Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
in front of; facing; towards; (to represent people) before (God)
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 15 kez
Teknik kod
HRTORA’DA KELİME
karşısında; karşı tarafta
Bu İbranice biçim Tora’da 15 kez, 15 farklı ayette görülür.
Ata şema bekoli iatseha vihi Elohim imah heye ata laam mul haelohim veheveta ata et hadevarim el haelohim.
עַתָּ֞ה שְׁמַ֤ע בְּקֹלִי֙ אִיעָ֣צְךָ֔ וִיהִ֥י אֱלֹהִ֖ים עִמָּ֑ךְ הֱיֵ֧ה אַתָּ֣ה לָעָ֗ם מ֚וּל הָֽאֱלֹהִ֔ים וְהֵבֵאתָ֥ אַתָּ֛ה אֶת־הַדְּבָרִ֖ים אֶל־הָאֱלֹהִֽים׃
Şimdi beni dinle; sana öğüt vereyim, Tanrı seninle olsun. Tanrı’nın karşısında halkı sen temsil et; meseleleri Tanrı’ya sen götür.
Vehibarta et hameş hayeriot levad veet şeş hayeriot levad vehafalta et hayeria haşişit el mul pene haohel.
וְחִבַּרְתָּ֞ אֶת־חֲמֵ֤שׁ הַיְרִיעֹת֙ לְבָ֔ד וְאֶת־שֵׁ֥שׁ הַיְרִיעֹ֖ת לְבָ֑ד וְכָפַלְתָּ֙ אֶת־הַיְרִיעָ֣ה הַשִּׁשִּׁ֔ית אֶל־מ֖וּל פְּנֵ֥י הָאֹֽהֶל׃
Beş örtüyü ayrı, altı örtüyü ayrı birleştirecek, altıncı örtüyü çadırın önünde ikiye katlayacaksın.
Veet şete ketsot şete haavotot titen al şete hamişbetsot venatata al kitfot haefod el mul panav.
וְאֵ֨ת שְׁתֵּ֤י קְצוֹת֙ שְׁתֵּ֣י הָעֲבֹתֹ֔ת תִּתֵּ֖ן עַל־שְׁתֵּ֣י הַֽמִּשְׁבְּצ֑וֹת וְנָתַתָּ֛ה עַל־כִּתְפ֥וֹת הָאֵפֹ֖ד אֶל־מ֥וּל פָּנָֽיו׃
İki örgünün öbür iki ucunu iki yuvaya takacak, bunları efodun omuzluklarının ön tarafına yerleştireceksin.
Vesamta oto al petil tehelet vehaya al hamitsnafet el mul pene hamitsnefet yihye.
וְשַׂמְתָּ֤ אֹתוֹ֙ עַל־פְּתִ֣יל תְּכֵ֔לֶת וְהָיָ֖ה עַל־הַמִּצְנָ֑פֶת אֶל־מ֥וּל פְּנֵֽי־הַמִּצְנֶ֖פֶת יִהְיֶֽה׃
Onu mavi bir kordona bağlayacaksın. Sarığın üzerinde, sarığın ön tarafında olacak.
Veiş lo yaale imah vegam iş al yera behol hahar gam hatson vehabakar al yiru el mul hahar hau.
וְאִישׁ֙ לֹֽא־יַעֲלֶ֣ה עִמָּ֔ךְ וְגַם־אִ֥ישׁ אַל־יֵרָ֖א בְּכָל־הָהָ֑ר גַּם־הַצֹּ֤אן וְהַבָּקָר֙ אַל־יִרְע֔וּ אֶל־מ֖וּל הָהָ֥ר הַהֽוּא׃
Seninle kimse çıkmasın; dağın hiçbir yerinde kimse görünmesin. O dağın karşısında koyun, keçi ve sığır da otlamasın.”
Veet şete ketsot şete haavotot natenu al şete hamişbetsot vayitenum al kitfot haefod el mul panav.
וְאֵ֨ת שְׁתֵּ֤י קְצוֹת֙ שְׁתֵּ֣י הָֽעֲבֹתֹ֔ת נָתְנ֖וּ עַל־שְׁתֵּ֣י הַֽמִּשְׁבְּצֹ֑ת וַֽיִּתְּנֻ֛ם עַל־כִּתְפֹ֥ת הָאֵפֹ֖ד אֶל־מ֥וּל פָּנָֽיו׃
İki örgünün öbür iki ucunu iki yuvaya taktılar; bunları efodun omuzluklarının ön tarafına yerleştirdiler.
Vayasem et hamitsnefet al roşo vayasem al hamitsnefet el mul panav et tsits hazahav nezer hakodeş kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיָּ֥שֶׂם אֶת־הַמִּצְנֶ֖פֶת עַל־רֹאשׁ֑וֹ וַיָּ֨שֶׂם עַֽל־הַמִּצְנֶ֜פֶת אֶל־מ֣וּל פָּנָ֗יו אֵ֣ת צִ֤יץ הַזָּהָב֙ נֵ֣זֶר הַקֹּ֔דֶשׁ כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃
Başına sarığı yerleştirdi; sarığın ön tarafına altın levhayı, kutsal tacı taktı. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Daber el aharon veamarta elav behaaloteha et hanerot el mul pene hamenora yairu şivat hanerot.
דַּבֵּר֙ אֶֽל־אַהֲרֹ֔ן וְאָמַרְתָּ֖ אֵלָ֑יו בְּהַעֲלֹֽתְךָ֙ אֶת־הַנֵּרֹ֔ת אֶל־מוּל֙ פְּנֵ֣י הַמְּנוֹרָ֔ה יָאִ֖ירוּ שִׁבְעַ֥ת הַנֵּרֽוֹת׃
Aaron’a konuş ve de ki: Kandilleri yaktığında yedi kandil Menora’nın önüne doğru ışık verecek.
Vayaas ken aharon el mul pene hamenora heela neroteha kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיַּ֤עַשׂ כֵּן֙ אַהֲרֹ֔ן אֶל־מוּל֙ פְּנֵ֣י הַמְּנוֹרָ֔ה הֶעֱלָ֖ה נֵרֹתֶ֑יהָ כַּֽאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃
Aaron böyle yaptı; kandilleri Menora’nın önüne doğru yaktı. Adonay’ın Moşe’ye emrettiği gibi yaptı.
Ele hadevarim aşer diber moşe el kol yisrael beever hayarden bamidbar baarava mol suf ben paran uven tofel velavan vahatserot vedi zahav.
אֵ֣לֶּה הַדְּבָרִ֗ים אֲשֶׁ֨ר דִּבֶּ֤ר מֹשֶׁה֙ אֶל־כָּל־יִשְׂרָאֵ֔ל בְּעֵ֖בֶר הַיַּרְדֵּ֑ן בַּמִּדְבָּ֡ר בָּֽעֲרָבָה֩ מ֨וֹל ס֜וּף בֵּֽין־פָּארָ֧ן וּבֵֽין־תֹּ֛פֶל וְלָבָ֥ן וַחֲצֵרֹ֖ת וְדִ֥י זָהָֽב׃
Moşe’nin Yarden’in ötesinde, çölde, Arava’da, Suf’un karşısında, Paran ile Tofel, Lavan, Hatserot ve Di-Zahav arasında bütün İsrael’e söylediği sözler bunlardır.
Vekaravta mul bene amon al tetsurem veal titgar bam ki lo eten meerets bene amon leha yeruşa ki livne lot netatiha yeruşa.
וְקָרַבְתָּ֗ מ֚וּל בְּנֵ֣י עַמּ֔וֹן אַל־תְּצֻרֵ֖ם וְאַל־תִּתְגָּ֣ר בָּ֑ם כִּ֣י לֹֽא־אֶ֠תֵּן מֵאֶ֨רֶץ בְּנֵי־עַמּ֤וֹן לְךָ֙ יְרֻשָּׁ֔ה כִּ֥י לִבְנֵי־ל֖וֹט נְתַתִּ֥יהָ יְרֻשָּֽׁה׃
Ammonoğullarının karşısına yaklaştığında onlara sıkıntı verme, onlarla çatışmaya girme. Çünkü sana Ammonoğullarının ülkesinden mülk vermeyeceğim; onu Lot oğullarına mülk olarak verdim.’
וַנֵּ֣שֶׁב בַּגָּ֔יְא מ֖וּל בֵּ֥ית פְּעֽוֹר׃ (פ)
Böylece Bet-Peor’un karşısındaki vadide kaldık.
Beever hayarden bagay mul bet peor beerets sihon meleh haemori aşer yoşev beheşbon aşer hika moşe uvene yisrael betsetam mimitsrayim.
בְּעֵ֨בֶר הַיַּרְדֵּ֜ן בַּגַּ֗יְא מ֚וּל בֵּ֣ית פְּע֔וֹר בְּאֶ֗רֶץ סִיחֹן֙ מֶ֣לֶךְ הָֽאֱמֹרִ֔י אֲשֶׁ֥ר יוֹשֵׁ֖ב בְּחֶשְׁבּ֑וֹן אֲשֶׁ֨ר הִכָּ֤ה מֹשֶׁה֙ וּבְנֵֽי יִשְׂרָאֵ֔ל בְּצֵאתָ֖ם מִמִּצְרָֽיִם׃
Yarden’in ötesinde, Bet-Peor’un karşısındaki vadide, Heşbon’da yaşayan Amorilerin kralı Sihon’un ülkesindeydi. Moşe ve İsraeloğulları Mısır’dan çıktıktan sonra onu yenmişlerdi.
Halo hema beever hayarden ahare dereh mevo haşemeş beerets hakenaani hayoşev baarava mul hagilgal etsel elone more.
הֲלֹא־הֵ֜מָּה בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֗ן אַֽחֲרֵי֙ דֶּ֚רֶךְ מְב֣וֹא הַשֶּׁ֔מֶשׁ בְּאֶ֙רֶץ֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י הַיֹּשֵׁ֖ב בָּעֲרָבָ֑ה מ֚וּל הַגִּלְגָּ֔ל אֵ֖צֶל אֵלוֹנֵ֥י מֹרֶֽה׃
Onlar Yarden’in ötesinde, gün batısı yolunun ardında, Arava’da yaşayan Kenaanlıların ülkesinde, Gilgal’ın karşısında, More meşelerinin yanında değil mi?
Vayikbor oto vagay beerets moav mul bet peor velo yada iş et kevurato ad hayom haze.
וַיִּקְבֹּ֨ר אֹת֤וֹ בַגַּיְ֙ בְּאֶ֣רֶץ מוֹאָ֔ב מ֖וּל בֵּ֣ית פְּע֑וֹר וְלֹֽא־יָדַ֥ע אִישׁ֙ אֶת־קְבֻ֣רָת֔וֹ עַ֖ד הַיּ֥וֹם הַזֶּֽה׃
Onu Moav ülkesindeki vadide, Bet-Peor'un karşısında gömdü. Bugüne kadar hiç kimse onun mezarını bilmez.
Dilbilgisel çözümleme
Bu kelime için kaynakta açık bir kök kaydı bulunmuyor.
in front of; facing; towards; (to represent people) before (God)
Dilbilgisel yapı: edat
Bu yapının kullanımı: 15 kez
HRKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.