Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
there; here ... there ...; there is; behold!; then; at that time
Dilbilgisel yapı: zarf
Bu yapının kullanımı: 134 kez
Teknik kod
HDTORA’DA KELİME
orada; burada...orada; o zaman, o sırada; bağlama göre 'işte/orada vardır'
şam okunuşu Tora’da 134 kez, 123 farklı ayette görülür.
Vayomer anohi hael elohe aviha al tira mereda mitsrayma ki legoy gadol asimeha şam.
וַיֹּ֕אמֶר אָנֹכִ֥י הָאֵ֖ל אֱלֹהֵ֣י אָבִ֑יךָ אַל־תִּירָא֙ מֵרְדָ֣ה מִצְרַ֔יְמָה כִּֽי־לְג֥וֹי גָּד֖וֹל אֲשִֽׂימְךָ֥ שָֽׁם׃
Tanrı, “Ben Tanrı’yım, babanın Tanrısı’yım” dedi. “Mısır’a inmekten korkma; çünkü seni orada büyük bir ulus yapacağım.
Vaani bevoi mipadan meta alay rahel beerets kenaan badereh beod kivrat erets lavo efrata vaekbereha şam bedereh efrat hi bet lahem.
וַאֲנִ֣י ׀ בְּבֹאִ֣י מִפַּדָּ֗ן מֵ֩תָה֩ עָלַ֨י רָחֵ֜ל בְּאֶ֤רֶץ כְּנַ֙עַן֙ בַּדֶּ֔רֶךְ בְּע֥וֹד כִּבְרַת־אֶ֖רֶץ לָבֹ֣א אֶפְרָ֑תָה וָאֶקְבְּרֶ֤הָ שָּׁם֙ בְּדֶ֣רֶךְ אֶפְרָ֔ת הִ֖וא בֵּ֥ית לָֽחֶם׃
Bana gelince, Padan’dan dönerken, Kenaan ülkesinde yolda, Efrat’a daha bir mesafe varken Rahel’i kaybettim. Onu orada, Efrat yolunda gömdüm. Efrat, Bet Lehem’dir.”
Vayavou ad goren haatad aşer beever hayarden vayispedu şam misped gadol vehaved meod vayaas leaviv evel şivat yamim.
וַיָּבֹ֜אוּ עַד־גֹּ֣רֶן הָאָטָ֗ד אֲשֶׁר֙ בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֔ן וַיִּ֨סְפְּדוּ־שָׁ֔ם מִסְפֵּ֛ד גָּד֥וֹל וְכָבֵ֖ד מְאֹ֑ד וַיַּ֧עַשׂ לְאָבִ֛יו אֵ֖בֶל שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Yarden’in öte yakasındaki Goren Haatad’a geldiler. Orada çok büyük ve acı bir ağıt yaktılar. Yosef babası için yedi gün yas tuttu.
Vehifleti vayom hau et erets goşen aşer ami omed aleha levilti heyot şam arov lemaan teda ki ani Adonay bekerev haarets.
וְהִפְלֵיתִי֩ בַיּ֨וֹם הַה֜וּא אֶת־אֶ֣רֶץ גֹּ֗שֶׁן אֲשֶׁ֤ר עַמִּי֙ עֹמֵ֣ד עָלֶ֔יהָ לְבִלְתִּ֥י הֱיֽוֹת־שָׁ֖ם עָרֹ֑ב לְמַ֣עַן תֵּדַ֔ע כִּ֛י אֲנִ֥י יְהוָ֖ה בְּקֶ֥רֶב הָאָֽרֶץ׃
O gün halkımın yaşadığı Goşen bölgesini ayrı tutacağım; orada bu hayvanlar olmayacak. Böylece yeryüzünün ortasında benim Adonay olduğumu bileceksin.
Rak beerets goşen aşer şam bene yisrael lo haya barad.
רַ֚ק בְּאֶ֣רֶץ גֹּ֔שֶׁן אֲשֶׁר־שָׁ֖ם בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל לֹ֥א הָיָ֖ה בָּרָֽד׃
Yalnız İsrael oğullarının yaşadığı Goşen bölgesine dolu yağmadı.
Vehaya hadam lahem leot al habatim aşer atem şam veraiti et hadam ufasahti alehem velo yiheye vahem negef lemaşhit behakoti beerets mitsrayim.
וְהָיָה֩ הַדָּ֨ם לָכֶ֜ם לְאֹ֗ת עַ֤ל הַבָּתִּים֙ אֲשֶׁ֣ר אַתֶּ֣ם שָׁ֔ם וְרָאִ֙יתִי֙ אֶת־הַדָּ֔ם וּפָסַחְתִּ֖י עֲלֵכֶ֑ם וְלֹֽא־יִֽהְיֶ֨ה בָכֶ֥ם נֶ֙גֶף֙ לְמַשְׁחִ֔ית בְּהַכֹּתִ֖י בְּאֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Bulunduğunuz evlerin üzerindeki kan sizin için bir işaret olacak. Kanı görünce üzerinizden geçeceğim. Mısır ülkesini vurduğumda size yıkım getiren bir bela dokunmayacak.
Vayakom paro layla u vehol avadav vehol mitsrayim vatehi tseaka gedola bemitsrayim ki en bayit aşer en şam met.
וַיָּ֨קָם פַּרְעֹ֜ה לַ֗יְלָה ה֤וּא וְכָל־עֲבָדָיו֙ וְכָל־מִצְרַ֔יִם וַתְּהִ֛י צְעָקָ֥ה גְדֹלָ֖ה בְּמִצְרָ֑יִם כִּֽי־אֵ֣ין בַּ֔יִת אֲשֶׁ֥ר אֵֽין־שָׁ֖ם מֵֽת׃
Firavun o gece kalktı; bütün görevlileri ve bütün Mısırlılar da kalktılar. Mısır’da büyük bir feryat koptu; çünkü içinde ölü olmayan tek bir ev yoktu.
Vayitsak el Adonay vayoreu Adonay ets vayaşleh el hamayim vayimteku hamayim şam sam lo hok umişpat veşam nisau.
וַיִּצְעַ֣ק אֶל־יְהוָ֗ה וַיּוֹרֵ֤הוּ יְהוָה֙ עֵ֔ץ וַיַּשְׁלֵךְ֙ אֶל־הַמַּ֔יִם וַֽיִּמְתְּק֖וּ הַמָּ֑יִם שָׁ֣ם שָׂ֥ם ל֛וֹ חֹ֥ק וּמִשְׁפָּ֖ט וְשָׁ֥ם נִסָּֽהוּ׃
Moşe, Adonay’a haykırdı. Adonay ona bir ağaç gösterdi. Moşe onu suya attı; sular tatlılaştı. Adonay orada halk için yasa ve hüküm koydu; orada onları sınadı.
Vayavou elima veşam şetem esre enot mayim veşivim temarim vayahanu şam al hamayim.
וַיָּבֹ֣אוּ אֵילִ֔מָה וְשָׁ֗ם שְׁתֵּ֥ים עֶשְׂרֵ֛ה עֵינֹ֥ת מַ֖יִם וְשִׁבְעִ֣ים תְּמָרִ֑ים וַיַּחֲנוּ־שָׁ֖ם עַל־הַמָּֽיִם׃
Elim’e geldiler. Orada on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı vardı. Suyun yanında konakladılar.
Vayitsma şam haam lamayim vayalen haam al moşe vayomer lama ze heelitanu mimitsrayim lehamit oti veet banay veet miknay batsama.
וַיִּצְמָ֨א שָׁ֤ם הָעָם֙ לַמַּ֔יִם וַיָּ֥לֶן הָעָ֖ם עַל־מֹשֶׁ֑ה וַיֹּ֗אמֶר לָ֤מָּה זֶּה֙ הֶעֱלִיתָ֣נוּ מִמִּצְרַ֔יִם לְהָמִ֥ית אֹתִ֛י וְאֶת־בָּנַ֥י וְאֶת־מִקְנַ֖י בַּצָּמָֽא׃
Halk orada susuz kalmıştı. Moşe’ye karşı söylenerek, “Beni, çocuklarımı ve hayvanlarımı susuzluktan öldürmek için mi bizi Mısır’dan çıkardın?” dedi.
Hinni omed lefaneha şam al hatsur behorev vehikita vatsur veyatseu mimenu mayim veşata haam vayaas ken moşe leene zikne yisrael.
הִנְנִ֣י עֹמֵד֩ לְפָנֶ֨יךָ שָּׁ֥ם ׀ עַֽל־הַצּוּר֮ בְּחֹרֵב֒ וְהִכִּ֣יתָ בַצּ֗וּר וְיָצְא֥וּ מִמֶּ֛נּוּ מַ֖יִם וְשָׁתָ֣ה הָעָ֑ם וַיַּ֤עַשׂ כֵּן֙ מֹשֶׁ֔ה לְעֵינֵ֖י זִקְנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Ben orada, Horev’deki kayanın üzerinde, senin önünde duracağım. Kayaya vur; ondan su çıkacak, halk içecek.” Moşe, İsrael’in ileri gelenlerinin gözleri önünde öyle yaptı.
Vayavo yitro hoten moşe uvanav veişto el moşe el hamidbar aşer u hone şam har haelohim.
וַיָּבֹ֞א יִתְר֨וֹ חֹתֵ֥ן מֹשֶׁ֛ה וּבָנָ֥יו וְאִשְׁתּ֖וֹ אֶל־מֹשֶׁ֑ה אֶל־הַמִּדְבָּ֗ר אֲשֶׁר־ה֛וּא חֹנֶ֥ה שָׁ֖ם הַ֥ר הָאֱלֹהִֽים׃
Moşe’nin kayınpederi Yitro, Moşe’nin oğulları ve eşiyle birlikte, çölde Tanrı’nın dağının yanında konaklayan Moşe’nin yanına geldi.
Vayisu merefidim vayavou midbar sinay vayahanu bamidbar vayihan şam yisrael neged hahar.
וַיִּסְע֣וּ מֵרְפִידִ֗ים וַיָּבֹ֙אוּ֙ מִדְבַּ֣ר סִינַ֔י וַֽיַּחֲנ֖וּ בַּמִּדְבָּ֑ר וַיִּֽחַן־שָׁ֥ם יִשְׂרָאֵ֖ל נֶ֥גֶד הָהָֽר׃
Refidim’den yola çıkıp Sinay Çölü’ne geldiler ve çölde konakladılar. İsrael orada, dağın karşısında konakladı.
Vayaamod haam merahok umoşe nigaş el haarafel aşer şam haelohim.
וַיַּעֲמֹ֥ד הָעָ֖ם מֵרָחֹ֑ק וּמֹשֶׁה֙ נִגַּ֣שׁ אֶל־הָֽעֲרָפֶ֔ל אֲשֶׁר־שָׁ֖ם הָאֱלֹהִֽים׃ (פ)
Halk uzakta durdu. Moşe ise Tanrı’nın bulunduğu koyu karanlığa yaklaştı.
Vayomer Adonay el moşe ale elay hahara vehye şam veetena leha et luhot haeven vehatora vehamitsva aşer katavti lehorotam.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה עֲלֵ֥ה אֵלַ֛י הָהָ֖רָה וֶהְיֵה־שָׁ֑ם וְאֶתְּנָ֨ה לְךָ֜ אֶת־לֻחֹ֣ת הָאֶ֗בֶן וְהַתּוֹרָה֙ וְהַמִּצְוָ֔ה אֲשֶׁ֥ר כָּתַ֖בְתִּי לְהוֹרֹתָֽם׃
Adonay, Moşe’ye, “Dağa, yanıma çık ve orada kal” dedi. “Onlara öğretmek için yazdığım taş levhaları, yasayı ve buyruğu sana vereceğim.”
Venoadti leha şam vedibarti iteha meal hakaporet miben şene hakeruvim aşer al aron haedut et kol aşer atsave oteha el bene yisrael.
וְנוֹעַדְתִּ֣י לְךָ֮ שָׁם֒ וְדִבַּרְתִּ֨י אִתְּךָ֜ מֵעַ֣ל הַכַּפֹּ֗רֶת מִבֵּין֙ שְׁנֵ֣י הַכְּרֻבִ֔ים אֲשֶׁ֖ר עַל־אֲרֹ֣ן הָעֵדֻ֑ת אֵ֣ת כָּל־אֲשֶׁ֧ר אֲצַוֶּ֛ה אוֹתְךָ֖ אֶל־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (פ)
Seninle orada buluşacağım. Kapağın üstünden, Tanıklık Sandığı üzerindeki iki keruvun arasından seninle konuşacak, İsrael oğulları için sana bütün buyruklarımı bildireceğim.
Olat tamid ledorotehem petah ohel moed lifne Adonay aşer ivaed lahem şama ledaber eleha şam.
עֹלַ֤ת תָּמִיד֙ לְדֹרֹ֣תֵיכֶ֔ם פֶּ֥תַח אֹֽהֶל־מוֹעֵ֖ד לִפְנֵ֣י יְהוָ֑ה אֲשֶׁ֨ר אִוָּעֵ֤ד לָכֶם֙ שָׁ֔מָּה לְדַבֵּ֥ר אֵלֶ֖יךָ שָֽׁם׃
Bu, kuşaklarınız boyunca Buluşma Çadırı’nın girişinde, Adonay’ın önünde düzenli olarak bütünüyle yakılan sunu olacak. Sizinle orada buluşacak, seninle orada konuşacağım.
Vehye nahon laboker vealita vaboker el har sinay venitsavta li şam al roş hahar.
וֶהְיֵ֥ה נָכ֖וֹן לַבֹּ֑קֶר וְעָלִ֤יתָ בַבֹּ֙קֶר֙ אֶל־הַ֣ר סִינַ֔י וְנִצַּבְתָּ֥ לִ֛י שָׁ֖ם עַל־רֹ֥אשׁ הָהָֽר׃
Sabaha hazır ol. Sabah Sinay Dağı’na çık ve orada, dağın tepesinde önümde dur.
Vayered Adonay beanan vayityatsev imo şam vayikra veşem Adonay.
וַיֵּ֤רֶד יְהוָה֙ בֶּֽעָנָ֔ן וַיִּתְיַצֵּ֥ב עִמּ֖וֹ שָׁ֑ם וַיִּקְרָ֥א בְשֵׁ֖ם יְהוָֽה׃
Adonay bulutun içinde indi, orada onun yanında durdu ve Adonay adıyla seslendi.
Vayehi şam im Adonay arbaim yom vearbaim layla lehem lo ahal umayim lo şata vayihtov al haluhot et divre haberit aseret hadevarim.
וַֽיְהִי־שָׁ֣ם עִם־יְהוָ֗ה אַרְבָּעִ֥ים יוֹם֙ וְאַרְבָּעִ֣ים לַ֔יְלָה לֶ֚חֶם לֹ֣א אָכַ֔ל וּמַ֖יִם לֹ֣א שָׁתָ֑ה וַיִּכְתֹּ֣ב עַל־הַלֻּחֹ֗ת אֵ֚ת דִּבְרֵ֣י הַבְּרִ֔ית עֲשֶׂ֖רֶת הַדְּבָרִֽים׃
Moşe orada Adonay’la kırk gün kırk gece kaldı. Ekmek yemedi, su içmedi. Levhalara antlaşmanın sözleri, On Söz yazıldı.
Vesamta şam et aron haedut vesakota al haaron et haparohet.
וְשַׂמְתָּ֣ שָׁ֔ם אֵ֖ת אֲר֣וֹן הָעֵד֑וּת וְסַכֹּתָ֥ עַל־הָאָרֹ֖ן אֶת־הַפָּרֹֽכֶת׃
Tanıklık Sandığı’nı oraya koyacak, sandığı ayırma perdesiyle örteceksin.
Venatata et hakiyor ben ohel moed uven hamizbeah venatata şam mayim.
וְנָֽתַתָּ֙ אֶת־הַכִּיֹּ֔ר בֵּֽין־אֹ֥הֶל מוֹעֵ֖ד וּבֵ֣ין הַמִּזְבֵּ֑חַ וְנָתַתָּ֥ שָׁ֖ם מָֽיִם׃
Leğeni Buluşma Çadırı ile sunak arasına koyacak, içine su dolduracaksın.
Uva aharon el ohel moed ufaşat et bigde habad aşer lavaş bevoo el hakodeş vehiniham şam.
וּבָ֤א אַהֲרֹן֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וּפָשַׁט֙ אֶת־בִּגְדֵ֣י הַבָּ֔ד אֲשֶׁ֥ר לָבַ֖שׁ בְּבֹא֣וֹ אֶל־הַקֹּ֑דֶשׁ וְהִנִּיחָ֖ם שָֽׁם׃
Aaron Buluşma Çadırı’na girecek. Kutsal yere girerken giydiği keten giysileri çıkarıp orada bırakacak.
Bu ayette 2 kez
Ulefi healot heanan meal haohel veahare hen yisu bene yisrael uvimkom aşer yişkan şam heanan şam yahanu bene yisrael.
וּלְפִ֞י הֵעָלֹ֤ת הֶֽעָנָן֙ מֵעַ֣ל הָאֹ֔הֶל וְאַ֣חֲרֵי־כֵ֔ן יִסְע֖וּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וּבִמְק֗וֹם אֲשֶׁ֤ר יִשְׁכָּן־שָׁם֙ הֶֽעָנָ֔ן שָׁ֥ם יַחֲנ֖וּ בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Bulut çadırın üzerinden yükseldiğinde İsraeloğulları yola çıkardı. Bulut nerede durursa İsraeloğulları orada konaklardı.
Vayomer Adonay el moşe esfa li şivim iş mizikne yisrael aşer yadata ki hem zikne haam veşoterav velakahta otam el ohel moed vehiteyatsevu şam imah.
וַיֹּ֨אמֶר יְהוָ֜ה אֶל־מֹשֶׁ֗ה אֶסְפָה־לִּ֞י שִׁבְעִ֣ים אִישׁ֮ מִזִּקְנֵ֣י יִשְׂרָאֵל֒ אֲשֶׁ֣ר יָדַ֔עְתָּ כִּי־הֵ֛ם זִקְנֵ֥י הָעָ֖ם וְשֹׁטְרָ֑יו וְלָקַחְתָּ֤ אֹתָם֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד וְהִֽתְיַצְּב֥וּ שָׁ֖ם עִמָּֽךְ׃
Adonay Moşe’ye şöyle dedi: “İsrael’in ileri gelenlerinden, halkın ileri gelenleri ve görevlileri olduklarını bildiğin yetmiş adamı Benim için topla. Onları Buluşma Çadırı’na getir; orada seninle birlikte dursunlar.
Veyaradti vedibarti imeha şam veatsalti min haruah aşer aleha vesamti alehem venaseu iteha bemasa haam velo tisa ata levadeha.
וְיָרַדְתִּ֗י וְדִבַּרְתִּ֣י עִמְּךָ֮ שָׁם֒ וְאָצַלְתִּ֗י מִן־הָר֛וּחַ אֲשֶׁ֥ר עָלֶ֖יךָ וְשַׂמְתִּ֣י עֲלֵיהֶ֑ם וְנָשְׂא֤וּ אִתְּךָ֙ בְּמַשָּׂ֣א הָעָ֔ם וְלֹא־תִשָּׂ֥א אַתָּ֖ה לְבַדֶּֽךָ׃
İnip orada seninle konuşacağım. Üzerindeki ruhtan ayırıp onların üzerine koyacağım. Halkın yükünü seninle birlikte taşıyacaklar; onu tek başına taşımayacaksın.
Vayikra et şem hamakom hau kivrot hataava ki şam kaveru et haam hamitavim.
וַיִּקְרָ֛א אֶת־שֵֽׁם־הַמָּק֥וֹם הַה֖וּא קִבְר֣וֹת הַֽתַּאֲוָ֑ה כִּי־שָׁם֙ קָֽבְר֔וּ אֶת־הָעָ֖ם הַמִּתְאַוִּֽים׃
O yere Kivrot-Hataava adı verildi; çünkü arzuya kapılan halkı orada gömdüler.
Efes ki az haam hayoşev baarets vehearim betsurot gedolot meod vegam yelide haanak rainu şam.
אֶ֚פֶס כִּֽי־עַ֣ז הָעָ֔ם הַיֹּשֵׁ֖ב בָּאָ֑רֶץ וְהֶֽעָרִ֗ים בְּצֻר֤וֹת גְּדֹלֹת֙ מְאֹ֔ד וְגַם־יְלִדֵ֥י הָֽעֲנָ֖ק רָאִ֥ינוּ שָֽׁם׃
Ancak ülkede yaşayan halk güçlü; şehirler surlu ve çok büyük. Orada Anak’ın soyundan gelenleri de gördük.
Ki haamaleki vehakenaani şam lifnehem unefaltem beharev ki al ken şavtem meahare Adonay velo yihye Adonay imahem.
כִּי֩ הָעֲמָלֵקִ֨י וְהַכְּנַעֲנִ֥י שָׁם֙ לִפְנֵיכֶ֔ם וּנְפַלְתֶּ֖ם בֶּחָ֑רֶב כִּֽי־עַל־כֵּ֤ן שַׁבְתֶּם֙ מֵאַחֲרֵ֣י יְהוָ֔ה וְלֹא־יִהְיֶ֥ה יְהוָ֖ה עִמָּכֶֽם׃
Çünkü Amalekli ve Kenaanlı orada, karşınızda; kılıçla düşeceksiniz. Adonay’ı izlemekten döndüğünüz için Adonay sizinle olmayacak.”
Velakah ezov vetaval bamayim iş tahor vehiza al haohel veal kol hakelim veal hanefaşot aşer hayu şam veal hanogea baetsem o vehalal o vamet o vakaver.
וְלָקַ֨ח אֵז֜וֹב וְטָבַ֣ל בַּמַּיִם֮ אִ֣ישׁ טָהוֹר֒ וְהִזָּ֤ה עַל־הָאֹ֙הֶל֙ וְעַל־כָּל־הַכֵּלִ֔ים וְעַל־הַנְּפָשׁ֖וֹת אֲשֶׁ֣ר הָֽיוּ־שָׁ֑ם וְעַל־הַנֹּגֵ֗עַ בַּעֶ֙צֶם֙ א֣וֹ בֶֽחָלָ֔ל א֥וֹ בַמֵּ֖ת א֥וֹ בַקָּֽבֶר׃
Arınmış bir kişi ezov otu alıp suya batıracak. Çadıra, bütün kaplara, orada bulunan kişilere ve kemiğe, öldürülmüş birine, ölüye ya da mezara dokunmuş olana serpecek.
Bu ayette 2 kez
Vayavou vene yisrael kol haeda midbar tsin bahodeş harişon vayeşev haam bekadeş vatamot şam miryam vatikaver şam.
וַיָּבֹ֣אוּ בְנֵֽי־יִ֠שְׂרָאֵל כָּל־הָ֨עֵדָ֤ה מִדְבַּר־צִן֙ בַּחֹ֣דֶשׁ הָֽרִאשׁ֔וֹן וַיֵּ֥שֶׁב הָעָ֖ם בְּקָדֵ֑שׁ וַתָּ֤מָת שָׁם֙ מִרְיָ֔ם וַתִּקָּבֵ֖ר שָֽׁם׃
İsraeloğulları, bütün topluluk, birinci ayda Tsin Çölü’ne geldi. Halk Kadeş’te kaldı. Miryam orada öldü ve orada gömüldü.
Velama havetem et kehal Adonay el hamidbar haze lamut şam anahnu uveirenu.
וְלָמָ֤ה הֲבֵאתֶם֙ אֶת־קְהַ֣ל יְהוָ֔ה אֶל־הַמִּדְבָּ֖ר הַזֶּ֑ה לָמ֣וּת שָׁ֔ם אֲנַ֖חְנוּ וּבְעִירֵֽנוּ׃
Bizi ve hayvanlarımızı burada öldürmek için mi Adonay’ın topluluğunu bu çöle getirdiniz?
Vehafşet et aharon et begadav vehilbaştam et elazar beno veaharon yeasef umet şam.
וְהַפְשֵׁ֤ט אֶֽת־אַהֲרֹן֙ אֶת־בְּגָדָ֔יו וְהִלְבַּשְׁתָּ֖ם אֶת־אֶלְעָזָ֣ר בְּנ֑וֹ וְאַהֲרֹ֥ן יֵאָסֵ֖ף וּמֵ֥ת שָֽׁם׃
Aaron’un giysilerini çıkarıp oğlu Elazar’a giydir. Aaron orada halkına katılıp ölecek.”
Vayafşet moşe et aharon et begadav vayalbeş otam et elazar beno vayamot aharon şam beroş hahar vayered moşe veelazar min hahar.
וַיַּפְשֵׁט֩ מֹשֶׁ֨ה אֶֽת־אַהֲרֹ֜ן אֶת־בְּגָדָ֗יו וַיַּלְבֵּ֤שׁ אֹתָם֙ אֶת־אֶלְעָזָ֣ר בְּנ֔וֹ וַיָּ֧מָת אַהֲרֹ֛ן שָׁ֖ם בְּרֹ֣אשׁ הָהָ֑ר וַיֵּ֧רֶד מֹשֶׁ֛ה וְאֶלְעָזָ֖ר מִן־הָהָֽר׃
Moşe Aaron’un giysilerini çıkarıp oğlu Elazar’a giydirdi. Aaron orada, dağın tepesinde öldü. Moşe ve Elazar dağdan indiler.
Vayişlah moşe leragel et yazer vayilkedu benoteha vayoreş et haemori aşer şam.
וַיִּשְׁלַ֤ח מֹשֶׁה֙ לְרַגֵּ֣ל אֶת־יַעְזֵ֔ר וַֽיִּלְכְּד֖וּ בְּנֹתֶ֑יהָ ויירש [וַיּ֖וֹרֶשׁ] אֶת־הָאֱמֹרִ֥י אֲשֶׁר־שָֽׁם׃
Moşe, Yazer’i araştırmaları için adamlar gönderdi. Ona bağlı yerleşimleri ele geçirip oradaki Amorileri kovdular.
Tapenu naşenu miknenu vehol behemtenu yiheyu şam beare hagilad.
טַפֵּ֣נוּ נָשֵׁ֔ינוּ מִקְנֵ֖נוּ וְכָל־בְּהֶמְתֵּ֑נוּ יִֽהְיוּ־שָׁ֖ם בְּעָרֵ֥י הַגִּלְעָֽד׃
Çocuklarımız, karılarımız, sürülerimiz ve bütün hayvanlarımız orada, Gilad şehirlerinde kalacak.
Vayisu mimara vayavou elima uveelim şetem esre enot mayim veşivim temarim vayahanu şam.
וַיִּסְעוּ֙ מִמָּרָ֔ה וַיָּבֹ֖אוּ אֵילִ֑מָה וּ֠בְאֵילִם שְׁתֵּ֣ים עֶשְׂרֵ֞ה עֵינֹ֥ת מַ֛יִם וְשִׁבְעִ֥ים תְּמָרִ֖ים וַיַּחֲנוּ־שָֽׁם׃
Mara’dan yola çıkıp Elim’e geldiler. Elim’de on iki su kaynağı ve yetmiş hurma ağacı vardı; orada konakladılar.
Vayisu mealuş vayahanu birfidim velo haya şam mayim laam liştot.
וַיִּסְע֖וּ מֵאָל֑וּשׁ וַֽיַּחֲנוּ֙ בִּרְפִידִ֔ם וְלֹא־הָ֨יָה שָׁ֥ם מַ֛יִם לָעָ֖ם לִשְׁתּֽוֹת׃
Aluş’tan yola çıkıp Refidim’de konakladılar. Orada halkın içeceği su yoktu.
Vayaal aharon hakohen el hor hahar al pi Adonay vayamot şam bişnat haarbaim letset bene yisrael meerets mitsrayim bahodeş hahamişi beehad lahodeş.
וַיַּעַל֩ אַהֲרֹ֨ן הַכֹּהֵ֜ן אֶל־הֹ֥ר הָהָ֛ר עַל־פִּ֥י יְהוָ֖ה וַיָּ֣מָת שָׁ֑ם בִּשְׁנַ֣ת הָֽאַרְבָּעִ֗ים לְצֵ֤את בְּנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בַּחֹ֥דֶשׁ הַחֲמִישִׁ֖י בְּאֶחָ֥ד לַחֹֽדֶשׁ׃
Kohen Aaron, Adonay’ın buyruğuyla Hor Dağı’na çıktı ve orada öldü. İsraeloğullarının Mısır ülkesinden çıkışının kırkıncı yılında, beşinci ayın birinci günüydü.
Ana anahnu olim ahenu hemasu et levavenu lemor am gadol varam mimenu arim gedolot uvetsurot başamayim vegam bene anakim rainu şam.
אָנָ֣ה ׀ אֲנַ֣חְנוּ עֹלִ֗ים אַחֵינוּ֩ הֵמַ֨סּוּ אֶת־לְבָבֵ֜נוּ לֵאמֹ֗ר עַ֣ם גָּד֤וֹל וָרָם֙ מִמֶּ֔נּוּ עָרִ֛ים גְּדֹלֹ֥ת וּבְצוּרֹ֖ת בַּשָּׁמָ֑יִם וְגַם־בְּנֵ֥י עֲנָקִ֖ים רָאִ֥ינוּ שָֽׁם׃
Nereye çıkıyoruz? Kardeşlerimiz, “Halk bizden daha büyük ve daha uzun boylu; şehirler büyük, surları göğe uzanıyor. Orada Anaklıların oğullarını da gördük” diyerek yüreğimizi erittiler.’
Gam bi hitanaf Adonay biglalhem lemor gam ata lo tavo şam.
גַּם־בִּי֙ הִתְאַנַּ֣ף יְהוָ֔ה בִּגְלַלְכֶ֖ם לֵאמֹ֑ר גַּם־אַתָּ֖ה לֹא־תָבֹ֥א שָֽׁם׃
Adonay sizin yüzünüzden bana da öfkelendi ve şöyle dedi: ‘Sen de oraya girmeyeceksin.
Vaavadtem şam Elohim maase yede adam ets vaeven aşer lo yirun velo yişmeun velo yohelun velo yerihun.
וַעֲבַדְתֶּם־שָׁ֣ם אֱלֹהִ֔ים מַעֲשֵׂ֖ה יְדֵ֣י אָדָ֑ם עֵ֣ץ וָאֶ֔בֶן אֲשֶׁ֤ר לֹֽא־יִרְאוּן֙ וְלֹ֣א יִשְׁמְע֔וּן וְלֹ֥א יֹֽאכְל֖וּן וְלֹ֥א יְרִיחֻֽן׃
Orada insan eliyle yapılmış, görmeyen, işitmeyen, yemeyen, koklamayan ağaç ve taş tanrılara kulluk edeceksiniz.
Vaefen vaered min hahar vaasim et haluhot baaron aşer asiti vayihyu şam kaaşer tsivani Adonay.
וָאֵ֗פֶן וָֽאֵרֵד֙ מִן־הָהָ֔ר וָֽאָשִׂם֙ אֶת־הַלֻּחֹ֔ת בָּאָר֖וֹן אֲשֶׁ֣ר עָשִׂ֑יתִי וַיִּ֣הְיוּ שָׁ֔ם כַּאֲשֶׁ֥ר צִוַּ֖נִי יְהוָֽה׃
Dönüp dağdan indim ve levhaları yaptığım sandığa koydum. Adonay’ın bana buyurduğu gibi orada kaldılar.
Bu ayette 2 kez
Uvene yisrael naseu mibeerot bene yaakan mosera şam met aharon vayikaver şam vayehahen elazar beno tahtav.
וּבְנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֗ל נָֽסְע֛וּ מִבְּאֵרֹ֥ת בְּנֵי־יַעֲקָ֖ן מוֹסֵרָ֑ה שָׁ֣ם מֵ֤ת אַהֲרֹן֙ וַיִּקָּבֵ֣ר שָׁ֔ם וַיְכַהֵ֛ן אֶלְעָזָ֥ר בְּנ֖וֹ תַּחְתָּֽיו׃
İsraeloğulları Beerot-Bene-Yaakan’dan Mosera’ya yola çıktılar. Aaron orada öldü ve orada gömüldü. Oğlu Elazar onun yerine kohenlik yaptı.
Abed teabedun et kol hamekomot aşer avedu şam hagoyim aşer atem yoreşim otam et elohehem al heharim haramim veal hagevaot vetahat kol ets raanan.
אַבֵּ֣ד תְּ֠אַבְּדוּן אֶֽת־כָּל־הַמְּקֹמ֞וֹת אֲשֶׁ֧ר עָֽבְדוּ־שָׁ֣ם הַגּוֹיִ֗ם אֲשֶׁ֥ר אַתֶּ֛ם יֹרְשִׁ֥ים אֹתָ֖ם אֶת־אֱלֹהֵיהֶ֑ם עַל־הֶהָרִ֤ים הָֽרָמִים֙ וְעַל־הַגְּבָע֔וֹת וְתַ֖חַת כָּל־עֵ֥ץ רַעֲנָן׃
Yerlerinden edeceğiniz ulusların tanrılarına kulluk ettiği bütün yerleri, yüksek dağların üzerinde, tepelerde ve her yeşil ağacın altında bulunan yerleri tamamen yok edeceksiniz.
Ki im el hamakom aşer yivhar Adonay elohehem mikol şivtehem lasum et şemo şam leşihno tidreşu uvata şama.
כִּ֠י אִֽם־אֶל־הַמָּק֞וֹם אֲשֶׁר־יִבְחַ֨ר יְהוָ֤ה אֱלֹֽהֵיכֶם֙ מִכָּל־שִׁבְטֵיכֶ֔ם לָשׂ֥וּם אֶת־שְׁמ֖וֹ שָׁ֑ם לְשִׁכְנ֥וֹ תִדְרְשׁ֖וּ וּבָ֥אתָ שָֽׁמָּה׃
Tanrınız Adonay’ın adını oraya koymak için bütün kabileleriniz arasından seçeceği yere yönelin. O’nun konutunu arayacak ve oraya geleceksin.
Vaahaltem şam lifne Adonay elohehem usemahtem behol mişlah yedhem atem uvatehem aşer berahha Adonay eloheha.
וַאֲכַלְתֶּם־שָׁ֗ם לִפְנֵי֙ יְהוָ֣ה אֱלֹֽהֵיכֶ֔ם וּשְׂמַחְתֶּ֗ם בְּכֹל֙ מִשְׁלַ֣ח יֶדְכֶ֔ם אַתֶּ֖ם וּבָתֵּיכֶ֑ם אֲשֶׁ֥ר בֵּֽרַכְךָ֖ יְהוָ֥ה אֱלֹהֶֽיךָ׃
Orada Tanrınız Adonay’ın önünde yiyeceksiniz. Siz ve ev halklarınız, Tanrın Adonay’ın sizi kutsadığı el attığınız bütün işlerde sevineceksiniz.
Vehaya hamakom aşer yivhar Adonay elohehem bo leşaken şemo şam şama taviu et kol aşer anohi metsave ethem olotehem vezivhehem maserotehem uterumat yedhem vehol mivhar nidrehem aşer tideru ladonay.
וְהָיָ֣ה הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁר־יִבְחַר֩ יְהוָ֨ה אֱלֹהֵיכֶ֥ם בּוֹ֙ לְשַׁכֵּ֤ן שְׁמוֹ֙ שָׁ֔ם שָׁ֣מָּה תָבִ֔יאוּ אֵ֛ת כָּל־אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י מְצַוֶּ֣ה אֶתְכֶ֑ם עוֹלֹתֵיכֶ֣ם וְזִבְחֵיכֶ֗ם מַעְשְׂרֹֽתֵיכֶם֙ וּתְרֻמַ֣ת יֶדְכֶ֔ם וְכֹל֙ מִבְחַ֣ר נִדְרֵיכֶ֔ם אֲשֶׁ֥ר תִּדְּר֖וּ לַֽיהוָֽה׃
O zaman Tanrınız Adonay’ın adını orada bulundurmak için seçeceği yere, size buyurduğum her şeyi getireceksiniz: Olah sunularınızı, kurbanlarınızı, ondalıklarınızı, elinizle ayırdığınız payları ve Adonay’a adayacağınız adakların bütün seçkinlerini.
Ki im bamakom aşer yivhar Adonay beahad şevateha şam taale oloteha veşam taase kol aşer anohi metsaveka.
כִּ֣י אִם־בַּמָּק֞וֹם אֲשֶׁר־יִבְחַ֤ר יְהוָה֙ בְּאַחַ֣ד שְׁבָטֶ֔יךָ שָׁ֖ם תַּעֲלֶ֣ה עֹלֹתֶ֑יךָ וְשָׁ֣ם תַּעֲשֶׂ֔ה כֹּ֛ל אֲשֶׁ֥ר אָנֹכִ֖י מְצַוֶּֽךָּ׃
Olah sunularını yalnız Adonay’ın kabilelerinden birinde seçeceği yerde sunacaksın. Sana buyurduğum her şeyi orada yapacaksın.
Ki yirhak mimeha hamakom aşer yivhar Adonay eloheha lasum şemo şam vezavahta mibekareha umitsoneha aşer natan Adonay leha kaaşer tsivitiha veahalta bişareha behol avat nafşeha.
כִּֽי־יִרְחַ֨ק מִמְּךָ֜ הַמָּק֗וֹם אֲשֶׁ֨ר יִבְחַ֜ר יְהוָ֣ה אֱלֹהֶיךָ֮ לָשׂ֣וּם שְׁמ֣וֹ שָׁם֒ וְזָבַחְתָּ֞ מִבְּקָרְךָ֣ וּמִצֹּֽאנְךָ֗ אֲשֶׁ֨ר נָתַ֤ן יְהוָה֙ לְךָ֔ כַּאֲשֶׁ֖ר צִוִּיתִ֑ךָ וְאָֽכַלְתָּ֙ בִּשְׁעָרֶ֔יךָ בְּכֹ֖ל אַוַּ֥ת נַפְשֶֽׁךָ׃
Tanrın Adonay’ın adını koymak için seçeceği yer sana uzaksa, Adonay’ın sana verdiği sığırlarından ve davarından sana buyurduğum gibi kesebilir, şehirlerinde canının istediği kadar yiyebilirsin.
Dilbilgisel çözümleme
Bu okunuşa bağlı kelime için kaynakta açık bir kök kaydı bulunmuyor.
there; here ... there ...; there is; behold!; then; at that time
Dilbilgisel yapı: zarf
Bu yapının kullanımı: 134 kez
HDOkunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Okunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve temel kelime: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.