İbranice
וַיִּסְע֖וּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַֽיַּחֲנוּ֙ בְּעַֽרְב֣וֹת מוֹאָ֔ב מֵעֵ֖בֶר לְיַרְדֵּ֥ן יְרֵחֽוֹ׃ (ס)
Türkçe çeviri
İsraeloğulları yola çıkıp Yarden’in ötesindeki Moav ovalarında, Yeriho’nun karşısında konakladılar.
İbranice veya Türkçe okunuş metnindeki bir kelimeye tıklayarak Tora’daki kullanımlarını ve doğrulanmış dilbilgisel bağlantılarını inceleyebilirsiniz.
וַיִּסְע֖וּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וַֽיַּחֲנוּ֙ בְּעַֽרְב֣וֹת מוֹאָ֔ב מֵעֵ֖בֶר לְיַרְדֵּ֥ן יְרֵחֽוֹ׃ (ס)
İsraeloğulları yola çıkıp Yarden’in ötesindeki Moav ovalarında, Yeriho’nun karşısında konakladılar.
וַיֹּ֨אמֶר מוֹאָ֜ב אֶל־זִקְנֵ֣י מִדְיָ֗ן עַתָּ֞ה יְלַחֲכ֤וּ הַקָּהָל֙ אֶת־כָּל־סְבִ֣יבֹתֵ֔ינוּ כִּלְחֹ֣ךְ הַשּׁ֔וֹר אֵ֖ת יֶ֣רֶק הַשָּׂדֶ֑ה וּבָלָ֧ק בֶּן־צִפּ֛וֹר מֶ֥לֶךְ לְמוֹאָ֖ב בָּעֵ֥ת הַהִֽוא׃
Vayomer moav el zikne midyan ata yelahahu hakahal et kol sevivotenu kilhoh haşor et yerek hasade uvalak ben tsipor meleh lemoav baet hahi.
Moav, Midyan’ın ileri gelenlerine şöyle dedi: “Şimdi bu topluluk, öküzün tarlanın yeşilliğini yalayıp bitirdiği gibi çevremizdeki her şeyi silip süpürecek.” O sırada Tsippor oğlu Balak, Moav kralıydı.
וַיִּשְׁלַ֨ח מַלְאָכִ֜ים אֶל־בִּלְעָ֣ם בֶּן־בְּע֗וֹר פְּ֠תוֹרָה אֲשֶׁ֧ר עַל־הַנָּהָ֛ר אֶ֥רֶץ בְּנֵי־עַמּ֖וֹ לִקְרֹא־ל֑וֹ לֵאמֹ֗ר הִ֠נֵּה עַ֣ם יָצָ֤א מִמִּצְרַ֙יִם֙ הִנֵּ֤ה כִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְה֥וּא יֹשֵׁ֖ב מִמֻּלִֽי׃
Vayişlah malahim el bilam ben beor petora aşer al hanahar erets bene amo likro lo lemor hine am yatsa mimitsrayim hine hisa et en haarets veu yoşev mimuli.
Beor oğlu Bilam’ı çağırmak için, kendi halkının ülkesindeki nehrin yanında bulunan Petor’a elçiler gönderdi: “Bak, Mısır’dan bir halk çıktı. Yeryüzünü kapladı ve karşımda oturuyor.
וְעַתָּה֩ לְכָה־נָּ֨א אָֽרָה־לִּ֜י אֶת־הָעָ֣ם הַזֶּ֗ה כִּֽי־עָצ֥וּם הוּא֙ מִמֶּ֔נִּי אוּלַ֤י אוּכַל֙ נַכֶּה־בּ֔וֹ וַאֲגָרְשֶׁ֖נּוּ מִן־הָאָ֑רֶץ כִּ֣י יָדַ֗עְתִּי אֵ֤ת אֲשֶׁר־תְּבָרֵךְ֙ מְבֹרָ֔ךְ וַאֲשֶׁ֥ר תָּאֹ֖ר יוּאָֽר׃
Veata leha na ara li et haam haze ki atsum u mimeni ulay uhal nake bo vaagareşenu min haarets ki yadati et aşer tevareh mevorah vaaşer taor yuar.
Şimdi lütfen gel, benim için bu halka lanet et. Çünkü benden güçlüler. Belki onları yenebilir, ülkeden kovabilirim. Çünkü biliyorum ki senin kutsadığın kutsanır, lanet ettiğin lanetlenir.”
וַיֵּ֨לְכ֜וּ זִקְנֵ֤י מוֹאָב֙ וְזִקְנֵ֣י מִדְיָ֔ן וּקְסָמִ֖ים בְּיָדָ֑ם וַיָּבֹ֙אוּ֙ אֶל־בִּלְעָ֔ם וַיְדַבְּר֥וּ אֵלָ֖יו דִּבְרֵ֥י בָלָֽק׃
Vayelehu zikne moav vezikne midyan ukesamim beyadam vayavou el bilam vayedaberu elav divre valak.
Moav’ın ve Midyan’ın ileri gelenleri, yanlarına kehanet ücretini alarak yola çıktılar. Bilam’a gelip Balak’ın sözlerini ilettiler.
וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵיהֶ֗ם לִ֤ינוּ פֹה֙ הַלַּ֔יְלָה וַהֲשִׁבֹתִ֤י אֶתְכֶם֙ דָּבָ֔ר כַּאֲשֶׁ֛ר יְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֵלָ֑י וַיֵּשְׁב֥וּ שָׂרֵֽי־מוֹאָ֖ב עִם־בִּלְעָֽם׃
Vayomer alehem linu fo halayla vahaşivoti ethem davar kaaşer yedaber Adonay elay vayeşevu sare moav im bilam.
Bilam onlara, “Bu gece burada kalın. Adonay’ın bana söyleyeceği söze göre size cevap vereceğim” dedi. Moav’ın önderleri Bilam’ın yanında kaldılar.
הִנֵּ֤ה הָעָם֙ הַיֹּצֵ֣א מִמִּצְרַ֔יִם וַיְכַ֖ס אֶת־עֵ֣ין הָאָ֑רֶץ עַתָּ֗ה לְכָ֤ה קָֽבָה־לִּי֙ אֹת֔וֹ אוּלַ֥י אוּכַ֛ל לְהִלָּ֥חֶם בּ֖וֹ וְגֵרַשְׁתִּֽיו׃
Hine haam hayotse mimitsrayim vayehas et en haarets ata leha kava li oto ulay uhal lehilahem bo vegeraştiv.
‘Bak, Mısır’dan çıkan halk yeryüzünü kapladı. Şimdi gel, benim için onlara lanet et. Belki onlarla savaşıp onları kovabilirim.’”
וַיָּ֤קָם בִּלְעָם֙ בַּבֹּ֔קֶר וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־שָׂרֵ֣י בָלָ֔ק לְכ֖וּ אֶֽל־אַרְצְכֶ֑ם כִּ֚י מֵאֵ֣ן יְהוָ֔ה לְתִתִּ֖י לַהֲלֹ֥ךְ עִמָּכֶֽם׃
Vayakom bilam baboker vayomer el sare valak lehu el artsehem ki meen Adonay letiti lahaloh imahem.
Bilam sabah kalkıp Balak’ın önderlerine, “Ülkenize dönün. Adonay sizinle gitmeme izin vermedi” dedi.
וַיַּ֣עַן בִּלְעָ֗ם וַיֹּ֙אמֶר֙ אֶל־עַבְדֵ֣י בָלָ֔ק אִם־יִתֶּן־לִ֥י בָלָ֛ק מְלֹ֥א בֵית֖וֹ כֶּ֣סֶף וְזָהָ֑ב לֹ֣א אוּכַ֗ל לַעֲבֹר֙ אֶת־פִּי֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהָ֔י לַעֲשׂ֥וֹת קְטַנָּ֖ה א֥וֹ גְדוֹלָֽה׃
Vayaan bilam vayomer el avde valak im yiten li valak melo veto kesef vezahav lo uhal laavor et pi Adonay elohay laasot ketana o gedola.
Bilam, Balak’ın hizmetkârlarına şöyle cevap verdi: “Balak bana evini dolduracak kadar gümüş ve altın verse de küçük ya da büyük bir şey yapmak için Tanrım Adonay’ın buyruğunu aşamam.
וַיָּבֹ֨א אֱלֹהִ֥ים ׀ אֶל־בִּלְעָם֮ לַיְלָה֒ וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ אִם־לִקְרֹ֤א לְךָ֙ בָּ֣אוּ הָאֲנָשִׁ֔ים ק֖וּם לֵ֣ךְ אִתָּ֑ם וְאַ֗ךְ אֶת־הַדָּבָ֛ר אֲשֶׁר־אֲדַבֵּ֥ר אֵלֶ֖יךָ אֹת֥וֹ תַעֲשֶֽׂה׃
Vayavo Elohim el bilam layla vayomer lo im likro leha bau haanaşim kum leh itam veah et hadavar aşer adaber eleha oto taase.
Tanrı gece Bilam’a gelip şöyle dedi: “Bu adamlar seni çağırmaya geldilerse kalk, onlarla git. Ancak yalnızca sana söyleyeceğim şeyi yapacaksın.”
וַיִּֽחַר־אַ֣ף אֱלֹהִים֮ כִּֽי־הוֹלֵ֣ךְ הוּא֒ וַיִּתְיַצֵּ֞ב מַלְאַ֧ךְ יְהוָ֛ה בַּדֶּ֖רֶךְ לְשָׂטָ֣ן ל֑וֹ וְהוּא֙ רֹכֵ֣ב עַל־אֲתֹנ֔וֹ וּשְׁנֵ֥י נְעָרָ֖יו עִמּֽוֹ׃
Vayihar af Elohim ki holeh u vayityatsev malah Adonay badereh lesatan lo veu rohev al atono uşene nearav imo.
Gittiği için Tanrı’nın öfkesi alevlendi. Adonay’ın meleği ona engel olmak üzere yolda durdu. Bilam dişi eşeğine binmişti; iki hizmetkârı da yanındaydı.
וַתֵּ֣רֶא הָאָתוֹן֩ אֶת־מַלְאַ֨ךְ יְהוָ֜ה נִצָּ֣ב בַּדֶּ֗רֶךְ וְחַרְבּ֤וֹ שְׁלוּפָה֙ בְּיָד֔וֹ וַתֵּ֤ט הָֽאָתוֹן֙ מִן־הַדֶּ֔רֶךְ וַתֵּ֖לֶךְ בַּשָּׂדֶ֑ה וַיַּ֤ךְ בִּלְעָם֙ אֶת־הָ֣אָת֔וֹן לְהַטֹּתָ֖הּ הַדָּֽרֶךְ׃
Vatere haaton et malah Adonay nitsav badereh veharbo şelufa beyado vatet haaton min hadereh vateleh basade vayah bilam et haaton lehatotah hadareh.
Dişi eşek, Adonay’ın meleğini elinde çekilmiş kılıcıyla yolda dururken gördü. Yoldan sapıp tarlaya girdi. Bilam onu yola döndürmek için dövdü.
וַתֵּ֨רֶא הָאָת֜וֹן אֶת־מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֗ה וַתִּלָּחֵץ֙ אֶל־הַקִּ֔יר וַתִּלְחַ֛ץ אֶת־רֶ֥גֶל בִּלְעָ֖ם אֶל־הַקִּ֑יר וַיֹּ֖סֶף לְהַכֹּתָֽהּ׃
Vatere haaton et malah Adonay vatilahets el hakir vatilhats et regel bilam el hakir vayosef lehakotah.
Dişi eşek Adonay’ın meleğini görünce duvara sıkıştı ve Bilam’ın ayağını duvara sıkıştırdı. Bilam onu yine dövdü.
וַיּ֥וֹסֶף מַלְאַךְ־יְהוָ֖ה עֲב֑וֹר וַֽיַּעֲמֹד֙ בְּמָק֣וֹם צָ֔ר אֲשֶׁ֛ר אֵֽין־דֶּ֥רֶךְ לִנְט֖וֹת יָמִ֥ין וּשְׂמֹֽאול׃
Adonay’ın meleği bir kez daha ilerleyip sağa ya da sola sapacak yolun bulunmadığı dar bir yerde durdu.
וַתֵּ֤רֶא הָֽאָתוֹן֙ אֶת־מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה וַתִּרְבַּ֖ץ תַּ֣חַת בִּלְעָ֑ם וַיִּֽחַר־אַ֣ף בִּלְעָ֔ם וַיַּ֥ךְ אֶת־הָאָת֖וֹן בַּמַּקֵּֽל׃
Vatere haaton et malah Adonay vatirbats tahat bilam vayihar af bilam vayah et haaton bamakel.
Dişi eşek Adonay’ın meleğini görünce Bilam’ın altında çöktü. Bilam öfkelendi ve eşeği değnekle dövdü.
וַיִּפְתַּ֥ח יְהוָ֖ה אֶת־פִּ֣י הָאָת֑וֹן וַתֹּ֤אמֶר לְבִלְעָם֙ מֶה־עָשִׂ֣יתִֽי לְךָ֔ כִּ֣י הִכִּיתַ֔נִי זֶ֖ה שָׁלֹ֥שׁ רְגָלִֽים׃
Vayiftah Adonay et pi haaton vatomer levilam me asiti leha ki hikitani ze şaloş regalim.
Adonay dişi eşeğin ağzını açtı. Eşek Bilam’a, “Sana ne yaptım da beni üç kez dövdün?” dedi.
וַיֹּ֤אמֶר בִּלְעָם֙ לָֽאָת֔וֹן כִּ֥י הִתְעַלַּ֖לְתְּ בִּ֑י ל֤וּ יֶשׁ־חֶ֙רֶב֙ בְּיָדִ֔י כִּ֥י עַתָּ֖ה הֲרַגְתִּֽיךְ׃
Bilam dişi eşeğe, “Çünkü benimle alay ettin! Elimde bir kılıç olsaydı şimdi seni öldürürdüm!” dedi.
וַתֹּ֨אמֶר הָאָת֜וֹן אֶל־בִּלְעָ֗ם הֲלוֹא֩ אָנֹכִ֨י אֲתֹֽנְךָ֜ אֲשֶׁר־רָכַ֣בְתָּ עָלַ֗י מֵעֽוֹדְךָ֙ עַד־הַיּ֣וֹם הַזֶּ֔ה הַֽהַסְכֵּ֣ן הִסְכַּ֔נְתִּי לַעֲשׂ֥וֹת לְךָ֖ כֹּ֑ה וַיֹּ֖אמֶר לֹֽא׃
Vatomer haaton el bilam halo anohi atoneha aşer rahavta alay meodeha ad hayom haze hahasken hiskanti laasot leha ko vayomer lo.
Dişi eşek Bilam’a, “Ben, eskiden beri bugüne kadar bindiğin eşeğin değil miyim? Sana böyle davranmayı alışkanlık edindim mi?” diye sordu. Bilam “Hayır” dedi.
וַיְגַ֣ל יְהוָה֮ אֶת־עֵינֵ֣י בִלְעָם֒ וַיַּ֞רְא אֶת־מַלְאַ֤ךְ יְהוָה֙ נִצָּ֣ב בַּדֶּ֔רֶךְ וְחַרְבּ֥וֹ שְׁלֻפָ֖ה בְּיָד֑וֹ וַיִּקֹּ֥ד וַיִּשְׁתַּ֖חוּ לְאַפָּֽיו׃
Vayegal Adonay et ene vilam vayar et malah Adonay nitsav badereh veharbo şelufa beyado vayikod vayiştahu leapav.
Adonay Bilam’ın gözlerini açtı. Bilam, Adonay’ın meleğini elinde çekilmiş kılıcıyla yolda dururken gördü; eğilip yüzüstü yere kapandı.
וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ מַלְאַ֣ךְ יְהוָ֔ה עַל־מָ֗ה הִכִּ֙יתָ֙ אֶת־אֲתֹ֣נְךָ֔ זֶ֖ה שָׁל֣וֹשׁ רְגָלִ֑ים הִנֵּ֤ה אָנֹכִי֙ יָצָ֣אתִי לְשָׂטָ֔ן כִּֽי־יָרַ֥ט הַדֶּ֖רֶךְ לְנֶגְדִּֽי׃
Vayomer elav malah Adonay al ma hikita et atoneha ze şaloş regalim hine anohi yatsati lesatan ki yarat hadereh lenegdi.
Adonay’ın meleği ona şöyle dedi: “Dişi eşeğini neden üç kez dövdün? Ben sana engel olmaya çıktım, çünkü gittiğin yol gözümde yanlıştır.
וַתִּרְאַ֙נִי֙ הָֽאָת֔וֹן וַתֵּ֣ט לְפָנַ֔י זֶ֖ה שָׁלֹ֣שׁ רְגָלִ֑ים אוּלַי֙ נָטְתָ֣ה מִפָּנַ֔י כִּ֥י עַתָּ֛ה גַּם־אֹתְכָ֥ה הָרַ֖גְתִּי וְאוֹתָ֥הּ הֶחֱיֵֽיתִי׃
Vatirani haaton vatet lefanay ze şaloş regalim ulay nateta mipanay ki ata gam oteha haragti veotah heheyeti.
Eşek beni gördü ve üç kez önümden saptı. Önümden sapmasaydı şimdi seni öldürmüş, onu ise sağ bırakmış olurdum.”
וַיֹּ֨אמֶר בִּלְעָ֜ם אֶל־מַלְאַ֤ךְ יְהוָה֙ חָטָ֔אתִי כִּ֚י לֹ֣א יָדַ֔עְתִּי כִּ֥י אַתָּ֛ה נִצָּ֥ב לִקְרָאתִ֖י בַּדָּ֑רֶךְ וְעַתָּ֛ה אִם־רַ֥ע בְּעֵינֶ֖יךָ אָשׁ֥וּבָה לִּֽי׃
Vayomer bilam el malah Adonay hatati ki lo yadati ki ata nitsav likrati badareh veata im ra beeneha aşuva li.
Bilam, Adonay’ın meleğine şöyle dedi: “Günah işledim. Çünkü yolda karşıma dikildiğini bilmiyordum. Şimdi bu senin gözünde kötüyse geri döneyim.”
וַיֹּאמֶר֩ מַלְאַ֨ךְ יְהוָ֜ה אֶל־בִּלְעָ֗ם לֵ֚ךְ עִם־הָ֣אֲנָשִׁ֔ים וְאֶ֗פֶס אֶת־הַדָּבָ֛ר אֲשֶׁר־אֲדַבֵּ֥ר אֵלֶ֖יךָ אֹת֣וֹ תְדַבֵּ֑ר וַיֵּ֥לֶךְ בִּלְעָ֖ם עִם־שָׂרֵ֥י בָלָֽק׃
Vayomer malah Adonay el bilam leh im haanaşim veefes et hadavar aşer adaber eleha oto tedaber vayeleh bilam im sare valak.
Adonay’ın meleği Bilam’a, “Adamlarla git; ama yalnızca sana söyleyeceğim sözü söyleyeceksin” dedi. Bilam, Balak’ın önderleriyle gitti.
וַיִּשְׁמַ֥ע בָּלָ֖ק כִּ֣י בָ֣א בִלְעָ֑ם וַיֵּצֵ֨א לִקְרָאת֜וֹ אֶל־עִ֣יר מוֹאָ֗ב אֲשֶׁר֙ עַל־גְּב֣וּל אַרְנֹ֔ן אֲשֶׁ֖ר בִּקְצֵ֥ה הַגְּבֽוּל׃
Vayişma balak ki va vilam vayetse likrato el ir moav aşer al gevul arnon aşer biktse hagevul.
Balak, Bilam’ın geldiğini duyunca sınırın ucundaki Arnon sınırında bulunan Moav şehrine, onu karşılamaya çıktı.
וַיֹּ֨אמֶר בָּלָ֜ק אֶל־בִּלְעָ֗ם הֲלֹא֩ שָׁלֹ֨חַ שָׁלַ֤חְתִּי אֵלֶ֙יךָ֙ לִקְרֹא־לָ֔ךְ לָ֥מָּה לֹא־הָלַ֖כְתָּ אֵלָ֑י הַֽאֻמְנָ֔ם לֹ֥א אוּכַ֖ל כַּבְּדֶֽךָ׃
Vayomer balak el bilam halo şaloah şalahti eleha likro lah lama lo halahta elay haumnam lo uhal kabedeha.
Balak Bilam’a şöyle dedi: “Seni çağırmak için tekrar tekrar haber göndermedim mi? Neden bana gelmedin? Gerçekten seni onurlandıramayacağımı mı düşündün?”
וַיֹּ֨אמֶר בִּלְעָ֜ם אֶל־בָּלָ֗ק הִֽנֵּה־בָ֙אתִי֙ אֵלֶ֔יךָ עַתָּ֕ה הֲיָכ֥וֹל אוּכַ֖ל דַּבֵּ֣ר מְא֑וּמָה הַדָּבָ֗ר אֲשֶׁ֨ר יָשִׂ֧ים אֱלֹהִ֛ים בְּפִ֖י אֹת֥וֹ אֲדַבֵּֽר׃
Vayomer bilam el balak hine vati eleha ata hayahol uhal daber meuma hadavar aşer yasim Elohim befi oto adaber.
Bilam Balak’a şöyle dedi: “İşte sana geldim. Ama şimdi kendi başıma bir şey söyleyebilir miyim? Yalnızca Tanrı’nın ağzıma koyacağı sözü söyleyeceğim.”
Balak sığır ve davar kesti; Bilam’a ve yanındaki önderlere de gönderdi.
İbranice: Sefaria, Tanach with Ta’amei Hamikra. Lisans: Public Domain. Tanach.us.