İçeriğe geç

TORA’DA KELİME

ויהי

olmak; meydana gelmek, gerçekleşmek; hâle gelmek

Bu İbranice biçim Tora’da 194 kez, 181 farklı ayette görülür.

Türkçe okunuş biçimleri
Vayehivihi
Temel kelime (lemma)
הָיָה
Kök
היה

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit125 kullanım114 ayet
  • Şemot44 kullanım42 ayet
  • Vayikra1 kullanım1 ayet
  • Bamidbar16 kullanım16 ayet
  • Devarim8 kullanım8 ayet

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 1:3

    Vayomer Elohim yehi or vayehi or.

    וַיֹּ֥אמֶר אֱלֹהִ֖ים יְהִ֣י א֑וֹר וַֽיְהִי־אֽוֹר׃

    Tanrı, “Işık olsun” dedi ve ışık oldu.

  2. Bereşit 1:5

    Bu ayette 2 kez

    Vayikra Elohim laor yom velahoşeh kara layla vayehi erev vayehi voker yom ehad.

    וַיִּקְרָ֨א אֱלֹהִ֤ים ׀ לָאוֹר֙ י֔וֹם וְלַחֹ֖שֶׁךְ קָ֣רָא לָ֑יְלָה וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם אֶחָֽד׃ (פ)

    Tanrı ışığa “gündüz”, karanlığa “gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu: bir gün.

  3. Bereşit 1:6

    Vayomer Elohim yehi rakia betoh hamayim vihi mavdil ben mayim lamayim.

    וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֔ים יְהִ֥י רָקִ֖יעַ בְּת֣וֹךְ הַמָּ֑יִם וִיהִ֣י מַבְדִּ֔יל בֵּ֥ין מַ֖יִם לָמָֽיִם׃

    Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun ve suları birbirinden ayırsın” dedi.

  4. Bereşit 1:7

    Vayaas Elohim et harakia vayavdel ben hamayim aşer mitahat larakia uven hamayim aşer meal larakia vayehi hen.

    וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִים֮ אֶת־הָרָקִיעַ֒ וַיַּבְדֵּ֗ל בֵּ֤ין הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁר֙ מִתַּ֣חַת לָרָקִ֔יעַ וּבֵ֣ין הַמַּ֔יִם אֲשֶׁ֖ר מֵעַ֣ל לָרָקִ֑יעַ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

    Tanrı kubbeyi yaptı ve kubbenin altındaki sularla üstündeki suları birbirinden ayırdı. Böyle oldu.

  5. Bereşit 1:8

    Bu ayette 2 kez

    Vayikra Elohim larakia şamayim vayehi erev vayehi voker yom şeni.

    וַיִּקְרָ֧א אֱלֹהִ֛ים לָֽרָקִ֖יעַ שָׁמָ֑יִם וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם שֵׁנִֽי׃ (פ)

    Tanrı kubbeye “gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu: ikinci gün.

  6. Bereşit 1:9

    Vayomer Elohim yikavu hamayim mitahat haşamayim el makom ehad veterae hayabaşa vayehi hen.

    וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים יִקָּו֨וּ הַמַּ֜יִם מִתַּ֤חַת הַשָּׁמַ֙יִם֙ אֶל־מָק֣וֹם אֶחָ֔ד וְתֵרָאֶ֖ה הַיַּבָּשָׁ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃

    Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın ve kuru yer görünsün” dedi. Böyle oldu.

  7. Bereşit 1:11

    Vayomer Elohim tadeşe haarets deşe esev mazria zera ets peri ose peri lemino aşer zaro vo al haarets vayehi hen.

    וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים תַּֽדְשֵׁ֤א הָאָ֙רֶץ֙ דֶּ֔שֶׁא עֵ֚שֶׂב מַזְרִ֣יעַ זֶ֔רַע עֵ֣ץ פְּרִ֞י עֹ֤שֶׂה פְּרִי֙ לְמִינ֔וֹ אֲשֶׁ֥ר זַרְעוֹ־ב֖וֹ עַל־הָאָ֑רֶץ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

    Tanrı, “Yeryüzü yeşillik, tohum veren bitkiler ve türlerine göre meyve veren, tohumu kendi meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirsin” dedi. Böyle oldu.

  8. Bereşit 1:13

    Bu ayette 2 kez

    Vayehi erev vayehi voker yom şelişi.

    וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם שְׁלִישִֽׁי׃ (פ)

    Akşam oldu, sabah oldu: üçüncü gün.

  9. Bereşit 1:15

    Vehayu limorot birkia haşamayim lehair al haarets vayehi hen.

    וְהָי֤וּ לִמְאוֹרֹת֙ בִּרְקִ֣יעַ הַשָּׁמַ֔יִם לְהָאִ֖יר עַל־הָאָ֑רֶץ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

    Yeryüzünü aydınlatmak için gök kubbesinde ışık kaynakları olsunlar” dedi. Böyle oldu.

  10. Bereşit 1:19

    Bu ayette 2 kez

    Vayehi erev vayehi voker yom revii.

    וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם רְבִיעִֽי׃ (פ)

    Akşam oldu, sabah oldu: dördüncü gün.

  11. Bereşit 1:23

    Bu ayette 2 kez

    Vayehi erev vayehi voker yom hamişi.

    וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם חֲמִישִֽׁי׃ (פ)

    Akşam oldu, sabah oldu: beşinci gün.

  12. Bereşit 1:24

    Vayomer Elohim totse haarets nefeş haya leminah behema varemes vehayeto erets leminah vayehi hen.

    וַיֹּ֣אמֶר אֱלֹהִ֗ים תּוֹצֵ֨א הָאָ֜רֶץ נֶ֤פֶשׁ חַיָּה֙ לְמִינָ֔הּ בְּהֵמָ֥ה וָרֶ֛מֶשׂ וְחַֽיְתוֹ־אֶ֖רֶץ לְמִינָ֑הּ וַֽיְהִי־כֵֽן׃

    Tanrı, “Yeryüzü türlerine göre canlılar, evcil hayvanlar, yerde hareket eden canlılar ve türlerine göre yaban hayvanları çıkarsın” dedi. Böyle oldu.

  13. Bereşit 1:30

    Ulehol hayat haarets ulehol of haşamayim ulehol romes al haarets aşer bo nefeş haya et kol yerek esev leohla vayehi hen.

    וּֽלְכָל־חַיַּ֣ת הָ֠אָרֶץ וּלְכָל־ע֨וֹף הַשָּׁמַ֜יִם וּלְכֹ֣ל ׀ רוֹמֵ֣שׂ עַל־הָאָ֗רֶץ אֲשֶׁר־בּוֹ֙ נֶ֣פֶשׁ חַיָּ֔ה אֶת־כָּל־יֶ֥רֶק עֵ֖שֶׂב לְאָכְלָ֑ה וַֽיְהִי־כֵֽן׃

    Yeryüzündeki bütün hayvanlara, gökteki bütün kuşlara ve yeryüzünde hareket eden, içinde yaşam bulunan her canlıya da yiyecek olarak bütün yeşil bitkileri verdim” dedi. Böyle oldu.

  14. Bereşit 1:31

    Bu ayette 2 kez

    Vayar Elohim et kol aşer asa vehine tov meod vayehi erev vayehi voker yom haşişi.

    וַיַּ֤רְא אֱלֹהִים֙ אֶת־כָּל־אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֔ה וְהִנֵּה־ט֖וֹב מְאֹ֑ד וַֽיְהִי־עֶ֥רֶב וַֽיְהִי־בֹ֖קֶר י֥וֹם הַשִּׁשִּֽׁי׃ (פ)

    Tanrı yaptığı her şeye baktı; işte, hepsi çok iyiydi. Akşam oldu, sabah oldu: altıncı gün.

  15. Bereşit 2:7

    Vayitser Adonay Elohim et haadam afar min haadama vayipah beapav nişmat hayim vayehi haadam lenefeş haya.

    וַיִּיצֶר֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהִ֜ים אֶת־הָֽאָדָ֗ם עָפָר֙ מִן־הָ֣אֲדָמָ֔ה וַיִּפַּ֥ח בְּאַפָּ֖יו נִשְׁמַ֣ת חַיִּ֑ים וַֽיְהִ֥י הָֽאָדָ֖ם לְנֶ֥פֶשׁ חַיָּֽה׃

    Adonay Tanrı insanı toprağın tozundan biçimlendirdi ve burnuna yaşam nefesini üfledi. Böylece insan canlı bir varlık oldu.

  16. Bereşit 4:2

    Vatosef laledet et ahiv et havel vayehi hevel roe tson vekayin haya oved adama.

    וַתֹּ֣סֶף לָלֶ֔דֶת אֶת־אָחִ֖יו אֶת־הָ֑בֶל וַֽיְהִי־הֶ֙בֶל֙ רֹ֣עֵה צֹ֔אן וְקַ֕יִן הָיָ֖ה עֹבֵ֥ד אֲדָמָֽה׃

    Sonra Kayin’in kardeşi Hevel’i doğurdu. Hevel sürü çobanı oldu; Kayin ise toprağı işliyordu.

  17. Bereşit 4:3

    Vayehi mikets yamim vayave kayin miperi haadama minha ladonay.

    וַֽיְהִ֖י מִקֵּ֣ץ יָמִ֑ים וַיָּבֵ֨א קַ֜יִן מִפְּרִ֧י הָֽאֲדָמָ֛ה מִנְחָ֖ה לַֽיהוָֽה׃

    Bir süre sonra Kayin toprağın ürünlerinden Adonay’a bir sunu getirdi.

  18. Bereşit 4:8

    Vayomer kayin el hevel ahiv vayehi bihyotam basade vayakom kayin el hevel ahiv vayahargeu.

    וַיֹּ֥אמֶר קַ֖יִן אֶל־הֶ֣בֶל אָחִ֑יו וַֽיְהִי֙ בִּהְיוֹתָ֣ם בַּשָּׂדֶ֔ה וַיָּ֥קָם קַ֛יִן אֶל־הֶ֥בֶל אָחִ֖יו וַיַּהַרְגֵֽהוּ׃

    Kayin kardeşi Hevel’le konuştu. Kırdayken Kayin kardeşi Hevel’e saldırdı ve onu öldürdü.

  19. Bereşit 4:17

    Vayeda kayin et işto vatahar vateled et hanoh vayehi bone ir vayikra şem hair keşem beno hanoh.

    וַיֵּ֤דַע קַ֙יִן֙ אֶת־אִשְׁתּ֔וֹ וַתַּ֖הַר וַתֵּ֣לֶד אֶת־חֲנ֑וֹךְ וַֽיְהִי֙ בֹּ֣נֶה עִ֔יר וַיִּקְרָא֙ שֵׁ֣ם הָעִ֔יר כְּשֵׁ֖ם בְּנ֥וֹ חֲנֽוֹךְ׃

    Kayin karısıyla birlikte oldu. Karısı gebe kaldı ve Hanoh’u doğurdu. Kayin bir kent kuruyordu; kente oğlu Hanoh’un adını verdi.

  20. Bereşit 5:23

    Vayehi kol yeme hanoh hameş veşişim şana uşeloş meot şana.

    וַיְהִ֖י כָּל־יְמֵ֣י חֲנ֑וֹךְ חָמֵ֤שׁ וְשִׁשִּׁים֙ שָׁנָ֔ה וּשְׁלֹ֥שׁ מֵא֖וֹת שָׁנָֽה׃

    Hanoh’un bütün günleri üç yüz altmış beş yıl sürdü.

  21. Bereşit 5:31

    Vayehi kol yeme lemeh şeva veşivim şana uşeva meot şana vayamot.

    וַֽיְהִי֙ כָּל־יְמֵי־לֶ֔מֶךְ שֶׁ֤בַע וְשִׁבְעִים֙ שָׁנָ֔ה וּשְׁבַ֥ע מֵא֖וֹת שָׁנָ֑ה וַיָּמֹֽת׃ (ס)

    Lemeh’in bütün günleri yedi yüz yetmiş yedi yıl sürdü; sonra öldü.

  22. Bereşit 5:32

    Vayehi noah ben hameş meot şana vayoled noah et şem et ham veet yafet.

    וַֽיְהִי־נֹ֕חַ בֶּן־חֲמֵ֥שׁ מֵא֖וֹת שָׁנָ֑ה וַיּ֣וֹלֶד נֹ֔חַ אֶת־שֵׁ֖ם אֶת־חָ֥ם וְאֶת־יָֽפֶת׃

    Noah beş yüz yaşına gelmişti. Noah, Şem’in, Ham’ın ve Yefet’in babası oldu.

  23. Bereşit 6:1

    Vayehi ki hehel haadam larov al pene haadama uvanot yuledu lahem.

    וַֽיְהִי֙ כִּֽי־הֵחֵ֣ל הָֽאָדָ֔ם לָרֹ֖ב עַל־פְּנֵ֣י הָֽאֲדָמָ֑ה וּבָנ֖וֹת יֻלְּד֥וּ לָהֶֽם׃

    İnsanlar toprağın yüzünde çoğalmaya başladığında kızları da doğdu.

  24. Bereşit 7:10

    Vayehi leşivat hayamim ume hamabul hayu al haarets.

    וַֽיְהִ֖י לְשִׁבְעַ֣ת הַיָּמִ֑ים וּמֵ֣י הַמַּבּ֔וּל הָי֖וּ עַל־הָאָֽרֶץ׃

    Yedi günün sonunda tufanın suları yeryüzüne geldi.

  25. Bereşit 7:12

    Vayehi hageşem al haarets arbaim yom vearbaim layla.

    וַֽיְהִ֥י הַגֶּ֖שֶׁם עַל־הָאָ֑רֶץ אַרְבָּעִ֣ים י֔וֹם וְאַרְבָּעִ֖ים לָֽיְלָה׃

    Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı.

  26. Bereşit 7:17

    Vayehi hamabul arbaim yom al haarets vayirbu hamayim vayisu et hateva vataram meal haarets.

    וַֽיְהִ֧י הַמַּבּ֛וּל אַרְבָּעִ֥ים י֖וֹם עַל־הָאָ֑רֶץ וַיִּרְבּ֣וּ הַמַּ֗יִם וַיִּשְׂאוּ֙ אֶת־הַתֵּבָ֔ה וַתָּ֖רָם מֵעַ֥ל הָאָֽרֶץ׃

    Tufan yeryüzünde kırk gün sürdü. Sular çoğalıp gemiyi kaldırdı; gemi yerden yükseldi.

  27. Bereşit 8:6

    Vayehi mikets arbaim yom vayiftah noah et halon hateva aşer asa.

    וַֽיְהִ֕י מִקֵּ֖ץ אַרְבָּעִ֣ים י֑וֹם וַיִּפְתַּ֣ח נֹ֔חַ אֶת־חַלּ֥וֹן הַתֵּבָ֖ה אֲשֶׁ֥ר עָשָֽׂה׃

    Kırk günün sonunda Noah, gemide yaptığı pencereyi açtı.

  28. Bereşit 8:13

    Vayehi beahat veşeş meot şana barişon beehad lahodeş harevu hamayim meal haarets vayasar noah et mihse hateva vayar vehine harevu pene haadama.

    וַֽ֠יְהִי בְּאַחַ֨ת וְשֵׁשׁ־מֵא֜וֹת שָׁנָ֗ה בָּֽרִאשׁוֹן֙ בְּאֶחָ֣ד לַחֹ֔דֶשׁ חָֽרְב֥וּ הַמַּ֖יִם מֵעַ֣ל הָאָ֑רֶץ וַיָּ֤סַר נֹ֙חַ֙ אֶת־מִכְסֵ֣ה הַתֵּבָ֔ה וַיַּ֕רְא וְהִנֵּ֥ה חָֽרְב֖וּ פְּנֵ֥י הָֽאֲדָמָֽה׃

    Noah’ın altı yüz birinci yılında, birinci ayın birinci gününde, yeryüzündeki sular kurumuştu. Noah geminin örtüsünü kaldırıp baktı; işte, toprağın yüzü kurumuştu.

  29. Bereşit 9:26

    Vayomer baruh Adonay elohe şem vihi henaan eved lamo.

    וַיֹּ֕אמֶר בָּר֥וּךְ יְהֹוָ֖ה אֱלֹ֣הֵי שֵׁ֑ם וִיהִ֥י כְנַ֖עַן עֶ֥בֶד לָֽמוֹ׃

    Sonra şöyle dedi: “Şem’in Tanrısı Adonay’a övgüler olsun! Kenaan onlara köle olsun.

  30. Bereşit 9:27

    Yaft Elohim leyefet veyişkon beohole şem vihi henaan eved lamo.

    יַ֤פְתְּ אֱלֹהִים֙ לְיֶ֔פֶת וְיִשְׁכֹּ֖ן בְּאָֽהֳלֵי־שֵׁ֑ם וִיהִ֥י כְנַ֖עַן עֶ֥בֶד לָֽמוֹ׃

    Tanrı, Yefet’e genişlik versin; Şem’in çadırlarında yaşasın. Kenaan onlara köle olsun.”

  31. Bereşit 10:19

    Vayehi gevul hakenaani mitsidon boaha gerara ad aza boaha sedoma vaamora veadma utsevoyim ad laşa.

    וַֽיְהִ֞י גְּב֤וּל הַֽכְּנַעֲנִי֙ מִצִּידֹ֔ן בֹּאֲכָ֥ה גְרָ֖רָה עַד־עַזָּ֑ה בֹּאֲכָ֞ה סְדֹ֧מָה וַעֲמֹרָ֛ה וְאַדְמָ֥ה וּצְבֹיִ֖ם עַד־לָֽשַׁע׃

    Kenaanlıların sınırı Tsidon’dan Gerar yönünde Aza’ya, Sedom, Amora, Adma ve Tsevoyim yönünde Leşa’ya kadar uzanıyordu.

  32. Bereşit 10:30

    Vayehi moşavam mimeşa boaha sefara har hakedem.

    וַֽיְהִ֥י מוֹשָׁבָ֖ם מִמֵּשָׁ֑א בֹּאֲכָ֥ה סְפָ֖רָה הַ֥ר הַקֶּֽדֶם׃

    Yerleştikleri bölge Meşa’dan Sefar yönüne, doğudaki dağa kadar uzanıyordu.

  33. Bereşit 11:1

    Vayehi hol haarets safa ehat udevarim ahadim.

    וַֽיְהִ֥י כָל־הָאָ֖רֶץ שָׂפָ֣ה אֶחָ֑ת וּדְבָרִ֖ים אֲחָדִֽים׃

    Bütün yeryüzünde tek bir dil ve aynı sözler vardı.

  34. Bereşit 11:2

    Vayehi benaseam mikedem vayimtseu vika beerets şinar vayeşevu şam.

    וַֽיְהִ֖י בְּנָסְעָ֣ם מִקֶּ֑דֶם וַֽיִּמְצְא֥וּ בִקְעָ֛ה בְּאֶ֥רֶץ שִׁנְעָ֖ר וַיֵּ֥שְׁבוּ שָֽׁם׃

    Doğudan göç ederken Şinar ülkesinde bir ova bulup oraya yerleştiler.

  35. Bereşit 12:10

    Vayehi raav baarets vayered avram mitsrayma lagur şam ki haved haraav baarets.

    וַיְהִ֥י רָעָ֖ב בָּאָ֑רֶץ וַיֵּ֨רֶד אַבְרָ֤ם מִצְרַ֙יְמָה֙ לָג֣וּר שָׁ֔ם כִּֽי־כָבֵ֥ד הָרָעָ֖ב בָּאָֽרֶץ׃

    Ülkede kıtlık oldu. Avram bir süre kalmak üzere Mısır’a indi; çünkü ülkedeki kıtlık ağırdı.

  36. Bereşit 12:11

    Vayehi kaaşer hikriv lavo mitsrayema vayomer el saray işto hine na yadati ki işa yefat mare at.

    וַיְהִ֕י כַּאֲשֶׁ֥ר הִקְרִ֖יב לָב֣וֹא מִצְרָ֑יְמָה וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־שָׂרַ֣י אִשְׁתּ֔וֹ הִנֵּה־נָ֣א יָדַ֔עְתִּי כִּ֛י אִשָּׁ֥ה יְפַת־מַרְאֶ֖ה אָֽתְּ׃

    Mısır’a girmek üzereyken karısı Saray’a şöyle dedi: “Biliyorum, sen güzel görünüşlü bir kadınsın.

  37. Bereşit 12:14

    Vayehi kevo avram mitsrayema vayiru hamitsrim et haişa ki yafa hi meod.

    וַיְהִ֕י כְּב֥וֹא אַבְרָ֖ם מִצְרָ֑יְמָה וַיִּרְא֤וּ הַמִּצְרִים֙ אֶת־הָ֣אִשָּׁ֔ה כִּֽי־יָפָ֥ה הִ֖וא מְאֹֽד׃

    Avram Mısır’a girdiğinde Mısırlılar kadının çok güzel olduğunu gördüler.

  38. Bereşit 12:16

    Uleavram hetiv baavurah vayehi lo tson uvakar vahamorim vaavadim uşefahot vaatonot ugemalim.

    וּלְאַבְרָ֥ם הֵיטִ֖יב בַּעֲבוּרָ֑הּ וַֽיְהִי־ל֤וֹ צֹאן־וּבָקָר֙ וַחֲמֹרִ֔ים וַעֲבָדִים֙ וּשְׁפָחֹ֔ת וַאֲתֹנֹ֖ת וּגְמַלִּֽים׃

    Onun yüzünden Avram’a iyi davranıldı. Avram’ın koyunları, keçileri, sığırları, erkek eşekleri, köleleri, cariyeleri, dişi eşekleri ve develeri oldu.

  39. Bereşit 13:7

    Vayehi riv ben roe mikne avram uven roe mikne lot vehakenaani vehaperizi az yoşev baarets.

    וַֽיְהִי־רִ֗יב בֵּ֚ין רֹעֵ֣י מִקְנֵֽה־אַבְרָ֔ם וּבֵ֖ין רֹעֵ֣י מִקְנֵה־ל֑וֹט וְהַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַפְּרִזִּ֔י אָ֖ז יֹשֵׁ֥ב בָּאָֽרֶץ׃

    Avram’ın sürülerinin çobanlarıyla Lot’un sürülerinin çobanları arasında kavga çıktı. O sırada ülkede Kenaanlılar ve Periziler yaşıyordu.

  40. Bereşit 14:1

    Vayehi bime amrafel meleh şinar aryoh meleh elasar kedarelaomer meleh elam vetidal meleh goyim.

    וַיְהִ֗י בִּימֵי֙ אַמְרָפֶ֣ל מֶֽלֶךְ־שִׁנְעָ֔ר אַרְי֖וֹךְ מֶ֣לֶךְ אֶלָּסָ֑ר כְּדָרְלָעֹ֙מֶר֙ מֶ֣לֶךְ עֵילָ֔ם וְתִדְעָ֖ל מֶ֥לֶךְ גּוֹיִֽם׃

    Şinar kralı Amrafel, Elasar kralı Aryoh, Elam kralı Kedorlaomer ve Goyim kralı Tidal zamanında,

  41. Bereşit 15:12

    Vayehi haşemeş lavo vetardema nafela al avram vehine ema haşeha gedola nofelet alav.

    וַיְהִ֤י הַשֶּׁ֙מֶשׁ֙ לָב֔וֹא וְתַרְדֵּמָ֖ה נָפְלָ֣ה עַל־אַבְרָ֑ם וְהִנֵּ֥ה אֵימָ֛ה חֲשֵׁכָ֥ה גְדֹלָ֖ה נֹפֶ֥לֶת עָלָֽיו׃

    Güneş batmak üzereyken Avram derin bir uykuya daldı. İşte, üzerine dehşet ve büyük bir karanlık çöktü.

  42. Bereşit 15:17

    Vayehi haşemeş baa vaalata haya vehine tanur aşan velapid eş aşer avar ben hagezarim haele.

    וַיְהִ֤י הַשֶּׁ֙מֶשׁ֙ בָּ֔אָה וַעֲלָטָ֖ה הָיָ֑ה וְהִנֵּ֨ה תַנּ֤וּר עָשָׁן֙ וְלַפִּ֣יד אֵ֔שׁ אֲשֶׁ֣ר עָבַ֔ר בֵּ֖ין הַגְּזָרִ֥ים הָאֵֽלֶּה׃

    Güneş batıp karanlık çöktüğünde, işte, duman tüten bir fırın ve alevli bir meşale bu parçaların arasından geçti.

  43. Bereşit 17:1

    Vayehi avram ben tişim şana veteşa şanim vayera Adonay el avram vayomer elav ani el şaday hithaleh lefanay vehye tamim.

    וַיְהִ֣י אַבְרָ֔ם בֶּן־תִּשְׁעִ֥ים שָׁנָ֖ה וְתֵ֣שַׁע שָׁנִ֑ים וַיֵּרָ֨א יְהוָ֜ה אֶל־אַבְרָ֗ם וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ אֲנִי־אֵ֣ל שַׁדַּ֔י הִתְהַלֵּ֥ךְ לְפָנַ֖י וֶהְיֵ֥ה תָמִֽים׃

    Avram doksan dokuz yaşındayken Adonay ona görünüp şöyle dedi: “Ben El Şaday’ım. Önümde yürü ve kusursuz ol.

  44. Bereşit 19:14

    Vayetse lot vayedaber el hatanav lokehe venotav vayomer kumu tseu min hamakom haze ki maşhit Adonay et hair vayehi himtsahek beene hatanav.

    וַיֵּצֵ֨א ל֜וֹט וַיְדַבֵּ֣ר ׀ אֶל־חֲתָנָ֣יו ׀ לֹקְחֵ֣י בְנֹתָ֗יו וַיֹּ֙אמֶר֙ ק֤וּמוּ צְּאוּ֙ מִן־הַמָּק֣וֹם הַזֶּ֔ה כִּֽי־מַשְׁחִ֥ית יְהוָ֖ה אֶת־הָעִ֑יר וַיְהִ֥י כִמְצַחֵ֖ק בְּעֵינֵ֥י חֲתָנָֽיו׃

    Lot çıkıp kızlarını alacak olan damatlarına, “Kalkın, buradan çıkın! Adonay bu kenti yok edecek!” dedi. Ama damatlarının gözünde şaka yapıyor gibiydi.

  45. Bereşit 19:17

    Vayehi hehotsiam otam hahutsa vayomer himalet al nafşeha al tabit ahareha veal taamod behol hakikar hahara himalet pen tisafe.

    וַיְהִי֩ כְהוֹצִיאָ֨ם אֹתָ֜ם הַח֗וּצָה וַיֹּ֙אמֶר֙ הִמָּלֵ֣ט עַל־נַפְשֶׁ֔ךָ אַל־תַּבִּ֣יט אַחֲרֶ֔יךָ וְאַֽל־תַּעֲמֹ֖ד בְּכָל־הַכִּכָּ֑ר הָהָ֥רָה הִמָּלֵ֖ט פֶּן־תִּסָּפֶֽה׃

    Onları dışarı çıkarınca biri, “Canını kurtarmak için kaç!” dedi. “Arkana bakma; ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç ki yok olmayasın!”

  46. Bereşit 19:29

    Vayehi beşahet Elohim et are hakikar vayizkor Elohim et avraham vayeşalah et lot mitoh hahafeha bahafoh et hearim aşer yaşav bahen lot.

    וַיְהִ֗י בְּשַׁחֵ֤ת אֱלֹהִים֙ אֶת־עָרֵ֣י הַכִּכָּ֔ר וַיִּזְכֹּ֥ר אֱלֹהִ֖ים אֶת־אַבְרָהָ֑ם וַיְשַׁלַּ֤ח אֶת־לוֹט֙ מִתּ֣וֹךְ הַהֲפֵכָ֔ה בַּהֲפֹךְ֙ אֶת־הֶ֣עָרִ֔ים אֲשֶׁר־יָשַׁ֥ב בָּהֵ֖ן לֽוֹט׃

    Tanrı ova kentlerini yok ederken Avraam’ı hatırladı. Lot’un yaşadığı kentleri altüst ederken Lot’u yıkımın içinden çıkardı.

  47. Bereşit 19:34

    Vayehi mimohorat vatomer habehira el hatseira hen şahavti emeş et avi naşkenu yayin gam halayla uvoi şihvi imo unehaye meavinu zara.

    וַֽיְהִי֙ מִֽמָּחֳרָ֔ת וַתֹּ֤אמֶר הַבְּכִירָה֙ אֶל־הַצְּעִירָ֔ה הֵן־שָׁכַ֥בְתִּי אֶ֖מֶשׁ אֶת־אָבִ֑י נַשְׁקֶ֨נּוּ יַ֜יִן גַּם־הַלַּ֗יְלָה וּבֹ֙אִי֙ שִׁכְבִ֣י עִמּ֔וֹ וּנְחַיֶּ֥ה מֵאָבִ֖ינוּ זָֽרַע׃

    Ertesi gün büyük kız küçüğüne, “Dün gece babamla yattım” dedi. “Bu gece de ona şarap içirelim. Sen gidip onunla yat; böylece babamızdan soy sürdürelim.”

  48. Bereşit 20:13

    Vayehi kaaşer hitu oti Elohim mibet avi vaomar lah ze hasdeh aşer taasi imadi el kol hamakom aşer navo şama imri li ahi u.

    וַיְהִ֞י כַּאֲשֶׁ֧ר הִתְע֣וּ אֹתִ֗י אֱלֹהִים֮ מִבֵּ֣ית אָבִי֒ וָאֹמַ֣ר לָ֔הּ זֶ֣ה חַסְדֵּ֔ךְ אֲשֶׁ֥ר תַּעֲשִׂ֖י עִמָּדִ֑י אֶ֤ל כָּל־הַמָּקוֹם֙ אֲשֶׁ֣ר נָב֣וֹא שָׁ֔מָּה אִמְרִי־לִ֖י אָחִ֥י הֽוּא׃

    Tanrı beni babamın evinden uzaklarda dolaştırmaya başladığında ona, ‘Bana yapacağın iyilik şu olsun: Gittiğimiz her yerde benim için “O benim erkek kardeşim” de’ dedim.”

  49. Bereşit 21:20

    Bu ayette 2 kez

    Vayehi Elohim et hanaar vayigdal vayeşev bamidbar vayehi rove kaşat.

    וַיְהִ֧י אֱלֹהִ֛ים אֶת־הַנַּ֖עַר וַיִּגְדָּ֑ל וַיֵּ֙שֶׁב֙ בַּמִּדְבָּ֔ר וַיְהִ֖י רֹבֶ֥ה קַשָּֽׁת׃

    Tanrı çocukla birlikteydi. Çocuk büyüdü, çölde yaşadı ve okçu oldu.

  50. Bereşit 21:22

    Vayehi baet hahi vayomer avimeleh ufihol sar tsevao el avraham lemor Elohim imeha behol aşer ata ose.

    וַֽיְהִי֙ בָּעֵ֣ת הַהִ֔וא וַיֹּ֣אמֶר אֲבִימֶ֗לֶךְ וּפִיכֹל֙ שַׂר־צְבָא֔וֹ אֶל־אַבְרָהָ֖ם לֵאמֹ֑ר אֱלֹהִ֣ים עִמְּךָ֔ בְּכֹ֥ל אֲשֶׁר־אַתָּ֖ה עֹשֶֽׂה׃

    O sırada Avimeleh ve ordusunun komutanı Pihol Avraam’a şöyle dediler: “Yaptığın her şeyde Tanrı seninle.

Kelimenin yapısı

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

fall out

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 187 kez

Teknik kodHC/Vqw3ms
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

fall out

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, jussif, 3. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 5 kez

Teknik kodHC/Vqj3ms
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

fall out

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 2 kez

Teknik kodHC/Vqi3ms
Veri ve yöntem

Kelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.

Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.