Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
Mizraim; Egypt; Musri; Muzur
Dilbilgisel yapı: özel ad + yönelme he’si
Bu yapının kullanımı: 27 kez
Teknik kod
HNp/SdTORA’DA KELİME
Mitsrayim; Mısır; kişi/soy, halk ve ülke adı olarak kullanılır
Bu İbranice biçim Tora’da 27 kez, 27 farklı ayette görülür.
Vayehi raav baarets vayered avram mitsrayma lagur şam ki haved haraav baarets.
וַיְהִ֥י רָעָ֖ב בָּאָ֑רֶץ וַיֵּ֨רֶד אַבְרָ֤ם מִצְרַ֙יְמָה֙ לָג֣וּר שָׁ֔ם כִּֽי־כָבֵ֥ד הָרָעָ֖ב בָּאָֽרֶץ׃
Ülkede kıtlık oldu. Avram bir süre kalmak üzere Mısır’a indi; çünkü ülkedeki kıtlık ağırdı.
Vayehi kaaşer hikriv lavo mitsrayema vayomer el saray işto hine na yadati ki işa yefat mare at.
וַיְהִ֕י כַּאֲשֶׁ֥ר הִקְרִ֖יב לָב֣וֹא מִצְרָ֑יְמָה וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־שָׂרַ֣י אִשְׁתּ֔וֹ הִנֵּה־נָ֣א יָדַ֔עְתִּי כִּ֛י אִשָּׁ֥ה יְפַת־מַרְאֶ֖ה אָֽתְּ׃
Mısır’a girmek üzereyken karısı Saray’a şöyle dedi: “Biliyorum, sen güzel görünüşlü bir kadınsın.
Vayehi kevo avram mitsrayema vayiru hamitsrim et haişa ki yafa hi meod.
וַיְהִ֕י כְּב֥וֹא אַבְרָ֖ם מִצְרָ֑יְמָה וַיִּרְא֤וּ הַמִּצְרִים֙ אֶת־הָ֣אִשָּׁ֔ה כִּֽי־יָפָ֥ה הִ֖וא מְאֹֽד׃
Avram Mısır’a girdiğinde Mısırlılar kadının çok güzel olduğunu gördüler.
Vayera elav Adonay vayomer al tered mitsrayema şehon baarets aşer omar eleha.
וַיֵּרָ֤א אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה וַיֹּ֖אמֶר אַל־תֵּרֵ֣ד מִצְרָ֑יְמָה שְׁכֹ֣ן בָּאָ֔רֶץ אֲשֶׁ֖ר אֹמַ֥ר אֵלֶֽיךָ׃
Adonay ona görünüp şöyle dedi: “Mısır’a inme. Sana söyleyeceğim ülkede kal.
Vayeşevu leehol lehem vayisu enehem vayiru vehine orehat yişmeelim baa migilad ugemalehem noseim nehot utseri valot holehim lehorid mitsrayema.
וַיֵּשְׁבוּ֮ לֶֽאֱכָל־לֶחֶם֒ וַיִּשְׂא֤וּ עֵֽינֵיהֶם֙ וַיִּרְא֔וּ וְהִנֵּה֙ אֹרְחַ֣ת יִשְׁמְעֵאלִ֔ים בָּאָ֖ה מִגִּלְעָ֑ד וּגְמַלֵּיהֶ֣ם נֹֽשְׂאִ֗ים נְכֹאת֙ וּצְרִ֣י וָלֹ֔ט הוֹלְכִ֖ים לְהוֹרִ֥יד מִצְרָֽיְמָה׃
Yemek yemeye oturdular. Gözlerini kaldırıp baktıklarında Gilad’dan gelen bir Yişmaelli kervanı gördüler. Develeri baharat, balsam ve laden yüklüydü; bunları Mısır’a götürüyorlardı.
Vayaavru anaşim midyanim soharim vayimşehu vayaalu et yosef min habor vayimkeru et yosef layişmeelim beesrim kasef vayaviu et yosef mitsrayema.
וַיַּֽעַבְרוּ֩ אֲנָשִׁ֨ים מִדְיָנִ֜ים סֹֽחֲרִ֗ים וַֽיִּמְשְׁכוּ֙ וַיַּֽעֲל֤וּ אֶת־יוֹסֵף֙ מִן־הַבּ֔וֹר וַיִּמְכְּר֧וּ אֶת־יוֹסֵ֛ף לַיִּשְׁמְעֵאלִ֖ים בְּעֶשְׂרִ֣ים כָּ֑סֶף וַיָּבִ֥יאוּ אֶת־יוֹסֵ֖ף מִצְרָֽיְמָה׃
Midyanlı tüccarlar geçerken kardeşleri Yosef’i çukurdan çekip çıkardılar ve yirmi gümüş karşılığında Yişmaellilere sattılar. Onlar da Yosef’i Mısır’a götürdüler.
Veyosef hurad mitsrayema vayikneu potifar seris paro sar hatabahim iş mitsri miyad hayişmeelim aşer horiduu şama.
וְיוֹסֵ֖ף הוּרַ֣ד מִצְרָ֑יְמָה וַיִּקְנֵ֡הוּ פּוֹטִיפַר֩ סְרִ֨יס פַּרְעֹ֜ה שַׂ֤ר הַטַּבָּחִים֙ אִ֣ישׁ מִצְרִ֔י מִיַּד֙ הַיִּשְׁמְעֵאלִ֔ים אֲשֶׁ֥ר הוֹרִדֻ֖הוּ שָֽׁמָּה׃
Yosef Mısır’a indirilmişti. Firavun’un görevlisi, muhafızların başı Mısırlı Potifar, onu oraya getiren Yişmaellilerden satın aldı.
Vehol haarets bau mitsrayma lişbor el yosef ki hazak haraav behol haarets.
וְכָל־הָאָ֙רֶץ֙ בָּ֣אוּ מִצְרַ֔יְמָה לִשְׁבֹּ֖ר אֶל־יוֹסֵ֑ף כִּֽי־חָזַ֥ק הָרָעָ֖ב בְּכָל־הָאָֽרֶץ׃
Bütün ülkelerden insanlar tahıl satın almak için Mısır’a, Yosef’e geliyordu; çünkü kıtlık her yerde ağırlaşmıştı.
Vayomer yosef el ehav geşu na elay vayigaşu vayomer ani yosef ahihem aşer mehartem oti mitsrayema.
וַיֹּ֨אמֶר יוֹסֵ֧ף אֶל־אֶחָ֛יו גְּשׁוּ־נָ֥א אֵלַ֖י וַיִּגָּ֑שׁוּ וַיֹּ֗אמֶר אֲנִי֙ יוֹסֵ֣ף אֲחִיכֶ֔ם אֲשֶׁר־מְכַרְתֶּ֥ם אֹתִ֖י מִצְרָֽיְמָה׃
Yosef, “Lütfen yanıma yaklaşın” dedi. Onlar yaklaşınca şöyle konuştu: “Ben Mısır’a sattığınız kardeşiniz Yosef’im.
Vayomer anohi hael elohe aviha al tira mereda mitsrayma ki legoy gadol asimeha şam.
וַיֹּ֕אמֶר אָנֹכִ֥י הָאֵ֖ל אֱלֹהֵ֣י אָבִ֑יךָ אַל־תִּירָא֙ מֵרְדָ֣ה מִצְרַ֔יְמָה כִּֽי־לְג֥וֹי גָּד֖וֹל אֲשִֽׂימְךָ֥ שָֽׁם׃
Tanrı, “Ben Tanrı’yım, babanın Tanrısı’yım” dedi. “Mısır’a inmekten korkma; çünkü seni orada büyük bir ulus yapacağım.
Anohi ered imeha mitsrayma veanohi aalha gam alo veyosef yaşit yado al eneha.
אָנֹכִ֗י אֵרֵ֤ד עִמְּךָ֙ מִצְרַ֔יְמָה וְאָנֹכִ֖י אַֽעַלְךָ֣ גַם־עָלֹ֑ה וְיוֹסֵ֕ף יָשִׁ֥ית יָד֖וֹ עַל־עֵינֶֽיךָ׃
Seninle birlikte Mısır’a ineceğim; seni oradan kesinlikle çıkaracağım. Gözlerini Yosef kapatacak.”
Vayikhu et miknehem veet rehuşam aşer raheşu beerets kenaan vayavou mitsrayema yaakov vehol zaro ito.
וַיִּקְח֣וּ אֶת־מִקְנֵיהֶ֗ם וְאֶת־רְכוּשָׁם֙ אֲשֶׁ֤ר רָֽכְשׁוּ֙ בְּאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן וַיָּבֹ֖אוּ מִצְרָ֑יְמָה יַעֲקֹ֖ב וְכָל־זַרְע֥וֹ אִתּֽוֹ׃
Kenaan ülkesinde edindikleri hayvanları ve malları da aldılar. Yaakov ve soyundan gelenlerin hepsi Mısır’a geldi.
Banav uvene vanav ito benotav uvenot banav vehol zaro hevi ito mitsrayema.
בָּנָ֞יו וּבְנֵ֤י בָנָיו֙ אִתּ֔וֹ בְּנֹתָ֛יו וּבְנ֥וֹת בָּנָ֖יו וְכָל־זַרְע֑וֹ הֵבִ֥יא אִתּ֖וֹ מִצְרָֽיְמָה׃ (ס)
Oğullarını, oğullarının oğullarını, kızlarını, oğullarının kızlarını, soyundan gelen herkesi yanında Mısır’a getirdi.
Veele şemot bene yisrael habaim mitsrayma yaakov uvanav behor yaakov reuven.
וְאֵ֨לֶּה שְׁמ֧וֹת בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל הַבָּאִ֥ים מִצְרַ֖יְמָה יַעֲקֹ֣ב וּבָנָ֑יו בְּכֹ֥ר יַעֲקֹ֖ב רְאוּבֵֽן׃
Mısır’a gelen İsrael ailesinin, Yaakov ile oğullarının adları şunlardır: Yaakov’un ilk oğlu Reuven.
Kol hanefeş habaa leyaakov mitsrayma yotsee yereho milevad neşe vene yaakov kol nefeş şişim vaşeş.
כָּל־הַ֠נֶּפֶשׁ הַבָּאָ֨ה לְיַעֲקֹ֤ב מִצְרַ֙יְמָה֙ יֹצְאֵ֣י יְרֵכ֔וֹ מִלְּבַ֖ד נְשֵׁ֣י בְנֵי־יַעֲקֹ֑ב כָּל־נֶ֖פֶשׁ שִׁשִּׁ֥ים וָשֵֽׁשׁ׃
Yaakov’la birlikte Mısır’a gelen, doğrudan onun soyundan olan kişiler, oğullarının eşleri dışında toplam altmış altı kişiydi.
Uvene yosef aşer yulad lo vemitsrayim nefeş şenayim kol hanefeş levet yaakov habaa mitsrayma şivim.
וּבְנֵ֥י יוֹסֵ֛ף אֲשֶׁר־יֻלַּד־ל֥וֹ בְמִצְרַ֖יִם נֶ֣פֶשׁ שְׁנָ֑יִם כָּל־הַנֶּ֧פֶשׁ לְבֵֽית־יַעֲקֹ֛ב הַבָּ֥אָה מִצְרַ֖יְמָה שִׁבְעִֽים׃ (פ)
Yosef’in Mısır’da doğan oğulları iki kişiydi. Yaakov’un Mısır’a gelen ev halkı toplam yetmiş kişiydi.
Veata şene vaneha hanoladim leha beerets mitsrayim ad boi eleha mitsrayma li hem efrayim umenaşe kiruven veşimon yiheyu li.
וְעַתָּ֡ה שְׁנֵֽי־בָנֶיךָ֩ הַנּוֹלָדִ֨ים לְךָ֜ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֗יִם עַד־בֹּאִ֥י אֵלֶ֛יךָ מִצְרַ֖יְמָה לִי־הֵ֑ם אֶפְרַ֙יִם֙ וּמְנַשֶּׁ֔ה כִּרְאוּבֵ֥ן וְשִׁמְע֖וֹן יִֽהְיוּ־לִֽי׃
Şimdi, Mısır’a yanına gelmemden önce Mısır ülkesinde doğan iki oğlun benimdir. Efrayim ve Menaşe, Reuven ve Şimon gibi benim oğullarım sayılacak.
Vayaşov yosef mitsrayma u veehav vehol haolim ito likbor et aviv ahare kavero et aviv.
וַיָּ֨שָׁב יוֹסֵ֤ף מִצְרַ֙יְמָה֙ ה֣וּא וְאֶחָ֔יו וְכָל־הָעֹלִ֥ים אִתּ֖וֹ לִקְבֹּ֣ר אֶת־אָבִ֑יו אַחֲרֵ֖י קָבְר֥וֹ אֶת־אָבִֽיו׃
Yosef babasını gömdükten sonra kardeşleriyle ve babasını gömmek için kendisiyle gelenlerin hepsiyle birlikte Mısır’a döndü.
Veele şemot bene yisrael habaim mitsrayema et yaakov iş uveto bau.
וְאֵ֗לֶּה שְׁמוֹת֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל הַבָּאִ֖ים מִצְרָ֑יְמָה אֵ֣ת יַעֲקֹ֔ב אִ֥ישׁ וּבֵית֖וֹ בָּֽאוּ׃
Yaakov’la birlikte Mısır’a gelen İsrael oğullarının adları şunlardır. Her biri kendi ev halkıyla gelmişti:
Vayomer Adonay el moşe belehteha laşuv mitsrayma ree kol hamofetim aşer samti veyadeha vaasitam lifne faro vaani ahazek et libo velo yeşalah et haam.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁה֒ בְּלֶכְתְּךָ֙ לָשׁ֣וּב מִצְרַ֔יְמָה רְאֵ֗ה כָּל־הַמֹּֽפְתִים֙ אֲשֶׁר־שַׂ֣מְתִּי בְיָדֶ֔ךָ וַעֲשִׂיתָ֖ם לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַאֲנִי֙ אֲחַזֵּ֣ק אֶת־לִבּ֔וֹ וְלֹ֥א יְשַׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Mısır’a döndüğünde, yapma gücünü sana verdiğim bütün olağanüstü işleri Firavun’un önünde yapmaya dikkat et. Ama ben onun yüreğini katılaştıracağım; halkı salıvermeyecek.
Vayehi beşalah paro et haam velo naham Elohim dereh erets peliştim ki karov u ki amar Elohim pen yinahem haam birotam milhama veşavu mitsrayema.
וַיְהִ֗י בְּשַׁלַּ֣ח פַּרְעֹה֮ אֶת־הָעָם֒ וְלֹא־נָחָ֣ם אֱלֹהִ֗ים דֶּ֚רֶךְ אֶ֣רֶץ פְּלִשְׁתִּ֔ים כִּ֥י קָר֖וֹב ה֑וּא כִּ֣י ׀ אָמַ֣ר אֱלֹהִ֗ים פֶּֽן־יִנָּחֵ֥ם הָעָ֛ם בִּרְאֹתָ֥ם מִלְחָמָ֖ה וְשָׁ֥בוּ מִצְרָֽיְמָה׃
Firavun halkı salıverdiğinde Tanrı onları, yakın olmasına rağmen, Peliştilerin ülkesinden geçen yoldan götürmedi. Çünkü Tanrı, “Halk savaş görünce kararından dönüp Mısır’a geri gidebilir” dedi.
Velama Adonay mevi otanu el haarets hazot linpol baherev naşenu vetapenu yihyu lavaz halo tov lanu şuv mitsrayema.
וְלָמָ֣ה יְ֠הוָה מֵבִ֨יא אֹתָ֜נוּ אֶל־הָאָ֤רֶץ הַזֹּאת֙ לִנְפֹּ֣ל בַּחֶ֔רֶב נָשֵׁ֥ינוּ וְטַפֵּ֖נוּ יִהְי֣וּ לָבַ֑ז הֲל֧וֹא ט֦וֹב לָ֖נוּ שׁ֥וּב מִצְרָֽיְמָה׃
“Adonay bizi kılıçla düşelim diye neden bu ülkeye getiriyor? Karılarımız ve çocuklarımız yağma edilecek. Mısır’a dönmemiz daha iyi değil mi?”
Vayomeru iş el ahiv nitena roş venaşuva mitsrayema.
וַיֹּאמְר֖וּ אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו נִתְּנָ֥ה רֹ֖אשׁ וְנָשׁ֥וּבָה מִצְרָֽיְמָה׃
Birbirlerine, “Bir baş seçelim ve Mısır’a dönelim” dediler.
Vayeredu avotenu mitsrayma vaneşev bemitsrayim yamim rabim vayareu lanu mitsrayim velaavotenu.
וַיֵּרְד֤וּ אֲבֹתֵ֙ינוּ֙ מִצְרַ֔יְמָה וַנֵּ֥שֶׁב בְּמִצְרַ֖יִם יָמִ֣ים רַבִּ֑ים וַיָּרֵ֥עוּ לָ֛נוּ מִצְרַ֖יִם וְלַאֲבֹתֵֽינוּ׃
Atalarımız Mısır’a indi ve Mısır’da uzun süre kaldık. Mısırlılar bize ve atalarımıza kötü davrandılar.
Beşivim nefeş yaredu avoteha mitsrayemah veata sameha Adonay eloheha kehoheve haşamayim larov.
בְּשִׁבְעִ֣ים נֶ֔פֶשׁ יָרְד֥וּ אֲבֹתֶ֖יךָ מִצְרָ֑יְמָהּ וְעַתָּ֗ה שָֽׂמְךָ֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ כְּכוֹכְבֵ֥י הַשָּׁמַ֖יִם לָרֹֽב׃
Ataların Mısır’a yetmiş kişi olarak indiler. Şimdi Tanrın Adonay seni göğün yıldızları kadar çoğalttı.
Rak lo yarbe lo susim velo yaşiv et haam mitsrayma lemaan harbot sus vadonay amar lahem lo tosifun laşuv badereh haze od.
רַק֮ לֹא־יַרְבֶּה־לּ֣וֹ סוּסִים֒ וְלֹֽא־יָשִׁ֤יב אֶת־הָעָם֙ מִצְרַ֔יְמָה לְמַ֖עַן הַרְבּ֣וֹת ס֑וּס וַֽיהוָה֙ אָמַ֣ר לָכֶ֔ם לֹ֣א תֹסִפ֗וּן לָשׁ֛וּב בַּדֶּ֥רֶךְ הַזֶּ֖ה עֽוֹד׃
Ancak kendisi için çok sayıda at edinmeyecek; atlarını çoğaltmak amacıyla halkı Mısır'a geri götürmeyecek. Adonay size, 'Bir daha bu yoldan geri dönmeyeceksiniz' demiştir.
Veanita veamarta lifne Adonay eloheha arami oved avi vayered mitsrayma vayagar şam bimte meat vayehi şam legoy gadol atsum varav.
וְעָנִ֨יתָ וְאָמַרְתָּ֜ לִפְנֵ֣י ׀ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֗יךָ אֲרַמִּי֙ אֹבֵ֣ד אָבִ֔י וַיֵּ֣רֶד מִצְרַ֔יְמָה וַיָּ֥גָר שָׁ֖ם בִּמְתֵ֣י מְעָ֑ט וַֽיְהִי־שָׁ֕ם לְג֥וֹי גָּד֖וֹל עָצ֥וּם וָרָֽב׃
Tanrın Adonay'ın önünde yüksek sesle şöyle diyeceksin: 'Bir Aramlı atamı yok etmek istedi. Atam Mısır'a indi ve orada az sayıda insanla yabancı olarak yaşadı. Orada büyük, güçlü ve kalabalık bir ulus oldu.
Dilbilgisel çözümleme
Mizraim; Egypt; Musri; Muzur
Dilbilgisel yapı: özel ad + yönelme he’si
Bu yapının kullanımı: 27 kez
HNp/SdKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.