İbranice biçim אַחַ֥ד
Lemma אֶחָד
Kök — שורש (şoreş, kök) אחד
Türkçe anlam: bir, tek; her biri; az sayıda; ilk; biri... diğeri
Biçim: asıl sayı, eril, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 9 kullanım
Teknik kod
HAcmsaTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 9 kez, 9 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim אַחַ֥ד
Lemma אֶחָד
Kök — שורש (şoreş, kök) אחד
Türkçe anlam: bir, tek; her biri; az sayıda; ilk; biri... diğeri
Biçim: asıl sayı, eril, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 9 kullanım
HAcmsaOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayihlu hamayim min hahemet vataşleh et hayeled tahat ahad hasihim.
וַיִּכְל֥וּ הַמַּ֖יִם מִן־הַחֵ֑מֶת וַתַּשְׁלֵ֣ךְ אֶת־הַיֶּ֔לֶד תַּ֖חַת אַחַ֥ד הַשִּׂיחִֽם׃
Tulumdaki su bitince çocuğu çalılardan birinin altına bıraktı.
Vayomer kah na et binha et yehideha aşer ahavta et yitshak veleh leha el erets hamoriya vehaaleu şam leola al ahad heharim aşer omar eleha.
וַיֹּ֡אמֶר קַח־נָ֠א אֶת־בִּנְךָ֨ אֶת־יְחִֽידְךָ֤ אֲשֶׁר־אָהַ֙בְתָּ֙ אֶת־יִצְחָ֔ק וְלֶךְ־לְךָ֔ אֶל־אֶ֖רֶץ הַמֹּרִיָּ֑ה וְהַעֲלֵ֤הוּ שָׁם֙ לְעֹלָ֔ה עַ֚ל אַחַ֣ד הֶֽהָרִ֔ים אֲשֶׁ֖ר אֹמַ֥ר אֵלֶֽיךָ׃
Tanrı, “Lütfen oğlunu, biricik oğlunu, sevdiğin Yitshak’ı al” dedi. “Moriya ülkesine git. Orada, sana söyleyeceğim dağlardan birinde onu yakmalık sunu olarak sun.”
Vayomer avimeleh ma zot asita lanu kimat şahav ahad haam et işteha veheveta alenu aşam.
וַיֹּ֣אמֶר אֲבִימֶ֔לֶךְ מַה־זֹּ֖את עָשִׂ֣יתָ לָּ֑נוּ כִּ֠מְעַט שָׁכַ֞ב אַחַ֤ד הָעָם֙ אֶת־אִשְׁתֶּ֔ךָ וְהֵבֵאתָ֥ עָלֵ֖ינוּ אָשָֽׁם׃
Avimeleh, “Bize bu yaptığın nedir?” dedi. “Az kalsın halktan biri karınla yatacaktı. Bizi suçlu duruma düşürecektin.”
Vayakom balayla u vayikah et şete naşav veet şete şifhotav veet ahad asar yeladav vayaavor et maavar yabok.
וַיָּ֣קָם ׀ בַּלַּ֣יְלָה ה֗וּא וַיִּקַּ֞ח אֶת־שְׁתֵּ֤י נָשָׁיו֙ וְאֶת־שְׁתֵּ֣י שִׁפְחֹתָ֔יו וְאֶת־אַחַ֥ד עָשָׂ֖ר יְלָדָ֑יו וַֽיַּעֲבֹ֔ר אֵ֖ת מַעֲבַ֥ר יַבֹּֽק׃
O gece kalkıp iki eşini, iki hizmetkâr kadınını ve on bir çocuğunu aldı; Yabok geçidini geçti.
Vaani natati leha şehem ahad al aheha aşer lakahti miyad haemori beharbi uvekaşti.
וַאֲנִ֞י נָתַ֧תִּֽי לְךָ֛ שְׁכֶ֥ם אַחַ֖ד עַל־אַחֶ֑יךָ אֲשֶׁ֤ר לָקַ֙חְתִּי֙ מִיַּ֣ד הָֽאֱמֹרִ֔י בְּחַרְבִּ֖י וּבְקַשְׁתִּֽי׃ (פ)
Ben de sana kardeşlerinden bir pay fazla veriyorum: Emorilerin elinden kılıcım ve yayımla aldığım yeri.”
Adam ki yihye veor besaro seet o sapahat o vaheret vehaya veor besaro lenega tsaraat vehuva el aharon hakohen o el ahad mibanav hakohanim.
אָדָ֗ם כִּֽי־יִהְיֶ֤ה בְעוֹר־בְּשָׂרוֹ֙ שְׂאֵ֤ת אֽוֹ־סַפַּ֙חַת֙ א֣וֹ בַהֶ֔רֶת וְהָיָ֥ה בְעוֹר־בְּשָׂר֖וֹ לְנֶ֣גַע צָרָ֑עַת וְהוּבָא֙ אֶל־אַהֲרֹ֣ן הַכֹּהֵ֔ן א֛וֹ אֶל־אַחַ֥ד מִבָּנָ֖יו הַכֹּהֲנִֽים׃
“Birinin bedeninin derisinde bir kabartı, döküntü ya da parlak leke oluşur ve derisinde tsaraat belirtisine dönüşürse o kişi kâhin Aaron’a ya da kâhin olan oğullarından birine getirilecek.
Vayihar lemoşe meod vayomer el Adonay al tefen el minhatam lo hamor ehad mehem nasati velo hareoti et ahad mehem.
וַיִּ֤חַר לְמֹשֶׁה֙ מְאֹ֔ד וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־יְהוָ֔ה אַל־תֵּ֖פֶן אֶל־מִנְחָתָ֑ם לֹ֠א חֲמ֨וֹר אֶחָ֤ד מֵהֶם֙ נָשָׂ֔אתִי וְלֹ֥א הֲרֵעֹ֖תִי אֶת־אַחַ֥ד מֵהֶֽם׃
Moşe çok öfkelendi ve Adonay’a, “Onların sunusuna yönelme” dedi. “Onlardan tek bir eşek bile almadım, hiçbirine kötülük etmedim.”
Ahad asar yom mehorev dereh har seir ad kadeş barnea.
אַחַ֨ד עָשָׂ֥ר יוֹם֙ מֵֽחֹרֵ֔ב דֶּ֖רֶךְ הַר־שֵׂעִ֑יר עַ֖ד קָדֵ֥שׁ בַּרְנֵֽעַ׃
Horev’den Seir Dağı yoluyla Kadeş-Barnea’ya on bir günlük yol vardır.
Ki yeşevu ahim yahdav umet ahad mehem uven en lo lo tihye eşet hamet hahutsa leiş zar yevamah yavo aleha ulekahah lo leişa veyibemah.
כִּֽי־יֵשְׁב֨וּ אַחִ֜ים יַחְדָּ֗ו וּמֵ֨ת אַחַ֤ד מֵהֶם֙ וּבֵ֣ן אֵֽין־ל֔וֹ לֹֽא־תִהְיֶ֧ה אֵֽשֶׁת־הַמֵּ֛ת הַח֖וּצָה לְאִ֣ישׁ זָ֑ר יְבָמָהּ֙ יָבֹ֣א עָלֶ֔יהָ וּלְקָחָ֥הּ ל֛וֹ לְאִשָּׁ֖ה וְיִבְּמָֽהּ׃
Kardeşler birlikte yaşarken onlardan biri çocuksuz ölürse, ölenin eşi dışarıdan yabancı bir adamla evlenmeyecek. Kayınbiraderi onunla birlikte olacak, onu kendisine eş alıp kayınbiraderlik görevini yerine getirecek.