Temel kelime (lemma) עִם
Türkçe anlam: ile, beraber, birlikte
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
with
Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 40 kez
Teknik kod
HR/Sp3msTORA’DA KELİME
ile, beraber, birlikte · halk, topluluk, millet · akraba; yakın soydaş
Bu İbranice biçim Tora’da 64 kez, 62 farklı ayette görülür.
Vayaal avram mimitsrayim u veişto vehol aşer lo velot imo hanegba.
וַיַּעַל֩ אַבְרָ֨ם מִמִּצְרַ֜יִם ה֠וּא וְאִשְׁתּ֧וֹ וְכָל־אֲשֶׁר־ל֛וֹ וְל֥וֹט עִמּ֖וֹ הַנֶּֽגְבָּה׃
Avram, karısı, sahip olduğu her şey ve yanındaki Lot ile Mısır’dan Negev’e çıktı.
Vayaal lot mitsoar vayeşev bahar uşete venotav imo ki yare laşevet betsoar vayeşev bameara u uşete venotav.
וַיַּעַל֩ ל֨וֹט מִצּ֜וֹעַר וַיֵּ֣שֶׁב בָּהָ֗ר וּשְׁתֵּ֤י בְנֹתָיו֙ עִמּ֔וֹ כִּ֥י יָרֵ֖א לָשֶׁ֣בֶת בְּצ֑וֹעַר וַיֵּ֙שֶׁב֙ בַּמְּעָרָ֔ה ה֖וּא וּשְׁתֵּ֥י בְנֹתָֽיו׃
Lot Tsoar’da kalmaktan korktuğu için oradan dağa çıktı ve iki kızıyla birlikte oraya yerleşti. Kendisi ve iki kızı bir mağarada yaşadılar.
Leha naşke et avinu yayin venişkeva imo unehaye meavinu zara.
לְכָ֨ה נַשְׁקֶ֧ה אֶת־אָבִ֛ינוּ יַ֖יִן וְנִשְׁכְּבָ֣ה עִמּ֑וֹ וּנְחַיֶּ֥ה מֵאָבִ֖ינוּ זָֽרַע׃
Gel, babamıza şarap içirip onunla yatalım. Böylece babamızdan soy sürdürelim.”
Vayehi mimohorat vatomer habehira el hatseira hen şahavti emeş et avi naşkenu yayin gam halayla uvoi şihvi imo unehaye meavinu zara.
וַֽיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַתֹּ֤אמֶר הַבְּכִירָה֙ אֶל־הַצְּעִירָ֔ה הֵן־שָׁכַ֥בְתִּי אֶ֖מֶשׁ אֶת־אָבִ֑י נַשְׁקֶ֨נּוּ יַ֜יִן גַּם־הַלַּ֗יְלָה וּבֹ֙אִי֙ שִׁכְבִ֣י עִמּ֔וֹ וּנְחַיֶּ֥ה מֵאָבִ֖ינוּ זָֽרַע׃
Ertesi gün büyük kız küçüğüne, “Dün gece babamla yattım” dedi. “Bu gece de ona şarap içirelim. Sen gidip onunla yat; böylece babamızdan soy sürdürelim.”
Vataşkena gam balayla hau et avihen yayin vatakom hatseira vatişkav imo velo yada beşihvah uvekumah.
וַתַּשְׁקֶ֜יןָ גַּ֣ם בַּלַּ֧יְלָה הַה֛וּא אֶת־אֲבִיהֶ֖ן יָ֑יִן וַתָּ֤קָם הַצְּעִירָה֙ וַתִּשְׁכַּ֣ב עִמּ֔וֹ וְלֹֽא־יָדַ֥ע בְּשִׁכְבָ֖הּ וּבְקֻמָֽהּ׃
O gece de babalarına şarap içirdiler. Küçük kız kalkıp onunla yattı. Babası onun ne yattığını ne de kalktığını fark etti.
Vayohelu vayiştu u vehaanaşim aşer imo vayalinu vayakumu vaboker vayomer şalehuni ladoni.
וַיֹּאכְל֣וּ וַיִּשְׁתּ֗וּ ה֛וּא וְהָאֲנָשִׁ֥ים אֲשֶׁר־עִמּ֖וֹ וַיָּלִ֑ינוּ וַיָּק֣וּמוּ בַבֹּ֔קֶר וַיֹּ֖אמֶר שַׁלְּחֻ֥נִי לַֽאדֹנִֽי׃
Kendisi ve yanındaki adamlar yiyip içtiler; geceyi orada geçirdiler. Sabah kalkınca, “Beni efendime gönderin” dedi.
Vayarivu roe gerar im roe yitshak lemor lanu hamayim vayikra şem habeer esek ki hiteaseku imo.
וַיָּרִ֜יבוּ רֹעֵ֣י גְרָ֗ר עִם־רֹעֵ֥י יִצְחָ֛ק לֵאמֹ֖ר לָ֣נוּ הַמָּ֑יִם וַיִּקְרָ֤א שֵֽׁם־הַבְּאֵר֙ עֵ֔שֶׂק כִּ֥י הִֽתְעַשְּׂק֖וּ עִמּֽוֹ׃
Gerar’ın çobanları, “Su bizimdir” diyerek Yitshak’ın çobanlarıyla çekiştiler. Yitshak, kendisiyle çekiştikleri için kuyuya Esek adını verdi.
Veyaşavta imo yamim ahadim ad aşer taşuv hamat ahiha.
וְיָשַׁבְתָּ֥ עִמּ֖וֹ יָמִ֣ים אֲחָדִ֑ים עַ֥ד אֲשֶׁר־תָּשׁ֖וּב חֲמַ֥ת אָחִֽיךָ׃
Kardeşinin öfkesi yatışıncaya kadar onun yanında birkaç gün kal.
Vayomer lo lavan ah atsmi uvesari ata vayeşev imo hodeş yamim.
וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ לָבָ֔ן אַ֛ךְ עַצְמִ֥י וּבְשָׂרִ֖י אָ֑תָּה וַיֵּ֥שֶׁב עִמּ֖וֹ חֹ֥דֶשׁ יָמִֽים׃
Lavan ona, “Sen gerçekten benim kemiğim, benim etimsin” dedi. Yaakov onun yanında bir ay kaldı.
Vayavo gam el rahel vayeehav gam et rahel milea vayaavod imo od şeva şanim aherot.
וַיָּבֹא֙ גַּ֣ם אֶל־רָחֵ֔ל וַיֶּאֱהַ֥ב גַּֽם־אֶת־רָחֵ֖ל מִלֵּאָ֑ה וַיַּעֲבֹ֣ד עִמּ֔וֹ ע֖וֹד שֶֽׁבַע־שָׁנִ֥ים אֲחֵרֽוֹת׃
Yaakov, Rahel’le de birlikte oldu. Rahel’i Lea’dan daha çok sevdi ve Lavan’a bir yedi yıl daha hizmet etti.
Vayar yaakov et pene lavan vehine enenu imo kitmol şilşom.
וַיַּ֥רְא יַעֲקֹ֖ב אֶת־פְּנֵ֣י לָבָ֑ן וְהִנֵּ֥ה אֵינֶ֛נּוּ עִמּ֖וֹ כִּתְמ֥וֹל שִׁלְשֽׁוֹם׃
Yaakov, Lavan’ın yüzüne baktı; kendisine karşı eskisi gibi olmadığını gördü.
Vayikah et ehav imo vayirdof aharav dereh şivat yamim vayadbek oto behar hagilad.
וַיִּקַּ֤ח אֶת־אֶחָיו֙ עִמּ֔וֹ וַיִּרְדֹּ֣ף אַחֲרָ֔יו דֶּ֖רֶךְ שִׁבְעַ֣ת יָמִ֑ים וַיַּדְבֵּ֥ק אֹת֖וֹ בְּהַ֥ר הַגִּלְעָֽד׃
Lavan akrabalarını yanına aldı, yedi günlük yol boyunca onun peşinden gitti ve Gilad dağlarında ona yetişti.
Vayaşuvu hamalahim el yaakov lemor banu el ahiha el esav vegam holeh likrateha vearba meot iş imo.
וַיָּשֻׁ֙בוּ֙ הַמַּלְאָכִ֔ים אֶֽל־יַעֲקֹ֖ב לֵאמֹ֑ר בָּ֤אנוּ אֶל־אָחִ֙יךָ֙ אֶל־עֵשָׂ֔ו וְגַם֙ הֹלֵ֣ךְ לִקְרָֽאתְךָ֔ וְאַרְבַּע־מֵא֥וֹת אִ֖ישׁ עִמּֽוֹ׃
Haberciler Yaakov’a dönüp, “Kardeşin Esav’ın yanına gittik” dediler. “O da seni karşılamaya geliyor; yanında dört yüz adam var.”
Vayivater yaakov levado vayeavek iş imo ad alot haşahar.
וַיִּוָּתֵ֥ר יַעֲקֹ֖ב לְבַדּ֑וֹ וַיֵּאָבֵ֥ק אִישׁ֙ עִמּ֔וֹ עַ֖ד עֲל֥וֹת הַשָּֽׁחַר׃
Yaakov yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti.
Vayar ki lo yahol lo vayiga behaf yereho vateka kaf yereh yaakov beheaveko imo.
וַיַּ֗רְא כִּ֣י לֹ֤א יָכֹל֙ ל֔וֹ וַיִּגַּ֖ע בְּכַף־יְרֵכ֑וֹ וַתֵּ֙קַע֙ כַּף־יֶ֣רֶךְ יַעֲקֹ֔ב בְּהֵֽאָבְק֖וֹ עִמּֽוֹ׃
Adam onu yenemediğini görünce kalça eklemine dokundu. Onunla güreşirken Yaakov’un kalçası yerinden çıktı.
Vayomer yaakov el beto veel kol aşer imo hasiru et elohe hanehar aşer betohehem vehitaharu vehahalifu simlotehem.
וַיֹּ֤אמֶר יַעֲקֹב֙ אֶל־בֵּית֔וֹ וְאֶ֖ל כָּל־אֲשֶׁ֣ר עִמּ֑וֹ הָסִ֜רוּ אֶת־אֱלֹהֵ֤י הַנֵּכָר֙ אֲשֶׁ֣ר בְּתֹכְכֶ֔ם וְהִֽטַּהֲר֔וּ וְהַחֲלִ֖יפוּ שִׂמְלֹתֵיכֶֽם׃
Yaakov ev halkına ve yanındaki herkese şöyle dedi: “Aranızdaki yabancı tanrıları kaldırın. Arının ve giysilerinizi değiştirin.
Vayavo yaakov luza aşer beerets kenaan hi bet el u vehol haam aşer imo.
וַיָּבֹ֨א יַעֲקֹ֜ב ל֗וּזָה אֲשֶׁר֙ בְּאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן הִ֖וא בֵּֽית־אֵ֑ל ה֖וּא וְכָל־הָעָ֥ם אֲשֶׁר־עִמּֽוֹ׃
Yaakov, yanındaki bütün halkla birlikte Kenaan ülkesindeki Luz’a, yani Bet-El’e geldi.
Vayisa masot meet panav alehem vaterev masat binyamin mimasot kulam hameş yadot vayiştu vayişkeru imo.
וַיִּשָּׂ֨א מַשְׂאֹ֜ת מֵאֵ֣ת פָּנָיו֮ אֲלֵהֶם֒ וַתֵּ֜רֶב מַשְׂאַ֧ת בִּנְיָמִ֛ן מִמַּשְׂאֹ֥ת כֻּלָּ֖ם חָמֵ֣שׁ יָד֑וֹת וַיִּשְׁתּ֥וּ וַֽיִּשְׁכְּר֖וּ עִמּֽוֹ׃
Yosef’in önünden onlara yemek payları götürüldü. Binyamin’in payı ötekilerin her birininkinden beş kat fazlaydı. Onunla birlikte içtiler, sarhoş oldular.
Vayehi ahare hadevarim haele vayomer leyosef hine aviha hole vayikah et şene vanav imo et menaşe veet efrayim.
וַיְהִ֗י אַחֲרֵי֙ הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֔לֶּה וַיֹּ֣אמֶר לְיוֹסֵ֔ף הִנֵּ֥ה אָבִ֖יךָ חֹלֶ֑ה וַיִּקַּ֞ח אֶת־שְׁנֵ֤י בָנָיו֙ עִמּ֔וֹ אֶת־מְנַשֶּׁ֖ה וְאֶת־אֶפְרָֽיִם׃
Bu olaylardan sonra Yosef’e, “Baban hasta” diye haber verildi. Yosef iki oğlu Menaşe ve Efrayim’i yanına aldı.
Dan yadin amo keahad şivte yisrael.
דָּ֖ן יָדִ֣ין עַמּ֑וֹ כְּאַחַ֖ד שִׁבְטֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Dan, İsrael’in oymaklarından biri olarak halkına hükmedecek.
Vayaal imo gam rehev gam paraşim vayehi hamahane kaved meod.
וַיַּ֣עַל עִמּ֔וֹ גַּם־רֶ֖כֶב גַּם־פָּרָשִׁ֑ים וַיְהִ֥י הַֽמַּחֲנֶ֖ה כָּבֵ֥ד מְאֹֽד׃
Savaş arabaları ve atlılar da onunla gitti. Çok büyük bir topluluk oluştu.
Vayomer el amo hine am bene yisrael rav veatsum mimenu.
וַיֹּ֖אמֶר אֶל־עַמּ֑וֹ הִנֵּ֗ה עַ֚ם בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל רַ֥ב וְעָצ֖וּם מִמֶּֽנּוּ׃
Halkına, “Bakın, İsrael oğullarının halkı bizden daha kalabalık ve güçlü” dedi.
Vayetsav paro lehol amo lemor kol haben hayilod hayeora taşlihuu vehol habat tehayun.
וַיְצַ֣ו פַּרְעֹ֔ה לְכָל־עַמּ֖וֹ לֵאמֹ֑ר כָּל־הַבֵּ֣ן הַיִּלּ֗וֹד הַיְאֹ֙רָה֙ תַּשְׁלִיכֻ֔הוּ וְכָל־הַבַּ֖ת תְּחַיּֽוּן׃ (ס)
Firavun bütün halkına, “Doğan her erkek çocuğu Nil’e atın; her kız çocuğunu sağ bırakın” diye buyurdu.
Vayikah moşe et atsmot yosef imo ki haşbea hişbia et bene yisrael lemor pakod yifkod Elohim ethem vehaalitem et atsmotay mize itehem.
וַיִּקַּ֥ח מֹשֶׁ֛ה אֶת־עַצְמ֥וֹת יוֹסֵ֖ף עִמּ֑וֹ כִּי֩ הַשְׁבֵּ֨עַ הִשְׁבִּ֜יעַ אֶת־בְּנֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ לֵאמֹ֔ר פָּקֹ֨ד יִפְקֹ֤ד אֱלֹהִים֙ אֶתְכֶ֔ם וְהַעֲלִיתֶ֧ם אֶת־עַצְמֹתַ֛י מִזֶּ֖ה אִתְּכֶֽם׃
Moşe, Yosef’in kemiklerini de yanına aldı. Çünkü Yosef, “Tanrı sizinle kesinlikle ilgilenecek; o zaman kemiklerimi de buradan yanınızda götüreceksiniz” diyerek İsrael oğullarına sıkıca ant içirmişti.
Bu ayette 2 kez
Vayesor et rihbo veet amo lakah imo.
וַיֶּאְסֹ֖ר אֶת־רִכְבּ֑וֹ וְאֶת־עַמּ֖וֹ לָקַ֥ח עִמּֽוֹ׃
Firavun savaş arabasını hazırlattı ve halkını yanına aldı.
Vayahaloş yehoşua et amalek veet amo lefi harev.
וַיַּחֲלֹ֧שׁ יְהוֹשֻׁ֛עַ אֶת־עֲמָלֵ֥ק וְאֶת־עַמּ֖וֹ לְפִי־חָֽרֶב׃ (פ)
Yeoşua, Amalek’i ve halkını kılıçtan geçirerek güçten düşürdü.
Vayişma yitro hohen midyan hoten moşe et kol aşer asa Elohim lemoşe uleyisrael amo ki hotsi Adonay et yisrael mimitsrayim.
וַיִּשְׁמַ֞ע יִתְר֨וֹ כֹהֵ֤ן מִדְיָן֙ חֹתֵ֣ן מֹשֶׁ֔ה אֵת֩ כָּל־אֲשֶׁ֨ר עָשָׂ֤ה אֱלֹהִים֙ לְמֹשֶׁ֔ה וּלְיִשְׂרָאֵ֖ל עַמּ֑וֹ כִּֽי־הוֹצִ֧יא יְהוָ֛ה אֶת־יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָֽיִם׃
Midyan kâhini, Moşe’nin kayınpederi Yitro, Tanrı’nın Moşe ve halkı İsrael için yaptığı her şeyi, Adonay’ın İsrael’i Mısır’dan çıkardığını duydu.
İm begapo yavo begapo yetse im baal işa u veyatsea işto imo.
אִם־בְּגַפּ֥וֹ יָבֹ֖א בְּגַפּ֣וֹ יֵצֵ֑א אִם־בַּ֤עַל אִשָּׁה֙ ה֔וּא וְיָצְאָ֥ה אִשְׁתּ֖וֹ עִמּֽוֹ׃
Tek başına geldiyse tek başına çıkacak. Evliyse eşi de onunla birlikte çıkacak.
Vehi yişal iş meim reeu venişbar o met bealav en imo şalem yeşalem.
וְכִֽי־יִשְׁאַ֥ל אִ֛ישׁ מֵעִ֥ם רֵעֵ֖הוּ וְנִשְׁבַּ֣ר אוֹ־מֵ֑ת בְּעָלָ֥יו אֵין־עִמּ֖וֹ שַׁלֵּ֥ם יְשַׁלֵּֽם׃
Bir adam komşusundan bir hayvanı ödünç alır ve sahibi yanında değilken hayvan sakatlanır ya da ölürse, karşılığını mutlaka ödeyecek.
İm bealav imo lo yeşalem im sahir u ba bisharo.
אִם־בְּעָלָ֥יו עִמּ֖וֹ לֹ֣א יְשַׁלֵּ֑ם אִם־שָׂכִ֣יר ה֔וּא בָּ֖א בִּשְׂכָרֽוֹ׃ (ס)
Sahibi yanındaysa karşılığını ödemeyecek. Hayvan kiralanmışsa bu, kira bedeline dahildir.
Ki tire hamor sonaaha rovets tahat masao vehadalta meazov lo azov taazov imo.
כִּֽי־תִרְאֶ֞ה חֲמ֣וֹר שֹׂנַאֲךָ֗ רֹבֵץ֙ תַּ֣חַת מַשָּׂא֔וֹ וְחָדַלְתָּ֖ מֵעֲזֹ֣ב ל֑וֹ עָזֹ֥ב תַּעֲזֹ֖ב עִמּֽוֹ׃ (ס)
Senden nefret eden kişinin eşeğinin yükü altında çöktüğünü gördüğünde ona yardım etmekten kaçınır mısın? Onunla birlikte yükü mutlaka kaldıracaksın.
Venigaş moşe levado el Adonay vehem lo yigaşu vehaam lo yaalu imo.
וְנִגַּ֨שׁ מֹשֶׁ֤ה לְבַדּוֹ֙ אֶל־יְהוָ֔ה וְהֵ֖ם לֹ֣א יִגָּ֑שׁוּ וְהָעָ֕ם לֹ֥א יַעֲל֖וּ עִמּֽוֹ׃
Yalnız Moşe Adonay’a yaklaşacak; ötekiler yaklaşmayacak. Halk da onunla birlikte çıkmayacak.”
Vayered Adonay beanan vayityatsev imo şam vayikra veşem Adonay.
וַיֵּ֤רֶד יְהוָה֙ בֶּֽעָנָ֔ן וַיִּתְיַצֵּ֥ב עִמּ֖וֹ שָׁ֑ם וַיִּקְרָ֥א בְשֵׁ֖ם יְהוָֽה׃
Adonay bulutun içinde indi, orada onun yanında durdu ve Adonay adıyla seslendi.
Veel petah ohel moed lo hevio lehakriv korban ladonay lifne mişkan Adonay dam yehaşev laiş hau dam şafah venihrat haiş hau mikerev amo.
וְאֶל־פֶּ֜תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵד֮ לֹ֣א הֱבִיאוֹ֒ לְהַקְרִ֤יב קָרְבָּן֙ לַֽיהוָ֔ה לִפְנֵ֖י מִשְׁכַּ֣ן יְהוָ֑ה דָּ֣ם יֵחָשֵׁ֞ב לָאִ֤ישׁ הַהוּא֙ דָּ֣ם שָׁפָ֔ךְ וְנִכְרַ֛ת הָאִ֥ישׁ הַה֖וּא מִקֶּ֥רֶב עַמּֽוֹ׃
ama onu Adonay’a sunu olarak sunmak üzere Buluşma Çadırı’nın girişine, Adonay’ın Mişkan’ının önüne getirmezse o kişi kan dökmüş sayılacak. Kan dökmüştür; halkının arasından kesilip atılacak.
Vaani eten et panay baiş hau vehihrati oto mikerev amo ki mizaro natan lamoleh lemaan tame et mikdaşi ulehalel et şem kodşi.
וַאֲנִ֞י אֶתֵּ֤ן אֶת־פָּנַי֙ בָּאִ֣ישׁ הַה֔וּא וְהִכְרַתִּ֥י אֹת֖וֹ מִקֶּ֣רֶב עַמּ֑וֹ כִּ֤י מִזַּרְעוֹ֙ נָתַ֣ן לַמֹּ֔לֶךְ לְמַ֗עַן טַמֵּא֙ אֶת־מִקְדָּשִׁ֔י וּלְחַלֵּ֖ל אֶת־שֵׁ֥ם קָדְשִֽׁי׃
Ben de yüzümü o kişiye karşı çevirecek ve onu halkının arasından kesip atacağım. Çünkü çocuğunu Moleh’e vererek kutsal mekânımı kirletmiş ve kutsal adımı kutsallıktan düşürmüştür.
Vehanefeş aşer tifne el haovot veel hayideonim liznot aharehem venatati et panay banefeş hahi vehihrati oto mikerev amo.
וְהַנֶּ֗פֶשׁ אֲשֶׁ֨ר תִּפְנֶ֤ה אֶל־הָֽאֹבֹת֙ וְאֶל־הַיִּדְּעֹנִ֔ים לִזְנ֖וֹת אַחֲרֵיהֶ֑ם וְנָתַתִּ֤י אֶת־פָּנַי֙ בַּנֶּ֣פֶשׁ הַהִ֔וא וְהִכְרַתִּ֥י אֹת֖וֹ מִקֶּ֥רֶב עַמּֽוֹ׃
Ruh çağıranlara ve cincilere yönelip onların peşinden giderek sadakatsizlik eden kişiye karşı yüzümü çevirecek, onu halkının arasından kesip atacağım.
Veyatsa meimah u uvanav imo veşav el mişpahto veel ahuzat avotav yaşuv.
וְיָצָא֙ מֵֽעִמָּ֔ךְ ה֖וּא וּבָנָ֣יו עִמּ֑וֹ וְשָׁב֙ אֶל־מִשְׁפַּחְתּ֔וֹ וְאֶל־אֲחֻזַּ֥ת אֲבֹתָ֖יו יָשֽׁוּב׃
Sonra kendisi ve çocukları yanından ayrılacak; ailesine ve atalarının mülküne dönecek.
Vehi tasig yad ger vetoşav imah umah ahiha imo venimkar leger toşav imah o leeker mişpahat ger.
וְכִ֣י תַשִּׂ֗יג יַ֣ד גֵּ֤ר וְתוֹשָׁב֙ עִמָּ֔ךְ וּמָ֥ךְ אָחִ֖יךָ עִמּ֑וֹ וְנִמְכַּ֗ר לְגֵ֤ר תּוֹשָׁב֙ עִמָּ֔ךְ א֥וֹ לְעֵ֖קֶר מִשְׁפַּ֥חַת גֵּֽר׃
Yanındaki yerleşik yabancı zenginleşir, kardeşin onun yanında yoksullaşır ve o yabancıya ya da yabancının ailesinden birine satılırsa,
Vehişav im koneu mişenat himahero lo ad şenat hayovel vehaya kesef mimkaro bemispar şanim kime sahir yihye imo.
וְחִשַּׁב֙ עִם־קֹנֵ֔הוּ מִשְּׁנַת֙ הִמָּ֣כְרוֹ ל֔וֹ עַ֖ד שְׁנַ֣ת הַיֹּבֵ֑ל וְהָיָ֞ה כֶּ֤סֶף מִמְכָּרוֹ֙ בְּמִסְפַּ֣ר שָׁנִ֔ים כִּימֵ֥י שָׂכִ֖יר יִהְיֶ֥ה עִמּֽוֹ׃
Alıcısıyla birlikte satıldığı yıldan Yovel yılına kadar hesap yapacak. Satış bedeli yılların sayısına göre değerlendirilecek; onun yanında geçirdiği süre ücretli işçinin süresi gibi sayılacak.
Kishir şana beşana yihye imo lo yirdenu befereh leeneha.
כִּשְׂכִ֥יר שָׁנָ֛ה בְּשָׁנָ֖ה יִהְיֶ֣ה עִמּ֑וֹ לֹֽא־יִרְדֶּ֥נּֽוּ בְּפֶ֖רֶךְ לְעֵינֶֽיךָ׃
Onun yanında yıldan yıla ücretli işçi gibi olacak. Gözlerinin önünde ona acımasızca hükmetmesine izin vermeyeceksin.
Veim lo yigael beele veyatsa bişnat hayovel u uvanav imo.
וְאִם־לֹ֥א יִגָּאֵ֖ל בְּאֵ֑לֶּה וְיָצָא֙ בִּשְׁנַ֣ת הַיֹּבֵ֔ל ה֖וּא וּבָנָ֥יו עִמּֽוֹ׃
Bu yollarla kurtarılmazsa Yovel yılında kendisi ve çocukları serbest kalacak.
Vehaanaşim aşer alu imo ameru lo nuhal laalot el haam ki hazak u mimenu.
וְהָ֨אֲנָשִׁ֜ים אֲשֶׁר־עָל֤וּ עִמּוֹ֙ אָֽמְר֔וּ לֹ֥א נוּכַ֖ל לַעֲל֣וֹת אֶל־הָעָ֑ם כִּֽי־חָזָ֥ק ה֖וּא מִמֶּֽנּוּ׃
Ama onunla birlikte çıkan adamlar, “O halka karşı çıkamayız; çünkü bizden daha güçlüler” dediler.
Veavdi halev ekev hayeta ruah aheret imo vayemale aharay vahaviotiv el haarets aşer ba şama vezaro yorişena.
וְעַבְדִּ֣י כָלֵ֗ב עֵ֣קֶב הָֽיְתָ֞ה ר֤וּחַ אַחֶ֙רֶת֙ עִמּ֔וֹ וַיְמַלֵּ֖א אַחֲרָ֑י וַהֲבִֽיאֹתִ֗יו אֶל־הָאָ֙רֶץ֙ אֲשֶׁר־בָּ֣א שָׁ֔מָּה וְזַרְע֖וֹ יוֹרִשֶֽׁנָּה׃
Ama kulum Kalev’de başka bir ruh vardı ve Beni tüm yüreğiyle izledi. Onu gittiği ülkeye getireceğim; soyu orayı miras alacak.
Velo natan sihon et yisrael avor bigvulo vayeesof sihon et kol amo vayetse likrat yisrael hamidbara vayavo yahetsa vayilahem beyisrael.
וְלֹא־נָתַ֨ן סִיחֹ֣ן אֶת־יִשְׂרָאֵל֮ עֲבֹ֣ר בִּגְבֻלוֹ֒ וַיֶּאֱסֹ֨ף סִיחֹ֜ן אֶת־כָּל־עַמּ֗וֹ וַיֵּצֵ֞א לִקְרַ֤את יִשְׂרָאֵל֙ הַמִּדְבָּ֔רָה וַיָּבֹ֖א יָ֑הְצָה וַיִּלָּ֖חֶם בְּיִשְׂרָאֵֽל׃
Ama Sihon, İsrael’in sınırından geçmesine izin vermedi. Sihon bütün halkını topladı, İsrael’in karşısına çıkmak için çöle gitti. Yahats’a gelip İsrael’le savaştı.
Vayifnu vayaalu dereh habaşan vayetse og meleh habaşan likratam u vehol amo lamilhama edrei.
וַיִּפְנוּ֙ וַֽיַּעֲל֔וּ דֶּ֖רֶךְ הַבָּשָׁ֑ן וַיֵּצֵ֣א עוֹג֩ מֶֽלֶךְ־הַבָּשָׁ֨ן לִקְרָאתָ֜ם ה֧וּא וְכָל־עַמּ֛וֹ לַמִּלְחָמָ֖ה אֶדְרֶֽעִי׃
Dönüp Başan yolundan yukarı çıktılar. Başan kralı Og, kendisi ve bütün halkı, Edrei’de savaşmak üzere karşılarına çıktı.
Vayomer Adonay el moşe al tira oto ki veyadeha natati oto veet kol amo veet artso veasita lo kaaşer asita lesihon meleh haemori aşer yoşev beheşbon.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ אַל־תִּירָ֣א אֹת֔וֹ כִּ֣י בְיָדְךָ֞ נָתַ֧תִּי אֹת֛וֹ וְאֶת־כָּל־עַמּ֖וֹ וְאֶת־אַרְצ֑וֹ וְעָשִׂ֣יתָ לּ֔וֹ כַּאֲשֶׁ֣ר עָשִׂ֗יתָ לְסִיחֹן֙ מֶ֣לֶךְ הָֽאֱמֹרִ֔י אֲשֶׁ֥ר יוֹשֵׁ֖ב בְּחֶשְׁבּֽוֹן׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “Ondan korkma; onu, bütün halkını ve ülkesini senin eline verdim. Heşbon’da yaşayan Amorilerin kralı Sihon’a yaptığını ona da yapacaksın.”
Vayaku oto veet banav veet kol amo ad bilti hişir lo sarid vayireşu et artso.
וַיַּכּ֨וּ אֹת֤וֹ וְאֶת־בָּנָיו֙ וְאֶת־כָּל־עַמּ֔וֹ עַד־בִּלְתִּ֥י הִשְׁאִֽיר־ל֖וֹ שָׂרִ֑יד וַיִּֽירְשׁ֖וּ אֶת־אַרְצֽוֹ׃
Onu, oğullarını ve bütün halkını, kendisinden sağ kalan kimse bırakmayıncaya kadar vurdular ve ülkesini ele geçirdiler.
Vayişlah malahim el bilam ben beor petora aşer al hanahar erets bene amo likro lo lemor hine am yatsa mimitsrayim hine hisa et en haarets veu yoşev mimuli.
וַיִּשְׁלַ֨ח מַלְאָכִ֜ים אֶל־בִּלְעָ֣ם בֶּן־בְּע֗וֹר פְּ֠תוֹרָה אֲשֶׁ֧ר עַל־הַנָּהָ֛ר אֶ֥רֶץ בְּנֵי־עַמּ֖וֹ לִקְרֹא־ל֑וֹ לֵאמֹ֗ר הִ֠נֵּה עַ֣ם יָצָ֤א מִמִּצְרַ֙יִם֙ הִנֵּ֤ה כִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְה֥וּא יֹשֵׁ֖ב מִמֻּלִֽי׃
Beor oğlu Bilam’ı çağırmak için, kendi halkının ülkesindeki nehrin yanında bulunan Petor’a elçiler gönderdi: “Bak, Mısır’dan bir halk çıktı. Yeryüzünü kapladı ve karşımda oturuyor.
Vayihar af Elohim ki holeh u vayityatsev malah Adonay badereh lesatan lo veu rohev al atono uşene nearav imo.
וַיִּֽחַר־אַ֣ף אֱלֹהִים֮ כִּֽי־הוֹלֵ֣ךְ הוּא֒ וַיִּתְיַצֵּ֞ב מַלְאַ֧ךְ יְהוָ֛ה בַּדֶּ֖רֶךְ לְשָׂטָ֣ן ל֑וֹ וְהוּא֙ רֹכֵ֣ב עַל־אֲתֹנ֔וֹ וּשְׁנֵ֥י נְעָרָ֖יו עִמּֽוֹ׃
Gittiği için Tanrı’nın öfkesi alevlendi. Adonay’ın meleği ona engel olmak üzere yolda durdu. Bilam dişi eşeğine binmişti; iki hizmetkârı da yanındaydı.
Lo hibit aven beyaakov velo raa amal beyisrael Adonay elohav imo uteruat meleh bo.
לֹֽא־הִבִּ֥יט אָ֙וֶן֙ בְּיַעֲקֹ֔ב וְלֹא־רָאָ֥ה עָמָ֖ל בְּיִשְׂרָאֵ֑ל יְהוָ֤ה אֱלֹהָיו֙ עִמּ֔וֹ וּתְרוּעַ֥ת מֶ֖לֶךְ בּֽוֹ׃
Yaakov’da kötülüğe bakmadı, İsrael’de sıkıntı görmedi. Tanrısı Adonay onunladır; kral için yükselen sevinç sesi onun arasındadır.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Temel kelime (lemma) עִם
Türkçe anlam: ile, beraber, birlikte
with
Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 40 kez
HR/Sp3msTemel kelime (lemma) עַם
Türkçe anlam: halk, topluluk, millet
people
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 23 kez
HNcmsc/Sp3msTemel kelime (lemma) עַם
Türkçe anlam: akraba; yakın soydaş
people
Dilbilgisel yapı: isim, eril, tekil, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HNcmsc/Sp3msKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.