Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
place; spot; site
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 15 kez
Teknik kod
HNcmsaTORA’DA KELİME
yer; mekân; konum
Bu İbranice biçim Tora’da 24 kez, 24 farklı ayette görülür.
Vayomer Elohim yikavu hamayim mitahat haşamayim el makom ehad veterae hayabaşa vayehi hen.
וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יִקָּו֨וּ הַמַּ֜יִם מִתַּ֤חַת הַשָּׁמַ֙יִם֙ אֶל־מָק֣וֹם אֶחָ֔ד וְתֵרָאֶ֖ה הַיַּבָּשָׁ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃
Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın ve kuru yer görünsün” dedi. Böyle oldu.
Vayaavor avram baarets ad mekom şehem ad elon more vehakenaani az baarets.
וַיַּעֲבֹ֤ר אַבְרָם֙ בָּאָ֔רֶץ עַ֚ד מְק֣וֹם שְׁכֶ֔ם עַ֖ד אֵל֣וֹן מוֹרֶ֑ה וְהַֽכְּנַעֲנִ֖י אָ֥ז בָּאָֽרֶץ׃
Avram ülkeyi geçerek Şehem’deki yere, More meşesine kadar geldi. O sırada ülkede Kenaanlılar bulunuyordu.
El mekom hamizbeah aşer asa şam barişona vayikra şam avram beşem Adonay.
אֶל־מְקוֹם֙ הַמִּזְבֵּ֔חַ אֲשֶׁר־עָ֥שָׂה שָׁ֖ם בָּרִאשֹׁנָ֑ה וַיִּקְרָ֥א שָׁ֛ם אַבְרָ֖ם בְּשֵׁ֥ם יְהוָֽה׃
Daha önce yaptığı sunağın bulunduğu yere geldi. Avram orada Adonay’ın adıyla yakardı.
Vayomer bat mi at hagidi na li hayeş bet avih makom lanu lalin.
וַיֹּ֙אמֶר֙ בַּת־מִ֣י אַ֔תְּ הַגִּ֥ידִי נָ֖א לִ֑י הֲיֵ֧שׁ בֵּית־אָבִ֛יךְ מָק֥וֹם לָ֖נוּ לָלִֽין׃
“Kimin kızısın? Lütfen bana söyle” dedi. “Babanın evinde geceyi geçirebileceğimiz bir yer var mı?”
Vatomer elav gam teven gam mispo rav imanu gam makom lalun.
וַתֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו גַּם־תֶּ֥בֶן גַּם־מִסְפּ֖וֹא רַ֣ב עִמָּ֑נוּ גַּם־מָק֖וֹם לָלֽוּן׃
“Bizde bol saman ve yem var; gecelemek için yer de var” diye ekledi.
Vayikah adone yosef oto vayiteneu el bet hasohar mekom aşer asire hameleh asurim vayehi şam bevet hasohar.
וַיִּקַּח֩ אֲדֹנֵ֨י יוֹסֵ֜ף אֹת֗וֹ וַֽיִּתְּנֵ֙הוּ֙ אֶל־בֵּ֣ית הַסֹּ֔הַר מְק֕וֹם אֲשֶׁר־אסורי [אֲסִירֵ֥י] הַמֶּ֖לֶךְ אֲסוּרִ֑ים וַֽיְהִי־שָׁ֖ם בְּבֵ֥ית הַסֹּֽהַר׃
Yosef’in efendisi onu alıp kralın tutsaklarının tutulduğu zindana koydu. Yosef orada, zindanda kaldı.
Vayiten otam bemişmar bet sar hatabahim el bet hasohar mekom aşer yosef asur şam.
וַיִּתֵּ֨ן אֹתָ֜ם בְּמִשְׁמַ֗ר בֵּ֛ית שַׂ֥ר הַטַבָּחִ֖ים אֶל־בֵּ֣ית הַסֹּ֑הַר מְק֕וֹם אֲשֶׁ֥ר יוֹסֵ֖ף אָס֥וּר שָֽׁם׃
Onları muhafızların başının evinde gözaltına aldırıp Yosef’in tutsak olduğu zindana koydu.
Vaered lehatsilo miyad mitsrayim ulehaaloto min haarets hahi el erets tova urehava el erets zavat halav udevaş el mekom hakenaani vehahiti vehaemori vehaperizi vehahivi vehayevusi.
וָאֵרֵ֞ד לְהַצִּיל֣וֹ ׀ מִיַּ֣ד מִצְרַ֗יִם וּֽלְהַעֲלֹתוֹ֮ מִן־הָאָ֣רֶץ הַהִוא֒ אֶל־אֶ֤רֶץ טוֹבָה֙ וּרְחָבָ֔ה אֶל־אֶ֛רֶץ זָבַ֥ת חָלָ֖ב וּדְבָ֑שׁ אֶל־מְק֤וֹם הַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַ֣חִתִּ֔י וְהָֽאֱמֹרִי֙ וְהַפְּרִזִּ֔י וְהַחִוִּ֖י וְהַיְבוּסִֽי׃
Onları Mısırlıların elinden kurtarmak, o ülkeden çıkarıp iyi ve geniş bir ülkeye, süt ve bal akan bir ülkeye götürmek için indim: Kenaanlıların, Hitilerin, Emorilerin, Perizilerin, Hivilerin ve Yevusilerin yaşadığı yere.
Vaaşer lo tsada vehaelohim ina leyado vesamti leha makom aşer yanus şama.
וַאֲשֶׁר֙ לֹ֣א צָדָ֔ה וְהָאֱלֹהִ֖ים אִנָּ֣ה לְיָד֑וֹ וְשַׂמְתִּ֤י לְךָ֙ מָק֔וֹם אֲשֶׁ֥ר יָנ֖וּס שָֽׁמָּה׃ (ס)
Ama bunu tasarlamadıysa, Tanrı olayın onun eliyle gerçekleşmesine izin verdiyse, sana onun kaçabileceği bir yer belirleyeceğim.
Vayomer Adonay hine makom iti venitsavta al hatsur.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה הִנֵּ֥ה מָק֖וֹם אִתִּ֑י וְנִצַּבְתָּ֖ עַל־הַצּֽוּר׃
Adonay, “İşte, yanımda bir yer var; kayanın üzerinde duracaksın” dedi.
Vehesir et murato benotsatah vehişlih otah etsel hamizbeah kedema el mekom hadaşen.
וְהֵסִ֥יר אֶת־מֻרְאָת֖וֹ בְּנֹצָתָ֑הּ וְהִשְׁלִ֨יךְ אֹתָ֜הּ אֵ֤צֶל הַמִּזְבֵּ֙חַ֙ קֵ֔דְמָה אֶל־מְק֖וֹם הַדָּֽשֶׁן׃
Kursağını, üzerindeki tüylerle birlikte çıkaracak; sunağın doğu yanına, küllerin bulunduğu yere atacak.
Vehotsi et kol hapar el mihuts lamahane el makom tahor el şefeh hadeşen vesaraf oto al etsim baeş al şefeh hadeşen yisaref.
וְהוֹצִ֣יא אֶת־כָּל־הַ֠פָּר אֶל־מִח֨וּץ לַֽמַּחֲנֶ֜ה אֶל־מָק֤וֹם טָהוֹר֙ אֶל־שֶׁ֣פֶךְ הַדֶּ֔שֶׁן וְשָׂרַ֥ף אֹת֛וֹ עַל־עֵצִ֖ים בָּאֵ֑שׁ עַל־שֶׁ֥פֶךְ הַדֶּ֖שֶׁן יִשָּׂרֵֽף׃ (פ)
yani boğanın geri kalan bütününü ordugâhın dışına, küllerin döküldüğü temiz bir yere çıkaracak ve odunların üzerinde ateşte yakacak. Küllerin döküldüğü yerde yakılacak.
Ufaşat et begadav velavaş begadim aherim vehotsi et hadeşen el mihuts lamahane el makom tahor.
וּפָשַׁט֙ אֶת־בְּגָדָ֔יו וְלָבַ֖שׁ בְּגָדִ֣ים אֲחֵרִ֑ים וְהוֹצִ֤יא אֶת־הַדֶּ֙שֶׁן֙ אֶל־מִח֣וּץ לַֽמַּחֲנֶ֔ה אֶל־מָק֖וֹם טָהֽוֹר׃
Sonra giysilerini çıkarıp başka giysiler giyecek ve külleri ordugâhın dışına, temiz bir yere götürecek.
Venatan hakohen min haşemen aşer al kapo al tenuh ozen hamitaher hayemanit veal bohen yado hayemanit veal bohen raglo hayemanit al mekom dam haaşam.
וְנָתַ֨ן הַכֹּהֵ֜ן מִן־הַשֶּׁ֣מֶן ׀ אֲשֶׁ֣ר עַל־כַּפּ֗וֹ עַל־תְּנ֞וּךְ אֹ֤זֶן הַמִּטַּהֵר֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֤הֶן יָדוֹ֙ הַיְמָנִ֔ית וְעַל־בֹּ֥הֶן רַגְל֖וֹ הַיְמָנִ֑ית עַל־מְק֖וֹם דַּ֥ם הָאָשָֽׁם׃
Kâhin avucundaki yağdan arınacak kişinin sağ kulağının kıkırdağına, sağ elinin başparmağına ve sağ ayağının başparmağına, suç sunusunun kanının bulunduğu yere sürecek.
Vetsiva hakohen vehiletsu et haavanim aşer bahen hanaga vehişlihu ethen el mihuts lair el makom tame.
וְצִוָּה֙ הַכֹּהֵ֔ן וְחִלְּצוּ֙ אֶת־הָ֣אֲבָנִ֔ים אֲשֶׁ֥ר בָּהֵ֖ן הַנָּ֑גַע וְהִשְׁלִ֤יכוּ אֶתְהֶן֙ אֶל־מִח֣וּץ לָעִ֔יר אֶל־מָק֖וֹם טָמֵֽא׃
kâhin belirtili taşların sökülüp şehrin dışına, arınmamış bir yere atılmasını buyuracak.
Veet habayit yaktsia mibayit saviv veşafehu et heafar aşer hiktsu el mihuts lair el makom tame.
וְאֶת־הַבַּ֛יִת יַקְצִ֥עַ מִבַּ֖יִת סָבִ֑יב וְשָׁפְכ֗וּ אֶת־הֶֽעָפָר֙ אֲשֶׁ֣ר הִקְצ֔וּ אֶל־מִח֣וּץ לָעִ֔יר אֶל־מָק֖וֹם טָמֵֽא׃
Evin içi çepeçevre kazınacak; kazınan sıva şehrin dışına, arınmamış bir yere dökülecek.
Venatats et habayit et avanav veet etsav veet kol afar habayit vehotsi el mihuts lair el makom tame.
וְנָתַ֣ץ אֶת־הַבַּ֗יִת אֶת־אֲבָנָיו֙ וְאֶת־עֵצָ֔יו וְאֵ֖ת כָּל־עֲפַ֣ר הַבָּ֑יִת וְהוֹצִיא֙ אֶל־מִח֣וּץ לָעִ֔יר אֶל־מָק֖וֹם טָמֵֽא׃
Ev yıkılacak; taşları, ahşapları ve bütün sıvası şehrin dışına, arınmamış bir yere çıkarılacak.
Vaahaltem oto behol makom atem uvetehem ki sahar u lahem helef avodathem beohel moed.
וַאֲכַלְתֶּ֤ם אֹתוֹ֙ בְּכָל־מָק֔וֹם אַתֶּ֖ם וּבֵֽיתְכֶ֑ם כִּֽי־שָׂכָ֥ר הוּא֙ לָכֶ֔ם חֵ֥לֶף עֲבֹֽדַתְכֶ֖ם בְּאֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
Onu siz ve ev halkınız her yerde yiyebilirsiniz. Çünkü bu, Buluşma Çadırı’ndaki hizmetinizin karşılığı olan ücretinizdir.
Velama heelitunu mimitsrayim lehavi otanu el hamakom hara haze lo mekom zera uteena vegefen verimon umayim ayin liştot.
וְלָמָ֤ה הֶֽעֱלִיתֻ֙נוּ֙ מִמִּצְרַ֔יִם לְהָבִ֣יא אֹתָ֔נוּ אֶל־הַמָּק֥וֹם הָרָ֖ע הַזֶּ֑ה לֹ֣א ׀ מְק֣וֹם זֶ֗רַע וּתְאֵנָ֤ה וְגֶ֙פֶן֙ וְרִמּ֔וֹן וּמַ֥יִם אַ֖יִן לִשְׁתּֽוֹת׃
Bizi bu kötü yere getirmek için neden Mısır’dan çıkardınız? Burası ekin, incir, üzüm ve nar yetişen bir yer değil; içecek su da yok!”
Vayomer elav balak leha na iti el makom aher aşer tirenu mişam efes katseu tire vehulo lo tire vekaveno li mişam.
וַיֹּ֨אמֶר אֵלָ֜יו בָּלָ֗ק לך־[לְכָה־] נָּ֨א אִתִּ֜י אֶל־מָק֤וֹם אַחֵר֙ אֲשֶׁ֣ר תִּרְאֶ֣נּוּ מִשָּׁ֔ם אֶ֚פֶס קָצֵ֣הוּ תִרְאֶ֔ה וְכֻלּ֖וֹ לֹ֣א תִרְאֶ֑ה וְקָבְנוֹ־לִ֖י מִשָּֽׁם׃
Balak ona şöyle dedi: “Lütfen benimle başka bir yere gel. Onları oradan görebilirsin; ancak yalnız bir uçlarını göreceksin, hepsini görmeyeceksin. Benim için onlara oradan lanet et.”
Vayomer balak el bilam leha na ekahaha el makom aher ulay yişar beene haelohim vekaboto li mişam.
וַיֹּ֤אמֶר בָּלָק֙ אֶל־בִּלְעָ֔ם לְכָה־נָּא֙ אֶקָּ֣חֲךָ֔ אֶל־מָק֖וֹם אַחֵ֑ר אוּלַ֤י יִישַׁר֙ בְּעֵינֵ֣י הָאֱלֹהִ֔ים וְקַבֹּ֥תוֹ לִ֖י מִשָּֽׁם׃
Balak Bilam’a, “Lütfen gel, seni başka bir yere götüreyim. Belki Tanrı’nın gözünde uygun olur da benim için onlara oradan lanet edersin” dedi.
Umikne rav haya livne reuven velivne gad atsum meod vayiru et erets yazer veet erets gilad vehine hamakom mekom mikne.
וּמִקְנֶ֣ה ׀ רַ֗ב הָיָ֞ה לִבְנֵ֧י רְאוּבֵ֛ן וְלִבְנֵי־גָ֖ד עָצ֣וּם מְאֹ֑ד וַיִּרְא֞וּ אֶת־אֶ֤רֶץ יַעְזֵר֙ וְאֶת־אֶ֣רֶץ גִּלְעָ֔ד וְהִנֵּ֥ה הַמָּק֖וֹם מְק֥וֹם מִקְנֶֽה׃
Reuven ve Gad oğullarının çok büyük, kalabalık sürüleri vardı. Yazer ülkesini ve Gilad ülkesini gördüler; burası sürüler için uygun bir yerdi.
Haholeh lifnehem badereh latur lahem makom lahanotehem baeş layla larotehem badereh aşer telehu vah uveanan yomam.
הַהֹלֵ֨ךְ לִפְנֵיכֶ֜ם בַּדֶּ֗רֶךְ לָת֥וּר לָכֶ֛ם מָק֖וֹם לַֽחֲנֹֽתְכֶ֑ם בָּאֵ֣שׁ ׀ לַ֗יְלָה לַרְאֹֽתְכֶם֙ בַּדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר תֵּֽלְכוּ־בָ֔הּ וּבֶעָנָ֖ן יוֹמָֽם׃
O, konaklamanız için yer aramak üzere yolda önünüzden gidiyordu; gideceğiniz yolu göstermek için gece ateşle, gündüz bulutla.
Hişamer leha pen taale oloteha behol makom aşer tire.
הִשָּׁ֣מֶר לְךָ֔ פֶּֽן־תַּעֲלֶ֖ה עֹלֹתֶ֑יךָ בְּכָל־מָק֖וֹם אֲשֶׁ֥ר תִּרְאֶֽה׃
Dikkat et; olah sunularını gördüğün herhangi bir yerde sunma.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
place; spot; site
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 15 kez
HNcmsaplace; spot; site
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan
Bu yapının kullanımı: 9 kez
HNcmscKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.