Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
flesh; meat; body; relative; flesh > penis; flesh > mortal living creature; heart of flesh; willingness
Dilbilgisel yapı: belirli artikel + isim, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 16 kez
Teknik kod
HTd/NcmsaTORA’DA KELİME
et, beden; insan veya hayvan eti; akraba; ölümlü canlı varlık; bağlama göre bedensel organ veya istekli/duyarlı yürek mecazı
habasar okunuşu Tora’da 16 kez, 15 farklı ayette görülür.
Vayavou el noah el hateva şenayim şenayim mikol habasar aşer bo ruah hayim.
וַיָּבֹ֥אוּ אֶל־נֹ֖חַ אֶל־הַתֵּבָ֑ה שְׁנַ֤יִם שְׁנַ֙יִם֙ מִכָּל־הַבָּשָׂ֔ר אֲשֶׁר־בּ֖וֹ ר֥וּחַ חַיִּֽים׃
İçinde yaşam soluğu bulunan bütün canlılardan ikişer ikişer gemiye, Noah’ın yanına geldiler.
Vatohalna haparot raot hamare vedakot habasar et şeva haparot yefot hamare vehaberiot vayikats paro.
וַתֹּאכַ֣לְנָה הַפָּר֗וֹת רָע֤וֹת הַמַּרְאֶה֙ וְדַקֹּ֣ת הַבָּשָׂ֔ר אֵ֚ת שֶׁ֣בַע הַפָּר֔וֹת יְפֹ֥ת הַמַּרְאֶ֖ה וְהַבְּרִיאֹ֑ת וַיִּיקַ֖ץ פַּרְעֹֽה׃
Çirkin görünüşlü, cılız inekler güzel görünüşlü, semiz yedi ineği yediler. Firavun uyandı.
Veohlu et habasar balayla haze tseli eş umatsot al merorim yoheluu.
וְאָכְל֥וּ אֶת־הַבָּשָׂ֖ר בַּלַּ֣יְלָה הַזֶּ֑ה צְלִי־אֵ֣שׁ וּמַצּ֔וֹת עַל־מְרֹרִ֖ים יֹאכְלֻֽהוּ׃
O gece eti ateşte kızartılmış olarak yesinler. Onu mayasız ekmekler ve acı otlarla birlikte yesinler.
Bevayit ehad yeahel lo totsi min habayit min habasar hutsa veetsem lo tişberu vo.
בְּבַ֤יִת אֶחָד֙ יֵאָכֵ֔ל לֹא־תוֹצִ֧יא מִן־הַבַּ֛יִת מִן־הַבָּשָׂ֖ר ח֑וּצָה וְעֶ֖צֶם לֹ֥א תִשְׁבְּרוּ־בֽוֹ׃
Bir tek evde yenecek. Etten hiçbir parçayı evin dışına çıkarmayacaksın; onun hiçbir kemiğini kırmayacaksınız.
Vayomeru alehem bene yisrael mi yiten mutenu veyad Adonay beerets mitsrayim beşivtenu al sir habasar beohlenu lehem lasova ki hotsetem otanu el hamidbar haze lehamit et kol hakahal haze baraav.
וַיֹּאמְר֨וּ אֲלֵהֶ֜ם בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל מִֽי־יִתֵּ֨ן מוּתֵ֤נוּ בְיַד־יְהוָה֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּשִׁבְתֵּ֙נוּ֙ עַל־סִ֣יר הַבָּשָׂ֔ר בְּאָכְלֵ֥נוּ לֶ֖חֶם לָשֹׂ֑בַע כִּֽי־הוֹצֵאתֶ֤ם אֹתָ֙נוּ֙ אֶל־הַמִּדְבָּ֣ר הַזֶּ֔ה לְהָמִ֛ית אֶת־כָּל־הַקָּהָ֥ל הַזֶּ֖ה בָּרָעָֽב׃ (ס)
Onlara şöyle dediler: “Keşke Mısır ülkesinde et kazanlarının başında oturup doyasıya ekmek yerken Adonay’ın eliyle ölseydik! Bütün bu topluluğu açlıktan öldürmek için bizi bu çöle çıkardınız.”
Vayomer moşe el aharon veel banav başelu et habasar petah ohel moed veşam tohelu oto veet halehem aşer besal hamiluim kaaşer tsiveti lemor aharon uvanav yoheluu.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־אַהֲרֹ֣ן וְאֶל־בָּנָ֗יו בַּשְּׁל֣וּ אֶת־הַבָּשָׂר֮ פֶּ֣תַח אֹ֣הֶל מוֹעֵד֒ וְשָׁם֙ תֹּאכְל֣וּ אֹת֔וֹ וְאֶ֨ת־הַלֶּ֔חֶם אֲשֶׁ֖ר בְּסַ֣ל הַמִּלֻּאִ֑ים כַּאֲשֶׁ֤ר צִוֵּ֙יתִי֙ לֵאמֹ֔ר אַהֲרֹ֥ן וּבָנָ֖יו יֹאכְלֻֽהוּ׃
Moşe, Aaron’a ve oğullarına şöyle dedi: “Eti Buluşma Çadırı’nın girişinde pişirin. ‘Aaron ve oğulları yiyecek’ diye buyurduğum gibi, eti ve göreve başlatma sepetindeki ekmeği orada yiyin.
Veet habasar veet haor saraf baeş mihuts lamahane.
וְאֶת־הַבָּשָׂ֖ר וְאֶת־הָע֑וֹר שָׂרַ֣ף בָּאֵ֔שׁ מִח֖וּץ לַֽמַּחֲנֶֽה׃
Etini ve derisini ordugâhın dışında ateşte yaktı.
Veraa hakohen et hanega beor habasar vesear banega hafah lavan umare hanega amok meor besaro nega tsaraat u veraau hakohen vetime oto.
וְרָאָ֣ה הַכֹּהֵ֣ן אֶת־הַנֶּ֣גַע בְּעֽוֹר־הַ֠בָּשָׂר וְשֵׂעָ֨ר בַּנֶּ֜גַע הָפַ֣ךְ ׀ לָבָ֗ן וּמַרְאֵ֤ה הַנֶּ֙גַע֙ עָמֹק֙ מֵע֣וֹר בְּשָׂר֔וֹ נֶ֥גַע צָרַ֖עַת ה֑וּא וְרָאָ֥הוּ הַכֹּהֵ֖ן וְטִמֵּ֥א אֹתֽוֹ׃
Kâhin derideki belirtiye bakacak. Belirtinin içindeki kıllar beyaza dönmüşse ve belirti deriden daha derinde görünüyorsa bu bir tsaraat belirtisidir. Kâhin onu inceleyip arınmamış olduğuna hükmedecek.
Bu ayette 2 kez
Veraa hakohen et habasar hahay vetimeo habasar hahay tame u tsaraat u.
וְרָאָ֧ה הַכֹּהֵ֛ן אֶת־הַבָּשָׂ֥ר הַחַ֖י וְטִמְּא֑וֹ הַבָּשָׂ֥ר הַחַ֛י טָמֵ֥א ה֖וּא צָרַ֥עַת הֽוּא׃
Kâhin canlı eti görünce arınmamış olduğuna hükmedecek. Canlı et arınmamıştır; bu tsaraattır.
O hi yaşuv habasar hahay venehpah lelavan uva el hakohen.
א֣וֹ כִ֥י יָשׁ֛וּב הַבָּשָׂ֥ר הַחַ֖י וְנֶהְפַּ֣ךְ לְלָבָ֑ן וּבָ֖א אֶל־הַכֹּהֵֽן׃
Canlı et yeniden beyaza dönerse o kişi kâhine gelecek.
Ki nefeş habasar badam hi vaani netativ lahem al hamizbeah lehaper al nafşotehem ki hadam u banefeş yehaper.
כִּ֣י נֶ֣פֶשׁ הַבָּשָׂר֮ בַּדָּ֣ם הִוא֒ וַאֲנִ֞י נְתַתִּ֤יו לָכֶם֙ עַל־הַמִּזְבֵּ֔חַ לְכַפֵּ֖ר עַל־נַפְשֹׁתֵיכֶ֑ם כִּֽי־הַדָּ֥ם ה֖וּא בַּנֶּ֥פֶשׁ יְכַפֵּֽר׃
Çünkü bedenin canı kandadır. Ben kanı, canlarınız için kefaret sağlamak üzere sunakta kullanmanız için size verdim; çünkü kan, taşıdığı can sayesinde kefaret sağlar.
Habasar odenu ben şinehem terem yikaret veaf Adonay hara vaam vayah Adonay baam maka raba meod.
הַבָּשָׂ֗ר עוֹדֶ֙נּוּ֙ בֵּ֣ין שִׁנֵּיהֶ֔ם טֶ֖רֶם יִכָּרֵ֑ת וְאַ֤ף יְהוָה֙ חָרָ֣ה בָעָ֔ם וַיַּ֤ךְ יְהוָה֙ בָּעָ֔ם מַכָּ֖ה רַבָּ֥ה מְאֹֽד׃
Et daha dişlerinin arasındayken, henüz bitmeden, Adonay’ın halka karşı öfkesi alevlendi. Adonay halkı çok ağır bir belayla vurdu.
Rak hazak levilti ahol hadam ki hadam u hanafeş velo tohal hanefeş im habasar.
רַ֣ק חֲזַ֗ק לְבִלְתִּי֙ אֲכֹ֣ל הַדָּ֔ם כִּ֥י הַדָּ֖ם ה֣וּא הַנָּ֑פֶשׁ וְלֹא־תֹאכַ֥ל הַנֶּ֖פֶשׁ עִם־הַבָּשָֽׂר׃
Yalnız kanı yememekte kararlı ol. Çünkü kan candır; canı etle birlikte yemeyeceksin.
Veasita oloteha habasar vehadam al mizbah Adonay eloheha vedam zevaheha yişafeh al mizbah Adonay eloheha vehabasar tohel.
וְעָשִׂ֤יתָ עֹלֹתֶ֙יךָ֙ הַבָּשָׂ֣ר וְהַדָּ֔ם עַל־מִזְבַּ֖ח יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֑יךָ וְדַם־זְבָחֶ֗יךָ יִשָּׁפֵךְ֙ עַל־מִזְבַּח֙ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֔יךָ וְהַבָּשָׂ֖ר תֹּאכֵֽל׃
Olah sunularını, etini ve kanını Tanrın Adonay’ın sunağında sunacaksın. Diğer kurbanlarının kanı Tanrın Adonay’ın sunağına dökülecek; etini ise yiyeceksin.
Velo yerae leha seor behol gevulha şivat yamim velo yalin min habasar aşer tizbah baerev bayom harişon laboker.
וְלֹֽא־יֵרָאֶ֨ה לְךָ֥ שְׂאֹ֛ר בְּכָל־גְּבֻלְךָ֖ שִׁבְעַ֣ת יָמִ֑ים וְלֹא־יָלִ֣ין מִן־הַבָּשָׂ֗ר אֲשֶׁ֨ר תִּזְבַּ֥ח בָּעֶ֛רֶב בַּיּ֥וֹם הָרִאשׁ֖וֹן לַבֹּֽקֶר׃
Yedi gün boyunca bütün sınırların içinde sana ait maya görünmeyecek. İlk günün akşamında kestiğin kurbanın etinden sabaha hiçbir şey kalmayacak.
Dilbilgisel çözümleme
flesh; meat; body; relative; flesh > penis; flesh > mortal living creature; heart of flesh; willingness
Dilbilgisel yapı: belirli artikel + isim, eril, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 16 kez
HTd/NcmsaOkunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.