Temel kelime (lemma) אִם
Türkçe anlam: eğer, şayet
Dilbilgisel yapı: bağlaç
Bu yapının kullanımı: 154 kez
Teknik kod
HCTORA’DA KELİME
eğer, şayet · eğer; ancak eğer; şu şartla ki · anne
Bu İbranice biçim Tora’da 188 kez, 172 farklı ayette görülür.
İm yeşha meşaleah et ahinu itanu nereda venişbera leha ohel.
אִם־יֶשְׁךָ֛ מְשַׁלֵּ֥חַ אֶת־אָחִ֖ינוּ אִתָּ֑נוּ נֵרְדָ֕ה וְנִשְׁבְּרָ֥ה לְךָ֖ אֹֽכֶל׃
Kardeşimizi bizimle gönderirsen iner, sana yiyecek satın alırız.
Anohi eervenu miyadi tevakşenu im lo haviotiv eleha vehitsagtiv lefaneha vehatati leha kol hayamim.
אָֽנֹכִי֙ אֶֽעֶרְבֶ֔נּוּ מִיָּדִ֖י תְּבַקְשֶׁ֑נּוּ אִם־לֹ֨א הֲבִיאֹתִ֤יו אֵלֶ֙יךָ֙ וְהִצַּגְתִּ֣יו לְפָנֶ֔יךָ וְחָטָ֥אתִֽי לְךָ֖ כָּל־הַיָּמִֽים׃
Ona ben kefilim; hesabını benden sorabilirsin. Onu sana geri getirip karşına çıkarmazsam, ömür boyu sana karşı suçlu kalayım.
Vayomer alehem yisrael avihem im ken efo zot asu kehu mizimrat haarets bihlehem vehoridu laiş minha meat tsori umeat devaş nehot valot batenim uşekedim.
וַיֹּ֨אמֶר אֲלֵהֶ֜ם יִשְׂרָאֵ֣ל אֲבִיהֶ֗ם אִם־כֵּ֣ן ׀ אֵפוֹא֮ זֹ֣את עֲשׂוּ֒ קְח֞וּ מִזִּמְרַ֤ת הָאָ֙רֶץ֙ בִּכְלֵיכֶ֔ם וְהוֹרִ֥ידוּ לָאִ֖ישׁ מִנְחָ֑ה מְעַ֤ט צֳרִי֙ וּמְעַ֣ט דְּבַ֔שׁ נְכֹ֣את וָלֹ֔ט בָּטְנִ֖ים וּשְׁקֵדִֽים׃
Babaları İsrael onlara, “Öyleyse şöyle yapın” dedi. “Ülkenin en seçkin ürünlerinden kaplarınıza koyup adama armağan götürün: biraz balsam, biraz bal, baharat, laden reçinesi, fıstık ve badem.
Vatomer el avadeha im lo yered ahihem hakaton itehem lo tosifun lirot panay.
וַתֹּ֙אמֶר֙ אֶל־עֲבָדֶ֔יךָ אִם־לֹ֥א יֵרֵ֛ד אֲחִיכֶ֥ם הַקָּטֹ֖ן אִתְּכֶ֑ם לֹ֥א תֹסִפ֖וּן לִרְא֥וֹת פָּנָֽי׃
Ama kullarına, ‘En küçük kardeşiniz sizinle gelmezse bir daha karşıma çıkmayın’ dedin.
Vanomer lo nuhal laredet im yeş ahinu hakaton itanu veyaradnu ki lo nuhal lirot pene haiş veahinu hakaton enenu itanu.
וַנֹּ֕אמֶר לֹ֥א נוּכַ֖ל לָרֶ֑דֶת אִם־יֵשׁ֩ אָחִ֨ינוּ הַקָּטֹ֤ן אִתָּ֙נוּ֙ וְיָרַ֔דְנוּ כִּי־לֹ֣א נוּכַ֗ל לִרְאוֹת֙ פְּנֵ֣י הָאִ֔ישׁ וְאָחִ֥ינוּ הַקָּטֹ֖ן אֵינֶ֥נּוּ אִתָּֽנוּ׃
Biz de, ‘Gidemeyiz’ dedik. ‘En küçük kardeşimiz yanımızda olursa gideriz. En küçük kardeşimiz yanımızda olmadan adamın karşısına çıkamayız.’
Ki avdeha arav et hanaar meim avi lemor im lo avienu eleha vehatati leavi kol hayamim.
כִּ֤י עַבְדְּךָ֙ עָרַ֣ב אֶת־הַנַּ֔עַר מֵעִ֥ם אָבִ֖י לֵאמֹ֑ר אִם־לֹ֤א אֲבִיאֶ֙נּוּ֙ אֵלֶ֔יךָ וְחָטָ֥אתִי לְאָבִ֖י כָּל־הַיָּמִֽים׃
Çünkü ben kulun, babama delikanlı için kefil oldum. ‘Onu sana geri getirmezsem, ömür boyu babama karşı suçlu kalayım’ dedim.
Vayomer yosef havu miknehem veetena lahem bemiknehem im afes kasef.
וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ הָב֣וּ מִקְנֵיכֶ֔ם וְאֶתְּנָ֥ה לָכֶ֖ם בְּמִקְנֵיכֶ֑ם אִם־אָפֵ֖ס כָּֽסֶף׃
Yosef, “Paranız bittiyse hayvanlarınızı getirin” dedi. “Hayvanlarınız karşılığında size yiyecek vereyim.”
Bu ayette 2 kez
Vatitom haşana hahi vayavou elav başana haşenit vayomeru lo lo nehahed meadoni ki im tam hakesef umikne habehema el adoni lo nişar lifne adoni bilti im geviyatenu veadmatenu.
וַתִּתֹּם֮ הַשָּׁנָ֣ה הַהִוא֒ וַיָּבֹ֨אוּ אֵלָ֜יו בַּשָּׁנָ֣ה הַשֵּׁנִ֗ית וַיֹּ֤אמְרוּ לוֹ֙ לֹֽא־נְכַחֵ֣ד מֵֽאֲדֹנִ֔י כִּ֚י אִם־תַּ֣ם הַכֶּ֔סֶף וּמִקְנֵ֥ה הַבְּהֵמָ֖ה אֶל־אֲדֹנִ֑י לֹ֤א נִשְׁאַר֙ לִפְנֵ֣י אֲדֹנִ֔י בִּלְתִּ֥י אִם־גְּוִיָּתֵ֖נוּ וְאַדְמָתֵֽנוּ׃
O yıl sona erince ertesi yıl ona gelip şöyle dediler: “Efendimizden gizleyecek değiliz: Paramız bitti, hayvanlarımız da efendimizin oldu. Efendimize verecek bedenimizden ve toprağımızdan başka bir şeyimiz kalmadı.
Vayikrevu yeme yisrael lamut vayikra livno leyosef vayomer lo im na matsati hen beeneha sim na yadeha tahat yerehi veasita imadi hesed veemet al na tikbereni bemitsrayim.
וַיִּקְרְב֣וּ יְמֵֽי־יִשְׂרָאֵ֘ל לָמוּת֒ וַיִּקְרָ֣א ׀ לִבְנ֣וֹ לְיוֹסֵ֗ף וַיֹּ֤אמֶר לוֹ֙ אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ שִֽׂים־נָ֥א יָדְךָ֖ תַּ֣חַת יְרֵכִ֑י וְעָשִׂ֤יתָ עִמָּדִי֙ חֶ֣סֶד וֶאֱמֶ֔ת אַל־נָ֥א תִקְבְּרֵ֖נִי בְּמִצְרָֽיִם׃
İsrael’in ölüm zamanı yaklaşınca oğlu Yosef’i çağırdı. Ona, “Eğer beni hoş tutmak istiyorsan, lütfen elini uyluğumun altına koy” dedi. “Bana iyilik ve sadakat göster; lütfen beni Mısır’a gömme.
Vayaavru yeme vehito vayedaber yosef el bet paro lemor im na matsati hen beenehem daberu na beozne faro lemor.
וַיַּֽעַבְרוּ֙ יְמֵ֣י בְכִית֔וֹ וַיְדַבֵּ֣ר יוֹסֵ֔ף אֶל־בֵּ֥ית פַּרְעֹ֖ה לֵאמֹ֑ר אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵ֣ינֵיכֶ֔ם דַּבְּרוּ־נָ֕א בְּאָזְנֵ֥י פַרְעֹ֖ה לֵאמֹֽר׃
Onun için yas günleri bitince Yosef, Firavun’un ev halkına şöyle dedi: “Eğer beni hoş tutmak istiyorsanız, lütfen Firavun’a şunları iletin:
Vayomer beyaledhen et haivriyot ureiten al haovnayim im ben u vahamiten oto veim bat hi vahaya.
וַיֹּ֗אמֶר בְּיַלֶּדְכֶן֙ אֶת־הָֽעִבְרִיּ֔וֹת וּרְאִיתֶ֖ן עַל־הָאָבְנָ֑יִם אִם־בֵּ֥ן הוּא֙ וַהֲמִתֶּ֣ן אֹת֔וֹ וְאִם־בַּ֥ת הִ֖יא וָחָֽיָה׃
“İbrani kadınları doğurturken doğum taşlarına bakın. Çocuk erkekse öldürün; kızsa yaşasın.”
Vatomer lah bat paro lehi vateleh haalma vatikra et em hayaled.
וַתֹּֽאמֶר־לָ֥הּ בַּת־פַּרְעֹ֖ה לֵ֑כִי וַתֵּ֙לֶךְ֙ הָֽעַלְמָ֔ה וַתִּקְרָ֖א אֶת־אֵ֥ם הַיָּֽלֶד׃
Firavun’un kızı, “Git” dedi. Genç kız gidip çocuğun annesini çağırdı.
Vehaya im lo yaaminu lah velo yişmeu lekol haot harişon veheeminu lekol haot haaharon.
וְהָיָה֙ אִם־לֹ֣א יַאֲמִ֣ינוּ לָ֔ךְ וְלֹ֣א יִשְׁמְע֔וּ לְקֹ֖ל הָאֹ֣ת הָרִאשׁ֑וֹן וְהֶֽאֱמִ֔ינוּ לְקֹ֖ל הָאֹ֥ת הָאַחֲרֽוֹן׃
“Eğer sana inanmaz, ilk işaretin bildirdiğine kulak vermezlerse, sonraki işaretin bildirdiğine inanacaklar.
Vehaya im lo yaaminu gam lişne haotot haele velo yişmeun lekoleha velakahta mimeme hayeor veşafahta hayabaşa vehayu hamayim aşer tikah min hayeor vehayu ledam bayabaşet.
וְהָיָ֡ה אִם־לֹ֣א יַאֲמִ֡ינוּ גַּם֩ לִשְׁנֵ֨י הָאֹת֜וֹת הָאֵ֗לֶּה וְלֹ֤א יִשְׁמְעוּן֙ לְקֹלֶ֔ךָ וְלָקַחְתָּ֙ מִמֵּימֵ֣י הַיְאֹ֔ר וְשָׁפַכְתָּ֖ הַיַּבָּשָׁ֑ה וְהָי֤וּ הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁ֣ר תִּקַּ֣ח מִן־הַיְאֹ֔ר וְהָי֥וּ לְדָ֖ם בַּיַּבָּֽשֶׁת׃
Bu iki işarete de inanmaz, sözünü dinlemezlerse, Nil’den biraz su alıp kuru toprağa dök. Nil’den aldığın su, kuru toprak üzerinde kana dönüşecek.”
Ki im eneha meşaleah et ami hinni maşliah beha uvaavadeha uveameha uvevateha et hearov umaleu bate mitsrayim et hearov vegam haadama aşer hem aleha.
כִּ֣י אִם־אֵינְךָ֮ מְשַׁלֵּ֣חַ אֶת־עַמִּי֒ הִנְנִי֩ מַשְׁלִ֨יחַ בְּךָ֜ וּבַעֲבָדֶ֧יךָ וּֽבְעַמְּךָ֛ וּבְבָתֶּ֖יךָ אֶת־הֶעָרֹ֑ב וּמָ֨לְא֜וּ בָּתֵּ֤י מִצְרַ֙יִם֙ אֶת־הֶ֣עָרֹ֔ב וְגַ֥ם הָאֲדָמָ֖ה אֲשֶׁר־הֵ֥ם עָלֶֽיהָ׃
Halkımı salıvermezsen senin, görevlilerinin, halkının ve evlerinin üzerine türlü türlü yırtıcı ve zehirli hayvan salacağım. Mısırlıların evleri ve üzerinde yaşadıkları toprak bu hayvanlarla dolacak.
Ki im maen ata leşaleah veodeha mahazik bam.
כִּ֛י אִם־מָאֵ֥ן אַתָּ֖ה לְשַׁלֵּ֑חַ וְעוֹדְךָ֖ מַחֲזִ֥יק בָּֽם׃
Salıvermeyi reddeder ve onları tutmaya devam edersen,
Ki im maen ata leşaleah et ami hinni mevi mahar arbe bigvuleha.
כִּ֛י אִם־מָאֵ֥ן אַתָּ֖ה לְשַׁלֵּ֣חַ אֶת־עַמִּ֑י הִנְנִ֨י מֵבִ֥יא מָחָ֛ר אַרְבֶּ֖ה בִּגְבֻלֶֽךָ׃
Halkımı salıvermeyi reddedersen, yarın ülkene çekirge getireceğim.
Al tohelu mimenu na uvaşel mevuşal bamayim ki im tseli eş roşo al keraav veal kirbo.
אַל־תֹּאכְל֤וּ מִמֶּ֙נּוּ֙ נָ֔א וּבָשֵׁ֥ל מְבֻשָּׁ֖ל בַּמָּ֑יִם כִּ֣י אִם־צְלִי־אֵ֔שׁ רֹאשׁ֥וֹ עַל־כְּרָעָ֖יו וְעַל־קִרְבּֽוֹ׃
Ondan az pişmiş ya da suda haşlanmış olarak yemeyin; yalnız ateşte kızartılmış olarak, başı, bacakları ve iç organlarıyla birlikte yiyin.
Vayomer im şamoa tişma lekol Adonay eloheha vehayaşar beenav taase vehaazanta lemitsvotav veşamarta kol hukav kal hamahala aşer samti vemitsrayim lo asim aleha ki ani Adonay rofeeha.
וַיֹּאמֶר֩ אִם־שָׁמ֨וֹעַ תִּשְׁמַ֜ע לְק֣וֹל ׀ יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֗יךָ וְהַיָּשָׁ֤ר בְּעֵינָיו֙ תַּעֲשֶׂ֔ה וְהַֽאֲזַנְתָּ֙ לְמִצְוֺתָ֔יו וְשָׁמַרְתָּ֖ כָּל־חֻקָּ֑יו כָּֽל־הַמַּֽחֲלָ֞ה אֲשֶׁר־שַׂ֤מְתִּי בְמִצְרַ֙יִם֙ לֹא־אָשִׂ֣ים עָלֶ֔יךָ כִּ֛י אֲנִ֥י יְהוָ֖ה רֹפְאֶֽךָ׃ (ס)
Şöyle dedi: “Tanrın Adonay’ın sözünü dikkatle dinler, O’nun gözünde doğru olanı yapar, buyruklarına kulak verir ve bütün yasalarını gözetirsen, Mısır’a getirdiğim hastalıkların hiçbirini sana getirmeyeceğim. Çünkü ben, sana şifa veren Adonay’ım.”
Vayomer Adonay el moşe hinni mamtir lahem lehem min haşamayim veyatsa haam velaketu devar yom beyomo lemaan anasenu hayeleh betorati im lo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הִנְנִ֨י מַמְטִ֥יר לָכֶ֛ם לֶ֖חֶם מִן־הַשָּׁמָ֑יִם וְיָצָ֨א הָעָ֤ם וְלָֽקְטוּ֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ לְמַ֧עַן אֲנַסֶּ֛נּוּ הֲיֵלֵ֥ךְ בְּתוֹרָתִ֖י אִם־לֹֽא׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Size gökten ekmek yağdıracağım. Halk her gün çıkıp o güne yetecek kadar toplasın. Böylece yasama uyup uymayacaklarını sınayacağım.
Vayikra şem hamakom masa umeriva al riv bene yisrael veal nasotam et Adonay lemor hayeş Adonay bekirbenu im ayin.
וַיִּקְרָא֙ שֵׁ֣ם הַמָּק֔וֹם מַסָּ֖ה וּמְרִיבָ֑ה עַל־רִ֣יב ׀ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל וְעַ֨ל נַסֹּתָ֤ם אֶת־יְהוָה֙ לֵאמֹ֔ר הֲיֵ֧שׁ יְהוָ֛ה בְּקִרְבֵּ֖נוּ אִם־אָֽיִן׃ (פ)
İsrael oğullarının tartışmaları ve “Adonay aramızda mı, değil mi?” diyerek Adonay’ı sınamaları yüzünden oraya Masa ve Meriva adını verdi.
İm et hadavar haze taase vetsiveha Elohim veyahaleta amod vegam kol haam haze al mekomo yavo veşalom.
אִ֣ם אֶת־הַדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ תַּעֲשֶׂ֔ה וְצִוְּךָ֣ אֱלֹהִ֔ים וְיָֽכָלְתָּ֖ עֲמֹ֑ד וְגַם֙ כָּל־הָעָ֣ם הַזֶּ֔ה עַל־מְקֹמ֖וֹ יָבֹ֥א בְשָׁלֽוֹם׃
Bunu yaparsan ve Tanrı da sana böyle buyurursa dayanabilirsin. Bu halkın hepsi de yerine esenlikle döner.”
Veata im şamoa tişmeu bekoli uşemartem et beriti vihyitem li segula mikol haamim ki li kol haarets.
וְעַתָּ֗ה אִם־שָׁמ֤וֹעַ תִּשְׁמְעוּ֙ בְּקֹלִ֔י וּשְׁמַרְתֶּ֖ם אֶת־בְּרִיתִ֑י וִהְיִ֨יתֶם לִ֤י סְגֻלָּה֙ מִכָּל־הָ֣עַמִּ֔ים כִּי־לִ֖י כָּל־הָאָֽרֶץ׃
Şimdi sözümü dikkatle dinler ve antlaşmamı gözetirseniz, bütün halklar arasında benim özel hazinem olacaksınız. Çünkü bütün yeryüzü benimdir.
Bu ayette 2 kez
Lo tiga bo yad ki sakol yisakel o yaro yiyare im behema im iş lo yihye bimşoh hayovel hema yaalu vahar.
לֹא־תִגַּ֨ע בּ֜וֹ יָ֗ד כִּֽי־סָק֤וֹל יִסָּקֵל֙ אוֹ־יָרֹ֣ה יִיָּרֶ֔ה אִם־בְּהֵמָ֥ה אִם־אִ֖ישׁ לֹ֣א יִחְיֶ֑ה בִּמְשֹׁךְ֙ הַיֹּבֵ֔ל הֵ֖מָּה יַעֲל֥וּ בָהָֽר׃
Ona el sürülmeyecek; mutlaka taşlanacak ya da aşağı atılacaktır. Hayvan da olsa insan da olsa yaşamayacaktır.’ Koçboynuzunun sesi uzayıp gittiğinde dağa çıkabilirler.”
Bu ayette 2 kez
İm begapo yavo begapo yetse im baal işa u veyatsea işto imo.
אִם־בְּגַפּ֥וֹ יָבֹ֖א בְּגַפּ֣וֹ יֵצֵ֑א אִם־בַּ֤עַל אִשָּׁה֙ ה֔וּא וְיָצְאָ֥ה אִשְׁתּ֖וֹ עִמּֽוֹ׃
Tek başına geldiyse tek başına çıkacak. Evliyse eşi de onunla birlikte çıkacak.
İm adonav yiten lo işa veyaleda lo vanim o vanot haişa viladeha tihye ladoneha veu yetse vegapo.
אִם־אֲדֹנָיו֙ יִתֶּן־ל֣וֹ אִשָּׁ֔ה וְיָלְדָה־ל֥וֹ בָנִ֖ים א֣וֹ בָנ֑וֹת הָאִשָּׁ֣ה וִילָדֶ֗יהָ תִּהְיֶה֙ לַֽאדֹנֶ֔יהָ וְה֖וּא יֵצֵ֥א בְגַפּֽוֹ׃
Efendisi ona bir eş verir ve kadın ona oğullar ya da kızlar doğurursa, kadın ve çocukları efendisine ait olacak; adam tek başına çıkacak.
İm raa beene adoneha aşer lo yeadah vehefdah leam naheri lo yimşol lemaherah bevigdo vah.
אִם־רָעָ֞ה בְּעֵינֵ֧י אֲדֹנֶ֛יהָ אֲשֶׁר־לא [ל֥וֹ] יְעָדָ֖הּ וְהֶפְדָּ֑הּ לְעַ֥ם נָכְרִ֛י לֹא־יִמְשֹׁ֥ל לְמָכְרָ֖הּ בְּבִגְדוֹ־בָֽהּ׃
Efendisi onu kendisine eş olarak ayırmış ama sonra beğenmemişse, onun bedel ödenerek kurtarılmasına izin verecek. Ona sadakatsizlik ettiği için onu yabancı bir halka satmaya hakkı yoktur.
İm aheret yikah lo şeerah kesutah veonatah lo yigra.
אִם־אַחֶ֖רֶת יִֽקַּֽח־ל֑וֹ שְׁאֵרָ֛הּ כְּסוּתָ֥הּ וְעֹנָתָ֖הּ לֹ֥א יִגְרָֽע׃
Kendisine başka bir eş alırsa ilkinin yiyeceğini, giyeceğini ve evlilik birlikteliği hakkını azaltmayacak.
İm yakum vehithaleh bahuts al mişanto venika hamake rak şivto yiten verapo yerape.
אִם־יָק֞וּם וְהִתְהַלֵּ֥ךְ בַּח֛וּץ עַל־מִשְׁעַנְתּ֖וֹ וְנִקָּ֣ה הַמַּכֶּ֑ה רַ֥ק שִׁבְתּ֛וֹ יִתֵּ֖ן וְרַפֹּ֥א יְרַפֵּֽא׃ (ס)
kalkıp dışarıda kendi gücüyle yürüyebildiğinde vuran kişi ölüm suçundan kurtulacak. Yalnız çalışamadığı sürenin karşılığını ödeyecek ve tedavisini sağlayacak.
Ah im yom o yomayim yaamod lo yukam ki haspo u.
אַ֥ךְ אִם־י֛וֹם א֥וֹ יוֹמַ֖יִם יַעֲמֹ֑ד לֹ֣א יֻקַּ֔ם כִּ֥י כַסְפּ֖וֹ הֽוּא׃ (ס)
Ama köle bir ya da iki gün yaşarsa bu ceza verilmeyecek; çünkü o, efendisinin parasıyla alınmıştır.
İm kofer yuşat alav venatan pidyon nafşo kehol aşer yuşat alav.
אִם־כֹּ֖פֶר יוּשַׁ֣ת עָלָ֑יו וְנָתַן֙ פִּדְיֹ֣ן נַפְשׁ֔וֹ כְּכֹ֥ל אֲשֶׁר־יוּשַׁ֖ת עָלָֽיו׃
Kendisine bir kurtulma bedeli konursa canının karşılığı olarak belirlenen bedelin tamamını ödeyecek.
İm eved yigah haşor o ama kesef şeloşim şekalim yiten ladonav vehaşor yisakel.
אִם־עֶ֛בֶד יִגַּ֥ח הַשּׁ֖וֹר א֣וֹ אָמָ֑ה כֶּ֣סֶף ׀ שְׁלֹשִׁ֣ים שְׁקָלִ֗ים יִתֵּן֙ לַֽאדֹנָ֔יו וְהַשּׁ֖וֹר יִסָּקֵֽל׃ (ס)
Öküz bir köleyi ya da cariyeyi boynuzlarsa sahibi, kölenin efendisine otuz şekel gümüş verecek; öküz taşlanacak.
İm bamahteret yimatse haganav vehuka vamet en lo damim.
אִם־בַּמַּחְתֶּ֛רֶת יִמָּצֵ֥א הַגַּנָּ֖ב וְהֻכָּ֣ה וָמֵ֑ת אֵ֥ין ל֖וֹ דָּמִֽים׃
Bir hırsız içeri girmek için delik açarken yakalanır, vurulup öldürülürse onu öldüren kan dökmekten sorumlu tutulmaz.
Bu ayette 2 kez
İm zareha haşemeş alav damim lo şalem yeşalem im en lo venimkar bignevato.
אִם־זָרְחָ֥ה הַשֶּׁ֛מֶשׁ עָלָ֖יו דָּמִ֣ים ל֑וֹ שַׁלֵּ֣ם יְשַׁלֵּ֔ם אִם־אֵ֣ין ל֔וֹ וְנִמְכַּ֖ר בִּגְנֵבָתֽוֹ׃
Ama güneş onun üzerine doğmuşsa kan dökmekten sorumlu tutulur. Hırsız mutlaka karşılığını ödemelidir; ödeyecek bir şeyi yoksa çaldığının karşılığı olarak satılacaktır.
İm himatse timatse veyado hageneva mişor ad hamor ad se hayim şenayim yeşalem.
אִֽם־הִמָּצֵא֩ תִמָּצֵ֨א בְיָד֜וֹ הַגְּנֵבָ֗ה מִשּׁ֧וֹר עַד־חֲמ֛וֹר עַד־שֶׂ֖ה חַיִּ֑ים שְׁנַ֖יִם יְשַׁלֵּֽם׃ (ס)
Çaldığı hayvan, ister öküz, ister eşek, ister davar olsun, elinde canlı bulunursa iki katını ödeyecektir.
Ki yiten iş el reeu kesef o helim lişmor vegunav mibet haiş im yimatse haganav yeşalem şenayim.
כִּֽי־יִתֵּן֩ אִ֨ישׁ אֶל־רֵעֵ֜הוּ כֶּ֤סֶף אֽוֹ־כֵלִים֙ לִשְׁמֹ֔ר וְגֻנַּ֖ב מִבֵּ֣ית הָאִ֑ישׁ אִם־יִמָּצֵ֥א הַגַּנָּ֖ב יְשַׁלֵּ֥ם שְׁנָֽיִם׃
Bir adam komşusuna saklaması için para ya da eşya verir ve bunlar o adamın evinden çalınırsa, hırsız bulunduğunda iki katını ödeyecek.
Bu ayette 2 kez
İm lo yimatse haganav venikrav baal habayit el haelohim im lo şalah yado bimlehet reeu.
אִם־לֹ֤א יִמָּצֵא֙ הַגַּנָּ֔ב וְנִקְרַ֥ב בַּֽעַל־הַבַּ֖יִת אֶל־הָֽאֱלֹהִ֑ים אִם־לֹ֥א שָׁלַ֛ח יָד֖וֹ בִּמְלֶ֥אכֶת רֵעֵֽהוּ׃
Hırsız bulunmazsa evin sahibi, komşusunun malına el uzatıp uzatmadığının belirlenmesi için yargıçların önüne gelecek.
Şevuat Adonay tihye ben şenehem im lo şalah yado bimlehet reeu velakah bealav velo yeşalem.
שְׁבֻעַ֣ת יְהוָ֗ה תִּהְיֶה֙ בֵּ֣ין שְׁנֵיהֶ֔ם אִם־לֹ֥א שָׁלַ֛ח יָד֖וֹ בִּמְלֶ֣אכֶת רֵעֵ֑הוּ וְלָקַ֥ח בְּעָלָ֖יו וְלֹ֥א יְשַׁלֵּֽם׃
komşusunun malına el uzatmadığına dair Adonay adına edeceği yemin, ikisi arasındaki meseleyi çözecek. Mal sahibi bunu kabul edecek; emaneti alan ödeme yapmayacak.
İm tarof yitaref yevieu ed haterefa lo yeşalem.
אִם־טָרֹ֥ף יִטָּרֵ֖ף יְבִאֵ֣הוּ עֵ֑ד הַטְּרֵפָ֖ה לֹ֥א יְשַׁלֵּֽם׃ (פ)
Yırtıcı bir hayvan tarafından parçalanırsa kalıntısını kanıt olarak getirecek. Parçalanan hayvanın karşılığını ödemeyecek.
Bu ayette 2 kez
İm bealav imo lo yeşalem im sahir u ba bisharo.
אִם־בְּעָלָ֥יו עִמּ֖וֹ לֹ֣א יְשַׁלֵּ֑ם אִם־שָׂכִ֣יר ה֔וּא בָּ֖א בִּשְׂכָרֽוֹ׃ (ס)
Sahibi yanındaysa karşılığını ödemeyecek. Hayvan kiralanmışsa bu, kira bedeline dahildir.
İm maen yemaen aviha letitah lo kesef yişkol kemohar habetulot.
אִם־מָאֵ֧ן יְמָאֵ֛ן אָבִ֖יהָ לְתִתָּ֣הּ ל֑וֹ כֶּ֣סֶף יִשְׁקֹ֔ל כְּמֹ֖הַר הַבְּתוּלֹֽת׃ (ס)
Babası kızını ona vermeyi kesinlikle reddederse, adam bakireler için ödenen evlilik bedeli kadar gümüş ödeyecek.
Bu ayette 2 kez
İm ane teane oto ki im tsaok yitsak elay şamoa eşma tsaakato.
אִם־עַנֵּ֥ה תְעַנֶּ֖ה אֹת֑וֹ כִּ֣י אִם־צָעֹ֤ק יִצְעַק֙ אֵלַ֔י שָׁמֹ֥עַ אֶשְׁמַ֖ע צַעֲקָתֽוֹ׃
Ona eziyet eder de bana haykırırsa feryadını mutlaka duyacağım.
İm kesef talve et ami et heani imah lo tihye lo kenoşe lo tesimun alav neşeh.
אִם־כֶּ֣סֶף ׀ תַּלְוֶ֣ה אֶת־עַמִּ֗י אֶת־הֶֽעָנִי֙ עִמָּ֔ךְ לֹא־תִהְיֶ֥ה ל֖וֹ כְּנֹשֶׁ֑ה לֹֽא־תְשִׂימ֥וּן עָלָ֖יו נֶֽשֶׁךְ׃
Halkımdan birine, yanındaki yoksula borç para verirsen ona karşı baskıcı bir alacaklı gibi davranmayacaksın. Ona faiz yüklemeyeceksiniz.
İm havol tahbol salmat reeha ad bo haşemeş teşivenu lo.
אִם־חָבֹ֥ל תַּחְבֹּ֖ל שַׂלְמַ֣ת רֵעֶ֑ךָ עַד־בֹּ֥א הַשֶּׁ֖מֶשׁ תְּשִׁיבֶ֥נּוּ לֽוֹ׃
Komşunun giysisini rehin alırsan güneş batmadan ona geri vereceksin.
Ki im şamoa tişma bekolo veasita kol aşer adaber veayavti et oyeveha vetsarti et tsorereha.
כִּ֣י אִם־שָׁמֹ֤עַ תִּשְׁמַע֙ בְּקֹל֔וֹ וְעָשִׂ֕יתָ כֹּ֖ל אֲשֶׁ֣ר אֲדַבֵּ֑ר וְאָֽיַבְתִּי֙ אֶת־אֹ֣יְבֶ֔יךָ וְצַרְתִּ֖י אֶת־צֹרְרֶֽיךָ׃
Ama onun sözünü dikkatle dinler ve söylediğim her şeyi yaparsan, düşmanlarına düşman olacak, sana karşı çıkanlara karşı çıkacağım.
Veata im tisa hatatam veim ayin meheni na misifreha aşer kataveta.
וְעַתָּ֖ה אִם־תִּשָּׂ֣א חַטָּאתָ֑ם וְאִם־אַ֕יִן מְחֵ֣נִי נָ֔א מִֽסִּפְרְךָ֖ אֲשֶׁ֥ר כָּתָֽבְתָּ׃
Şimdi, günahlarını bağışlarsan… Ama bağışlamayacaksan, lütfen beni yazdığın kitabından sil.”
Veata im na matsati hen beeneha hodieni na et deraheha veedaaha lemaan emtsa hen beeneha uree ki ameha hagoy haze.
וְעַתָּ֡ה אִם־נָא֩ מָצָ֨אתִי חֵ֜ן בְּעֵינֶ֗יךָ הוֹדִעֵ֤נִי נָא֙ אֶת־דְּרָכֶ֔ךָ וְאֵדָ֣עֲךָ֔ לְמַ֥עַן אֶמְצָא־חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ וּרְאֵ֕ה כִּ֥י עַמְּךָ֖ הַגּ֥וֹי הַזֶּֽה׃
Şimdi, gözünde lütuf bulduysam, lütfen yollarını bana bildir ki Seni tanıyayım ve gözünde lütuf bulayım. Bu ulusun Senin halkın olduğunu göz önünde tut.”
Vayomer elav im en paneha holehim al taalenu mize.
וַיֹּ֖אמֶר אֵלָ֑יו אִם־אֵ֤ין פָּנֶ֙יךָ֙ הֹלְכִ֔ים אַֽל־תַּעֲלֵ֖נוּ מִזֶּֽה׃
Moşe O’na, “Bizzat Sen gitmeyeceksen bizi buradan çıkarma” dedi.
Vayomer im na matsati hen beeneha Adonay yeleh na Adonay bekirbenu ki am keşe oref u vesalahta laavonenu ulehatatenu unehaltanu.
וַיֹּ֡אמֶר אִם־נָא֩ מָצָ֨אתִי חֵ֤ן בְּעֵינֶ֙יךָ֙ אֲדֹנָ֔י יֵֽלֶךְ־נָ֥א אֲדֹנָ֖י בְּקִרְבֵּ֑נוּ כִּ֤י עַם־קְשֵׁה־עֹ֙רֶף֙ ה֔וּא וְסָלַחְתָּ֛ לַעֲוֺנֵ֥נוּ וּלְחַטָּאתֵ֖נוּ וּנְחַלְתָּֽנוּ׃
“Efendim, gözünde lütuf bulduysam, lütfen Efendim aramızda gitsin” dedi. “Dik başlı bir halk olsak da suçumuzu ve günahımızı bağışla; bizi kendine ait bir halk olarak al.”
İm ola korbano min habakar zahar tamim yakrivenu el petah ohel moed yakriv oto lirtsono lifne Adonay.
אִם־עֹלָ֤ה קָרְבָּנוֹ֙ מִן־הַבָּקָ֔ר זָכָ֥ר תָּמִ֖ים יַקְרִיבֶ֑נּוּ אֶל־פֶּ֝תַח אֹ֤הֶל מוֹעֵד֙ יַקְרִ֣יב אֹת֔וֹ לִרְצֹנ֖וֹ לִפְנֵ֥י יְהוָֽה׃
Sunusu sığırlardan, bütünüyle yakılan bir sunuysa kusursuz bir erkek getirecek. Adonay’ın önünde kabul görmesi için onu Buluşma Çadırı’nın girişine getirecek.
Dilbilgisel çözümleme
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla temel kelimeye veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Temel kelime (lemma) אִם
Türkçe anlam: eğer, şayet
Dilbilgisel yapı: bağlaç
Bu yapının kullanımı: 154 kez
HCTemel kelime (lemma) כִּי אם־
Türkçe anlam: eğer; ancak eğer; şu şartla ki
Dilbilgisel yapı: bağlaç
Bu yapının kullanımı: 30 kez
HCTemel kelime (lemma) אֵם
Türkçe anlam: anne
mother; "mother's house" = mother's household; mother > place of origin and sustenance; mother > faithful (town); mother > friend; "the mother of the way" = the parting of a way
Dilbilgisel yapı: isim, dişil, tekil, tamlayan
Bu yapının kullanımı: 3 kez
HNcfscTemel kelime (lemma) אֵם
Türkçe anlam: anne
mother; "mother's house" = mother's household; mother > place of origin and sustenance; mother > faithful (town); mother > friend; "the mother of the way" = the parting of a way
Dilbilgisel yapı: isim, dişil, tekil, mutlak
Bu yapının kullanımı: 1 kez
HNcfsaKelime dizini, nikud ve teamim işaretlerini yazılı kelime kimliğine katmaz. Kök, temel kelime ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik bağlantıları tahmin etmez.
Morfoloji ve temel kelime: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Temel kelime–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlamlar yalnız editoryal olarak doğrulandıktan sonra gösterilir.