İçeriğe geç

TORA KELİME DİZİNİ

עמך

Bu yazılı biçim Tora’da 65 kez, 59 ayette geçer.

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit15 kullanım14 ayet
  • Şemot17 kullanım16 ayet
  • Vayikra10 kullanım7 ayet
  • Bamidbar4 kullanım4 ayet
  • Devarim19 kullanım18 ayet

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Lemma עִם

Kök Kaynakta açık kök kaydı yok

Biçim: edat + zamir eki, 2. kişi, dişil, tekil

Bu çözümleme: 35 kullanım

Teknik kodHR/Sp2fs

Lemma עַם

Kök — שורש (şoreş, kök) עמם

Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil

Bu çözümleme: 15 kullanım

Teknik kodHNcmsc/Sp2ms

Lemma עִם

Kök Kaynakta açık kök kaydı yok

Biçim: edat + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil

Bu çözümleme: 13 kullanım

Teknik kodHR/Sp2ms

Lemma עַם

Kök — שורש (şoreş, kök) עמם

Biçim: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 2. kişi, dişil, tekil

Bu çözümleme: 1 kullanım

Teknik kodHNcmsc/Sp2fs

Lemma עִם

Kök Kaynakta açık kök kaydı yok

Biçim: edat + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil

Bu çözümleme: 1 kullanım

Teknik kodHR/Sp3fs

Morfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.

Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök) ve lemma bilgisi yalnız doğrulanmış dilbilgisel kaynakta açıkça bulunduğunda gösterilir; ToraOku eksik kökü tahmin etmez.

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 21:22

    וַֽיְהִי֙ בָּעֵ֣ת הַהִ֔וא וַיֹּ֣אמֶר אֲבִימֶ֗לֶךְ וּפִיכֹל֙ שַׂר־צְבָא֔וֹ אֶל־אַבְרָהָ֖ם לֵאמֹ֑ר אֱלֹהִ֣ים עִמְּךָ֔ בְּכֹ֥ל אֲשֶׁר־אַתָּ֖ה עֹשֶֽׂה׃

    O sırada Avimeleh ve ordusunun komutanı Pihol Avraam’a şöyle dediler: “Yaptığın her şeyde Tanrı seninle.

  2. Bereşit 21:23

    וְעַתָּ֗ה הִשָּׁ֨בְעָה לִּ֤י בֵֽאלֹהִים֙ הֵ֔נָּה אִם־תִּשְׁקֹ֣ר לִ֔י וּלְנִינִ֖י וּלְנֶכְדִּ֑י כַּחֶ֜סֶד אֲשֶׁר־עָשִׂ֤יתִי עִמְּךָ֙ תַּעֲשֶׂ֣ה עִמָּדִ֔י וְעִם־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־גַּ֥רְתָּה בָּֽהּ׃

    Şimdi burada Tanrı adına bana ant iç: Bana, oğluma ve torunuma hainlik etmeyeceksin. Ben sana nasıl iyilik gösterdiysem sen de bana ve yabancı olarak yaşadığın ülkeye öyle davranacaksın.”

  3. Bereşit 26:3

    גּ֚וּר בָּאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את וְאֶֽהְיֶ֥ה עִמְּךָ֖ וַאֲבָרְכֶ֑ךָּ כִּֽי־לְךָ֣ וּֽלְזַרְעֲךָ֗ אֶתֵּן֙ אֶת־כָּל־הָֽאֲרָצֹ֣ת הָאֵ֔ל וַהֲקִֽמֹתִי֙ אֶת־הַשְּׁבֻעָ֔ה אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֖עְתִּי לְאַבְרָהָ֥ם אָבִֽיךָ׃

    Bu ülkede bir yabancı olarak yaşa. Seninle olacağım ve seni kutsayacağım. Bütün bu ülkeleri sana ve soyuna vereceğim; baban Avraam’a içtiğim andı yerine getireceğim.

  4. Bereşit 26:28

    Bu ayette 2 kez

    וַיֹּאמְר֗וּ רָא֣וֹ רָאִינוּ֮ כִּֽי־הָיָ֣ה יְהוָ֣ה ׀ עִמָּךְ֒ וַנֹּ֗אמֶר תְּהִ֨י נָ֥א אָלָ֛ה בֵּינוֹתֵ֖ינוּ בֵּינֵ֣ינוּ וּבֵינֶ֑ךָ וְנִכְרְתָ֥ה בְרִ֖ית עִמָּֽךְ׃

    Şöyle dediler: “Adonay’ın seninle olduğunu açıkça gördük. Bunun için dedik ki: Aramızda, seninle bizim aramızda bir ant olsun. Seninle bir antlaşma yapalım.

  5. Bereşit 26:29

    אִם־תַּעֲשֵׂ֨ה עִמָּ֜נוּ רָעָ֗ה כַּאֲשֶׁר֙ לֹ֣א נְגַֽעֲנ֔וּךָ וְכַאֲשֶׁ֨ר עָשִׂ֤ינוּ עִמְּךָ֙ רַק־ט֔וֹב וַנְּשַׁלֵּֽחֲךָ֖ בְּשָׁל֑וֹם אַתָּ֥ה עַתָּ֖ה בְּר֥וּךְ יְהוָֽה׃

    Biz sana dokunmadığımız, sana yalnız iyilik yaptığımız ve seni esenlikle gönderdiğimiz gibi sen de bize kötülük yapma. Sen artık Adonay’ın kutsadığı birisin.”

  6. Bereşit 28:15

    וְהִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י עִמָּ֗ךְ וּשְׁמַרְתִּ֙יךָ֙ בְּכֹ֣ל אֲשֶׁר־תֵּלֵ֔ךְ וַהֲשִׁ֣בֹתִ֔יךָ אֶל־הָאֲדָמָ֖ה הַזֹּ֑את כִּ֚י לֹ֣א אֶֽעֱזָבְךָ֔ עַ֚ד אֲשֶׁ֣ר אִם־עָשִׂ֔יתִי אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבַּ֖רְתִּי לָֽךְ׃

    İşte, ben seninleyim. Gittiğin her yerde seni koruyacak ve bu toprağa geri getireceğim. Sana söylediklerimi yerine getirinceye kadar seni bırakmayacağım.”

  7. Bereşit 29:25

    וַיְהִ֣י בַבֹּ֔קֶר וְהִנֵּה־הִ֖וא לֵאָ֑ה וַיֹּ֣אמֶר אֶל־לָבָ֗ן מַה־זֹּאת֙ עָשִׂ֣יתָ לִּ֔י הֲלֹ֤א בְרָחֵל֙ עָבַ֣דְתִּי עִמָּ֔ךְ וְלָ֖מָּה רִמִּיתָֽנִי׃

    Sabah olunca bir de baktı ki yanındaki Lea! Yaakov, Lavan’a, “Bana bu yaptığın nedir?” dedi. “Sana Rahel için hizmet etmedim mi? Neden beni aldattın?”

  8. Bereşit 30:15

    וַתֹּ֣אמֶר לָ֗הּ הַמְעַט֙ קַחְתֵּ֣ךְ אֶת־אִישִׁ֔י וְלָקַ֕חַת גַּ֥ם אֶת־דּוּדָאֵ֖י בְּנִ֑י וַתֹּ֣אמֶר רָחֵ֗ל לָכֵן֙ יִשְׁכַּ֤ב עִמָּךְ֙ הַלַּ֔יְלָה תַּ֖חַת דּוּדָאֵ֥י בְנֵֽךְ׃

    Lea ona, “Kocamı aldığın yetmiyor mu? Şimdi oğlumun adamotlarını da mı alacaksın?” dedi. Rahel, “Öyleyse oğlunun adamotlarına karşılık bu gece seninle yatsın” dedi.

  9. Bereşit 31:3

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶֽל־יַעֲקֹ֔ב שׁ֛וּב אֶל־אֶ֥רֶץ אֲבוֹתֶ֖יךָ וּלְמוֹלַדְתֶּ֑ךָ וְאֶֽהְיֶ֖ה עִמָּֽךְ׃

    Adonay, Yaakov’a, “Atalarının ülkesine, akrabalarının yanına dön” dedi. “Ben seninle olacağım.”

  10. Bereşit 31:38

    זֶה֩ עֶשְׂרִ֨ים שָׁנָ֤ה אָנֹכִי֙ עִמָּ֔ךְ רְחֵלֶ֥יךָ וְעִזֶּ֖יךָ לֹ֣א שִׁכֵּ֑לוּ וְאֵילֵ֥י צֹאנְךָ֖ לֹ֥א אָכָֽלְתִּי׃

    Yirmi yıldır seninleyim. Koyunların ve keçilerin düşük yapmadı; sürünün koçlarını yemedim.

  11. Bereşit 32:10

    וַיֹּאמֶר֮ יַעֲקֹב֒ אֱלֹהֵי֙ אָבִ֣י אַבְרָהָ֔ם וֵאלֹהֵ֖י אָבִ֣י יִצְחָ֑ק יְהוָ֞ה הָאֹמֵ֣ר אֵלַ֗י שׁ֧וּב לְאַרְצְךָ֛ וּלְמוֹלַדְתְּךָ֖ וְאֵיטִ֥יבָה עִמָּֽךְ׃

    Yaakov şöyle dua etti: “Atam Avraam’ın Tanrısı, babam Yitshak’ın Tanrısı! Bana, ‘Ülkene, akrabalarının yanına dön; sana iyilik edeceğim’ diyen Adonay!

  12. Bereşit 32:13

    וְאַתָּ֣ה אָמַ֔רְתָּ הֵיטֵ֥ב אֵיטִ֖יב עִמָּ֑ךְ וְשַׂמְתִּ֤י אֶֽת־זַרְעֲךָ֙ כְּח֣וֹל הַיָּ֔ם אֲשֶׁ֥ר לֹא־יִסָּפֵ֖ר מֵרֹֽב׃

    Sen, ‘Sana mutlaka iyilik edeceğim. Soyunu denizin sayılamayacak kadar çok kumu gibi yapacağım’ demiştin.”

  13. Bereşit 33:15

    וַיֹּ֣אמֶר עֵשָׂ֔ו אַצִּֽיגָה־נָּ֣א עִמְּךָ֔ מִן־הָעָ֖ם אֲשֶׁ֣ר אִתִּ֑י וַיֹּ֙אמֶר֙ לָ֣מָּה זֶּ֔ה אֶמְצָא־חֵ֖ן בְּעֵינֵ֥י אֲדֹנִֽי׃

    Esav, “Öyleyse yanımdaki adamlardan bir kısmını seninle bırakayım” dedi. Yaakov, “Ne gerek var?” diye cevap verdi. “Efendimin gözünde beğeni bulmam yeter.”

  14. Bereşit 46:4

    אָנֹכִ֗י אֵרֵ֤ד עִמְּךָ֙ מִצְרַ֔יְמָה וְאָנֹכִ֖י אַֽעַלְךָ֣ גַם־עָלֹ֑ה וְיוֹסֵ֕ף יָשִׁ֥ית יָד֖וֹ עַל־עֵינֶֽיךָ׃

    Seninle birlikte Mısır’a ineceğim; seni oradan kesinlikle çıkaracağım. Gözlerini Yosef kapatacak.”

  15. Şemot 3:12

    וַיֹּ֙אמֶר֙ כִּֽי־אֶֽהְיֶ֣ה עִמָּ֔ךְ וְזֶה־לְּךָ֣ הָא֔וֹת כִּ֥י אָנֹכִ֖י שְׁלַחְתִּ֑יךָ בְּהוֹצִֽיאֲךָ֤ אֶת־הָעָם֙ מִמִּצְרַ֔יִם תַּֽעַבְדוּן֙ אֶת־הָ֣אֱלֹהִ֔ים עַ֖ל הָהָ֥ר הַזֶּֽה׃

    Tanrı, “Ben seninle olacağım” dedi. “Seni benim gönderdiğimin işareti şu olacak: Halkı Mısır’dan çıkardığında bu dağda Tanrı’ya kulluk edeceksiniz.”

  16. Şemot 5:16

    תֶּ֗בֶן אֵ֤ין נִתָּן֙ לַעֲבָדֶ֔יךָ וּלְבֵנִ֛ים אֹמְרִ֥ים לָ֖נוּ עֲשׂ֑וּ וְהִנֵּ֧ה עֲבָדֶ֛יךָ מֻכִּ֖ים וְחָטָ֥את עַמֶּֽךָ׃

    Kullarına saman verilmiyor ama bize ‘Kerpiç yapın!’ deniliyor. Üstelik kulların dövülüyor. Oysa suç senin halkında!”

  17. Şemot 5:23

    וּמֵאָ֞ז בָּ֤אתִי אֶל־פַּרְעֹה֙ לְדַבֵּ֣ר בִּשְׁמֶ֔ךָ הֵרַ֖ע לָעָ֣ם הַזֶּ֑ה וְהַצֵּ֥ל לֹא־הִצַּ֖לְתָּ אֶת־עַמֶּֽךָ׃

    Senin adınla konuşmak için Firavun’a gittiğimden beri bu halka daha çok kötülük ediyor. Sen de halkını hiç kurtarmadın.”

  18. Şemot 8:19

    וְשַׂמְתִּ֣י פְדֻ֔ת בֵּ֥ין עַמִּ֖י וּבֵ֣ין עַמֶּ֑ךָ לְמָחָ֥ר יִהְיֶ֖ה הָאֹ֥ת הַזֶּֽה׃

    Halkımı kurtararak senin halkından ayıracağım. Bu işaret yarın gerçekleşecek.’”

  19. Şemot 9:15

    כִּ֤י עַתָּה֙ שָׁלַ֣חְתִּי אֶת־יָדִ֔י וָאַ֥ךְ אוֹתְךָ֛ וְאֶֽת־עַמְּךָ֖ בַּדָּ֑בֶר וַתִּכָּחֵ֖ד מִן־הָאָֽרֶץ׃

    Şimdiye kadar elimi uzatıp seni ve halkını salgın hastalıkla vurmuş olsaydım, yeryüzünden silinip gitmiş olurdun.

  20. Şemot 15:16

    תִּפֹּ֨ל עֲלֵיהֶ֤ם אֵימָ֙תָה֙ וָפַ֔חַד בִּגְדֹ֥ל זְרוֹעֲךָ֖ יִדְּמ֣וּ כָּאָ֑בֶן עַד־יַעֲבֹ֤ר עַמְּךָ֙ יְהוָ֔ה עַֽד־יַעֲבֹ֖ר עַם־ז֥וּ קָנִֽיתָ׃

    Üzerlerine korku ve dehşet çöksün. Kolunun büyüklüğü karşısında taş gibi sessiz kalsınlar; halkın geçinceye kadar, Adonay, edindiğin bu halk geçinceye kadar.

  21. Şemot 18:18

    נָבֹ֣ל תִּבֹּ֔ל גַּם־אַתָּ֕ה גַּם־הָעָ֥ם הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֣ר עִמָּ֑ךְ כִּֽי־כָבֵ֤ד מִמְּךָ֙ הַדָּבָ֔ר לֹא־תוּכַ֥ל עֲשֹׂ֖הוּ לְבַדֶּֽךָ׃

    Hem sen hem de yanındaki bu halk iyice yıpranacaksınız. Bu iş sana fazla ağır geliyor; onu tek başına yapamazsın.

  22. Şemot 18:19

    עַתָּ֞ה שְׁמַ֤ע בְּקֹלִי֙ אִיעָ֣צְךָ֔ וִיהִ֥י אֱלֹהִ֖ים עִמָּ֑ךְ הֱיֵ֧ה אַתָּ֣ה לָעָ֗ם מ֚וּל הָֽאֱלֹהִ֔ים וְהֵבֵאתָ֥ אַתָּ֛ה אֶת־הַדְּבָרִ֖ים אֶל־הָאֱלֹהִֽים׃

    Şimdi beni dinle; sana öğüt vereyim, Tanrı seninle olsun. Tanrı’nın karşısında halkı sen temsil et; meseleleri Tanrı’ya sen götür.

  23. Şemot 19:9

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י בָּ֣א אֵלֶיךָ֮ בְּעַ֣ב הֶֽעָנָן֒ בַּעֲב֞וּר יִשְׁמַ֤ע הָעָם֙ בְּדַבְּרִ֣י עִמָּ֔ךְ וְגַם־בְּךָ֖ יַאֲמִ֣ינוּ לְעוֹלָ֑ם וַיַּגֵּ֥ד מֹשֶׁ֛ה אֶת־דִּבְרֵ֥י הָעָ֖ם אֶל־יְהוָֽה׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Seninle konuştuğumda halk duysun ve sana da sonsuza dek güvensin diye sana koyu bir bulut içinde geleceğim.” Moşe halkın sözlerini Adonay’a bildirdi.

  24. Şemot 19:24

    וַיֹּ֨אמֶר אֵלָ֤יו יְהוָה֙ לֶךְ־רֵ֔ד וְעָלִ֥יתָ אַתָּ֖ה וְאַהֲרֹ֣ן עִמָּ֑ךְ וְהַכֹּהֲנִ֣ים וְהָעָ֗ם אַל־יֶֽהֶרְס֛וּ לַעֲלֹ֥ת אֶל־יְהוָ֖ה פֶּן־יִפְרָץ־בָּֽם׃

    Adonay ona, “Git, aşağı in” dedi. “Sonra sen Aaron’la birlikte çık. Ama kâhinler ve halk Adonay’a çıkmak için sınırı aşmasınlar; yoksa onları vurur.”

  25. Şemot 22:24

    אִם־כֶּ֣סֶף ׀ תַּלְוֶ֣ה אֶת־עַמִּ֗י אֶת־הֶֽעָנִי֙ עִמָּ֔ךְ לֹא־תִהְיֶ֥ה ל֖וֹ כְּנֹשֶׁ֑ה לֹֽא־תְשִׂימ֥וּן עָלָ֖יו נֶֽשֶׁךְ׃

    Halkımdan birine, yanındaki yoksula borç para verirsen ona karşı baskıcı bir alacaklı gibi davranmayacaksın. Ona faiz yüklemeyeceksiniz.

  26. Şemot 23:11

    וְהַשְּׁבִיעִ֞ת תִּשְׁמְטֶ֣נָּה וּנְטַשְׁתָּ֗הּ וְאָֽכְלוּ֙ אֶבְיֹנֵ֣י עַמֶּ֔ךָ וְיִתְרָ֕ם תֹּאכַ֖ל חַיַּ֣ת הַשָּׂדֶ֑ה כֵּֽן־תַּעֲשֶׂ֥ה לְכַרְמְךָ֖ לְזֵיתֶֽךָ׃

    Yedinci yıl onu dinlenmeye bırakacak, kendi hâline terk edeceksin. Halkının yoksulları ondan yesin; onların bıraktığını da kırdaki hayvanlar yesin. Bağın ve zeytinliğin için de böyle yapacaksın.

  27. Şemot 32:7

    וַיְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה לֶךְ־רֵ֕ד כִּ֚י שִׁחֵ֣ת עַמְּךָ֔ אֲשֶׁ֥ר הֶעֱלֵ֖יתָ מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

    Adonay Moşe’ye, “Git, aşağı in!” dedi. “Çünkü Mısır ülkesinden çıkardığın halkın bozuldu.

  28. Şemot 33:13

    וְעַתָּ֡ה אִם־נָא֩ מָצָ֨אתִי חֵ֜ן בְּעֵינֶ֗יךָ הוֹדִעֵ֤נִי נָא֙ אֶת־דְּרָכֶ֔ךָ וְאֵדָ֣עֲךָ֔ לְמַ֥עַן אֶמְצָא־חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ וּרְאֵ֕ה כִּ֥י עַמְּךָ֖ הַגּ֥וֹי הַזֶּֽה׃

    Şimdi, gözünde lütuf bulduysam, lütfen yollarını bana bildir ki Seni tanıyayım ve gözünde lütuf bulayım. Bu ulusun Senin halkın olduğunu göz önünde tut.”

  29. Şemot 34:3

    וְאִישׁ֙ לֹֽא־יַעֲלֶ֣ה עִמָּ֔ךְ וְגַם־אִ֥ישׁ אַל־יֵרָ֖א בְּכָל־הָהָ֑ר גַּם־הַצֹּ֤אן וְהַבָּקָר֙ אַל־יִרְע֔וּ אֶל־מ֖וּל הָהָ֥ר הַהֽוּא׃

    Seninle kimse çıkmasın; dağın hiçbir yerinde kimse görünmesin. O dağın karşısında koyun, keçi ve sığır da otlamasın.”

  30. Şemot 34:10

    Bu ayette 2 kez

    וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּ֣ה אָנֹכִי֮ כֹּרֵ֣ת בְּרִית֒ נֶ֤גֶד כָּֽל־עַמְּךָ֙ אֶעֱשֶׂ֣ה נִפְלָאֹ֔ת אֲשֶׁ֛ר לֹֽא־נִבְרְא֥וּ בְכָל־הָאָ֖רֶץ וּבְכָל־הַגּוֹיִ֑ם וְרָאָ֣ה כָל־הָ֠עָם אֲשֶׁר־אַתָּ֨ה בְקִרְבּ֜וֹ אֶת־מַעֲשֵׂ֤ה יְהוָה֙ כִּֽי־נוֹרָ֣א ה֔וּא אֲשֶׁ֥ר אֲנִ֖י עֹשֶׂ֥ה עִמָּֽךְ׃

    Şöyle dedi: “İşte, bir antlaşma yapıyorum. Bütün halkının önünde, yeryüzünde ve bütün uluslar arasında benzeri yaratılmamış harikalar yapacağım. Aralarında bulunduğun bütün halk Adonay’ın işini görecek. Çünkü seninle yapacağım şey hayranlık ve korku uyandıracak.

  31. Vayikra 19:18

    לֹֽא־תִקֹּ֤ם וְלֹֽא־תִטֹּר֙ אֶת־בְּנֵ֣י עַמֶּ֔ךָ וְאָֽהַבְתָּ֥ לְרֵעֲךָ֖ כָּמ֑וֹךָ אֲנִ֖י יְהוָֽה׃

    Halkının insanlarından öç almayacak ve onlara kin tutmayacaksın. Başkasını kendin gibi seveceksin. Ben Adonay’ım.

  32. Vayikra 25:6

    וְ֠הָיְתָה שַׁבַּ֨ת הָאָ֤רֶץ לָכֶם֙ לְאָכְלָ֔ה לְךָ֖ וּלְעַבְדְּךָ֣ וְלַאֲמָתֶ֑ךָ וְלִשְׂכִֽירְךָ֙ וּלְתוֹשָׁ֣בְךָ֔ הַגָּרִ֖ים עִמָּֽךְ׃

    Ülkenin dinlenme yılında verdiği ürün sizin yiyeceğiniz olacak: Senin, kölenin, cariyenin, ücretli işçinin ve seninle yaşayan yerleşik yabancıların.

  33. Vayikra 25:35

    Bu ayette 2 kez

    וְכִֽי־יָמ֣וּךְ אָחִ֔יךָ וּמָ֥טָה יָד֖וֹ עִמָּ֑ךְ וְהֶֽחֱזַ֣קְתָּ בּ֔וֹ גֵּ֧ר וְתוֹשָׁ֛ב וָחַ֖י עִמָּֽךְ׃

    Kardeşin yoksullaşır, yanında geçimini sağlayamaz duruma düşerse ona destek olacaksın. Yabancı ve konuk gibi senin yanında yaşayabilsin.

  34. Vayikra 25:36

    אַל־תִּקַּ֤ח מֵֽאִתּוֹ֙ נֶ֣שֶׁךְ וְתַרְבִּ֔ית וְיָרֵ֖אתָ מֵֽאֱלֹהֶ֑יךָ וְחֵ֥י אָחִ֖יךָ עִמָּֽךְ׃

    Ondan faiz ya da fazlalık almayacaksın. Tanrından kork; kardeşin senin yanında yaşayabilsin.

  35. Vayikra 25:39

    וְכִֽי־יָמ֥וּךְ אָחִ֛יךָ עִמָּ֖ךְ וְנִמְכַּר־לָ֑ךְ לֹא־תַעֲבֹ֥ד בּ֖וֹ עֲבֹ֥דַת עָֽבֶד׃

    Yanındaki kardeşin yoksullaşıp sana satılırsa onu köle gibi çalıştırmayacaksın.

  36. Vayikra 25:40

    Bu ayette 2 kez

    כְּשָׂכִ֥יר כְּתוֹשָׁ֖ב יִהְיֶ֣ה עִמָּ֑ךְ עַד־שְׁנַ֥ת הַיֹּבֵ֖ל יַעֲבֹ֥ד עִמָּֽךְ׃

    Yanında ücretli işçi ve konuk gibi olacak. Yovel yılına kadar yanında çalışacak.

  37. Vayikra 25:47

    Bu ayette 2 kez

    וְכִ֣י תַשִּׂ֗יג יַ֣ד גֵּ֤ר וְתוֹשָׁב֙ עִמָּ֔ךְ וּמָ֥ךְ אָחִ֖יךָ עִמּ֑וֹ וְנִמְכַּ֗ר לְגֵ֤ר תּוֹשָׁב֙ עִמָּ֔ךְ א֥וֹ לְעֵ֖קֶר מִשְׁפַּ֥חַת גֵּֽר׃

    Yanındaki yerleşik yabancı zenginleşir, kardeşin onun yanında yoksullaşır ve o yabancıya ya da yabancının ailesinden birine satılırsa,

  38. Bamidbar 5:21

    וְהִשְׁבִּ֨יעַ הַכֹּהֵ֥ן אֶֽת־הָֽאִשָּׁה֮ בִּשְׁבֻעַ֣ת הָאָלָה֒ וְאָמַ֤ר הַכֹּהֵן֙ לָֽאִשָּׁ֔ה יִתֵּ֨ן יְהוָ֥ה אוֹתָ֛ךְ לְאָלָ֥ה וְלִשְׁבֻעָ֖ה בְּת֣וֹךְ עַמֵּ֑ךְ בְּתֵ֨ת יְהוָ֤ה אֶת־יְרֵכֵךְ֙ נֹפֶ֔לֶת וְאֶת־בִּטְנֵ֖ךְ צָבָֽה׃

    Kâhin kadına lanet içeren ant içirecek ve şöyle diyecek: “Adonay uyluğunu çökertip karnını şişirerek seni halkının arasında lanetlerde ve antlarda anılan bir örnek yapsın.

  39. Bamidbar 11:16

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה אֶסְפָה־לִּ֞י שִׁבְעִ֣ים אִישׁ֮ מִזִּקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ אֲשֶׁ֣ר יָדַ֔עְתָּ כִּי־הֵ֛ם זִקְנֵ֥י הָעָ֖ם וְשֹׁטְרָ֑יו וְלָקַחְתָּ֤ אֹתָם֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וְהִֽתְיַצְּב֥וּ שָׁ֖ם עִמָּֽךְ׃

    Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “İsrael’in ileri gelenlerinden, halkın ileri gelenleri ve görevlileri olduklarını bildiğin yetmiş adamı Benim için topla. Onları Buluşma Çadırı’na getir; orada seninle birlikte dursunlar.

  40. Bamidbar 11:17

    וְיָרַדְתִּ֗י וְדִבַּרְתִּ֣י עִמְּךָ֮ שָׁם֒ וְאָצַלְתִּ֗י מִן־הָר֛וּחַ אֲשֶׁ֥ר עָלֶ֖יךָ וְשַׂמְתִּ֣י עֲלֵיהֶ֑ם וְנָשְׂא֤וּ אִתְּךָ֙ בְּמַשָּׂ֣א הָעָ֔ם וְלֹא־תִשָּׂ֥א אַתָּ֖ה לְבַדֶּֽךָ׃

    İnip orada seninle konuşacağım. Üzerindeki ruhtan ayırıp onların üzerine koyacağım. Halkın yükünü seninle birlikte taşıyacaklar; onu tek başına taşımayacaksın.

  41. Bamidbar 22:9

    וַיָּבֹ֥א אֱלֹהִ֖ים אֶל־בִּלְעָ֑ם וַיֹּ֕אמֶר מִ֛י הָאֲנָשִׁ֥ים הָאֵ֖לֶּה עִמָּֽךְ׃

    Tanrı Bilam’a gelip, “Yanındaki bu adamlar kim?” diye sordu.

  42. Devarim 2:7

    כִּי֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ בֵּֽרַכְךָ֗ בְּכֹל֙ מַעֲשֵׂ֣ה יָדֶ֔ךָ יָדַ֣ע לֶכְתְּךָ֔ אֶת־הַמִּדְבָּ֥ר הַגָּדֹ֖ל הַזֶּ֑ה זֶ֣ה ׀ אַרְבָּעִ֣ים שָׁנָ֗ה יְהוָ֤ה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ עִמָּ֔ךְ לֹ֥א חָסַ֖רְתָּ דָּבָֽר׃

    Çünkü Tanrın Adonay elinin bütün işini kutsadı. Bu büyük çöldeki yürüyüşünü gözetti. Bu kırk yıl boyunca Tanrın Adonay seninleydi; hiçbir eksiğin olmadı.’

  43. Devarim 9:12

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֵלַ֗י ק֣וּם רֵ֤ד מַהֵר֙ מִזֶּ֔ה כִּ֚י שִׁחֵ֣ת עַמְּךָ֔ אֲשֶׁ֥ר הוֹצֵ֖אתָ מִמִּצְרָ֑יִם סָ֣רוּ מַהֵ֗ר מִן־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר צִוִּיתִ֔ם עָשׂ֥וּ לָהֶ֖ם מַסֵּכָֽה׃

    Adonay bana şöyle dedi: ‘Kalk, buradan hemen in. Çünkü Mısır’dan çıkardığın halkın yoldan çıktı. Onlara buyurduğum yoldan hızla saptılar; kendilerine dökme bir put yaptılar.’

  44. Devarim 9:26

    וָאֶתְפַּלֵּ֣ל אֶל־יְהוָה֮ וָאֹמַר֒ אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה אַל־תַּשְׁחֵ֤ת עַמְּךָ֙ וְנַחֲלָ֣תְךָ֔ אֲשֶׁ֥ר פָּדִ֖יתָ בְּגָדְלֶ֑ךָ אֲשֶׁר־הוֹצֵ֥אתָ מִמִּצְרַ֖יִם בְּיָ֥ד חֲזָקָֽה׃

    Adonay’a dua edip şöyle dedim: ‘Efendim Adonay, büyüklüğünle kurtardığın, güçlü bir elle Mısır’dan çıkardığın halkını, mirasını yok etme.

  45. Devarim 9:29

    וְהֵ֥ם עַמְּךָ֖ וְנַחֲלָתֶ֑ךָ אֲשֶׁ֤ר הוֹצֵ֙אתָ֙ בְּכֹחֲךָ֣ הַגָּדֹ֔ל וּבִֽזְרֹעֲךָ֖ הַנְּטוּיָֽה׃ (פ)

    Onlar Senin büyük gücünle ve uzanmış kolunla çıkardığın halkın ve mirasındır.’

  46. Devarim 14:27

    וְהַלֵּוִ֥י אֲשֶׁר־בִּשְׁעָרֶ֖יךָ לֹ֣א תַֽעַזְבֶ֑נּוּ כִּ֣י אֵ֥ין ל֛וֹ חֵ֥לֶק וְנַחֲלָ֖ה עִמָּֽךְ׃ (ס)

    Kapılarının içindeki Levi’yi ihmal etmeyeceksin. Çünkü onun seninle birlikte payı ve mirası yoktur.

  47. Devarim 14:29

    וּבָ֣א הַלֵּוִ֡י כִּ֣י אֵֽין־לוֹ֩ חֵ֨לֶק וְנַחֲלָ֜ה עִמָּ֗ךְ וְ֠הַגֵּר וְהַיָּת֤וֹם וְהָֽאַלְמָנָה֙ אֲשֶׁ֣ר בִּשְׁעָרֶ֔יךָ וְאָכְל֖וּ וְשָׂבֵ֑עוּ לְמַ֤עַן יְבָרֶכְךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ בְּכָל־מַעֲשֵׂ֥ה יָדְךָ֖ אֲשֶׁ֥ר תַּעֲשֶֽׂה׃ (ס)

    Seninle birlikte payı ve mirası olmayan Levi, kapılarının içindeki yabancı, yetim ve dul gelip yiyecek ve doyacak. Böylece Tanrın Adonay elinle yaptığın her işte seni kutsasın.

  48. Devarim 15:16

    וְהָיָה֙ כִּֽי־יֹאמַ֣ר אֵלֶ֔יךָ לֹ֥א אֵצֵ֖א מֵעִמָּ֑ךְ כִּ֤י אֲהֵֽבְךָ֙ וְאֶת־בֵּיתֶ֔ךָ כִּי־ט֥וֹב ל֖וֹ עִמָּֽךְ׃

    Seni ve ev halkını sevdiği, yanında iyi durumda olduğu için sana, 'Yanından ayrılmayacağım' derse,

  49. Devarim 20:1

    כִּֽי־תֵצֵ֨א לַמִּלְחָמָ֜ה עַל־אֹיְבֶ֗יךָ וְֽרָאִ֜יתָ ס֤וּס וָרֶ֙כֶב֙ עַ֚ם רַ֣ב מִמְּךָ֔ לֹ֥א תִירָ֖א מֵהֶ֑ם כִּֽי־יְהוָ֤ה אֱלֹהֶ֙יךָ֙ עִמָּ֔ךְ הַמַּֽעַלְךָ֖ מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

    Düşmanlarına karşı savaşa çıktığında atlar, savaş arabaları ve senden daha kalabalık bir halk görürsen onlardan korkma. Çünkü seni Mısır ülkesinden çıkaran Tanrın Adonay seninledir.

  50. Devarim 20:12

    Bu ayette 2 kez

    וְאִם־לֹ֤א תַשְׁלִים֙ עִמָּ֔ךְ וְעָשְׂתָ֥ה עִמְּךָ֖ מִלְחָמָ֑ה וְצַרְתָּ֖ עָלֶֽיהָּ׃

    Seninle barış yapmaz, sana karşı savaşırsa onu kuşatacaksın.