İbranice biçim עֵינֽוֹ
Lemma עַ֫יִן
Kök — שורש (şoreş, kök) עין
Sözlük anlamı (kaynak, İngilizce): eye
Biçim: isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 5 kullanım
Teknik kod
HNcbsc/Sp3msTORA OKUNUŞ DİZİNİ
Bu okunuş biçimi Tora’da 5 kez, 5 ayette geçer.
Aynı Türkçe okunuş farklı İbranice kelimelere karşılık gelebilir. Her çözümleme doğrulanmış ayet ve kelime sırası üzerinden gösterilir.
İbranice biçim עֵינֽוֹ
Lemma עַ֫יִן
Kök — שורש (şoreş, kök) עין
Sözlük anlamı (kaynak, İngilizce): eye
Biçim: isim, iki cins, tekil, tamlayan + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil
Bu çözümleme: 5 kullanım
HNcbsc/Sp3msOkunuş: ToraOku Türkçe okunuş katmanı. Morfoloji ve lemma: OSHB v2.2. Lemma–kök ilişkileri ve sözlük glossu: Open Scriptures Hebrew Lexicon. ToraOku kök veya kelime eşleşmesi tahmin etmez.
Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Vehi yake iş et en avdo o et en amato veşihatah lahofşi yeşalehenu tahat eno.
וְכִֽי־יַכֶּ֨ה אִ֜ישׁ אֶת־עֵ֥ין עַבְדּ֛וֹ אֽוֹ־אֶת־עֵ֥ין אֲמָת֖וֹ וְשִֽׁחֲתָ֑הּ לַֽחָפְשִׁ֥י יְשַׁלְּחֶ֖נּוּ תַּ֥חַת עֵינֽוֹ׃ (ס)
Bir adam kölesinin ya da cariyesinin gözüne vurup onu kör ederse, gözünün karşılığında onu özgür bırakacak.
Veraa hakohen ahare hukabes et hanega vehine lo hafah hanega et eno vehanega lo fasa tame u baeş tisrefenu pehetet hi bekarahto o vegabahto.
וְרָאָ֨ה הַכֹּהֵ֜ן אַחֲרֵ֣י ׀ הֻכַּבֵּ֣ס אֶת־הַנֶּ֗גַע וְ֠הִנֵּה לֹֽא־הָפַ֨ךְ הַנֶּ֤גַע אֶת־עֵינוֹ֙ וְהַנֶּ֣גַע לֹֽא־פָשָׂ֔ה טָמֵ֣א ה֔וּא בָּאֵ֖שׁ תִּשְׂרְפֶ֑נּוּ פְּחֶ֣תֶת הִ֔וא בְּקָרַחְתּ֖וֹ א֥וֹ בְגַבַּחְתּֽוֹ׃
Kâhin belirtiyi yıkandıktan sonra inceleyecek. Belirtinin rengi değişmemişse, yayılmamış olsa bile eşya arınmamıştır; onu ateşte yakacaksın. Eski ya da yeni eşyada derine işlemiş bir belirtidir.
Haiş harah beha veheanog meod tera eno veahiv uveeşet heko uveyeter banav aşer yotir.
הָאִישׁ֙ הָרַ֣ךְ בְּךָ֔ וְהֶעָנֹ֖ג מְאֹ֑ד תֵּרַ֨ע עֵינ֤וֹ בְאָחִיו֙ וּבְאֵ֣שֶׁת חֵיק֔וֹ וּבְיֶ֥תֶר בָּנָ֖יו אֲשֶׁ֥ר יוֹתִֽיר׃
Aranızdaki en yumuşak huylu, en zevkine düşkün adam bile kardeşinden, koynundaki eşinden ve geride kalan çocuklarından esirgeyecek;
Yimtsaeu beerets midbar uvetou yelel yeşimon yesovevenu yevoneneu yitserenu keişon eno.
יִמְצָאֵ֙הוּ֙ בְּאֶ֣רֶץ מִדְבָּ֔ר וּבְתֹ֖הוּ יְלֵ֣ל יְשִׁמֹ֑ן יְסֹֽבְבֶ֙נְהוּ֙ יְב֣וֹנְנֵ֔הוּ יִצְּרֶ֖נְהוּ כְּאִישׁ֥וֹן עֵינֽוֹ׃
Onu çöl ülkesinde, ıssızlığın uluduğu bomboş yerde buldu. Çevresini kuşattı, onu eğitti, göz bebeği gibi korudu.
Umoşe ben mea veesrim şana bemoto lo hahata eno velo nas leho.
וּמֹשֶׁ֗ה בֶּן־מֵאָ֧ה וְעֶשְׂרִ֛ים שָׁנָ֖ה בְּמֹת֑וֹ לֹֽא־כָהֲתָ֥ה עֵינ֖וֹ וְלֹא־נָ֥ס לֵחֹֽה׃
Moşe öldüğünde yüz yirmi yaşındaydı. Gözü zayıflamamış, canlılığı kaybolmamıştı.