İçeriğe geç

TORA’DA KELİME

lo

değil, hayır; olumsuzluk bildiren sözcük

lo okunuşu Tora’da 1289 kez, 1054 farklı ayette görülür.

İbranice karşılıklar
לֹ֨אלּ֥וֹל֤וֹא
Temel kelime (lemma)
לֹא

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit274 kullanım236 ayet
  • Şemot232 kullanım192 ayet
  • Vayikra275 kullanım216 ayet
  • Bamidbar155 kullanım129 ayet
  • Devarim353 kullanım281 ayet

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 32:32

    Vayizerah lo haşemeş kaaşer avar et penuel veu tsolea al yereho.

    וַיִּֽזְרַֽח־ל֣וֹ הַשֶּׁ֔מֶשׁ כַּאֲשֶׁ֥ר עָבַ֖ר אֶת־פְּנוּאֵ֑ל וְה֥וּא צֹלֵ֖עַ עַל־יְרֵכֽוֹ׃

    Penuel’i geçerken güneş onun üzerine doğdu. Kalçasından dolayı aksıyordu.

  2. Bereşit 32:33

    Al ken lo yohelu vene yisrael et gid hanaşe aşer al kaf hayareh ad hayom haze ki naga behaf yereh yaakov begid hanaşe.

    עַל־כֵּ֡ן לֹֽא־יֹאכְל֨וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֜ל אֶת־גִּ֣יד הַנָּשֶׁ֗ה אֲשֶׁר֙ עַל־כַּ֣ף הַיָּרֵ֔ךְ עַ֖ד הַיּ֣וֹם הַזֶּ֑ה כִּ֤י נָגַע֙ בְּכַף־יֶ֣רֶךְ יַעֲקֹ֔ב בְּגִ֖יד הַנָּשֶֽׁה׃

    Bu yüzden İsrael oğulları bugüne kadar kalça eklemi üzerindeki siyatik siniri yemez. Çünkü adam, Yaakov’un kalça eklemindeki siyatik sinire dokunmuştu.

  3. Bereşit 33:17

    Veyaakov nasa sukota vayiven lo bayit ulemikneu asa sukot al ken kara şem hamakom sukot.

    וְיַעֲקֹב֙ נָסַ֣ע סֻכֹּ֔תָה וַיִּ֥בֶן ל֖וֹ בָּ֑יִת וּלְמִקְנֵ֙הוּ֙ עָשָׂ֣ה סֻכֹּ֔ת עַל־כֵּ֛ן קָרָ֥א שֵׁם־הַמָּק֖וֹם סֻכּֽוֹת׃ (ס)

    Yaakov ise Sukkot’a gitti. Kendisi için bir ev, hayvanları için barınaklar yaptı. Bu yüzden o yere Sukkot adını verdi.

  4. Bereşit 33:20

    Vayatsev şam mizbeah vayikra lo el elohe yisrael.

    וַיַּצֶּב־שָׁ֖ם מִזְבֵּ֑חַ וַיִּ֨קְרָא־ל֔וֹ אֵ֖ל אֱלֹהֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (ס)

    Orada bir sunak kurdu ve ona “El, İsrael’in Tanrısı” adını verdi.

  5. Bereşit 34:7

    Uvene yaakov bau min hasade keşameam vayiteatsevu haanaşim vayihar lahem meod ki nevala asa veyisrael lişkav et bat yaakov vehen lo yease.

    וּבְנֵ֨י יַעֲקֹ֜ב בָּ֤אוּ מִן־הַשָּׂדֶה֙ כְּשָׁמְעָ֔ם וַיִּֽתְעַצְּבוּ֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיִּ֥חַר לָהֶ֖ם מְאֹ֑ד כִּֽי־נְבָלָ֞ה עָשָׂ֣ה בְיִשְׂרָאֵ֗ל לִשְׁכַּב֙ אֶת־בַּֽת־יַעֲקֹ֔ב וְכֵ֖ן לֹ֥א יֵעָשֶֽׂה׃

    Yaakov’un oğulları haberi duyunca kırdan geldiler. Adamlar derin üzüntüye kapıldı ve çok öfkelendi; çünkü Şehem, Yaakov’un kızıyla yatarak İsrael’de utanç verici bir iş yapmıştı. Böyle bir şey yapılmamalıydı.

  6. Bereşit 34:8

    Vayedaber hamor itam lemor şehem beni haşeka nafşo bevitehem tenu na otah lo leişa.

    וַיְדַבֵּ֥ר חֲמ֖וֹר אִתָּ֣ם לֵאמֹ֑ר שְׁכֶ֣ם בְּנִ֗י חָֽשְׁקָ֤ה נַפְשׁוֹ֙ בְּבִתְּכֶ֔ם תְּנ֨וּ נָ֥א אֹתָ֛הּ ל֖וֹ לְאִשָּֽׁה׃

    Hamor onlara şöyle dedi: “Oğlum Şehem’in gönlü kızınıza bağlandı. Lütfen onu kendisine eş olarak verin.

  7. Bereşit 34:14

    Bu ayette 2 kez

    Vayomeru alehem lo nuhal laasot hadavar haze latet et ahotenu leiş aşer lo orla ki herpa hi lanu.

    וַיֹּאמְר֣וּ אֲלֵיהֶ֗ם לֹ֤א נוּכַל֙ לַעֲשׂוֹת֙ הַדָּבָ֣ר הַזֶּ֔ה לָתֵת֙ אֶת־אֲחֹתֵ֔נוּ לְאִ֖ישׁ אֲשֶׁר־ל֣וֹ עָרְלָ֑ה כִּֽי־חֶרְפָּ֥ה הִ֖וא לָֽנוּ׃

    Onlara şöyle dediler: “Kız kardeşimizi sünnetsiz bir adama veremeyiz. Bu bizim için utançtır.

  8. Bereşit 34:17

    Veim lo tişmeu elenu lehimol velakahnu et bitenu vehalahenu.

    וְאִם־לֹ֧א תִשְׁמְע֛וּ אֵלֵ֖ינוּ לְהִמּ֑וֹל וְלָקַ֥חְנוּ אֶת־בִּתֵּ֖נוּ וְהָלָֽכְנוּ׃

    Bizi dinleyip sünnet olmazsanız kızımızı alıp gideriz.”

  9. Bereşit 35:10

    Bu ayette 2 kez

    Vayomer lo Elohim şimha yaakov lo yikare şimha od yaakov ki im yisrael yihye şemeha vayikra et şemo yisrael.

    וַיֹּֽאמֶר־ל֥וֹ אֱלֹהִ֖ים שִׁמְךָ֣ יַעֲקֹ֑ב לֹֽא־יִקָּרֵא֩ שִׁמְךָ֨ ע֜וֹד יַעֲקֹ֗ב כִּ֤י אִם־יִשְׂרָאֵל֙ יִהְיֶ֣ה שְׁמֶ֔ךָ וַיִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ יִשְׂרָאֵֽל׃

    Tanrı ona, “Adın Yaakov” dedi. “Artık sana Yaakov denmeyecek; adın İsrael olacak.” Böylece ona İsrael adını verdi.

  10. Bereşit 35:11

    Vayomer lo Elohim ani el şaday pere ureve goy ukehal goyim yihye mimeka umelahim mehalatseha yetseu.

    וַיֹּאמֶר֩ ל֨וֹ אֱלֹהִ֜ים אֲנִ֨י אֵ֤ל שַׁדַּי֙ פְּרֵ֣ה וּרְבֵ֔ה גּ֛וֹי וּקְהַ֥ל גּוֹיִ֖ם יִהְיֶ֣ה מִמֶּ֑ךָּ וּמְלָכִ֖ים מֵחֲלָצֶ֥יךָ יֵצֵֽאוּ׃

    Tanrı ona şöyle dedi: “Ben El Şaday’ım. Verimli ol, çoğal. Senden bir ulus ve bir uluslar topluluğu doğacak; krallar senin soyundan çıkacak.

  11. Bereşit 35:18

    Vayehi betset nafşah ki meta vatikra şemo ben oni veaviv kara lo vinyamin.

    וַיְהִ֞י בְּצֵ֤את נַפְשָׁהּ֙ כִּ֣י מֵ֔תָה וַתִּקְרָ֥א שְׁמ֖וֹ בֶּן־אוֹנִ֑י וְאָבִ֖יו קָֽרָא־ל֥וֹ בִנְיָמִֽין׃

    Canı çıkarken, ölmek üzereyken, çocuğa Ben-Oni adını verdi. Babası ise ona Binyamin dedi.

  12. Bereşit 35:26

    Uvene zilpa şifhat lea gad veaşer ele bene yaakov aşer yulad lo befadan aram.

    וּבְנֵ֥י זִלְפָּ֛ה שִׁפְחַ֥ת לֵאָ֖ה גָּ֣ד וְאָשֵׁ֑ר אֵ֚לֶּה בְּנֵ֣י יַעֲקֹ֔ב אֲשֶׁ֥ר יֻלַּד־ל֖וֹ בְּפַדַּ֥ן אֲרָֽם׃

    Lea’nın hizmetkârı Zilpa’nın oğulları: Gad ve Aşer. Bunlar Yaakov’un Padan-Aram’da doğan oğullarıydı.

  13. Bereşit 36:5

    Veoholivama yaleda et yeuş veet yalam veet korah ele bene esav aşer yuledu lo beerets kenaan.

    וְאָהֳלִֽיבָמָה֙ יָֽלְדָ֔ה אֶת־יעיש [יְע֥וּשׁ] וְאֶת־יַעְלָ֖ם וְאֶת־קֹ֑רַח אֵ֚לֶּה בְּנֵ֣י עֵשָׂ֔ו אֲשֶׁ֥ר יֻלְּדוּ־ל֖וֹ בְּאֶ֥רֶץ כְּנָֽעַן׃

    Oholivama, Yeuş’u, Yalam’ı ve Korah’ı doğurdu. Bunlar Esav’ın Kenaan ülkesinde doğan oğullarıydı.

  14. Bereşit 37:3

    Bu ayette 2 kez

    Veyisrael ahav et yosef mikol banav ki ven zekunim u lo veasa lo ketonet pasim.

    וְיִשְׂרָאֵ֗ל אָהַ֤ב אֶת־יוֹסֵף֙ מִכָּל־בָּנָ֔יו כִּֽי־בֶן־זְקֻנִ֥ים ה֖וּא ל֑וֹ וְעָ֥שָׂה ל֖וֹ כְּתֹ֥נֶת פַּסִּֽים׃

    İsrael, Yosef’i bütün oğullarından daha çok seviyordu; çünkü yaşlılığında doğan oğluydu. Ona süslü bir entari yaptı.

  15. Bereşit 37:8

    Vayomeru lo ehav hamaloh timloh alenu im maşol timşol banu vayosifu od seno oto al halomotav veal devarav.

    וַיֹּ֤אמְרוּ לוֹ֙ אֶחָ֔יו הֲמָלֹ֤ךְ תִּמְלֹךְ֙ עָלֵ֔ינוּ אִם־מָשׁ֥וֹל תִּמְשֹׁ֖ל בָּ֑נוּ וַיּוֹסִ֤פוּ עוֹד֙ שְׂנֹ֣א אֹת֔וֹ עַל־חֲלֹמֹתָ֖יו וְעַל־דְּבָרָֽיו׃

    Kardeşleri ona, “Sen gerçekten üzerimize kral mı olacaksın? Bize hüküm mü süreceksin?” dediler. Rüyalarından ve sözlerinden dolayı ondan daha da çok nefret ettiler.

  16. Bereşit 37:10

    Vayesaper el aviv veel ehav vayigar bo aviv vayomer lo ma hahalom haze aşer halameta havo navo ani veimeha veaheha lehiştahavot leha aretsa.

    וַיְסַפֵּ֣ר אֶל־אָבִיו֮ וְאֶל־אֶחָיו֒ וַיִּגְעַר־בּ֣וֹ אָבִ֔יו וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ מָ֛ה הַחֲל֥וֹם הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֣ר חָלָ֑מְתָּ הֲב֣וֹא נָב֗וֹא אֲנִי֙ וְאִמְּךָ֣ וְאַחֶ֔יךָ לְהִשְׁתַּחֲוֺ֥ת לְךָ֖ אָֽרְצָה׃

    Rüyayı babasına ve kardeşlerine anlattı. Babası onu azarlayıp, “Bu gördüğün nasıl bir rüya?” dedi. “Ben, annen ve kardeşlerin gerçekten gelip önünde yere mi kapanacağız?”

  17. Bereşit 37:13

    Vayomer yisrael el yosef halo aheha roim bişhem leha veeşlahaha alehem vayomer lo hineni.

    וַיֹּ֨אמֶר יִשְׂרָאֵ֜ל אֶל־יוֹסֵ֗ף הֲל֤וֹא אַחֶ֙יךָ֙ רֹעִ֣ים בִּשְׁכֶ֔ם לְכָ֖ה וְאֶשְׁלָחֲךָ֣ אֲלֵיהֶ֑ם וַיֹּ֥אמֶר ל֖וֹ הִנֵּֽנִי׃

    İsrael, Yosef’e, “Kardeşlerin Şehem’de sürüyü otlatıyorlar, değil mi?” dedi. “Gel, seni onların yanına göndereyim.” Yosef, “Hazırım” diye cevap verdi.

  18. Bereşit 37:14

    Vayomer lo leh na ree et şelom aheha veet şelom hatson vahaşiveni davar vayişlaheu meemek hevron vayavo şehema.

    וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ לֶךְ־נָ֨א רְאֵ֜ה אֶת־שְׁל֤וֹם אַחֶ֙יךָ֙ וְאֶת־שְׁל֣וֹם הַצֹּ֔אן וַהֲשִׁבֵ֖נִי דָּבָ֑ר וַיִּשְׁלָחֵ֙הוּ֙ מֵעֵ֣מֶק חֶבְר֔וֹן וַיָּבֹ֖א שְׁכֶֽמָה׃

    Babası, “Lütfen git; kardeşlerin ve sürü iyi mi, bakıp bana haber getir” dedi. Onu Hevron vadisinden gönderdi. Yosef Şehem’e geldi.

  19. Bereşit 37:21

    Vayişma reuven vayatsileu miyadam vayomer lo nakenu nafeş.

    וַיִּשְׁמַ֣ע רְאוּבֵ֔ן וַיַּצִּלֵ֖הוּ מִיָּדָ֑ם וַיֹּ֕אמֶר לֹ֥א נַכֶּ֖נּוּ נָֽפֶשׁ׃

    Reuven bunu duyunca onu ellerinden kurtarmaya çalıştı. “Canını almayalım” dedi.

  20. Bereşit 37:32

    Vayeşalehu et ketonet hapasim vayaviu el avihem vayomeru zot matsanu haker na haketonet binha hi im lo.

    וַֽיְשַׁלְּח֞וּ אֶת־כְּתֹ֣נֶת הַפַּסִּ֗ים וַיָּבִ֙יאוּ֙ אֶל־אֲבִיהֶ֔ם וַיֹּאמְר֖וּ זֹ֣את מָצָ֑אנוּ הַכֶּר־נָ֗א הַכְּתֹ֧נֶת בִּנְךָ֛ הִ֖וא אִם־לֹֽא׃

    Süslü entariyi babalarına gönderip ulaştırdılar. “Bunu bulduk” dediler. “Bir bak, oğlunun entarisi mi, değil mi?”

  21. Bereşit 38:9

    Bu ayette 2 kez

    Vayeda onan ki lo lo yihye hazara vehaya im ba el eşet ahiv veşihet artsa levilti netan zera leahiv.

    וַיֵּ֣דַע אוֹנָ֔ן כִּ֛י לֹּ֥א ל֖וֹ יִהְיֶ֣ה הַזָּ֑רַע וְהָיָ֞ה אִם־בָּ֨א אֶל־אֵ֤שֶׁת אָחִיו֙ וְשִׁחֵ֣ת אַ֔רְצָה לְבִלְתִּ֥י נְתָן־זֶ֖רַע לְאָחִֽיו׃

    Onan, doğacak soyun kendisine ait sayılmayacağını biliyordu. Bu yüzden kardeşinin eşiyle birlikte olduğunda kardeşine soy vermemek için menisini yere boşaltıyordu.

  22. Bereşit 38:14

    Bu ayette 2 kez

    Vatasar bigde almenutah mealeha vatehas batsaif vatitalaf vateşev befetah enayim aşer al dereh timnata ki raata ki gadal şela vehi lo nitena lo leişa.

    וַתָּסַר֩ בִּגְדֵ֨י אַלְמְנוּתָ֜הּ מֵֽעָלֶ֗יהָ וַתְּכַ֤ס בַּצָּעִיף֙ וַתִּתְעַלָּ֔ף וַתֵּ֙שֶׁב֙ בְּפֶ֣תַח עֵינַ֔יִם אֲשֶׁ֖ר עַל־דֶּ֣רֶךְ תִּמְנָ֑תָה כִּ֤י רָאֲתָה֙ כִּֽי־גָדַ֣ל שֵׁלָ֔ה וְהִ֕וא לֹֽא־נִתְּנָ֥ה ל֖וֹ לְאִשָּֽׁה׃

    Tamar dulluk giysilerini çıkardı, bir örtüyle yüzünü örtüp sarındı ve Timna yolu üzerindeki Enayim’in girişine oturdu. Çünkü Şela’nın büyüdüğünü, ama kendisinin ona eş olarak verilmediğini görmüştü.

  23. Bereşit 38:16

    Vayet eleha el hadereh vayomer hava na avo elayih ki lo yada ki halato hi vatomer ma titen li ki tavo elay.

    וַיֵּ֨ט אֵלֶ֜יהָ אֶל־הַדֶּ֗רֶךְ וַיֹּ֙אמֶר֙ הָֽבָה־נָּא֙ אָב֣וֹא אֵלַ֔יִךְ כִּ֚י לֹ֣א יָדַ֔ע כִּ֥י כַלָּת֖וֹ הִ֑וא וַתֹּ֙אמֶר֙ מַה־תִּתֶּן־לִּ֔י כִּ֥י תָב֖וֹא אֵלָֽי׃

    Yoldan onun yanına yönelip, “İzin ver, seninle birlikte olayım” dedi. Onun gelini olduğunu bilmiyordu. Tamar, “Benimle birlikte olman için bana ne vereceksin?” diye sordu.

  24. Bereşit 38:18

    Vayomer ma haeravon aşer eten lah vatomer hotameha ufetileha umateha aşer beyadeha vayiten lah vayavo eleha vatahar lo.

    וַיֹּ֗אמֶר מָ֣ה הָֽעֵרָבוֹן֮ אֲשֶׁ֣ר אֶתֶּן־לָּךְ֒ וַתֹּ֗אמֶר חֹתָֽמְךָ֙ וּפְתִילֶ֔ךָ וּמַטְּךָ֖ אֲשֶׁ֣ר בְּיָדֶ֑ךָ וַיִּתֶּן־לָּ֛הּ וַיָּבֹ֥א אֵלֶ֖יהָ וַתַּ֥הַר לֽוֹ׃

    Yehuda, “Sana ne rehin vereyim?” diye sordu. Tamar, “Mührünü, kordonunu ve elindeki değneğini” dedi. Yehuda bunları ona verdi ve onunla birlikte oldu. Tamar ondan hamile kaldı.

  25. Bereşit 38:21

    Vayişal et anşe mekomah lemor aye hakedeşa hi vaenayim al hadareh vayomeru lo hayeta vaze kedeşa.

    וַיִּשְׁאַ֞ל אֶת־אַנְשֵׁ֤י מְקֹמָהּ֙ לֵאמֹ֔ר אַיֵּ֧ה הַקְּדֵשָׁ֛ה הִ֥וא בָעֵינַ֖יִם עַל־הַדָּ֑רֶךְ וַיֹּ֣אמְר֔וּ לֹא־הָיְתָ֥ה בָזֶ֖ה קְדֵשָֽׁה׃

    Oranın adamlarına, “Enayim’de, yol kenarında bulunan o fahişe nerede?” diye sordu. “Burada fahişe yoktu” dediler.

  26. Bereşit 38:22

    Bu ayette 2 kez

    Vayaşov el yehuda vayomer lo metsatiha vegam anşe hamakom ameru lo hayeta vaze kedeşa.

    וַיָּ֙שָׁב֙ אֶל־יְהוּדָ֔ה וַיֹּ֖אמֶר לֹ֣א מְצָאתִ֑יהָ וְגַ֨ם אַנְשֵׁ֤י הַמָּקוֹם֙ אָֽמְר֔וּ לֹא־הָיְתָ֥ה בָזֶ֖ה קְדֵשָֽׁה׃

    Yehuda’ya dönüp, “Onu bulamadım” dedi. “Üstelik oranın adamları, ‘Burada fahişe yoktu’ dediler.”

  27. Bereşit 38:23

    Vayomer yehuda tikah lah pen nihye lavuz hine şalahti hagedi haze veata lo metsatah.

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוּדָה֙ תִּֽקַּֽח־לָ֔הּ פֶּ֖ן נִהְיֶ֣ה לָב֑וּז הִנֵּ֤ה שָׁלַ֙חְתִּי֙ הַגְּדִ֣י הַזֶּ֔ה וְאַתָּ֖ה לֹ֥א מְצָאתָֽהּ׃

    Yehuda, “Rehinleri kendine alsın da alay konusu olmayalım” dedi. “Ben bu oğlağı gönderdim; sen de onu bulamadın.”

  28. Bereşit 38:25

    Hi mutset vehi şaleha el hamiha lemor leiş aşer ele lo anohi hara vatomer haker na lemi hahotemet vehapetilim vehamate haele.

    הִ֣וא מוּצֵ֗את וְהִ֨יא שָׁלְחָ֤ה אֶל־חָמִ֙יהָ֙ לֵאמֹ֔ר לְאִישׁ֙ אֲשֶׁר־אֵ֣לֶּה לּ֔וֹ אָנֹכִ֖י הָרָ֑ה וַתֹּ֙אמֶר֙ הַכֶּר־נָ֔א לְמִ֞י הַחֹתֶ֧מֶת וְהַפְּתִילִ֛ים וְהַמַּטֶּ֖ה הָאֵֽלֶּה׃

    Tamar dışarı çıkarılırken kayınpederine haber gönderdi: “Bu eşyaların sahibi olan adamdan hamileyim.” Ardından, “Lütfen tanı: Bu mühür, bu kordonlar ve bu değnek kimin?” dedi.

  29. Bereşit 38:26

    Vayaker yehuda vayomer tsadeka mimeni ki al ken lo netatiha leşela veni velo yasaf od ledata.

    וַיַּכֵּ֣ר יְהוּדָ֗ה וַיֹּ֙אמֶר֙ צָֽדְקָ֣ה מִמֶּ֔נִּי כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן לֹא־נְתַתִּ֖יהָ לְשֵׁלָ֣ה בְנִ֑י וְלֹֽא־יָסַ֥ף ע֖וֹד לְדַעְתָּֽה׃

    Yehuda eşyaları tanıyıp, “O benden daha haklı” dedi. “Çünkü onu oğlum Şela’ya vermedim.” Bir daha onunla birlikte olmadı.

  30. Bereşit 39:4

    Vayimtsa yosef hen beenav vayeşaret oto vayafkideu al beto vehol yeş lo natan beyado.

    וַיִּמְצָ֨א יוֹסֵ֥ף חֵ֛ן בְּעֵינָ֖יו וַיְשָׁ֣רֶת אֹת֑וֹ וַיַּפְקִדֵ֙הוּ֙ עַל־בֵּית֔וֹ וְכָל־יֶשׁ־ל֖וֹ נָתַ֥ן בְּיָדֽוֹ׃

    Yosef efendisinin gözünde beğeni buldu ve ona hizmet etti. Efendisi onu evinin başına koydu; sahip olduğu her şeyi onun eline verdi.

  31. Bereşit 39:5

    Bu ayette 2 kez

    Vayehi meaz hifkid oto beveto veal kol aşer yeş lo vayevareh Adonay et bet hamitsri biglal yosef vayehi birkat Adonay behol aşer yeş lo babayit uvasade.

    וַיְהִ֡י מֵאָז֩ הִפְקִ֨יד אֹת֜וֹ בְּבֵית֗וֹ וְעַל֙ כָּל־אֲשֶׁ֣ר יֶשׁ־ל֔וֹ וַיְבָ֧רֶךְ יְהוָ֛ה אֶת־בֵּ֥ית הַמִּצְרִ֖י בִּגְלַ֣ל יוֹסֵ֑ף וַיְהִ֞י בִּרְכַּ֤ת יְהוָה֙ בְּכָל־אֲשֶׁ֣ר יֶשׁ־ל֔וֹ בַּבַּ֖יִת וּבַשָּׂדֶֽה׃

    Onu evinin ve sahip olduğu her şeyin başına koyduğu andan itibaren Adonay, Yosef yüzünden Mısırlının evini kutsadı. Adonay’ın bereketi, evde ve kırda sahip olduğu her şeyin üzerindeydi.

  32. Bereşit 39:6

    Vayaazov kol aşer lo beyad yosef velo yada ito meuma ki im halehem aşer u ohel vayehi yosef yefe toar vife mare.

    וַיַּעֲזֹ֣ב כָּל־אֲשֶׁר־לוֹ֮ בְּיַד־יוֹסֵף֒ וְלֹא־יָדַ֤ע אִתּוֹ֙ מְא֔וּמָה כִּ֥י אִם־הַלֶּ֖חֶם אֲשֶׁר־ה֣וּא אוֹכֵ֑ל וַיְהִ֣י יוֹסֵ֔ף יְפֵה־תֹ֖אַר וִיפֵ֥ה מַרְאֶֽה׃

    Sahip olduğu her şeyi Yosef’in eline bıraktı. Yosef varken yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyordu. Yosef güzel hatlı, güzel görünüşlüydü.

  33. Bereşit 39:8

    Bu ayette 2 kez

    Vayemaen vayomer el eşet adonav hen adoni lo yada iti ma babayit vehol aşer yeş lo natan beyadi.

    וַיְמָאֵ֓ן ׀ וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־אֵ֣שֶׁת אֲדֹנָ֔יו הֵ֣ן אֲדֹנִ֔י לֹא־יָדַ֥ע אִתִּ֖י מַה־בַּבָּ֑יִת וְכֹ֥ל אֲשֶׁר־יֶשׁ־ל֖וֹ נָתַ֥ן בְּיָדִֽי׃

    Yosef reddedip efendisinin karısına şöyle dedi: “Bak, ben varken efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Sahip olduğu her şeyi benim elime verdi.

  34. Bereşit 40:9

    Vayesaper sar hamaşkim et halomo leyosef vayomer lo bahalomi vehine gefen lefanay.

    וַיְסַפֵּ֧ר שַֽׂר־הַמַּשְׁקִ֛ים אֶת־חֲלֹמ֖וֹ לְיוֹסֵ֑ף וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ בַּחֲלוֹמִ֕י וְהִנֵּה־גֶ֖פֶן לְפָנָֽי׃

    Başsaki rüyasını Yosef’e anlattı. “Rüyamda önümde bir asma vardı” dedi.

  35. Bereşit 40:12

    Vayomer lo yosef ze pitrono şeloşet hasarigim şeloşet yamim hem.

    וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ יוֹסֵ֔ף זֶ֖ה פִּתְרֹנ֑וֹ שְׁלֹ֙שֶׁת֙ הַשָּׂ֣רִגִ֔ים שְׁלֹ֥שֶׁת יָמִ֖ים הֵֽם׃

    Yosef ona, “Yorumu şu” dedi. “Üç dal, üç gündür.

  36. Bereşit 40:15

    Ki gunov gunavti meerets haivrim vegam po lo asiti meuma ki samu oti babor.

    כִּֽי־גֻנֹּ֣ב גֻּנַּ֔בְתִּי מֵאֶ֖רֶץ הָעִבְרִ֑ים וְגַם־פֹּה֙ לֹא־עָשִׂ֣יתִֽי מְא֔וּמָה כִּֽי־שָׂמ֥וּ אֹתִ֖י בַּבּֽוֹר׃

    Çünkü ben İbranilerin ülkesinden kaçırıldım. Burada da beni bu çukura koymalarını gerektiren hiçbir şey yapmadım.”

  37. Bereşit 41:12

    Veşam itanu naar ivri eved lesar hatabahim vanesaper lo vayiftar lanu et halomotenu kahalomo patar.

    וְשָׁ֨ם אִתָּ֜נוּ נַ֣עַר עִבְרִ֗י עֶ֚בֶד לְשַׂ֣ר הַטַּבָּחִ֔ים וַנְּ֨סַפֶּר־ל֔וֹ וַיִּפְתָּר־לָ֖נוּ אֶת־חֲלֹמֹתֵ֑ינוּ אִ֥ישׁ כַּחֲלֹמ֖וֹ פָּתָֽר׃

    Orada bizimle birlikte muhafızların başının kölesi olan genç bir İbrani vardı. Ona anlattık; rüyalarımızı yorumladı. Her birimize kendi rüyasına göre yorum yaptı.

  38. Bereşit 41:19

    Vehine şeva parot aherot olot aharehen dalot veraot toar meod verakot basar lo raiti hahena behol erets mitsrayim laroa.

    וְהִנֵּ֞ה שֶֽׁבַע־פָּר֤וֹת אֲחֵרוֹת֙ עֹל֣וֹת אַחֲרֵיהֶ֔ן דַּלּ֨וֹת וְרָע֥וֹת תֹּ֛אַר מְאֹ֖ד וְרַקּ֣וֹת בָּשָׂ֑ר לֹֽא־רָאִ֧יתִי כָהֵ֛נָּה בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרַ֖יִם לָרֹֽעַ׃

    Ardından zayıf, çok çirkin görünüşlü, cılız yedi inek daha çıktı. Bütün Mısır ülkesinde onlar kadar kötü görünen inekler görmedim.

  39. Bereşit 41:43

    Vayarkev oto bemirkevet hamişne aşer lo vayikreu lefanav avreh venaton oto al kol erets mitsrayim.

    וַיַּרְכֵּ֣ב אֹת֗וֹ בְּמִרְכֶּ֤בֶת הַמִּשְׁנֶה֙ אֲשֶׁר־ל֔וֹ וַיִּקְרְא֥וּ לְפָנָ֖יו אַבְרֵ֑ךְ וְנָת֣וֹן אֹת֔וֹ עַ֖ל כָּל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

    Onu kendisinin ikinci arabasına bindirdi. Önünden, “Diz çökün!” diye seslendiler. Böylece onu bütün Mısır ülkesinin başına getirdi.

  40. Bereşit 41:44

    Vayomer paro el yosef ani faro uviladeha lo yarim et yado veet raglo behol erets mitsrayim.

    וַיֹּ֧אמֶר פַּרְעֹ֛ה אֶל־יוֹסֵ֖ף אֲנִ֣י פַרְעֹ֑ה וּבִלְעָדֶ֗יךָ לֹֽא־יָרִ֨ים אִ֧ישׁ אֶת־יָד֛וֹ וְאֶת־רַגְל֖וֹ בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

    Firavun, Yosef’e, “Ben Firavun’um” dedi. “Ama bütün Mısır ülkesinde senden izinsiz kimse elini ya da ayağını kaldırmayacak.”

  41. Bereşit 41:45

    Vayikra faro şem yosef tsafenat paneah vayiten lo et asenat bat poti fera kohen on leişa vayetse yosef al erets mitsrayim.

    וַיִּקְרָ֨א פַרְעֹ֣ה שֵׁם־יוֹסֵף֮ צָֽפְנַ֣ת פַּעְנֵחַ֒ וַיִּתֶּן־ל֣וֹ אֶת־אָֽסְנַ֗ת בַּת־פּ֥וֹטִי פֶ֛רַע כֹּהֵ֥ן אֹ֖ן לְאִשָּׁ֑ה וַיֵּצֵ֥א יוֹסֵ֖ף עַל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃

    Firavun, Yosef’e Tsafenat-Paneah adını verdi. On’un rahibi Poti-Fera’nın kızı Asenat’ı ona eş olarak verdi. Yosef Mısır ülkesini dolaşmaya çıktı.

  42. Bereşit 41:50

    Uleyosef yulad şene vanim beterem tavo şenat haraav aşer yaleda lo asenat bat poti fera kohen on.

    וּלְיוֹסֵ֤ף יֻלַּד֙ שְׁנֵ֣י בָנִ֔ים בְּטֶ֥רֶם תָּב֖וֹא שְׁנַ֣ת הָרָעָ֑ב אֲשֶׁ֤ר יָֽלְדָה־לּוֹ֙ אָֽסְנַ֔ת בַּת־פּ֥וֹטִי פֶ֖רַע כֹּהֵ֥ן אֽוֹן׃

    Kıtlık yılı gelmeden önce Yosef’in iki oğlu oldu. Onları On’un rahibi Poti-Fera’nın kızı Asenat doğurdu.

  43. Bereşit 42:4

    Veet binyamin ahi yosef lo şalah yaakov et ehav ki amar pen yikraenu ason.

    וְאֶת־בִּנְיָמִין֙ אֲחִ֣י יוֹסֵ֔ף לֹא־שָׁלַ֥ח יַעֲקֹ֖ב אֶת־אֶחָ֑יו כִּ֣י אָמַ֔ר פֶּן־יִקְרָאֶ֖נּוּ אָסֽוֹן׃

    Ama Yaakov, Yosef’in kardeşi Binyamin’i öbür kardeşleriyle göndermedi. “Başına bir felaket gelebilir” diye düşündü.

  44. Bereşit 42:6

    Veyosef u haşalit al haarets u hamaşbir lehol am haarets vayavou ahe yosef vayiştahavu lo apayim aretsa.

    וְיוֹסֵ֗ף ה֚וּא הַשַּׁלִּ֣יט עַל־הָאָ֔רֶץ ה֥וּא הַמַּשְׁבִּ֖יר לְכָל־עַ֣ם הָאָ֑רֶץ וַיָּבֹ֙אוּ֙ אֲחֵ֣י יוֹסֵ֔ף וַיִּשְׁתַּֽחֲווּ־ל֥וֹ אַפַּ֖יִם אָֽרְצָה׃

    Ülkeyi Yosef yönetiyordu; bütün ülke halkına tahıl satan oydu. Yosef’in kardeşleri gelip önünde yüzüstü yere kapandı.

  45. Bereşit 42:8

    Vayaker yosef et ehav vehem lo hikiruu.

    וַיַּכֵּ֥ר יוֹסֵ֖ף אֶת־אֶחָ֑יו וְהֵ֖ם לֹ֥א הִכִּרֻֽהוּ׃

    Yosef kardeşlerini tanımıştı ama onlar kendisini tanımamıştı.

  46. Bereşit 42:10

    Vayomeru elav lo adoni vaavadeha bau lişbar ohel.

    וַיֹּאמְר֥וּ אֵלָ֖יו לֹ֣א אֲדֹנִ֑י וַעֲבָדֶ֥יךָ בָּ֖אוּ לִשְׁבָּר־אֹֽכֶל׃

    “Hayır efendim” dediler. “Biz kulların yiyecek satın almaya geldik.

  47. Bereşit 42:11

    Kulanu bene ehad nahenu kenim anahnu lo hayu avadeha meragelim.

    כֻּלָּ֕נוּ בְּנֵ֥י אִישׁ־אֶחָ֖ד נָ֑חְנוּ כֵּנִ֣ים אֲנַ֔חְנוּ לֹא־הָי֥וּ עֲבָדֶ֖יךָ מְרַגְּלִֽים׃

    Hepimiz aynı babanın oğullarıyız. Dürüst insanlarız; biz kulların casus değiliz.”

  48. Bereşit 42:12

    Vayomer alehem lo ki ervat haarets batem lirot.

    וַיֹּ֖אמֶר אֲלֵהֶ֑ם לֹ֕א כִּֽי־עֶרְוַ֥ת הָאָ֖רֶץ בָּאתֶ֥ם לִרְאֽוֹת׃

    Yosef, “Hayır!” dedi. “Ülkenin savunmasız yerlerini görmeye geldiniz.”

  49. Bereşit 42:16

    Şilhu mikem ehad veyikah et ahihem veatem heaseru veyibahanu divrehem haemet itehem veim lo he faro ki meragelim atem.

    שִׁלְח֨וּ מִכֶּ֣ם אֶחָד֮ וְיִקַּ֣ח אֶת־אֲחִיכֶם֒ וְאַתֶּם֙ הֵאָ֣סְר֔וּ וְיִבָּֽחֲנוּ֙ דִּבְרֵיכֶ֔ם הַֽאֱמֶ֖ת אִתְּכֶ֑ם וְאִם־לֹ֕א חֵ֣י פַרְעֹ֔ה כִּ֥י מְרַגְּלִ֖ים אַתֶּֽם׃

    İçinizden birini gönderin, kardeşinizi getirsin. Siz tutuklu kalacaksınız. Söyledikleriniz sınanacak, doğru söyleyip söylemediğiniz anlaşılacak. Doğru değilse, Firavun’un yaşamı üzerine yemin ederim, siz casussunuz!”

  50. Bereşit 42:23

    Vehem lo yadeu ki şomea yosef ki hamelits benotam.

    וְהֵם֙ לֹ֣א יָֽדְע֔וּ כִּ֥י שֹׁמֵ֖עַ יוֹסֵ֑ף כִּ֥י הַמֵּלִ֖יץ בֵּינֹתָֽם׃

    Yosef’in kendilerini anladığını bilmiyorlardı; çünkü aralarında bir tercüman vardı.

Kelimenin yapısı

Dilbilgisel çözümleme

Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice biçimlere veya dilbilgisel yapılara karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.

Bu okunuşa bağlı kelime için kaynakta açık bir kök kaydı bulunmuyor.

İbranice biçim לֹ֨א

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

not; no

Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı

Bu yapının kullanımı: 944 kez

Teknik kodHTn

İbranice biçim לּ֥וֹ

Dilbilgisel yapı: edat + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 343 kez

Teknik kodHR/Sp3ms

İbranice biçim ל֤וֹא

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

not; no

Dilbilgisel yapı: olumsuzluk parçacığı

Bu yapının kullanımı: 2 kez

Teknik kodHTn
Veri ve yöntem

Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.

Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.