Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
face
Dilbilgisel yapı: edat + isim, iki cins, çoğul, tamlayan
Bu yapının kullanımı: 235 kez
Teknik kod
HR/NcbpcTORA’DA KELİME
yüz, çehre; ön taraf/huzur anlamındaki kullanımlar
Bu İbranice biçim Tora’da 247 kez, 232 farklı ayette görülür.
Vatişahet haarets lifne haelohim vatimale haarets hamas.
וַתִּשָּׁחֵ֥ת הָאָ֖רֶץ לִפְנֵ֣י הָֽאֱלֹהִ֑ים וַתִּמָּלֵ֥א הָאָ֖רֶץ חָמָֽס׃
Yeryüzü Tanrı’nın önünde yozlaşmış, zorbalıkla dolmuştu.
Vayomer Elohim lenoah kets kol basar ba lefanay ki malea haarets hamas mipenehem vehinni maşhitam et haarets.
וַיֹּ֨אמֶר אֱלֹהִ֜ים לְנֹ֗חַ קֵ֤ץ כָּל־בָּשָׂר֙ בָּ֣א לְפָנַ֔י כִּֽי־מָלְאָ֥ה הָאָ֛רֶץ חָמָ֖ס מִפְּנֵיהֶ֑ם וְהִנְנִ֥י מַשְׁחִיתָ֖ם אֶת־הָאָֽרֶץ׃
Tanrı Noah’a şöyle dedi: “Bütün canlıların sonu önüme geldi; çünkü onların yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. İşte, onları yeryüzüyle birlikte yok edeceğim.
Vayomer Adonay lenoah bo ata vehol beteha el hateva ki oteha raiti tsadik lefanay bador haze.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ לְנֹ֔חַ בֹּֽא־אַתָּ֥ה וְכָל־בֵּיתְךָ֖ אֶל־הַתֵּבָ֑ה כִּֽי־אֹתְךָ֥ רָאִ֛יתִי צַדִּ֥יק לְפָנַ֖י בַּדּ֥וֹר הַזֶּֽה׃
Adonay Noah’a şöyle dedi: “Sen ve bütün ev halkın gemiye girin. Çünkü bu kuşakta seni önümde dürüst buldum.
Bu ayette 2 kez
U haya gibor tsayid lifne Adonay al ken yeamar kenimrod gibor tsayid lifne Adonay.
הֽוּא־הָיָ֥ה גִבֹּֽר־צַ֖יִד לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה עַל־כֵּן֙ יֵֽאָמַ֔ר כְּנִמְרֹ֛ד גִּבּ֥וֹר צַ֖יִד לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Adonay’ın önünde güçlü bir avcıydı. Bu yüzden, “Adonay’ın önünde güçlü avcı Nimrod gibi” denir.
Vayisa lot et enav vayar et kol kikar hayarden ki hulah maşke lifne şahet Adonay et sedom veet amora kegan Adonay keerets mitsrayim boaha tsoar.
וַיִּשָּׂא־ל֣וֹט אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ אֶת־כָּל־כִּכַּ֣ר הַיַּרְדֵּ֔ן כִּ֥י כֻלָּ֖הּ מַשְׁקֶ֑ה לִפְנֵ֣י ׀ שַׁחֵ֣ת יְהוָ֗ה אֶת־סְדֹם֙ וְאֶת־עֲמֹרָ֔ה כְּגַן־יְהוָה֙ כְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בֹּאֲכָ֖ה צֹֽעַר׃
Lot gözlerini kaldırıp Yarden ovasının tamamına baktı; her yeri sulaktı. Adonay Sedom ve Amora’yı yok etmeden önce, Tsoar’a doğru uzanan bu bölge Adonay’ın bahçesi gibi, Mısır ülkesi gibiydi.
Vayehi avram ben tişim şana veteşa şanim vayera Adonay el avram vayomer elav ani el şaday hithaleh lefanay vehye tamim.
וַיְהִ֣י אַבְרָ֔ם בֶּן־תִּשְׁעִ֥ים שָׁנָ֖ה וְתֵ֣שַׁע שָׁנִ֑ים וַיֵּרָ֨א יְהוָ֜ה אֶל־אַבְרָ֗ם וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ אֲנִי־אֵ֣ל שַׁדַּ֔י הִתְהַלֵּ֥ךְ לְפָנַ֖י וֶהְיֵ֥ה תָמִֽים׃
Avram doksan dokuz yaşındayken Adonay ona görünüp şöyle dedi: “Ben El Şaday’ım. Önümde yürü ve kusursuz ol.
Vayifnu mişam haanaşim vayelehu sedoma veavraham odenu omed lifne Adonay.
וַיִּפְנ֤וּ מִשָּׁם֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיֵּלְכ֖וּ סְדֹ֑מָה וְאַ֨בְרָהָ֔ם עוֹדֶ֥נּוּ עֹמֵ֖ד לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Adamlar oradan dönüp Sedom’a gittiler. Avraam ise hâlâ Adonay’ın önünde duruyordu.
Vayiştahu avraham lifne am haarets.
וַיִּשְׁתַּ֙חוּ֙ אַבְרָהָ֔ם לִפְנֵ֖י עַ֥ם הָאָֽרֶץ׃
Avraam ülke halkının önünde eğildi.
Vayakom sede efron aşer bamahpela aşer lifne mamre hasade vehameara aşer bo vehol haets aşer basade aşer behol gevulo saviv.
וַיָּ֣קָם ׀ שְׂדֵ֣ה עֶפְר֗וֹן אֲשֶׁר֙ בַּמַּכְפֵּלָ֔ה אֲשֶׁ֖ר לִפְנֵ֣י מַמְרֵ֑א הַשָּׂדֶה֙ וְהַמְּעָרָ֣ה אֲשֶׁר־בּ֔וֹ וְכָל־הָעֵץ֙ אֲשֶׁ֣ר בַּשָּׂדֶ֔ה אֲשֶׁ֥ר בְּכָל־גְּבֻל֖וֹ סָבִֽיב׃
Efron’un Mamre’nin karşısındaki Mahpela’da bulunan tarlası, içindeki mağara ve tarlanın çevresindeki bütün sınırlar içinde yer alan bütün ağaçlar,
Vayomar Adonay elohe adoni avraham hakre na lefanay hayom vaase hesed im adoni avraham.
וַיֹּאמַ֓ר ׀ יְהוָ֗ה אֱלֹהֵי֙ אֲדֹנִ֣י אַבְרָהָ֔ם הַקְרֵה־נָ֥א לְפָנַ֖י הַיּ֑וֹם וַעֲשֵׂה־חֶ֕סֶד עִ֖ם אֲדֹנִ֥י אַבְרָהָֽם׃
Şöyle dedi: “Efendim Avraam’ın Tanrısı Adonay! Lütfen bugün karşıma uygun olanı çıkar ve efendim Avraam’a iyilik göster.
Bu ayette 2 kez
Havia li tsayid vaase li matamim veohela vaavarehha lifne Adonay lifne moti.
הָבִ֨יאָה לִּ֥י צַ֛יִד וַעֲשֵׂה־לִ֥י מַטְעַמִּ֖ים וְאֹכֵ֑לָה וַאֲבָרֶכְכָ֛ה לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לִפְנֵ֥י מוֹתִֽי׃
‘Bana av eti getir, lezzetli yemekler hazırla da yiyeyim. Ölmeden önce Adonay’ın huzurunda seni kutsayayım.’
Veheveta leaviha veahal baavur aşer yevarehha lifne moto.
וְהֵבֵאתָ֥ לְאָבִ֖יךָ וְאָכָ֑ל בַּעֲבֻ֛ר אֲשֶׁ֥ר יְבָרֶכְךָ֖ לִפְנֵ֥י מוֹתֽוֹ׃
Babana götürürsün, o da yer; böylece ölmeden önce seni kutsar.”
Vayomer yitshak el beno ma ze miharta limtso beni vayomer ki hikra Adonay eloheha lefanay.
וַיֹּ֤אמֶר יִצְחָק֙ אֶל־בְּנ֔וֹ מַה־זֶּ֛ה מִהַ֥רְתָּ לִמְצֹ֖א בְּנִ֑י וַיֹּ֕אמֶר כִּ֥י הִקְרָ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לְפָנָֽי׃
Yitshak oğluna, “Nasıl bu kadar çabuk buldun, oğlum?” diye sordu. O da, “Tanrın Adonay onu karşıma çıkardı” dedi.
Vayomer lavan lo yease hen bimkomenu latet hatseira lifne habehira.
וַיֹּ֣אמֶר לָבָ֔ן לֹא־יֵעָשֶׂ֥ה כֵ֖ן בִּמְקוֹמֵ֑נוּ לָתֵ֥ת הַצְּעִירָ֖ה לִפְנֵ֥י הַבְּכִירָֽה׃
Lavan, “Bizim burada büyük kızdan önce küçük kız evlendirilmez” dedi.
Ki meat aşer haya leha lefanay vayifrots larov vayevareh Adonay oteha leragli veata matay eese gam anohi leveti.
כִּ֡י מְעַט֩ אֲשֶׁר־הָיָ֨ה לְךָ֤ לְפָנַי֙ וַיִּפְרֹ֣ץ לָרֹ֔ב וַיְבָ֧רֶךְ יְהוָ֛ה אֹתְךָ֖ לְרַגְלִ֑י וְעַתָּ֗ה מָתַ֛י אֶֽעֱשֶׂ֥ה גַם־אָנֹכִ֖י לְבֵיתִֽי׃
“Ben gelmeden önce sahip olduğun azdı; şimdi çok arttı. Adonay benim gelişimle seni kutsadı. Peki, ben kendi evim için ne zaman çalışacağım?”
Vayiten beyad avadav eder eder levado vayomer el avadav ivru lefanay verevah tasimu ben eder uven eder.
וַיִּתֵּן֙ בְּיַד־עֲבָדָ֔יו עֵ֥דֶר עֵ֖דֶר לְבַדּ֑וֹ וַ֤יֹּאמֶר אֶל־עֲבָדָיו֙ עִבְר֣וּ לְפָנַ֔י וְרֶ֣וַח תָּשִׂ֔ימוּ בֵּ֥ין עֵ֖דֶר וּבֵ֥ין עֵֽדֶר׃
Her sürüyü ayrı ayrı hizmetkârlarına teslim etti. Onlara, “Önümden gidin; sürüler arasında boşluk bırakın” dedi.
Vaamartem gam hine avdeha yaakov aharenu ki amar ahapera fanav baminha haholehet lefanay veahare hen ere fanav ulay yisa fanay.
וַאֲמַרְתֶּ֕ם גַּ֗ם הִנֵּ֛ה עַבְדְּךָ֥ יַעֲקֹ֖ב אַחֲרֵ֑ינוּ כִּֽי־אָמַ֞ר אֲכַפְּרָ֣ה פָנָ֗יו בַּמִּנְחָה֙ הַהֹלֶ֣כֶת לְפָנָ֔י וְאַחֲרֵי־כֵן֙ אֶרְאֶ֣ה פָנָ֔יו אוּלַ֖י יִשָּׂ֥א פָנָֽי׃
“‘Kulun Yaakov da arkamızdan geliyor’ deyin.” Çünkü, “Önümden giden armağanla onu yatıştırırım. Sonra yüzünü görürüm; belki beni kabul eder” diye düşünüyordu.
Bu ayette 2 kez
Yaavar na adoni lifne avdo vaani etenahala leiti leregel hamelaha aşer lefanay uleregel hayeladim ad aşer avo el adoni seira.
יַעֲבָר־נָ֥א אֲדֹנִ֖י לִפְנֵ֣י עַבְדּ֑וֹ וַאֲנִ֞י אֶֽתְנָהֲלָ֣ה לְאִטִּ֗י לְרֶ֨גֶל הַמְּלָאכָ֤ה אֲשֶׁר־לְפָנַי֙ וּלְרֶ֣גֶל הַיְלָדִ֔ים עַ֛ד אֲשֶׁר־אָבֹ֥א אֶל־אֲדֹנִ֖י שֵׂעִֽירָה׃
Efendim, lütfen kulunun önünden gitsin. Ben önümdeki hayvanların ve çocukların hızına göre yavaş yavaş ilerler, Seir’de efendime ulaşırım.”
Veele hamelahim aşer malehu beerets edom lifne melah meleh livne yisrael.
וְאֵ֙לֶּה֙ הַמְּלָכִ֔ים אֲשֶׁ֥ר מָלְכ֖וּ בְּאֶ֣רֶץ אֱד֑וֹם לִפְנֵ֥י מְלָךְ־מֶ֖לֶךְ לִבְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
İsrael oğulları üzerinde bir kral hüküm sürmeden önce Edom ülkesinde hüküm süren krallar şunlardır:
Vayesaper sar hamaşkim et halomo leyosef vayomer lo bahalomi vehine gefen lefanay.
וַיְסַפֵּ֧ר שַֽׂר־הַמַּשְׁקִ֛ים אֶת־חֲלֹמ֖וֹ לְיוֹסֵ֑ף וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ בַּחֲלוֹמִ֕י וְהִנֵּה־גֶ֖פֶן לְפָנָֽי׃
Başsaki rüyasını Yosef’e anlattı. “Rüyamda önümde bir asma vardı” dedi.
Veyosef ben şeloşim şana beamedo lifne paro meleh mitsrayim vayetse yosef milifne faro vayavor behol erets mitsrayim.
וְיוֹסֵף֙ בֶּן־שְׁלֹשִׁ֣ים שָׁנָ֔ה בְּעָמְד֕וֹ לִפְנֵ֖י פַּרְעֹ֣ה מֶֽלֶךְ־מִצְרָ֑יִם וַיֵּצֵ֤א יוֹסֵף֙ מִלִּפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַֽיַּעְבֹ֖ר בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Yosef, Mısır kralı Firavun’un huzuruna çıktığında otuz yaşındaydı. Firavun’un yanından ayrılıp bütün Mısır ülkesini dolaştı.
Veel şaday yiten lahem rahamim lifne haiş veşilah lahem et ahihem aher veet binyamin vaani kaaşer şaholeti şahaleti.
וְאֵ֣ל שַׁדַּ֗י יִתֵּ֨ן לָכֶ֤ם רַחֲמִים֙ לִפְנֵ֣י הָאִ֔ישׁ וְשִׁלַּ֥ח לָכֶ֛ם אֶת־אֲחִיכֶ֥ם אַחֵ֖ר וְאֶת־בִּנְיָמִ֑ין וַאֲנִ֕י כַּאֲשֶׁ֥ר שָׁכֹ֖לְתִּי שָׁכָֽלְתִּי׃
El Şaday, adamın size merhamet göstermesini sağlasın da öbür kardeşinizi ve Binyamin’i size geri versin. Bana gelince, çocuklarımdan olacaksam olayım.”
Vayikhu haanaşim et haminha hazot umişne kesef lakehu veyadam veet binyamin vayakumu vayeredu mitsrayim vayaamdu lifne yosef.
וַיִּקְח֤וּ הָֽאֲנָשִׁים֙ אֶת־הַמִּנְחָ֣ה הַזֹּ֔את וּמִשְׁנֶה־כֶּ֛סֶף לָקְח֥וּ בְיָדָ֖ם וְאֶת־בִּנְיָמִ֑ן וַיָּקֻ֙מוּ֙ וַיֵּרְד֣וּ מִצְרַ֔יִם וַיַּֽעַמְד֖וּ לִפְנֵ֥י יוֹסֵֽף׃
Adamlar bu armağanları, iki kat parayı ve Binyamin’i yanlarına aldılar. Kalkıp Mısır’a indiler ve Yosef’in karşısına çıktılar.
Umiktse ehav lakah hamişa anaşim vayatsigem lifne faro.
וּמִקְצֵ֣ה אֶחָ֔יו לָקַ֖ח חֲמִשָּׁ֣ה אֲנָשִׁ֑ים וַיַּצִּגֵ֖ם לִפְנֵ֥י פַרְעֹֽה׃
Kardeşlerinden beşini seçip Firavun’un karşısına çıkardı.
Vayave yosef et yaakov aviv vayaamideu lifne faro vayevareh yaakov et paro.
וַיָּבֵ֤א יוֹסֵף֙ אֶת־יַֽעֲקֹ֣ב אָבִ֔יו וַיַּֽעֲמִדֵ֖הוּ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַיְבָ֥רֶךְ יַעֲקֹ֖ב אֶת־פַּרְעֹֽה׃
Yosef babası Yaakov’u getirip Firavun’un karşısına çıkardı. Yaakov, Firavun’u kutsadı.
Vatitom haşana hahi vayavou elav başana haşenit vayomeru lo lo nehahed meadoni ki im tam hakesef umikne habehema el adoni lo nişar lifne adoni bilti im geviyatenu veadmatenu.
וַתִּתֹּם֮ הַשָּׁנָ֣ה הַהִוא֒ וַיָּבֹ֨אוּ אֵלָ֜יו בַּשָּׁנָ֣ה הַשֵּׁנִ֗ית וַיֹּ֤אמְרוּ לוֹ֙ לֹֽא־נְכַחֵ֣ד מֵֽאֲדֹנִ֔י כִּ֚י אִם־תַּ֣ם הַכֶּ֔סֶף וּמִקְנֵ֥ה הַבְּהֵמָ֖ה אֶל־אֲדֹנִ֑י לֹ֤א נִשְׁאַר֙ לִפְנֵ֣י אֲדֹנִ֔י בִּלְתִּ֥י אִם־גְּוִיָּתֵ֖נוּ וְאַדְמָתֵֽנוּ׃
O yıl sona erince ertesi yıl ona gelip şöyle dediler: “Efendimizden gizleyecek değiliz: Paramız bitti, hayvanlarımız da efendimizin oldu. Efendimize verecek bedenimizden ve toprağımızdan başka bir şeyimiz kalmadı.
Vayevarahem bayom hau lemor beha yevareh yisrael lemor yesimeha Elohim keefrayim vehimnaşe vayasem et efrayim lifne menaşe.
וַיְבָ֨רֲכֵ֜ם בַּיּ֣וֹם הַהוּא֮ לֵאמוֹר֒ בְּךָ֗ יְבָרֵ֤ךְ יִשְׂרָאֵל֙ לֵאמֹ֔ר יְשִֽׂמְךָ֣ אֱלֹהִ֔ים כְּאֶפְרַ֖יִם וְכִמְנַשֶּׁ֑ה וַיָּ֥שֶׂם אֶת־אֶפְרַ֖יִם לִפְנֵ֥י מְנַשֶּֽׁה׃
O gün onları şöyle kutsadı: “İsrael halkı sizi örnek göstererek, ‘Tanrı seni Efrayim ve Menaşe gibi yapsın’ diye kutsayacak.” Böylece Efrayim’i Menaşe’nin önüne koydu.
Vayetsavu el yosef lemor aviha tsiva lifne moto lemor.
וַיְצַוּ֕וּ אֶל־יוֹסֵ֖ף לֵאמֹ֑ר אָבִ֣יךָ צִוָּ֔ה לִפְנֵ֥י מוֹת֖וֹ לֵאמֹֽר׃
Yosef’e şu haberi gönderdiler: “Baban ölmeden önce şöyle buyurmuştu:
Vayomer Adonay el moşe belehteha laşuv mitsrayma ree kol hamofetim aşer samti veyadeha vaasitam lifne faro vaani ahazek et libo velo yeşalah et haam.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁה֒ בְּלֶכְתְּךָ֙ לָשׁ֣וּב מִצְרַ֔יְמָה רְאֵ֗ה כָּל־הַמֹּֽפְתִים֙ אֲשֶׁר־שַׂ֣מְתִּי בְיָדֶ֔ךָ וַעֲשִׂיתָ֖ם לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַאֲנִי֙ אֲחַזֵּ֣ק אֶת־לִבּ֔וֹ וְלֹ֥א יְשַׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Mısır’a döndüğünde, yapma gücünü sana verdiğim bütün olağanüstü işleri Firavun’un önünde yapmaya dikkat et. Ama ben onun yüreğini katılaştıracağım; halkı salıvermeyecek.
Vayedaber moşe lifne Adonay lemor hen bene yisrael lo şameu elay veeh yişmaeni faro vaani aral sefatayim.
וַיְדַבֵּ֣ר מֹשֶׁ֔ה לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לֵאמֹ֑ר הֵ֤ן בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ לֹֽא־שָׁמְע֣וּ אֵלַ֔י וְאֵיךְ֙ יִשְׁמָעֵ֣נִי פַרְעֹ֔ה וַאֲנִ֖י עֲרַ֥ל שְׂפָתָֽיִם׃ (פ)
Moşe, Adonay’ın huzurunda şöyle dedi: “İsrael oğulları bile beni dinlemedi. Firavun beni nasıl dinler? Üstelik ben konuşmakta güçlük çekiyorum.”
Vayomer moşe lifne Adonay hen ani aral sefatayim veeh yişma elay paro.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה הֵ֤ן אֲנִי֙ עֲרַ֣ל שְׂפָתַ֔יִם וְאֵ֕יךְ יִשְׁמַ֥ע אֵלַ֖י פַּרְעֹֽה׃ (פ)
Moşe, Adonay’ın huzurunda, “Ben konuşmakta güçlük çekiyorum” dedi. “Firavun beni nasıl dinler?”
Ki yedaber alehem paro lemor tenu lahem mofet veamarta el aharon kah et mateha vehaşleh lifne faro yehi letanin.
כִּי֩ יְדַבֵּ֨ר אֲלֵכֶ֤ם פַּרְעֹה֙ לֵאמֹ֔ר תְּנ֥וּ לָכֶ֖ם מוֹפֵ֑ת וְאָמַרְתָּ֣ אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֧ח אֶֽת־מַטְּךָ֛ וְהַשְׁלֵ֥ךְ לִפְנֵֽי־פַרְעֹ֖ה יְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
“Firavun size, ‘Kendinizi kanıtlayacak olağanüstü bir iş gösterin’ derse, Aaron’a şöyle söyle: ‘Değneğini alıp Firavun’un önüne at.’ Değnek bir yılana dönüşecek.”
Vayavo moşe veaharon el paro vayaasu hen kaaşer tsiva Adonay vayaşleh aharon et mateu lifne faro velifne avadav vayehi letanin.
וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֤ה וְאַהֲרֹן֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה וַיַּ֣עַשׂוּ כֵ֔ן כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֣ה יְהוָ֑ה וַיַּשְׁלֵ֨ךְ אַהֲרֹ֜ן אֶת־מַטֵּ֗הוּ לִפְנֵ֥י פַרְעֹ֛ה וְלִפְנֵ֥י עֲבָדָ֖יו וַיְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına geldiler ve Adonay’ın buyurduğu gibi yaptılar. Aaron değneğini Firavun’un ve görevlilerinin önüne attı; değnek bir yılana dönüştü.
Vayomer Adonay el moşe haşkem baboker vehityatsev lifne faro hine yotse hamayema veamarta elav ko amar Adonay şalah ami veyaavduni.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הַשְׁכֵּ֤ם בַּבֹּ֙קֶר֙ וְהִתְיַצֵּב֙ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה הִנֵּ֖ה יוֹצֵ֣א הַמָּ֑יְמָה וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּ֚ה אָמַ֣ר יְהוָ֔ה שַׁלַּ֥ח עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Sabah erkenden kalkıp Firavun’un karşısına dikil. Suya çıkacak. Ona şöyle söyle: ‘Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Vayikhu et piah hakivşan vayaamdu lifne faro vayizrok oto moşe haşamayema vayehi şehin avabuot poreah baadam uvabehema.
וַיִּקְח֞וּ אֶת־פִּ֣יחַ הַכִּבְשָׁ֗ן וַיַּֽעַמְדוּ֙ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֔ה וַיִּזְרֹ֥ק אֹת֛וֹ מֹשֶׁ֖ה הַשָּׁמָ֑יְמָה וַיְהִ֗י שְׁחִין֙ אֲבַעְבֻּעֹ֔ת פֹּרֵ֕חַ בָּאָדָ֖ם וּבַבְּהֵמָֽה׃
Fırın isini alıp Firavun’un karşısına dikildiler. Moşe onu göğe doğru savurdu. İnsanların ve hayvanların derisinde kabarcıklı çıbanlar çıktı.
Velo yahelu hahartumim laamod lifne moşe mipene haşehin ki haya haşehin bahartumim uvehol mitsrayim.
וְלֹֽא־יָכְל֣וּ הַֽחַרְטֻמִּ֗ים לַעֲמֹ֛ד לִפְנֵ֥י מֹשֶׁ֖ה מִפְּנֵ֣י הַשְּׁחִ֑ין כִּֽי־הָיָ֣ה הַשְּׁחִ֔ין בַּֽחֲרְטֻמִּ֖ם וּבְכָל־מִצְרָֽיִם׃
Büyü ustaları çıbanlar yüzünden Moşe’nin karşısında duramadılar; çünkü hem büyü ustalarını hem de bütün Mısırlıları çıbanlar kaplamıştı.
Vayomer Adonay el moşe haşkem baboker vehityatsev lifne faro veamarta elav ko amar Adonay elohe haivrim şalah et ami veyaavduni.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הַשְׁכֵּ֣ם בַּבֹּ֔קֶר וְהִתְיַצֵּ֖ב לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וְאָמַרְתָּ֣ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים שַׁלַּ֥ח אֶת־עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Sabah erkenden kalkıp Firavun’un karşısına dikil ve ona söyle: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.
Umoşe veaharon asu et kol hamofetim haele lifne faro vayehazek Adonay et lev paro velo şilah et bene yisrael meartso.
וּמֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹ֗ן עָשׂ֛וּ אֶת־כָּל־הַמֹּפְתִ֥ים הָאֵ֖לֶּה לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַיְחַזֵּ֤ק יְהוָה֙ אֶת־לֵ֣ב פַּרְעֹ֔ה וְלֹֽא־שִׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃ (פ)
Moşe ile Aaron bütün bu olağanüstü işleri Firavun’un önünde yaptılar. Ama Adonay, Firavun’un yüreğini sertleştirdi; Firavun İsrael oğullarını ülkesinden salıvermedi.
Lo yamiş amud heanan yomam veamud haeş layla lifne haam.
לֹֽא־יָמִ֞ישׁ עַמּ֤וּד הֶֽעָנָן֙ יוֹמָ֔ם וְעַמּ֥וּד הָאֵ֖שׁ לָ֑יְלָה לִפְנֵ֖י הָעָֽם׃ (פ)
Gündüz bulut sütunu, gece ateş sütunu halkın önünden ayrılmıyordu.
Bu ayette 2 kez
Daber el bene yisrael veyaşuvu veyahanu lifne pi hahirot ben migdol uven hayam lifne baal tsefon nihho tahanu al hayam.
דַּבֵּר֮ אֶל־בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ וְיָשֻׁ֗בוּ וְיַחֲנוּ֙ לִפְנֵי֙ פִּ֣י הַחִירֹ֔ת בֵּ֥ין מִגְדֹּ֖ל וּבֵ֣ין הַיָּ֑ם לִפְנֵי֙ בַּ֣עַל צְפֹ֔ן נִכְח֥וֹ תַחֲנ֖וּ עַל־הַיָּֽם׃
“İsrael oğullarına söyle, geri dönüp Pi Hahirot’un önünde, Migdol ile deniz arasında, Baal Tsefon’un karşısında konaklasınlar. Onun karşısında, deniz kıyısında konaklayacaksınız.
Vayirdefu mitsrayim aharehem vayasigu otam honim al hayam kol sus rehev paro ufaraşav vehelo al pi hahirot lifne baal tsefon.
וַיִּרְדְּפ֨וּ מִצְרַ֜יִם אַחֲרֵיהֶ֗ם וַיַּשִּׂ֤יגוּ אוֹתָם֙ חֹנִ֣ים עַל־הַיָּ֔ם כָּל־סוּס֙ רֶ֣כֶב פַּרְעֹ֔ה וּפָרָשָׁ֖יו וְחֵיל֑וֹ עַל־פִּי֙ הַֽחִירֹ֔ת לִפְנֵ֖י בַּ֥עַל צְפֹֽן׃
Mısırlılar peşlerinden gittiler. Firavun’un bütün savaş arabası atları, atlıları ve ordusu, deniz kıyısında, Pi Hahirot yanında, Baal Tsefon’un karşısında konaklayan İsrael oğullarına yetişti.
Vayisa malah haelohim haholeh lifne mahane yisrael vayeleh meaharehem vayisa amud heanan mipenehem vayaamod meaharehem.
וַיִּסַּ֞ע מַלְאַ֣ךְ הָאֱלֹהִ֗ים הַהֹלֵךְ֙ לִפְנֵי֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיֵּ֖לֶךְ מֵאַחֲרֵיהֶ֑ם וַיִּסַּ֞ע עַמּ֤וּד הֶֽעָנָן֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיַּֽעֲמֹ֖ד מֵאַחֲרֵיהֶֽם׃
İsrael ordugâhının önünden giden Tanrı’nın meleği yer değiştirip arkalarına geçti. Bulut sütunu da önlerinden ayrılıp arkalarında durdu.
Vayomer moşe el aharon emor el kol adat bene yisrael kirvu lifne Adonay ki şama et telunotehem.
וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶֽל־אַהֲרֹ֔ן אֱמֹ֗ר אֶֽל־כָּל־עֲדַת֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל קִרְב֖וּ לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה כִּ֣י שָׁמַ֔ע אֵ֖ת תְּלֻנֹּתֵיכֶֽם׃
Moşe, Aaron’a, “İsrael oğullarının bütün topluluğuna söyle: ‘Adonay’ın huzuruna yaklaşın; çünkü söylenmelerinizi duydu’” dedi.
Vayomer moşe el aharon kah tsintsenet ahat veten şama melo haomer man vehanah oto lifne Adonay lemişmeret ledorotehem.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֚ח צִנְצֶ֣נֶת אַחַ֔ת וְתֶן־שָׁ֥מָּה מְלֹֽא־הָעֹ֖מֶר מָ֑ן וְהַנַּ֤ח אֹתוֹ֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה לְמִשְׁמֶ֖רֶת לְדֹרֹתֵיכֶֽם׃
Moşe, Aaron’a, “Bir kap al, içine bir omer dolusu man koy” dedi. “Kuşaklarınız için saklanmak üzere onu Adonay’ın huzuruna bırak.”
Kaaşer tsiva Adonay el moşe vayaniheu aharon lifne haedut lemişmaret.
כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶל־מֹשֶׁ֑ה וַיַּנִּיחֵ֧הוּ אַהֲרֹ֛ן לִפְנֵ֥י הָעֵדֻ֖ת לְמִשְׁמָֽרֶת׃
Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi Aaron onu saklanmak üzere Tanıklık’ın önüne koydu.
Vayomer Adonay el moşe avor lifne haam vekah iteha mizikne yisrael umateha aşer hikita bo et hayeor kah beyadeha vehalaheta.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה עֲבֹר֙ לִפְנֵ֣י הָעָ֔ם וְקַ֥ח אִתְּךָ֖ מִזִּקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וּמַטְּךָ֗ אֲשֶׁ֨ר הִכִּ֤יתָ בּוֹ֙ אֶת־הַיְאֹ֔ר קַ֥ח בְּיָדְךָ֖ וְהָלָֽכְתָּ׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Halkın önünden geç. İsrael’in ileri gelenlerinden birkaçını yanına al. Nil’e vurduğun değneğini de eline alıp git.
Vayikah yitro hoten moşe ola uzevahim lelohim vayavo aharon vehol zikne yisrael leehol lehem im hoten moşe lifne haelohim.
וַיִּקַּ֞ח יִתְר֨וֹ חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֛ה עֹלָ֥ה וּזְבָחִ֖ים לֵֽאלֹהִ֑ים וַיָּבֹ֨א אַהֲרֹ֜ן וְכֹ֣ל ׀ זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל לֶאֱכָל־לֶ֛חֶם עִם־חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֥י הָאֱלֹהִֽים׃
Moşe’nin kayınpederi Yitro, Tanrı için bütünüyle yakılan bir sunu ve kurbanlar getirdi. Aaron ve İsrael’in bütün ileri gelenleri, Tanrı’nın huzurunda Moşe’nin kayınpederiyle yemek yemeye geldiler.
Venatata al haşulhan lehem panim lefanay tamid.
וְנָתַתָּ֧ עַֽל־הַשֻּׁלְחָ֛ן לֶ֥חֶם פָּנִ֖ים לְפָנַ֥י תָּמִֽיד׃ (פ)
Masanın üzerine, sürekli önümde bulunacak huzur ekmeğini koyacaksın.
Beohel moed mihuts laparohet aşer al haedut yaaroh oto aharon uvanav meerev ad boker lifne Adonay hukat olam ledorotam meet bene yisrael.
בְּאֹ֣הֶל מוֹעֵד֩ מִח֨וּץ לַפָּרֹ֜כֶת אֲשֶׁ֣ר עַל־הָעֵדֻ֗ת יַעֲרֹךְ֩ אֹת֨וֹ אַהֲרֹ֧ן וּבָנָ֛יו מֵעֶ֥רֶב עַד־בֹּ֖קֶר לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה חֻקַּ֤ת עוֹלָם֙ לְדֹ֣רֹתָ֔ם מֵאֵ֖ת בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (ס)
Buluşma Çadırı’nda, Tanıklığı örten perdenin dışında, Aaron ve oğulları onu akşamdan sabaha kadar Adonay’ın önünde yanacak biçimde hazırlayacaklar. Bu, İsrael oğullarının kuşaklar boyunca yerine getirecekleri kalıcı bir kuraldır.
Vesamta et şete haavanim al kitfot haefod avne zikaron livne yisrael venasa aharon et şemotam lifne Adonay al şete hetefav lezikaron.
וְשַׂמְתָּ֞ אֶת־שְׁתֵּ֣י הָאֲבָנִ֗ים עַ֚ל כִּתְפֹ֣ת הָֽאֵפֹ֔ד אַבְנֵ֥י זִכָּרֹ֖ן לִבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וְנָשָׂא֩ אַהֲרֹ֨ן אֶת־שְׁמוֹתָ֜ם לִפְנֵ֧י יְהוָ֛ה עַל־שְׁתֵּ֥י כְתֵפָ֖יו לְזִכָּרֹֽן׃ (ס)
İki taşı, İsrael oğulları için anımsatma taşları olarak efodun omuzluklarına koyacaksın. Aaron onların adlarını Adonay’ın önünde anımsatma olarak iki omzunda taşıyacak.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
face
Dilbilgisel yapı: edat + isim, iki cins, çoğul, tamlayan
Bu yapının kullanımı: 235 kez
HR/Ncbpcface
Dilbilgisel yapı: edat + isim, iki cins, çoğul, tamlayan + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil
Bu yapının kullanımı: 12 kez
HR/Ncbpc/Sp1csKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.