İçeriğe geç

TORA KELİME DİZİNİ

הן

Bu yazılı biçim Tora’da 27 kez, 27 ayette geçer.

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit12 kullanım12 ayet
  • Şemot4 kullanım4 ayet
  • Vayikra3 kullanım3 ayet
  • Bamidbar4 kullanım4 ayet
  • Devarim4 kullanım4 ayet

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Lemma הֵן

Kök Kaynakta açık kök kaydı yok

Biçim: işaret parçacığı

Bu çözümleme: 25 kullanım

Teknik kodHTm

Lemma הֵן

Kök Kaynakta açık kök kaydı yok

Biçim: ünlem

Bu çözümleme: 2 kullanım

Teknik kodHTj

Morfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.

Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök) ve lemma bilgisi yalnız doğrulanmış dilbilgisel kaynakta açıkça bulunduğunda gösterilir; ToraOku eksik kökü tahmin etmez.

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 3:22

    וַיֹּ֣אמֶר ׀ יְהוָ֣ה אֱלֹהִ֗ים הֵ֤ן הָֽאָדָם֙ הָיָה֙ כְּאַחַ֣ד מִמֶּ֔נּוּ לָדַ֖עַת ט֣וֹב וָרָ֑ע וְעַתָּ֣ה ׀ פֶּן־יִשְׁלַ֣ח יָד֗וֹ וְלָקַח֙ גַּ֚ם מֵעֵ֣ץ הַֽחַיִּ֔ים וְאָכַ֖ל וָחַ֥י לְעֹלָֽם׃

    Adonay Tanrı, “İşte insan, iyiyi ve kötüyü bilmek bakımından bizden biri gibi oldu. Şimdi elini uzatıp Yaşam Ağacı’ndan da almasın, yiyip sonsuza dek yaşamasın” dedi.

  2. Bereşit 4:14

    הֵן֩ גֵּרַ֨שְׁתָּ אֹתִ֜י הַיּ֗וֹם מֵעַל֙ פְּנֵ֣י הָֽאֲדָמָ֔ה וּמִפָּנֶ֖יךָ אֶסָּתֵ֑ר וְהָיִ֜יתִי נָ֤ע וָנָד֙ בָּאָ֔רֶץ וְהָיָ֥ה כָל־מֹצְאִ֖י יַֽהַרְגֵֽנִי׃

    “İşte bugün beni bu toprağın yüzünden kovdun; Senin huzurundan da gizleneceğim. Yeryüzünde kaçak ve başıboş dolaşacağım. Beni bulan herkes beni öldürecek.”

  3. Bereşit 11:6

    וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֗ה הֵ֣ן עַ֤ם אֶחָד֙ וְשָׂפָ֤ה אַחַת֙ לְכֻלָּ֔ם וְזֶ֖ה הַחִלָּ֣ם לַעֲשׂ֑וֹת וְעַתָּה֙ לֹֽא־יִבָּצֵ֣ר מֵהֶ֔ם כֹּ֛ל אֲשֶׁ֥ר יָזְמ֖וּ לַֽעֲשֽׂוֹת׃

    Adonay şöyle dedi: “İşte, hepsi tek bir halk ve hepsinin dili bir. Yapmaya başladıkları bu. Artık yapmayı tasarladıkları hiçbir şey onlara erişilmez olmayacak.

  4. Bereşit 15:3

    וַיֹּ֣אמֶר אַבְרָ֔ם הֵ֣ן לִ֔י לֹ֥א נָתַ֖תָּה זָ֑רַע וְהִנֵּ֥ה בֶן־בֵּיתִ֖י יוֹרֵ֥שׁ אֹתִֽי׃

    Avram, “Bana soy vermedin; işte, ev halkımdan biri bana mirasçı olacak” dedi.

  5. Bereşit 19:34

    וַֽיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַתֹּ֤אמֶר הַבְּכִירָה֙ אֶל־הַצְּעִירָ֔ה הֵן־שָׁכַ֥בְתִּי אֶ֖מֶשׁ אֶת־אָבִ֑י נַשְׁקֶ֨נּוּ יַ֜יִן גַּם־הַלַּ֗יְלָה וּבֹ֙אִי֙ שִׁכְבִ֣י עִמּ֔וֹ וּנְחַיֶּ֥ה מֵאָבִ֖ינוּ זָֽרַע׃

    Ertesi gün büyük kız küçüğüne, “Dün gece babamla yattım” dedi. “Bu gece de ona şarap içirelim. Sen gidip onunla yat; böylece babamızdan soy sürdürelim.”

  6. Bereşit 27:11

    וַיֹּ֣אמֶר יַעֲקֹ֔ב אֶל־רִבְקָ֖ה אִמּ֑וֹ הֵ֣ן עֵשָׂ֤ו אָחִי֙ אִ֣ישׁ שָׂעִ֔ר וְאָנֹכִ֖י אִ֥ישׁ חָלָֽק׃

    Yaakov annesi Rivka’ya, “Ama kardeşim Esav kıllı, benim tenimse tüysüz” dedi.

  7. Bereşit 27:37

    וַיַּ֨עַן יִצְחָ֜ק וַיֹּ֣אמֶר לְעֵשָׂ֗ו הֵ֣ן גְּבִ֞יר שַׂמְתִּ֥יו לָךְ֙ וְאֶת־כָּל־אֶחָ֗יו נָתַ֤תִּי לוֹ֙ לַעֲבָדִ֔ים וְדָגָ֥ן וְתִירֹ֖שׁ סְמַכְתִּ֑יו וּלְכָ֣ה אֵפ֔וֹא מָ֥ה אֶֽעֱשֶׂ֖ה בְּנִֽי׃

    Yitshak, Esav’a şöyle cevap verdi: “Onu senin efendin yaptım. Bütün kardeşlerini ona hizmetkâr olarak verdim; tahıl ve taze şarapla onu destekledim. Senin için ne yapabilirim, oğlum?”

  8. Bereşit 29:7

    וַיֹּ֗אמֶר הֵ֥ן עוֹד֙ הַיּ֣וֹם גָּד֔וֹל לֹא־עֵ֖ת הֵאָסֵ֣ף הַמִּקְנֶ֑ה הַשְׁק֥וּ הַצֹּ֖אן וּלְכ֥וּ רְעֽוּ׃

    Yaakov, “Günün bitmesine daha çok var” dedi. “Hayvanları toplama zamanı değil. Sürüyü sulayın, gidip otlatın.”

  9. Bereşit 30:34

    וַיֹּ֥אמֶר לָבָ֖ן הֵ֑ן ל֖וּ יְהִ֥י כִדְבָרֶֽךָ׃

    Lavan, “Peki, dediğin gibi olsun” dedi.

  10. Bereşit 39:8

    וַיְמָאֵ֓ן ׀ וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־אֵ֣שֶׁת אֲדֹנָ֔יו הֵ֣ן אֲדֹנִ֔י לֹא־יָדַ֥ע אִתִּ֖י מַה־בַּבָּ֑יִת וְכֹ֥ל אֲשֶׁר־יֶשׁ־ל֖וֹ נָתַ֥ן בְּיָדִֽי׃

    Yosef reddedip efendisinin karısına şöyle dedi: “Bak, ben varken efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Sahip olduğu her şeyi benim elime verdi.

  11. Bereşit 44:8

    הֵ֣ן כֶּ֗סֶף אֲשֶׁ֤ר מָצָ֙אנוּ֙ בְּפִ֣י אַמְתְּחֹתֵ֔ינוּ הֱשִׁיבֹ֥נוּ אֵלֶ֖יךָ מֵאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וְאֵ֗יךְ נִגְנֹב֙ מִבֵּ֣ית אֲדֹנֶ֔יךָ כֶּ֖סֶף א֥וֹ זָהָֽב׃

    Torbalarımızın ağzında bulduğumuz parayı Kenaan ülkesinden sana geri getirdik. Efendinin evinden nasıl gümüş ya da altın çalabiliriz?

  12. Bereşit 47:23

    וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ אֶל־הָעָ֔ם הֵן֩ קָנִ֨יתִי אֶתְכֶ֥ם הַיּ֛וֹם וְאֶת־אַדְמַתְכֶ֖ם לְפַרְעֹ֑ה הֵֽא־לָכֶ֣ם זֶ֔רַע וּזְרַעְתֶּ֖ם אֶת־הָאֲדָמָֽה׃

    Yosef halka, “Bugün sizi ve toprağınızı Firavun için satın aldım” dedi. “İşte size tohum; toprağı ekin.

  13. Şemot 5:5

    וַיֹּ֣אמֶר פַּרְעֹ֔ה הֵן־רַבִּ֥ים עַתָּ֖ה עַ֣ם הָאָ֑רֶץ וְהִשְׁבַּתֶּ֥ם אֹתָ֖ם מִסִּבְלֹתָֽם׃

    Firavun, “Ülkedeki halk artık kalabalıklaştı” dedi. “Siz de onları işlerinden uzaklaştırıyorsunuz.”

  14. Şemot 6:12

    וַיְדַבֵּ֣ר מֹשֶׁ֔ה לִפְנֵ֥י יְהוָ֖ה לֵאמֹ֑ר הֵ֤ן בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ לֹֽא־שָׁמְע֣וּ אֵלַ֔י וְאֵיךְ֙ יִשְׁמָעֵ֣נִי פַרְעֹ֔ה וַאֲנִ֖י עֲרַ֥ל שְׂפָתָֽיִם׃ (פ)

    Moşe, Adonay’ın huzurunda şöyle dedi: “İsrael oğulları bile beni dinlemedi. Firavun beni nasıl dinler? Üstelik ben konuşmakta güçlük çekiyorum.”

  15. Şemot 6:30

    וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה הֵ֤ן אֲנִי֙ עֲרַ֣ל שְׂפָתַ֔יִם וְאֵ֕יךְ יִשְׁמַ֥ע אֵלַ֖י פַּרְעֹֽה׃ (פ)

    Moşe, Adonay’ın huzurunda, “Ben konuşmakta güçlük çekiyorum” dedi. “Firavun beni nasıl dinler?”

  16. Şemot 8:22

    וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֗ה לֹ֤א נָכוֹן֙ לַעֲשׂ֣וֹת כֵּ֔ן כִּ֚י תּוֹעֲבַ֣ת מִצְרַ֔יִם נִזְבַּ֖ח לַיהוָ֣ה אֱלֹהֵ֑ינוּ הֵ֣ן נִזְבַּ֞ח אֶת־תּוֹעֲבַ֥ת מִצְרַ֛יִם לְעֵינֵיהֶ֖ם וְלֹ֥א יִסְקְלֻֽנוּ׃

    Moşe şöyle karşılık verdi: “Böyle yapmak doğru olmaz. Çünkü Tanrımız Adonay’a kurban sunmamız, Mısırlıların iğrenç saydığı bir iştir. Gözlerinin önünde iğrenç saydıkları şeyi yapıp kurban sunarsak bizi taşlamazlar mı?

  17. Vayikra 10:18

    הֵ֚ן לֹא־הוּבָ֣א אֶת־דָּמָ֔הּ אֶל־הַקֹּ֖דֶשׁ פְּנִ֑ימָה אָכ֨וֹל תֹּאכְל֥וּ אֹתָ֛הּ בַּקֹּ֖דֶשׁ כַּאֲשֶׁ֥ר צִוֵּֽיתִי׃

    Bakın, kanı kutsal yerin içine getirilmemişti. Buyurduğum gibi onu kutsal yerde mutlaka yemeliydiniz!”

  18. Vayikra 10:19

    וַיְדַבֵּ֨ר אַהֲרֹ֜ן אֶל־מֹשֶׁ֗ה הֵ֣ן הַ֠יּוֹם הִקְרִ֨יבוּ אֶת־חַטָּאתָ֤ם וְאֶת־עֹֽלָתָם֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה וַתִּקְרֶ֥אנָה אֹתִ֖י כָּאֵ֑לֶּה וְאָכַ֤לְתִּי חַטָּאת֙ הַיּ֔וֹם הַיִּיטַ֖ב בְּעֵינֵ֥י יְהוָֽה׃

    Aaron, Moşe’ye şöyle dedi: “Bugün günah sunularını ve bütünüyle yakılan sunularını Adonay’ın önünde sundular; ama benim başıma böyle şeyler geldi. Bugün günah sunusunu yeseydim, bu Adonay’ın gözünde iyi olur muydu?”

  19. Vayikra 25:20

    וְכִ֣י תֹאמְר֔וּ מַה־נֹּאכַ֤֖ל בַּשָּׁנָ֣ה הַשְּׁבִיעִ֑ת הֵ֚ן לֹ֣א נִזְרָ֔ע וְלֹ֥א נֶאֱסֹ֖ף אֶת־תְּבוּאָתֵֽנוּ׃

    ‘Yedinci yıl ne yiyeceğiz? Ne ekeceğiz ne de ürünümüzü toplayacağız’ derseniz,

  20. Bamidbar 17:27

    וַיֹּֽאמְרוּ֙ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל אֶל־מֹשֶׁ֖ה לֵאמֹ֑ר הֵ֥ן גָּוַ֛עְנוּ אָבַ֖דְנוּ כֻּלָּ֥נוּ אָבָֽדְנוּ׃

    İsraeloğulları Moşe’ye, “İşte ölüyoruz! Yok olduk, hepimiz yok olduk!” dediler.

  21. Bamidbar 23:9

    כִּֽי־מֵרֹ֤אשׁ צֻרִים֙ אֶרְאֶ֔נּוּ וּמִגְּבָע֖וֹת אֲשׁוּרֶ֑נּוּ הֶן־עָם֙ לְבָדָ֣ד יִשְׁכֹּ֔ן וּבַגּוֹיִ֖ם לֹ֥א יִתְחַשָּֽׁב׃

    Kayaların doruğundan onu görüyorum; tepelerden ona bakıyorum. İşte tek başına yaşayan, uluslar arasında kendini saymayan bir halk!

  22. Bamidbar 23:24

    הֶן־עָם֙ כְּלָבִ֣יא יָק֔וּם וְכַאֲרִ֖י יִתְנַשָּׂ֑א לֹ֤א יִשְׁכַּב֙ עַד־יֹ֣אכַל טֶ֔רֶף וְדַם־חֲלָלִ֖ים יִשְׁתֶּֽה׃

    İşte dişi aslan gibi kalkıp aslan gibi doğrulan bir halk! Avını yemeden, öldürülenlerin kanını içmeden yatmaz.”

  23. Bamidbar 31:16

    הֵ֣ן הֵ֜נָּה הָי֨וּ לִבְנֵ֤י יִשְׂרָאֵל֙ בִּדְבַ֣ר בִּלְעָ֔ם לִמְסָר־מַ֥עַל בַּיהוָ֖ה עַל־דְּבַר־פְּע֑וֹר וַתְּהִ֥י הַמַּגֵּפָ֖ה בַּעֲדַ֥ת יְהוָֽה׃

    Bilam’ın sözüyle Peor olayında İsraeloğullarının Adonay’a ihanet etmesine neden olanlar bunlardı. Bu yüzden Adonay’ın topluluğunda salgın çıkmıştı.

  24. Devarim 5:21

    וַתֹּאמְר֗וּ הֵ֣ן הֶרְאָ֜נוּ יְהוָ֤ה אֱלֹהֵ֙ינוּ֙ אֶת־כְּבֹד֣וֹ וְאֶת־גָּדְל֔וֹ וְאֶת־קֹל֥וֹ שָׁמַ֖עְנוּ מִתּ֣וֹךְ הָאֵ֑שׁ הַיּ֤וֹם הַזֶּה֙ רָאִ֔ינוּ כִּֽי־יְדַבֵּ֧ר אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָֽאָדָ֖ם וָחָֽי׃

    Şöyle dediniz: ‘İşte Tanrımız Adonay bize görkemini ve büyüklüğünü gösterdi; sesini ateşin içinden duyduk. Bugün, Tanrı’nın insanla konuşup insanın yaşayabildiğini gördük.

  25. Devarim 10:14

    הֵ֚ן לַיהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ הַשָּׁמַ֖יִם וּשְׁמֵ֣י הַשָּׁמָ֑יִם הָאָ֖רֶץ וְכָל־אֲשֶׁר־בָּֽהּ׃

    İşte gökler, göklerin gökleri, yer ve içindeki her şey Tanrın Adonay’ındır.

  26. Devarim 31:14

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה הֵ֣ן קָרְב֣וּ יָמֶיךָ֮ לָמוּת֒ קְרָ֣א אֶת־יְהוֹשֻׁ֗עַ וְהִֽתְיַצְּב֛וּ בְּאֹ֥הֶל מוֹעֵ֖ד וַאֲצַוֶּ֑נּוּ וַיֵּ֤לֶךְ מֹשֶׁה֙ וִֽיהוֹשֻׁ֔עַ וַיִּֽתְיַצְּב֖וּ בְּאֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃

    Adonay Moşe'ye, 'Öleceğin günler yaklaştı. Yeoşua'yı çağır, Buluşma Çadırı'nda durun; ona görevini bildireceğim' dedi. Moşe ve Yeoşua gidip Buluşma Çadırı'nda durdular.

  27. Devarim 31:27

    כִּ֣י אָנֹכִ֤י יָדַ֙עְתִּי֙ אֶֽת־מֶרְיְךָ֔ וְאֶֽת־עָרְפְּךָ֖ הַקָּשֶׁ֑ה הֵ֣ן בְּעוֹדֶנִּי֩ חַ֨י עִמָּכֶ֜ם הַיּ֗וֹם מַמְרִ֤ים הֱיִתֶם֙ עִם־יְהֹוָ֔ה וְאַ֖ף כִּי־אַחֲרֵ֥י מוֹתִֽי׃

    Çünkü isyanını ve dik başlılığını biliyorum. İşte bugün, ben henüz sağken, aranızdayken Adonay'a karşı isyan ediyorsunuz; ölümümden sonra kim bilir ne kadar daha çok!