İçeriğe geç

TORA’DA TEMEL KELİME

יָלַךְ

gitmek, yürümek, hareket etmek; gelmek; dolaşmak; götürmek, getirmek, yönlendirmek; davranmak; yaşamak veya sürmek; ayrılmak, geçip gitmek; bağlama göre cinsel ilişkiye gitmek

Bu temel kelime (lemma) Tora’da 229 kez, 209 farklı ayette görülür.

Kök
הלך

Kitaplara göre dağılım

  • Bereşit88 kullanım82 ayet
  • Şemot61 kullanım53 ayet
  • Vayikra8 kullanım8 ayet
  • Bamidbar34 kullanım28 ayet
  • Devarim38 kullanım38 ayet

Geçtiği ayetler

  1. Bereşit 28:9

    Vayeleh esav el yişmael vayikah et mahalat bat yişmael ben avraham ahot nevayot al naşav lo leişa.

    וַיֵּ֥לֶךְ עֵשָׂ֖ו אֶל־יִשְׁמָעֵ֑אל וַיִּקַּ֡ח אֶֽת־מָחֲלַ֣ת ׀ בַּת־יִשְׁמָעֵ֨אל בֶּן־אַבְרָהָ֜ם אֲח֧וֹת נְבָי֛וֹת עַל־נָשָׁ֖יו ל֥וֹ לְאִשָּֽׁה׃ (ס)

    Yişmael’in yanına gitti ve mevcut eşlerine ek olarak, Avraam’ın oğlu Yişmael’in kızı, Nevayot’un kız kardeşi Mahalat’ı eş aldı.

  2. Bereşit 28:10

    Vayetse yaakov mibeer şava vayeleh harana.

    וַיֵּצֵ֥א יַעֲקֹ֖ב מִבְּאֵ֣ר שָׁ֑בַע וַיֵּ֖לֶךְ חָרָֽנָה׃

    Yaakov Beer-Şeva’dan ayrılıp Haran’a doğru yola çıktı.

  3. Bereşit 28:15

    Vehine anohi imah uşemartiha behol aşer teleh vahaşivotiha el haadama hazot ki lo eezaveha ad aşer im asiti et aşer dibarti lah.

    וְהִנֵּ֨ה אָנֹכִ֜י עִמָּ֗ךְ וּשְׁמַרְתִּ֙יךָ֙ בְּכֹ֣ל אֲשֶׁר־תֵּלֵ֔ךְ וַהֲשִׁ֣בֹתִ֔יךָ אֶל־הָאֲדָמָ֖ה הַזֹּ֑את כִּ֚י לֹ֣א אֶֽעֱזָבְךָ֔ עַ֚ד אֲשֶׁ֣ר אִם־עָשִׂ֔יתִי אֵ֥ת אֲשֶׁר־דִּבַּ֖רְתִּי לָֽךְ׃

    İşte, ben seninleyim. Gittiğin her yerde seni koruyacak ve bu toprağa geri getireceğim. Sana söylediklerimi yerine getirinceye kadar seni bırakmayacağım.”

  4. Bereşit 29:1

    Vayisa yaakov raglav vayeleh artsa vene kedem.

    וַיִּשָּׂ֥א יַעֲקֹ֖ב רַגְלָ֑יו וַיֵּ֖לֶךְ אַ֥רְצָה בְנֵי־קֶֽדֶם׃

    Yaakov yeniden yola koyulup doğu halklarının ülkesine gitti.

  5. Bereşit 29:7

    Vayomer hen od hayom gadol lo et heasef hamikne haşku hatson ulehu reu.

    וַיֹּ֗אמֶר הֵ֥ן עוֹד֙ הַיּ֣וֹם גָּד֔וֹל לֹא־עֵ֖ת הֵאָסֵ֣ף הַמִּקְנֶ֑ה הַשְׁק֥וּ הַצֹּ֖אן וּלְכ֥וּ רְעֽוּ׃

    Yaakov, “Günün bitmesine daha çok var” dedi. “Hayvanları toplama zamanı değil. Sürüyü sulayın, gidip otlatın.”

  6. Bereşit 30:14

    Vayeleh reuven bime ketsir hitim vayimtsa dudaim basade vayave otam el lea imo vatomer rahel el lea teni na li midudae beneh.

    וַיֵּ֨לֶךְ רְאוּבֵ֜ן בִּימֵ֣י קְצִיר־חִטִּ֗ים וַיִּמְצָ֤א דֽוּדָאִים֙ בַּשָּׂדֶ֔ה וַיָּבֵ֣א אֹתָ֔ם אֶל־לֵאָ֖ה אִמּ֑וֹ וַתֹּ֤אמֶר רָחֵל֙ אֶל־לֵאָ֔ה תְּנִי־נָ֣א לִ֔י מִדּוּדָאֵ֖י בְּנֵֽךְ׃

    Buğday hasadı günlerinde Reuven kıra çıktı, adamotları bulup annesi Lea’ya getirdi. Rahel, Lea’ya, “Oğlunun adamotlarından bana da verir misin?” dedi.

  7. Bereşit 30:25

    Vayehi kaaşer yaleda rahel et yosef vayomer yaakov el lavan şaleheni veeleha el mekomi uleartsi.

    וַיְהִ֕י כַּאֲשֶׁ֛ר יָלְדָ֥ה רָחֵ֖ל אֶת־יוֹסֵ֑ף וַיֹּ֤אמֶר יַעֲקֹב֙ אֶל־לָבָ֔ן שַׁלְּחֵ֙נִי֙ וְאֵ֣לְכָ֔ה אֶל־מְקוֹמִ֖י וּלְאַרְצִֽי׃

    Rahel, Yosef’i doğurduktan sonra Yaakov, Lavan’a, “Beni gönder de kendi yerime, ülkeme gideyim” dedi.

  8. Bereşit 30:26

    Tena et naşay veet yeladay aşer avadti oteha bahen veeleha ki ata yadata et avodati aşer avadtiha.

    תְּנָ֞ה אֶת־נָשַׁ֣י וְאֶת־יְלָדַ֗י אֲשֶׁ֨ר עָבַ֧דְתִּי אֹֽתְךָ֛ בָּהֵ֖ן וְאֵלֵ֑כָה כִּ֚י אַתָּ֣ה יָדַ֔עְתָּ אֶת־עֲבֹדָתִ֖י אֲשֶׁ֥ר עֲבַדְתִּֽיךָ׃

    “Uğurlarına sana hizmet ettiğim eşlerimi ve çocuklarımı ver de gideyim. Sana nasıl hizmet ettiğimi biliyorsun.”

  9. Bereşit 31:44

    Veata leha nihreta verit ani vaata vehaya leed beni uveneha.

    וְעַתָּ֗ה לְכָ֛ה נִכְרְתָ֥ה בְרִ֖ית אֲנִ֣י וָאָ֑תָּה וְהָיָ֥ה לְעֵ֖ד בֵּינִ֥י וּבֵינֶֽךָ׃

    Şimdi gel, seninle bir antlaşma yapalım; aramızda tanık olsun.”

  10. Bereşit 32:1

    Vayaşkem lavan baboker vayenaşek levanav velivnotav vayevareh ethem vayeleh vayaşov lavan limkomo.

    וַיַּשְׁכֵּ֨ם לָבָ֜ן בַּבֹּ֗קֶר וַיְנַשֵּׁ֧ק לְבָנָ֛יו וְלִבְנוֹתָ֖יו וַיְבָ֣רֶךְ אֶתְהֶ֑ם וַיֵּ֛לֶךְ וַיָּ֥שָׁב לָבָ֖ן לִמְקֹמֽוֹ׃

    Lavan sabah erkenden kalkıp torunlarını ve kızlarını öptü, onları kutsadı. Sonra yola çıkıp kendi yerine döndü.

  11. Bereşit 32:18

    Vayetsav et harişon lemor ki yifegaşeha esav ahi vişeleha lemor lemi ata veana teleh ulemi ele lefaneha.

    וַיְצַ֥ו אֶת־הָרִאשׁ֖וֹן לֵאמֹ֑ר כִּ֣י יִֽפְגָּשְׁךָ֞ עֵשָׂ֣ו אָחִ֗י וִשְׁאֵֽלְךָ֙ לֵאמֹ֔ר לְמִי־אַ֙תָּה֙ וְאָ֣נָה תֵלֵ֔ךְ וּלְמִ֖י אֵ֥לֶּה לְפָנֶֽיךָ׃

    İlk hizmetkâra şöyle buyurdu: “Kardeşim Esav seninle karşılaşıp, ‘Kimin adamısın? Nereye gidiyorsun? Önündeki hayvanlar kimin?’ diye sorarsa,

  12. Bereşit 33:12

    Bu ayette 2 eşleşme

    Vayomer nisa veneleha veeleha lenegdeha.

    וַיֹּ֖אמֶר נִסְעָ֣ה וְנֵלֵ֑כָה וְאֵלְכָ֖ה לְנֶגְדֶּֽךָ׃

    Esav, “Yola koyulup gidelim; sana eşlik edeyim” dedi.

  13. Bereşit 35:22

    Vayehi bişkon yisrael baarets hahi vayeleh reuven vayişkav et bilha pilegeş aviv vayişma yisrael vayiheyu vene yaakov şenem asar.

    וַיְהִ֗י בִּשְׁכֹּ֤ן יִשְׂרָאֵל֙ בָּאָ֣רֶץ הַהִ֔וא וַיֵּ֣לֶךְ רְאוּבֵ֔ן וַיִּשְׁכַּ֕ב֙ אֶת־בִּלְהָ֖ה֙ פִּילֶ֣גֶשׁ אָבִ֑֔יו וַיִּשְׁמַ֖ע יִשְׂרָאֵֽ֑ל (פ) וַיִּֽהְי֥וּ בְנֵֽי־יַעֲקֹ֖ב שְׁנֵ֥ים עָשָֽׂר׃

    İsrael o ülkede yaşarken Reuven gidip babasının cariyesi Bilha ile yattı. İsrael bunu duydu. Yaakov’un on iki oğlu vardı.

  14. Bereşit 36:6

    Vayikah esav et naşav veet banav veet benotav veet kol nafşot beto veet mikneu veet kol behemto veet kol kinyano aşer rahaş beerets kenaan vayeleh el erets mipene yaakov ahiv.

    וַיִּקַּ֣ח עֵשָׂ֡ו אֶת־נָ֠שָׁיו וְאֶת־בָּנָ֣יו וְאֶת־בְּנֹתָיו֮ וְאֶת־כָּל־נַפְשׁ֣וֹת בֵּיתוֹ֒ וְאֶת־מִקְנֵ֣הוּ וְאֶת־כָּל־בְּהֶמְתּ֗וֹ וְאֵת֙ כָּל־קִנְיָנ֔וֹ אֲשֶׁ֥ר רָכַ֖שׁ בְּאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וַיֵּ֣לֶךְ אֶל־אֶ֔רֶץ מִפְּנֵ֖י יַעֲקֹ֥ב אָחִֽיו׃

    Esav eşlerini, oğullarını, kızlarını, evindeki bütün insanları, sürülerini, bütün hayvanlarını ve Kenaan ülkesinde edindiği bütün malları aldı. Kardeşi Yaakov’dan ayrılıp başka bir ülkeye gitti.

  15. Bereşit 37:12

    Vayelehu ehav lirot et tson avihem bişhem.

    וַיֵּלְכ֖וּ אֶחָ֑יו לִרְע֛וֹת אֶׄתׄ־צֹ֥אן אֲבִיהֶ֖ם בִּשְׁכֶֽם׃

    Kardeşleri babalarının sürüsünü otlatmak için Şehem’e gittiler.

  16. Bereşit 37:13

    Vayomer yisrael el yosef halo aheha roim bişhem leha veeşlahaha alehem vayomer lo hineni.

    וַיֹּ֨אמֶר יִשְׂרָאֵ֜ל אֶל־יוֹסֵ֗ף הֲל֤וֹא אַחֶ֙יךָ֙ רֹעִ֣ים בִּשְׁכֶ֔ם לְכָ֖ה וְאֶשְׁלָחֲךָ֣ אֲלֵיהֶ֑ם וַיֹּ֥אמֶר ל֖וֹ הִנֵּֽנִי׃

    İsrael, Yosef’e, “Kardeşlerin Şehem’de sürüyü otlatıyorlar, değil mi?” dedi. “Gel, seni onların yanına göndereyim.” Yosef, “Hazırım” diye cevap verdi.

  17. Bereşit 37:14

    Vayomer lo leh na ree et şelom aheha veet şelom hatson vahaşiveni davar vayişlaheu meemek hevron vayavo şehema.

    וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ לֶךְ־נָ֨א רְאֵ֜ה אֶת־שְׁל֤וֹם אַחֶ֙יךָ֙ וְאֶת־שְׁל֣וֹם הַצֹּ֔אן וַהֲשִׁבֵ֖נִי דָּבָ֑ר וַיִּשְׁלָחֵ֙הוּ֙ מֵעֵ֣מֶק חֶבְר֔וֹן וַיָּבֹ֖א שְׁכֶֽמָה׃

    Babası, “Lütfen git; kardeşlerin ve sürü iyi mi, bakıp bana haber getir” dedi. Onu Hevron vadisinden gönderdi. Yosef Şehem’e geldi.

  18. Bereşit 37:17

    Bu ayette 2 eşleşme

    Vayomer haiş naseu mize ki şamati omerim neleha dotayena vayeleh yosef ahar ehav vayimtsaem bedotan.

    וַיֹּ֤אמֶר הָאִישׁ֙ נָסְע֣וּ מִזֶּ֔ה כִּ֤י שָׁמַ֙עְתִּי֙ אֹֽמְרִ֔ים נֵלְכָ֖ה דֹּתָ֑יְנָה וַיֵּ֤לֶךְ יוֹסֵף֙ אַחַ֣ר אֶחָ֔יו וַיִּמְצָאֵ֖ם בְּדֹתָֽן׃

    Adam, “Buradan ayrıldılar” dedi. “‘Dotan’a gidelim’ dediklerini duydum.” Yosef kardeşlerinin ardından gidip onları Dotan’da buldu.

  19. Bereşit 37:20

    Veata lehu venahargeu venaşliheu beahad haborot veamarnu haya raa ahalateu venire ma yihyu halomotav.

    וְעַתָּ֣ה ׀ לְכ֣וּ וְנַֽהַרְגֵ֗הוּ וְנַשְׁלִכֵ֙הוּ֙ בְּאַחַ֣ד הַבֹּר֔וֹת וְאָמַ֕רְנוּ חַיָּ֥ה רָעָ֖ה אֲכָלָ֑תְהוּ וְנִרְאֶ֕ה מַה־יִּהְי֖וּ חֲלֹמֹתָֽיו׃

    “Gelin, onu öldürüp çukurlardan birine atalım. ‘Vahşi bir hayvan onu yedi’ deriz. Bakalım o zaman rüyaları ne olacak!”

  20. Bereşit 37:27

    Lehu venimkerenu layişmeelim veyadenu al tehi vo ki ahinu vesarenu u vayişmeu ehav.

    לְכ֞וּ וְנִמְכְּרֶ֣נּוּ לַיִּשְׁמְעֵאלִ֗ים וְיָדֵ֙נוּ֙ אַל־תְּהִי־ב֔וֹ כִּֽי־אָחִ֥ינוּ בְשָׂרֵ֖נוּ ה֑וּא וַֽיִּשְׁמְע֖וּ אֶחָֽיו׃

    “Gelin, onu Yişmaellilere satalım. Elimiz ona kalkmasın; sonuçta o bizim kardeşimiz, etimizdendir.” Kardeşleri onu dinlediler.

  21. Bereşit 38:11

    Vayomer yehuda letamar kalato şevi almana vet avih ad yigdal şela veni ki amar pen yamut gam u keehav vateleh tamar vateşev bet aviha.

    וַיֹּ֣אמֶר יְהוּדָה֩ לְתָמָ֨ר כַּלָּת֜וֹ שְׁבִ֧י אַלְמָנָ֣ה בֵית־אָבִ֗יךְ עַד־יִגְדַּל֙ שֵׁלָ֣ה בְנִ֔י כִּ֣י אָמַ֔ר פֶּן־יָמ֥וּת גַּם־ה֖וּא כְּאֶחָ֑יו וַתֵּ֣לֶךְ תָּמָ֔ר וַתֵּ֖שֶׁב בֵּ֥ית אָבִֽיהָ׃

    Yehuda, gelini Tamar’a, “Oğlum Şela büyüyünceye kadar babanın evinde dul olarak kal” dedi. Çünkü, “O da kardeşleri gibi ölmesin” diye düşünüyordu. Tamar gidip babasının evinde kaldı.

  22. Bereşit 38:19

    Vatakom vateleh vatasar tseifah mealeha vatilbaş bigde almenutah.

    וַתָּ֣קָם וַתֵּ֔לֶךְ וַתָּ֥סַר צְעִיפָ֖הּ מֵעָלֶ֑יהָ וַתִּלְבַּ֖שׁ בִּגְדֵ֥י אַלְמְנוּתָֽהּ׃

    Tamar kalkıp gitti. Örtüsünü çıkardı ve dulluk giysilerini giydi.

  23. Bereşit 41:55

    Vatirav kol erets mitsrayim vayitsak haam el paro lalahem vayomer paro lehol mitsrayim lehu el yosef aşer yomar lahem taasu.

    וַתִּרְעַב֙ כָּל־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם וַיִּצְעַ֥ק הָעָ֛ם אֶל־פַּרְעֹ֖ה לַלָּ֑חֶם וַיֹּ֨אמֶר פַּרְעֹ֤ה לְכָל־מִצְרַ֙יִם֙ לְכ֣וּ אֶל־יוֹסֵ֔ף אֲשֶׁר־יֹאמַ֥ר לָכֶ֖ם תַּעֲשֽׂוּ׃

    Bütün Mısır ülkesi açlık çekince halk ekmek için Firavun’a seslendi. Firavun bütün Mısırlılara, “Yosef’e gidin; size ne söylerse yapın” dedi.

  24. Bereşit 42:19

    İm kenim atem ahihem ehad yeaser bevet mişmarhem veatem lehu haviu şever raavon batehem.

    אִם־כֵּנִ֣ים אַתֶּ֔ם אֲחִיכֶ֣ם אֶחָ֔ד יֵאָסֵ֖ר בְּבֵ֣ית מִשְׁמַרְכֶ֑ם וְאַתֶּם֙ לְכ֣וּ הָבִ֔יאוּ שֶׁ֖בֶר רַעֲב֥וֹן בָּתֵּיכֶֽם׃

    Dürüst insanlarsanız, kardeşlerinizden biri tutulduğunuz yerde tutuklu kalsın. Siz gidip aç kalan ev halklarınıza tahıl götürün.

  25. Bereşit 42:26

    Vayisu et şivram al hamorehem vayelehu mişam.

    וַיִּשְׂא֥וּ אֶת־שִׁבְרָ֖ם עַל־חֲמֹרֵיהֶ֑ם וַיֵּלְכ֖וּ מִשָּֽׁם׃

    Tahıllarını eşeklerine yükleyip oradan ayrıldılar.

  26. Bereşit 42:33

    Vayomer elenu haiş adone haarets bezot eda ki henim atem ahihem haehad hanihu iti veet raavon batehem kehu valehu.

    וַיֹּ֣אמֶר אֵלֵ֗ינוּ הָאִישׁ֙ אֲדֹנֵ֣י הָאָ֔רֶץ בְּזֹ֣את אֵדַ֔ע כִּ֥י כֵנִ֖ים אַתֶּ֑ם אֲחִיכֶ֤ם הָֽאֶחָד֙ הַנִּ֣יחוּ אִתִּ֔י וְאֶת־רַעֲב֥וֹן בָּתֵּיכֶ֖ם קְח֥וּ וָלֵֽכוּ׃

    Ülkenin efendisi olan adam bize şöyle dedi: ‘Dürüst olduğunuzu şu şekilde anlayacağım: Kardeşlerinizden birini yanımda bırakın. Aç kalan ev halklarınız için tahıl alıp gidin.

  27. Bereşit 42:38

    Vayomer lo yered beni imahem ki ahiv met veu levado nişar ukeraau ason badereh aşer telehu vah vehoradtem et sevati beyagon şeola.

    וַיֹּ֕אמֶר לֹֽא־יֵרֵ֥ד בְּנִ֖י עִמָּכֶ֑ם כִּֽי־אָחִ֨יו מֵ֜ת וְה֧וּא לְבַדּ֣וֹ נִשְׁאָ֗ר וּקְרָאָ֤הוּ אָסוֹן֙ בַּדֶּ֙רֶךְ֙ אֲשֶׁ֣ר תֵּֽלְכוּ־בָ֔הּ וְהוֹרַדְתֶּ֧ם אֶת־שֵׂיבָתִ֛י בְּיָג֖וֹן שְׁאֽוֹלָה׃

    Yaakov, “Oğlum sizinle inmeyecek!” dedi. “Çünkü kardeşi öldü, geriye yalnız o kaldı. Gideceğiniz yolda başına bir felaket gelirse, benim ak saçlı başımı keder içinde Şeol’e indirirsiniz.”

  28. Bereşit 43:8

    Vayomer yehuda el yisrael aviv şilha hanaar iti venakuma veneleha veniheye velo namut gam anahnu gam ata gam tapenu.

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוּדָ֜ה אֶל־יִשְׂרָאֵ֣ל אָבִ֗יו שִׁלְחָ֥ה הַנַּ֛עַר אִתִּ֖י וְנָק֣וּמָה וְנֵלֵ֑כָה וְנִֽחְיֶה֙ וְלֹ֣א נָמ֔וּת גַּם־אֲנַ֥חְנוּ גַם־אַתָּ֖ה גַּם־טַפֵּֽנוּ׃

    Yehuda, babası İsrael’e, “Delikanlıyı benimle gönder de kalkıp gidelim” dedi. “Böylece biz de sen de çocuklarımız da ölmeyiz, yaşarız.

  29. Bereşit 45:17

    Vayomer paro el yosef emor el aheha zot asu taanu et beirehem ulehu vou artsa kenaan.

    וַיֹּ֤אמֶר פַּרְעֹה֙ אֶל־יוֹסֵ֔ף אֱמֹ֥ר אֶל־אַחֶ֖יךָ זֹ֣את עֲשׂ֑וּ טַֽעֲנוּ֙ אֶת־בְּעִ֣ירְכֶ֔ם וּלְכוּ־בֹ֖אוּ אַ֥רְצָה כְּנָֽעַן׃

    Firavun, Yosef’e, “Kardeşlerine şöyle söyle” dedi. “‘Hayvanlarınızı yükleyip Kenaan ülkesine gidin.

  30. Bereşit 45:24

    Vayeşalah et ehav vayelehu vayomer alehem al tirgezu badareh.

    וַיְשַׁלַּ֥ח אֶת־אֶחָ֖יו וַיֵּלֵ֑כוּ וַיֹּ֣אמֶר אֲלֵהֶ֔ם אַֽל־תִּרְגְּז֖וּ בַּדָּֽרֶךְ׃

    Kardeşlerini yolcu etti. Onlar yola çıkarken, “Yolda birbirinizle çekişmeyin” dedi.

  31. Bereşit 45:28

    Vayomer yisrael rav od yosef beni hay eleha veerenu beterem amut.

    וַיֹּ֙אמֶר֙ יִשְׂרָאֵ֔ל רַ֛ב עוֹד־יוֹסֵ֥ף בְּנִ֖י חָ֑י אֵֽלְכָ֥ה וְאֶרְאֶ֖נּוּ בְּטֶ֥רֶם אָמֽוּת׃

    İsrael, “Bu bana yeter!” dedi. “Oğlum Yosef hâlâ yaşıyor! Ölmeden önce gidip onu göreceğim.”

  32. Bereşit 50:18

    Vayelehu gam ehav vayipelu lefanav vayomeru hinenu leha laavadim.

    וַיֵּלְכוּ֙ גַּם־אֶחָ֔יו וַֽיִּפְּל֖וּ לְפָנָ֑יו וַיֹּ֣אמְר֔וּ הִנֶּ֥נּֽוּ לְךָ֖ לַעֲבָדִֽים׃

    Kardeşleri de gelip önünde yere kapandılar. “İşte, kölelerin olarak karşındayız” dediler.

  33. Şemot 2:1

    Vayeleh mibet levi vayikah et bat levi.

    וַיֵּ֥לֶךְ אִ֖ישׁ מִבֵּ֣ית לֵוִ֑י וַיִּקַּ֖ח אֶת־בַּת־לֵוִֽי׃

    Levi ailesinden bir adam, Levi ailesinden bir kadınla evlendi.

  34. Şemot 2:7

    Vatomer ahoto el bat paro haeleh vekarati lah işa meneket min haivriyot vetenik lah et hayaled.

    וַתֹּ֣אמֶר אֲחֹתוֹ֮ אֶל־בַּת־פַּרְעֹה֒ הַאֵלֵ֗ךְ וְקָרָ֤אתִי לָךְ֙ אִשָּׁ֣ה מֵינֶ֔קֶת מִ֖ן הָעִבְרִיֹּ֑ת וְתֵינִ֥ק לָ֖ךְ אֶת־הַיָּֽלֶד׃

    Çocuğun ablası, Firavun’un kızına, “Gidip İbrani kadınlardan bir sütanne çağırayım mı?” diye sordu. “Çocuğu senin için emzirir.”

  35. Şemot 2:8

    Bu ayette 2 eşleşme

    Vatomer lah bat paro lehi vateleh haalma vatikra et em hayaled.

    וַתֹּֽאמֶר־לָ֥הּ בַּת־פַּרְעֹ֖ה לֵ֑כִי וַתֵּ֙לֶךְ֙ הָֽעַלְמָ֔ה וַתִּקְרָ֖א אֶת־אֵ֥ם הַיָּֽלֶד׃

    Firavun’un kızı, “Git” dedi. Genç kız gidip çocuğun annesini çağırdı.

  36. Şemot 2:9

    Vatomer lah bat paro helihi et hayeled haze vehenikiu li vaani eten et sehareh vatikah haişa hayeled vatenikeu.

    וַתֹּ֧אמֶר לָ֣הּ בַּת־פַּרְעֹ֗ה הֵילִ֜יכִי אֶת־הַיֶּ֤לֶד הַזֶּה֙ וְהֵינִקִ֣הוּ לִ֔י וַאֲנִ֖י אֶתֵּ֣ן אֶת־שְׂכָרֵ֑ךְ וַתִּקַּ֧ח הָאִשָּׁ֛ה הַיֶּ֖לֶד וַתְּנִיקֵֽהוּ׃

    Firavun’un kızı kadına, “Bu çocuğu al, benim için emzir” dedi. “Ücretini ben vereceğim.” Kadın çocuğu alıp emzirdi.

  37. Şemot 3:10

    Veata leha veeşelahaha el paro vehotse et ami vene yisrael mimitsrayim.

    וְעַתָּ֣ה לְכָ֔ה וְאֶֽשְׁלָחֲךָ֖ אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְהוֹצֵ֛א אֶת־עַמִּ֥י בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָֽיִם׃

    Şimdi git; seni Firavun’a göndereceğim. Halkım İsrael oğullarını Mısır’dan çıkar.”

  38. Şemot 3:11

    Vayomer moşe el haelohim mi anohi ki eleh el paro vehi otsi et bene yisrael mimitsrayim.

    וַיֹּ֤אמֶר מֹשֶׁה֙ אֶל־הָ֣אֱלֹהִ֔ים מִ֣י אָנֹ֔כִי כִּ֥י אֵלֵ֖ךְ אֶל־פַּרְעֹ֑ה וְכִ֥י אוֹצִ֛יא אֶת־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵ֖ל מִמִּצְרָֽיִם׃

    Moşe, Tanrı’ya, “Ben kimim ki Firavun’a gideyim, İsrael oğullarını Mısır’dan çıkarayım?” dedi.

  39. Şemot 3:16

    Leh veasafta et zikne yisrael veamarta alehem Adonay elohe avotehem nira elay elohe avraham yitshak veyaakov lemor pakod pakadti ethem veet heasuy lahem bemitsrayim.

    לֵ֣ךְ וְאָֽסַפְתָּ֞ אֶת־זִקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל וְאָמַרְתָּ֤ אֲלֵהֶם֙ יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֤י אֲבֹֽתֵיכֶם֙ נִרְאָ֣ה אֵלַ֔י אֱלֹהֵ֧י אַבְרָהָ֛ם יִצְחָ֥ק וְיַעֲקֹ֖ב לֵאמֹ֑ר פָּקֹ֤ד פָּקַ֙דְתִּי֙ אֶתְכֶ֔ם וְאֶת־הֶעָשׂ֥וּי לָכֶ֖ם בְּמִצְרָֽיִם׃

    Git, İsrael’in ileri gelenlerini topla ve onlara şöyle söyle: ‘Atalarınızın Tanrısı Adonay, Avraam’ın, Yitshak’ın ve Yaakov’un Tanrısı bana göründü. Bana şöyle dedi: Sizinle ve Mısır’da size yapılanlarla kesinlikle ilgilendim.

  40. Şemot 3:18

    Veşameu lekoleha uvata ata vezikne yisrael el meleh mitsrayim vaamartem elav Adonay elohe haivriyim nikra alenu veata nelaha na dereh şeloşet yamim bamidbar venizbeha ladonay elohenu.

    וְשָׁמְע֖וּ לְקֹלֶ֑ךָ וּבָאתָ֡ אַתָּה֩ וְזִקְנֵ֨י יִשְׂרָאֵ֜ל אֶל־מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֗יִם וַאֲמַרְתֶּ֤ם אֵלָיו֙ יְהוָ֞ה אֱלֹהֵ֤י הָֽעִבְרִיִּים֙ נִקְרָ֣ה עָלֵ֔ינוּ וְעַתָּ֗ה נֵֽלֲכָה־נָּ֞א דֶּ֣רֶךְ שְׁלֹ֤שֶׁת יָמִים֙ בַּמִּדְבָּ֔ר וְנִזְבְּחָ֖ה לַֽיהוָ֥ה אֱלֹהֵֽינוּ׃

    Sözünü dinleyecekler. Sen ve İsrael’in ileri gelenleri Mısır kralına gidip ona şöyle diyeceksiniz: ‘İbranilerin Tanrısı Adonay bizimle karşılaştı. Lütfen çölde üç günlük yol gidelim ve Tanrımız Adonay’a kurban sunalım.’

  41. Şemot 3:21

    Bu ayette 2 eşleşme

    Venatati et hen haam haze beene mitsrayim vehaya ki telehun lo telehu rekam.

    וְנָתַתִּ֛י אֶת־חֵ֥ן הָֽעָם־הַזֶּ֖ה בְּעֵינֵ֣י מִצְרָ֑יִם וְהָיָה֙ כִּ֣י תֵֽלֵכ֔וּן לֹ֥א תֵלְכ֖וּ רֵיקָֽם׃

    Bu halkın Mısırlıların gözünde beğeni bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.

  42. Şemot 4:12

    Veata leh veanohi eheye im piha vehoretiha aşer tedaber.

    וְעַתָּ֖ה לֵ֑ךְ וְאָנֹכִי֙ אֶֽהְיֶ֣ה עִם־פִּ֔יךָ וְהוֹרֵיתִ֖יךָ אֲשֶׁ֥ר תְּדַבֵּֽר׃

    Şimdi git. Konuşurken yanında olacağım ve ne söyleyeceğini sana öğreteceğim.”

  43. Şemot 4:18

    Bu ayette 3 eşleşme

    Vayeleh moşe vayaşov el yeter hoteno vayomer lo eleha na veaşuva el ahay aşer bemitsrayim veere haodam hayim vayomer yitro lemoşe leh leşalom.

    וַיֵּ֨לֶךְ מֹשֶׁ֜ה וַיָּ֣שָׁב ׀ אֶל־יֶ֣תֶר חֹֽתְנ֗וֹ וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ אֵ֣לְכָה נָּ֗א וְאָשׁ֙וּבָה֙ אֶל־אַחַ֣י אֲשֶׁר־בְּמִצְרַ֔יִם וְאֶרְאֶ֖ה הַעוֹדָ֣ם חַיִּ֑ים וַיֹּ֧אמֶר יִתְר֛וֹ לְמֹשֶׁ֖ה לֵ֥ךְ לְשָׁלֽוֹם׃

    Moşe kayınpederi Yeter’in yanına dönüp, “Lütfen Mısır’daki kardeşlerime döneyim, hâlâ yaşayıp yaşamadıklarını göreyim” dedi. Yitro, Moşe’ye, “Esenlikle git” dedi.

  44. Şemot 4:19

    Vayomer Adonay el moşe bemidyan leh şuv mitsrayim ki metu kol haanaşim hamevakşim et nafşeha.

    וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ בְּמִדְיָ֔ן לֵ֖ךְ שֻׁ֣ב מִצְרָ֑יִם כִּי־מֵ֙תוּ֙ כָּל־הָ֣אֲנָשִׁ֔ים הַֽמְבַקְשִׁ֖ים אֶת־נַפְשֶֽׁךָ׃

    Adonay Midyan’da Moşe’ye, “Git, Mısır’a dön” dedi. “Çünkü canını almak isteyen adamların hepsi öldü.”

  45. Şemot 4:21

    Vayomer Adonay el moşe belehteha laşuv mitsrayma ree kol hamofetim aşer samti veyadeha vaasitam lifne faro vaani ahazek et libo velo yeşalah et haam.

    וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁה֒ בְּלֶכְתְּךָ֙ לָשׁ֣וּב מִצְרַ֔יְמָה רְאֵ֗ה כָּל־הַמֹּֽפְתִים֙ אֲשֶׁר־שַׂ֣מְתִּי בְיָדֶ֔ךָ וַעֲשִׂיתָ֖ם לִפְנֵ֣י פַרְעֹ֑ה וַאֲנִי֙ אֲחַזֵּ֣ק אֶת־לִבּ֔וֹ וְלֹ֥א יְשַׁלַּ֖ח אֶת־הָעָֽם׃

    Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Mısır’a döndüğünde, yapma gücünü sana verdiğim bütün olağanüstü işleri Firavun’un önünde yapmaya dikkat et. Ama ben onun yüreğini katılaştıracağım; halkı salıvermeyecek.

  46. Şemot 4:27

    Bu ayette 2 eşleşme

    Vayomer Adonay el aharon leh likrat moşe hamidbara vayeleh vayifgeşeu behar haelohim vayişak lo.

    וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶֽל־אַהֲרֹ֔ן לֵ֛ךְ לִקְרַ֥את מֹשֶׁ֖ה הַמִּדְבָּ֑רָה וַיֵּ֗לֶךְ וַֽיִּפְגְּשֵׁ֛הוּ בְּהַ֥ר הָאֱלֹהִ֖ים וַיִּשַּׁק־לֽוֹ׃

    Adonay, Aaron’a, “Çöle git, Moşe’yi karşıla” dedi. Aaron gidip Tanrı’nın dağında onunla karşılaştı ve onu öptü.

  47. Şemot 4:29

    Vayeleh moşe veaharon vayaasfu et kol zikne bene yisrael.

    וַיֵּ֥לֶךְ מֹשֶׁ֖ה וְאַהֲרֹ֑ן וַיַּ֣אַסְפ֔וּ אֶת־כָּל־זִקְנֵ֖י בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃

    Moşe ile Aaron gidip İsrael oğullarının bütün ileri gelenlerini topladılar.

  48. Şemot 5:3

    Vayomeru elohe haivrim nikra alenu nelaha na dereh şeloşet yamim bamidbar venizbeha ladonay elohenu pen yifgaenu badever o veharev.

    וַיֹּ֣אמְר֔וּ אֱלֹהֵ֥י הָעִבְרִ֖ים נִקְרָ֣א עָלֵ֑ינוּ נֵ֣לֲכָה נָּ֡א דֶּרֶךְ֩ שְׁלֹ֨שֶׁת יָמִ֜ים בַּמִּדְבָּ֗ר וְנִזְבְּחָה֙ לַֽיהוָ֣ה אֱלֹהֵ֔ינוּ פֶּ֨ן־יִפְגָּעֵ֔נוּ בַּדֶּ֖בֶר א֥וֹ בֶחָֽרֶב׃

    Onlar, “İbranilerin Tanrısı bizimle karşılaştı” dediler. “Lütfen çölde üç günlük yol gidelim ve Tanrımız Adonay’a kurban sunalım. Yoksa bizi salgın hastalıkla ya da kılıçla vurabilir.”

  49. Şemot 5:4

    Vayomer alehem meleh mitsrayim lama moşe veaharon tafriu et haam mimaasav lehu lesivlotehem.

    וַיֹּ֤אמֶר אֲלֵהֶם֙ מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם לָ֚מָּה מֹשֶׁ֣ה וְאַהֲרֹ֔ן תַּפְרִ֥יעוּ אֶת־הָעָ֖ם מִמַּֽעֲשָׂ֑יו לְכ֖וּ לְסִבְלֹתֵיכֶֽם׃

    Mısır kralı onlara, “Moşe, Aaron, neden halkı işinden alıkoyuyorsunuz?” dedi. “İşinizin başına dönün!”

  50. Şemot 5:7

    Lo tosifun latet teven laam lilbon halevenim kitmol şilşom hem yelehu vekoşeşu lahem teven.

    לֹ֣א תֹאסִפ֞וּן לָתֵ֨ת תֶּ֧בֶן לָעָ֛ם לִלְבֹּ֥ן הַלְּבֵנִ֖ים כִּתְמ֣וֹל שִׁלְשֹׁ֑ם הֵ֚ם יֵֽלְכ֔וּ וְקֹשְׁשׁ֥וּ לָהֶ֖ם תֶּֽבֶן׃

    “Kerpiç yapmak için halka eskisi gibi saman vermeyeceksiniz. Gidip samanı kendileri toplasınlar.

Kelimenin yapısı ve biçimleri

Dilbilgisel ve sözlüksel ayrıntılar

Yazılı biçimler

Türkçe okunuş biçimleri

Dilbilgisel yapılar

  • bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (41 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqw3ms
  • fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil (22 kullanım)
    Teknik kodHVqv2ms
  • bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (20 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqw3mp
  • edat + fiil, Kal, mastar yapılı (15 kullanım)
    Teknik kodHR/Vqc
  • fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, çoğul (12 kullanım)
    Teknik kodHVqv2mp
  • fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil + paragogik he (10 kullanım)
    Teknik kodHVqv2ms/Sh
  • bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (9 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqw3fs
  • fiil, Kal, kohortatif, 1. kişi, ortak, çoğul (9 kullanım)
    Teknik kodHVqh1cp
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul (9 kullanım)
    Teknik kodHVqi2mp
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, tekil (9 kullanım)
    Teknik kodHVqi2ms
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (8 kullanım)
    Teknik kodHVqi3ms
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (7 kullanım)
    Teknik kodHVqi1cs
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (6 kullanım)
    Teknik kodHVqi3mp
  • bağlaç + fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, çoğul (5 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqv2mp
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, çoğul (5 kullanım)
    Teknik kodHVqi1cp
  • bağlaç + fiil, Kal, kohortatif, 1. kişi, ortak, tekil (4 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqh1cs
  • bağlaç + fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil (4 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqv2ms
  • bağlaç + edat + fiil, Kal, mastar yapılı (2 kullanım)
    Teknik kodHC/R/Vqc
  • bağlaç + edat + fiil, Kal, mastar yapılı + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (2 kullanım)
    Teknik kodHC/R/Vqc/Sp2ms
  • bağlaç + fiil, Hifil, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (2 kullanım)
    Teknik kodHC/Vhw1cs
  • bağlaç + fiil, Kal, kohortatif, 1. kişi, ortak, çoğul (2 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqh1cp
  • bağlaç + fiil, Kal, emir, 2. kişi, eril, tekil + paragogik he (2 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqv2ms/Sh
  • edat + fiil, Kal, mastar yapılı + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (2 kullanım)
    Teknik kodHR/Vqc/Sp2ms
  • fiil, Kal, kohortatif, 1. kişi, ortak, tekil (2 kullanım)
    Teknik kodHVqh1cs
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul + paragogik nun (2 kullanım)
    Teknik kodHVqi2mp/Sn
  • bağlaç + fiil, Hifil, emir, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHC/Vhv2ms
  • bağlaç + fiil, Hifil, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHC/Vhw3ms
  • bağlaç + fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqi1cs
  • bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqw1cp
  • bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, çoğul (1 kullanım)
    Teknik kodHC/Vqw3fp
  • belirli artikel + fiil, Hifil, etken ortaç, m. kişi + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHTd/Vhrmsc/Sp2ms
  • soru parçacığı + fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHTi/Vqi1cs
  • soru parçacığı + fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, dişil, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHTi/Vqi2fs
  • soru parçacığı + fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHTi/Vqi3ms
  • ünlem (1 kullanım)
    Teknik kodHTj
  • fiil, Hifil, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVhi3ms
  • fiil, Hifil, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVhp3ms/Sp2ms
  • fiil, Hifil, emir, 2. kişi, dişil, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVhv2fs
  • fiil, Kal, mastar yapılı + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVqc/Sp2ms
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, dişil, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVqi2fs
  • fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVqi3fs
  • fiil, Kal, jussif, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVqj3ms
  • fiil, Kal, emir, 2. kişi, dişil, tekil (1 kullanım)
    Teknik kodHVqv2fs
Veri ve yöntem

UBS kaynak sözlük anlamları: to move; to go; to walk; to flow; to come; to walk about; to wander; to roam; to lead; to take; to bring; to go > to act; to behave; to make go; to lose courage; to go > to live; to pass away; to vanish; to happen; to leave; to be over; to bring (one's) shame > to hide (one's) disgrace; to run for (one's) life; to go on; traveller; vagabond; to attend; to go to > have sex with; to extend to

Kelime türü teknik kodu: V

Morfoloji ve temel kelime verisi OSHB ile Open Scriptures Hebrew Lexicon’dan gelir. Türkçe anlam, UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak anlamlarından hazırlanır ve yalnız editoryal doğrulamadan sonra ana sayfa akışında gösterilir.