İbranice biçim הַכְּרֻבִ֗ים
Lemma כְּרוּב
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Kaynak anlam (İngilizce): cherub; winged creature; Cherub
Biçim: belirli artikel + isim, eril, çoğul, mutlak
Bu çözümleme: 9 kullanım
Teknik kod
HTd/NcmpaTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 9 kez, 7 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim הַכְּרֻבִ֗ים
Lemma כְּרוּב
Kök: Kaynakta açık kök kaydı yok.
Kaynak anlam (İngilizce): cherub; winged creature; Cherub
Biçim: belirli artikel + isim, eril, çoğul, mutlak
Bu çözümleme: 9 kullanım
HTd/NcmpaOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayegareş et haadam vayaşken mikedem legan eden et hakeruvim veet lahat haherev hamithapehet lişmor et dereh ets hahayim.
וַיְגָ֖רֶשׁ אֶת־הָֽאָדָ֑ם וַיַּשְׁכֵּן֩ מִקֶּ֨דֶם לְגַן־עֵ֜דֶן אֶת־הַכְּרֻבִ֗ים וְאֵ֨ת לַ֤הַט הַחֶ֙רֶב֙ הַמִּתְהַפֶּ֔כֶת לִשְׁמֹ֕ר אֶת־דֶּ֖רֶךְ עֵ֥ץ הַֽחַיִּֽים׃ (ס)
İnsanı kovdu. Yaşam Ağacı’na giden yolu korumak için Eden bahçesinin doğusuna keruvları ve dönüp duran kılıcın alevini yerleştirdi.
Vaase keruv ehad mikatsa mize uheruv ehad mikatsa mize min hakaporet taasu et hakeruvim al şene ketsotav.
וַ֠עֲשֵׂה כְּר֨וּב אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת תַּעֲשׂ֥וּ אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים עַל־שְׁנֵ֥י קְצוֹתָֽיו׃
Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv yap. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yapacaksınız.
Bu ayette 2 kez
Vehayu hakeruvim porese henafayim lemala sohehim behanfehem al hakaporet ufenehem iş el ahiv el hakaporet yihyu pene hakeruvim.
וְהָי֣וּ הַכְּרֻבִים֩ פֹּרְשֵׂ֨י כְנָפַ֜יִם לְמַ֗עְלָה סֹכְכִ֤ים בְּכַנְפֵיהֶם֙ עַל־הַכַּפֹּ֔רֶת וּפְנֵיהֶ֖ם אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו אֶל־הַכַּפֹּ֔רֶת יִהְי֖וּ פְּנֵ֥י הַכְּרֻבִֽים׃
Keruvlar kanatlarını yukarıya doğru açıp kapağı kanatlarıyla örtecekler. Yüzleri birbirine dönük olacak; keruvların yüzleri kapağa doğru bakacak.
Venoadti leha şam vedibarti iteha meal hakaporet miben şene hakeruvim aşer al aron haedut et kol aşer atsave oteha el bene yisrael.
וְנוֹעַדְתִּ֣י לְךָ֮ שָׁם֒ וְדִבַּרְתִּ֨י אִתְּךָ֜ מֵעַ֣ל הַכַּפֹּ֗רֶת מִבֵּין֙ שְׁנֵ֣י הַכְּרֻבִ֔ים אֲשֶׁ֖ר עַל־אֲרֹ֣ן הָעֵדֻ֑ת אֵ֣ת כָּל־אֲשֶׁ֧ר אֲצַוֶּ֛ה אוֹתְךָ֖ אֶל־בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃ (פ)
Seninle orada buluşacağım. Kapağın üstünden, Tanıklık Sandığı üzerindeki iki keruvun arasından seninle konuşacak, İsrael oğulları için sana bütün buyruklarımı bildireceğim.
Keruv ehad mikatsa mize uheruv ehad mikatsa mize min hakaporet asa et hakeruvim mişene ketsotav.
כְּרוּב־אֶחָ֤ד מִקָּצָה֙ מִזֶּ֔ה וּכְרוּב־אֶחָ֥ד מִקָּצָ֖ה מִזֶּ֑ה מִן־הַכַּפֹּ֛רֶת עָשָׂ֥ה אֶת־הַכְּרֻבִ֖ים מִשְּׁנֵ֥י קצוותו [קְצוֹתָֽיו׃]
Bir uçta bir keruv, öbür uçta bir keruv vardı. İki uçtaki keruvları kapakla tek parça olarak yaptı.
Bu ayette 2 kez
Vayihyu hakeruvim porese henafayim lemala sohehim behanfehem al hakaporet ufenehem iş el ahiv el hakaporet hayu pene hakeruvim.
וַיִּהְי֣וּ הַכְּרֻבִים֩ פֹּרְשֵׂ֨י כְנָפַ֜יִם לְמַ֗עְלָה סֹֽכְכִ֤ים בְּכַנְפֵיהֶם֙ עַל־הַכַּפֹּ֔רֶת וּפְנֵיהֶ֖ם אִ֣ישׁ אֶל־אָחִ֑יו אֶל־הַכַּפֹּ֔רֶת הָי֖וּ פְּנֵ֥י הַכְּרֻבִֽים׃ (פ)
Keruvlar kanatlarını yukarıya doğru açmış, kapağı kanatlarıyla örtüyorlardı. Yüzleri birbirine dönüktü; keruvların yüzleri kapağa doğru bakıyordu.
Uvevo moşe el ohel moed ledaber ito vayişma et hakol midaber elav meal hakaporet aşer al aron haedut miben şene hakeruvim vayedaber elav.
וּבְבֹ֨א מֹשֶׁ֜ה אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵד֮ לְדַבֵּ֣ר אִתּוֹ֒ וַיִּשְׁמַ֨ע אֶת־הַקּ֜וֹל מִדַּבֵּ֣ר אֵלָ֗יו מֵעַ֤ל הַכַּפֹּ֙רֶת֙ אֲשֶׁר֙ עַל־אֲרֹ֣ן הָעֵדֻ֔ת מִבֵּ֖ין שְׁנֵ֣י הַכְּרֻבִ֑ים וַיְדַבֵּ֖ר אֵלָֽיו׃ (פ)
Moşe, O’nunla konuşmak için Buluşma Çadırı’na girdiğinde, Tanıklık Sandığı’nın üzerindeki kapağın üstünden, iki keruvun arasından kendisine konuşan sesi duyuyordu. O, Moşe’ye konuşuyordu.