Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayaşov avraham el nearav vayakumu vayelehu yahdav el beer şava vayeşev avraham biver şava.
וַיָּ֤שָׁב אַבְרָהָם֙ אֶל־נְעָרָ֔יו וַיָּקֻ֛מוּ וַיֵּלְכ֥וּ יַחְדָּ֖ו אֶל־בְּאֵ֣ר שָׁ֑בַע וַיֵּ֥שֶׁב אַבְרָהָ֖ם בִּבְאֵ֥ר שָֽׁבַע׃ (פ)
Avraam hizmetkârlarının yanına döndü. Kalkıp birlikte Beer-Şeva’ya gittiler. Avraam Beer-Şeva’da yaşadı.
Vayaşov yitshak vayahpor et beerot hamayim aşer haferu bime avraham aviv vayesatemum peliştim ahare mot avraham vayikra lahen şemot kaşemot aşer kara lahen aviv.
וַיָּ֨שָׁב יִצְחָ֜ק וַיַּחְפֹּ֣ר ׀ אֶת־בְּאֵרֹ֣ת הַמַּ֗יִם אֲשֶׁ֤ר חָֽפְרוּ֙ בִּימֵי֙ אַבְרָהָ֣ם אָבִ֔יו וַיְסַתְּמ֣וּם פְּלִשְׁתִּ֔ים אַחֲרֵ֖י מ֣וֹת אַבְרָהָ֑ם וַיִּקְרָ֤א לָהֶן֙ שֵׁמ֔וֹת כַּשֵּׁמֹ֕ת אֲשֶׁר־קָרָ֥א לָהֶ֖ן אָבִֽיו׃
Yitshak, babası Avraam’ın zamanında kazılmış olan ve Avraam’ın ölümünden sonra Peliştilerin kapattığı su kuyularını yeniden kazdı. Onlara babasının verdiği adları verdi.
Vayaşkem lavan baboker vayenaşek levanav velivnotav vayevareh ethem vayeleh vayaşov lavan limkomo.
וַיַּשְׁכֵּ֨ם לָבָ֜ן בַּבֹּ֗קֶר וַיְנַשֵּׁ֧ק לְבָנָ֛יו וְלִבְנוֹתָ֖יו וַיְבָ֣רֶךְ אֶתְהֶ֑ם וַיֵּ֛לֶךְ וַיָּ֥שָׁב לָבָ֖ן לִמְקֹמֽוֹ׃
Lavan sabah erkenden kalkıp torunlarını ve kızlarını öptü, onları kutsadı. Sonra yola çıkıp kendi yerine döndü.
Vayaşov bayom hau esav ledarko seira.
וַיָּשָׁב֩ בַּיּ֨וֹם הַה֥וּא עֵשָׂ֛ו לְדַרְכּ֖וֹ שֵׂעִֽירָה׃
Esav o gün yola çıkıp Seir’e döndü.
Vayaşov reuven el habor vehine en yosef babor vayikra et begadav.
וַיָּ֤שָׁב רְאוּבֵן֙ אֶל־הַבּ֔וֹר וְהִנֵּ֥ה אֵין־יוֹסֵ֖ף בַּבּ֑וֹר וַיִּקְרַ֖ע אֶת־בְּגָדָֽיו׃
Reuven çukura döndü. Yosef’in çukurda olmadığını görünce giysilerini yırttı.
Vayaşov el ehav vayomar hayeled enenu vaani ana ani va.
וַיָּ֥שָׁב אֶל־אֶחָ֖יו וַיֹּאמַ֑ר הַיֶּ֣לֶד אֵינֶ֔נּוּ וַאֲנִ֖י אָ֥נָה אֲנִי־בָֽא׃
Kardeşlerinin yanına dönüp, “Çocuk yok!” dedi. “Ben şimdi nereye gideyim?”
Vayaşov el yehuda vayomer lo metsatiha vegam anşe hamakom ameru lo hayeta vaze kedeşa.
וַיָּ֙שָׁב֙ אֶל־יְהוּדָ֔ה וַיֹּ֖אמֶר לֹ֣א מְצָאתִ֑יהָ וְגַ֨ם אַנְשֵׁ֤י הַמָּקוֹם֙ אָֽמְר֔וּ לֹא־הָיְתָ֥ה בָזֶ֖ה קְדֵשָֽׁה׃
Yehuda’ya dönüp, “Onu bulamadım” dedi. “Üstelik oranın adamları, ‘Burada fahişe yoktu’ dediler.”
Vayisov mealehem vayevk vayaşov alehem vayedaber alehem vayikah meitam et şimon vayeesor oto leenehem.
וַיִּסֹּ֥ב מֵֽעֲלֵיהֶ֖ם וַיֵּ֑בְךְּ וַיָּ֤שָׁב אֲלֵהֶם֙ וַיְדַבֵּ֣ר אֲלֵהֶ֔ם וַיִּקַּ֤ח מֵֽאִתָּם֙ אֶת־שִׁמְע֔וֹן וַיֶּאֱסֹ֥ר אֹת֖וֹ לְעֵינֵיהֶֽם׃
Yosef onlardan uzaklaşıp ağladı. Sonra geri dönüp onlarla konuştu. Aralarından Şimon’u aldı ve gözlerinin önünde bağlattı.
Vayaşov yosef mitsrayma u veehav vehol haolim ito likbor et aviv ahare kavero et aviv.
וַיָּ֨שָׁב יוֹסֵ֤ף מִצְרַ֙יְמָה֙ ה֣וּא וְאֶחָ֔יו וְכָל־הָעֹלִ֥ים אִתּ֖וֹ לִקְבֹּ֣ר אֶת־אָבִ֑יו אַחֲרֵ֖י קָבְר֥וֹ אֶת־אָבִֽיו׃
Yosef babasını gömdükten sonra kardeşleriyle ve babasını gömmek için kendisiyle gelenlerin hepsiyle birlikte Mısır’a döndü.
Vayeleh moşe vayaşov el yeter hoteno vayomer lo eleha na veaşuva el ahay aşer bemitsrayim veere haodam hayim vayomer yitro lemoşe leh leşalom.
וַיֵּ֨לֶךְ מֹשֶׁ֜ה וַיָּ֣שָׁב ׀ אֶל־יֶ֣תֶר חֹֽתְנ֗וֹ וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ אֵ֣לְכָה נָּ֗א וְאָשׁ֙וּבָה֙ אֶל־אַחַ֣י אֲשֶׁר־בְּמִצְרַ֔יִם וְאֶרְאֶ֖ה הַעוֹדָ֣ם חַיִּ֑ים וַיֹּ֧אמֶר יִתְר֛וֹ לְמֹשֶׁ֖ה לֵ֥ךְ לְשָׁלֽוֹם׃
Moşe kayınpederi Yeter’in yanına dönüp, “Lütfen Mısır’daki kardeşlerime döneyim, hâlâ yaşayıp yaşamadıklarını göreyim” dedi. Yitro, Moşe’ye, “Esenlikle git” dedi.
Vayikah moşe et işto veet banav vayarkivem al hahamor vayaşov artsa mitsrayim vayikah moşe et mate haelohim beyado.
וַיִּקַּ֨ח מֹשֶׁ֜ה אֶת־אִשְׁתּ֣וֹ וְאֶת־בָּנָ֗יו וַיַּרְכִּבֵם֙ עַֽל־הַחֲמֹ֔ר וַיָּ֖שָׁב אַ֣רְצָה מִצְרָ֑יִם וַיִּקַּ֥ח מֹשֶׁ֛ה אֶת־מַטֵּ֥ה הָאֱלֹהִ֖ים בְּיָדֽוֹ׃
Moşe karısını ve oğullarını alıp eşeğe bindirdi, Mısır ülkesine doğru yola çıktı. Tanrı’nın değneğini de eline aldı.
Vayaşov moşe el Adonay vayomar Adonay lama hareota laam haze lama ze şelahtani.
וַיָּ֧שָׁב מֹשֶׁ֛ה אֶל־יְהוָ֖ה וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י לָמָ֤ה הֲרֵעֹ֙תָה֙ לָעָ֣ם הַזֶּ֔ה לָ֥מָּה זֶּ֖ה שְׁלַחְתָּֽנִי׃
Moşe, Adonay’a dönüp, “Efendim, bu halkın başına neden kötülük getirdin?” dedi. “Beni neden gönderdin?
Vayet moşe et yado al hayam vayaşov hayam lifnot boker leetano umitsrayim nasim likrato vayenaer Adonay et mitsrayim betoh hayam.
וַיֵּט֩ מֹשֶׁ֨ה אֶת־יָד֜וֹ עַל־הַיָּ֗ם וַיָּ֨שָׁב הַיָּ֜ם לִפְנ֥וֹת בֹּ֙קֶר֙ לְאֵ֣יתָנ֔וֹ וּמִצְרַ֖יִם נָסִ֣ים לִקְרָאת֑וֹ וַיְנַעֵ֧ר יְהוָ֛ה אֶת־מִצְרַ֖יִם בְּת֥וֹךְ הַיָּֽם׃
Moşe elini denizin üzerine uzattı. Sabah yaklaşırken deniz eski gücüne döndü. Mısırlılar ona doğru kaçıyorlardı; Adonay onları denizin ortasına savurdu.
Vayaşov moşe el Adonay vayomar ana hata haam haze hataa gedola vayaasu lahem elohe zahav.
וַיָּ֧שָׁב מֹשֶׁ֛ה אֶל־יְהוָ֖ה וַיֹּאמַ֑ר אָ֣נָּ֗א חָטָ֞א הָעָ֤ם הַזֶּה֙ חֲטָאָ֣ה גְדֹלָ֔ה וַיַּֽעֲשׂ֥וּ לָהֶ֖ם אֱלֹהֵ֥י זָהָֽב׃
Moşe Adonay’a dönüp şöyle dedi: “Ah, bu halk büyük bir günah işledi! Kendilerine altın ilahlar yaptılar.
Vayaşov aharon el moşe el petah ohel moed vehamagefa neetsara.
וַיָּ֤שָׁב אַהֲרֹן֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה אֶל־פֶּ֖תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵ֑ד וְהַמַּגֵּפָ֖ה נֶעֱצָֽרָה׃ (פ)
Aaron, Buluşma Çadırı’nın girişine, Moşe’nin yanına döndü. Salgın durmuştu.
Vayaşov elav vehine nitsav al olato u vehol sare moav.
וַיָּ֣שָׁב אֵלָ֔יו וְהִנֵּ֥ה נִצָּ֖ב עַל־עֹלָת֑וֹ ה֖וּא וְכָל־שָׂרֵ֥י מוֹאָֽב׃
Bilam ona döndü. Balak, Moav’ın bütün önderleriyle birlikte olah sunusunun yanında duruyordu.
Vayakom bilam vayeleh vayaşov limkomo vegam balak halah ledarko.
וַיָּ֣קָם בִּלְעָ֔ם וַיֵּ֖לֶךְ וַיָּ֣שָׁב לִמְקֹמ֑וֹ וְגַם־בָּלָ֖ק הָלַ֥ךְ לְדַרְכּֽוֹ׃ (פ)
Bilam kalktı, yola çıkıp kendi yerine döndü. Balak da kendi yoluna gitti.
Vayisu meetam vayaşov al pi hahirot aşer al pene baal tsefon vayahanu lifne migdol.
וַיִּסְעוּ֙ מֵֽאֵתָ֔ם וַיָּ֙שָׁב֙ עַל־פִּ֣י הַחִירֹ֔ת אֲשֶׁ֥ר עַל־פְּנֵ֖י בַּ֣עַל צְפ֑וֹן וַֽיַּחֲנ֖וּ לִפְנֵ֥י מִגְדֹּֽל׃
Etam’dan yola çıkıp Baal-Tsefon’un karşısındaki Pi-Hahirot’a döndüler ve Migdol’un önünde konakladılar.