İbranice biçim יְדַבֵּ֣ר
Lemma דָבַר
Kök — שורש (şoreş, kök) דבר
Türkçe anlam: konuşmak, söylemek, söz etmek, anlatmak; birlikte konuşmak
Biçim: fiil, Piel, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 14 kullanım
Teknik kod
HVpi3msTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 16 kez, 16 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim יְדַבֵּ֣ר
Lemma דָבַר
Kök — שורש (şoreş, kök) דבר
Türkçe anlam: konuşmak, söylemek, söz etmek, anlatmak; birlikte konuşmak
Biçim: fiil, Piel, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 14 kullanım
HVpi3msİbranice biçim יְדַבֶּר
Lemma דָבַר
Kök — שורש (şoreş, kök) דבר
Türkçe anlam: konuşmak, söylemek, söz etmek, anlatmak; birlikte konuşmak
Biçim: fiil, Piel, jussif, 3. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 2 kullanım
HVpj3msOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayomeru elav lama yedaber adoni kadevarim haele halila laavadeha measot kadavar haze.
וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֔יו לָ֚מָּה יְדַבֵּ֣ר אֲדֹנִ֔י כַּדְּבָרִ֖ים הָאֵ֑לֶּה חָלִ֙ילָה֙ לַעֲבָדֶ֔יךָ מֵעֲשׂ֖וֹת כַּדָּבָ֥ר הַזֶּֽה׃
Ona, “Efendimiz neden böyle konuşuyor?” dediler. “Biz kullarının böyle bir şey yapması düşünülemez!
Vayigaş elav yehuda vayomer bi adoni yedaber na avdeha davar beozne adoni veal yihar apeha beavdeha ki hamoha kefaro.
וַיִּגַּ֨שׁ אֵלָ֜יו יְהוּדָ֗ה וַיֹּאמֶר֮ בִּ֣י אֲדֹנִי֒ יְדַבֶּר־נָ֨א עַבְדְּךָ֤ דָבָר֙ בְּאָזְנֵ֣י אֲדֹנִ֔י וְאַל־יִ֥חַר אַפְּךָ֖ בְּעַבְדֶּ֑ךָ כִּ֥י כָמ֖וֹךָ כְּפַרְעֹֽה׃
Yehuda ona yaklaşıp, “Efendim, lütfen kulunun sana bir söz söylemesine izin ver” dedi. “Kuluna öfkelenme; çünkü sen benim için Firavun gibisin.
Vayihar af Adonay bemoşe vayomer halo aharon ahiha halevi yadati ki daber yedaber u vegam hine u yotse likrateha veraaha vesamah belibo.
וַיִּֽחַר־אַ֨ף יְהוָ֜ה בְּמֹשֶׁ֗ה וַיֹּ֙אמֶר֙ הֲלֹ֨א אַהֲרֹ֤ן אָחִ֙יךָ֙ הַלֵּוִ֔י יָדַ֕עְתִּי כִּֽי־דַבֵּ֥ר יְדַבֵּ֖ר ה֑וּא וְגַ֤ם הִנֵּה־הוּא֙ יֹצֵ֣א לִקְרָאתֶ֔ךָ וְרָאֲךָ֖ וְשָׂמַ֥ח בְּלִבּֽוֹ׃
Adonay, Moşe’ye öfkelendi. “Levili kardeşin Aaron yok mu?” dedi. “Onun iyi konuştuğunu biliyorum. İşte, seni karşılamaya çıkıyor. Seni görünce yürekten sevinecek.
Ata tedaber et kol aşer atsaveka veaharon ahiha yedaber el paro veşilah et bene yisrael meartso.
אַתָּ֣ה תְדַבֵּ֔ר אֵ֖ת כָּל־אֲשֶׁ֣ר אֲצַוֶּ֑ךָּ וְאַהֲרֹ֤ן אָחִ֙יךָ֙ יְדַבֵּ֣ר אֶל־פַּרְעֹ֔ה וְשִׁלַּ֥ח אֶת־בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מֵאַרְצֽוֹ׃
Sen sana buyurduğum her şeyi söyleyeceksin. Kardeşin Aaron da Firavun’la konuşacak; İsrael oğullarını ülkesinden salıversin.
Ki yedaber alehem paro lemor tenu lahem mofet veamarta el aharon kah et mateha vehaşleh lifne faro yehi letanin.
כִּי֩ יְדַבֵּ֨ר אֲלֵכֶ֤ם פַּרְעֹה֙ לֵאמֹ֔ר תְּנ֥וּ לָכֶ֖ם מוֹפֵ֑ת וְאָמַרְתָּ֣ אֶֽל־אַהֲרֹ֗ן קַ֧ח אֶֽת־מַטְּךָ֛ וְהַשְׁלֵ֥ךְ לִפְנֵֽי־פַרְעֹ֖ה יְהִ֥י לְתַנִּֽין׃
“Firavun size, ‘Kendinizi kanıtlayacak olağanüstü bir iş gösterin’ derse, Aaron’a şöyle söyle: ‘Değneğini alıp Firavun’un önüne at.’ Değnek bir yılana dönüşecek.”
Vayehi kol haşofar holeh vehazek meod moşe yedaber vehaelohim yaanenu vekol.
וַיְהִי֙ ק֣וֹל הַשּׁוֹפָ֔ר הוֹלֵ֖ךְ וְחָזֵ֣ק מְאֹ֑ד מֹשֶׁ֣ה יְדַבֵּ֔ר וְהָאֱלֹהִ֖ים יַעֲנֶ֥נּוּ בְקֽוֹל׃
Şofar sesi giderek güçleniyordu. Moşe konuşuyor, Tanrı ona sesle karşılık veriyordu.
Vayomeru el moşe daber ata imanu venişmaa veal yedaber imanu Elohim pen namut.
וַיֹּֽאמְרוּ֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה דַּבֵּר־אַתָּ֥ה עִמָּ֖נוּ וְנִשְׁמָ֑עָה וְאַל־יְדַבֵּ֥ר עִמָּ֛נוּ אֱלֹהִ֖ים פֶּן־נָמֽוּת׃
Moşe’ye, “Bizimle sen konuş, dinleyelim” dediler. “Tanrı bizimle konuşmasın; yoksa ölürüz.”
Vediber Adonay el moşe panim el panim kaaşer yedaber iş el reeu veşav el hamahane umeşareto yehoşua bin nun naar lo yamiş mitoh haohel.
וְדִבֶּ֨ר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ פָּנִ֣ים אֶל־פָּנִ֔ים כַּאֲשֶׁ֛ר יְדַבֵּ֥ר אִ֖ישׁ אֶל־רֵעֵ֑הוּ וְשָׁב֙ אֶל־הַֽמַּחֲנֶ֔ה וּמְשָׁ֨רְת֜וֹ יְהוֹשֻׁ֤עַ בִּן־נוּן֙ נַ֔עַר לֹ֥א יָמִ֖ישׁ מִתּ֥וֹךְ הָאֹֽהֶל׃ (ס)
Adonay Moşe’yle, bir insanın arkadaşıyla konuştuğu gibi yüz yüze konuşurdu. Sonra Moşe ordugâha dönerdi. Genç yardımcısı Nun oğlu Yeoşua ise çadırın içinden ayrılmazdı.
Vayomer alehem linu fo halayla vahaşivoti ethem davar kaaşer yedaber Adonay elay vayeşevu sare moav im bilam.
וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵיהֶ֗ם לִ֤ינוּ פֹה֙ הַלַּ֔יְלָה וַהֲשִׁבֹתִ֤י אֶתְכֶם֙ דָּבָ֔ר כַּאֲשֶׁ֛ר יְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֵלָ֑י וַיֵּשְׁב֥וּ שָׂרֵֽי־מוֹאָ֖ב עִם־בִּלְעָֽם׃
Bilam onlara, “Bu gece burada kalın. Adonay’ın bana söyleyeceği söze göre size cevap vereceğim” dedi. Moav’ın önderleri Bilam’ın yanında kaldılar.
Vayaan bilam vayomer el balak halo dibarti eleha lemor kol aşer yedaber Adonay oto eese.
וַיַּ֣עַן בִּלְעָ֔ם וַיֹּ֖אמֶר אֶל־בָּלָ֑ק הֲלֹ֗א דִּבַּ֤רְתִּי אֵלֶ֙יךָ֙ לֵאמֹ֔ר כֹּ֛ל אֲשֶׁר־יְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֹת֥וֹ אֶֽעֱשֶֽׂה׃
Bilam Balak’a şöyle cevap verdi: “Adonay ne söylerse onu yapacağımı sana söylemedim mi?”
İm yiten li valak melo veto kesef vezahav lo uhal laavor et pi Adonay laasot tova o raa milibi aşer yedaber Adonay oto adaber.
אִם־יִתֶּן־לִ֨י בָלָ֜ק מְלֹ֣א בֵיתוֹ֮ כֶּ֣סֶף וְזָהָב֒ לֹ֣א אוּכַ֗ל לַעֲבֹר֙ אֶת־פִּ֣י יְהוָ֔ה לַעֲשׂ֥וֹת טוֹבָ֛ה א֥וֹ רָעָ֖ה מִלִּבִּ֑י אֲשֶׁר־יְדַבֵּ֥ר יְהוָ֖ה אֹת֥וֹ אֲדַבֵּֽר׃
‘Balak bana evini dolduracak kadar gümüş ve altın verse de kendi isteğimle iyi ya da kötü bir şey yapmak için Adonay’ın buyruğunu aşamam. Adonay ne söylerse onu söyleyeceğim.’
Vatomeru hen heranu Adonay elohenu et kevodo veet godlo veet kolo şamanu mitoh haeş hayom haze rainu ki yedaber Elohim et haadam vahay.
וַתֹּאמְר֗וּ הֵ֣ן הֶרְאָ֜נוּ יְהוָ֤ה אֱלֹהֵ֙ינוּ֙ אֶת־כְּבֹד֣וֹ וְאֶת־גָּדְל֔וֹ וְאֶת־קֹל֥וֹ שָׁמַ֖עְנוּ מִתּ֣וֹךְ הָאֵ֑שׁ הַיּ֤וֹם הַזֶּה֙ רָאִ֔ינוּ כִּֽי־יְדַבֵּ֧ר אֱלֹהִ֛ים אֶת־הָֽאָדָ֖ם וָחָֽי׃
Şöyle dediniz: ‘İşte Tanrımız Adonay bize görkemini ve büyüklüğünü gösterdi; sesini ateşin içinden duyduk. Bugün, Tanrı’nın insanla konuşup insanın yaşayabildiğini gördük.
Kerav ata uşama et kol aşer yomar Adonay elohenu veat tedaber elenu et kol aşer yedaber Adonay elohenu eleha veşamanu veasinu.
קְרַ֤ב אַתָּה֙ וּֽשֲׁמָ֔ע אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר יֹאמַ֖ר יְהוָ֣ה אֱלֹהֵ֑ינוּ וְאַ֣תְּ ׀ תְּדַבֵּ֣ר אֵלֵ֗ינוּ אֵת֩ כָּל־אֲשֶׁ֨ר יְדַבֵּ֜ר יְהוָ֧ה אֱלֹהֵ֛ינוּ אֵלֶ֖יךָ וְשָׁמַ֥עְנוּ וְעָשִֽׂינוּ׃
Sen yaklaş ve Tanrımız Adonay’ın söyleyeceği her şeyi dinle. Tanrımız Adonay’ın sana söyleyeceği her şeyi bize sen anlat. Biz dinleyip yapacağız.’
Vehaya haiş aşer lo yişma el devaray aşer yedaber bişmi anohi edroş meimo.
וְהָיָ֗ה הָאִישׁ֙ אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־יִשְׁמַע֙ אֶל־דְּבָרַ֔י אֲשֶׁ֥ר יְדַבֵּ֖ר בִּשְׁמִ֑י אָנֹכִ֖י אֶדְרֹ֥שׁ מֵעִמּֽוֹ׃
Benim Adımla söyleyeceği sözlerimi dinlemeyen kişiden hesabını Ben soracağım.
Ah hanavi aşer yazid ledaber davar bişmi et aşer lo tsivitiv ledaber vaaşer yedaber beşem Elohim aherim umet hanavi hau.
אַ֣ךְ הַנָּבִ֡יא אֲשֶׁ֣ר יָזִיד֩ לְדַבֵּ֨ר דָּבָ֜ר בִּשְׁמִ֗י אֵ֣ת אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־צִוִּיתִיו֙ לְדַבֵּ֔ר וַאֲשֶׁ֣ר יְדַבֵּ֔ר בְּשֵׁ֖ם אֱלֹהִ֣ים אֲחֵרִ֑ים וּמֵ֖ת הַנָּבִ֥יא הַהֽוּא׃
Ancak kendisine buyurmadığım bir sözü Benim Adımla söylemeye kalkışan ya da başka tanrılar adına konuşan peygamber ölecek.'
Aşer yedaber hanavi beşem Adonay velo yihye hadavar velo yavo u hadavar aşer lo dibero Adonay bezadon dibero hanavi lo tagur mimenu.
אֲשֶׁר֩ יְדַבֵּ֨ר הַנָּבִ֜יא בְּשֵׁ֣ם יְהוָ֗ה וְלֹֽא־יִהְיֶ֤ה הַדָּבָר֙ וְלֹ֣א יָב֔וֹא ה֣וּא הַדָּבָ֔ר אֲשֶׁ֥ר לֹא־דִבְּר֖וֹ יְהוָ֑ה בְּזָדוֹן֙ דִּבְּר֣וֹ הַנָּבִ֔יא לֹ֥א תָג֖וּר מִמֶּֽנּוּ׃ (ס)
Peygamber Adonay'ın Adıyla konuşur da söylediği şey gerçekleşmez, yerine gelmezse, o söz Adonay'ın söylemediği sözdür. Peygamber onu küstahça söylemiştir; ondan korkma.