Vayetse kayin milifne Adonay vayeşev beerets nod kidmat eden.
וַיֵּ֥צֵא קַ֖יִן מִלִּפְנֵ֣י יְהוָ֑ה וַיֵּ֥שֶׁב בְּאֶֽרֶץ־נ֖וֹד קִדְמַת־עֵֽדֶן׃
Kayin Adonay’ın huzurundan ayrıldı ve Eden’in doğusundaki Nod ülkesine yerleşti.
Vayeşalah et haorev vayetse yatso vaşov ad yevoşet hamayim meal haarets.
וַיְשַׁלַּ֖ח אֶת־הָֽעֹרֵ֑ב וַיֵּצֵ֤א יָצוֹא֙ וָשׁ֔וֹב עַד־יְבֹ֥שֶׁת הַמַּ֖יִם מֵעַ֥ל הָאָֽרֶץ׃
Kuzgunu saldı. Kuzgun, yeryüzündeki sular kuruyuncaya kadar gidip geldi.
Vayetse noah uvanav veişto uneşe vanav ito.
וַיֵּ֖צֵא־נֹ֑חַ וּבָנָ֛יו וְאִשְׁתּ֥וֹ וּנְשֵֽׁי־בָנָ֖יו אִתּֽוֹ׃
Noah, oğulları, karısı ve oğullarının karıları onunla birlikte çıktılar.
Vayetse meleh sedom umeleh amora umeleh adma umeleh tsevoyim umeleh bela hi tsoar vayaarhu itam milhama beemek hasidim.
וַיֵּצֵ֨א מֶֽלֶךְ־סְדֹ֜ם וּמֶ֣לֶךְ עֲמֹרָ֗ה וּמֶ֤לֶךְ אַדְמָה֙ וּמֶ֣לֶךְ צביים [צְבוֹיִ֔ם] וּמֶ֥לֶךְ בֶּ֖לַע הִוא־צֹ֑עַר וַיַּֽעַרְכ֤וּ אִתָּם֙ מִלְחָמָ֔ה בְּעֵ֖מֶק הַשִּׂדִּֽים׃
Sedom kralı, Amora kralı, Adma kralı, Tsevoyim kralı ve Bela, yani Tsoar kralı çıktılar ve Siddim Vadisi’nde onlara karşı savaş düzenine girdiler:
Vayetse meleh sedom likrato ahare şuvo mehakot et kedarlaomer veet hamelahim aşer ito el emek şave u emek hameleh.
וַיֵּצֵ֣א מֶֽלֶךְ־סְדֹם֮ לִקְרָאתוֹ֒ אַחֲרֵ֣י שׁוּב֗וֹ מֵֽהַכּוֹת֙ אֶת־כְּדָרלָעֹ֔מֶר וְאֶת־הַמְּלָכִ֖ים אֲשֶׁ֣ר אִתּ֑וֹ אֶל־עֵ֣מֶק שָׁוֵ֔ה ה֖וּא עֵ֥מֶק הַמֶּֽלֶךְ׃
Kedorlaomer’i ve yanındaki kralları bozguna uğratıp döndükten sonra Sedom kralı onu karşılamak üzere Şave Vadisi’ne, yani Kral Vadisi’ne çıktı.
Vayetse alehem lot hapetha vehadelet sagar aharav.
וַיֵּצֵ֧א אֲלֵהֶ֛ם ל֖וֹט הַפֶּ֑תְחָה וְהַדֶּ֖לֶת סָגַ֥ר אַחֲרָֽיו׃
Lot kapının önüne, onların yanına çıktı ve arkasından kapıyı kapattı.
Vayetse lot vayedaber el hatanav lokehe venotav vayomer kumu tseu min hamakom haze ki maşhit Adonay et hair vayehi himtsahek beene hatanav.
וַיֵּצֵ֨א ל֜וֹט וַיְדַבֵּ֣ר ׀ אֶל־חֲתָנָ֣יו ׀ לֹקְחֵ֣י בְנֹתָ֗יו וַיֹּ֙אמֶר֙ ק֤וּמוּ צְּאוּ֙ מִן־הַמָּק֣וֹם הַזֶּ֔ה כִּֽי־מַשְׁחִ֥ית יְהוָ֖ה אֶת־הָעִ֑יר וַיְהִ֥י כִמְצַחֵ֖ק בְּעֵינֵ֥י חֲתָנָֽיו׃
Lot çıkıp kızlarını alacak olan damatlarına, “Kalkın, buradan çıkın! Adonay bu kenti yok edecek!” dedi. Ama damatlarının gözünde şaka yapıyor gibiydi.
Vayetse yitshak lasuah basade lifnot arev vayisa enav vayar vehine gemalim baim.
וַיֵּצֵ֥א יִצְחָ֛ק לָשׂ֥וּחַ בַּשָּׂדֶ֖ה לִפְנ֣וֹת עָ֑רֶב וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּ֥ה גְמַלִּ֖ים בָּאִֽים׃
Yitshak akşama doğru kırda dua etmeye çıktı. Gözlerini kaldırıp baktı; işte, develer geliyordu.
Vayetse harişon admoni kulo keaderet sear vayikreu şemo esav.
וַיֵּצֵ֤א הָרִאשׁוֹן֙ אַדְמוֹנִ֔י כֻּלּ֖וֹ כְּאַדֶּ֣רֶת שֵׂעָ֑ר וַיִּקְרְא֥וּ שְׁמ֖וֹ עֵשָֽׂו׃
İlki kızıl renkte çıktı; bütün bedeni tüylü bir kaftan gibiydi. Ona Esav adını verdiler.
Vayetse yaakov mibeer şava vayeleh harana.
וַיֵּצֵ֥א יַעֲקֹ֖ב מִבְּאֵ֣ר שָׁ֑בַע וַיֵּ֖לֶךְ חָרָֽנָה׃
Yaakov Beer-Şeva’dan ayrılıp Haran’a doğru yola çıktı.
Vayavo lavan beohel yaakov uveohel lea uveohel şete haamahot velo matsa vayetse meohel lea vayavo beohel rahel.
וַיָּבֹ֨א לָבָ֜ן בְּאֹ֥הֶל יַעֲקֹ֣ב ׀ וּבְאֹ֣הֶל לֵאָ֗ה וּבְאֹ֛הֶל שְׁתֵּ֥י הָאֲמָהֹ֖ת וְלֹ֣א מָצָ֑א וַיֵּצֵא֙ מֵאֹ֣הֶל לֵאָ֔ה וַיָּבֹ֖א בְּאֹ֥הֶל רָחֵֽל׃
Lavan, Yaakov’un çadırına, Lea’nın çadırına ve iki hizmetkâr kadının çadırına girdi, ama bulamadı. Lea’nın çadırından çıkıp Rahel’in çadırına girdi.
Vayetse hamor avi şehem el yaakov ledaber ito.
וַיֵּצֵ֛א חֲמ֥וֹר אֲבִֽי־שְׁכֶ֖ם אֶֽל־יַעֲקֹ֑ב לְדַבֵּ֖ר אִתּֽוֹ׃
Şehem’in babası Hamor, Yaakov’la konuşmak için yanına çıktı.
Vatitpeseu bevigdo lemor şihva imi vayaazov bigdo beyadah vayanos vayetse hahutsa.
וַתִּתְפְּשֵׂ֧הוּ בְּבִגְד֛וֹ לֵאמֹ֖ר שִׁכְבָ֣ה עִמִּ֑י וַיַּעֲזֹ֤ב בִּגְדוֹ֙ בְּיָדָ֔הּ וַיָּ֖נָס וַיֵּצֵ֥א הַחֽוּצָה׃
Kadın onun giysisini yakalayıp, “Benimle yat!” dedi. Yosef giysisini onun elinde bırakıp dışarı kaçtı.
Vayehi heşameo ki harimoti koli vaekra vayaazov bigdo etsli vayanos vayetse hahutsa.
וַיְהִ֣י כְשָׁמְע֔וֹ כִּֽי־הֲרִימֹ֥תִי קוֹלִ֖י וָאֶקְרָ֑א וַיַּעֲזֹ֤ב בִּגְדוֹ֙ אֶצְלִ֔י וַיָּ֖נָס וַיֵּצֵ֥א הַחֽוּצָה׃
Sesimi yükseltip bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.”
Vayikra faro şem yosef tsafenat paneah vayiten lo et asenat bat poti fera kohen on leişa vayetse yosef al erets mitsrayim.
וַיִּקְרָ֨א פַרְעֹ֣ה שֵׁם־יוֹסֵף֮ צָֽפְנַ֣ת פַּעְנֵחַ֒ וַיִּתֶּן־ל֣וֹ אֶת־אָֽסְנַ֗ת בַּת־פּ֥וֹטִי פֶ֛רַע כֹּהֵ֥ן אֹ֖ן לְאִשָּׁ֑ה וַיֵּצֵ֥א יוֹסֵ֖ף עַל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Firavun, Yosef’e Tsafenat-Paneah adını verdi. On’un rahibi Poti-Fera’nın kızı Asenat’ı ona eş olarak verdi. Yosef Mısır ülkesini dolaşmaya çıktı.
Veyosef ben şeloşim şana beamedo lifne paro meleh mitsrayim vayetse yosef milifne faro vayavor behol erets mitsrayim.
וְיוֹסֵף֙ בֶּן־שְׁלֹשִׁ֣ים שָׁנָ֔ה בְּעָמְד֕וֹ לִפְנֵ֖י פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרָ֑יִם וַיֵּצֵ֤א יוֹסֵף֙ מִלִּפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַֽיַּעְבֹ֖ר בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Yosef, Mısır kralı Firavun’un huzuruna çıktığında otuz yaşındaydı. Firavun’un yanından ayrılıp bütün Mısır ülkesini dolaştı.
Vayomer el ehav huşav kaspi vegam hine veamtahti vayetse libam vayeherdu iş el ahiv lemor ma zot asa Elohim lanu.
וַיֹּ֤אמֶר אֶל־אֶחָיו֙ הוּשַׁ֣ב כַּסְפִּ֔י וְגַ֖ם הִנֵּ֣ה בְאַמְתַּחְתִּ֑י וַיֵּצֵ֣א לִבָּ֗ם וַיֶּֽחֶרְד֞וּ אִ֤ישׁ אֶל־אָחִיו֙ לֵאמֹ֔ר מַה־זֹּ֛את עָשָׂ֥ה אֱלֹהִ֖ים לָֽנוּ׃
Kardeşlerine, “Param geri verilmiş! İşte torbamda!” dedi. Yürekleri yerinden oynadı; titreyerek birbirlerine, “Tanrı bize ne yaptı böyle?” dediler.
Vayirhats panav vayetse vayitapak vayomer simu lahem.
וַיִּרְחַ֥ץ פָּנָ֖יו וַיֵּצֵ֑א וַיִּ֨תְאַפַּ֔ק וַיֹּ֖אמֶר שִׂ֥ימוּ לָֽחֶם׃
Sonra yüzünü yıkayıp çıktı. Kendini toparlayarak, “Yemeği getirin” dedi.
Vayetse haehad meiti vaomar ah tarof toraf velo reitiv ad hena.
וַיֵּצֵ֤א הָֽאֶחָד֙ מֵֽאִתִּ֔י וָאֹמַ֕ר אַ֖ךְ טָרֹ֣ף טֹרָ֑ף וְלֹ֥א רְאִיתִ֖יו עַד־הֵֽנָּה׃
Biri yanımdan ayrıldı. Kesinlikle yırtıcı bir hayvan onu parçaladı, dedim. O zamandan beri onu görmedim.
Vayevareh yaakov et paro vayetse milifne faro.
וַיְבָ֥רֶךְ יַעֲקֹ֖ב אֶת־פַּרְעֹ֑ה וַיֵּצֵ֖א מִלִּפְנֵ֥י פַרְעֹֽה׃
Yaakov, Firavun’u kutsayıp huzurundan ayrıldı.
Vayehi bayamim hahem vayigdal moşe vayetse el ehav vayar besivlotam vayar iş mitsri make iş ivri meehav.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיָּמִ֣ים הָהֵ֗ם וַיִּגְדַּ֤ל מֹשֶׁה֙ וַיֵּצֵ֣א אֶל־אֶחָ֔יו וַיַּ֖רְא בְּסִבְלֹתָ֑ם וַיַּרְא֙ אִ֣ישׁ מִצְרִ֔י מַכֶּ֥ה אִישׁ־עִבְרִ֖י מֵאֶחָֽיו׃
O günlerde Moşe büyümüştü. Kardeşlerinin yanına çıktı ve onların ağır yükler altında çalıştığını gördü. Bir Mısırlının, kardeşlerinden bir İbraniyi dövdüğünü gördü.
Vayetse bayom haşeni vehine şene anaşim ivrim nitsim vayomer laraşa lama take reeha.
וַיֵּצֵא֙ בַּיּ֣וֹם הַשֵּׁנִ֔י וְהִנֵּ֛ה שְׁנֵֽי־אֲנָשִׁ֥ים עִבְרִ֖ים נִצִּ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לָֽרָשָׁ֔ע לָ֥מָּה תַכֶּ֖ה רֵעֶֽךָ׃
Ertesi gün çıktığında iki İbrani kavga ediyordu. Haksız olana, “Neden arkadaşına vuruyorsun?” dedi.
Vayetse moşe veaharon meim paro vayitsak moşe el Adonay al devar hatsefardeim aşer sam lefaro.
וַיֵּצֵ֥א מֹשֶׁ֛ה וְאַהֲרֹ֖ן מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיִּצְעַ֤ק מֹשֶׁה֙ אֶל־יְהוָ֔ה עַל־דְּבַ֥ר הַֽצְפַרְדְּעִ֖ים אֲשֶׁר־שָׂ֥ם לְפַרְעֹֽה׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanından çıktılar. Moşe, Firavun’un başına gönderdiği kurbağalar için Adonay’a haykardı.
Vayetse moşe meim paro vayetar el Adonay.
וַיֵּצֵ֥א מֹשֶׁ֖ה מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיֶּעְתַּ֖ר אֶל־יְהוָֽה׃
Moşe, Firavun’un yanından çıkıp Adonay’a yakardı.
Vayetse moşe meim paro et hair vayifros kapav el Adonay vayahdelu hakolot vehabarad umatar lo nitah aretsa.
וַיֵּצֵ֨א מֹשֶׁ֜ה מֵעִ֤ם פַּרְעֹה֙ אֶת־הָעִ֔יר וַיִּפְרֹ֥שׂ כַּפָּ֖יו אֶל־יְהוָ֑ה וַֽיַּחְדְּל֤וּ הַקֹּלוֹת֙ וְהַבָּרָ֔ד וּמָטָ֖ר לֹא־נִתַּ֥ךְ אָֽרְצָה׃
Moşe, Firavun’un yanından ayrılıp kentten çıktı ve ellerini Adonay’a açtı. Gök gürültüleri ve dolu kesildi; yeryüzüne yağmur da yağmaz oldu.
Umaleu vateha uvate hol avadeha uvate hol mitsrayim aşer lo rau avoteha vaavot avoteha miyom heyotam al haadama ad hayom haze vayifen vayetse meim paro.
וּמָלְא֨וּ בָתֶּ֜יךָ וּבָתֵּ֣י כָל־עֲבָדֶיךָ֮ וּבָתֵּ֣י כָל־מִצְרַיִם֒ אֲשֶׁ֨ר לֹֽא־רָא֤וּ אֲבֹתֶ֙יךָ֙ וַאֲב֣וֹת אֲבֹתֶ֔יךָ מִיּ֗וֹם הֱיוֹתָם֙ עַל־הָ֣אֲדָמָ֔ה עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה וַיִּ֥פֶן וַיֵּצֵ֖א מֵעִ֥ם פַּרְעֹֽה׃
Evlerin, bütün görevlilerinin evleri ve bütün Mısırlıların evleri çekirgelerle dolacak. Babaların ve ataların, yeryüzünde var olduklarından bugüne kadar böylesini görmediler.” Sonra Moşe dönüp Firavun’un yanından çıktı.
Vayetse meim paro vayetar el Adonay.
וַיֵּצֵ֖א מֵעִ֣ם פַּרְעֹ֑ה וַיֶּעְתַּ֖ר אֶל־יְהוָֽה׃
Moşe, Firavun’un yanından çıkıp Adonay’a yakardı.
Veyaredu hol avadeha ele elay vehiştahavu li lemor tse ata vehol haam aşer beragleha veahare hen etse vayetse meim paro bohori af.
וְיָרְד֣וּ כָל־עֲבָדֶיךָ֩ אֵ֨לֶּה אֵלַ֜י וְהִשְׁתַּֽחֲוּוּ־לִ֣י לֵאמֹ֗ר צֵ֤א אַתָּה֙ וְכָל־הָעָ֣ם אֲשֶׁר־בְּרַגְלֶ֔יךָ וְאַחֲרֵי־כֵ֖ן אֵצֵ֑א וַיֵּצֵ֥א מֵֽעִם־פַּרְעֹ֖ה בָּחֳרִי־אָֽף׃ (ס)
Bütün bu görevlilerin yanıma inip önümde eğilerek, ‘Sen de peşinden gelen bütün halk da çıkın’ diyecekler. İşte o zaman çıkacağım.” Moşe büyük bir öfkeyle Firavun’un yanından çıktı.
Vayomer Adonay el moşe hinni mamtir lahem lehem min haşamayim veyatsa haam velaketu devar yom beyomo lemaan anasenu hayeleh betorati im lo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הִנְנִ֨י מַמְטִ֥יר לָכֶ֛ם לֶ֖חֶם מִן־הַשָּׁמָ֑יִם וְיָצָ֨א הָעָ֤ם וְלָֽקְטוּ֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ לְמַ֧עַן אֲנַסֶּ֛נּוּ הֲיֵלֵ֥ךְ בְּתוֹרָתִ֖י אִם־לֹֽא׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Size gökten ekmek yağdıracağım. Halk her gün çıkıp o güne yetecek kadar toplasın. Böylece yasama uyup uymayacaklarını sınayacağım.
Vayetse moşe likrat hoteno vayiştahu vayişak lo vayişalu iş lereeu leşalom vayavou haohela.
וַיֵּצֵ֨א מֹשֶׁ֜ה לִקְרַ֣את חֹֽתְנ֗וֹ וַיִּשְׁתַּ֙חוּ֙ וַיִּשַּׁק־ל֔וֹ וַיִּשְׁאֲל֥וּ אִישׁ־לְרֵעֵ֖הוּ לְשָׁל֑וֹם וַיָּבֹ֖אוּ הָאֹֽהֱלָה׃
Moşe kayınpederini karşılamaya çıktı; önünde eğilip onu öptü. Birbirlerinin hatırını sordular ve çadıra girdiler.
Vaomar lahem lemi zahav hitparaku vayitenu li vaaşliheu vaeş vayetse haegel haze.
וָאֹמַ֤ר לָהֶם֙ לְמִ֣י זָהָ֔ב הִתְפָּרָ֖קוּ וַיִּתְּנוּ־לִ֑י וָאַשְׁלִכֵ֣הוּ בָאֵ֔שׁ וַיֵּצֵ֖א הָעֵ֥גֶל הַזֶּֽה׃
Ben de onlara, ‘Altını olan çıkarsın’ dedim. Bana verdiler; ateşe attım, bu buzağı çıktı.”
Uvevo moşe lifne Adonay ledaber ito yasir et hamasve ad tseto veyatsa vediber el bene yisrael et aşer yetsuve.
וּבְבֹ֨א מֹשֶׁ֜ה לִפְנֵ֤י יְהוָה֙ לְדַבֵּ֣ר אִתּ֔וֹ יָסִ֥יר אֶת־הַמַּסְוֶ֖ה עַד־צֵאת֑וֹ וְיָצָ֗א וְדִבֶּר֙ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֵ֖ת אֲשֶׁ֥ר יְצֻוֶּֽה׃
Moşe Adonay’la konuşmak için O’nun önüne girdiğinde, çıkana kadar örtüyü kaldırırdı. Dışarı çıkınca kendisine buyurulanları İsrael oğullarına söylerdi.
Veyatsa hakohen el mihuts lamahane veraa hakohen vehine nirpa nega hatsaraat min hatsarua.
וְיָצָא֙ הַכֹּהֵ֔ן אֶל־מִח֖וּץ לַֽמַּחֲנֶ֑ה וְרָאָה֙ הַכֹּהֵ֔ן וְהִנֵּ֛ה נִרְפָּ֥א נֶֽגַע־הַצָּרַ֖עַת מִן־הַצָּרֽוּעַ׃
Kâhin ordugâhın dışına çıkıp inceleyecek. Tsaraatlı kişideki belirti iyileşmişse,
Veyatsa hakohen min habayit el petah habayit vehisgir et habayit şivat yamim.
וְיָצָ֧א הַכֹּהֵ֛ן מִן־הַבַּ֖יִת אֶל־פֶּ֣תַח הַבָּ֑יִת וְהִסְגִּ֥יר אֶת־הַבַּ֖יִת שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
kâhin evden çıkıp kapısına gelecek ve evi yedi gün kapalı tutacak.
Veyatsa el hamizbeah aşer lifne Adonay vehiper alav velakah midam hapar umidam hasair venatan al karnot hamizbeah saviv.
וְיָצָ֗א אֶל־הַמִּזְבֵּ֛חַ אֲשֶׁ֥ר לִפְנֵֽי־יְהוָ֖ה וְכִפֶּ֣ר עָלָ֑יו וְלָקַ֞ח מִדַּ֤ם הַפָּר֙ וּמִדַּ֣ם הַשָּׂעִ֔יר וְנָתַ֛ן עַל־קַרְנ֥וֹת הַמִּזְבֵּ֖חַ סָבִֽיב׃
Adonay’ın önündeki sunağa çıkıp onun için kefaret sağlayacak. Boğanın kanından ve keçinin kanından alıp sunağın çevresindeki boynuzlarına sürecek.
Verahats et besaro vamayim bemakom kadoş velavaş et begadav veyatsa veasa et olato veet olat haam vehiper baado uvead haam.
וְרָחַ֨ץ אֶת־בְּשָׂר֤וֹ בַמַּ֙יִם֙ בְּמָק֣וֹם קָד֔וֹשׁ וְלָבַ֖שׁ אֶת־בְּגָדָ֑יו וְיָצָ֗א וְעָשָׂ֤ה אֶת־עֹֽלָתוֹ֙ וְאֶת־עֹלַ֣ת הָעָ֔ם וְכִפֶּ֥ר בַּעֲד֖וֹ וּבְעַ֥ד הָעָֽם׃
Kutsal bir yerde bedenini suyla yıkayıp kendi giysilerini giyecek. Dışarı çıkıp kendisinin ve halkın bütünüyle yakılan sunularını sunacak; kendisi ve halk için kefaret sağlayacak.
Vayetse ben işa yisreelit veu ben iş mitsri betoh bene yisrael vayinatsu bamahane ben hayisreelit veiş hayisreeli.
וַיֵּצֵא֙ בֶּן־אִשָּׁ֣ה יִשְׂרְאֵלִ֔ית וְהוּא֙ בֶּן־אִ֣ישׁ מִצְרִ֔י בְּת֖וֹךְ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַיִּנָּצוּ֙ בַּֽמַּחֲנֶ֔ה בֶּ֚ן הַיִּשְׂרְאֵלִ֔ית וְאִ֖ישׁ הַיִּשְׂרְאֵלִֽי׃
İsraelli bir kadınla Mısırlı bir adamın oğlu, İsraeloğullarının arasına çıktı. Ordugâhta İsraelli kadının oğluyla İsraelli bir adam kavga etti.
Veim lo matsea yado de haşiv lo vehaya mimkaro beyad hakone oto ad şenat hayovel veyatsa bayovel veşav laahuzato.
וְאִ֨ם לֹֽא־מָֽצְאָ֜ה יָד֗וֹ דֵּי֮ הָשִׁ֣יב לוֹ֒ וְהָיָ֣ה מִמְכָּר֗וֹ בְּיַד֙ הַקֹּנֶ֣ה אֹת֔וֹ עַ֖ד שְׁנַ֣ת הַיּוֹבֵ֑ל וְיָצָא֙ בַּיֹּבֵ֔ל וְשָׁ֖ב לַאֲחֻזָּתֽוֹ׃
Geri ödeyecek kadar parası yoksa sattığı mülk Yovel yılına kadar alıcının elinde kalacak. Yovel’de serbest kalacak ve kişi mülküne dönecek.
Vaaşer yigal min haleviyim veyatsa mimkar bayit veir ahuzato bayovel ki vate are haleviyim hi ahuzatam betoh bene yisrael.
וַאֲשֶׁ֤ר יִגְאַל֙ מִן־הַלְוִיִּ֔ם וְיָצָ֧א מִמְכַּר־בַּ֛יִת וְעִ֥יר אֲחֻזָּת֖וֹ בַּיֹּבֵ֑ל כִּ֣י בָתֵּ֞י עָרֵ֣י הַלְוִיִּ֗ם הִ֚וא אֲחֻזָּתָ֔ם בְּת֖וֹךְ בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Levilerden bir ev ya da mülklerindeki şehir satın alan kişi, Yovel’de satın aldığını bırakacak. Çünkü Levilerin şehirlerindeki evler, İsraeloğulları arasındaki mülkleridir.
Veyatsa meimah u uvanav imo veşav el mişpahto veel ahuzat avotav yaşuv.
וְיָצָא֙ מֵֽעִמָּ֔ךְ ה֖וּא וּבָנָ֣יו עִמּ֑וֹ וְשָׁב֙ אֶל־מִשְׁפַּחְתּ֔וֹ וְאֶל־אֲחֻזַּ֥ת אֲבֹתָ֖יו יָשֽׁוּב׃
Sonra kendisi ve çocukları yanından ayrılacak; ailesine ve atalarının mülküne dönecek.
Veim lo yigael beele veyatsa bişnat hayovel u uvanav imo.
וְאִם־לֹ֥א יִגָּאֵ֖ל בְּאֵ֑לֶּה וְיָצָא֙ בִּשְׁנַ֣ת הַיֹּבֵ֔ל ה֖וּא וּבָנָ֥יו עִמּֽוֹ׃
Bu yollarla kurtarılmazsa Yovel yılında kendisi ve çocukları serbest kalacak.
Vayetse moşe vayedaber el haam et divre Adonay vayeesof şivim iş mizikne haam vayaamed otam sevivot haohel.
וַיֵּצֵ֣א מֹשֶׁ֗ה וַיְדַבֵּר֙ אֶל־הָעָ֔ם אֵ֖ת דִּבְרֵ֣י יְהוָ֑ה וַיֶּאֱסֹ֞ף שִׁבְעִ֥ים אִישׁ֙ מִזִּקְנֵ֣י הָעָ֔ם וַֽיַּעֲמֵ֥ד אֹתָ֖ם סְבִיבֹ֥ת הָאֹֽהֶל׃
Moşe dışarı çıkıp Adonay’ın sözlerini halka anlattı. Halkın ileri gelenlerinden yetmiş adam topladı ve onları çadırın çevresinde durdurdu.
Vayehi mimohorat vayavo moşe el ohel haedut vehine parah mate aharon levet levi vayotse ferah vayatsets tsits vayigmol şekedim.
וַיְהִ֣י מִֽמָּחֳרָ֗ת וַיָּבֹ֤א מֹשֶׁה֙ אֶל־אֹ֣הֶל הָעֵד֔וּת וְהִנֵּ֛ה פָּרַ֥ח מַטֵּֽה־אַהֲרֹ֖ן לְבֵ֣ית לֵוִ֑י וַיֹּ֤צֵֽא פֶ֙רַח֙ וַיָּ֣צֵֽץ צִ֔יץ וַיִּגְמֹ֖ל שְׁקֵדִֽים׃
Ertesi gün Moşe Tanıklık Çadırı’na girdiğinde Levi evini temsil eden Aaron’un değneğinin filizlendiğini gördü. Filiz vermiş, çiçek açmış ve bademleri olgunlaşmıştı.
Vayotse moşe et kol hamatot milifne Adonay el kol bene yisrael vayiru vayikhu iş mateu.
וַיֹּצֵ֨א מֹשֶׁ֤ה אֶת־כָּל־הַמַּטֹּת֙ מִלִּפְנֵ֣י יְהוָ֔ה אֶֽל־כָּל־בְּנֵ֖י יִשְׂרָאֵ֑ל וַיִּרְא֥וּ וַיִּקְח֖וּ אִ֥ישׁ מַטֵּֽהוּ׃ (ס)
Moşe bütün değnekleri Adonay’ın huzurundan çıkarıp bütün İsraeloğullarına getirdi. Gördüler ve her biri kendi değneğini aldı.
Vayomer lo taavor vayetse edom likrato beam kaved uveyad hazaka.
וַיֹּ֖אמֶר לֹ֣א תַעֲבֹ֑ר וַיֵּצֵ֤א אֱדוֹם֙ לִקְרָאת֔וֹ בְּעַ֥ם כָּבֵ֖ד וּבְיָ֥ד חֲזָקָֽה׃
Edom, “Geçmeyeceksin!” dedi. Kalabalık bir halkla ve güçlü bir kuvvetle karşılarına çıktı.
Velo natan sihon et yisrael avor bigvulo vayeesof sihon et kol amo vayetse likrat yisrael hamidbara vayavo yahetsa vayilahem beyisrael.
וְלֹא־נָתַ֨ן סִיחֹ֣ן אֶת־יִשְׂרָאֵל֮ עֲבֹ֣ר בִּגְבֻלוֹ֒ וַיֶּאֱסֹ֨ף סִיחֹ֜ן אֶת־כָּל־עַמּ֗וֹ וַיֵּצֵ֞א לִקְרַ֤את יִשְׂרָאֵל֙ הַמִּדְבָּ֔רָה וַיָּבֹ֖א יָ֑הְצָה וַיִּלָּ֖חֶם בְּיִשְׂרָאֵֽל׃
Ama Sihon, İsrael’in sınırından geçmesine izin vermedi. Sihon bütün halkını topladı, İsrael’in karşısına çıkmak için çöle gitti. Yahats’a gelip İsrael’le savaştı.
Vayifnu vayaalu dereh habaşan vayetse og meleh habaşan likratam u vehol amo lamilhama edrei.
וַיִּפְנוּ֙ וַֽיַּעֲל֔וּ דֶּ֖רֶךְ הַבָּשָׁ֑ן וַיֵּצֵ֣א עוֹג֩ מֶֽלֶךְ־הַבָּשָׁ֨ן לִקְרָאתָ֜ם ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמִּלְחָמָ֖ה אֶדְרֶֽעִי׃
Dönüp Başan yolundan yukarı çıktılar. Başan kralı Og, kendisi ve bütün halkı, Edrei’de savaşmak üzere karşılarına çıktı.
Vayişma balak ki va vilam vayetse likrato el ir moav aşer al gevul arnon aşer biktse hagevul.
וַיִּשְׁמַ֥ע בָּלָ֖ק כִּ֣י בָ֣א בִלְעָ֑ם וַיֵּצֵ֨א לִקְרָאת֜וֹ אֶל־עִ֣יר מוֹאָ֗ב אֲשֶׁר֙ עַל־גְּב֣וּל אַרְנֹ֔ן אֲשֶׁ֖ר בִּקְצֵ֥ה הַגְּבֽוּל׃
Balak, Bilam’ın geldiğini duyunca sınırın ucundaki Arnon sınırında bulunan Moav şehrine, onu karşılamaya çıktı.
Venasav lahem hagevul minegev lemaale akrabim veavar tsina vehayu totseotav minegev lekadeş barnea veyatsa hatsar adar veavar atsmona.
וְנָסַ֣ב לָכֶם֩ הַגְּב֨וּל מִנֶּ֜גֶב לְמַעֲלֵ֤ה עַקְרַבִּים֙ וְעָ֣בַר צִ֔נָה והיה [וְהָיוּ֙] תּֽוֹצְאֹתָ֔יו מִנֶּ֖גֶב לְקָדֵ֣שׁ בַּרְנֵ֑עַ וְיָצָ֥א חֲצַר־אַדָּ֖ר וְעָבַ֥ר עַצְמֹֽנָה׃
Sınırınız Akrabbim Geçidi’nin güneyinden dönüp Tsin’e geçecek; Kadeş-Barnea’nın güneyine çıkacak. Hatsar-Addar’a uzanıp Atsmon’a geçecek.
Veyatsa hagevul zifrona vehayu totseotav hatsar enan ze yihye lahem gevul tsafon.
וְיָצָ֤א הַגְּבֻל֙ זִפְרֹ֔נָה וְהָי֥וּ תוֹצְאֹתָ֖יו חֲצַ֣ר עֵינָ֑ן זֶֽה־יִהְיֶ֥ה לָכֶ֖ם גְּב֥וּל צָפֽוֹן׃
Sınır Zifron’a çıkıp Hatsar-Enan’da son bulacak. Kuzey sınırınız bu olacak.