İçeriğe geç

TORA’DA KELİME

ויבא

gelmek, gitmek, varmak, girmek; getirmek, götürmek; bir gruba katılmak; evlenmek veya antlaşmaya girmek; meydana gelmek; ulaştırmak, yerleştirmek; cinsel ilişkiye girmek gibi bağlama bağlı kullanımlar

Bu İbranice biçim Tora’da 74 kez, 72 farklı ayette görülür.

Türkçe okunuş biçimleri
vayavovayave
Temel kelime (lemma)
בּוֹא
Kök
בוא

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit46 kullanım44 ayet
  • Şemot16 kullanım16 ayet
  • Vayikra1 kullanım1 ayet
  • Bamidbar10 kullanım10 ayet
  • Devarim1 kullanım1 ayet

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 2:19

    Vayitser Adonay Elohim min haadama kol hayat hasade veet kol of haşamayim vayave el haadam lirot ma yikra lo vehol aşer yikra lo haadam nefeş haya u şemo.

    וַיִּצֶר֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהִ֜ים מִן־הָֽאֲדָמָ֗ה כָּל־חַיַּ֤ת הַשָּׂדֶה֙ וְאֵת֙ כָּל־ע֣וֹף הַשָּׁמַ֔יִם וַיָּבֵא֙ אֶל־הָ֣אָדָ֔ם לִרְא֖וֹת מַה־יִּקְרָא־ל֑וֹ וְכֹל֩ אֲשֶׁ֨ר יִקְרָא־ל֧וֹ הָֽאָדָ֛ם נֶ֥פֶשׁ חַיָּ֖ה ה֥וּא שְׁמֽוֹ׃

    Adonay Tanrı bütün kır hayvanlarını ve göğün bütün kuşlarını topraktan biçimlendirdi. Onlara ne ad vereceğini görmek için onları insana getirdi. İnsan her canlıya ne ad verdiyse, onun adı o oldu.

  2. Bereşit 4:3

    Vayehi mikets yamim vayave kayin miperi haadama minha ladonay.

    וַֽיְהִ֖י מִקֵּ֣ץ יָמִ֑ים וַיָּבֵ֨א קַ֜יִן מִפְּרִ֧י הָֽאֲדָמָ֛ה מִנְחָ֖ה לַֽיהוָֽה׃

    Bir süre sonra Kayin toprağın ürünlerinden Adonay’a bir sunu getirdi.

  3. Bereşit 7:7

    Vayavo noah uvanav veişto uneşe vanav ito el hateva mipene me hamabul.

    וַיָּ֣בֹא נֹ֗חַ וּ֠בָנָיו וְאִשְׁתּ֧וֹ וּנְשֵֽׁי־בָנָ֛יו אִתּ֖וֹ אֶל־הַתֵּבָ֑ה מִפְּנֵ֖י מֵ֥י הַמַּבּֽוּל׃

    Noah, oğulları, karısı ve oğullarının karıları, tufanın sularından korunmak için onunla birlikte gemiye girdiler.

  4. Bereşit 8:9

    Velo matsea hayona manoah lehaf raglah vataşov elav el hateva ki mayim al pene hol haarets vayişlah yado vayikaheha vayave otah elav el hateva.

    וְלֹֽא־מָצְאָה֩ הַיּוֹנָ֨ה מָנ֜וֹחַ לְכַף־רַגְלָ֗הּ וַתָּ֤שָׁב אֵלָיו֙ אֶל־הַתֵּבָ֔ה כִּי־מַ֖יִם עַל־פְּנֵ֣י כָל־הָאָ֑רֶץ וַיִּשְׁלַ֤ח יָדוֹ֙ וַיִּקָּחֶ֔הָ וַיָּבֵ֥א אֹתָ֛הּ אֵלָ֖יו אֶל־הַתֵּבָֽה׃

    Güvercin ayağını koyacak bir yer bulamadı ve gemiye, Noah’ın yanına döndü; çünkü bütün yeryüzünü su kaplıyordu. Noah elini uzatıp onu aldı ve yanına, geminin içine getirdi.

  5. Bereşit 13:18

    Vayeehal avram vayavo vayeşev beelone mamre aşer behevron vayiven şam mizbeah ladonay.

    וַיֶּאֱהַ֣ל אַבְרָ֗ם וַיָּבֹ֛א וַיֵּ֛שֶׁב בְּאֵלֹנֵ֥י מַמְרֵ֖א אֲשֶׁ֣ר בְּחֶבְר֑וֹן וַיִּֽבֶן־שָׁ֥ם מִזְבֵּ֖חַ לַֽיהוָֽה׃ (פ)

    Avram çadırını taşıdı. Hevron’daki Mamre meşelerine gelip oraya yerleşti. Orada Adonay’a bir sunak yaptı.

  6. Bereşit 14:13

    Vayavo hapalit vayaged leavram haivri veu şohen beelone mamre haemori ahi eşkol vaahi aner vehem baale verit avram.

    וַיָּבֹא֙ הַפָּלִ֔יט וַיַּגֵּ֖ד לְאַבְרָ֣ם הָעִבְרִ֑י וְהוּא֩ שֹׁכֵ֨ן בְּאֵֽלֹנֵ֜י מַמְרֵ֣א הָאֱמֹרִ֗י אֲחִ֤י אֶשְׁכֹּל֙ וַאֲחִ֣י עָנֵ֔ר וְהֵ֖ם בַּעֲלֵ֥י בְרִית־אַבְרָֽם׃

    Kaçıp kurtulan biri gelip İbrani Avram’a haber verdi. Avram, Eşkol’un ve Aner’in kardeşi Emori Mamre’nin meşelerinde yaşıyordu. Onlar Avram’ın antlaşmalı ortaklarıydı.

  7. Bereşit 16:4

    Vayavo el hagar vatahar vatere ki harata vatekal gevirtah beeneha.

    וַיָּבֹ֥א אֶל־הָגָ֖ר וַתַּ֑הַר וַתֵּ֙רֶא֙ כִּ֣י הָרָ֔תָה וַתֵּקַ֥ל גְּבִרְתָּ֖הּ בְּעֵינֶֽיהָ׃

    Avram Hagar’la birlikte oldu ve Hagar gebe kaldı. Gebe olduğunu görünce hanımını gözünde küçümsedi.

  8. Bereşit 20:3

    Vayavo Elohim el avimeleh bahalom halayla vayomer lo hineha met al haişa aşer lakahta vehi beulat baal.

    וַיָּבֹ֧א אֱלֹהִ֛ים אֶל־אֲבִימֶ֖לֶךְ בַּחֲל֣וֹם הַלָּ֑יְלָה וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ הִנְּךָ֥ מֵת֙ עַל־הָאִשָּׁ֣ה אֲשֶׁר־לָקַ֔חְתָּ וְהִ֖וא בְּעֻ֥לַת בָּֽעַל׃

    Tanrı gece bir düşte Avimeleh’e gelip, “Aldığın kadın yüzünden öleceksin; çünkü o evli bir kadın” dedi.

  9. Bereşit 23:2

    Vatamot sara bekiryat arba hi hevron beerets kenaan vayavo avraham lispod lesara velivkotah.

    וַתָּ֣מָת שָׂרָ֗ה בְּקִרְיַ֥ת אַרְבַּ֛ע הִ֥וא חֶבְר֖וֹן בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וַיָּבֹא֙ אַבְרָהָ֔ם לִסְפֹּ֥ד לְשָׂרָ֖ה וְלִבְכֹּתָֽהּ׃

    Sara, Kenaan ülkesindeki Kiryat-Arba’da, yani Hevron’da öldü. Avraam Sara için yas tutmaya ve ağlamaya geldi.

  10. Bereşit 24:30

    Vayehi kirot et hanezem veet hatsemidim al yede ahoto uheşameo et divre rivka ahoto lemor ko diber elay haiş vayavo el haiş vehine omed al hagemalim al haayin.

    וַיְהִ֣י ׀ כִּרְאֹ֣ת אֶת־הַנֶּ֗זֶם וְֽאֶת־הַצְּמִדִים֮ עַל־יְדֵ֣י אֲחֹתוֹ֒ וּכְשָׁמְע֗וֹ אֶת־דִּבְרֵ֞י רִבְקָ֤ה אֲחֹתוֹ֙ לֵאמֹ֔ר כֹּֽה־דִבֶּ֥ר אֵלַ֖י הָאִ֑ישׁ וַיָּבֹא֙ אֶל־הָאִ֔ישׁ וְהִנֵּ֛ה עֹמֵ֥ד עַל־הַגְּמַלִּ֖ים עַל־הָעָֽיִן׃

    Kız kardeşinin burnundaki halkayı ve kollarındaki bilezikleri görünce, kız kardeşi Rivka’nın “Adam bana böyle söyledi” sözlerini duyunca adamın yanına gitti. Adam pınarın başında develerin yanında duruyordu.

  11. Bereşit 24:32

    Vayavo haiş habayta vayefatah hagemalim vayiten teven umispo lagemalim umayim lirhots raglav veragle haanaşim aşer ito.

    וַיָּבֹ֤א הָאִישׁ֙ הַבַּ֔יְתָה וַיְפַתַּ֖ח הַגְּמַלִּ֑ים וַיִּתֵּ֨ן תֶּ֤בֶן וּמִסְפּוֹא֙ לַגְּמַלִּ֔ים וּמַ֙יִם֙ לִרְחֹ֣ץ רַגְלָ֔יו וְרַגְלֵ֥י הָאֲנָשִׁ֖ים אֲשֶׁ֥ר אִתּֽוֹ׃

    Adam eve girdi. Develerin yükleri indirildi; develere saman ve yem, onun ve yanındaki adamların ayaklarını yıkamaları için de su verildi.

  12. Bereşit 25:29

    Vayazed yaakov nazid vayavo esav min hasade veu ayef.

    וַיָּ֥זֶד יַעֲקֹ֖ב נָזִ֑יד וַיָּבֹ֥א עֵשָׂ֛ו מִן־הַשָּׂדֶ֖ה וְה֥וּא עָיֵֽף׃

    Yaakov bir yemek pişiriyordu. Esav kırdan bitkin halde geldi.

  13. Bereşit 27:14

    Vayeleh vayikah vayave leimo vataas imo matamim kaaşer ahev aviv.

    וַיֵּ֙לֶךְ֙ וַיִּקַּ֔ח וַיָּבֵ֖א לְאִמּ֑וֹ וַתַּ֤עַשׂ אִמּוֹ֙ מַטְעַמִּ֔ים כַּאֲשֶׁ֖ר אָהֵ֥ב אָבִֽיו׃

    Yaakov gidip oğlakları aldı ve annesine getirdi. Annesi babasının sevdiği gibi lezzetli yemekler hazırladı.

  14. Bereşit 27:18

    Vayavo el aviv vayomer avi vayomer hineni mi ata beni.

    וַיָּבֹ֥א אֶל־אָבִ֖יו וַיֹּ֣אמֶר אָבִ֑י וַיֹּ֣אמֶר הִנֶּ֔נִּי מִ֥י אַתָּ֖ה בְּנִֽי׃

    Yaakov babasının yanına gelip, “Babacığım!” dedi. Babası, “Buradayım. Sen kimsin, oğlum?” diye sordu.

  15. Bereşit 27:25

    Vayomer hagişa li veohela mitsed beni lemaan tevarehha nafşi vayageş lo vayohal vayave lo yayin vayeşt.

    וַיֹּ֗אמֶר הַגִּ֤שָׁה לִּי֙ וְאֹֽכְלָה֙ מִצֵּ֣יד בְּנִ֔י לְמַ֥עַן תְּבָֽרֶכְךָ֖ נַפְשִׁ֑י וַיַּגֶּשׁ־לוֹ֙ וַיֹּאכַ֔ל וַיָּ֧בֵא ל֦וֹ יַ֖יִן וַיֵּֽשְׁתְּ׃

    Yitshak, “Önüme getir de oğlumun av etinden yiyeyim ve seni gönülden kutsayayım” dedi. Yaakov yemeği ona getirdi, o da yedi. Şarap getirdi, o da içti.

  16. Bereşit 27:31

    Vayaas gam u matamim vayave leaviv vayomer leaviv yakum avi veyohal mitsed beno baavur tevarahani nafşeha.

    וַיַּ֤עַשׂ גַּם־הוּא֙ מַטְעַמִּ֔ים וַיָּבֵ֖א לְאָבִ֑יו וַיֹּ֣אמֶר לְאָבִ֗יו יָקֻ֤ם אָבִי֙ וְיֹאכַל֙ מִצֵּ֣יד בְּנ֔וֹ בַּעֲב֖וּר תְּבָרֲכַ֥נִּי נַפְשֶֽׁךָ׃

    O da lezzetli yemekler hazırlayıp babasına getirdi. Babasına, “Babam kalksın, oğlunun av etinden yesin de beni gönülden kutsasın” dedi.

  17. Bereşit 27:33

    Vayeherad yitshak harada gedola ad meod vayomer mi efo u hatsad tsayid vayave li vaohal mikol beterem tavo vaavaraheu gam baruh yihye.

    וַיֶּחֱרַ֨ד יִצְחָ֣ק חֲרָדָה֮ גְּדֹלָ֣ה עַד־מְאֹד֒ וַיֹּ֡אמֶר מִֽי־אֵפ֡וֹא ה֣וּא הַצָּֽד־צַיִד֩ וַיָּ֨בֵא לִ֜י וָאֹכַ֥ל מִכֹּ֛ל בְּטֶ֥רֶם תָּב֖וֹא וָאֲבָרֲכֵ֑הוּ גַּם־בָּר֖וּךְ יִהְיֶֽה׃

    Yitshak büyük bir korkuyla şiddetle titredi. “Öyleyse avlanıp bana av getiren kimdi?” dedi. “Sen gelmeden önce hepsinden yedim ve onu kutsadım. Kutsanmış da kalacak!”

  18. Bereşit 29:23

    Bu ayette 2 kez

    Vayehi vaerev vayikah et lea vito vayave otah elav vayavo eleha.

    וַיְהִ֣י בָעֶ֔רֶב וַיִּקַּח֙ אֶת־לֵאָ֣ה בִתּ֔וֹ וַיָּבֵ֥א אֹתָ֖הּ אֵלָ֑יו וַיָּבֹ֖א אֵלֶֽיהָ׃

    Akşam olunca kızı Lea’yı alıp Yaakov’a getirdi. Yaakov onunla birlikte oldu.

  19. Bereşit 29:30

    Vayavo gam el rahel vayeehav gam et rahel milea vayaavod imo od şeva şanim aherot.

    וַיָּבֹא֙ גַּ֣ם אֶל־רָחֵ֔ל וַיֶּאֱהַ֥ב גַּֽם־אֶת־רָחֵ֖ל מִלֵּאָ֑ה וַיַּעֲבֹ֣ד עִמּ֔וֹ ע֖וֹד שֶֽׁבַע־שָׁנִ֥ים אֲחֵרֽוֹת׃

    Yaakov, Rahel’le de birlikte oldu. Rahel’i Lea’dan daha çok sevdi ve Lavan’a bir yedi yıl daha hizmet etti.

  20. Bereşit 30:4

    Vatiten lo et bilha şifhatah leişa vayavo eleha yaakov.

    וַתִּתֶּן־ל֛וֹ אֶת־בִּלְהָ֥ה שִׁפְחָתָ֖הּ לְאִשָּׁ֑ה וַיָּבֹ֥א אֵלֶ֖יהָ יַעֲקֹֽב׃

    Hizmetkârı Bilha’yı ona eş olarak verdi. Yaakov da onunla birlikte oldu.

  21. Bereşit 30:14

    Vayeleh reuven bime ketsir hitim vayimtsa dudaim basade vayave otam el lea imo vatomer rahel el lea teni na li midudae beneh.

    וַיֵּ֨לֶךְ רְאוּבֵ֜ן בִּימֵ֣י קְצִיר־חִטִּ֗ים וַיִּמְצָ֤א דֽוּדָאִים֙ בַּשָּׂדֶ֔ה וַיָּבֵ֣א אֹתָ֔ם אֶל־לֵאָ֖ה אִמּ֑וֹ וַתֹּ֤אמֶר רָחֵל֙ אֶל־לֵאָ֔ה תְּנִי־נָ֣א לִ֔י מִדּוּדָאֵ֖י בְּנֵֽךְ׃

    Buğday hasadı günlerinde Reuven kıra çıktı, adamotları bulup annesi Lea’ya getirdi. Rahel, Lea’ya, “Oğlunun adamotlarından bana da verir misin?” dedi.

  22. Bereşit 30:16

    Vayavo yaakov min hasade baerev vatetse lea likrato vatomer elay tavo ki sahor sehartiha bedudae beni vayişkav imah balayla u.

    וַיָּבֹ֨א יַעֲקֹ֣ב מִן־הַשָּׂדֶה֮ בָּעֶרֶב֒ וַתֵּצֵ֨א לֵאָ֜ה לִקְרָאת֗וֹ וַתֹּ֙אמֶר֙ אֵלַ֣י תָּב֔וֹא כִּ֚י שָׂכֹ֣ר שְׂכַרְתִּ֔יךָ בְּדוּדָאֵ֖י בְּנִ֑י וַיִּשְׁכַּ֥ב עִמָּ֖הּ בַּלַּ֥יְלָה הֽוּא׃

    Yaakov akşam kırdan gelince Lea onu karşılamaya çıkıp, “Bana geleceksin” dedi. “Çünkü oğlumun adamotları karşılığında seni tuttum.” O gece Yaakov onunla yattı.

  23. Bereşit 31:24

    Vayavo Elohim el lavan haarami bahalom halayla vayomer lo hişamer leha pen tedaber im yaakov mitov ad ra.

    וַיָּבֹ֧א אֱלֹהִ֛ים אֶל־לָבָ֥ן הָאֲרַמִּ֖י בַּחֲלֹ֣ם הַלָּ֑יְלָה וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ הִשָּׁ֧מֶר לְךָ֛ פֶּן־תְּדַבֵּ֥ר עִֽם־יַעֲקֹ֖ב מִטּ֥וֹב עַד־רָֽע׃

    O gece Tanrı, Arami Lavan’a rüyada gelip, “Dikkat et! Yaakov’a iyi ya da kötü bir söz söyleme” dedi.

  24. Bereşit 31:33

    Bu ayette 2 kez

    Vayavo lavan beohel yaakov uveohel lea uveohel şete haamahot velo matsa vayetse meohel lea vayavo beohel rahel.

    וַיָּבֹ֨א לָבָ֜ן בְּאֹ֥הֶל יַעֲקֹ֣ב ׀ וּבְאֹ֣הֶל לֵאָ֗ה וּבְאֹ֛הֶל שְׁתֵּ֥י הָאֲמָהֹ֖ת וְלֹ֣א מָצָ֑א וַיֵּצֵא֙ מֵאֹ֣הֶל לֵאָ֔ה וַיָּבֹ֖א בְּאֹ֥הֶל רָחֵֽל׃

    Lavan, Yaakov’un çadırına, Lea’nın çadırına ve iki hizmetkâr kadının çadırına girdi, ama bulamadı. Lea’nın çadırından çıkıp Rahel’in çadırına girdi.

  25. Bereşit 33:18

    Vayavo yaakov şalem ir şehem aşer beerets kenaan bevoo mipadan aram vayihan et pene hair.

    וַיָּבֹא֩ יַעֲקֹ֨ב שָׁלֵ֜ם עִ֣יר שְׁכֶ֗ם אֲשֶׁר֙ בְּאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן בְּבֹא֖וֹ מִפַּדַּ֣ן אֲרָ֑ם וַיִּ֖חַן אֶת־פְּנֵ֥י הָעִֽיר׃

    Yaakov, Padan-Aram’dan dönerken Kenaan ülkesindeki Şehem kentine sağ salim ulaştı ve kentin karşısında konakladı.

  26. Bereşit 34:20

    Vayavo hamor uşehem beno el şaar iram vayedaberu el anşe iram lemor.

    וַיָּבֹ֥א חֲמ֛וֹר וּשְׁכֶ֥ם בְּנ֖וֹ אֶל־שַׁ֣עַר עִירָ֑ם וַֽיְדַבְּר֛וּ אֶל־אַנְשֵׁ֥י עִירָ֖ם לֵאמֹֽר׃

    Hamor ile oğlu Şehem kentlerinin kapısına gelip kentin adamlarına şöyle dediler:

  27. Bereşit 35:6

    Vayavo yaakov luza aşer beerets kenaan hi bet el u vehol haam aşer imo.

    וַיָּבֹ֨א יַעֲקֹ֜ב ל֗וּזָה אֲשֶׁר֙ בְּאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן הִ֖וא בֵּֽית־אֵ֑ל ה֖וּא וְכָל־הָעָ֥ם אֲשֶׁר־עִמּֽוֹ׃

    Yaakov, yanındaki bütün halkla birlikte Kenaan ülkesindeki Luz’a, yani Bet-El’e geldi.

  28. Bereşit 35:27

    Vayavo yaakov el yitshak aviv mamre kiryat haarba hi hevron aşer gar şam avraham veyitshak.

    וַיָּבֹ֤א יַעֲקֹב֙ אֶל־יִצְחָ֣ק אָבִ֔יו מַמְרֵ֖א קִרְיַ֣ת הָֽאַרְבַּ֑ע הִ֣וא חֶבְר֔וֹן אֲשֶׁר־גָּֽר־שָׁ֥ם אַבְרָהָ֖ם וְיִצְחָֽק׃

    Yaakov, babası Yitshak’ın yanına, Avraam ile Yitshak’ın yabancı olarak yaşadığı Mamre’ye, Kiryat-Arba’ya, yani Hevron’a geldi.

  29. Bereşit 37:2

    Ele toledot yaakov yosef ben şeva esre şana haya roe et ehav batson veu naar et bene vilha veet bene zilpa neşe aviv vayave yosef et dibatam raa el avihem.

    אֵ֣לֶּה ׀ תֹּלְד֣וֹת יַעֲקֹ֗ב יוֹסֵ֞ף בֶּן־שְׁבַֽע־עֶשְׂרֵ֤ה שָׁנָה֙ הָיָ֨ה רֹעֶ֤ה אֶת־אֶחָיו֙ בַּצֹּ֔אן וְה֣וּא נַ֗עַר אֶת־בְּנֵ֥י בִלְהָ֛ה וְאֶת־בְּנֵ֥י זִלְפָּ֖ה נְשֵׁ֣י אָבִ֑יו וַיָּבֵ֥א יוֹסֵ֛ף אֶת־דִּבָּתָ֥ם רָעָ֖ה אֶל־אֲבִיהֶֽם׃

    Yaakov’un soyunun öyküsü şöyledir. Yosef on yedi yaşındaydı; kardeşleriyle sürüyü güdüyordu. Gençti; babasının eşleri Bilha ile Zilpa’nın oğullarıyla birlikteydi. Yosef, kardeşleri hakkında kötü haberleri babalarına getiriyordu.

  30. Bereşit 37:14

    Vayomer lo leh na ree et şelom aheha veet şelom hatson vahaşiveni davar vayişlaheu meemek hevron vayavo şehema.

    וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ לֶךְ־נָ֨א רְאֵ֜ה אֶת־שְׁל֤וֹם אַחֶ֙יךָ֙ וְאֶת־שְׁל֣וֹם הַצֹּ֔אן וַהֲשִׁבֵ֖נִי דָּבָ֑ר וַיִּשְׁלָחֵ֙הוּ֙ מֵעֵ֣מֶק חֶבְר֔וֹן וַיָּבֹ֖א שְׁכֶֽמָה׃

    Babası, “Lütfen git; kardeşlerin ve sürü iyi mi, bakıp bana haber getir” dedi. Onu Hevron vadisinden gönderdi. Yosef Şehem’e geldi.

  31. Bereşit 38:2

    Vayar şam yehuda bat iş kenaani uşemo şua vayikaheha vayavo eleha.

    וַיַּרְא־שָׁ֧ם יְהוּדָ֛ה בַּת־אִ֥ישׁ כְּנַעֲנִ֖י וּשְׁמ֣וֹ שׁ֑וּעַ וַיִּקָּחֶ֖הָ וַיָּבֹ֥א אֵלֶֽיהָ׃

    Yehuda orada Şua adında Kenaanlı bir adamın kızını gördü. Onu eş olarak aldı ve onunla birlikte oldu.

  32. Bereşit 38:18

    Vayomer ma haeravon aşer eten lah vatomer hotameha ufetileha umateha aşer beyadeha vayiten lah vayavo eleha vatahar lo.

    וַיֹּ֗אמֶר מָ֣ה הָֽעֵרָבוֹן֮ אֲשֶׁ֣ר אֶתֶּן־לָּךְ֒ וַתֹּ֗אמֶר חֹתָֽמְךָ֙ וּפְתִילֶ֔ךָ וּמַטְּךָ֖ אֲשֶׁ֣ר בְּיָדֶ֑ךָ וַיִּתֶּן־לָּ֛הּ וַיָּבֹ֥א אֵלֶ֖יהָ וַתַּ֥הַר לֽוֹ׃

    Yehuda, “Sana ne rehin vereyim?” diye sordu. Tamar, “Mührünü, kordonunu ve elindeki değneğini” dedi. Yehuda bunları ona verdi ve onunla birlikte oldu. Tamar ondan hamile kaldı.

  33. Bereşit 39:11

    Vayehi kehayom haze vayavo habayta laasot melahto veen iş meanşe habayit şam babayit.

    וַיְהִי֙ כְּהַיּ֣וֹם הַזֶּ֔ה וַיָּבֹ֥א הַבַּ֖יְתָה לַעֲשׂ֣וֹת מְלַאכְתּ֑וֹ וְאֵ֨ין אִ֜ישׁ מֵאַנְשֵׁ֥י הַבַּ֛יִת שָׁ֖ם בַּבָּֽיִת׃

    Bir gün Yosef işini yapmak için eve girdi. Ev halkından kimse içeride değildi.

  34. Bereşit 40:6

    Vayavo alehem yosef baboker vayar otam vehinam zoafim.

    וַיָּבֹ֧א אֲלֵיהֶ֛ם יוֹסֵ֖ף בַּבֹּ֑קֶר וַיַּ֣רְא אֹתָ֔ם וְהִנָּ֖ם זֹעֲפִֽים׃

    Yosef sabah yanlarına geldiğinde onları üzgün gördü.

  35. Bereşit 41:14

    Vayişlah paro vayikra et yosef vayeritsuu min habor vayegalah vayehalef simlotav vayavo el paro.

    וַיִּשְׁלַ֤ח פַּרְעֹה֙ וַיִּקְרָ֣א אֶת־יוֹסֵ֔ף וַיְרִיצֻ֖הוּ מִן־הַבּ֑וֹר וַיְגַלַּח֙ וַיְחַלֵּ֣ף שִׂמְלֹתָ֔יו וַיָּבֹ֖א אֶל־פַּרְעֹֽה׃

    Firavun haber gönderip Yosef’i çağırttı. Onu çukurdan hızla çıkardılar. Yosef tıraş oldu, giysilerini değiştirdi ve Firavun’un yanına geldi.

  36. Bereşit 43:17

    Vayaas haiş kaaşer amar yosef vayave haiş et haanaşim beta yosef.

    וַיַּ֣עַשׂ הָאִ֔ישׁ כַּֽאֲשֶׁ֖ר אָמַ֣ר יוֹסֵ֑ף וַיָּבֵ֥א הָאִ֛ישׁ אֶת־הָאֲנָשִׁ֖ים בֵּ֥יתָה יוֹסֵֽף׃

    Adam Yosef’in söylediğini yaptı; onları Yosef’in evine götürdü.

  37. Bereşit 43:24

    Vayave haiş et haanaşim beta yosef vayiten mayim vayirhatsu raglehem vayiten mispo lahamorehem.

    וַיָּבֵ֥א הָאִ֛ישׁ אֶת־הָאֲנָשִׁ֖ים בֵּ֣יתָה יוֹסֵ֑ף וַיִּתֶּן־מַ֙יִם֙ וַיִּרְחֲצ֣וּ רַגְלֵיהֶ֔ם וַיִּתֵּ֥ן מִסְפּ֖וֹא לַחֲמֹֽרֵיהֶֽם׃

    Adam onları Yosef’in evine aldı. Ayaklarını yıkamaları için su verdi; eşeklerine de yem verdi.

  38. Bereşit 43:26

    Vayavo yosef habayta vayaviu lo et haminha aşer beyadam habayeta vayiştahavu lo aretsa.

    וַיָּבֹ֤א יוֹסֵף֙ הַבַּ֔יְתָה וַיָּבִ֥יאּוּ ל֛וֹ אֶת־הַמִּנְחָ֥ה אֲשֶׁר־בְּיָדָ֖ם הַבָּ֑יְתָה וַיִּשְׁתַּחֲווּ־ל֖וֹ אָֽרְצָה׃

    Yosef eve gelince getirdikleri armağanı içeride ona sundular ve önünde yere kapandılar.

  39. Bereşit 43:30

    Vayemaher yosef ki nihmeru rahamav el ahiv vayevakeş livkot vayavo hahadra vayevk şama.

    וַיְמַהֵ֣ר יוֹסֵ֗ף כִּֽי־נִכְמְר֤וּ רַחֲמָיו֙ אֶל־אָחִ֔יו וַיְבַקֵּ֖שׁ לִבְכּ֑וֹת וַיָּבֹ֥א הַחַ֖דְרָה וַיֵּ֥בְךְּ שָֽׁמָּה׃

    Kardeşine duyduğu sevgiyle yüreği dolan Yosef, ağlayacak gibi olunca aceleyle uzaklaştı. İç odaya girip orada ağladı.

  40. Bereşit 44:14

    Vayavo yehuda veehav beta yosef veu odenu şam vayipelu lefanav aretsa.

    וַיָּבֹ֨א יְהוּדָ֤ה וְאֶחָיו֙ בֵּ֣יתָה יוֹסֵ֔ף וְה֖וּא עוֹדֶ֣נּוּ שָׁ֑ם וַיִּפְּל֥וּ לְפָנָ֖יו אָֽרְצָה׃

    Yehuda ile kardeşleri Yosef’in evine geldiler. Yosef hâlâ oradaydı. Önünde yere kapandılar.

  41. Bereşit 46:1

    Vayisa yisrael vehol aşer lo vayavo beera şava vayizbah zevahim lelohe aviv yitshak.

    וַיִּסַּ֤ע יִשְׂרָאֵל֙ וְכָל־אֲשֶׁר־ל֔וֹ וַיָּבֹ֖א בְּאֵ֣רָה שָּׁ֑בַע וַיִּזְבַּ֣ח זְבָחִ֔ים לֵאלֹהֵ֖י אָבִ֥יו יִצְחָֽק׃

    İsrael, sahip olduğu her şeyle yola çıkıp Beer Şeva’ya geldi. Orada babası Yitshak’ın Tanrısı’na kurbanlar sundu.

  42. Bereşit 47:1

    Vayavo yosef vayaged lefaro vayomer avi veahay vetsonam uvekaram vehol aşer lahem bau meerets kenaan vehinam beerets goşen.

    וַיָּבֹ֣א יוֹסֵף֮ וַיַּגֵּ֣ד לְפַרְעֹה֒ וַיֹּ֗אמֶר אָבִ֨י וְאַחַ֜י וְצֹאנָ֤ם וּבְקָרָם֙ וְכָל־אֲשֶׁ֣ר לָהֶ֔ם בָּ֖אוּ מֵאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וְהִנָּ֖ם בְּאֶ֥רֶץ גֹּֽשֶׁן׃

    Yosef gidip Firavun’a haber verdi: “Babam ve kardeşlerim, davarlarıyla, sığırlarıyla ve sahip oldukları her şeyle Kenaan ülkesinden geldiler. Şimdi Goşen bölgesindeler.”

  43. Bereşit 47:7

    Vayave yosef et yaakov aviv vayaamideu lifne faro vayevareh yaakov et paro.

    וַיָּבֵ֤א יוֹסֵף֙ אֶת־יַֽעֲקֹ֣ב אָבִ֔יו וַיַּֽעֲמִדֵ֖הוּ לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַיְבָ֥רֶךְ יַעֲקֹ֖ב אֶת־פַּרְעֹֽה׃

    Yosef babası Yaakov’u getirip Firavun’un karşısına çıkardı. Yaakov, Firavun’u kutsadı.

  44. Bereşit 47:14

    Vayelaket yosef et kol hakesef hanimtsa veerets mitsrayim uveerets kenaan başever aşer hem şoverim vayave yosef et hakesef beta faro.

    וַיְלַקֵּ֣ט יוֹסֵ֗ף אֶת־כָּל־הַכֶּ֙סֶף֙ הַנִּמְצָ֤א בְאֶֽרֶץ־מִצְרַ֙יִם֙ וּבְאֶ֣רֶץ כְּנַ֔עַן בַּשֶּׁ֖בֶר אֲשֶׁר־הֵ֣ם שֹׁבְרִ֑ים וַיָּבֵ֥א יוֹסֵ֛ף אֶת־הַכֶּ֖סֶף בֵּ֥יתָה פַרְעֹֽה׃

    Yosef, satın alınan tahıl karşılığında Mısır ve Kenaan ülkelerindeki bütün parayı topladı. Bu parayı Firavun’un sarayına getirdi.

  45. Şemot 3:1

    Umoşe haya roe et tson yitro hoteno kohen midyan vayinhag et hatson ahar hamidbar vayavo el har haelohim horeva.

    וּמֹשֶׁ֗ה הָיָ֥ה רֹעֶ֛ה אֶת־צֹ֛אן יִתְר֥וֹ חֹתְנ֖וֹ כֹּהֵ֣ן מִדְיָ֑ן וַיִּנְהַ֤ג אֶת־הַצֹּאן֙ אַחַ֣ר הַמִּדְבָּ֔ר וַיָּבֹ֛א אֶל־הַ֥ר הָאֱלֹהִ֖ים חֹרֵֽבָה׃

    Moşe, Midyan rahibi olan kayınpederi Yitro’nun davarlarını güdüyordu. Sürüyü çölün ötesine götürüp Tanrı’nın dağı Horev’e geldi.

  46. Şemot 4:6

    Vayomer Adonay lo od have na yadeha behekeha vayave yado beheko vayotsiah vehine yado metsoraat kaşaleg.

    וַיֹּאמֶר֩ יְהוָ֨ה ל֜וֹ ע֗וֹד הָֽבֵא־נָ֤א יָֽדְךָ֙ בְּחֵיקֶ֔ךָ וַיָּבֵ֥א יָד֖וֹ בְּחֵיק֑וֹ וַיּ֣וֹצִאָ֔הּ וְהִנֵּ֥ה יָד֖וֹ מְצֹרַ֥עַת כַּשָּֽׁלֶג׃

    Adonay ona ayrıca, “Elini koynuna sok” dedi. Moşe elini koynuna soktu. Çıkardığında eli tsaraatla kar gibi beyaz olmuştu.

  47. Şemot 7:10

    Vayavo moşe veaharon el paro vayaasu hen kaaşer tsiva Adonay vayaşleh aharon et mateu lifne faro velifne avadav vayehi letanin.

    וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֤ה וְאַהֲרֹן֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה וַיַּ֣עַשׂוּ כֵ֔ן כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֣ה יְהוָ֑ה וַיַּשְׁלֵ֨ךְ אַהֲרֹ֜ן אֶת־מַטֵּ֗הוּ לִפְנֵ֥י פַרְעֹ֛ה וְלִפְנֵ֥י עֲבָדָ֖יו וַיְהִ֥י לְתַנִּֽין׃

    Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına geldiler ve Adonay’ın buyurduğu gibi yaptılar. Aaron değneğini Firavun’un ve görevlilerinin önüne attı; değnek bir yılana dönüştü.

  48. Şemot 7:23

    Vayifen paro vayavo el beto velo şat libo gam lazot.

    וַיִּ֣פֶן פַּרְעֹ֔ה וַיָּבֹ֖א אֶל־בֵּית֑וֹ וְלֹא־שָׁ֥ת לִבּ֖וֹ גַּם־לָזֹֽאת׃

    Firavun dönüp evine gitti; bunu da önemsemedi.

  49. Şemot 8:20

    Vayaas Adonay ken vayavo arov kaved beta faro uvet avadav uvehol erets mitsrayim tişahet haarets mipene hearov.

    וַיַּ֤עַשׂ יְהוָה֙ כֵּ֔ן וַיָּבֹא֙ עָרֹ֣ב כָּבֵ֔ד בֵּ֥יתָה פַרְעֹ֖ה וּבֵ֣ית עֲבָדָ֑יו וּבְכָל־אֶ֧רֶץ מִצְרַ֛יִם תִּשָּׁחֵ֥ת הָאָ֖רֶץ מִפְּנֵ֥י הֶעָרֹֽב׃

    Adonay öyle yaptı. Firavun’un ve görevlilerinin evlerine çok sayıda yırtıcı ve zehirli hayvan geldi. Bütün Mısır ülkesi bu hayvanlar yüzünden harap oldu.

  50. Şemot 10:3

    Vayavo moşe veaharon el paro vayomeru elav ko amar Adonay elohe haivrim ad matay meanta leanot mipanay şalah ami veyaavduni.

    וַיָּבֹ֨א מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹן֮ אֶל־פַּרְעֹה֒ וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֗יו כֹּֽה־אָמַ֤ר יְהוָה֙ אֱלֹהֵ֣י הָֽעִבְרִ֔ים עַד־מָתַ֣י מֵאַ֔נְתָּ לֵעָנֹ֖ת מִפָּנָ֑י שַׁלַּ֥ח עַמִּ֖י וְיַֽעַבְדֻֽנִי׃

    Moşe ile Aaron, Firavun’un yanına gelip ona şöyle dediler: “İbranilerin Tanrısı Adonay diyor ki: Önümde boyun eğmeyi daha ne kadar reddedeceksin? Halkımı salıver, bana kulluk etsinler.

Kelimenin yapısı

Dilbilgisel çözümleme

Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.

Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to come in; to go, to arrive; to reach; to enter; to come; to go; to bring; to lead)

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 56 kez

Teknik kodHC/Vqw3ms
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)

to come in; to go, to arrive; to reach; to enter; to come; to go; to bring; to lead)

Dilbilgisel yapı: bağlaç + fiil, Hifil, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil

Bu yapının kullanımı: 18 kez

Teknik kodHC/Vhw3ms
Veri ve yöntem

Kelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.

Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.