ֗י בְּי֛וֹם אֲכָלְךָ֥ מִמֶּ֖נּוּ מ֥וֹת תָּמֽוּת׃
Ama İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı’ndan yemeyeceksin; çünkü ondan yediğin gün kesinlikle öleceksin.”
Vayomer Adonay Elohim lo tov heyot haadam levado eeseh lo ezer kenegdo.
וַיֹּ֙אמֶר֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהִ֔ים לֹא־ט֛וֹב הֱי֥וֹת הָֽאָדָ֖ם לְבַדּ֑וֹ אֶֽעֱשֶׂהּ־לּ֥וֹ עֵ֖זֶר כְּנֶגְדּֽוֹ׃
Adonay Tanrı, “İnsanın yalnız olması iyi değil. Ona kendisine karşılık gelen bir yardımcı yapacağım” dedi.
Ki yodea Elohim ki beyom ahalehem mimenu venifkehu enehem vihyitem kelohim yodee tov vara.
כִּ֚י יֹדֵ֣עַ אֱלֹהִ֔ים כִּ֗י בְּיוֹם֙ אֲכָלְכֶ֣ם מִמֶּ֔נּוּ וְנִפְקְח֖וּ עֵֽינֵיכֶ֑ם וִהְיִיתֶם֙ כֵּֽאלֹהִ֔ים יֹדְעֵ֖י ט֥וֹב וָרָֽע׃
“Çünkü Tanrı biliyor ki ondan yediğiniz gün gözleriniz açılacak; iyiyi ve kötüyü bilen Tanrı gibi olacaksınız.”
Vatere haişa ki tov haets lemaahal vehi taava u laenayim venehmad haets lehaskil vatikah mipiryo vatohal vatiten gam leişah imah vayohal.
וַתֵּ֣רֶא הָֽאִשָּׁ֡ה כִּ֣י טוֹב֩ הָעֵ֨ץ לְמַאֲכָ֜ל וְכִ֧י תַֽאֲוָה־ה֣וּא לָעֵינַ֗יִם וְנֶחְמָ֤ד הָעֵץ֙ לְהַשְׂכִּ֔יל וַתִּקַּ֥ח מִפִּרְי֖וֹ וַתֹּאכַ֑ל וַתִּתֵּ֧ן גַּם־לְאִישָׁ֛הּ עִמָּ֖הּ וַיֹּאכַֽל׃
Kadın ağacın meyvesinin yemeye uygun, gözlere çekici ve anlayış kazandırmak için arzu edilir olduğunu gördü. Meyvesinden aldı ve yedi. Yanındaki kocasına da verdi; o da yedi.
Vayomer Adonay Elohim hen haadam haya keahad mimenu ladaat tov vara veata pen yişlah yado velakah gam meets hahayim veahal vahay leolam.
וַיֹּ֣אמֶר ׀ יְהוָ֣ה אֱלֹהִ֗ים הֵ֤ן הָֽאָדָם֙ הָיָה֙ כְּאַחַ֣ד מִמֶּ֔נּוּ לָדַ֖עַת ט֣וֹב וָרָ֑ע וְעַתָּ֣ה ׀ פֶּן־יִשְׁלַ֣ח יָד֗וֹ וְלָקַח֙ גַּ֚ם מֵעֵ֣ץ הַֽחַיִּ֔ים וְאָכַ֖ל וָחַ֥י לְעֹלָֽם׃
Adonay Tanrı, “İşte insan, iyiyi ve kötüyü bilmek bakımından bizden biri gibi oldu. Şimdi elini uzatıp Yaşam Ağacı’ndan da almasın, yiyip sonsuza dek yaşamasın” dedi.
Vayikah haeved asara gemalim migemale adonav vayeleh vehol tuv adonav beyado vayakom vayeleh el aram naharayim el ir nahor.
וַיִּקַּ֣ח הָ֠עֶבֶד עֲשָׂרָ֨ה גְמַלִּ֜ים מִגְּמַלֵּ֤י אֲדֹנָיו֙ וַיֵּ֔לֶךְ וְכָל־ט֥וּב אֲדֹנָ֖יו בְּיָד֑וֹ וַיָּ֗קָם וַיֵּ֛לֶךְ אֶל־אֲרַ֥ם נַֽהֲרַ֖יִם אֶל־עִ֥יר נָחֽוֹר׃
Hizmetkâr, efendisinin develerinden on deve alıp yola çıktı. Efendisinin her türlü değerli malından yanında vardı. Kalkıp Aram-Naharayim’e, Nahor’un kentine gitti.
Vayaan lavan uvetuel vayomeru meAdonay yatsa hadavar lo nuhal daber eleha ra o tov.
וַיַּ֨עַן לָבָ֤ן וּבְתוּאֵל֙ וַיֹּ֣אמְר֔וּ מֵיְהוָ֖ה יָצָ֣א הַדָּבָ֑ר לֹ֥א נוּכַ֛ל דַּבֵּ֥ר אֵלֶ֖יךָ רַ֥ע אוֹ־טֽוֹב׃
Lavan ile Betuel şöyle cevap verdiler: “Bu iş Adonay’dan çıktı. Sana iyi ya da kötü bir şey söyleyemeyiz.
İm taase imanu raa kaaşer lo negaanuha vehaaşer asinu imeha rak tov vaneşalehaha beşalom ata ata beruh Adonay.
אִם־תַּעֲשֵׂ֨ה עִמָּ֜נוּ רָעָ֗ה כַּאֲשֶׁר֙ לֹ֣א נְגַֽעֲנ֔וּךָ וְכַאֲשֶׁ֨ר עָשִׂ֤ינוּ עִמְּךָ֙ רַק־ט֔וֹב וַנְּשַׁלֵּֽחֲךָ֖ בְּשָׁל֑וֹם אַתָּ֥ה עַתָּ֖ה בְּר֥וּךְ יְהוָֽה׃
Biz sana dokunmadığımız, sana yalnız iyilik yaptığımız ve seni esenlikle gönderdiğimiz gibi sen de bize kötülük yapma. Sen artık Adonay’ın kutsadığı birisin.”
Vayomer lavan tov titi otah lah mititi otah leiş aher şeva imadi.
וַיֹּ֣אמֶר לָבָ֗ן ט֚וֹב תִּתִּ֣י אֹתָ֣הּ לָ֔ךְ מִתִּתִּ֥י אֹתָ֖הּ לְאִ֣ישׁ אַחֵ֑ר שְׁבָ֖ה עִמָּדִֽי׃
Lavan, “Onu sana vermem başka bir adama vermemden iyidir” dedi. “Yanımda kal.”
Vatomer lea zevadani Elohim oti zeved tov hapaam yizbeleni işi ki yaladti lo şişa vanim vatikra et şemo zevulun.
וַתֹּ֣אמֶר לֵאָ֗ה זְבָדַ֨נִי אֱלֹהִ֥ים ׀ אֹתִי֮ זֵ֣בֶד טוֹב֒ הַפַּ֙עַם֙ יִזְבְּלֵ֣נִי אִישִׁ֔י כִּֽי־יָלַ֥דְתִּי ל֖וֹ שִׁשָּׁ֣ה בָנִ֑ים וַתִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ זְבֻלֽוּן׃
Lea, “Tanrı bana güzel bir armağan verdi” dedi. “Bu kez kocam benimle yaşayacak; çünkü ona altı oğul doğurdum.” Ona Zevulun adını verdi.
Vayar sar haofim ki tov patar vayomer el yosef af ani bahalomi vehine şeloşa sale hori al roşi.
וַיַּ֥רְא שַׂר־הָאֹפִ֖ים כִּ֣י ט֣וֹב פָּתָ֑ר וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־יוֹסֵ֔ף אַף־אֲנִי֙ בַּחֲלוֹמִ֔י וְהִנֵּ֗ה שְׁלֹשָׁ֛ה סַלֵּ֥י חֹרִ֖י עַל־רֹאשִֽׁי׃
Başfırıncı, Yosef’in iyiye yorumladığını görünce, “Benim rüyamda da başımın üzerinde üç örgü sepet vardı” dedi.
Ukehu et avihem veet batehem uvou elay veetena lahem et tuv erets mitsrayim veihlu et helev haarets.
וּקְח֧וּ אֶת־אֲבִיכֶ֛ם וְאֶת־בָּתֵּיכֶ֖ם וּבֹ֣אוּ אֵלָ֑י וְאֶתְּנָ֣ה לָכֶ֗ם אֶת־טוּב֙ אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם וְאִכְל֖וּ אֶת־חֵ֥לֶב הָאָֽרֶץ׃
Babanızı ve ev halklarınızı alıp yanıma gelin. Mısır ülkesinin en iyi yerini size vereceğim; ülkenin en güzel ürünlerini yiyeceksiniz.’
Veenehem al tahos al kelehem ki tuv kol erets mitsrayim lahem u.
וְעֵ֣ינְכֶ֔ם אַל־תָּחֹ֖ס עַל־כְּלֵיכֶ֑ם כִּי־ט֛וּב כָּל־אֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם לָכֶ֥ם הֽוּא׃
Eşyalarınızda gözünüz kalmasın. Çünkü bütün Mısır ülkesinin en iyi şeyleri sizindir.’”
Vayar menuha ki tov veet haarets ki naema vayet şihmo lisbol vayehi lemas oved.
וַיַּ֤רְא מְנֻחָה֙ כִּ֣י ט֔וֹב וְאֶת־הָאָ֖רֶץ כִּ֣י נָעֵ֑מָה וַיֵּ֤ט שִׁכְמוֹ֙ לִסְבֹּ֔ל וַיְהִ֖י לְמַס־עֹבֵֽד׃ (ס)
Dinlenecek yerin iyi, ülkenin güzel olduğunu gördü. Yük taşımak için omzunu eğdi ve zorunlu hizmete boyun eğdi.
Vatahar haişa vateled ben vatere oto ki tov u vatitspeneu şeloşa yerahim.
וַתַּ֥הַר הָאִשָּׁ֖ה וַתֵּ֣לֶד בֵּ֑ן וַתֵּ֤רֶא אֹתוֹ֙ כִּי־ט֣וֹב ה֔וּא וַֽתִּצְפְּנֵ֖הוּ שְׁלֹשָׁ֥ה יְרָחִֽים׃
Kadın hamile kalıp bir oğul doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce onu üç ay sakladı.
Halo ze hadavar aşer dibarnu eleha vemitsrayim lemor hadal mimenu venaavda et mitsrayim ki tov lanu avod et mitsrayim mimutenu bamidbar.
הֲלֹא־זֶ֣ה הַדָּבָ֗ר אֲשֶׁר֩ דִּבַּ֨רְנוּ אֵלֶ֤יךָ בְמִצְרַ֙יִם֙ לֵאמֹ֔ר חֲדַ֥ל מִמֶּ֖נּוּ וְנַֽעַבְדָ֣ה אֶת־מִצְרָ֑יִם כִּ֣י ט֥וֹב לָ֙נוּ֙ עֲבֹ֣ד אֶת־מִצְרַ֔יִם מִמֻּתֵ֖נוּ בַּמִּדְבָּֽר׃
Mısır’da sana, ‘Bizi rahat bırak da Mısırlılara hizmet edelim’ demedik mi? Mısırlılara hizmet etmek bizim için çölde ölmekten daha iyidir.”
Vayomer hoten moşe elav lo tov hadavar aşer ata ose.
וַיֹּ֛אמֶר חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֖ה אֵלָ֑יו לֹא־טוֹב֙ הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁ֥ר אַתָּ֖ה עֹשֶֽׂה׃
Moşe’nin kayınpederi ona şöyle dedi: “Yaptığın iş iyi değil.
Lo yahalifenu velo yamir oto tov bera o ra betov veim hamer yamir behema bivhema vehaya u utemurato yiheye kodeş.
לֹ֣א יַחֲלִיפֶ֗נּוּ וְלֹֽא־יָמִ֥יר אֹת֛וֹ ט֥וֹב בְּרָ֖ע אוֹ־רַ֣ע בְּט֑וֹב וְאִם־הָמֵ֨ר יָמִ֤יר בְּהֵמָה֙ בִּבְהֵמָ֔ה וְהָֽיָה־ה֥וּא וּתְמוּרָת֖וֹ יִֽהְיֶה־קֹּֽדֶשׁ׃
Onun yerine başka bir hayvan koymayacak, iyiyi kötüyle ya da kötüyü iyiyle değiştirmeyecek. Yine de bir hayvanı başka bir hayvanla değiştirirse hem kendisi hem de yerine konulan hayvan kutsal olacak.
Veheerih hakohen otah ben tov uven ra keerkeha hakohen ken yihye.
וְהֶעֱרִ֤יךְ הַכֹּהֵן֙ אֹתָ֔הּ בֵּ֥ין ט֖וֹב וּבֵ֣ין רָ֑ע כְּעֶרְכְּךָ֥ הַכֹּהֵ֖ן כֵּ֥ן יִהְיֶֽה׃
Kâhin onun iyi ya da kötü oluşuna göre değerini belirleyecek. Kâhinin belirlediği değer geçerli olacak.
Veiş ki yakdiş et beto kodeş ladonay veheeriho hakohen ben tov uven ra kaaşer yaarih oto hakohen ken yakum.
וְאִ֗ישׁ כִּֽי־יַקְדִּ֨שׁ אֶת־בֵּית֥וֹ קֹ֙דֶשׁ֙ לַֽיהוָ֔ה וְהֶעֱרִיכוֹ֙ הַכֹּהֵ֔ן בֵּ֥ין ט֖וֹב וּבֵ֣ין רָ֑ע כַּאֲשֶׁ֨ר יַעֲרִ֥יךְ אֹת֛וֹ הַכֹּהֵ֖ן כֵּ֥ן יָקֽוּם׃
Bir kişi evini Adonay’a kutsal olarak ayırırsa kâhin onun iyi ya da kötü oluşuna göre değerini belirleyecek. Kâhinin belirlediği değer geçerli olacak.
Lo yevaker ben tov lara velo yemirenu veim hamer yemirenu vehaya u utemurato yiheye kodeş lo yigael.
לֹ֧א יְבַקֵּ֛ר בֵּֽין־ט֥וֹב לָרַ֖ע וְלֹ֣א יְמִירֶ֑נּוּ וְאִם־הָמֵ֣ר יְמִירֶ֔נּוּ וְהָֽיָה־ה֧וּא וּתְמוּרָת֛וֹ יִֽהְיֶה־קֹ֖דֶשׁ לֹ֥א יִגָּאֵֽל׃
İyiyle kötüyü ayırt etmeyecek, hayvanı değiştirmeyecek. Yine de değiştirirse hem kendisi hem de yerine konulan hayvan kutsal olacak; geri alınamayacak.
Vayomer moşe lehovav ben reuel hamidyani hoten moşe noseim anahnu el hamakom aşer amar Adonay oto eten lahem leha itanu vehetavnu lah ki Adonay diber tov al yisrael.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה לְ֠חֹבָב בֶּן־רְעוּאֵ֣ל הַמִּדְיָנִי֮ חֹתֵ֣ן מֹשֶׁה֒ נֹסְעִ֣ים ׀ אֲנַ֗חְנוּ אֶל־הַמָּקוֹם֙ אֲשֶׁ֣ר אָמַ֣ר יְהוָ֔ה אֹת֖וֹ אֶתֵּ֣ן לָכֶ֑ם לְכָ֤ה אִתָּ֙נוּ֙ וְהֵטַ֣בְנוּ לָ֔ךְ כִּֽי־יְהוָ֥ה דִּבֶּר־ט֖וֹב עַל־יִשְׂרָאֵֽל׃
Moşe, Midyanlı Reuel’in oğlu olan kayınpederi Hovav’a, “Adonay’ın, ‘Size vereceğim’ dediği yere gidiyoruz. Bizimle gel; sana iyilik edeceğiz. Çünkü Adonay İsrael için iyilik vaat etti” dedi.
Veel haam tomar hitkadeşu lemahar vaahaltem basar ki behitem beozne Adonay lemor mi yaahilenu basar ki tov lanu bemitsrayim venatan Adonay lahem basar vaahaltem.
וְאֶל־הָעָ֨ם תֹּאמַ֜ר הִתְקַדְּשׁ֣וּ לְמָחָר֮ וַאֲכַלְתֶּ֣ם בָּשָׂר֒ כִּ֡י בְּכִיתֶם֩ בְּאָזְנֵ֨י יְהוָ֜ה לֵאמֹ֗ר מִ֤י יַאֲכִלֵ֙נוּ֙ בָּשָׂ֔ר כִּי־ט֥וֹב לָ֖נוּ בְּמִצְרָ֑יִם וְנָתַ֨ן יְהוָ֥ה לָכֶ֛ם בָּשָׂ֖ר וַאֲכַלְתֶּֽם׃
Halka da şöyle de: ‘Yarın için kendinizi hazırlayın; et yiyeceksiniz. Çünkü Adonay’ın işiteceği şekilde, “Bize kim et yedirecek? Mısır’da iyiydik” diye ağladınız. Adonay size et verecek ve yiyeceksiniz.
Velama Adonay mevi otanu el haarets hazot linpol baherev naşenu vetapenu yihyu lavaz halo tov lanu şuv mitsrayema.
וְלָמָ֣ה יְ֠הוָה מֵבִ֨יא אֹתָ֜נוּ אֶל־הָאָ֤רֶץ הַזֹּאת֙ לִנְפֹּ֣ל בַּחֶ֔רֶב נָשֵׁ֥ינוּ וְטַפֵּ֖נוּ יִהְי֣וּ לָבַ֑ז הֲל֧וֹא ט֦וֹב לָ֖נוּ שׁ֥וּב מִצְרָֽיְמָה׃
“Adonay bizi kılıçla düşelim diye neden bu ülkeye getiriyor? Karılarımız ve çocuklarımız yağma edilecek. Mısır’a dönmemiz daha iyi değil mi?”
Vayar bilam ki tov beene Adonay levareh et yisrael velo halah kefaam befaam likrat nehaşim vayaşet el hamidbar panav.
וַיַּ֣רְא בִּלְעָ֗ם כִּ֣י ט֞וֹב בְּעֵינֵ֤י יְהוָה֙ לְבָרֵ֣ךְ אֶת־יִשְׂרָאֵ֔ל וְלֹא־הָלַ֥ךְ כְּפַֽעַם־בְּפַ֖עַם לִקְרַ֣את נְחָשִׁ֑ים וַיָּ֥שֶׁת אֶל־הַמִּדְבָּ֖ר פָּנָֽיו׃
Bilam, İsrael’i kutsamanın Adonay’ın gözünde iyi olduğunu görünce önceki seferlerdeki gibi kehanet aramaya gitmedi; yüzünü çöle çevirdi.
Vataanu oti vatomeru tov hadavar aşer dibarta laasot.
וַֽתַּעֲנ֖וּ אֹתִ֑י וַתֹּ֣אמְר֔וּ טֽוֹב־הַדָּבָ֥ר אֲשֶׁר־דִּבַּ֖רְתָּ לַעֲשֽׂוֹת׃
Bana, ‘Yapılmasını söylediğin şey iyidir’ diye cevap verdiniz.
Vetapehem aşer amartem lavaz yihye uvenehem aşer lo yadeu hayom tov vara hema yavou şama velahem etenena vehem yiraşuha.
וְטַפְּכֶם֩ אֲשֶׁ֨ר אֲמַרְתֶּ֜ם לָבַ֣ז יִהְיֶ֗ה וּ֠בְנֵיכֶם אֲשֶׁ֨ר לֹא־יָדְע֤וּ הַיּוֹם֙ ט֣וֹב וָרָ֔ע הֵ֖מָּה יָבֹ֣אוּ שָׁ֑מָּה וְלָהֶ֣ם אֶתְּנֶ֔נָּה וְהֵ֖ם יִירָשֽׁוּהָּ׃
Ganimet olacak dediğiniz küçükleriniz, bugün iyiyi ve kötüyü bilmeyen çocuklarınız oraya girecekler. Ülkeyi onlara vereceğim; onlar ele geçirecekler.
Uvatim meleim kol tuv aşer lo mileta uvorot hatsuvim aşer lo hatsavta keramim vezetim aşer lo nataeta veahalta vesavaeta.
וּבָ֨תִּ֜ים מְלֵאִ֣ים כָּל־טוּב֮ אֲשֶׁ֣ר לֹא־מִלֵּאתָ֒ וּבֹרֹ֤ת חֲצוּבִים֙ אֲשֶׁ֣ר לֹא־חָצַ֔בְתָּ כְּרָמִ֥ים וְזֵיתִ֖ים אֲשֶׁ֣ר לֹא־נָטָ֑עְתָּ וְאָכַלְתָּ֖ וְשָׂבָֽעְתָּ׃
Doldurmadığın her türlü iyi şeyle dolu evlere, kazmadığın sarnıçlara, dikmediğin bağlara ve zeytinliklere sahip olup yiyerek doyduğunda,
Vehaya ki yomar eleha lo etse meimah ki aheveha veet beteha ki tov lo imah.
וְהָיָה֙ כִּֽי־יֹאמַ֣ר אֵלֶ֔יךָ לֹ֥א אֵצֵ֖א מֵעִמָּ֑ךְ כִּ֤י אֲהֵֽבְךָ֙ וְאֶת־בֵּיתֶ֔ךָ כִּי־ט֥וֹב ל֖וֹ עִמָּֽךְ׃
Seni ve ev halkını sevdiği, yanında iyi durumda olduğu için sana, 'Yanından ayrılmayacağım' derse,
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Temel kelime (lemma) טוֹב
Türkçe anlam: iyi; hoş; güzel; tov
pleasant
Dilbilgisel yapı: sıfat, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 25 kez
HAamsaTemel kelime (lemma) טוֹב
Türkçe anlam: iyi şey; iyilik
a good thing
Dilbilgisel yapı: sıfat, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 6 kez
HAamsaTemel kelime (lemma) טוֹב
Türkçe anlam: iyi olmak; hoş gelmek
to be good; to be right; to do well; to be in high spirits; to be merry; it is well (with someone)
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 3 kez
HVqp3msTemel kelime (lemma) טוּב
Türkçe anlam: iyi şeyler; iyilikler
goodness; fairness; beauty; good things; bounty; joy; gladness; good
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan
Bu yapının kullanımı: 3 kez
HNcmscTemel kelime (lemma) טוּב
Türkçe anlam: iyi şeyler; iyilikler
goodness; fairness; beauty; good things; bounty; joy; gladness; good
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HNcmsaKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.