דֶּ֫רֶךְ
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
way
116 kullanım · 105 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 122 kez, 111 farklı ayette görülür. Kök altında 3 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Vayişma hakenaani meleh arad yoşev hanegev ki ba yisrael dereh haatarim vayilahem beyisrael vayişb mimenu şevi.
וַיִּשְׁמַ֞ע הַכְּנַעֲנִ֤י מֶֽלֶךְ־עֲרָד֙ יֹשֵׁ֣ב הַנֶּ֔גֶב כִּ֚י בָּ֣א יִשְׂרָאֵ֔ל דֶּ֖רֶךְ הָאֲתָרִ֑ים וַיִּלָּ֙חֶם֙ בְּיִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּ֥שְׁבְּ ׀ מִמֶּ֖נּוּ שֶֽׁבִי׃
Negev’de yaşayan Kenaanlı Arad kralı, İsrael’in Atarim yolundan geldiğini duyunca İsrael’le savaştı ve aralarından esir aldı.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayisu mehor hahar dereh yam suf lisvov et erets edom vatiktsar nefeş haam badareh.
וַיִּסְע֞וּ מֵהֹ֤ר הָהָר֙ דֶּ֣רֶךְ יַם־ס֔וּף לִסְבֹ֖ב אֶת־אֶ֣רֶץ אֱד֑וֹם וַתִּקְצַ֥ר נֶֽפֶשׁ־הָעָ֖ם בַּדָּֽרֶךְ׃
Edom ülkesinin çevresinden dolaşmak için Hor Dağı’ndan Sazlık Denizi yoluna doğru yola çıktılar. Yolda halkın sabrı tükendi.
Ebera veartseha lo nite besade uveherem lo nişte me veer bedereh hameleh neleh ad aşer naavor gevuleha.
אֶעְבְּרָ֣ה בְאַרְצֶ֗ךָ לֹ֤א נִטֶּה֙ בְּשָׂדֶ֣ה וּבְכֶ֔רֶם לֹ֥א נִשְׁתֶּ֖ה מֵ֣י בְאֵ֑ר בְּדֶ֤רֶךְ הַמֶּ֙לֶךְ֙ נֵלֵ֔ךְ עַ֥ד אֲשֶֽׁר־נַעֲבֹ֖ר גְּבֻלֶֽךָ׃
“Ülkenden geçmeme izin ver. Tarlaya ya da bağa sapmayacağız, kuyu suyu içmeyeceğiz. Sınırından çıkıncaya kadar Kral Yolu’ndan gideceğiz.”
Vayifnu vayaalu dereh habaşan vayetse og meleh habaşan likratam u vehol amo lamilhama edrei.
וַיִּפְנוּ֙ וַֽיַּעֲל֔וּ דֶּ֖רֶךְ הַבָּשָׁ֑ן וַיֵּצֵ֣א עוֹג֩ מֶֽלֶךְ־הַבָּשָׁ֨ן לִקְרָאתָ֜ם ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמִּלְחָמָ֖ה אֶדְרֶֽעִי׃
Dönüp Başan yolundan yukarı çıktılar. Başan kralı Og, kendisi ve bütün halkı, Edrei’de savaşmak üzere karşılarına çıktı.
Vayihar af Elohim ki holeh u vayityatsev malah Adonay badereh lesatan lo veu rohev al atono uşene nearav imo.
וַיִּֽחַר־אַ֣ף אֱלֹהִים֮ כִּֽי־הוֹלֵ֣ךְ הוּא֒ וַיִּתְיַצֵּ֞ב מַלְאַ֧ךְ יְהוָ֛ה בַּדֶּ֖רֶךְ לְשָׂטָ֣ן ל֑וֹ וְהוּא֙ רֹכֵ֣ב עַל־אֲתֹנ֔וֹ וּשְׁנֵ֥י נְעָרָ֖יו עִמּֽוֹ׃
Gittiği için Tanrı’nın öfkesi alevlendi. Adonay’ın meleği ona engel olmak üzere yolda durdu. Bilam dişi eşeğine binmişti; iki hizmetkârı da yanındaydı.
Bu ayette 3 eşleşme
Vatere haaton et malah Adonay nitsav badereh veharbo şelufa beyado vatet haaton min hadereh vateleh basade vayah bilam et haaton lehatotah hadareh.
וַתֵּ֣רֶא הָאָתוֹן֩ אֶת־מַלְאַ֨ךְ יְהוָ֜ה נִצָּ֣ב בַּדֶּ֗רֶךְ וְחַרְבּ֤וֹ שְׁלוּפָה֙ בְּיָד֔וֹ וַתֵּ֤ט הָֽאָתוֹן֙ מִן־הַדֶּ֔רֶךְ וַתֵּ֖לֶךְ בַּשָּׂדֶ֑ה וַיַּ֤ךְ בִּלְעָם֙ אֶת־הָ֣אָת֔וֹן לְהַטֹּתָ֖הּ הַדָּֽרֶךְ׃
Dişi eşek, Adonay’ın meleğini elinde çekilmiş kılıcıyla yolda dururken gördü. Yoldan sapıp tarlaya girdi. Bilam onu yola döndürmek için dövdü.
Vayosef malah Adonay avor vayaamod bemakom tsar aşer en dereh lintot yamin usemovl.
וַיּ֥וֹסֶף מַלְאַךְ־יְהוָ֖ה עֲב֑וֹר וַֽיַּעֲמֹד֙ בְּמָק֣וֹם צָ֔ר אֲשֶׁ֛ר אֵֽין־דֶּ֥רֶךְ לִנְט֖וֹת יָמִ֥ין וּשְׂמֹֽאול׃
Adonay’ın meleği bir kez daha ilerleyip sağa ya da sola sapacak yolun bulunmadığı dar bir yerde durdu.
Vayegal Adonay et ene vilam vayar et malah Adonay nitsav badereh veharbo şelufa beyado vayikod vayiştahu leapav.
וַיְגַ֣ל יְהוָה֮ אֶת־עֵינֵ֣י בִלְעָם֒ וַיַּ֞רְא אֶת־מַלְאַ֤ךְ יְהוָה֙ נִצָּ֣ב בַּדֶּ֔רֶךְ וְחַרְבּ֥וֹ שְׁלֻפָ֖ה בְּיָד֑וֹ וַיִּקֹּ֥ד וַיִּשְׁתַּ֖חוּ לְאַפָּֽיו׃
Adonay Bilam’ın gözlerini açtı. Bilam, Adonay’ın meleğini elinde çekilmiş kılıcıyla yolda dururken gördü; eğilip yüzüstü yere kapandı.
Vayomer elav malah Adonay al ma hikita et atoneha ze şaloş regalim hine anohi yatsati lesatan ki yarat hadereh lenegdi.
וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה עַל־מָ֗ה הִכִּ֙יתָ֙ אֶת־אֲתֹ֣נְךָ֔ זֶ֖ה שָׁל֣וֹשׁ רְגָלִ֑ים הִנֵּ֤ה אָנֹכִי֙ יָצָ֣אתִי לְשָׂטָ֔ן כִּֽי־יָרַ֥ט הַדֶּ֖רֶךְ לְנֶגְדִּֽי׃
Adonay’ın meleği ona şöyle dedi: “Dişi eşeğini neden üç kez dövdün? Ben sana engel olmaya çıktım, çünkü gittiğin yol gözümde yanlıştır.
Vayomer bilam el malah Adonay hatati ki lo yadati ki ata nitsav likrati badareh veata im ra beeneha aşuva li.
וַיֹּ֨אמֶר בִּלְעָ֜ם אֶל־מַלְאַ֤ךְ יְהוָה֙ חָטָ֔אתִי כִּ֚י לֹ֣א יָדַ֔עְתִּי כִּ֥י אַתָּ֛ה נִצָּ֥ב לִקְרָאתִ֖י בַּדָּ֑רֶךְ וְעַתָּ֛ה אִם־רַ֥ע בְּעֵינֶ֖יךָ אָשׁ֥וּבָה לִּֽי׃
Bilam, Adonay’ın meleğine şöyle dedi: “Günah işledim. Çünkü yolda karşıma dikildiğini bilmiyordum. Şimdi bu senin gözünde kötüyse geri döneyim.”
Erenu velo ata aşurenu velo karov darah kohav miyaakov vekam şevet miyisrael umahats paate moav vekarkar kol bene şet.
אֶרְאֶ֙נּוּ֙ וְלֹ֣א עַתָּ֔ה אֲשׁוּרֶ֖נּוּ וְלֹ֣א קָר֑וֹב דָּרַ֨ךְ כּוֹכָ֜ב מִֽיַּעֲקֹ֗ב וְקָ֥ם שֵׁ֙בֶט֙ מִיִּשְׂרָאֵ֔ל וּמָחַץ֙ פַּאֲתֵ֣י מוֹאָ֔ב וְקַרְקַ֖ר כָּל־בְּנֵי־שֵֽׁת׃
Onu görüyorum, ama şimdi değil; ona bakıyorum, ama yakında değil. Yaakov’dan bir yıldız çıkacak, İsrael’den bir asa yükselecek. Moav’ın şakaklarını ezecek, Şet’in bütün oğullarını yıkacak.
Vayakom bilam vayeleh vayaşov limkomo vegam balak halah ledarko.
וַיָּ֣קָם בִּלְעָ֔ם וַיֵּ֖לֶךְ וַיָּ֣שָׁב לִמְקֹמ֑וֹ וְגַם־בָּלָ֖ק הָלַ֥ךְ לְדַרְכּֽוֹ׃ (פ)
Bilam kalktı, yola çıkıp kendi yerine döndü. Balak da kendi yoluna gitti.
Vayisu mipene hahirot vayaavru vetoh hayam hamidbara vayelehu dereh şeloşet yamim bemidbar etam vayahanu bemara.
וַיִּסְעוּ֙ מִפְּנֵ֣י הַֽחִירֹ֔ת וַיַּֽעַבְר֥וּ בְתוֹךְ־הַיָּ֖ם הַמִּדְבָּ֑רָה וַיֵּ֨לְכ֜וּ דֶּ֣רֶךְ שְׁלֹ֤שֶׁת יָמִים֙ בְּמִדְבַּ֣ר אֵתָ֔ם וַֽיַּחֲנ֖וּ בְּמָרָֽה׃
Hahirot’un önünden yola çıkıp denizin içinden çöle geçtiler. Etam Çölü’nde üç günlük yol yürüyüp Mara’da konakladılar.
Ahad asar yom mehorev dereh har seir ad kadeş barnea.
אַחַ֨ד עָשָׂ֥ר יוֹם֙ מֵֽחֹרֵ֔ב דֶּ֖רֶךְ הַר־שֵׂעִ֑יר עַ֖ד קָדֵ֥שׁ בַּרְנֵֽעַ׃
Horev’den Seir Dağı yoluyla Kadeş-Barnea’ya on bir günlük yol vardır.
Vanisa mehorev vaneleh et kol hamidbar hagadol vehanora hau aşer reitem dereh har haemori kaaşer tsiva Adonay elohenu otanu vanavo ad kadeş barnea.
וַנִּסַּ֣ע מֵחֹרֵ֗ב וַנֵּ֡לֶךְ אֵ֣ת כָּל־הַמִּדְבָּ֣ר הַגָּדוֹל֩ וְהַנּוֹרָ֨א הַה֜וּא אֲשֶׁ֣ר רְאִיתֶ֗ם דֶּ֚רֶךְ הַ֣ר הָֽאֱמֹרִ֔י כַּאֲשֶׁ֥ר צִוָּ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ אֹתָ֑נוּ וַנָּבֹ֕א עַ֖ד קָדֵ֥שׁ בַּרְנֵֽעַ׃
Tanrımız Adonay’ın bize buyurduğu gibi Horev’den yola çıktık. Gördüğünüz o büyük ve korkunç çölün tamamını Amorilerin dağlık bölgesine giden yoldan geçip Kadeş-Barnea’ya geldik.
Vatikrevun elay kulehem vatomeru nişleha anaşim lefanenu veyahperu lanu et haarets veyaşivu otanu davar et hadereh aşer naale bah veet hearim aşer navo alehen.
וַתִּקְרְב֣וּן אֵלַי֮ כֻּלְּכֶם֒ וַתֹּאמְר֗וּ נִשְׁלְחָ֤ה אֲנָשִׁים֙ לְפָנֵ֔ינוּ וְיַחְפְּרוּ־לָ֖נוּ אֶת־הָאָ֑רֶץ וְיָשִׁ֤בוּ אֹתָ֙נוּ֙ דָּבָ֔ר אֶת־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר נַעֲלֶה־בָּ֔הּ וְאֵת֙ הֶֽעָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר נָבֹ֖א אֲלֵיהֶֽן׃
Hepiniz bana yaklaşıp, ‘Önümüzden adamlar gönderelim. Bizim için ülkeyi araştırsınlar; çıkacağımız yol ve gireceğimiz şehirler hakkında bize haber getirsinler’ dediniz.
Uvamidbar aşer raita aşer nesaaha Adonay eloheha kaaşer yisa iş et beno behol hadereh aşer halahtem ad boahem ad hamakom haze.
וּבַמִּדְבָּר֙ אֲשֶׁ֣ר רָאִ֔יתָ אֲשֶׁ֤ר נְשָׂאֲךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ כַּאֲשֶׁ֥ר יִשָׂא־אִ֖ישׁ אֶת־בְּנ֑וֹ בְּכָל־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר הֲלַכְתֶּ֔ם עַד־בֹּאֲכֶ֖ם עַד־הַמָּק֥וֹם הַזֶּֽה׃
Çölde de gördün: Tanrın Adonay, bir adamın oğlunu taşıdığı gibi seni taşıdı. Buraya gelinceye kadar yürüdüğünüz bütün yol boyunca bunu yaptı.’
Bu ayette 2 eşleşme
Haholeh lifnehem badereh latur lahem makom lahanotehem baeş layla larotehem badereh aşer telehu vah uveanan yomam.
הַהֹלֵ֨ךְ לִפְנֵיכֶ֜ם בַּדֶּ֗רֶךְ לָת֥וּר לָכֶ֛ם מָק֖וֹם לַֽחֲנֹֽתְכֶ֑ם בָּאֵ֣שׁ ׀ לַ֗יְלָה לַרְאֹֽתְכֶם֙ בַּדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר תֵּֽלְכוּ־בָ֔הּ וּבֶעָנָ֖ן יוֹמָֽם׃
O, konaklamanız için yer aramak üzere yolda önünüzden gidiyordu; gideceğiniz yolu göstermek için gece ateşle, gündüz bulutla.
Zulati kalev ben yefune u yirena velo eten et haarets aşer darah bah ulevanav yaan aşer mile ahare Adonay.
זֽוּלָתִ֞י כָּלֵ֤ב בֶּן־יְפֻנֶּה֙ ה֣וּא יִרְאֶ֔נָּה וְלֽוֹ־אֶתֵּ֧ן אֶת־הָאָ֛רֶץ אֲשֶׁ֥ר דָּֽרַךְ־בָּ֖הּ וּלְבָנָ֑יו יַ֕עַן אֲשֶׁ֥ר מִלֵּ֖א אַחֲרֵ֥י יְהוָֽה׃
Yefune oğlu Kalev dışında; o görecek. Adonay’ı tam bir bağlılıkla izlediği için ayak bastığı toprağı ona ve oğullarına vereceğim.’
Veatem penu lahem useu hamidbara dereh yam suf.
וְאַתֶּ֖ם פְּנ֣וּ לָכֶ֑ם וּסְע֥וּ הַמִּדְבָּ֖רָה דֶּ֥רֶךְ יַם־סֽוּף׃
Siz ise dönüp Sazlık Denizi yolundan çöle doğru yola çıkın.’
Vanefen vanisa hamidbara dereh yam suf kaaşer diber Adonay elay vanasav et har seir yamim rabim.
וַנֵּ֜פֶן וַנִּסַּ֤ע הַמִּדְבָּ֙רָה֙ דֶּ֣רֶךְ יַם־ס֔וּף כַּאֲשֶׁ֛ר דִּבֶּ֥ר יְהוָ֖ה אֵלָ֑י וַנָּ֥סָב אֶת־הַר־שֵׂעִ֖יר יָמִ֥ים רַבִּֽים׃ (ס)
Sonra Adonay’ın bana söylediği gibi dönüp Sazlık Denizi yolundan çöle doğru yola çıktık. Uzun süre Seir Dağı’nın çevresinde dolaştık.
Al titgaru vam ki lo eten lahem meartsam ad midrah kaf ragel ki yeruşa leesav natati et har seir.
אַל־תִּתְגָּר֣וּ בָ֔ם כִּ֠י לֹֽא־אֶתֵּ֤ן לָכֶם֙ מֵֽאַרְצָ֔ם עַ֖ד מִדְרַ֣ךְ כַּף־רָ֑גֶל כִּֽי־יְרֻשָּׁ֣ה לְעֵשָׂ֔ו נָתַ֖תִּי אֶת־הַ֥ר שֵׂעִֽיר׃
Onlarla çatışmaya girmeyin. Çünkü size onların ülkesinden bir ayak basacak kadar bile yer vermeyeceğim; Seir Dağı’nı Esav’a mülk olarak verdim.
Bu ayette 2 eşleşme
Vanaavor meet ahenu vene esav hayoşevim beseir midereh haarava meelat umeetsyon gaver vanefen vanaavor dereh midbar moav.
וַֽנַּעֲבֹ֞ר מֵאֵ֧ת אַחֵ֣ינוּ בְנֵי־עֵשָׂ֗ו הַיֹּֽשְׁבִים֙ בְּשֵׂעִ֔יר מִדֶּ֙רֶךְ֙ הָֽעֲרָבָ֔ה מֵאֵילַ֖ת וּמֵעֶצְיֹ֣ן גָּ֑בֶר (ס) וַנֵּ֙פֶן֙ וַֽנַּעֲבֹ֔ר דֶּ֖רֶךְ מִדְבַּ֥ר מוֹאָֽב׃
Böylece Seir’de yaşayan kardeşlerimiz Esav oğullarının yanından, Arava yolundan, Elat’tan ve Etsyon-Gever’den geçip gittik. Dönüp Moav Çölü yolundan ilerledik.
Bu ayette 2 eşleşme
Ebera veartseha badereh badereh eleh lo asur yamin usemovl.
אֶעְבְּרָ֣ה בְאַרְצֶ֔ךָ בַּדֶּ֥רֶךְ בַּדֶּ֖רֶךְ אֵלֵ֑ךְ לֹ֥א אָס֖וּר יָמִ֥ין וּשְׂמֹֽאול׃
‘Ülkenden geçeyim. Yalnız yoldan gideceğim; sağa ya da sola sapmayacağım.
Vanefen vanaal dereh habaşan vayetse og meleh habaşan likratenu u vehol amo lamilhama edrei.
וַנֵּ֣פֶן וַנַּ֔עַל דֶּ֖רֶךְ הַבָּשָׁ֑ן וַיֵּצֵ֣א עוֹג֩ מֶֽלֶךְ־הַבָּשָׁ֨ן לִקְרָאתֵ֜נוּ ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמִּלְחָמָ֖ה אֶדְרֶֽעִי׃
Dönüp Başan yolundan yukarı çıktık. Başan kralı Og, kendisi ve bütün halkı, Edrei’de savaşmak üzere karşımıza çıktı.
Behol hadereh aşer tsiva Adonay elohehem ethem telehu lemaan tiheyun vetov lahem vehaarahtem yamim baarets aşer tiraşun.
בְּכָל־הַדֶּ֗רֶךְ אֲשֶׁ֨ר צִוָּ֜ה יְהוָ֧ה אֱלֹהֵיכֶ֛ם אֶתְכֶ֖ם תֵּלֵ֑כוּ לְמַ֤עַן תִּֽחְיוּן֙ וְט֣וֹב לָכֶ֔ם וְהַאֲרַכְתֶּ֣ם יָמִ֔ים בָּאָ֖רֶץ אֲשֶׁ֥ר תִּֽירָשֽׁוּן׃
Tanrınız Adonay’ın size buyurduğu yolun tamamında yürüyün. Böylece yaşayasınız, iyilik bulasınız ve mülk edineceğiniz ülkede günleriniz uzun olsun.
Veşinantam levaneha vedibarta bam beşivteha beveteha uvelehteha vadereh uveşohbeha uvekumeha.
וְשִׁנַּנְתָּ֣ם לְבָנֶ֔יךָ וְדִבַּרְתָּ֖ בָּ֑ם בְּשִׁבְתְּךָ֤ בְּבֵיתֶ֙ךָ֙ וּבְלֶכְתְּךָ֣ בַדֶּ֔רֶךְ וּֽבְשָׁכְבְּךָ֖ וּבְקוּמֶֽךָ׃
Onları çocuklarına iyice öğreteceksin. Evinde otururken, yolda yürürken, yatarken ve kalkarken onlardan söz edeceksin.
Vezaharta et kol hadereh aşer holihaha Adonay eloheha ze arbaim şana bamidbar lemaan anoteha lenasoteha ladaat et aşer bilevaveha hatişmor mitsvotav im lo.
וְזָכַרְתָּ֣ אֶת־כָּל־הַדֶּ֗רֶךְ אֲשֶׁ֨ר הֹלִֽיכֲךָ֜ יְהוָ֧ה אֱלֹהֶ֛יךָ זֶ֛ה אַרְבָּעִ֥ים שָׁנָ֖ה בַּמִּדְבָּ֑ר לְמַ֨עַן עַנֹּֽתְךָ֜ לְנַסֹּֽתְךָ֗ לָדַ֜עַת אֶת־אֲשֶׁ֧ר בִּֽלְבָבְךָ֛ הֲתִשְׁמֹ֥ר מצותו [מִצְוֺתָ֖יו] אִם־לֹֽא׃
Tanrın Adonay’ın bu kırk yıl boyunca çölde seni yürüttüğü bütün yolu hatırla. Seni sıkıntıya sokmak, sınamak ve yüreğinde olanı, emirlerini koruyup korumayacağını bilmek içindi.
Veşamarta et mitsvot Adonay eloheha lalehet bidrahav uleyira oto.
וְשָׁ֣מַרְתָּ֔ אֶת־מִצְוֺ֖ת יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֑יךָ לָלֶ֥כֶת בִּדְרָכָ֖יו וּלְיִרְאָ֥ה אֹתֽוֹ׃
Tanrın Adonay’ın emirlerini koru; O’nun yollarında yürü ve O’ndan kork.
Vayomer Adonay elay kum red maher mize ki şihet ameha aşer hotseta mimitsrayim saru maher min hadereh aşer tsivitim asu lahem maseha.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֵלַ֗י ק֣וּם רֵ֤ד מַהֵר֙ מִזֶּ֔ה כִּ֚י שִׁחֵ֣ת עַמְּךָ֔ אֲשֶׁ֥ר הוֹצֵ֖אתָ מִמִּצְרָ֑יִם סָ֣רוּ מַהֵ֗ר מִן־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר צִוִּיתִ֔ם עָשׂ֥וּ לָהֶ֖ם מַסֵּכָֽה׃
Adonay bana şöyle dedi: ‘Kalk, buradan hemen in. Çünkü Mısır’dan çıkardığın halkın yoldan çıktı. Onlara buyurduğum yoldan hızla saptılar; kendilerine dökme bir put yaptılar.’
Vaere vehine hatatem ladonay elohehem asitem lahem egel maseha sartem maher min hadereh aşer tsiva Adonay ethem.
וָאֵ֗רֶא וְהִנֵּ֤ה חֲטָאתֶם֙ לַיהוָ֣ה אֱלֹֽהֵיכֶ֔ם עֲשִׂיתֶ֣ם לָכֶ֔ם עֵ֖גֶל מַסֵּכָ֑ה סַרְתֶּ֣ם מַהֵ֔ר מִן־הַדֶּ֕רֶךְ אֲשֶׁר־צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶתְכֶֽם׃
Baktım: Tanrınız Adonay’a karşı günah işlemiş, kendinize dökme bir buzağı yapmıştınız. Adonay’ın size buyurduğu yoldan hızla sapmıştınız.
Veata yisrael ma Adonay eloheha şoel meimah ki im leyira et Adonay eloheha lalehet behol derahav uleahava oto velaavod et Adonay eloheha behol levaveha uvehol nafşeha.
וְעַתָּה֙ יִשְׂרָאֵ֔ל מָ֚ה יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ שֹׁאֵ֖ל מֵעִמָּ֑ךְ כִּ֣י אִם־לְ֠יִרְאָה אֶת־יְהוָ֨ה אֱלֹהֶ֜יךָ לָלֶ֤כֶת בְּכָל־דְּרָכָיו֙ וּלְאַהֲבָ֣ה אֹת֔וֹ וְלַֽעֲבֹד֙ אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ בְּכָל־לְבָבְךָ֖ וּבְכָל־נַפְשֶֽׁךָ׃
Şimdi, İsrael, Tanrın Adonay senden ne istiyor? Tanrın Adonay’dan korkmanı, O’nun bütün yollarında yürümeni, O’nu sevmeni, bütün yüreğinle ve bütün canınla Tanrın Adonay’a kulluk etmeni,
Velimadtem otam et benehem ledaber bam beşivteha beveteha uvelehteha vadereh uveşohbeha uvekumeha.
וְלִמַּדְתֶּ֥ם אֹתָ֛ם אֶת־בְּנֵיכֶ֖ם לְדַבֵּ֣ר בָּ֑ם בְּשִׁבְתְּךָ֤ בְּבֵיתֶ֙ךָ֙ וּבְלֶכְתְּךָ֣ בַדֶּ֔רֶךְ וּֽבְשָׁכְבְּךָ֖ וּבְקוּמֶֽךָ׃
Onları çocuklarınıza öğretin; evinde otururken, yolda yürürken, yatarken ve kalkarken onlardan söz edin.
Ki im şamor tişmerun et kol hamitsva hazot aşer anohi metsave ethem laasotah leahava et Adonay elohehem lalehet behol derahav uledaveka vo.
כִּי֩ אִם־שָׁמֹ֨ר תִּשְׁמְר֜וּן אֶת־כָּל־הַמִּצְוָ֣ה הַזֹּ֗את אֲשֶׁ֧ר אָנֹכִ֛י מְצַוֶּ֥ה אֶתְכֶ֖ם לַעֲשֹׂתָ֑הּ לְאַהֲבָ֞ה אֶת־יְהוָ֧ה אֱלֹהֵיכֶ֛ם לָלֶ֥כֶת בְּכָל־דְּרָכָ֖יו וּלְדָבְקָה־בֽוֹ׃
Size uygulamanız için buyurduğum bu emrin tamamını titizlikle korur, Tanrınız Adonay’ı sever, bütün yollarında yürür ve O’na bağlı kalırsanız,
Kol hamakom aşer tidroh kaf raglehem bo lahem yihye min hamidbar vehalevanon min hanahar nehar perat vead hayam haaharon yihye gevulhem.
כָּל־הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁ֨ר תִּדְרֹ֧ךְ כַּֽף־רַגְלְכֶ֛ם בּ֖וֹ לָכֶ֣ם יִהְיֶ֑ה מִן־הַמִּדְבָּ֨ר וְהַלְּבָנ֜וֹן מִן־הַנָּהָ֣ר נְהַר־פְּרָ֗ת וְעַד֙ הַיָּ֣ם הָֽאַחֲר֔וֹן יִהְיֶ֖ה גְּבֻלְכֶֽם׃
Ayağınızın bastığı her yer sizin olacak. Çölden Levanon’a, nehirden, Perat Nehri’nden batı denizine kadar sınırınız uzanacak.
Lo yityatsev iş bifnehem pahdehem umoraahem yiten Adonay elohehem al pene hol haarets aşer tidrehu vah kaaşer diber lahem.
לֹא־יִתְיַצֵּ֥ב אִ֖ישׁ בִּפְנֵיכֶ֑ם פַּחְדְּכֶ֨ם וּמֽוֹרַאֲכֶ֜ם יִתֵּ֣ן ׀ יְהוָ֣ה אֱלֹֽהֵיכֶ֗ם עַל־פְּנֵ֤י כָל־הָאָ֙רֶץ֙ אֲשֶׁ֣ר תִּדְרְכוּ־בָ֔הּ כַּאֲשֶׁ֖ר דִּבֶּ֥ר לָכֶֽם׃ (ס)
Kimse karşınızda duramayacak. Tanrınız Adonay, size söylediği gibi, ayak basacağınız bütün ülkeye sizin korkunuzu ve dehşetinizi verecek.
Vehakelala im lo tişmeu el mitsvot Adonay elohehem vesartem min hadereh aşer anohi metsave ethem hayom lalehet ahare Elohim aherim aşer lo yedatem.
וְהַקְּלָלָ֗ה אִם־לֹ֤א תִשְׁמְעוּ֙ אֶל־מִצְוֺת֙ יְהוָ֣ה אֱלֹֽהֵיכֶ֔ם וְסַרְתֶּ֣ם מִן־הַדֶּ֔רֶךְ אֲשֶׁ֧ר אָנֹכִ֛י מְצַוֶּ֥ה אֶתְכֶ֖ם הַיּ֑וֹם לָלֶ֗כֶת אַחֲרֵ֛י אֱלֹהִ֥ים אֲחֵרִ֖ים אֲשֶׁ֥ר לֹֽא־יְדַעְתֶּֽם׃ (ס)
Lanet: Tanrınız Adonay’ın emirlerini dinlemez, bugün size buyurduğum yoldan sapıp tanımadığınız başka tanrıların ardından giderseniz.
Halo hema beever hayarden ahare dereh mevo haşemeş beerets hakenaani hayoşev baarava mul hagilgal etsel elone more.
הֲלֹא־הֵ֜מָּה בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֗ן אַֽחֲרֵי֙ דֶּ֚רֶךְ מְב֣וֹא הַשֶּׁ֔מֶשׁ בְּאֶ֙רֶץ֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י הַיֹּשֵׁ֖ב בָּעֲרָבָ֑ה מ֚וּל הַגִּלְגָּ֔ל אֵ֖צֶל אֵלוֹנֵ֥י מֹרֶֽה׃
Onlar Yarden’in ötesinde, gün batısı yolunun ardında, Arava’da yaşayan Kenaanlıların ülkesinde, Gilgal’ın karşısında, More meşelerinin yanında değil mi?
Vehanavi hau o holem hahalom hau yumat ki diber sara al Adonay elohehem hamotsi ethem meerets mitsrayim vehapodeha mibet avadim lehadihaha min hadereh aşer tsiveha Adonay eloheha lalehet bah uviarta hara mikirbeha.
וְהַנָּבִ֣יא הַה֡וּא א֣וֹ חֹלֵם֩ הַחֲל֨וֹם הַה֜וּא יוּמָ֗ת כִּ֣י דִבֶּר־סָ֠רָה עַל־יְהוָ֨ה אֱלֹֽהֵיכֶ֜ם הַמּוֹצִ֥יא אֶתְכֶ֣ם ׀ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֗יִם וְהַפֹּֽדְךָ֙ מִבֵּ֣ית עֲבָדִ֔ים לְהַדִּֽיחֲךָ֙ מִן־הַדֶּ֔רֶךְ אֲשֶׁ֧ר צִוְּךָ֛ יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לָלֶ֣כֶת בָּ֑הּ וּבִֽעַרְתָּ֥ הָרָ֖ע מִקִּרְבֶּֽךָ׃
O peygamber ya da düş gören öldürülecek. Çünkü sizi Mısır ülkesinden çıkaran ve seni kölelik evinden kurtaran Tanrınız Adonay’a karşı başkaldırı sözleri söyledi. Seni, Tanrın Adonay’ın yürümeni buyurduğu yoldan saptırmaya çalıştı. Böylece arandaki kötülüğü kaldıracaksın.
Vehi yirbe mimeha hadereh ki lo tuhal seeto ki yirhak mimeha hamakom aşer yivhar Adonay eloheha lasum şemo şam ki yevarehha Adonay eloheha.
וְכִֽי־יִרְבֶּ֨ה מִמְּךָ֜ הַדֶּ֗רֶךְ כִּ֣י לֹ֣א תוּכַ֘ל שְׂאֵתוֹ֒ כִּֽי־יִרְחַ֤ק מִמְּךָ֙ הַמָּק֔וֹם אֲשֶׁ֤ר יִבְחַר֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ לָשׂ֥וּם שְׁמ֖וֹ שָׁ֑ם כִּ֥י יְבָרֶכְךָ֖ יְהוָ֥ה אֱלֹהֶֽיךָ׃
Yol senin için çok uzunsa ve onu taşıyamıyorsan, Tanrın Adonay’ın adını koymak için seçeceği yer sana uzaksa, Tanrın Adonay seni kutsadığında,
Rak lo yarbe lo susim velo yaşiv et haam mitsrayma lemaan harbot sus vadonay amar lahem lo tosifun laşuv badereh haze od.
רַק֮ לֹא־יַרְבֶּה־לּ֣וֹ סוּסִים֒ וְלֹֽא־יָשִׁ֤יב אֶת־הָעָם֙ מִצְרַ֔יְמָה לְמַ֖עַן הַרְבּ֣וֹת ס֑וּס וַֽיהוָה֙ אָמַ֣ר לָכֶ֔ם לֹ֣א תֹסִפ֗וּן לָשׁ֛וּב בַּדֶּ֥רֶךְ הַזֶּ֖ה עֽוֹד׃
Ancak kendisi için çok sayıda at edinmeyecek; atlarını çoğaltmak amacıyla halkı Mısır'a geri götürmeyecek. Adonay size, 'Bir daha bu yoldan geri dönmeyeceksiniz' demiştir.
Tahin leha hadereh veşilaşta et gevul artseha aşer yanhileha Adonay eloheha vehaya lanus şama kol rotseah.
תָּכִ֣ין לְךָ֮ הַדֶּרֶךְ֒ וְשִׁלַּשְׁתָּ֙ אֶת־גְּב֣וּל אַרְצְךָ֔ אֲשֶׁ֥ר יַנְחִֽילְךָ֖ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֑יךָ וְהָיָ֕ה לָנ֥וּס שָׁ֖מָּה כָּל־רֹצֵֽחַ׃
Yolları hazırlayacak, Tanrın Adonay'ın sana miras vereceği ülkenin topraklarını üç bölgeye böleceksin. Adam öldüren herkes oralara kaçabilsin.
Pen yirdof goel hadam ahare harotseah ki yeham levavo vehisigo ki yirbe hadereh vehikau nafeş velo en mişpat mavet ki lo sone u lo mitemol şilşom.
פֶּן־יִרְדֹּף֩ גֹּאֵ֨ל הַדָּ֜ם אַחֲרֵ֣י הָרֹצֵ֗חַ כִּי־יֵחַם֮ לְבָבוֹ֒ וְהִשִּׂיג֛וֹ כִּֽי־יִרְבֶּ֥ה הַדֶּ֖רֶךְ וְהִכָּ֣הוּ נָ֑פֶשׁ וְלוֹ֙ אֵ֣ין מִשְׁפַּט־מָ֔וֶת כִּ֠י לֹ֣א שֹׂנֵ֥א ה֛וּא ל֖וֹ מִתְּמ֥וֹל שִׁלְשֽׁוֹם׃
Yoksa kanın öcünü alacak yakın, öfkesi alevlenmişken öldürenin peşine düşebilir; yol uzun olduğu için ona yetişip onu öldürebilir. Oysa önceden ona nefret beslemediği için öldüren kişi ölüm cezasını hak etmemiştir.
Ki tişmor et kol hamitsva hazot laasotah aşer anohi metsaveha hayom leahava et Adonay eloheha velalehet bidrahav kol hayamim veyasafta leha od şaloş arim al haşaloş haele.
כִּֽי־תִשְׁמֹר֩ אֶת־כָּל־הַמִּצְוָ֨ה הַזֹּ֜את לַעֲשֹׂתָ֗הּ אֲשֶׁ֨ר אָנֹכִ֣י מְצַוְּךָ֮ הַיּוֹם֒ לְאַהֲבָ֞ה אֶת־יְהוָ֧ה אֱלֹהֶ֛יךָ וְלָלֶ֥כֶת בִּדְרָכָ֖יו כָּל־הַיָּמִ֑ים וְיָסַפְתָּ֨ לְךָ֥ עוֹד֙ שָׁלֹ֣שׁ עָרִ֔ים עַ֖ל הַשָּׁלֹ֥שׁ הָאֵֽלֶּה׃
bugün sana buyurduğum bütün bu buyrukları yerine getirmeye özen gösterir, Tanrın Adonay'ı sever ve her zaman Onun yollarında yürürsen, bu üç kente üç kent daha ekleyeceksin.
Lo tire et hamor ahiha o şoro nofelim badereh vehitalamta mehem hakem takim imo.
לֹא־תִרְאֶה֩ אֶת־חֲמ֨וֹר אָחִ֜יךָ א֤וֹ שׁוֹרוֹ֙ נֹפְלִ֣ים בַּדֶּ֔רֶךְ וְהִתְעַלַּמְתָּ֖ מֵהֶ֑ם הָקֵ֥ם תָּקִ֖ים עִמּֽוֹ׃ (ס)
Kardeşinin eşeğinin ya da sığırının yolda yere yığıldığını görüp görmezden gelmeyeceksin. Onunla birlikte hayvanı mutlaka kaldıracaksın.
Ki yikare kan tsipor lefaneha badereh behol ets o al haarets efrohim o vetsim vehaem rovetset al haefrohim o al habetsim lo tikah haem al habanim.
כִּ֣י יִקָּרֵ֣א קַן־צִפּ֣וֹר ׀ לְפָנֶ֡יךָ בַּדֶּ֜רֶךְ בְּכָל־עֵ֣ץ ׀ א֣וֹ עַל־הָאָ֗רֶץ אֶפְרֹחִים֙ א֣וֹ בֵיצִ֔ים וְהָאֵ֤ם רֹבֶ֙צֶת֙ עַל־הָֽאֶפְרֹחִ֔ים א֖וֹ עַל־הַבֵּיצִ֑ים לֹא־תִקַּ֥ח הָאֵ֖ם עַל־הַבָּנִֽים׃
Yolda, herhangi bir ağaçta ya da yerde, içinde yavrular veya yumurtalar bulunan bir kuş yuvasına rastlarsan ve anne yavruların ya da yumurtaların üzerinde yatıyorsa, anneyi yavrularıyla birlikte almayacaksın.
Al devar aşer lo kidemu ethem balehem uvamayim badereh betsetehem mimitsrayim vaaşer sahar aleha et bilam ben beor mipetor aram naharayim lekaleleka.
עַל־דְּבַ֞ר אֲשֶׁ֨ר לֹא־קִדְּמ֤וּ אֶתְכֶם֙ בַּלֶּ֣חֶם וּבַמַּ֔יִם בַּדֶּ֖רֶךְ בְּצֵאתְכֶ֣ם מִמִּצְרָ֑יִם וַאֲשֶׁר֩ שָׂכַ֨ר עָלֶ֜יךָ אֶת־בִּלְעָ֣ם בֶּן־בְּע֗וֹר מִפְּת֛וֹר אֲרַ֥ם נַהֲרַ֖יִם לְקַֽלְלֶֽךָּ׃
Çünkü Mısır'dan çıktığınızda sizi yolda ekmek ve suyla karşılamadılar; seni lanetlemesi için Aram-Naarayim'deki Petor'dan Beor oğlu Bilam'ı sana karşı ücretle tuttular.
Zahor et aşer asa Adonay eloheha lemiryam badereh betsetehem mimitsrayim.
זָכ֕וֹר אֵ֧ת אֲשֶׁר־עָשָׂ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לְמִרְיָ֑ם בַּדֶּ֖רֶךְ בְּצֵאתְכֶ֥ם מִמִּצְרָֽיִם׃ (ס)
Mısır'dan çıktığınızda, yolda Tanrın Adonay'ın Miryam'a yaptığını hatırla.
Zahor et aşer asa leha amalek badereh betsetehem mimitsrayim.
זָכ֕וֹר אֵ֛ת אֲשֶׁר־עָשָׂ֥ה לְךָ֖ עֲמָלֵ֑ק בַּדֶּ֖רֶךְ בְּצֵאתְכֶ֥ם מִמִּצְרָֽיִם׃
Mısır'dan çıktığınızda Amalek'in yolda sana yaptığını hatırla.
Aşer kareha badereh vayezanev beha kol haneheşalim ahareha veata ayef veyagea velo yare Elohim.
אֲשֶׁ֨ר קָֽרְךָ֜ בַּדֶּ֗רֶךְ וַיְזַנֵּ֤ב בְּךָ֙ כָּל־הַנֶּחֱשָׁלִ֣ים אַֽחַרֶ֔יךָ וְאַתָּ֖ה עָיֵ֣ף וְיָגֵ֑עַ וְלֹ֥א יָרֵ֖א אֱלֹהִֽים׃
Sen yorgun ve bitkinken yolda karşına çıkıp arkanda kalan bütün güçsüzlere saldırdı. Tanrı'dan korkmadı.
Temel kelimeler (lemmalar)
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.