עַ֫יִן
göz
217 kullanım · 197 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 234 kez, 213 farklı ayette görülür. Kök altında 3 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Uvame yivada efo ki matsati hen beeneha ani veameha halo belehteha imanu veniflenu ani veameha mikol haam aşer al pene haadama.
וּבַמֶּ֣ה ׀ יִוָּדַ֣ע אֵפ֗וֹא כִּֽי־מָצָ֨אתִי חֵ֤ן בְּעֵינֶ֙יךָ֙ אֲנִ֣י וְעַמֶּ֔ךָ הֲל֖וֹא בְּלֶכְתְּךָ֣ עִמָּ֑נוּ וְנִפְלֵ֙ינוּ֙ אֲנִ֣י וְעַמְּךָ֔ מִכָּ֨ל־הָעָ֔ם אֲשֶׁ֖ר עַל־פְּנֵ֥י הָאֲדָמָֽה׃ (פ)
Benim ve halkının Senin gözünde lütuf bulduğu başka nasıl bilinecek? Bizimle gitmenle değil mi? Böylece ben ve halkın, yeryüzündeki bütün halklardan ayrılmış olacağız.”
Vayomer Adonay el moşe gam et hadavar haze aşer dibarta eese ki matsata hen beenay vaedaaha beşem.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה גַּ֣ם אֶת־הַדָּבָ֥ר הַזֶּ֛ה אֲשֶׁ֥ר דִּבַּ֖רְתָּ אֶֽעֱשֶׂ֑ה כִּֽי־מָצָ֤אתָ חֵן֙ בְּעֵינַ֔י וָאֵדָעֲךָ֖ בְּשֵֽׁם׃
Adonay Moşe’ye, “Söylediğin bu şeyi de yapacağım” dedi. “Çünkü gözümde lütuf buldun ve seni adınla tanıyorum.”
Vayomer im na matsati hen beeneha Adonay yeleh na Adonay bekirbenu ki am keşe oref u vesalahta laavonenu ulehatatenu unehaltanu.
וַיֹּ֡אמֶר אִם־נָא֩ מָצָ֨אתִי חֵ֤ן בְּעֵינֶ֙יךָ֙ אֲדֹנָ֔י יֵֽלֶךְ־נָ֥א אֲדֹנָ֖י בְּקִרְבֵּ֑נוּ כִּ֤י עַם־קְשֵׁה־עֹ֙רֶף֙ ה֔וּא וְסָלַחְתָּ֛ לַעֲוֺנֵ֥נוּ וּלְחַטָּאתֵ֖נוּ וּנְחַלְתָּֽנוּ׃
“Efendim, gözünde lütuf bulduysam, lütfen Efendim aramızda gitsin” dedi. “Dik başlı bir halk olsak da suçumuzu ve günahımızı bağışla; bizi kendine ait bir halk olarak al.”
Ki anan Adonay al hamişkan yomam veeş tihye layla bo leene hol bet yisrael behol masehem.
כִּי֩ עֲנַ֨ן יְהוָ֤ה עַֽל־הַמִּשְׁכָּן֙ יוֹמָ֔ם וְאֵ֕שׁ תִּהְיֶ֥ה לַ֖יְלָה בּ֑וֹ לְעֵינֵ֥י כָל־בֵּֽית־יִשְׂרָאֵ֖ל בְּכָל־מַסְעֵיהֶֽם׃
Çünkü bütün yolculuklarında, bütün İsrael evinin gözü önünde, gündüz Adonay’ın bulutu Mişkan’ın üzerinde olur, gece de orada ateş bulunurdu.
Veim kol adat yisrael yişgu venelam davar meene hakahal veasu ahat mikol mitsvot Adonay aşer lo teasena veaşemu.
וְאִ֨ם כָּל־עֲדַ֤ת יִשְׂרָאֵל֙ יִשְׁגּ֔וּ וְנֶעְלַ֣ם דָּבָ֔ר מֵעֵינֵ֖י הַקָּהָ֑ל וְ֠עָשׂוּ אַחַ֨ת מִכָּל־מִצְוֺ֧ת יְהוָ֛ה אֲשֶׁ֥ר לֹא־תֵעָשֶׂ֖ינָה וְאָשֵֽׁמוּ׃
İsrael topluluğunun tümü yanılır, durum cemaatin gözünden kaçar ve Adonay’ın yapılmasını yasakladığı buyruklardan birini çiğneyerek suçlu duruma düşerlerse,
Vayedaber aharon el moşe hen hayom hikrivu et hatatam veet olatam lifne Adonay vatikrena oti kaele veahalti hatat hayom hayitav beene Adonay.
וַיְדַבֵּ֨ר אַהֲרֹ֜ן אֶל־מֹשֶׁ֗ה הֵ֣ן הַ֠יּוֹם הִקְרִ֨יבוּ אֶת־חַטָּאתָ֤ם וְאֶת־עֹֽלָתָם֙ לִפְנֵ֣י יְהוָ֔ה וַתִּקְרֶ֥אנָה אֹתִ֖י כָּאֵ֑לֶּה וְאָכַ֤לְתִּי חַטָּאת֙ הַיּ֔וֹם הַיִּיטַ֖ב בְּעֵינֵ֥י יְהוָֽה׃
Aaron, Moşe’ye şöyle dedi: “Bugün günah sunularını ve bütünüyle yakılan sunularını Adonay’ın önünde sundular; ama benim başıma böyle şeyler geldi. Bugün günah sunusunu yeseydim, bu Adonay’ın gözünde iyi olur muydu?”
וַיִּשְׁמַ֣ע מֹשֶׁ֔ה וַיִּיטַ֖ב בְּעֵינָֽיו׃ (פ)
Moşe bunu duyunca uygun buldu.
Ah mayan uvor mikve mayim yihye tahor venogea benivlatam yitma.
אַ֣ךְ מַעְיָ֥ן וּב֛וֹר מִקְוֵה־מַ֖יִם יִהְיֶ֣ה טָה֑וֹר וְנֹגֵ֥עַ בְּנִבְלָתָ֖ם יִטְמָֽא׃
Ancak bir pınar ya da su biriktiren sarnıç arınmış kalır. Leşlerine dokunan ise arınmamış olur.
Veraau hakohen bayom haşevii vehine hanega amad beenav lo fasa hanega baor vehisgiro hakohen şivat yamim şenit.
וְרָאָ֣הוּ הַכֹּהֵן֮ בַּיּ֣וֹם הַשְּׁבִיעִי֒ וְהִנֵּ֤ה הַנֶּ֙גַע֙ עָמַ֣ד בְּעֵינָ֔יו לֹֽא־פָשָׂ֥ה הַנֶּ֖גַע בָּע֑וֹר וְהִסְגִּיר֧וֹ הַכֹּהֵ֛ן שִׁבְעַ֥ת יָמִ֖ים שֵׁנִֽית׃
Kâhin yedinci gün onu inceleyecek. Belirti onun gözünde aynı kalmış, deriye yayılmamışsa kâhin o kişiyi yedi gün daha ayrı tutacak.
Veim paroah tifrah hatsaraat baor vehiseta hatsaraat et kol or hanega meroşo vead raglav lehol mare ene hakohen.
וְאִם־פָּר֨וֹחַ תִּפְרַ֤ח הַצָּרַ֙עַת֙ בָּע֔וֹר וְכִסְּתָ֣ה הַצָּרַ֗עַת אֵ֚ת כָּל־ע֣וֹר הַנֶּ֔גַע מֵרֹאשׁ֖וֹ וְעַד־רַגְלָ֑יו לְכָל־מַרְאֵ֖ה עֵינֵ֥י הַכֹּהֵֽן׃
Tsaraat deride iyice yayılır, kâhinin görebildiği her yerde, başından ayaklarına kadar belirtili kişinin bütün derisini kaplarsa,
Veim beenav amad hanetek vesear şahor tsamah bo nirpa hanetek tahor u vetiharo hakohen.
וְאִם־בְּעֵינָיו֩ עָמַ֨ד הַנֶּ֜תֶק וְשֵׂעָ֨ר שָׁחֹ֧ר צָֽמַח־בּ֛וֹ נִרְפָּ֥א הַנֶּ֖תֶק טָה֣וֹר ה֑וּא וְטִהֲר֖וֹ הַכֹּהֵֽן׃ (ס)
Netek aynı görünümde kalmış ve içinde siyah kıl çıkmışsa netek iyileşmiştir. O kişi arınmıştır; kâhin onun arınmış olduğuna hükmedecek.
Veraa hakohen ahare hukabes et hanega vehine lo hafah hanega et eno vehanega lo fasa tame u baeş tisrefenu pehetet hi bekarahto o vegabahto.
וְרָאָ֨ה הַכֹּהֵ֜ן אַחֲרֵ֣י ׀ הֻכַּבֵּ֣ס אֶת־הַנֶּ֗גַע וְ֠הִנֵּה לֹֽא־הָפַ֨ךְ הַנֶּ֤גַע אֶת־עֵינוֹ֙ וְהַנֶּ֣גַע לֹֽא־פָשָׂ֔ה טָמֵ֣א ה֔וּא בָּאֵ֖שׁ תִּשְׂרְפֶ֑נּוּ פְּחֶ֣תֶת הִ֔וא בְּקָרַחְתּ֖וֹ א֥וֹ בְגַבַּחְתּֽוֹ׃
Kâhin belirtiyi yıkandıktan sonra inceleyecek. Belirtinin rengi değişmemişse, yayılmamış olsa bile eşya arınmamıştır; onu ateşte yakacaksın. Eski ya da yeni eşyada derine işlemiş bir belirtidir.
Vehaya vayom haşevii yegalah et kol searo et roşo veet zekano veet gabot enav veet kol searo yegaleah vehibes et begadav verahats et besaro bamayim vetaher.
וְהָיָה֩ בַיּ֨וֹם הַשְּׁבִיעִ֜י יְגַלַּ֣ח אֶת־כָּל־שְׂעָר֗וֹ אֶת־רֹאשׁ֤וֹ וְאֶת־זְקָנוֹ֙ וְאֵת֙ גַּבֹּ֣ת עֵינָ֔יו וְאֶת־כָּל־שְׂעָר֖וֹ יְגַלֵּ֑חַ וְכִבֶּ֣ס אֶת־בְּגָדָ֗יו וְרָחַ֧ץ אֶת־בְּשָׂר֛וֹ בַּמַּ֖יִם וְטָהֵֽר׃
Yedinci gün bütün kıllarını tıraş edecek: Başını, sakalını, kaşlarını, bütün kıllarını tıraş edecek. Giysilerini yıkayacak, bedenini suyla yıkayacak ve arınmış olacak.
Veim halem yalimu am haarets et enehem min haiş hau betito mizaro lamoleh levilti hamit oto.
וְאִ֡ם הַעְלֵ֣ם יַעְלִימֽוּ֩ עַ֨ם הָאָ֜רֶץ אֶת־עֵֽינֵיהֶם֙ מִן־הָאִ֣ישׁ הַה֔וּא בְּתִתּ֥וֹ מִזַּרְע֖וֹ לַמֹּ֑לֶךְ לְבִלְתִּ֖י הָמִ֥ית אֹתֽוֹ׃
Ülkenin halkı, çocuğunu Moleh’e veren o kişinin yaptıklarına göz yumup onu ölüm cezasına çarptırmazsa,
Veiş aşer yikah et ahoto bat aviv o vat imo veraa et ervatah vehi tire et ervato hesed u venihretu leene bene amam ervat ahoto gila avono yisa.
וְאִ֣ישׁ אֲשֶׁר־יִקַּ֣ח אֶת־אֲחֹת֡וֹ בַּת־אָבִ֣יו א֣וֹ בַת־אִ֠מּוֹ וְרָאָ֨ה אֶת־עֶרְוָתָ֜הּ וְהִֽיא־תִרְאֶ֤ה אֶת־עֶרְוָתוֹ֙ חֶ֣סֶד ה֔וּא וְנִ֨כְרְת֔וּ לְעֵינֵ֖י בְּנֵ֣י עַמָּ֑ם עֶרְוַ֧ת אֲחֹת֛וֹ גִּלָּ֖ה עֲוֺנ֥וֹ יִשָּֽׂא׃
Bir erkek babasının ya da annesinin kızı olan kız kardeşini alır, onun çıplaklığını görür ve kadın da onun çıplaklığını görürse bu utanç vericidir. Halklarının gözleri önünde kesilip atılacaklar. Kız kardeşinin çıplaklığını açmıştır; suçunun sorumluluğunu taşıyacak.
O giben o dak o tevalul beeno o garav o yalefet o meroah aşeh.
אֽוֹ־גִבֵּ֣ן אוֹ־דַ֔ק א֖וֹ תְּבַלֻּ֣ל בְּעֵינ֑וֹ א֤וֹ גָרָב֙ א֣וֹ יַלֶּ֔פֶת א֖וֹ מְר֥וֹחַ אָֽשֶׁךְ׃
kaşları aşırı uzayıp sarkan, gözünde perde ya da beyaz leke bulunan, kuru veya akıntılı yaraları olan ya da testisi ezilmiş olan kişi.
Bu ayette 2 eşleşme
Şever tahat şever ayin tahat ayin şen tahat şen kaaşer yiten mum baadam ken yinaten bo.
שֶׁ֚בֶר תַּ֣חַת שֶׁ֔בֶר עַ֚יִן תַּ֣חַת עַ֔יִן שֵׁ֖ן תַּ֣חַת שֵׁ֑ן כַּאֲשֶׁ֨ר יִתֵּ֥ן מוּם֙ בָּֽאָדָ֔ם כֵּ֖ן יִנָּ֥תֶן בּֽוֹ׃
Kırığa karşı kırık, göze karşı göz, dişe karşı diş. Bir insana verdiği sakatlığın karşılığını görecek.
Kishir şana beşana yihye imo lo yirdenu befereh leeneha.
כִּשְׂכִ֥יר שָׁנָ֛ה בְּשָׁנָ֖ה יִהְיֶ֣ה עִמּ֑וֹ לֹֽא־יִרְדֶּ֥נּֽוּ בְּפֶ֖רֶךְ לְעֵינֶֽיךָ׃
Onun yanında yıldan yıla ücretli işçi gibi olacak. Gözlerinin önünde ona acımasızca hükmetmesine izin vermeyeceksin.
Af ani eese zot lahem vehifkadti alehem behala et haşahefet veet hakadahat mehalot enayim umedivot nafeş uzeratem larik zarahem vaahaluu oyevehem.
אַף־אֲנִ֞י אֶֽעֱשֶׂה־זֹּ֣את לָכֶ֗ם וְהִפְקַדְתִּ֨י עֲלֵיכֶ֤ם בֶּֽהָלָה֙ אֶת־הַשַּׁחֶ֣פֶת וְאֶת־הַקַּדַּ֔חַת מְכַלּ֥וֹת עֵינַ֖יִם וּמְדִיבֹ֣ת נָ֑פֶשׁ וּזְרַעְתֶּ֤ם לָרִיק֙ זַרְעֲכֶ֔ם וַאֲכָלֻ֖הוּ אֹיְבֵיכֶֽם׃
Ben de size şunları yapacağım: Üzerinize dehşet, gözlerin ferini söndüren ve canı solduran erime hastalığıyla ateşli hastalık getireceğim. Tohumunuzu boşuna ekeceksiniz; ürününü düşmanlarınız yiyecek.
Vezaharti lahem berit rişonim aşer hotseti otam meerets mitsrayim leene hagoyim lihyot lahem lelohim ani Adonay.
וְזָכַרְתִּ֥י לָהֶ֖ם בְּרִ֣ית רִאשֹׁנִ֑ים אֲשֶׁ֣ר הוֹצֵֽאתִי־אֹתָם֩ מֵאֶ֨רֶץ מִצְרַ֜יִם לְעֵינֵ֣י הַגּוֹיִ֗ם לִהְיֹ֥ת לָהֶ֛ם לֵאלֹהִ֖ים אֲנִ֥י יְהוָֽה׃
Onlar için, Tanrıları olmak üzere ulusların gözü önünde Mısır ülkesinden çıkardığım atalarıyla yaptığım antlaşmayı hatırlayacağım. Ben Adonay’ım.
Veşahav iş otah şihvat zera venelam meene işah venistera vehi nitmaa veed en bah vehi lo nitpasa.
וְשָׁכַ֨ב אִ֣ישׁ אֹתָהּ֮ שִׁכְבַת־זֶרַע֒ וְנֶעְלַם֙ מֵעֵינֵ֣י אִישָׁ֔הּ וְנִסְתְּרָ֖ה וְהִ֣יא נִטְמָ֑אָה וְעֵד֙ אֵ֣ין בָּ֔הּ וְהִ֖וא לֹ֥א נִתְפָּֽשָׂה׃
başka bir adam onunla cinsel ilişkiye girerse, bu kocasının gözünden gizli kalmışsa, kadın o adamla baş başa kalmış ve arınmamış duruma gelmişse, buna tanık yoksa ve kadın zorlanmamışsa;
Vayomer al na taazov otanu ki al ken yadata hanotenu bamidbar vehayita lanu leenayim.
וַיֹּ֕אמֶר אַל־נָ֖א תַּעֲזֹ֣ב אֹתָ֑נוּ כִּ֣י ׀ עַל־כֵּ֣ן יָדַ֗עְתָּ חֲנֹתֵ֙נוּ֙ בַּמִּדְבָּ֔ר וְהָיִ֥יתָ לָּ֖נוּ לְעֵינָֽיִם׃
Moşe, “Lütfen bizi bırakma” dedi. “Çölde nerelerde konaklayacağımızı biliyorsun; bize göz olursun.
Veata nafşenu yeveşa en kol bilti el haman enenu.
וְעַתָּ֛ה נַפְשֵׁ֥נוּ יְבֵשָׁ֖ה אֵ֣ין כֹּ֑ל בִּלְתִּ֖י אֶל־הַמָּ֥ן עֵינֵֽינוּ׃
Şimdi ise canımız kurudu. Hiçbir şey yok; gözümüzün önünde yalnızca man var.”
Bu ayette 2 eşleşme
Vehaman kizra gad u veeno keen habedolah.
וְהַמָּ֕ן כִּזְרַע־גַּ֖ד ה֑וּא וְעֵינ֖וֹ כְּעֵ֥ין הַבְּדֹֽלַח׃
Man kişniş tohumu gibiydi; görünümü bedolah gibiydi.
Vayişma moşe et haam bohe lemişpehotav iş lefetah oholo vayihar af Adonay meod uveene moşe ra.
וַיִּשְׁמַ֨ע מֹשֶׁ֜ה אֶת־הָעָ֗ם בֹּכֶה֙ לְמִשְׁפְּחֹתָ֔יו אִ֖ישׁ לְפֶ֣תַח אָהֳל֑וֹ וַיִּֽחַר־אַ֤ף יְהוָה֙ מְאֹ֔ד וּבְעֵינֵ֥י מֹשֶׁ֖ה רָֽע׃
Moşe halkın aile aile, herkesin kendi çadırının girişinde ağladığını duydu. Adonay’ın öfkesi çok alevlendi; Moşe de bu durumdan hoşnut değildi.
Vayomer moşe el Adonay lama hareota leavdeha velama lo matsati hen beeneha lasum et masa kol haam haze alay.
וַיֹּ֨אמֶר מֹשֶׁ֜ה אֶל־יְהוָ֗ה לָמָ֤ה הֲרֵעֹ֙תָ֙ לְעַבְדֶּ֔ךָ וְלָ֛מָּה לֹא־מָצָ֥תִי חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ לָשׂ֗וּם אֶת־מַשָּׂ֛א כָּל־הָעָ֥ם הַזֶּ֖ה עָלָֽי׃
Moşe Adonay’a, “Kuluna neden kötü davrandın?” dedi. “Neden gözünde lütuf bulamadım da bütün bu halkın yükünü üzerime koydun?
Veim kaha at ose li haregeni na harog im matsati hen beeneha veal ere beraati.
וְאִם־כָּ֣כָה ׀ אַתְּ־עֹ֣שֶׂה לִּ֗י הָרְגֵ֤נִי נָא֙ הָרֹ֔ג אִם־מָצָ֥אתִי חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ וְאַל־אֶרְאֶ֖ה בְּרָעָתִֽי׃ (פ)
Bana böyle davranacaksan, gözünde lütuf bulduysam lütfen beni hemen öldür de felaketimi görmeyeyim.”
Bu ayette 2 eşleşme
Veşam rainu et hanefilim bene anak min hanefilim vanehi veenenu kahagavim vehen hayinu beenehem.
וְשָׁ֣ם רָאִ֗ינוּ אֶת־הַנְּפִילִ֛ים בְּנֵ֥י עֲנָ֖ק מִן־הַנְּפִלִ֑ים וַנְּהִ֤י בְעֵינֵ֙ינוּ֙ כַּֽחֲגָבִ֔ים וְכֵ֥ן הָיִ֖ינוּ בְּעֵינֵיהֶֽם׃
Orada Nefilim’i, Nefilim soyundan Anak’ın oğullarını gördük. Kendi gözümüzde çekirge gibiydik; onların gözünde de öyleydik.”
Bu ayette 2 eşleşme
Veameru el yoşev haarets hazot şameu ki ata Adonay bekerev haam haze aşer ayin beayin nira ata Adonay vaananeha omed alehem uveamud anan ata holeh lifnehem yomam uveamud eş layla.
וְאָמְר֗וּ אֶל־יוֹשֵׁב֮ הָאָ֣רֶץ הַזֹּאת֒ שָֽׁמְעוּ֙ כִּֽי־אַתָּ֣ה יְהוָ֔ה בְּקֶ֖רֶב הָעָ֣ם הַזֶּ֑ה אֲשֶׁר־עַ֨יִן בְּעַ֜יִן נִרְאָ֣ה ׀ אַתָּ֣ה יְהוָ֗ה וַעֲנָֽנְךָ֙ עֹמֵ֣ד עֲלֵהֶ֔ם וּבְעַמֻּ֣ד עָנָ֗ן אַתָּ֨ה הֹלֵ֤ךְ לִפְנֵיהֶם֙ יוֹמָ֔ם וּבְעַמּ֥וּד אֵ֖שׁ לָֽיְלָה׃
Bunu bu ülkenin halkına anlatacaklar. Sen Adonay’ın bu halkın arasında bulunduğunu, Sen Adonay’ın onlara göz göze göründüğünü, bulutunun üzerlerinde durduğunu, gündüz bulut sütununda ve gece ateş sütununda önlerinde yürüdüğünü duydular.
Vehaya im meene haeda neesta lişgaga veasu hol haeda par ben bakar ehad leola lereah nihoah ladonay uminhato venisko kamişpat useir izim ehad lehatat.
וְהָיָ֗ה אִ֣ם מֵעֵינֵ֣י הָעֵדָה֮ נֶעֶשְׂתָ֣ה לִשְׁגָגָה֒ וְעָשׂ֣וּ כָל־הָעֵדָ֡ה פַּ֣ר בֶּן־בָּקָר֩ אֶחָ֨ד לְעֹלָ֜ה לְרֵ֤יחַ נִיחֹ֙חַ֙ לַֽיהוָ֔ה וּמִנְחָת֥וֹ וְנִסְכּ֖וֹ כַּמִּשְׁפָּ֑ט וּשְׂעִיר־עִזִּ֥ים אֶחָ֖ד לְחַטָּֽת׃
bu, topluluğun gözünden kaçıp yanlışlıkla yapılmışsa bütün topluluk Adonay’a hoş bir koku olmak üzere bütünüyle yakılan sunu için bir genç boğa, kurala göre onun tahıl sunusunu ve dökme sunusunu, ayrıca günah sunusu için bir erkek keçi sunacak.
Vehaya lahem letsitsit ureitem oto uzehartem et kol mitsvot Adonay vaasitem otam velo taturu ahare levavhem veahare enehem aşer atem zonim aharehem.
וְהָיָ֣ה לָכֶם֮ לְצִיצִת֒ וּרְאִיתֶ֣ם אֹת֗וֹ וּזְכַרְתֶּם֙ אֶת־כָּל־מִצְוֺ֣ת יְהוָ֔ה וַעֲשִׂיתֶ֖ם אֹתָ֑ם וְלֹֽא־תָתֻ֜רוּ אַחֲרֵ֤י לְבַבְכֶם֙ וְאַחֲרֵ֣י עֵֽינֵיכֶ֔ם אֲשֶׁר־אַתֶּ֥ם זֹנִ֖ים אַחֲרֵיהֶֽם׃
Bu sizin için tsitsit olacak. Onu görecek, Adonay’ın bütün emirlerini hatırlayacak ve yerine getireceksiniz. Peşlerinden giderek sadakatsizlik ettiğiniz yüreklerinizin ve gözlerinizin ardından dolaşmayacaksınız.
Af lo el erets zavat halav udevaş haviotanu vatiten lanu nahalat sade vaharem haene haanaşim hahem tenaker lo naale.
אַ֡ף לֹ֣א אֶל־אֶרֶץ֩ זָבַ֨ת חָלָ֤ב וּדְבַשׁ֙ הֲבִ֣יאֹתָ֔נוּ וַתִּ֨תֶּן־לָ֔נוּ נַחֲלַ֖ת שָׂדֶ֣ה וָכָ֑רֶם הַעֵינֵ֞י הָאֲנָשִׁ֥ים הָהֵ֛ם תְּנַקֵּ֖ר לֹ֥א נַעֲלֶֽה׃
Üstelik bizi süt ve bal akan bir ülkeye getirmedin, bize tarla ve bağ mirası da vermedin. Bu adamların gözlerini mi oyacaksın? Gelmeyeceğiz!”
Vesaraf et hapara leenav et orah veet besarah veet damah al pirşah yisrof.
וְשָׂרַ֥ף אֶת־הַפָּרָ֖ה לְעֵינָ֑יו אֶת־עֹרָ֤הּ וְאֶת־בְּשָׂרָהּ֙ וְאֶת־דָּמָ֔הּ עַל־פִּרְשָׁ֖הּ יִשְׂרֹֽף׃
İnek onun gözü önünde yakılacak. Derisi, eti ve kanı, dışkısıyla birlikte yakılacak.
Kah et hamate vehakhel et haeda ata veaharon ahiha vedibartem el hasela leenehem venatan memav vehotseta lahem mayim min hasela vehişkita et haeda veet beiram.
קַ֣ח אֶת־הַמַּטֶּ֗ה וְהַקְהֵ֤ל אֶת־הָעֵדָה֙ אַתָּה֙ וְאַהֲרֹ֣ן אָחִ֔יךָ וְדִבַּרְתֶּ֧ם אֶל־הַסֶּ֛לַע לְעֵינֵיהֶ֖ם וְנָתַ֣ן מֵימָ֑יו וְהוֹצֵאתָ֨ לָהֶ֥ם מַ֙יִם֙ מִן־הַסֶּ֔לַע וְהִשְׁקִיתָ֥ אֶת־הָעֵדָ֖ה וְאֶת־בְּעִירָֽם׃
“Değneği al. Sen ve kardeşin Aaron topluluğu toplayın. Gözlerinin önünde kayaya konuşun; suyunu verecek. Onlar için kayadan su çıkaracak, topluluğa ve hayvanlarına içireceksin.”
Vayomer Adonay el moşe veel aharon yaan lo heemantem bi lehakdişeni leene bene yisrael lahen lo taviu et hakahal haze el haarets aşer natati lahem.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָה֮ אֶל־מֹשֶׁ֣ה וְאֶֽל־אַהֲרֹן֒ יַ֚עַן לֹא־הֶאֱמַנְתֶּ֣ם בִּ֔י לְהַ֨קְדִּישֵׁ֔נִי לְעֵינֵ֖י בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֑ל לָכֵ֗ן לֹ֤א תָבִ֙יאוּ֙ אֶת־הַקָּהָ֣ל הַזֶּ֔ה אֶל־הָאָ֖רֶץ אֲשֶׁר־נָתַ֥תִּי לָהֶֽם׃
Adonay Moşe’ye ve Aaron’a, “İsraeloğullarının gözleri önünde kutsallığımı göstermek için Bana güvenmediğinizden, bu topluluğu kendilerine verdiğim ülkeye siz getirmeyeceksiniz” dedi.
Vayaas moşe kaaşer tsiva Adonay vayaalu el hor hahar leene kol haeda.
וַיַּ֣עַשׂ מֹשֶׁ֔ה כַּאֲשֶׁ֖ר צִוָּ֣ה יְהוָ֑ה וַֽיַּעֲלוּ֙ אֶל־הֹ֣ר הָהָ֔ר לְעֵינֵ֖י כָּל־הָעֵדָֽה׃
Moşe, Adonay’ın emrettiği gibi yaptı. Bütün topluluğun gözleri önünde Hor Dağı’na çıktılar.
Vayişlah malahim el bilam ben beor petora aşer al hanahar erets bene amo likro lo lemor hine am yatsa mimitsrayim hine hisa et en haarets veu yoşev mimuli.
וַיִּשְׁלַ֨ח מַלְאָכִ֜ים אֶל־בִּלְעָ֣ם בֶּן־בְּע֗וֹר פְּ֠תוֹרָה אֲשֶׁ֧ר עַל־הַנָּהָ֛ר אֶ֥רֶץ בְּנֵי־עַמּ֖וֹ לִקְרֹא־ל֑וֹ לֵאמֹ֗ר הִ֠נֵּה עַ֣ם יָצָ֤א מִמִּצְרַ֙יִם֙ הִנֵּ֤ה כִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְה֥וּא יֹשֵׁ֖ב מִמֻּלִֽי׃
Beor oğlu Bilam’ı çağırmak için, kendi halkının ülkesindeki nehrin yanında bulunan Petor’a elçiler gönderdi: “Bak, Mısır’dan bir halk çıktı. Yeryüzünü kapladı ve karşımda oturuyor.
Hine haam hayotse mimitsrayim vayehas et en haarets ata leha kava li oto ulay uhal lehilahem bo vegeraştiv.
הִנֵּ֤ה הָעָם֙ הַיֹּצֵ֣א מִמִּצְרַ֔יִם וַיְכַ֖ס אֶת־עֵ֣ין הָאָ֑רֶץ עַתָּ֗ה לְכָ֤ה קָֽבָה־לִּי֙ אֹת֔וֹ אוּלַ֥י אוּכַ֛ל לְהִלָּ֥חֶם בּ֖וֹ וְגֵרַשְׁתִּֽיו׃
‘Bak, Mısır’dan çıkan halk yeryüzünü kapladı. Şimdi gel, benim için onlara lanet et. Belki onlarla savaşıp onları kovabilirim.’”
Vayegal Adonay et ene vilam vayar et malah Adonay nitsav badereh veharbo şelufa beyado vayikod vayiştahu leapav.
וַיְגַ֣ל יְהוָה֮ אֶת־עֵינֵ֣י בִלְעָם֒ וַיַּ֞רְא אֶת־מַלְאַ֤ךְ יְהוָה֙ נִצָּ֣ב בַּדֶּ֔רֶךְ וְחַרְבּ֥וֹ שְׁלֻפָ֖ה בְּיָד֑וֹ וַיִּקֹּ֥ד וַיִּשְׁתַּ֖חוּ לְאַפָּֽיו׃
Adonay Bilam’ın gözlerini açtı. Bilam, Adonay’ın meleğini elinde çekilmiş kılıcıyla yolda dururken gördü; eğilip yüzüstü yere kapandı.
Vayomer bilam el malah Adonay hatati ki lo yadati ki ata nitsav likrati badareh veata im ra beeneha aşuva li.
וַיֹּ֨אמֶר בִּלְעָ֜ם אֶל־מַלְאַ֤ךְ יְהוָה֙ חָטָ֔אתִי כִּ֚י לֹ֣א יָדַ֔עְתִּי כִּ֥י אַתָּ֛ה נִצָּ֥ב לִקְרָאתִ֖י בַּדָּ֑רֶךְ וְעַתָּ֛ה אִם־רַ֥ע בְּעֵינֶ֖יךָ אָשׁ֥וּבָה לִּֽי׃
Bilam, Adonay’ın meleğine şöyle dedi: “Günah işledim. Çünkü yolda karşıma dikildiğini bilmiyordum. Şimdi bu senin gözünde kötüyse geri döneyim.”
Vayomer balak el bilam leha na ekahaha el makom aher ulay yişar beene haelohim vekaboto li mişam.
וַיֹּ֤אמֶר בָּלָק֙ אֶל־בִּלְעָ֔ם לְכָה־נָּא֙ אֶקָּ֣חֲךָ֔ אֶל־מָק֖וֹם אַחֵ֑ר אוּלַ֤י יִישַׁר֙ בְּעֵינֵ֣י הָאֱלֹהִ֔ים וְקַבֹּ֥תוֹ לִ֖י מִשָּֽׁם׃
Balak Bilam’a, “Lütfen gel, seni başka bir yere götüreyim. Belki Tanrı’nın gözünde uygun olur da benim için onlara oradan lanet edersin” dedi.
Vayar bilam ki tov beene Adonay levareh et yisrael velo halah kefaam befaam likrat nehaşim vayaşet el hamidbar panav.
וַיַּ֣רְא בִּלְעָ֗ם כִּ֣י ט֞וֹב בְּעֵינֵ֤י יְהוָה֙ לְבָרֵ֣ךְ אֶת־יִשְׂרָאֵ֔ל וְלֹא־הָלַ֥ךְ כְּפַֽעַם־בְּפַ֖עַם לִקְרַ֣את נְחָשִׁ֑ים וַיָּ֥שֶׁת אֶל־הַמִּדְבָּ֖ר פָּנָֽיו׃
Bilam, İsrael’i kutsamanın Adonay’ın gözünde iyi olduğunu görünce önceki seferlerdeki gibi kehanet aramaya gitmedi; yüzünü çöle çevirdi.
Vayisa vilam et enav vayar et yisrael şohen lişvatav vatehi alav ruah Elohim.
וַיִּשָּׂ֨א בִלְעָ֜ם אֶת־עֵינָ֗יו וַיַּרְא֙ אֶת־יִשְׂרָאֵ֔ל שֹׁכֵ֖ן לִשְׁבָטָ֑יו וַתְּהִ֥י עָלָ֖יו ר֥וּחַ אֱלֹהִֽים׃
Bilam gözlerini kaldırıp İsrael’i kabilelerine göre yerleşmiş halde gördü. Tanrı’nın ruhu onun üzerine geldi.
Vayisa meşalo vayomar neum bilam beno veor uneum hagever şetum haayin.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר נְאֻ֤ם בִּלְעָם֙ בְּנ֣וֹ בְעֹ֔ר וּנְאֻ֥ם הַגֶּ֖בֶר שְׁתֻ֥ם הָעָֽיִן׃
Şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Beor oğlu Bilam’ın sözü, gözü açık adamın sözü;
Neum şomea imre el aşer mahaze şaday yeheze nofel ugeluy enayim.
נְאֻ֕ם שֹׁמֵ֖עַ אִמְרֵי־אֵ֑ל אֲשֶׁ֨ר מַחֲזֵ֤ה שַׁדַּי֙ יֶֽחֱזֶ֔ה נֹפֵ֖ל וּגְל֥וּי עֵינָֽיִם׃
Tanrı’nın sözlerini işitenin, Şaday’ın görünümünü görenin, yere kapanmış ama gözleri açılmış olanın sözü:
Vayisa meşalo vayomar neum bilam beno veor uneum hagever şetum haayin.
וַיִּשָּׂ֥א מְשָׁל֖וֹ וַיֹּאמַ֑ר נְאֻ֤ם בִּלְעָם֙ בְּנ֣וֹ בְעֹ֔ר וּנְאֻ֥ם הַגֶּ֖בֶר שְׁתֻ֥ם הָעָֽיִן׃
Şiirli sözlerini söylemeye başladı: “Beor oğlu Bilam’ın sözü, gözü açık adamın sözü;
Neum şomea imre el veyodea daat elyon mahaze şaday yeheze nofel ugeluy enayim.
נְאֻ֗ם שֹׁמֵ֙עַ֙ אִמְרֵי־אֵ֔ל וְיֹדֵ֖עַ דַּ֣עַת עֶלְי֑וֹן מַחֲזֵ֤ה שַׁדַּי֙ יֶֽחֱזֶ֔ה נֹפֵ֖ל וּגְל֥וּי עֵינָֽיִם׃
Tanrı’nın sözlerini işitenin, Yüce Olan’ın bilgisini bilenin, Şaday’ın görünümünü görenin, yere kapanmış ama gözleri açılmış olanın sözü:
Bu ayette 2 eşleşme
Vehine iş mibene yisrael ba vayakrev el ehav et hamidyanit leene moşe uleene kol adat bene yisrael vehema vohim petah ohel moed.
וְהִנֵּ֡ה אִישׁ֩ מִבְּנֵ֨י יִשְׂרָאֵ֜ל בָּ֗א וַיַּקְרֵ֤ב אֶל־אֶחָיו֙ אֶת־הַמִּדְיָנִ֔ית לְעֵינֵ֣י מֹשֶׁ֔ה וּלְעֵינֵ֖י כָּל־עֲדַ֣ת בְּנֵי־יִשְׂרָאֵ֑ל וְהֵ֣מָּה בֹכִ֔ים פֶּ֖תַח אֹ֥הֶל מוֹעֵֽד׃
İşte İsraeloğullarından bir adam geldi; Moşe’nin ve bütün İsraeloğulları topluluğunun gözü önünde, Midyanlı bir kadını kardeşlerinin yanına getirdi. Onlar Buluşma Çadırı’nın girişinde ağlıyorlardı.
Kaaşer meritem pi bemidbar tsin bimrivat haeda lehakdişeni vamayim leenehem hem me merivat kadeş midbar tsin.
כַּאֲשֶׁר֩ מְרִיתֶ֨ם פִּ֜י בְּמִדְבַּר־צִ֗ן בִּמְרִיבַת֙ הָֽעֵדָ֔ה לְהַקְדִּישֵׁ֥נִי בַמַּ֖יִם לְעֵינֵיהֶ֑ם הֵ֛ם מֵֽי־מְרִיבַ֥ת קָדֵ֖שׁ מִדְבַּר־צִֽן׃ (פ)
Çünkü Tsin Çölü’nde topluluk çekiştiğinde, su başında onların gözü önünde kutsallığımı göstermenizle ilgili buyruğuma karşı geldiniz.” Bunlar Tsin Çölü’nde, Kadeş’teki Meriva sularıdır.
Vehaamadta oto lifne elazar hakohen velifne kol haeda vetsivita oto leenehem.
וְהַֽעֲמַדְתָּ֣ אֹת֗וֹ לִפְנֵי֙ אֶלְעָזָ֣ר הַכֹּהֵ֔ן וְלִפְנֵ֖י כָּל־הָעֵדָ֑ה וְצִוִּיתָ֥ה אֹת֖וֹ לְעֵינֵיהֶֽם׃
Onu kohen Elazar’ın ve bütün topluluğun önünde durdur; gözlerinin önünde ona görevini ver.
Temel kelimeler (lemmalar)
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.