Vayomeru hava nivne lanu ir umigdal veroşo vaşamayim venaase lanu şem pen nafuts al pene hol haarets.
וַיֹּאמְר֞וּ הָ֣בָה ׀ נִבְנֶה־לָּ֣נוּ עִ֗יר וּמִגְדָּל֙ וְרֹאשׁ֣וֹ בַשָּׁמַ֔יִם וְנַֽעֲשֶׂה־לָּ֖נוּ שֵׁ֑ם פֶּן־נָפ֖וּץ עַל־פְּנֵ֥י כָל־הָאָֽרֶץ׃
“Gelin, kendimize bir kent ve tepesi göklere uzanan bir kule yapalım. Kendimize bir ad kazandıralım ki bütün yeryüzüne dağılmayalım” dediler.
Lo taase leha fesel vehol temuna aşer başamayim mimaal vaaşer baarets mitaahat vaaşer bamayim mitahat laarets.
לֹֽ֣א תַֽעֲשֶׂ֨ה־לְךָ֥֣ פֶ֣֙סֶל֙ ׀ וְכָל־תְּמוּנָ֡֔ה אֲשֶׁ֤֣ר בַּשָּׁמַ֣֙יִם֙ ׀ מִמַּ֡֔עַל וַֽאֲשֶׁ֥ר֩ בָּאָ֖֨רֶץ מִתַָּ֑֜חַת וַאֲשֶׁ֥֣ר בַּמַּ֖֣יִם ׀ מִתַּ֥֣חַת לָאָֽ֗רֶץ
Kendine oyma bir put ya da yukarıda göklerde, aşağıda yerde veya yerin altındaki sularda bulunan herhangi bir şeyin tasvirini yapmayacaksın.
Şemen lamaor besamim leşemen hamişha veliktoret hasamim.
שֶׁ֖מֶן לַמָּאֹ֑ר בְּשָׂמִים֙ לְשֶׁ֣מֶן הַמִּשְׁחָ֔ה וְלִקְטֹ֖רֶת הַסַּמִּֽים׃
aydınlatma için yağ, meshetme yağı ve güzel kokulu tütsü için baharatlar;
Veata kah leha besamim roş mor deror hameş meot vekineman besem mahatsito hamişim umatayim ukene vosem hamişim umatayim.
וְאַתָּ֣ה קַח־לְךָ֮ בְּשָׂמִ֣ים רֹאשׁ֒ מָר־דְּרוֹר֙ חֲמֵ֣שׁ מֵא֔וֹת וְקִנְּמָן־בֶּ֥שֶׂם מַחֲצִית֖וֹ חֲמִשִּׁ֣ים וּמָאתָ֑יִם וּקְנֵה־בֹ֖שֶׂם חֲמִשִּׁ֥ים וּמָאתָֽיִם׃
“Sen en seçkin baharatlardan al: Beş yüz şekel saf mür, yarısı iki yüz elli şekel olan kokulu tarçın ve iki yüz elli şekel kokulu kamış;
Ana anahnu olim ahenu hemasu et levavenu lemor am gadol varam mimenu arim gedolot uvetsurot başamayim vegam bene anakim rainu şam.
אָנָ֣ה ׀ אֲנַ֣חְנוּ עֹלִ֗ים אַחֵינוּ֩ הֵמַ֨סּוּ אֶת־לְבָבֵ֜נוּ לֵאמֹ֗ר עַ֣ם גָּד֤וֹל וָרָם֙ מִמֶּ֔נּוּ עָרִ֛ים גְּדֹלֹ֥ת וּבְצוּרֹ֖ת בַּשָּׁמָ֑יִם וְגַם־בְּנֵ֥י עֲנָקִ֖ים רָאִ֥ינוּ שָֽׁם׃
Nereye çıkıyoruz? Kardeşlerimiz, “Halk bizden daha büyük ve daha uzun boylu; şehirler büyük, surları göğe uzanıyor. Orada Anaklıların oğullarını da gördük” diyerek yüreğimizi erittiler.’
Adonay Elohim ata hahilota leharot et avdeha et godleha veet yadeha hahazaka aşer mi el başamayim uvaarets aşer yaase hemaaseha vehigvuroteha.
אֲדֹנָ֣י יְהוִ֗ה אַתָּ֤ה הַֽחִלּ֙וֹתָ֙ לְהַרְא֣וֹת אֶֽת־עַבְדְּךָ֔ אֶ֨ת־גָּדְלְךָ֔ וְאֶת־יָדְךָ֖ הַחֲזָקָ֑ה אֲשֶׁ֤ר מִי־אֵל֙ בַּשָּׁמַ֣יִם וּבָאָ֔רֶץ אֲשֶׁר־יַעֲשֶׂ֥ה כְמַעֲשֶׂ֖יךָ וְכִגְבוּרֹתֶֽךָ׃
‘Efendim Adonay, büyüklüğünü ve güçlü elini kuluna göstermeye başladın. Gökte ya da yerde, Senin yaptıkların gibi işler, Senin güçlü eylemlerin gibi eylemler yapabilecek hangi tanrı var?
Tavnit kol behema aşer baarets tavnit kol tsipor kanaf aşer tauf başamayim.
תַּבְנִ֕ית כָּל־בְּהֵמָ֖ה אֲשֶׁ֣ר בָּאָ֑רֶץ תַּבְנִית֙ כָּל־צִפּ֣וֹר כָּנָ֔ף אֲשֶׁ֥ר תָּע֖וּף בַּשָּׁמָֽיִם׃
Yerdeki herhangi bir hayvan biçiminde, gökte uçan herhangi bir kanatlı kuş biçiminde,
Veyadata hayom vahaşevota el levaveha ki Adonay u haelohim başamayim mimaal veal haarets mitahat en od.
וְיָדַעְתָּ֣ הַיּ֗וֹם וַהֲשֵׁבֹתָ֮ אֶל־לְבָבֶךָ֒ כִּ֤י יְהוָה֙ ה֣וּא הָֽאֱלֹהִ֔ים בַּשָּׁמַ֣יִם מִמַּ֔עַל וְעַל־הָאָ֖רֶץ מִתָּ֑חַת אֵ֖ין עֽוֹד׃
Bugün bil ve yüreğine yerleştir: Yukarıda gökte ve aşağıda yerde Tanrı olan Adonay’dır. Başkası yoktur.
Lo taase leha fesel kol temuna aşer başamayim mimaal vaaşer baarets mitahat vaaşer bamayim mitahat laarets.
לֹֽ֣א־תַעֲשֶׂ֥ה־לְךָ֥֣ פֶ֣֙סֶל֙ ׀ כָּל־תְּמוּנָ֔֡ה אֲשֶׁ֤֣ר בַּשָּׁמַ֣֙יִם֙ ׀ מִמַּ֔֡עַל וַאֲשֶׁ֥ר֩ בָּאָ֖֨רֶץ מִתָּ֑֜חַת וַאֲשֶׁ֥ר בַּמַּ֖֣יִם ׀ מִתַּ֥֣חַת לָאָֽ֗רֶץ׃
Kendine oyma bir put, yukarıda göklerde, aşağıda yerde veya yerin altındaki sularda bulunan herhangi bir şeyin tasvirini yapmayacaksın.
Şema yisrael ata over hayom et hayarden lavo lareşet goyim gedolim vaatsumim mimeka arim gedolot uvetsurot başamayim.
שְׁמַ֣ע יִשְׂרָאֵ֗ל אַתָּ֨ה עֹבֵ֤ר הַיּוֹם֙ אֶת־הַיַּרְדֵּ֔ן לָבֹא֙ לָרֶ֣שֶׁת גּוֹיִ֔ם גְּדֹלִ֥ים וַעֲצֻמִ֖ים מִמֶּ֑ךָּ עָרִ֛ים גְּדֹלֹ֥ת וּבְצֻרֹ֖ת בַּשָּׁמָֽיִם׃
Dinle, İsrael! Senden daha büyük ve güçlü ulusları, büyük ve surları göğe uzanan şehirleri ele geçirmek için bugün Yarden’i geçmek üzeresin.
Lo vaşamayim hi lemor mi yaale lanu haşamayma veyikaheha lanu veyaşmienu otah venaasena.
לֹ֥א בַשָּׁמַ֖יִם הִ֑וא לֵאמֹ֗ר מִ֣י יַעֲלֶה־לָּ֤נוּ הַשָּׁמַ֙יְמָה֙ וְיִקָּחֶ֣הָ לָּ֔נוּ וְיַשְׁמִעֵ֥נוּ אֹתָ֖הּ וְנַעֲשֶֽׂנָּה׃
Göklerde değildir ki, "Kim bizim için göklere çıkıp onu bize getirecek, bize duyuracak da yerine getireceğiz?" diyesin.