Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
to sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi
Bu yapının kullanımı: 11 kez
Teknik kod
HVqrmsaTORA’DA KELİME
oturmak; kalmak, ikamet etmek, yaşamak; yerleşmek; yerleştirmek; tahtta oturmak; sürdürmek
Bu İbranice biçim Tora’da 22 kez, 21 farklı ayette görülür.
Vateled ada et yaval u haya avi yoşev ohel umikne.
וַתֵּ֥לֶד עָדָ֖ה אֶת־יָבָ֑ל ה֣וּא הָיָ֔ה אֲבִ֕י יֹשֵׁ֥ב אֹ֖הֶל וּמִקְנֶֽה׃
Ada, Yaval’ı doğurdu. O, çadırlarda yaşayan ve sürü yetiştirenlerin atasıydı.
Vayehi riv ben roe mikne avram uven roe mikne lot vehakenaani vehaperizi az yoşev baarets.
וַֽיְהִי־רִ֗יב בֵּ֚ין רֹעֵ֣י מִקְנֵֽה־אַבְרָ֔ם וּבֵ֖ין רֹעֵ֣י מִקְנֵה־ל֑וֹט וְהַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַפְּרִזִּ֔י אָ֖ז יֹשֵׁ֥ב בָּאָֽרֶץ׃
Avram’ın sürülerinin çobanlarıyla Lot’un sürülerinin çobanları arasında kavga çıktı. O sırada ülkede Kenaanlılar ve Periziler yaşıyordu.
Bu ayette 2 kez
Avram yaşav beerets kenaan velot yaşav beare hakikar vayeehal ad sedom.
אַבְרָ֖ם יָשַׁ֣ב בְּאֶֽרֶץ־כְּנָ֑עַן וְל֗וֹט יָשַׁב֙ בְּעָרֵ֣י הַכִּכָּ֔ר וַיֶּאֱהַ֖ל עַד־סְדֹֽם׃
Avram Kenaan ülkesinde yaşadı. Lot ise ovanın kentlerinde yaşadı ve çadırlarını Sedom’a kadar kurdu.
Vayikhu et lot veet rehuşo ben ahi avram vayelehu veu yoşev bisdom.
וַיִּקְח֨וּ אֶת־ל֧וֹט וְאֶת־רְכֻשׁ֛וֹ בֶּן־אֲחִ֥י אַבְרָ֖ם וַיֵּלֵ֑כוּ וְה֥וּא יֹשֵׁ֖ב בִּסְדֹֽם׃
Avram’ın kardeşinin oğlu Lot’u ve mallarını da alıp gittiler. Lot Sedom’da yaşıyordu.
Vayera elav Adonay beelone mamre veu yoşev petah haohel kehom hayom.
וַיֵּרָ֤א אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה בְּאֵלֹנֵ֖י מַמְרֵ֑א וְה֛וּא יֹשֵׁ֥ב פֶּֽתַח־הָאֹ֖הֶל כְּחֹ֥ם הַיּֽוֹם׃
Adonay, Mamre meşelerinde Avraam’a göründü. Avraam günün sıcağında çadırın girişinde oturuyordu.
Vayavou şene hamalahim sedoma baerev velot yoşev beşaar sedom vayar lot vayakom likratam vayiştahu apayim aretsa.
וַ֠יָּבֹאוּ שְׁנֵ֨י הַמַּלְאָכִ֤ים סְדֹ֙מָה֙ בָּעֶ֔רֶב וְל֖וֹט יֹשֵׁ֣ב בְּשַֽׁעַר־סְדֹ֑ם וַיַּרְא־לוֹט֙ וַיָּ֣קָם לִקְרָאתָ֔ם וַיִּשְׁתַּ֥חוּ אַפַּ֖יִם אָֽרְצָה׃
İki melek akşamleyin Sedom’a geldi. Lot, Sedom’un kapısında oturuyordu. Onları görünce karşılamak için kalktı ve yüzü yere değecek biçimde eğildi.
Vayehi beşahet Elohim et are hakikar vayizkor Elohim et avraham vayeşalah et lot mitoh hahafeha bahafoh et hearim aşer yaşav bahen lot.
וַיְהִ֗י בְּשַׁחֵ֤ת אֱלֹהִים֙ אֶת־עָרֵ֣י הַכִּכָּ֔ר וַיִּזְכֹּ֥ר אֱלֹהִ֖ים אֶת־אַבְרָהָ֑ם וַיְשַׁלַּ֤ח אֶת־לוֹט֙ מִתּ֣וֹךְ הַהֲפֵכָ֔ה בַּהֲפֹךְ֙ אֶת־הֶ֣עָרִ֔ים אֲשֶׁר־יָשַׁ֥ב בָּהֵ֖ן לֽוֹט׃
Tanrı ova kentlerini yok ederken Avraam’ı hatırladı. Lot’un yaşadığı kentleri altüst ederken Lot’u yıkımın içinden çıkardı.
Veefron yoşev betoh bene het vayaan efron hahiti et avraham beozne vene het lehol bae şaar iro lemor.
וְעֶפְר֥וֹן יֹשֵׁ֖ב בְּת֣וֹךְ בְּנֵי־חֵ֑ת וַיַּעַן֩ עֶפְר֨וֹן הַחִתִּ֤י אֶת־אַבְרָהָם֙ בְּאָזְנֵ֣י בְנֵי־חֵ֔ת לְכֹ֛ל בָּאֵ֥י שַֽׁעַר־עִיר֖וֹ לֵאמֹֽר׃
Efron, Het oğullarının arasında oturuyordu. Hiti Efron, Het oğullarının ve kentinin kapısından giren herkesin duyacağı biçimde Avraam’a şöyle cevap verdi:
Vayaşbieni adoni lemor lo tikah işa livni mibenot hakenaani aşer anohi yoşev beartso.
וַיַּשְׁבִּעֵ֥נִי אֲדֹנִ֖י לֵאמֹ֑ר לֹא־תִקַּ֤ח אִשָּׁה֙ לִבְנִ֔י מִבְּנוֹת֙ הַֽכְּנַעֲנִ֔י אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י יֹשֵׁ֥ב בְּאַרְצֽוֹ׃
Efendim bana şöyle ant içirdi: ‘Oğluma, ülkelerinde yaşadığım Kenaanlıların kızlarından eş almayacaksın.
Vayigdelu hanearim vayehi esav iş yodea tsayid iş sade veyaakov iş tam yoşev ohalim.
וַֽיִּגְדְּלוּ֙ הַנְּעָרִ֔ים וַיְהִ֣י עֵשָׂ֗ו אִ֛ישׁ יֹדֵ֥עַ צַ֖יִד אִ֣ישׁ שָׂדֶ֑ה וְיַעֲקֹב֙ אִ֣ישׁ תָּ֔ם יֹשֵׁ֖ב אֹהָלִֽים׃
Çocuklar büyüdü. Esav usta bir avcı, kırların adamı oldu. Yaakov ise çadırlarda yaşayan, içi dışı bir adamdı.
Veata yeşev na avdeha tahat hanaar eved ladoni vehanaar yaal im ehav.
וְעַתָּ֗ה יֵֽשֶׁב־נָ֤א עַבְדְּךָ֙ תַּ֣חַת הַנַּ֔עַר עֶ֖בֶד לַֽאדֹנִ֑י וְהַנַּ֖עַר יַ֥עַל עִם־אֶחָֽיו׃
Şimdi lütfen delikanlının yerine ben kulun, efendimin kölesi olarak kalayım. Delikanlı kardeşleriyle birlikte dönsün.
Kol yeme aşer hanega bo yitma tame u badad yeşev mihuts lamahane moşavo.
כָּל־יְמֵ֞י אֲשֶׁ֨ר הַנֶּ֥גַע בּ֛וֹ יִטְמָ֖א טָמֵ֣א ה֑וּא בָּדָ֣ד יֵשֵׁ֔ב מִח֥וּץ לַֽמַּחֲנֶ֖ה מוֹשָׁבֽוֹ׃ (ס)
Belirti üzerinde kaldığı sürece arınmamış olacak; arınmamıştır. Tek başına yaşayacak; kalacağı yer ordugâhın dışında olacak.
Kol hamişkav aşer yişkav alav hazav yitma vehal hakeli aşer yeşev alav yitma.
כָּל־הַמִּשְׁכָּ֗ב אֲשֶׁ֨ר יִשְׁכַּ֥ב עָלָ֛יו הַזָּ֖ב יִטְמָ֑א וְכָֽל־הַכְּלִ֛י אֲשֶׁר־יֵשֵׁ֥ב עָלָ֖יו יִטְמָֽא׃
Akıntısı olan kişinin yattığı her yatak arınmamış olur; üzerine oturduğu her eşya da arınmamış olur.
Vehayoşev al hakeli aşer yeşev alav hazav yehabes begadav verahats bamayim vetame ad haarev.
וְהַיֹּשֵׁב֙ עַֽל־הַכְּלִ֔י אֲשֶׁר־יֵשֵׁ֥ב עָלָ֖יו הַזָּ֑ב יְכַבֵּ֧ס בְּגָדָ֛יו וְרָחַ֥ץ בַּמַּ֖יִם וְטָמֵ֥א עַד־הָעָֽרֶב׃
Akıntısı olan kişinin oturduğu eşyanın üzerine oturan kişi giysilerini yıkayacak, suyla yıkanacak ve akşama kadar arınmamış olacak.
Uma haarets aşer u yoşev bah hatova hi im raa uma hearim aşer u yoşev bahena habemahanim im bemivtsarim.
וּמָ֣ה הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁר־הוּא֙ יֹשֵׁ֣ב בָּ֔הּ הֲטוֹבָ֥ה הִ֖וא אִם־רָעָ֑ה וּמָ֣ה הֶֽעָרִ֗ים אֲשֶׁר־הוּא֙ יוֹשֵׁ֣ב בָּהֵ֔נָּה הַבְּמַֽחֲנִ֖ים אִ֥ם בְּמִבְצָרִֽים׃
Yaşadıkları ülke iyi mi kötü mü? Yaşadıkları şehirler nasıl; açık yerleşimler mi, surlu yerler mi?
Amalek yoşev beerets hanegev vehahiti vehayevusi vehaemori yoşev bahar vehakenaani yoşev al hayam veal yad hayarden.
עֲמָלֵ֥ק יוֹשֵׁ֖ב בְּאֶ֣רֶץ הַנֶּ֑גֶב וְ֠הַֽחִתִּי וְהַיְבוּסִ֤י וְהָֽאֱמֹרִי֙ יוֹשֵׁ֣ב בָּהָ֔ר וְהַֽכְּנַעֲנִי֙ יֹשֵׁ֣ב עַל־הַיָּ֔ם וְעַ֖ל יַ֥ד הַיַּרְדֵּֽן׃
Amalek Negev bölgesinde yaşıyor. Hitiler, Yevusiler ve Emoriler dağlık bölgede; Kenaanlılar ise deniz kıyısında ve Yarden boyunca yaşıyor.”
Vayişma hakenaani meleh arad yoşev hanegev ki ba yisrael dereh haatarim vayilahem beyisrael vayişb mimenu şevi.
וַיִּשְׁמַ֞ע הַכְּנַעֲנִ֤י מֶֽלֶךְ־עֲרָד֙ יֹשֵׁ֣ב הַנֶּ֔גֶב כִּ֚י בָּ֣א יִשְׂרָאֵ֔ל דֶּ֖רֶךְ הָאֲתָרִ֑ים וַיִּלָּ֙חֶם֙ בְּיִשְׂרָאֵ֔ל וַיִּ֥שְׁבְּ ׀ מִמֶּ֖נּוּ שֶֽׁבִי׃
Negev’de yaşayan Kenaanlı Arad kralı, İsrael’in Atarim yolundan geldiğini duyunca İsrael’le savaştı ve aralarından esir aldı.
Vayişlah malahim el bilam ben beor petora aşer al hanahar erets bene amo likro lo lemor hine am yatsa mimitsrayim hine hisa et en haarets veu yoşev mimuli.
וַיִּשְׁלַ֨ח מַלְאָכִ֜ים אֶל־בִּלְעָ֣ם בֶּן־בְּע֗וֹר פְּ֠תוֹרָה אֲשֶׁ֧ר עַל־הַנָּהָ֛ר אֶ֥רֶץ בְּנֵי־עַמּ֖וֹ לִקְרֹא־ל֑וֹ לֵאמֹ֗ר הִ֠נֵּה עַ֣ם יָצָ֤א מִמִּצְרַ֙יִם֙ הִנֵּ֤ה כִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְה֥וּא יֹשֵׁ֖ב מִמֻּלִֽי׃
Beor oğlu Bilam’ı çağırmak için, kendi halkının ülkesindeki nehrin yanında bulunan Petor’a elçiler gönderdi: “Bak, Mısır’dan bir halk çıktı. Yeryüzünü kapladı ve karşımda oturuyor.
Vayişma hakenaani meleh arad veu yoşev banegev beerets kenaan bevo bene yisrael.
וַיִּשְׁמַ֗ע הַֽכְּנַעֲנִי֙ מֶ֣לֶךְ עֲרָ֔ד וְהֽוּא־יֹשֵׁ֥ב בַּנֶּ֖גֶב בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן בְּבֹ֖א בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Kenaan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenaanlı Arad kralı, İsraeloğullarının geldiğini duydu.
Ki veir miklato yeşev ad mot hakohen hagadol veahare mot hakohen hagadol yaşuv harotseah el erets ahuzato.
כִּ֣י בְעִ֤יר מִקְלָטוֹ֙ יֵשֵׁ֔ב עַד־מ֖וֹת הַכֹּהֵ֣ן הַגָּדֹ֑ל וְאַחֲרֵ֥י מוֹת֙ הַכֹּהֵ֣ן הַגָּדֹ֔ל יָשׁוּב֙ הָרֹצֵ֔חַ אֶל־אֶ֖רֶץ אֲחֻזָּתֽוֹ׃
Çünkü büyük kohenin ölümüne kadar sığınma şehrinde kalmalıdır. Büyük kohenin ölümünden sonra adam öldüren kişi kendi mülkünün toprağına dönebilir.
İmeha yeşev bekirbeha bamakom aşer yivhar beahad şeareha batov lo lo tonenu.
עִמְּךָ֞ יֵשֵׁ֣ב בְּקִרְבְּךָ֗ בַּמָּק֧וֹם אֲשֶׁר־יִבְחַ֛ר בְּאַחַ֥ד שְׁעָרֶ֖יךָ בַּטּ֣וֹב ל֑וֹ לֹ֖א תּוֹנֶֽנּוּ׃ (ס)
Seninle, aranızda, kentlerinden birinde kendisinin seçeceği, hoşuna giden yerde yaşayacak. Ona baskı yapmayacaksın.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
to sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi
Bu yapının kullanımı: 11 kez
HVqrmsato sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 5 kez
HVqi3msto sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 3 kez
HVqp3msto sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi
Bu yapının kullanımı: 2 kez
HVqrmscto sit down; to be seated; to make sit; to seat; to be enthroned; to enthrone; to stay; to remain
Dilbilgisel yapı: fiil, Kal, jussif, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HVqj3msKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.