Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayisa avram haloh venasoa hanegba.
וַיִּסַּ֣ע אַבְרָ֔ם הָל֥וֹךְ וְנָס֖וֹעַ הַנֶּֽגְבָּה׃ (פ)
Avram konaklaya konaklaya Negev’e doğru yol aldı.
Vayisa lot et enav vayar et kol kikar hayarden ki hulah maşke lifne şahet Adonay et sedom veet amora kegan Adonay keerets mitsrayim boaha tsoar.
וַיִּשָּׂא־ל֣וֹט אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ אֶת־כָּל־כִּכַּ֣ר הַיַּרְדֵּ֔ן כִּ֥י כֻלָּ֖הּ מַשְׁקֶ֑ה לִפְנֵ֣י ׀ שַׁחֵ֣ת יְהוָ֗ה אֶת־סְדֹם֙ וְאֶת־עֲמֹרָ֔ה כְּגַן־יְהוָה֙ כְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בֹּאֲכָ֖ה צֹֽעַר׃
Lot gözlerini kaldırıp Yarden ovasının tamamına baktı; her yeri sulaktı. Adonay Sedom ve Amora’yı yok etmeden önce, Tsoar’a doğru uzanan bu bölge Adonay’ın bahçesi gibi, Mısır ülkesi gibiydi.
Vayivhar lo lot et kol kikar hayarden vayisa lot mikedem vayiparedu iş meal ahiv.
וַיִּבְחַר־ל֣וֹ ל֗וֹט אֵ֚ת כָּל־כִּכַּ֣ר הַיַּרְדֵּ֔ן וַיִּסַּ֥ע ל֖וֹט מִקֶּ֑דֶם וַיִּפָּ֣רְד֔וּ אִ֖ישׁ מֵעַ֥ל אָחִֽיו׃
Lot kendine bütün Yarden ovasını seçti ve doğudan ayrılıp yola çıktı. Böylece birbirlerinden ayrıldılar.
Vayisa enav vayar vehine şeloşa anaşim nitsavim alav vayar vayarats likratam mipetah haohel vayiştahu aretsa.
וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּה֙ שְׁלֹשָׁ֣ה אֲנָשִׁ֔ים נִצָּבִ֖ים עָלָ֑יו וַיַּ֗רְא וַיָּ֤רָץ לִקְרָאתָם֙ מִפֶּ֣תַח הָאֹ֔הֶל וַיִּשְׁתַּ֖חוּ אָֽרְצָה׃
Gözlerini kaldırıp baktı; işte, karşısında üç adam duruyordu. Onları görünce çadırın girişinden koşup karşılamaya gitti ve yere eğildi.
Vayisa mişam avraham artsa hanegev vayeşev ben kadeş uven şur vayagar bigrar.
וַיִּסַּ֨ע מִשָּׁ֤ם אַבְרָהָם֙ אַ֣רְצָה הַנֶּ֔גֶב וַיֵּ֥שֶׁב בֵּין־קָדֵ֖שׁ וּבֵ֣ין שׁ֑וּר וַיָּ֖גָר בִּגְרָֽר׃
Avraam oradan Negev ülkesine doğru yola çıktı. Kadeş ile Şur arasına yerleşti ve Gerar’da yabancı olarak yaşadı.
Bayom haşelişi vayisa avraham et enav vayar et hamakom merahok.
בַּיּ֣וֹם הַשְּׁלִישִׁ֗י וַיִּשָּׂ֨א אַבְרָהָ֧ם אֶת־עֵינָ֛יו וַיַּ֥רְא אֶת־הַמָּק֖וֹם מֵרָחֹֽק׃
Üçüncü gün Avraam gözlerini kaldırıp o yeri uzaktan gördü.
Vayisa avraham et enav vayar vehine ayil ahar neehaz basevah bekarnav vayeleh avraham vayikah et haayil vayaaleu leola tahat beno.
וַיִּשָּׂ֨א אַבְרָהָ֜ם אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ וְהִנֵּה־אַ֔יִל אַחַ֕ר נֶאֱחַ֥ז בַּסְּבַ֖ךְ בְּקַרְנָ֑יו וַיֵּ֤לֶךְ אַבְרָהָם֙ וַיִּקַּ֣ח אֶת־הָאַ֔יִל וַיַּעֲלֵ֥הוּ לְעֹלָ֖ה תַּ֥חַת בְּנֽוֹ׃
Avraam gözlerini kaldırıp baktı. İşte, arkasında boynuzları çalılığa takılmış bir koç vardı. Avraam gidip koçu aldı ve oğlunun yerine yakmalık sunu olarak sundu.
Vayetse yitshak lasuah basade lifnot arev vayisa enav vayar vehine gemalim baim.
וַיֵּצֵ֥א יִצְחָ֛ק לָשׂ֥וּחַ בַּשָּׂדֶ֖ה לִפְנ֣וֹת עָ֑רֶב וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּ֥ה גְמַלִּ֖ים בָּאִֽים׃
Yitshak akşama doğru kırda dua etmeye çıktı. Gözlerini kaldırıp baktı; işte, develer geliyordu.
Vayomer esav el aviv haveraha ahat hi leha avi baraheni gam ani avi vayisa esav kolo vayevk.
וַיֹּ֨אמֶר עֵשָׂ֜ו אֶל־אָבִ֗יו הַֽבְרָכָ֨ה אַחַ֤ת הִֽוא־לְךָ֙ אָבִ֔י בָּרֲכֵ֥נִי גַם־אָ֖נִי אָבִ֑י וַיִּשָּׂ֥א עֵשָׂ֛ו קֹל֖וֹ וַיֵּֽבְךְּ׃
Esav babasına, “Yalnız bir bereketin mi var, babacığım? Beni de kutsa, babacığım!” dedi ve yüksek sesle ağladı.
Vayisa yaakov raglav vayeleh artsa vene kedem.
וַיִּשָּׂ֥א יַעֲקֹ֖ב רַגְלָ֑יו וַיֵּ֖לֶךְ אַ֥רְצָה בְנֵי־קֶֽדֶם׃
Yaakov yeniden yola koyulup doğu halklarının ülkesine gitti.
Vayişak yaakov lerahel vayisa et kolo vayevk.
וַיִּשַּׁ֥ק יַעֲקֹ֖ב לְרָחֵ֑ל וַיִּשָּׂ֥א אֶת־קֹל֖וֹ וַיֵּֽבְךְּ׃
Yaakov, Rahel’i öptü ve yüksek sesle ağladı.
Vayakom yaakov vayisa et banav veet naşav al hagemalim.
וַיָּ֖קָם יַעֲקֹ֑ב וַיִּשָּׂ֛א אֶת־בָּנָ֥יו וְאֶת־נָשָׁ֖יו עַל־הַגְּמַלִּֽים׃
Yaakov kalkıp çocuklarını ve eşlerini develere bindirdi.
Vayisa yaakov enav vayar vehine esav ba veimo arba meot iş vayahats et hayeladim al lea veal rahel veal şete haşefahot.
וַיִּשָּׂ֨א יַעֲקֹ֜ב עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ וְהִנֵּ֣ה עֵשָׂ֣ו בָּ֔א וְעִמּ֕וֹ אַרְבַּ֥ע מֵא֖וֹת אִ֑ישׁ וַיַּ֣חַץ אֶת־הַיְלָדִ֗ים עַל־לֵאָה֙ וְעַל־רָחֵ֔ל וְעַ֖ל שְׁתֵּ֥י הַשְּׁפָחֽוֹת׃
Yaakov gözlerini kaldırıp baktı. Esav, yanında dört yüz adamla geliyordu. Çocukları Lea’nın, Rahel’in ve iki hizmetkâr kadının yanına ayırdı.
Vayisa et enav vayar et hanaşim veet hayeladim vayomer mi ele lah vayomar hayeladim aşer hanan Elohim et avdeha.
וַיִּשָּׂ֣א אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּ֤רְא אֶת־הַנָּשִׁים֙ וְאֶת־הַיְלָדִ֔ים וַיֹּ֖אמֶר מִי־אֵ֣לֶּה לָּ֑ךְ וַיֹּאמַ֕ר הַיְלָדִ֕ים אֲשֶׁר־חָנַ֥ן אֱלֹהִ֖ים אֶת־עַבְדֶּֽךָ׃
Esav gözlerini kaldırıp kadınları ve çocukları gördü. “Yanındakiler kim?” diye sordu. Yaakov, “Tanrı’nın kuluna bağışladığı çocuklar” dedi.
Vayisa yisrael vayet oholo mehalea lemigdal eder.
וַיִּסַּ֖ע יִשְׂרָאֵ֑ל וַיֵּ֣ט אָֽהֳלֹ֔ה מֵהָ֖לְאָה לְמִגְדַּל־עֵֽדֶר׃
İsrael yola devam edip çadırını Migdal-Eder’in ötesine kurdu.
Vayehi bayom haşelişi yom huledet et paro vayaas mişte lehol avadav vayisa et roş sar hamaşkim veet roş sar haofim betoh avadav.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיּ֣וֹם הַשְּׁלִישִׁ֗י י֚וֹם הֻלֶּ֣דֶת אֶת־פַּרְעֹ֔ה וַיַּ֥עַשׂ מִשְׁתֶּ֖ה לְכָל־עֲבָדָ֑יו וַיִּשָּׂ֞א אֶת־רֹ֣אשׁ ׀ שַׂ֣ר הַמַּשְׁקִ֗ים וְאֶת־רֹ֛אשׁ שַׂ֥ר הָאֹפִ֖ים בְּת֥וֹךְ עֲבָדָֽיו׃
Üçüncü gün Firavun’un doğum günüydü. Bütün görevlilerine bir şölen verdi. Görevlileri arasından başsakiyi ve başfırıncıyı öne çıkardı.
Vayisa enav vayar et binyamin ahiv ben imo vayomer haze ahihem hakaton aşer amartem elay vayomar Elohim yaheneha beni.
וַיִּשָּׂ֣א עֵינָ֗יו וַיַּ֞רְא אֶת־בִּנְיָמִ֣ין אָחִיו֮ בֶּן־אִמּוֹ֒ וַיֹּ֗אמֶר הֲזֶה֙ אֲחִיכֶ֣ם הַקָּטֹ֔ן אֲשֶׁ֥ר אֲמַרְתֶּ֖ם אֵלָ֑י וַיֹּאמַ֕ר אֱלֹהִ֥ים יָחְנְךָ֖ בְּנִֽי׃
Yosef gözlerini kaldırıp öz kardeşi, annesinin oğlu Binyamin’i gördü. “Bana sözünü ettiğiniz en küçük kardeşiniz bu mu?” diye sordu. Ardından, “Tanrı sana iyilik göstersin, oğlum” dedi.
Vayisa masot meet panav alehem vaterev masat binyamin mimasot kulam hameş yadot vayiştu vayişkeru imo.
וַיִּשָּׂ֨א מַשְׂאֹ֜ת מֵאֵ֣ת פָּנָיו֮ אֲלֵהֶם֒ וַתֵּ֜רֶב מַשְׂאַ֧ת בִּנְיָמִ֛ן מִמַּשְׂאֹ֥ת כֻּלָּ֖ם חָמֵ֣שׁ יָד֑וֹת וַיִּשְׁתּ֥וּ וַֽיִּשְׁכְּר֖וּ עִמּֽוֹ׃
Yosef’in önünden onlara yemek payları götürüldü. Binyamin’in payı ötekilerin her birininkinden beş kat fazlaydı. Onunla birlikte içtiler, sarhoş oldular.
Vayisa yisrael vehol aşer lo vayavo beera şava vayizbah zevahim lelohe aviv yitshak.
וַיִּסַּ֤ע יִשְׂרָאֵל֙ וְכָל־אֲשֶׁר־ל֔וֹ וַיָּבֹ֖א בְּאֵ֣רָה שָּׁ֑בַע וַיִּזְבַּ֣ח זְבָחִ֔ים לֵאלֹהֵ֖י אָבִ֥יו יִצְחָֽק׃
İsrael, sahip olduğu her şeyle yola çıkıp Beer Şeva’ya geldi. Orada babası Yitshak’ın Tanrısı’na kurbanlar sundu.
Vayahafoh Adonay ruah yam hazak meod vayisa et haarbe vayitkaeu yama suf lo nişar arbe ehad behol gevul mitsrayim.
וַיַּהֲפֹ֨ךְ יְהוָ֤ה רֽוּחַ־יָם֙ חָזָ֣ק מְאֹ֔ד וַיִּשָּׂא֙ אֶת־הָ֣אַרְבֶּ֔ה וַיִּתְקָעֵ֖הוּ יָ֣מָּה סּ֑וּף לֹ֤א נִשְׁאַר֙ אַרְבֶּ֣ה אֶחָ֔ד בְּכֹ֖ל גְּב֥וּל מִצְרָֽיִם׃
Adonay rüzgârı çok güçlü bir batı rüzgârına çevirdi. Rüzgâr çekirgeleri alıp Sazlık Denizi’ne sürükledi. Mısır’ın hiçbir yerinde bir tek çekirge bile kalmadı.
Vayisa haam et betseko terem yehmats mişarotam tserurot besimlotam al şihmam.
וַיִּשָּׂ֥א הָעָ֛ם אֶת־בְּצֵק֖וֹ טֶ֣רֶם יֶחְמָ֑ץ מִשְׁאֲרֹתָ֛ם צְרֻרֹ֥ת בְּשִׂמְלֹתָ֖ם עַל־שִׁכְמָֽם׃
Halk henüz mayalanmamış hamurunu aldı. Hamur teknelerini giysilerine sarıp omuzlarında taşıdılar.
Bu ayette 2 kez
Vayisa malah haelohim haholeh lifne mahane yisrael vayeleh meaharehem vayisa amud heanan mipenehem vayaamod meaharehem.
וַיִּסַּ֞ע מַלְאַ֣ךְ הָאֱלֹהִ֗ים הַהֹלֵךְ֙ לִפְנֵי֙ מַחֲנֵ֣ה יִשְׂרָאֵ֔ל וַיֵּ֖לֶךְ מֵאַחֲרֵיהֶ֑ם וַיִּסַּ֞ע עַמּ֤וּד הֶֽעָנָן֙ מִפְּנֵיהֶ֔ם וַיַּֽעֲמֹ֖ד מֵאַחֲרֵיהֶֽם׃
İsrael ordugâhının önünden giden Tanrı’nın meleği yer değiştirip arkalarına geçti. Bulut sütunu da önlerinden ayrılıp arkalarında durdu.
Vayisa aharon et yadav el haam vayevarehem vayered measot hahatat vehaola vehaşelamim.
וַיִּשָּׂ֨א אַהֲרֹ֧ן אֶת־ידו [יָדָ֛יו] אֶל־הָעָ֖ם וַֽיְבָרְכֵ֑ם וַיֵּ֗רֶד מֵעֲשֹׂ֧ת הַֽחַטָּ֛את וְהָעֹלָ֖ה וְהַשְּׁלָמִֽים׃
Aaron ellerini halka doğru kaldırıp onları kutsadı. Günah sunusunu, bütünüyle yakılan sunuyu ve esenlik kurbanlarını sunduktan sonra aşağı indi.
Vayisa degel mahane vene yehuda barişona letsivotam veal tsevao nahşon ben aminadav.
וַיִּסַּ֞ע דֶּ֣גֶל מַחֲנֵ֧ה בְנֵֽי־יְהוּדָ֛ה בָּרִאשֹׁנָ֖ה לְצִבְאֹתָ֑ם וְעַל־צְבָא֔וֹ נַחְשׁ֖וֹן בֶּן־עַמִּינָדָֽב׃
İlk olarak, birlikleriyle Yehuda oğullarının ordugâhının sancağı yola çıktı. Birliğinin başında Aminadav oğlu Nahşon vardı.
Vayisa meşalo vayomar min aram yanheni valak meleh moav meharre kedem leha ara li yaakov uleha zoama yisrael.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר מִן־אֲ֠רָם יַנְחֵ֨נִי בָלָ֤ק מֶֽלֶךְ־מוֹאָב֙ מֵֽהַרְרֵי־קֶ֔דֶם לְכָה֙ אָֽרָה־לִּ֣י יַעֲקֹ֔ב וּלְכָ֖ה זֹעֲמָ֥ה יִשְׂרָאֵֽל׃
Bilam şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Moav kralı Balak beni Aram’dan, doğunun dağlarından getirdi: ‘Gel, benim için Yaakov’a lanet et! Gel, İsrael’e öfke yağdır!’ dedi.
Vayisa meşalo vayomar kum balak uşama haazina aday beno tsipor.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר ק֤וּם בָּלָק֙ וּֽשֲׁמָ֔ע הַאֲזִ֥ינָה עָדַ֖י בְּנ֥וֹ צִפֹּֽר׃
Bilam şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Kalk, Balak, dinle! Bana kulak ver, Tsippor oğlu!
Vayisa vilam et enav vayar et yisrael şohen lişvatav vatehi alav ruah Elohim.
וַיִּשָּׂ֨א בִלְעָ֜ם אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ אֶת־יִשְׂרָאֵ֔ל שֹׁכֵ֖ן לִשְׁבָטָ֑יו וַתְּהִ֥י עָלָ֖יו ר֥וּחַ אֱלֹהִֽים׃
Bilam gözlerini kaldırıp İsrael’i kabilelerine göre yerleşmiş halde gördü. Tanrı’nın ruhu onun üzerine geldi.
Vayisa meşalo vayomar neum bilam beno veor uneum hagever şetum haayin.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר נְאֻ֤ם בִּלְעָם֙ בְּנ֣וֹ בְעֹ֔ר וּנְאֻ֥ם הַגֶּ֖בֶר שְׁתֻ֥ם הָעָֽיִן׃
Şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Beor oğlu Bilam’ın sözü, gözü açık adamın sözü;
Vayisa meşalo vayomar neum bilam beno veor uneum hagever şetum haayin.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר נְאֻ֤ם בִּלְעָם֙ בְּנ֣וֹ בְעֹ֔ר וּנְאֻ֥ם הַגֶּ֖בֶר שְׁתֻ֥ם הָעָֽיִן׃
Şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Beor oğlu Bilam’ın sözü, gözü açık adamın sözü;
Vayar et amalek vayisa meşalo vayomar reşit goyim amalek veaharito ade oved.
וַיַּרְא֙ אֶת־עֲמָלֵ֔ק וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר רֵאשִׁ֤ית גּוֹיִם֙ עֲמָלֵ֔ק וְאַחֲרִית֖וֹ עֲדֵ֥י אֹבֵֽד׃
Amalek’i gördü ve şiirli sözlerini söyledi: “Amalek ulusların ilkiydi, ama sonu tümüyle yok olmaktır.”
Vayar et hakeni vayisa meşalo vayomar etan moşaveha vesim basela kineha.
וַיַּרְא֙ אֶת־הַקֵּינִ֔י וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר אֵיתָן֙ מֽוֹשָׁבֶ֔ךָ וְשִׂ֥ים בַּסֶּ֖לַע קִנֶּֽךָ׃
Kenileri gördü ve şiirli sözlerini söyledi: “Yaşadığın yer sağlam; yuvan kayaya kurulmuş.
Vayisa meşalo vayomar oy mi yihye misumo el.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר א֕וֹי מִ֥י יִחְיֶ֖ה מִשֻּׂמ֥וֹ אֵֽל׃
Şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Ah, Tanrı bunu yaptığında kim sağ kalabilir?