אֵת
doğrudan nesne belirteci; belirli nesneyi işaretleyen, Türkçede çoğu kez ayrı bir sözcükle çevrilmeyen parçacık
4153 kullanım · 2492 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 4156 kez, 2495 farklı ayette görülür. Kök altında 2 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Vayahalom yosef halom vayaged leehav vayosifu od seno oto.
וַיַּחֲלֹ֤ם יוֹסֵף֙ חֲל֔וֹם וַיַּגֵּ֖ד לְאֶחָ֑יו וַיּוֹסִ֥פוּ ע֖וֹד שְׂנֹ֥א אֹתֽוֹ׃
Yosef bir rüya gördü ve kardeşlerine anlattı. Ondan daha da çok nefret ettiler.
Vayomeru lo ehav hamaloh timloh alenu im maşol timşol banu vayosifu od seno oto al halomotav veal devarav.
וַיֹּ֤אמְרוּ לוֹ֙ אֶחָ֔יו הֲמָלֹ֤ךְ תִּמְלֹךְ֙ עָלֵ֔ינוּ אִם־מָשׁ֥וֹל תִּמְשֹׁ֖ל בָּ֑נוּ וַיּוֹסִ֤פוּ עוֹד֙ שְׂנֹ֣א אֹת֔וֹ עַל־חֲלֹמֹתָ֖יו וְעַל־דְּבָרָֽיו׃
Kardeşleri ona, “Sen gerçekten üzerimize kral mı olacaksın? Bize hüküm mü süreceksin?” dediler. Rüyalarından ve sözlerinden dolayı ondan daha da çok nefret ettiler.
Vayahalom od halom aher vayesaper oto leehav vayomer hine halamti halom od vehine haşemeş vehayareah veahad asar kohavim mişetahavim li.
וַיַּחֲלֹ֥ם עוֹד֙ חֲל֣וֹם אַחֵ֔ר וַיְסַפֵּ֥ר אֹת֖וֹ לְאֶחָ֑יו וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּ֨ה חָלַ֤מְתִּֽי חֲלוֹם֙ ע֔וֹד וְהִנֵּ֧ה הַשֶּׁ֣מֶשׁ וְהַיָּרֵ֗חַ וְאַחַ֤ד עָשָׂר֙ כּֽוֹכָבִ֔ים מִֽשְׁתַּחֲוִ֖ים לִֽי׃
Yosef başka bir rüya daha gördü ve kardeşlerine anlattı. “Bir rüya daha gördüm” dedi. “Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğiliyordu.”
Vayekanu vo ehav veaviv şamar et hadavar.
וַיְקַנְאוּ־ב֖וֹ אֶחָ֑יו וְאָבִ֖יו שָׁמַ֥ר אֶת־הַדָּבָֽר׃
Kardeşleri onu kıskandı. Babası ise bu sözü aklında tuttu.
Vayelehu ehav lirot et tson avihem bişhem.
וַיֵּלְכ֖וּ אֶחָ֑יו לִרְע֛וֹת אֶׄתׄ־צֹ֥אן אֲבִיהֶ֖ם בִּשְׁכֶֽם׃
Kardeşleri babalarının sürüsünü otlatmak için Şehem’e gittiler.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayomer lo leh na ree et şelom aheha veet şelom hatson vahaşiveni davar vayişlaheu meemek hevron vayavo şehema.
וַיֹּ֣אמֶר ל֗וֹ לֶךְ־נָ֨א רְאֵ֜ה אֶת־שְׁל֤וֹם אַחֶ֙יךָ֙ וְאֶת־שְׁל֣וֹם הַצֹּ֔אן וַהֲשִׁבֵ֖נִי דָּבָ֑ר וַיִּשְׁלָחֵ֙הוּ֙ מֵעֵ֣מֶק חֶבְר֔וֹן וַיָּבֹ֖א שְׁכֶֽמָה׃
Babası, “Lütfen git; kardeşlerin ve sürü iyi mi, bakıp bana haber getir” dedi. Onu Hevron vadisinden gönderdi. Yosef Şehem’e geldi.
Vayomer et ahay anohi mevakeş hagida na li efo hem roim.
וַיֹּ֕אמֶר אֶת־אַחַ֖י אָנֹכִ֣י מְבַקֵּ֑שׁ הַגִּֽידָה־נָּ֣א לִ֔י אֵיפֹ֖ה הֵ֥ם רֹעִֽים׃
Yosef, “Kardeşlerimi arıyorum” dedi. “Lütfen söyle, sürüyü nerede otlatıyorlar?”
Bu ayette 2 eşleşme
Vayiru oto merahok uveterem yikrav alehem vayitenakelu oto lahamito.
וַיִּרְא֥וּ אֹת֖וֹ מֵרָחֹ֑ק וּבְטֶ֙רֶם֙ יִקְרַ֣ב אֲלֵיהֶ֔ם וַיִּֽתְנַכְּל֥וּ אֹת֖וֹ לַהֲמִיתֽוֹ׃
Onu uzaktan gördüler. Henüz yanlarına yaklaşmadan onu öldürmek için plan kurdular.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayomer alehem reuven al tişpehu dam haşlihu oto el habor haze aşer bamidbar veyad al tişlehu vo lemaan hatsil oto miyadam lahaşivo el aviv.
וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵהֶ֣ם ׀ רְאוּבֵן֮ אַל־תִּשְׁפְּכוּ־דָם֒ הַשְׁלִ֣יכוּ אֹת֗וֹ אֶל־הַבּ֤וֹר הַזֶּה֙ אֲשֶׁ֣ר בַּמִּדְבָּ֔ר וְיָ֖ד אַל־תִּשְׁלְחוּ־ב֑וֹ לְמַ֗עַן הַצִּ֤יל אֹתוֹ֙ מִיָּדָ֔ם לַהֲשִׁיב֖וֹ אֶל־אָבִֽיו׃
“Kan dökmeyin. Onu şu ıssız yerdeki çukura atın, ama ona el kaldırmayın.” Bunu Yosef’i ellerinden kurtarıp babasına geri götürmek için söylüyordu.
Bu ayette 3 eşleşme
Vayehi kaaşer ba yosef el ehav vayafşitu et yosef et kutaneto et ketonet hapasim aşer alav.
וַֽיְהִ֕י כַּֽאֲשֶׁר־בָּ֥א יוֹסֵ֖ף אֶל־אֶחָ֑יו וַיַּפְשִׁ֤יטוּ אֶת־יוֹסֵף֙ אֶת־כֻּתָּנְתּ֔וֹ אֶת־כְּתֹ֥נֶת הַפַּסִּ֖ים אֲשֶׁ֥ר עָלָֽיו׃
Yosef kardeşlerinin yanına gelince üzerindeki entariyi, süslü entarisini çıkardılar.
Vayikahuu vayaşlihu oto habora vehabor rek en bo mayim.
וַיִּ֨קָּחֻ֔הוּ וַיַּשְׁלִ֥כוּ אֹת֖וֹ הַבֹּ֑רָה וְהַבּ֣וֹר רֵ֔ק אֵ֥ין בּ֖וֹ מָֽיִם׃
Onu alıp çukura attılar. Çukur boştu; içinde su yoktu.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayomer yehuda el ehav ma betsa ki naharog et ahinu vehisinu et damo.
וַיֹּ֥אמֶר יְהוּדָ֖ה אֶל־אֶחָ֑יו מַה־בֶּ֗צַע כִּ֤י נַהֲרֹג֙ אֶת־אָחִ֔ינוּ וְכִסִּ֖ינוּ אֶת־דָּמֽוֹ׃
Yehuda kardeşlerine, “Kardeşimizi öldürüp kanını gizlemenin bize ne yararı var?” dedi.
Bu ayette 3 eşleşme
Vayaavru anaşim midyanim soharim vayimşehu vayaalu et yosef min habor vayimkeru et yosef layişmeelim beesrim kasef vayaviu et yosef mitsrayema.
וַיַּֽעַבְרוּ֩ אֲנָשִׁ֨ים מִדְיָנִ֜ים סֹֽחֲרִ֗ים וַֽיִּמְשְׁכוּ֙ וַיַּֽעֲל֤וּ אֶת־יוֹסֵף֙ מִן־הַבּ֔וֹר וַיִּמְכְּר֧וּ אֶת־יוֹסֵ֛ף לַיִּשְׁמְעֵאלִ֖ים בְּעֶשְׂרִ֣ים כָּ֑סֶף וַיָּבִ֥יאוּ אֶת־יוֹסֵ֖ף מִצְרָֽיְמָה׃
Midyanlı tüccarlar geçerken kardeşleri Yosef’i çukurdan çekip çıkardılar ve yirmi gümüş karşılığında Yişmaellilere sattılar. Onlar da Yosef’i Mısır’a götürdüler.
Vayaşov reuven el habor vehine en yosef babor vayikra et begadav.
וַיָּ֤שָׁב רְאוּבֵן֙ אֶל־הַבּ֔וֹר וְהִנֵּ֥ה אֵין־יוֹסֵ֖ף בַּבּ֑וֹר וַיִּקְרַ֖ע אֶת־בְּגָדָֽיו׃
Reuven çukura döndü. Yosef’in çukurda olmadığını görünce giysilerini yırttı.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayikhu et ketonet yosef vayişhatu seir izim vayitbelu et hakutonet badam.
וַיִּקְח֖וּ אֶת־כְּתֹ֣נֶת יוֹסֵ֑ף וַֽיִּשְׁחֲטוּ֙ שְׂעִ֣יר עִזִּ֔ים וַיִּטְבְּל֥וּ אֶת־הַכֻּתֹּ֖נֶת בַּדָּֽם׃
Yosef’in entarisini aldılar. Bir teke kesip entariyi kana batırdılar.
Vayeşalehu et ketonet hapasim vayaviu el avihem vayomeru zot matsanu haker na haketonet binha hi im lo.
וַֽיְשַׁלְּח֞וּ אֶת־כְּתֹ֣נֶת הַפַּסִּ֗ים וַיָּבִ֙יאוּ֙ אֶל־אֲבִיהֶ֔ם וַיֹּאמְר֖וּ זֹ֣את מָצָ֑אנוּ הַכֶּר־נָ֗א הַכְּתֹ֧נֶת בִּנְךָ֛ הִ֖וא אִם־לֹֽא׃
Süslü entariyi babalarına gönderip ulaştırdılar. “Bunu bulduk” dediler. “Bir bak, oğlunun entarisi mi, değil mi?”
Vayakumu hol banav vehol benotav lenahamo vayemaen lehitnahem vayomer ki ered el beni avel şeola vayevk oto aviv.
וַיָּקֻמוּ֩ כָל־בָּנָ֨יו וְכָל־בְּנֹתָ֜יו לְנַחֲמ֗וֹ וַיְמָאֵן֙ לְהִתְנַחֵ֔ם וַיֹּ֕אמֶר כִּֽי־אֵרֵ֧ד אֶל־בְּנִ֛י אָבֵ֖ל שְׁאֹ֑לָה וַיֵּ֥בְךְּ אֹת֖וֹ אָבִֽיו׃
Bütün oğulları ve kızları onu teselli etmek için kalktılar. Ama o teselli kabul etmedi. “Oğlumun yanına, ölüler diyarına yas içinde ineceğim” dedi. Babası onun için ağladı.
Vehamedanim maheru oto el mitsrayim lefotifar seris paro sar hatabahim.
וְהַ֨מְּדָנִ֔ים מָכְר֥וּ אֹת֖וֹ אֶל־מִצְרָ֑יִם לְפֽוֹטִיפַר֙ סְרִ֣יס פַּרְעֹ֔ה שַׂ֖ר הַטַּבָּחִֽים׃ (פ)
Medanlılar Yosef’i Mısır’da, Firavun’un görevlisi, muhafızların başı Potifar’a sattılar.
Vatahar vateled ben vayikra et şemo er.
וַתַּ֖הַר וַתֵּ֣לֶד בֵּ֑ן וַיִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ עֵֽר׃
Kadın hamile kalıp bir oğul doğurdu. Yehuda ona Er adını verdi.
Vatahar od vateled ben vatikra et şemo onan.
וַתַּ֥הַר ע֖וֹד וַתֵּ֣לֶד בֵּ֑ן וַתִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ אוֹנָֽן׃
Kadın yine hamile kalıp bir oğul doğurdu ve ona Onan adını verdi.
Bu ayette 2 eşleşme
Vatosef od vateled ben vatikra et şemo şela vehaya vihziv belidtah oto.
וַתֹּ֤סֶף עוֹד֙ וַתֵּ֣לֶד בֵּ֔ן וַתִּקְרָ֥א אֶת־שְׁמ֖וֹ שֵׁלָ֑ה וְהָיָ֥ה בִכְזִ֖יב בְּלִדְתָּ֥הּ אֹתֽוֹ׃
Bir oğul daha doğurdu; ona Şela adını verdi. Kadın onu doğurduğunda Yehuda Keziv’deydi.
Vayomer yehuda leonan bo el eşet ahiha veyabem otah vehakem zera leahiha.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוּדָה֙ לְאוֹנָ֔ן בֹּ֛א אֶל־אֵ֥שֶׁת אָחִ֖יךָ וְיַבֵּ֣ם אֹתָ֑הּ וְהָקֵ֥ם זֶ֖רַע לְאָחִֽיךָ׃
Yehuda, Onan’a, “Kardeşinin eşiyle birlikte ol” dedi. “Kayınbiraderlik görevini yerine getir ve kardeşinin soyunu sürdür.”
Vayera beene Adonay aşer asa vayamet gam oto.
וַיֵּ֛רַע בְּעֵינֵ֥י יְהוָ֖ה אֲשֶׁ֣ר עָשָׂ֑ה וַיָּ֖מֶת גַּם־אֹתֽוֹ׃
Yaptığı Adonay’ın gözünde kötüydü. Onu da öldürdü.
Vayişlah yehuda et gedi haizim beyad reeu haadulami lakahat haeravon miyad haişa velo metsaah.
וַיִּשְׁלַ֨ח יְהוּדָ֜ה אֶת־גְּדִ֣י הָֽעִזִּ֗ים בְּיַד֙ רֵעֵ֣הוּ הָֽעֲדֻלָּמִ֔י לָקַ֥חַת הָעֵרָב֖וֹן מִיַּ֣ד הָאִשָּׁ֑ה וְלֹ֖א מְצָאָֽהּ׃
Yehuda, rehni kadından geri almak için Adullamlı arkadaşıyla oğlağı gönderdi. Ama arkadaşı kadını bulamadı.
Vayişal et anşe mekomah lemor aye hakedeşa hi vaenayim al hadareh vayomeru lo hayeta vaze kedeşa.
וַיִּשְׁאַ֞ל אֶת־אַנְשֵׁ֤י מְקֹמָהּ֙ לֵאמֹ֔ר אַיֵּ֧ה הַקְּדֵשָׁ֛ה הִ֥וא בָעֵינַ֖יִם עַל־הַדָּ֑רֶךְ וַיֹּ֣אמְר֔וּ לֹא־הָיְתָ֥ה בָזֶ֖ה קְדֵשָֽׁה׃
Oranın adamlarına, “Enayim’de, yol kenarında bulunan o fahişe nerede?” diye sordu. “Burada fahişe yoktu” dediler.
Vayimtsa yosef hen beenav vayeşaret oto vayafkideu al beto vehol yeş lo natan beyado.
וַיִּמְצָ֨א יוֹסֵ֥ף חֵ֛ן בְּעֵינָ֖יו וַיְשָׁ֣רֶת אֹת֑וֹ וַיַּפְקִדֵ֙הוּ֙ עַל־בֵּית֔וֹ וְכָל־יֶשׁ־ל֖וֹ נָתַ֥ן בְּיָדֽוֹ׃
Yosef efendisinin gözünde beğeni buldu ve ona hizmet etti. Efendisi onu evinin başına koydu; sahip olduğu her şeyi onun eline verdi.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayehi meaz hifkid oto beveto veal kol aşer yeş lo vayevareh Adonay et bet hamitsri biglal yosef vayehi birkat Adonay behol aşer yeş lo babayit uvasade.
וַיְהִ֡י מֵאָז֩ הִפְקִ֨יד אֹת֜וֹ בְּבֵית֗וֹ וְעַל֙ כָּל־אֲשֶׁ֣ר יֶשׁ־ל֔וֹ וַיְבָ֧רֶךְ יְהוָ֛ה אֶת־בֵּ֥ית הַמִּצְרִ֖י בִּגְלַ֣ל יוֹסֵ֑ף וַיְהִ֞י בִּרְכַּ֤ת יְהוָה֙ בְּכָל־אֲשֶׁ֣ר יֶשׁ־ל֔וֹ בַּבַּ֖יִת וּבַשָּׂדֶֽה׃
Onu evinin ve sahip olduğu her şeyin başına koyduğu andan itibaren Adonay, Yosef yüzünden Mısırlının evini kutsadı. Adonay’ın bereketi, evde ve kırda sahip olduğu her şeyin üzerindeydi.
Vayehi ahar hadevarim haele vatisa eşet adonav et eneha el yosef vatomer şihva imi.
וַיְהִ֗י אַחַר֙ הַדְּבָרִ֣ים הָאֵ֔לֶּה וַתִּשָּׂ֧א אֵֽשֶׁת־אֲדֹנָ֛יו אֶת־עֵינֶ֖יהָ אֶל־יוֹסֵ֑ף וַתֹּ֖אמֶר שִׁכְבָ֥ה עִמִּֽי׃
Bu olaylardan sonra efendisinin karısı Yosef’e göz koydu. “Benimle yat” dedi.
Enenu gadol babayit haze mimeni velo hasah mimeni meuma ki im otah baaşer at işto veeh eese haraa hagedola hazot vehatati lelohim.
אֵינֶ֨נּוּ גָד֜וֹל בַּבַּ֣יִת הַזֶּה֮ מִמֶּנִּי֒ וְלֹֽא־חָשַׂ֤ךְ מִמֶּ֙נִּי֙ מְא֔וּמָה כִּ֥י אִם־אוֹתָ֖ךְ בַּאֲשֶׁ֣ר אַתְּ־אִשְׁתּ֑וֹ וְאֵ֨יךְ אֶֽעֱשֶׂ֜ה הָרָעָ֤ה הַגְּדֹלָה֙ הַזֹּ֔את וְחָטָ֖אתִי לֵֽאלֹהִֽים׃
Bu evde benden daha yetkili değil. Senden başka hiçbir şeyi benden esirgemedi; çünkü sen onun karısısın. Nasıl böyle büyük bir kötülük yapıp Tanrı’ya karşı günah işlerim?”
Vayehi hişmoa adonav et divre işto aşer dibera elav lemor kadevarim haele asah li avdeha vayihar apo.
וַיְהִי֩ כִשְׁמֹ֨עַ אֲדֹנָ֜יו אֶת־דִּבְרֵ֣י אִשְׁתּ֗וֹ אֲשֶׁ֨ר דִּבְּרָ֤ה אֵלָיו֙ לֵאמֹ֔ר כַּדְּבָרִ֣ים הָאֵ֔לֶּה עָ֥שָׂהּ לִ֖י עַבְדֶּ֑ךָ וַיִּ֖חַר אַפּֽוֹ׃
Efendisi karısının, “Kölen bana böyle yaptı” sözlerini duyunca öfkelendi.
Vayikah adone yosef oto vayiteneu el bet hasohar mekom aşer asire hameleh asurim vayehi şam bevet hasohar.
וַיִּקַּח֩ אֲדֹנֵ֨י יוֹסֵ֜ף אֹת֗וֹ וַֽיִּתְּנֵ֙הוּ֙ אֶל־בֵּ֣ית הַסֹּ֔הַר מְק֕וֹם אֲשֶׁר־אסורי [אֲסִירֵ֥י] הַמֶּ֖לֶךְ אֲסוּרִ֑ים וַֽיְהִי־שָׁ֖ם בְּבֵ֥ית הַסֹּֽהַר׃
Yosef’in efendisi onu alıp kralın tutsaklarının tutulduğu zindana koydu. Yosef orada, zindanda kaldı.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayiten sar bet hasohar beyad yosef et kol haasirim aşer bevet hasohar veet kol aşer osim şam u haya ose.
וַיִּתֵּ֞ן שַׂ֤ר בֵּית־הַסֹּ֙הַר֙ בְּיַד־יוֹסֵ֔ף אֵ֚ת כָּל־הָ֣אֲסִירִ֔ם אֲשֶׁ֖ר בְּבֵ֣ית הַסֹּ֑הַר וְאֵ֨ת כָּל־אֲשֶׁ֤ר עֹשִׂים֙ שָׁ֔ם ה֖וּא הָיָ֥ה עֹשֶֽׂה׃
Zindan yöneticisi, zindandaki bütün tutsakları Yosef’in sorumluluğuna verdi. Orada yapılan her iş onun yönetimindeydi.
En sar bet hasohar roe et kol meuma beyado baaşer Adonay ito vaaşer u ose Adonay matsliah.
אֵ֣ין ׀ שַׂ֣ר בֵּית־הַסֹּ֗הַר רֹאֶ֤ה אֶֽת־כָּל־מְא֙וּמָה֙ בְּיָד֔וֹ בַּאֲשֶׁ֥ר יְהוָ֖ה אִתּ֑וֹ וַֽאֲשֶׁר־ה֥וּא עֹשֶׂ֖ה יְהוָ֥ה מַצְלִֽיחַ׃ (ס)
Zindan yöneticisi Yosef’e emanet ettiği hiçbir işi denetlemiyordu. Çünkü Adonay onunla birlikteydi ve yaptığı işleri başarıya ulaştırıyordu.
Vayiten otam bemişmar bet sar hatabahim el bet hasohar mekom aşer yosef asur şam.
וַיִּתֵּ֨ן אֹתָ֜ם בְּמִשְׁמַ֗ר בֵּ֛ית שַׂ֥ר הַטַבָּחִ֖ים אֶל־בֵּ֣ית הַסֹּ֑הַר מְק֕וֹם אֲשֶׁ֥ר יוֹסֵ֖ף אָס֥וּר שָֽׁם׃
Onları muhafızların başının evinde gözaltına aldırıp Yosef’in tutsak olduğu zindana koydu.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayifkod sar hatabahim et yosef itam vayeşaret otam vayihyu yamim bemişmar.
וַ֠יִּפְקֹד שַׂ֣ר הַטַּבָּחִ֧ים אֶת־יוֹסֵ֛ף אִתָּ֖ם וַיְשָׁ֣רֶת אֹתָ֑ם וַיִּהְי֥וּ יָמִ֖ים בְּמִשְׁמָֽר׃
Muhafızların başı Yosef’i onların hizmetine verdi. Yosef onlara hizmet etti. Bir süre gözaltında kaldılar.
Vayavo alehem yosef baboker vayar otam vehinam zoafim.
וַיָּבֹ֧א אֲלֵיהֶ֛ם יוֹסֵ֖ף בַּבֹּ֑קֶר וַיַּ֣רְא אֹתָ֔ם וְהִנָּ֖ם זֹעֲפִֽים׃
Yosef sabah yanlarına geldiğinde onları üzgün gördü.
Vayişal et serise faro aşer ito vemişmar bet adonav lemor madua penehem raim hayom.
וַיִּשְׁאַ֞ל אֶת־סְרִיסֵ֣י פַרְעֹ֗ה אֲשֶׁ֨ר אִתּ֧וֹ בְמִשְׁמַ֛ר בֵּ֥ית אֲדֹנָ֖יו לֵאמֹ֑ר מַדּ֛וּעַ פְּנֵיכֶ֥ם רָעִ֖ים הַיּֽוֹם׃
Efendisinin evinde kendisiyle birlikte gözaltında olan Firavun’un görevlilerine, “Bugün neden yüzünüz asık?” diye sordu.
Vayomeru elav halom halamnu ufoter en oto vayomer alehem yosef halo lelohim pitronim saperu na li.
וַיֹּאמְר֣וּ אֵלָ֔יו חֲל֣וֹם חָלַ֔מְנוּ וּפֹתֵ֖ר אֵ֣ין אֹת֑וֹ וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵהֶ֜ם יוֹסֵ֗ף הֲל֤וֹא לֵֽאלֹהִים֙ פִּתְרֹנִ֔ים סַפְּרוּ־נָ֖א לִֽי׃
“Birer rüya gördük, ama yorumlayacak kimse yok” dediler. Yosef, “Yorumlar Tanrı’ya ait değil mi?” dedi. “Lütfen bana anlatın.”
Vayesaper sar hamaşkim et halomo leyosef vayomer lo bahalomi vehine gefen lefanay.
וַיְסַפֵּ֧ר שַֽׂר־הַמַּשְׁקִ֛ים אֶת־חֲלֹמ֖וֹ לְיוֹסֵ֑ף וַיֹּ֣אמֶר ל֔וֹ בַּחֲלוֹמִ֕י וְהִנֵּה־גֶ֖פֶן לְפָנָֽי׃
Başsaki rüyasını Yosef’e anlattı. “Rüyamda önümde bir asma vardı” dedi.
Bu ayette 3 eşleşme
Vehos paro beyadi vaekah et haanavim vaeshat otam el kos paro vaeten et hakos al kaf paro.
וְכ֥וֹס פַּרְעֹ֖ה בְּיָדִ֑י וָאֶקַּ֣ח אֶת־הָֽעֲנָבִ֗ים וָֽאֶשְׂחַ֤ט אֹתָם֙ אֶל־כּ֣וֹס פַּרְעֹ֔ה וָאֶתֵּ֥ן אֶת־הַכּ֖וֹס עַל־כַּ֥ף פַּרְעֹֽה׃
Firavun’un kadehi elimdeydi. Üzümleri alıp Firavun’un kadehine sıktım, kadehi Firavun’un eline verdim.”
Beod şeloşet yamim yisa faro et roşeha vahaşiveha al kaneha venatata hos paro beyado kamişpat harişon aşer hayita maşkeu.
בְּע֣וֹד ׀ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֗ים יִשָּׂ֤א פַרְעֹה֙ אֶת־רֹאשֶׁ֔ךָ וַהֲשִֽׁיבְךָ֖ עַל־כַּנֶּ֑ךָ וְנָתַתָּ֤ כוֹס־פַּרְעֹה֙ בְּיָד֔וֹ כַּמִּשְׁפָּט֙ הָֽרִאשׁ֔וֹן אֲשֶׁ֥ר הָיִ֖יתָ מַשְׁקֵֽהוּ׃
Üç gün içinde Firavun başını kaldıracak ve seni görevine geri getirecek. Eskiden ona sakilik yaptığın zamanki gibi Firavun’un kadehini eline vereceksin.
Ki gunov gunavti meerets haivrim vegam po lo asiti meuma ki samu oti babor.
כִּֽי־גֻנֹּ֣ב גֻּנַּ֔בְתִּי מֵאֶ֖רֶץ הָעִבְרִ֑ים וְגַם־פֹּה֙ לֹא־עָשִׂ֣יתִֽי מְא֔וּמָה כִּֽי־שָׂמ֥וּ אֹתִ֖י בַּבּֽוֹר׃
Çünkü ben İbranilerin ülkesinden kaçırıldım. Burada da beni bu çukura koymalarını gerektiren hiçbir şey yapmadım.”
Uvasal haelyon mikol maahal paro maase ofe vehaof ohel otam min hasal meal roşi.
וּבַסַּ֣ל הָֽעֶלְי֔וֹן מִכֹּ֛ל מַאֲכַ֥ל פַּרְעֹ֖ה מַעֲשֵׂ֣ה אֹפֶ֑ה וְהָע֗וֹף אֹכֵ֥ל אֹתָ֛ם מִן־הַסַּ֖ל מֵעַ֥ל רֹאשִֽׁי׃
“En üstteki sepette Firavun için fırıncıların yaptığı her türlü yiyecek bulunuyordu. Kuşlar onları başımın üstündeki sepetten yiyordu.”
Bu ayette 3 eşleşme
Beod şeloşet yamim yisa faro et roşeha mealeha vetala oteha al ets veahal haof et besareha mealeha.
בְּע֣וֹד ׀ שְׁלֹ֣שֶׁת יָמִ֗ים יִשָּׂ֨א פַרְעֹ֤ה אֶת־רֹֽאשְׁךָ֙ מֵֽעָלֶ֔יךָ וְתָלָ֥ה אוֹתְךָ֖ עַל־עֵ֑ץ וְאָכַ֥ל הָע֛וֹף אֶת־בְּשָׂרְךָ֖ מֵעָלֶֽיךָ׃
Üç gün içinde Firavun başını gövdenden ayıracak ve seni bir ağaca asacak. Kuşlar üzerindeki etini yiyecek.”
Bu ayette 3 eşleşme
Vayehi bayom haşelişi yom huledet et paro vayaas mişte lehol avadav vayisa et roş sar hamaşkim veet roş sar haofim betoh avadav.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיּ֣וֹם הַשְּׁלִישִׁ֗י י֚וֹם הֻלֶּ֣דֶת אֶת־פַּרְעֹ֔ה וַיַּ֥עַשׂ מִשְׁתֶּ֖ה לְכָל־עֲבָדָ֑יו וַיִּשָּׂ֞א אֶת־רֹ֣אשׁ ׀ שַׂ֣ר הַמַּשְׁקִ֗ים וְאֶת־רֹ֛אשׁ שַׂ֥ר הָאֹפִ֖ים בְּת֥וֹךְ עֲבָדָֽיו׃
Üçüncü gün Firavun’un doğum günüydü. Bütün görevlilerine bir şölen verdi. Görevlileri arasından başsakiyi ve başfırıncıyı öne çıkardı.
Vayaşev et sar hamaşkim al maşkeu vayiten hakos al kaf paro.
וַיָּ֛שֶׁב אֶת־שַׂ֥ר הַמַּשְׁקִ֖ים עַל־מַשְׁקֵ֑הוּ וַיִּתֵּ֥ן הַכּ֖וֹס עַל־כַּ֥ף פַּרְעֹֽה׃
Başsakiyi sakilik görevine geri getirdi. Başsaki kadehi Firavun’un eline verdi.
Veet sar haofim tala kaaşer patar lahem yosef.
וְאֵ֛ת שַׂ֥ר הָאֹפִ֖ים תָּלָ֑ה כַּאֲשֶׁ֥ר פָּתַ֛ר לָהֶ֖ם יוֹסֵֽף׃
Başfırıncıyı ise astırdı. Her şey Yosef’in onlara yorumladığı gibi oldu.
Velo zahar sar hamaşkim et yosef vayişkaheu.
וְלֹֽא־זָכַ֧ר שַֽׂר־הַמַּשְׁקִ֛ים אֶת־יוֹסֵ֖ף וַיִּשְׁכָּחֵֽהוּ׃ (פ)
Ama başsaki Yosef’i hatırlamadı; onu unuttu.
Vatohalna haparot raot hamare vedakot habasar et şeva haparot yefot hamare vehaberiot vayikats paro.
וַתֹּאכַ֣לְנָה הַפָּר֗וֹת רָע֤וֹת הַמַּרְאֶה֙ וְדַקֹּ֣ת הַבָּשָׂ֔ר אֵ֚ת שֶׁ֣בַע הַפָּר֔וֹת יְפֹ֥ת הַמַּרְאֶ֖ה וְהַבְּרִיאֹ֑ת וַיִּיקַ֖ץ פַּרְעֹֽה׃
Çirkin görünüşlü, cılız inekler güzel görünüşlü, semiz yedi ineği yediler. Firavun uyandı.
Vativlana haşibolim hadakot et şeva haşibolim haberiot vehameleot vayikats paro vehine halom.
וַתִּבְלַ֙עְנָה֙ הַשִּׁבֳּלִ֣ים הַדַּקּ֔וֹת אֵ֚ת שֶׁ֣בַע הַֽשִּׁבֳּלִ֔ים הַבְּרִיא֖וֹת וְהַמְּלֵא֑וֹת וַיִּיקַ֥ץ פַּרְעֹ֖ה וְהִנֵּ֥ה חֲלֽוֹם׃
İnce başaklar dolgun, dolu yedi başağı yuttu. Firavun uyandı; bunun bir rüya olduğunu gördü.
Temel kelimeler (lemmalar)
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.