İbranice biçim הָאֹ֖הֶל
Lemma אֹ֫הֶל
Kök — שורש (şoreş, kök) אהל
Türkçe anlam: çadır; Buluşma Çadırı; konut, ev; halk, soy veya hanedan
Biçim: belirli artikel + isim, eril, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 30 kullanım
Teknik kod
HTd/NcmsaTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 32 kez, 31 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim הָאֹ֖הֶל
Lemma אֹ֫הֶל
Kök — שורש (şoreş, kök) אהל
Türkçe anlam: çadır; Buluşma Çadırı; konut, ev; halk, soy veya hanedan
Biçim: belirli artikel + isim, eril, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 30 kullanım
HTd/Ncmsaİbranice biçim הָאֹ֤כֶל
Lemma אֹ֫כֶל
Kök — שורש (şoreş, kök) אכל
Kaynak anlam (İngilizce): food; provisions
Biçim: belirli artikel + isim, eril, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 2 kullanım
HTd/NcmsaOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Kök: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam yalnız editoryal olarak doğrulanmışsa gösterilir.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vayera elav Adonay beelone mamre veu yoşev petah haohel kehom hayom.
וַיֵּרָ֤א אֵלָיו֙ יְהוָ֔ה בְּאֵלֹנֵ֖י מַמְרֵ֑א וְה֛וּא יֹשֵׁ֥ב פֶּֽתַח־הָאֹ֖הֶל כְּחֹ֥ם הַיּֽוֹם׃
Adonay, Mamre meşelerinde Avraam’a göründü. Avraam günün sıcağında çadırın girişinde oturuyordu.
Vayisa enav vayar vehine şeloşa anaşim nitsavim alav vayar vayarats likratam mipetah haohel vayiştahu aretsa.
וַיִּשָּׂ֤א עֵינָיו֙ וַיַּ֔רְא וְהִנֵּה֙ שְׁלֹשָׁ֣ה אֲנָשִׁ֔ים נִצָּבִ֖ים עָלָ֑יו וַיַּ֗רְא וַיָּ֤רָץ לִקְרָאתָם֙ מִפֶּ֣תַח הָאֹ֔הֶל וַיִּשְׁתַּ֖חוּ אָֽרְצָה׃
Gözlerini kaldırıp baktı; işte, karşısında üç adam duruyordu. Onları görünce çadırın girişinden koşup karşılamaya gitti ve yere eğildi.
Vayomer şov aşuv eleha kaet haya vehine ven lesara işteha vesara şomaat petah haohel veu aharav.
וַיֹּ֗אמֶר שׁ֣וֹב אָשׁ֤וּב אֵלֶ֙יךָ֙ כָּעֵ֣ת חַיָּ֔ה וְהִנֵּה־בֵ֖ן לְשָׂרָ֣ה אִשְׁתֶּ֑ךָ וְשָׂרָ֥ה שֹׁמַ֛עַת פֶּ֥תַח הָאֹ֖הֶל וְה֥וּא אַחֲרָֽיו׃
İçlerinden biri, “Gelecek yıl bu vakitte sana mutlaka döneceğim; karın Sara’nın bir oğlu olacak” dedi. Sara onun arkasında bulunan çadırın girişinde dinliyordu.
Verahel lakeha et haterafim vatesimem behar hagamal vateşev alehem vayemaşeş lavan et kol haohel velo matsa.
וְרָחֵ֞ל לָקְחָ֣ה אֶת־הַתְּרָפִ֗ים וַתְּשִׂמֵ֛ם בְּכַ֥ר הַגָּמָ֖ל וַתֵּ֣שֶׁב עֲלֵיהֶ֑ם וַיְמַשֵּׁ֥שׁ לָבָ֛ן אֶת־כָּל־הָאֹ֖הֶל וְלֹ֥א מָצָֽא׃
Rahel terafim putlarını almış, devenin eyerine koyup üzerlerine oturmuştu. Lavan çadırın her yerini eliyle yokladı, ama bulamadı.
Vehaya haohel lefikadon laarets leşeva şene haraav aşer tihyena beerets mitsrayim velo tikaret haarets baraav.
וְהָיָ֨ה הָאֹ֤כֶל לְפִקָּדוֹן֙ לָאָ֔רֶץ לְשֶׁ֙בַע֙ שְׁנֵ֣י הָרָעָ֔ב אֲשֶׁ֥ר תִּהְיֶ֖יןָ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם וְלֹֽא־תִכָּרֵ֥ת הָאָ֖רֶץ בָּרָעָֽב׃
Bu yiyecek, Mısır ülkesinde yaşanacak yedi kıtlık yılı için ülkenin yedeği olsun. Böylece ülke kıtlıktan yok olmaz.”
Vehibarta et hameş hayeriot levad veet şeş hayeriot levad vehafalta et hayeria haşişit el mul pene haohel.
וְחִבַּרְתָּ֞ אֶת־חֲמֵ֤שׁ הַיְרִיעֹת֙ לְבָ֔ד וְאֶת־שֵׁ֥שׁ הַיְרִיעֹ֖ת לְבָ֑ד וְכָפַלְתָּ֙ אֶת־הַיְרִיעָ֣ה הַשִּׁשִּׁ֔ית אֶל־מ֖וּל פְּנֵ֥י הָאֹֽהֶל׃
Beş örtüyü ayrı, altı örtüyü ayrı birleştirecek, altıncı örtüyü çadırın önünde ikiye katlayacaksın.
Veasita karse nehoşet hamişim veheveta et hakerasim balulaot vehibarta et haohel vehaya ehad.
וְעָשִׂ֛יתָ קַרְסֵ֥י נְחֹ֖שֶׁת חֲמִשִּׁ֑ים וְהֵבֵאתָ֤ אֶת־הַקְּרָסִים֙ בַּלֻּ֣לָאֹ֔ת וְחִבַּרְתָּ֥ אֶת־הָאֹ֖הֶל וְהָיָ֥ה אֶחָֽד׃
Elli bakır kopça yapacak, kopçaları ilmeklere takıp çadırı birleştireceksin. Böylece tek bir bütün olacak.
Veserah haodef biriot haohel hatsi hayeria haodefet tisrah al ahore hamişkan.
וְסֶ֙רַח֙ הָעֹדֵ֔ף בִּירִיעֹ֖ת הָאֹ֑הֶל חֲצִ֤י הַיְרִיעָה֙ הָעֹדֶ֔פֶת תִּסְרַ֕ח עַ֖ל אֲחֹרֵ֥י הַמִּשְׁכָּֽן׃
Çadır örtülerinden artan sarkıntı, yani artan yarım örtü, Mişkan’ın arkasından sarkacak.
Vehaama mize vehaama mize baodef beoreh yeriot haohel yihye saruah al tside hamişkan mize umize lehasoto.
וְהָאַמָּ֨ה מִזֶּ֜ה וְהָאַמָּ֤ה מִזֶּה֙ בָּעֹדֵ֔ף בְּאֹ֖רֶךְ יְרִיעֹ֣ת הָאֹ֑הֶל יִהְיֶ֨ה סָר֜וּחַ עַל־צִדֵּ֧י הַמִּשְׁכָּ֛ן מִזֶּ֥ה וּמִזֶּ֖ה לְכַסֹּתֽוֹ׃
Çadır örtülerinin uzunluğundan bir yanda bir arşın, öbür yanda bir arşın artan kısım, Mişkan’ın iki yanından aşağı sarkarak onu örtecek.
Veasita masah lefetah haohel tehelet veargaman vetolaat şani veşeş maşezar maase rokem.
וְעָשִׂ֤יתָ מָסָךְ֙ לְפֶ֣תַח הָאֹ֔הֶל תְּכֵ֧לֶת וְאַרְגָּמָ֛ן וְתוֹלַ֥עַת שָׁנִ֖י וְשֵׁ֣שׁ מָשְׁזָ֑ר מַעֲשֵׂ֖ה רֹקֵֽם׃
Çadırın girişi için mavi, erguvan ve kırmızı yünle bükülmüş ince ketenden nakışlı bir giriş perdesi yapacaksın.
Et ohel moed veet haaron laedut veet hakaporet aşer alav veet kol kele haohel.
אֵ֣ת ׀ אֹ֣הֶל מוֹעֵ֗ד וְאֶת־הָֽאָרֹן֙ לָֽעֵדֻ֔ת וְאֶת־הַכַּפֹּ֖רֶת אֲשֶׁ֣ר עָלָ֑יו וְאֵ֖ת כָּל־כְּלֵ֥י הָאֹֽהֶל׃
Buluşma Çadırı’nı, Tanıklık için sandığı, onun üzerindeki kapağı ve çadırın bütün gereçlerini;
Umoşe yikah et haohel venata lo mihuts lamahane harhek min hamahane vekara lo ohel moed vehaya kol mevakeş Adonay yetse el ohel moed aşer mihuts lamahane.
וּמֹשֶׁה֩ יִקַּ֨ח אֶת־הָאֹ֜הֶל וְנָֽטָה־ל֣וֹ ׀ מִח֣וּץ לַֽמַּחֲנֶ֗ה הַרְחֵק֙ מִן־הַֽמַּחֲנֶ֔ה וְקָ֥רָא ל֖וֹ אֹ֣הֶל מוֹעֵ֑ד וְהָיָה֙ כָּל־מְבַקֵּ֣שׁ יְהוָ֔ה יֵצֵא֙ אֶל־אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד אֲשֶׁ֖ר מִח֥וּץ לַֽמַּחֲנֶֽה׃
Moşe çadırı alır, ordugâhın dışına, ordugâhtan uzağa kurardı. Ona Buluşma Çadırı adını vermişti. Adonay’ı arayan herkes ordugâhın dışındaki Buluşma Çadırı’na çıkardı.
Vehaya ketset moşe el haohel yakumu kol haam venitsevu iş petah oholo vehibitu ahare moşe ad boo haohela.
וְהָיָ֗ה כְּצֵ֤את מֹשֶׁה֙ אֶל־הָאֹ֔הֶל יָק֙וּמוּ֙ כָּל־הָעָ֔ם וְנִ֨צְּב֔וּ אִ֖ישׁ פֶּ֣תַח אָהֳל֑וֹ וְהִבִּ֙יטוּ֙ אַחֲרֵ֣י מֹשֶׁ֔ה עַד־בֹּא֖וֹ הָאֹֽהֱלָה׃
Moşe çadıra çıkarken bütün halk kalkar, herkes kendi çadırının girişinde durur ve çadıra girene kadar Moşe’nin ardından bakardı.
Vehaya kevo moşe haohela yered amud heanan veamad petah haohel vediber im moşe.
וְהָיָ֗ה כְּבֹ֤א מֹשֶׁה֙ הָאֹ֔הֱלָה יֵרֵד֙ עַמּ֣וּד הֶֽעָנָ֔ן וְעָמַ֖ד פֶּ֣תַח הָאֹ֑הֶל וְדִבֶּ֖ר עִם־מֹשֶֽׁה׃
Moşe çadıra girdiğinde bulut sütunu iner, çadırın girişinde durur ve Adonay Moşe’yle konuşurdu.
Veraa hol haam et amud heanan omed petah haohel vekam kol haam vehişetahavu iş petah oholo.
וְרָאָ֤ה כָל־הָעָם֙ אֶת־עַמּ֣וּד הֶֽעָנָ֔ן עֹמֵ֖ד פֶּ֣תַח הָאֹ֑הֶל וְקָ֤ם כָּל־הָעָם֙ וְהִֽשְׁתַּחֲוּ֔וּ אִ֖ישׁ פֶּ֥תַח אָהֳלֽוֹ׃
Bütün halk bulut sütununun çadırın girişinde durduğunu görünce kalkar, herkes kendi çadırının girişinde yere kapanırdı.
Vediber Adonay el moşe panim el panim kaaşer yedaber iş el reeu veşav el hamahane umeşareto yehoşua bin nun naar lo yamiş mitoh haohel.
וְדִבֶּ֨ר יְהוָ֤ה אֶל־מֹשֶׁה֙ פָּנִ֣ים אֶל־פָּנִ֔ים כַּאֲשֶׁ֛ר יְדַבֵּ֥ר אִ֖ישׁ אֶל־רֵעֵ֑הוּ וְשָׁב֙ אֶל־הַֽמַּחֲנֶ֔ה וּמְשָׁ֨רְת֜וֹ יְהוֹשֻׁ֤עַ בִּן־נוּן֙ נַ֔עַר לֹ֥א יָמִ֖ישׁ מִתּ֥וֹךְ הָאֹֽהֶל׃ (ס)
Adonay Moşe’yle, bir insanın arkadaşıyla konuştuğu gibi yüz yüze konuşurdu. Sonra Moşe ordugâha dönerdi. Genç yardımcısı Nun oğlu Yeoşua ise çadırın içinden ayrılmazdı.
Vayaas karse nehoşet hamişim lehaber et haohel liheyot ehad.
וַיַּ֛עַשׂ קַרְסֵ֥י נְחֹ֖שֶׁת חֲמִשִּׁ֑ים לְחַבֵּ֥ר אֶת־הָאֹ֖הֶל לִֽהְיֹ֥ת אֶחָֽד׃
Çadırı birleştirip tek bir bütün yapmak için elli bakır kopça yaptı.
Vayaas masah lefetah haohel tehelet veargaman vetolaat şani veşeş maşezar maase rokem.
וַיַּ֤עַשׂ מָסָךְ֙ לְפֶ֣תַח הָאֹ֔הֶל תְּכֵ֧לֶת וְאַרְגָּמָ֛ן וְתוֹלַ֥עַת שָׁנִ֖י וְשֵׁ֣שׁ מָשְׁזָ֑ר מַעֲשֵׂ֖ה רֹקֵֽם׃
Çadırın girişi için mavi, erguvan ve kırmızı yünle bükülmüş ince ketenden nakışlı bir giriş perdesi yaptı.
Vayaviu et hamişkan el moşe et haohel veet kol kelav kerasav keraşav berihav veamudav vaadanav.
וַיָּבִ֤יאוּ אֶת־הַמִּשְׁכָּן֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה אֶת־הָאֹ֖הֶל וְאֶת־כָּל־כֵּלָ֑יו קְרָסָ֣יו קְרָשָׁ֔יו בריחו [בְּרִיחָ֖יו] וְעַמֻּדָ֥יו וַאֲדָנָֽיו׃
Mişkan’ı Moşe’ye getirdiler: Çadırı ve bütün gereçlerini, kopçalarını, tahtalarını, bağlantı çubuklarını, direklerini ve tabanlarını;
Veet mizbah hazahav veet şemen hamişha veet ketoret hasamim veet masah petah haohel.
וְאֵת֙ מִזְבַּ֣ח הַזָּהָ֔ב וְאֵת֙ שֶׁ֣מֶן הַמִּשְׁחָ֔ה וְאֵ֖ת קְטֹ֣רֶת הַסַּמִּ֑ים וְאֵ֕ת מָסַ֖ךְ פֶּ֥תַח הָאֹֽהֶל׃
altın sunağı, meshetme yağını, güzel kokulu tütsüyü ve çadırın giriş perdesini;
Bu ayette 2 kez
Vayifros et haohel al hamişkan vayasem et mihse haohel alav milmaela kaaşer tsiva Adonay et moşe.
וַיִּפְרֹ֤שׂ אֶת־הָאֹ֙הֶל֙ עַל־הַמִּשְׁכָּ֔ן וַיָּ֜שֶׂם אֶת־מִכְסֵ֥ה הָאֹ֛הֶל עָלָ֖יו מִלְמָ֑עְלָה כַּאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה יְהוָ֖ה אֶת־מֹשֶֽׁה׃ (ס)
Çadırı Mişkan’ın üzerine gerdi; çadırın örtüsünü onun üstüne koydu. Adonay’ın Moşe’ye buyurduğu gibi yaptı.
Mikol haohel aşer yeahel aşer yavo alav mayim yitma vehol maşke aşer yişate behol keli yitma.
מִכָּל־הָאֹ֜כֶל אֲשֶׁ֣ר יֵאָכֵ֗ל אֲשֶׁ֨ר יָב֥וֹא עָלָ֛יו מַ֖יִם יִטְמָ֑א וְכָל־מַשְׁקֶה֙ אֲשֶׁ֣ר יִשָּׁתֶ֔ה בְּכָל־כְּלִ֖י יִטְמָֽא׃
Böyle bir kapta bulunan, üzerine su gelmiş her türlü yenebilir yiyecek arınmamış olur. Böyle bir kaptaki her türlü içecek de arınmamış olur.
Ulefi healot heanan meal haohel veahare hen yisu bene yisrael uvimkom aşer yişkan şam heanan şam yahanu bene yisrael.
וּלְפִ֞י הֵעָלֹ֤ת הֶֽעָנָן֙ מֵעַ֣ל הָאֹ֔הֶל וְאַ֣חֲרֵי־כֵ֔ן יִסְע֖וּ בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל וּבִמְק֗וֹם אֲשֶׁ֤ר יִשְׁכָּן־שָׁם֙ הֶֽעָנָ֔ן שָׁ֥ם יַחֲנ֖וּ בְּנֵ֥י יִשְׂרָאֵֽל׃
Bulut çadırın üzerinden yükseldiğinde İsraeloğulları yola çıkardı. Bulut nerede durursa İsraeloğulları orada konaklardı.
Vayetse moşe vayedaber el haam et divre Adonay vayeesof şivim iş mizikne haam vayaamed otam sevivot haohel.
וַיֵּצֵ֣א מֹשֶׁ֗ה וַיְדַבֵּר֙ אֶל־הָעָ֔ם אֵ֖ת דִּבְרֵ֣י יְהוָ֑ה וַיֶּאֱסֹ֞ף שִׁבְעִ֥ים אִישׁ֙ מִזִּקְנֵ֣י הָעָ֔ם וַֽיַּעֲמֵ֥ד אֹתָ֖ם סְבִיבֹ֥ת הָאֹֽהֶל׃
Moşe dışarı çıkıp Adonay’ın sözlerini halka anlattı. Halkın ileri gelenlerinden yetmiş adam topladı ve onları çadırın çevresinde durdurdu.
Vayered Adonay beamud anan vayaamod petah haohel vayikra aharon umiryam vayetseu şenehem.
וַיֵּ֤רֶד יְהוָה֙ בְּעַמּ֣וּד עָנָ֔ן וַֽיַּעֲמֹ֖ד פֶּ֣תַח הָאֹ֑הֶל וַיִּקְרָא֙ אַהֲרֹ֣ן וּמִרְיָ֔ם וַיֵּצְא֖וּ שְׁנֵיהֶֽם׃
Adonay bulut sütununda indi, çadırın girişinde durdu ve Aaron’la Miryam’ı çağırdı. İkisi öne çıktı.
Veheanan sar meal haohel vehine miryam metsoraat kaşaleg vayifen aharon el miryam vehine metsoraat.
וְהֶעָנָ֗ן סָ֚ר מֵעַ֣ל הָאֹ֔הֶל וְהִנֵּ֥ה מִרְיָ֖ם מְצֹרַ֣עַת כַּשָּׁ֑לֶג וַיִּ֧פֶן אַהֲרֹ֛ן אֶל־מִרְיָ֖ם וְהִנֵּ֥ה מְצֹרָֽעַת׃
Bulut çadırın üzerinden çekildiğinde Miryam’ın kar gibi beyaz tsaraata tutulduğu görüldü. Aaron Miryam’a döndü; işte, tsaraata tutulmuştu.
Veşameru mişemarteha umişmeret kol haohel ah el kele hakodeş veel hamizbeah lo yikravu velo yamutu gam hem gam atem.
וְשָֽׁמְרוּ֙ מִֽשְׁמַרְתְּךָ֔ וּמִשְׁמֶ֖רֶת כָּל־הָאֹ֑הֶל אַךְ֩ אֶל־כְּלֵ֨י הַקֹּ֤דֶשׁ וְאֶל־הַמִּזְבֵּ֙חַ֙ לֹ֣א יִקְרָ֔בוּ וְלֹֽא־יָמֻ֥תוּ גַם־הֵ֖ם גַּם־אַתֶּֽם׃
Senin gözetim görevini ve bütün çadırın gözetimini yerine getirecekler. Ama kutsal eşyalara ve sunağa yaklaşmayacaklar ki ne onlar ne de siz ölesiniz.
Venilvu aleha veşameru et mişmeret ohel moed lehol avodat haohel vezar lo yikrav alehem.
וְנִלְו֣וּ עָלֶ֔יךָ וְשָֽׁמְר֗וּ אֶת־מִשְׁמֶ֙רֶת֙ אֹ֣הֶל מוֹעֵ֔ד לְכֹ֖ל עֲבֹדַ֣ת הָאֹ֑הֶל וְזָ֖ר לֹא־יִקְרַ֥ב אֲלֵיכֶֽם׃
Sana katılacak ve çadırın bütün hizmetlerinde Buluşma Çadırı’nın gözetimini yerine getirecekler. Yetkisiz biri size yaklaşmayacak.
Zot hatora adam ki yamut beohel kol haba el haohel vehol aşer baohel yitma şivat yamim.
זֹ֚את הַתּוֹרָ֔ה אָדָ֖ם כִּֽי־יָמ֣וּת בְּאֹ֑הֶל כָּל־הַבָּ֤א אֶל־הָאֹ֙הֶל֙ וְכָל־אֲשֶׁ֣ר בָּאֹ֔הֶל יִטְמָ֖א שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Yasa şudur: Bir insan çadırda ölürse çadıra giren herkes ve çadırdaki her şey yedi gün arınmamış olacak.
Velakah ezov vetaval bamayim iş tahor vehiza al haohel veal kol hakelim veal hanefaşot aşer hayu şam veal hanogea baetsem o vehalal o vamet o vakaver.
וְלָקַ֨ח אֵז֜וֹב וְטָבַ֣ל בַּמַּיִם֮ אִ֣ישׁ טָהוֹר֒ וְהִזָּ֤ה עַל־הָאֹ֙הֶל֙ וְעַל־כָּל־הַכֵּלִ֔ים וְעַל־הַנְּפָשׁ֖וֹת אֲשֶׁ֣ר הָֽיוּ־שָׁ֑ם וְעַל־הַנֹּגֵ֗עַ בַּעֶ֙צֶם֙ א֣וֹ בֶֽחָלָ֔ל א֥וֹ בַמֵּ֖ת א֥וֹ בַקָּֽבֶר׃
Arınmış bir kişi ezov otu alıp suya batıracak. Çadıra, bütün kaplara, orada bulunan kişilere ve kemiğe, öldürülmüş birine, ölüye ya da mezara dokunmuş olana serpecek.
Vayera Adonay baohel beamud anan vayaamod amud heanan al petah haohel.
וַיֵּרָ֧א יְהוָ֛ה בָּאֹ֖הֶל בְּעַמּ֣וּד עָנָ֑ן וַיַּעֲמֹ֛ד עַמּ֥וּד הֶעָנָ֖ן עַל־פֶּ֥תַח הָאֹֽהֶל׃ (ס)
Adonay çadırda bir bulut sütunu içinde göründü; bulut sütunu çadırın girişinde durdu.