İbranice biçim בְּמִדְבַּ֖ר
Lemma מִדְבָּר
Kök — שורש (şoreş, kök) דבר
Kaynak anlam (İngilizce): steppe; desert; wilderness; mouth
Biçim: edat + isim, eril, tekil, tamlayan
Bu çözümleme: 15 kullanım
Teknik kod
HR/NcmscTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 15 kez, 15 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim בְּמִדְבַּ֖ר
Lemma מִדְבָּר
Kök — שורש (şoreş, kök) דבר
Kaynak anlam (İngilizce): steppe; desert; wilderness; mouth
Biçim: edat + isim, eril, tekil, tamlayan
Bu çözümleme: 15 kullanım
HR/NcmscOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayaşkem avraham baboker vayikah lehem vehemat mayim vayiten el hagar sam al şihmah veet hayeled vayeşaleheha vateleh vateta bemidbar beer şava.
וַיַּשְׁכֵּ֣ם אַבְרָהָ֣ם ׀ בַּבֹּ֡קֶר וַיִּֽקַּֽח־לֶחֶם֩ וְחֵ֨מַת מַ֜יִם וַיִּתֵּ֣ן אֶל־הָ֠גָר שָׂ֧ם עַל־שִׁכְמָ֛הּ וְאֶת־הַיֶּ֖לֶד וַֽיְשַׁלְּחֶ֑הָ וַתֵּ֣לֶךְ וַתֵּ֔תַע בְּמִדְבַּ֖ר בְּאֵ֥ר שָֽׁבַע׃
Avraam sabah erkenden kalktı; ekmek ve bir tulum su alıp Hagar’a verdi, omzuna koydu. Çocuğu da ona verip onu gönderdi. Hagar gidip Beer-Şeva çölünde yolunu kaybetti.
Vayeşev bemidbar paran vatikah lo imo işa meerets mitsrayim.
וַיֵּ֖שֶׁב בְּמִדְבַּ֣ר פָּארָ֑ן וַתִּֽקַּֽח־ל֥וֹ אִמּ֛וֹ אִשָּׁ֖ה מֵאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃ (פ)
Paran çölünde yaşadı. Annesi ona Mısır ülkesinden bir eş aldı.
Aşer tsiva Adonay et moşe behar sinay beyom tsavoto et bene yisrael lehakriv et korbenehem ladonay bemidbar sinay.
אֲשֶׁ֨ר צִוָּ֧ה יְהוָ֛ה אֶת־מֹשֶׁ֖ה בְּהַ֣ר סִינָ֑י בְּי֨וֹם צַוֺּת֜וֹ אֶת־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל לְהַקְרִ֧יב אֶת־קָרְבְּנֵיהֶ֛ם לַיהוָ֖ה בְּמִדְבַּ֥ר סִינָֽי׃ (פ)
Adonay, İsraeloğullarına Sinay Çölü’nde sunularını Adonay’a getirmelerini buyurduğu gün, Sinay Dağı’nda Moşe’ye bunları buyurdu.
Vayedaber Adonay el moşe bemidbar sinay beohel moed beehad lahodeş haşeni başana haşenit letsetam meerets mitsrayim lemor.
וַיְדַבֵּ֨ר יְהוָ֧ה אֶל־מֹשֶׁ֛ה בְּמִדְבַּ֥ר סִינַ֖י בְּאֹ֣הֶל מוֹעֵ֑ד בְּאֶחָד֩ לַחֹ֨דֶשׁ הַשֵּׁנִ֜י בַּשָּׁנָ֣ה הַשֵּׁנִ֗ית לְצֵאתָ֛ם מֵאֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם לֵאמֹֽר׃
İsraeloğullarının Mısır ülkesinden çıkışlarının ikinci yılında, ikinci ayın birinci gününde Adonay, Sinay Çölü’nde, Buluşma Çadırı’nda Moşe’ye şöyle dedi:
Kaaşer tsiva Adonay et moşe vayifkedem bemidbar sinay.
כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶׁ֑ה וַֽיִּפְקְדֵ֖ם בְּמִדְבַּ֥ר סִינָֽי׃ (פ)
Adonay’ın Moşe’ye emrettiği gibi, Moşe onları Sinay Çölü’nde saydı.
Vayamot nadav vaaviu lifne Adonay behakrivam eş zara lifne Adonay bemidbar sinay uvanim lo hayu lahem vayehahen elazar veitamar al pene aharon avihem.
וַיָּ֣מָת נָדָ֣ב וַאֲבִיה֣וּא לִפְנֵ֣י יְהוָ֡ה בְּֽהַקְרִבָם֩ אֵ֨שׁ זָרָ֜ה לִפְנֵ֤י יְהוָה֙ בְּמִדְבַּ֣ר סִינַ֔י וּבָנִ֖ים לֹא־הָי֣וּ לָהֶ֑ם וַיְכַהֵ֤ן אֶלְעָזָר֙ וְאִ֣יתָמָ֔ר עַל־פְּנֵ֖י אַהֲרֹ֥ן אֲבִיהֶֽם׃ (פ)
Nadav ve Avihu, Sinay Çölü’nde Adonay’ın huzuruna yabancı ateş getirdikleri zaman Adonay’ın huzurunda öldüler. Çocukları yoktu. Elazar ve İtamar ise babaları Aaron hayattayken kâhinlik yaptılar.
Vayedaber Adonay el moşe bemidbar sinay lemor.
וַיְדַבֵּ֤ר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה בְּמִדְבַּ֥ר סִינַ֖י לֵאמֹֽר׃
Adonay Sinay Çölü’nde Moşe’ye şöyle dedi:
Vayaasu et hapesah barişon bearbaa asar yom lahodeş ben haarbayim bemidbar sinay kehol aşer tsiva Adonay et moşe ken asu bene yisrael.
וַיַּעֲשׂ֣וּ אֶת־הַפֶּ֡סַח בָּרִאשׁ֡וֹן בְּאַרְבָּעָה֩ עָשָׂ֨ר י֥וֹם לַחֹ֛דֶשׁ בֵּ֥ין הָעַרְבַּ֖יִם בְּמִדְבַּ֣ר סִינָ֑י כְּ֠כֹל אֲשֶׁ֨ר צִוָּ֤ה יְהוָה֙ אֶת־מֹשֶׁ֔ה כֵּ֥ן עָשׂ֖וּ בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Birinci ayın on dördüncü gününde, akşama doğru, Sinay Çölü’nde Pesah kurbanını yerine getirdiler. Adonay’ın Moşe’ye emrettiği her şeyi İsraeloğulları aynen yaptılar.
Vayisu vene yisrael lemasehem mimidbar sinay vayişkon heanan bemidbar paran.
וַיִּסְע֧וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל לְמַסְעֵיהֶ֖ם מִמִּדְבַּ֣ר סִינָ֑י וַיִּשְׁכֹּ֥ן הֶעָנָ֖ן בְּמִדְבַּ֥ר פָּארָֽן׃
İsraeloğulları Sinay Çölü’nden yolculuklarına başladılar. Bulut Paran Çölü’nde durdu.
Veahar naseu haam mehatserot vayahanu bemidbar paran.
וְאַחַ֛ר נָסְע֥וּ הָעָ֖ם מֵחֲצֵר֑וֹת וַֽיַּחֲנ֖וּ בְּמִדְבַּ֥ר פָּארָֽן׃ (פ)
Bundan sonra halk Hatserot’tan yola çıktı ve Paran Çölü’nde konakladı.
Uveele lo haya iş mipekude moşe veaharon hakohen aşer pakedu et bene yisrael bemidbar sinay.
וּבְאֵ֙לֶּה֙ לֹא־הָ֣יָה אִ֔ישׁ מִפְּקוּדֵ֣י מֹשֶׁ֔ה וְאַהֲרֹ֖ן הַכֹּהֵ֑ן אֲשֶׁ֥ר פָּקְד֛וּ אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל בְּמִדְבַּ֥ר סִינָֽי׃
Bunların arasında, Moşe ve kohen Aaron’un Sinay Çölü’nde İsraeloğullarını saydıkları zaman kaydedilenlerden hiç kimse yoktu.
Kaaşer meritem pi bemidbar tsin bimrivat haeda lehakdişeni vamayim leenehem hem me merivat kadeş midbar tsin.
כַּאֲשֶׁר֩ מְרִיתֶ֨ם פִּ֜י בְּמִדְבַּר־צִ֗ן בִּמְרִיבַת֙ הָֽעֵדָ֔ה לְהַקְדִּישֵׁ֥נִי בַמַּ֖יִם לְעֵינֵיהֶ֑ם הֵ֛ם מֵֽי־מְרִיבַ֥ת קָדֵ֖שׁ מִדְבַּר־צִֽן׃ (פ)
Çünkü Tsin Çölü’nde topluluk çekiştiğinde, su başında onların gözü önünde kutsallığımı göstermenizle ilgili buyruğuma karşı geldiniz.” Bunlar Tsin Çölü’nde, Kadeş’teki Meriva sularıdır.
Vayisu mipene hahirot vayaavru vetoh hayam hamidbara vayelehu dereh şeloşet yamim bemidbar etam vayahanu bemara.
וַיִּסְעוּ֙ מִפְּנֵ֣י הַֽחִירֹ֔ת וַיַּֽעַבְר֥וּ בְתוֹךְ־הַיָּ֖ם הַמִּדְבָּ֑רָה וַיֵּ֨לְכ֜וּ דֶּ֣רֶךְ שְׁלֹ֤שֶׁת יָמִים֙ בְּמִדְבַּ֣ר אֵתָ֔ם וַֽיַּחֲנ֖וּ בְּמָרָֽה׃
Hahirot’un önünden yola çıkıp denizin içinden çöle geçtiler. Etam Çölü’nde üç günlük yol yürüyüp Mara’da konakladılar.
Vayisu miyam suf vayahanu bemidbar sin.
וַיִּסְע֖וּ מִיַּם־ס֑וּף וַֽיַּחֲנ֖וּ בְּמִדְבַּר־סִֽין׃
Sazlık Denizi’nden yola çıkıp Sin Çölü’nde konakladılar.
Vayisu merefidim vayahanu bemidbar sinay.
וַיִּסְע֖וּ מֵרְפִידִ֑ם וַֽיַּחֲנ֖וּ בְּמִדְבַּ֥ר סִינָֽי׃
Refidim’den yola çıkıp Sinay Çölü’nde konakladılar.