İçeriğe geç

TORA’DA KELİME

וישבו

geri dönmek, dönmek; geri getirmek, eski hâline getirmek; vazgeçmek; yeniden yapmak; geri vermek/ödemek; karşılık vermek; tövbe etmek, yönünü değiştirmek · oturmak; kalmak, ikamet etmek, yaşamak; yerleşmek; yerleştirmek; tahtta oturmak; sürdürmek · esir almak; tutsak etmek

Bu İbranice biçim Tora’da 26 kez, 26 farklı ayette görülür.

Türkçe okunuş biçimleri
VayaşuvuvayeşevuveyaşuvuveyeşevuvayaşivuVayişbuveyaşivu
Temel kelimeler (lemmalar)
שׁוּביָשַׁבשָׁבָה
Kökler
שובישבשבה

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit11 kullanım11 ayet
  • Şemot4 kullanım4 ayet
  • Bamidbar5 kullanım5 ayet
  • Devarim6 kullanım6 ayet

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 8:3

    Vayaşuvu hamayim meal haarets haloh vaşov vayahseru hamayim miktse hamişim umeat yom.

    וַיָּשֻׁ֧בוּ הַמַּ֛יִם מֵעַ֥ל הָאָ֖רֶץ הָל֣וֹךְ וָשׁ֑וֹב וַיַּחְסְר֣וּ הַמַּ֔יִם מִקְצֵ֕ה חֲמִשִּׁ֥ים וּמְאַ֖ת יֽוֹם׃

    Sular yeryüzünden giderek çekildi. Yüz elli günün sonunda sular azalmıştı.

  2. Bereşit 11:2

    Vayehi benaseam mikedem vayimtseu vika beerets şinar vayeşevu şam.

    וַֽיְהִ֖י בְּנָסְעָ֣ם מִקֶּ֑דֶם וַֽיִּמְצְא֥וּ בִקְעָ֛ה בְּאֶ֥רֶץ שִׁנְעָ֖ר וַיֵּ֥שְׁבוּ שָֽׁם׃

    Doğudan göç ederken Şinar ülkesinde bir ova bulup oraya yerleştiler.

  3. Bereşit 11:31

    Vayikah terah et avram beno veet lot ben haran ben beno veet saray kalato eşet avram beno vayetseu itam meur kasdim lalehet artsa kenaan vayavou ad haran vayeşevu şam.

    וַיִּקַּ֨ח תֶּ֜רַח אֶת־אַבְרָ֣ם בְּנ֗וֹ וְאֶת־ל֤וֹט בֶּן־הָרָן֙ בֶּן־בְּנ֔וֹ וְאֵת֙ שָׂרַ֣י כַּלָּת֔וֹ אֵ֖שֶׁת אַבְרָ֣ם בְּנ֑וֹ וַיֵּצְא֨וּ אִתָּ֜ם מֵא֣וּר כַּשְׂדִּ֗ים לָלֶ֙כֶת֙ אַ֣רְצָה כְּנַ֔עַן וַיָּבֹ֥אוּ עַד־חָרָ֖ן וַיֵּ֥שְׁבוּ שָֽׁם׃

    Terah, oğlu Avram’ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lot’u ve oğlu Avram’ın karısı olan gelini Saray’ı aldı. Kenaan ülkesine gitmek üzere birlikte Ur-Kasdim’den çıktılar. Haran’a kadar gelip oraya yerleştiler.

  4. Bereşit 14:7

    Vayaşuvu vayavou el en mişpat hi kadeş vayaku et kol sede haamaleki vegam et haemori hayoşev behatsetson tamar.

    וַ֠יָּשֻׁבוּ וַיָּבֹ֜אוּ אֶל־עֵ֤ין מִשְׁפָּט֙ הִ֣וא קָדֵ֔שׁ וַיַּכּ֕וּ אֶֽת־כָּל־שְׂדֵ֖ה הָעֲמָלֵקִ֑י וְגַם֙ אֶת־הָ֣אֱמֹרִ֔י הַיֹּשֵׁ֖ב בְּחַֽצְצֹ֥ן תָּמָֽר׃

    Sonra dönüp En-Mişpat’a, yani Kadeş’e geldiler. Amaleklilerin bütün topraklarını ve Hatsatson-Tamar’da yaşayan Emorileri de bozguna uğrattılar.

  5. Bereşit 21:32

    Vayihretu verit biver şava vayakom avimeleh ufihol sar tsevao vayaşuvu el erets peliştim.

    וַיִּכְרְת֥וּ בְרִ֖ית בִּבְאֵ֣ר שָׁ֑בַע וַיָּ֣קָם אֲבִימֶ֗לֶךְ וּפִיכֹל֙ שַׂר־צְבָא֔וֹ וַיָּשֻׁ֖בוּ אֶל־אֶ֥רֶץ פְּלִשְׁתִּֽים׃

    Beer-Şeva’da antlaşma yaptılar. Sonra Avimeleh ve ordusunun komutanı Pihol kalkıp Peliştilerin ülkesine döndüler.

  6. Bereşit 32:7

    Vayaşuvu hamalahim el yaakov lemor banu el ahiha el esav vegam holeh likrateha vearba meot iş imo.

    וַיָּשֻׁ֙בוּ֙ הַמַּלְאָכִ֔ים אֶֽל־יַעֲקֹ֖ב לֵאמֹ֑ר בָּ֤אנוּ אֶל־אָחִ֙יךָ֙ אֶל־עֵשָׂ֔ו וְגַם֙ הֹלֵ֣ךְ לִקְרָֽאתְךָ֔ וְאַרְבַּע־מֵא֥וֹת אִ֖ישׁ עִמּֽוֹ׃

    Haberciler Yaakov’a dönüp, “Kardeşin Esav’ın yanına gittik” dediler. “O da seni karşılamaya geliyor; yanında dört yüz adam var.”

  7. Bereşit 34:21

    Haanaşim haele şelemim hem itanu veyeşevu vaarets veyisharu otah vehaarets hine rahavat yadayim lifnehem et benotam nikah lanu lenaşim veet benotenu niten lahem.

    הָאֲנָשִׁ֨ים הָאֵ֜לֶּה שְֽׁלֵמִ֧ים הֵ֣ם אִתָּ֗נוּ וְיֵשְׁב֤וּ בָאָ֙רֶץ֙ וְיִסְחֲר֣וּ אֹתָ֔הּ וְהָאָ֛רֶץ הִנֵּ֥ה רַֽחֲבַת־יָדַ֖יִם לִפְנֵיהֶ֑ם אֶת־בְּנֹתָם֙ נִקַּֽח־לָ֣נוּ לְנָשִׁ֔ים וְאֶת־בְּנֹתֵ֖ינוּ נִתֵּ֥ן לָהֶֽם׃

    “Bu adamlar bizimle barış içinde. Ülkede oturup ticaret yapsınlar; ülke önlerinde yeterince geniş. Kızlarını kendimize eş alır, kızlarımızı onlara veririz.

  8. Bereşit 34:23

    Miknehem vekinyanam vehol behemtam halo lanu hem ah neota lahem veyeşevu itanu.

    מִקְנֵהֶ֤ם וְקִנְיָנָם֙ וְכָל־בְּהֶמְתָּ֔ם הֲל֥וֹא לָ֖נוּ הֵ֑ם אַ֚ךְ נֵא֣וֹתָה לָהֶ֔ם וְיֵשְׁב֖וּ אִתָּֽנוּ׃

    Sürüleri, malları ve bütün hayvanları bizim olmayacak mı? Yeter ki onlara razı olalım; bizimle yaşasınlar.”

  9. Bereşit 37:25

    Vayeşevu leehol lehem vayisu enehem vayiru vehine orehat yişmeelim baa migilad ugemalehem noseim nehot utseri valot holehim lehorid mitsrayema.

    וַיֵּשְׁבוּ֮ לֶֽאֱכָל־לֶחֶם֒ וַיִּשְׂא֤וּ עֵֽינֵיהֶם֙ וַיִּרְא֔וּ וְהִנֵּה֙ אֹרְחַ֣ת יִשְׁמְעֵאלִ֔ים בָּאָ֖ה מִגִּלְעָ֑ד וּגְמַלֵּיהֶ֣ם נֹֽשְׂאִ֗ים נְכֹאת֙ וּצְרִ֣י וָלֹ֔ט הוֹלְכִ֖ים לְהוֹרִ֥יד מִצְרָֽיְמָה׃

    Yemek yemeye oturdular. Gözlerini kaldırıp baktıklarında Gilad’dan gelen bir Yişmaelli kervanı gördüler. Develeri baharat, balsam ve laden yüklüydü; bunları Mısır’a götürüyorlardı.

  10. Bereşit 43:33

    Vayeşevu lefanav habehor kivhorato vehatsair kitsirato vayitmeu haanaşim iş el reeu.

    וַיֵּשְׁב֣וּ לְפָנָ֔יו הַבְּכֹר֙ כִּבְכֹ֣רָת֔וֹ וְהַצָּעִ֖יר כִּצְעִרָת֑וֹ וַיִּתְמְה֥וּ הָאֲנָשִׁ֖ים אִ֥ישׁ אֶל־רֵעֵֽהוּ׃

    Kardeşler, en büyükten en küçüğe, doğum sıralarına göre onun karşısına oturtuldular. Şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.

  11. Bereşit 44:13

    Vayikreu simlotam vayaamos iş al hamoro vayaşuvu haira.

    וַֽיִּקְרְע֖וּ שִׂמְלֹתָ֑ם וַֽיַּעֲמֹס֙ אִ֣ישׁ עַל־חֲמֹר֔וֹ וַיָּשֻׁ֖בוּ הָעִֽירָה׃

    Kardeşler giysilerini yırttılar. Her biri eşeğini yükledi ve kente döndüler.

  12. Şemot 14:2

    Daber el bene yisrael veyaşuvu veyahanu lifne pi hahirot ben migdol uven hayam lifne baal tsefon nihho tahanu al hayam.

    דַּבֵּר֮ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ וְיָשֻׁ֗בוּ וְיַחֲנוּ֙ לִפְנֵי֙ פִּ֣י הַחִירֹ֔ת בֵּ֥ין מִגְדֹּ֖ל וּבֵ֣ין הַיָּ֑ם לִפְנֵי֙ בַּ֣עַל צְפֹ֔ן נִכְח֥וֹ תַחֲנ֖וּ עַל־הַיָּֽם׃

    “İsrael oğullarına söyle, geri dönüp Pi Hahirot’un önünde, Migdol ile deniz arasında, Baal Tsefon’un karşısında konaklasınlar. Onun karşısında, deniz kıyısında konaklayacaksınız.

  13. Şemot 14:26

    Vayomer Adonay el moşe nete et yadeha al hayam veyaşuvu hamayim al mitsrayim al rihbo veal paraşav.

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה נְטֵ֥ה אֶת־יָדְךָ֖ עַל־הַיָּ֑ם וְיָשֻׁ֤בוּ הַמַּ֙יִם֙ עַל־מִצְרַ֔יִם עַל־רִכְבּ֖וֹ וְעַל־פָּרָשָֽׁיו׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Elini denizin üzerine uzat; sular Mısırlıların, savaş arabalarının ve atlılarının üzerine geri dönsün.”

  14. Şemot 14:28

    Vayaşuvu hamayim vayehasu et harehev veet haparaşim lehol hel paro habaim aharehem bayam lo nişar bahem ad ehad.

    וַיָּשֻׁ֣בוּ הַמַּ֗יִם וַיְכַסּ֤וּ אֶת־הָרֶ֙כֶב֙ וְאֶת־הַפָּ֣רָשִׁ֔ים לְכֹל֙ חֵ֣יל פַּרְעֹ֔ה הַבָּאִ֥ים אַחֲרֵיהֶ֖ם בַּיָּ֑ם לֹֽא־נִשְׁאַ֥ר בָּהֶ֖ם עַד־אֶחָֽד׃

    Sular geri dönüp savaş arabalarını, atlıları ve İsrael oğullarının arkasından denize giren Firavun’un bütün ordusunu örttü. İçlerinden bir teki bile kalmadı.

  15. Şemot 34:31

    Vayikra alehem moşe vayaşuvu elav aharon vehol hanesiim baeda vayedaber moşe alehem.

    וַיִּקְרָ֤א אֲלֵהֶם֙ מֹשֶׁ֔ה וַיָּשֻׁ֧בוּ אֵלָ֛יו אַהֲרֹ֥ן וְכָל־הַנְּשִׂאִ֖ים בָּעֵדָ֑ה וַיְדַבֵּ֥ר מֹשֶׁ֖ה אֲלֵהֶֽם׃

    Moşe onları çağırdı. Aaron ve topluluğun bütün önderleri yanına döndüler; Moşe onlarla konuştu.

  16. Bamidbar 11:4

    Vehasafsuf aşer bekirbo hitavu taava vayaşuvu vayivku gam bene yisrael vayomeru mi yaahilenu basar.

    וְהָֽאסַפְסֻף֙ אֲשֶׁ֣ר בְּקִרְבּ֔וֹ הִתְאַוּ֖וּ תַּאֲוָ֑ה וַיָּשֻׁ֣בוּ וַיִּבְכּ֗וּ גַּ֚ם בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל וַיֹּ֣אמְר֔וּ מִ֥י יַאֲכִלֵ֖נוּ בָּשָֽׂר׃

    Aralarındaki karışık kalabalık büyük bir arzuya kapıldı. İsraeloğulları da yeniden ağlayıp, “Bize kim et yedirecek?” dediler.

  17. Bamidbar 13:25

    Vayaşuvu mitur haarets mikets arbaim yom.

    וַיָּשֻׁ֖בוּ מִתּ֣וּר הָאָ֑רֶץ מִקֵּ֖ץ אַרְבָּעִ֥ים יֽוֹם׃

    Kırk günün sonunda ülkeyi araştırmaktan döndüler.

  18. Bamidbar 14:36

    Vehaanaşim aşer şalah moşe latur et haarets vayaşuvu vayalinu alav et kol haeda lehotsi diba al haarets.

    וְהָ֣אֲנָשִׁ֔ים אֲשֶׁר־שָׁלַ֥ח מֹשֶׁ֖ה לָת֣וּר אֶת־הָאָ֑רֶץ וַיָּשֻׁ֗בוּ וילונו [וַיַּלִּ֤ינוּ] עָלָיו֙ אֶת־כָּל־הָ֣עֵדָ֔ה לְהוֹצִ֥יא דִבָּ֖ה עַל־הָאָֽרֶץ׃

    Moşe’nin ülkeyi araştırmaya gönderdiği adamlar dönüp ülke hakkında kötü haber yayarak bütün topluluğun ona karşı söylenmesine yol açmışlardı.

  19. Bamidbar 22:8

    Vayomer alehem linu fo halayla vahaşivoti ethem davar kaaşer yedaber Adonay elay vayeşevu sare moav im bilam.

    וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵיהֶ֗ם לִ֤ינוּ פֹה֙ הַלַּ֔יְלָה וַהֲשִׁבֹתִ֤י אֶתְכֶם֙ דָּבָ֔ר כַּאֲשֶׁ֛ר יְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֵלָ֑י וַיֵּשְׁב֥וּ שָׂרֵֽי־מוֹאָ֖ב עִם־בִּלְעָֽם׃

    Bilam onlara, “Bu gece burada kalın. Adonay’ın bana söyleyeceği söze göre size cevap vereceğim” dedi. Moav’ın önderleri Bilam’ın yanında kaldılar.

  20. Bamidbar 31:9

    Vayişbu vene yisrael et neşe midyan veet tapam veet kol behemtam veet kol miknehem veet kol helam bazazu.

    וַיִּשְׁבּ֧וּ בְנֵי־יִשְׂרָאֵ֛ל אֶת־נְשֵׁ֥י מִדְיָ֖ן וְאֶת־טַפָּ֑ם וְאֵ֨ת כָּל־בְּהֶמְתָּ֧ם וְאֶת־כָּל־מִקְנֵהֶ֛ם וְאֶת־כָּל־חֵילָ֖ם בָּזָֽזוּ׃

    İsraeloğulları Midyan’ın kadınlarını ve çocuklarını esir aldılar. Bütün hayvanlarını, bütün sürülerini ve bütün mallarını yağmaladılar.

  21. Devarim 1:22

    Vatikrevun elay kulehem vatomeru nişleha anaşim lefanenu veyahperu lanu et haarets veyaşivu otanu davar et hadereh aşer naale bah veet hearim aşer navo alehen.

    וַתִּקְרְב֣וּן אֵלַי֮ כֻּלְּכֶם֒ וַתֹּאמְר֗וּ נִשְׁלְחָ֤ה אֲנָשִׁים֙ לְפָנֵ֔ינוּ וְיַחְפְּרוּ־לָ֖נוּ אֶת־הָאָ֑רֶץ וְיָשִׁ֤בוּ אֹתָ֙נוּ֙ דָּבָ֔ר אֶת־הַדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר נַעֲלֶה־בָּ֔הּ וְאֵת֙ הֶֽעָרִ֔ים אֲשֶׁ֥ר נָבֹ֖א אֲלֵיהֶֽן׃

    Hepiniz bana yaklaşıp, ‘Önümüzden adamlar gönderelim. Bizim için ülkeyi araştırsınlar; çıkacağımız yol ve gireceğimiz şehirler hakkında bize haber getirsinler’ dediniz.

  22. Devarim 1:25

    Vayikhu veyadam miperi haarets vayoridu elenu vayaşivu otanu davar vayomeru tova haarets aşer Adonay elohenu noten lanu.

    וַיִּקְח֤וּ בְיָדָם֙ מִפְּרִ֣י הָאָ֔רֶץ וַיּוֹרִ֖דוּ אֵלֵ֑ינוּ וַיָּשִׁ֨בוּ אֹתָ֤נוּ דָבָר֙ וַיֹּ֣אמְר֔וּ טוֹבָ֣ה הָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר־יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ נֹתֵ֥ן לָֽנוּ׃

    Ülkenin meyvelerinden ellerine alıp bize getirdiler. Bize haber verip, ‘Tanrımız Adonay’ın bize verdiği ülke iyidir’ dediler.

  23. Devarim 2:12

    Uveseir yaşevu hahorim lefanim uvene esav yiraşum vayaşmidum mipenehem vayeşevu tahtam kaaşer asa yisrael leerets yeruşato aşer natan Adonay lahem.

    וּבְשֵׂעִ֞יר יָשְׁב֣וּ הַחֹרִים֮ לְפָנִים֒ וּבְנֵ֧י עֵשָׂ֣ו יִֽירָשׁ֗וּם וַיַּשְׁמִידוּם֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיֵּשְׁב֖וּ תַּחְתָּ֑ם כַּאֲשֶׁ֧ר עָשָׂ֣ה יִשְׂרָאֵ֗ל לְאֶ֙רֶץ֙ יְרֻשָּׁת֔וֹ אֲשֶׁר־נָתַ֥ן יְהוָ֖ה לָהֶֽם׃

    Önceden Seir’de Horiler yaşıyordu. Esav oğulları onları yerlerinden ettiler; önlerinden yok edip yerlerine yerleştiler. İsrael’in de Adonay’ın kendilerine verdiği miras ülkesine yaptığı gibi.

  24. Devarim 2:21

    Am gadol verav varam kaanakim vayaşmidem Adonay mipenehem vayiraşum vayeşevu tahtam.

    עַ֣ם גָּד֥וֹל וְרַ֛ב וָרָ֖ם כָּעֲנָקִ֑ים וַיַּשְׁמִידֵ֤ם יְהוָה֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיִּירָשֻׁ֖ם וַיֵּשְׁב֥וּ תַחְתָּֽם׃

    Anaklılar gibi iri, kalabalık ve uzun boylu bir halktı. Adonay onları Ammonluların önünden yok etti; Ammonlular onları yerlerinden edip yerlerine yerleştiler.

  25. Devarim 2:22

    Kaaşer asa livne esav hayoşevim beseir aşer hişmid et hahori mipenehem vayiraşum vayeşevu tahtam ad hayom haze.

    כַּאֲשֶׁ֤ר עָשָׂה֙ לִבְנֵ֣י עֵשָׂ֔ו הַיֹּשְׁבִ֖ים בְּשֵׂעִ֑יר אֲשֶׁ֨ר הִשְׁמִ֤יד אֶת־הַחֹרִי֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיִּֽירָשֻׁם֙ וַיֵּשְׁב֣וּ תַחְתָּ֔ם עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃

    Seir’de yaşayan Esav oğulları için yaptığı gibi: Horileri onların önünden yok etmişti. Onları yerlerinden edip bugüne kadar yerlerine yerleştiler.

  26. Devarim 2:23

    Vehaavim hayoşevim bahatserim ad aza kaftorim hayotseim mikaftor hişmidum vayeşevu tahtam.

    וְהָֽעַוִּ֛ים הַיֹּשְׁבִ֥ים בַּחֲצֵרִ֖ים עַד־עַזָּ֑ה כַּפְתֹּרִים֙ הַיֹּצְאִ֣ים מִכַּפְתּ֔וֹר הִשְׁמִידֻ֖ם וַיֵּשְׁב֥וּ תַחְתָּֽם׃

    Gazze’ye kadar köylerde yaşayan Avvimlere gelince, Kaftor’dan çıkan Kaftorlular onları yok edip yerlerine yerleştiler.

Kelimenin yapısı

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Temel kelime (lemma) שׁוּב

Kök — שורש (şoreş) שוב

Türkçe anlam: geri dönmek, dönmek; geri getirmek, eski hâline getirmek; vazgeçmek; yeniden yapmak; geri vermek/ödemek; karşılık vermek; tövbe etmek, yönünü değiştirmek

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to turn around; to turn (someone) around; to cause to turn; to roll; to vent (one's) anger; to turn (to someone); to turn (someone) back (to someone); to turn away (from someone)

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul

Bu yapının kullanımı: 10 kez

Teknik kodHC/Vqw3mp

Temel kelime (lemma) יָשַׁב

Kök — שורש (şoreş) ישב

Türkçe anlam: oturmak; kalmak, ikamet etmek, yaşamak; yerleşmek; yerleştirmek; tahtta oturmak; sürdürmek

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul

Bu yapının kullanımı: 9 kez

Teknik kodHC/Vqw3mp

Temel kelime (lemma) יָשַׁב

Kök — שורש (şoreş) ישב

Türkçe anlam: oturmak; kalmak, ikamet etmek, yaşamak; yerleşmek; yerleştirmek; tahtta oturmak; sürdürmek

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul

Bu yapının kullanımı: 2 kez

Teknik kodHC/Vqi3mp

Temel kelime (lemma) שׁוּב

Kök — שורש (şoreş) שוב

Türkçe anlam: geri dönmek, dönmek; geri getirmek, eski hâline getirmek; vazgeçmek; yeniden yapmak; geri vermek/ödemek; karşılık vermek; tövbe etmek, yönünü değiştirmek

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to turn around; to turn (someone) around; to cause to turn; to roll; to vent (one's) anger; to turn (to someone); to turn (someone) back (to someone); to turn away (from someone)

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, jussif, 3. kişi, eril, çoğul

Bu yapının kullanımı: 2 kez

Teknik kodHC/Vqj3mp

Temel kelime (lemma) שָׁבָה

Kök — שורש (şoreş) שבה

Türkçe anlam: esir almak; tutsak etmek

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

captive; to take captive; to carry off; captor

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul

Bu yapının kullanımı: 1 kez

Teknik kodHC/Vqw3mp

Temel kelime (lemma) שׁוּב

Kök — שורש (şoreş) שוב

Türkçe anlam: geri dönmek, dönmek; geri getirmek, eski hâline getirmek; vazgeçmek; yeniden yapmak; geri vermek/ödemek; karşılık vermek; tövbe etmek, yönünü değiştirmek

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to turn around; to turn (someone) around; to cause to turn; to roll; to vent (one's) anger; to turn (to someone); to turn (someone) back (to someone); to turn away (from someone)

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Hifil, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul

Bu yapının kullanımı: 1 kez

Teknik kodHC/Vhi3mp

Temel kelime (lemma) שׁוּב

Kök — שורש (şoreş) שוב

Türkçe anlam: geri dönmek, dönmek; geri getirmek, eski hâline getirmek; vazgeçmek; yeniden yapmak; geri vermek/ödemek; karşılık vermek; tövbe etmek, yönünü değiştirmek

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to turn around; to turn (someone) around; to cause to turn; to roll; to vent (one's) anger; to turn (to someone); to turn (someone) back (to someone); to turn away (from someone)

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Hifil, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul

Bu yapının kullanımı: 1 kez

Teknik kodHC/Vhw3mp
Veri ve yöntem

Kelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.

Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.