גָּדוֹל
Kaynak sözlük anlamı (İngilizce)
great
102 kullanım · 96 ayet
TORA’DA KÖK
Bu köke bağlı kelimeler Tora’da 130 kez, 119 farklı ayette görülür. Kök altında 6 ayrı temel kelime (lemma) bulunur.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayaas Elohim et şene hameorot hagedolim et hamaor hagadol lememşelet hayom veet hamaor hakaton lememşelet halayla veet hakohavim.
וַיַּ֣עַשׂ אֱלֹהִ֔ים אֶת־שְׁנֵ֥י הַמְּאֹרֹ֖ת הַגְּדֹלִ֑ים אֶת־הַמָּא֤וֹר הַגָּדֹל֙ לְמֶמְשֶׁ֣לֶת הַיּ֔וֹם וְאֶת־הַמָּא֤וֹר הַקָּטֹן֙ לְמֶמְשֶׁ֣לֶת הַלַּ֔יְלָה וְאֵ֖ת הַכּוֹכָבִֽים׃
Tanrı iki büyük ışık kaynağını yaptı: gündüze hükmetmesi için büyük ışık kaynağını, geceye hükmetmesi için küçük ışık kaynağını; ayrıca yıldızları.
Vayivra Elohim et hataninim hagedolim veet kol nefeş hahaya haromeset aşer şaretsu hamayim leminehem veet kol of kanaf lemineu vayar Elohim ki tov.
וַיִּבְרָ֣א אֱלֹהִ֔ים אֶת־הַתַּנִּינִ֖ם הַגְּדֹלִ֑ים וְאֵ֣ת כָּל־נֶ֣פֶשׁ הַֽחַיָּ֣ה ׀ הָֽרֹמֶ֡שֶׂת אֲשֶׁר֩ שָׁרְצ֨וּ הַמַּ֜יִם לְמִֽינֵהֶ֗ם וְאֵ֨ת כָּל־ע֤וֹף כָּנָף֙ לְמִינֵ֔הוּ וַיַּ֥רְא אֱלֹהִ֖ים כִּי־טֽוֹב׃
Tanrı büyük deniz canlılarını, suların dolup taştığı, hareket eden bütün canlıları türlerine göre ve bütün kanatlı kuşları türlerine göre yarattı. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Vayomer kayin el Adonay gadol avoni mineso.
וַיֹּ֥אמֶר קַ֖יִן אֶל־יְהוָ֑ה גָּד֥וֹל עֲוֺנִ֖י מִנְּשֹֽׂא׃
Kayin Adonay’a, “Cezam taşıyabileceğimden ağır” dedi.
Veet resen ben nineve uven kalah hi hair hagedola.
וְֽאֶת־רֶ֔סֶן בֵּ֥ין נִֽינְוֵ֖ה וּבֵ֣ין כָּ֑לַח הִ֖וא הָעִ֥יר הַגְּדֹלָֽה׃
Nineve ile Kelah arasındaki Resen’i de kurdu. Bu, büyük kenttir.
Uleşem yulad gam u avi kol bene ever ahi yefet hagadol.
וּלְשֵׁ֥ם יֻלַּ֖ד גַּם־ה֑וּא אֲבִי֙ כָּל־בְּנֵי־עֵ֔בֶר אֲחִ֖י יֶ֥פֶת הַגָּדֽוֹל׃
Ever’in bütün oğullarının atası, büyük Yefet’in kardeşi Şem’in de çocukları oldu.
Vayomeru hava nivne lanu ir umigdal veroşo vaşamayim venaase lanu şem pen nafuts al pene hol haarets.
וַיֹּאמְר֞וּ הָ֣בָה ׀ נִבְנֶה־לָּ֣נוּ עִ֗יר וּמִגְדָּל֙ וְרֹאשׁ֣וֹ בַשָּׁמַ֔יִם וְנַֽעֲשֶׂה־לָּ֖נוּ שֵׁ֑ם פֶּן־נָפ֖וּץ עַל־פְּנֵ֥י כָל־הָאָֽרֶץ׃
“Gelin, kendimize bir kent ve tepesi göklere uzanan bir kule yapalım. Kendimize bir ad kazandıralım ki bütün yeryüzüne dağılmayalım” dediler.
Vayered Adonay lirot et hair veet hamigdal aşer banu bene haadam.
וַיֵּ֣רֶד יְהוָ֔ה לִרְאֹ֥ת אֶת־הָעִ֖יר וְאֶת־הַמִּגְדָּ֑ל אֲשֶׁ֥ר בָּנ֖וּ בְּנֵ֥י הָאָדָֽם׃
Adonay, insanların yaptıkları kenti ve kuleyi görmek için indi.
Bu ayette 2 eşleşme
Veeesha legoy gadol vaavarehha vaagadela şemeha vehye beraha.
וְאֶֽעֶשְׂךָ֙ לְג֣וֹי גָּד֔וֹל וַאֲבָ֣רֶכְךָ֔ וַאֲגַדְּלָ֖ה שְׁמֶ֑ךָ וֶהְיֵ֖ה בְּרָכָֽה׃
Seni büyük bir halk yapacağım, seni kutsayacağım ve adını yücelteceğim. Bir bereket kaynağı ol.
Vayenaga Adonay et paro negaim gedolim veet beto al devar saray eşet avram.
וַיְנַגַּ֨ע יְהוָ֧ה ׀ אֶת־פַּרְעֹ֛ה נְגָעִ֥ים גְּדֹלִ֖ים וְאֶת־בֵּית֑וֹ עַל־דְּבַ֥ר שָׂרַ֖י אֵ֥שֶׁת אַבְרָֽם׃
Adonay, Avram’ın karısı Saray nedeniyle Firavun’u ve ev halkını büyük belalarla vurdu.
Vayehi haşemeş lavo vetardema nafela al avram vehine ema haşeha gedola nofelet alav.
וַיְהִ֤י הַשֶּׁ֙מֶשׁ֙ לָב֔וֹא וְתַרְדֵּמָ֖ה נָפְלָ֣ה עַל־אַבְרָ֑ם וְהִנֵּ֥ה אֵימָ֛ה חֲשֵׁכָ֥ה גְדֹלָ֖ה נֹפֶ֥לֶת עָלָֽיו׃
Güneş batmak üzereyken Avram derin bir uykuya daldı. İşte, üzerine dehşet ve büyük bir karanlık çöktü.
Vegam et hagoy aşer yaavodu dan anohi veahare hen yetseu birhuş gadol.
וְגַ֧ם אֶת־הַגּ֛וֹי אֲשֶׁ֥ר יַעֲבֹ֖דוּ דָּ֣ן אָנֹ֑כִי וְאַחֲרֵי־כֵ֥ן יֵצְא֖וּ בִּרְכֻ֥שׁ גָּדֽוֹל׃
Hizmet edecekleri halkı da Ben yargılayacağım. Bundan sonra büyük bir servetle çıkacaklar.
Bayom hau karat Adonay et avram berit lemor lezaraha natati et haarets hazot minehar mitsrayim ad hanahar hagadol nehar perat.
בַּיּ֣וֹם הַה֗וּא כָּרַ֧ת יְהוָ֛ה אֶת־אַבְרָ֖ם בְּרִ֣ית לֵאמֹ֑ר לְזַרְעֲךָ֗ נָתַ֙תִּי֙ אֶת־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את מִנְּהַ֣ר מִצְרַ֔יִם עַד־הַנָּהָ֥ר הַגָּדֹ֖ל נְהַר־פְּרָֽת׃
O gün Adonay Avram’la antlaşma yaparak şöyle dedi: “Mısır Irmağı’ndan büyük ırmağa, Perat Irmağı’na kadar bu ülkeyi senin soyuna verdim:
Uleyişmael şematiha hine berahti oto vehifreti oto vehirbeti oto bimod meod şenem asar nesiim yolid unetativ legoy gadol.
וּֽלְיִשְׁמָעֵ֘אל שְׁמַעְתִּיךָ֒ הִנֵּ֣ה ׀ בֵּרַ֣כְתִּי אֹת֗וֹ וְהִפְרֵיתִ֥י אֹת֛וֹ וְהִרְבֵּיתִ֥י אֹת֖וֹ בִּמְאֹ֣ד מְאֹ֑ד שְׁנֵים־עָשָׂ֤ר נְשִׂיאִם֙ יוֹלִ֔יד וּנְתַתִּ֖יו לְג֥וֹי גָּדֽוֹל׃
Yişmael konusunda da seni duydum. İşte, onu kutsadım; onu verimli kılıp çok, pek çok çoğaltacağım. On iki önderin babası olacak; onu büyük bir halk yapacağım.
Veavraham hayo yiheye legoy gadol veatsum venivrehu vo kol goye haarets.
וְאַ֨בְרָהָ֔ם הָי֧וֹ יִֽהְיֶ֛ה לְג֥וֹי גָּד֖וֹל וְעָצ֑וּם וְנִ֨בְרְכוּ ב֔וֹ כֹּ֖ל גּוֹיֵ֥י הָאָֽרֶץ׃
Avraam mutlaka büyük ve güçlü bir halk olacak; yeryüzünün bütün halkları onun aracılığıyla kutsanacak.
Veet haanaşim aşer petah habayit hiku basanverim mikaton vead gadol vayilu limtso hapatah.
וְֽאֶת־הָאֲנָשִׁ֞ים אֲשֶׁר־פֶּ֣תַח הַבַּ֗יִת הִכּוּ֙ בַּסַּנְוֵרִ֔ים מִקָּטֹ֖ן וְעַד־גָּד֑וֹל וַיִּלְא֖וּ לִמְצֹ֥א הַפָּֽתַח׃
Evin girişindeki adamları küçüğünden büyüğüne körlükle vurdular. Adamlar kapıyı arayıp bulamayarak bitkin düştüler.
Ki maşhitim anahnu et hamakom haze ki gadela tsaakatam et pene Adonay vayeşalehenu Adonay leşahatah.
כִּֽי־מַשְׁחִתִ֣ים אֲנַ֔חְנוּ אֶת־הַמָּק֖וֹם הַזֶּ֑ה כִּֽי־גָֽדְלָ֤ה צַעֲקָתָם֙ אֶת־פְּנֵ֣י יְהוָ֔ה וַיְשַׁלְּחֵ֥נוּ יְהוָ֖ה לְשַׁחֲתָֽהּ׃
Çünkü biz bu yeri yok edeceğiz. Onlara karşı yükselen feryat Adonay’ın önünde çok büyüdü. Adonay bizi onu yok etmek için gönderdi.”
Hine na matsa avdeha hen beeneha vatagdel hasdeha aşer asita imadi lehahayot et nafşi veanohi lo uhal lehimalet hahara pen tidbakani haraa vamati.
הִנֵּה־נָ֠א מָצָ֨א עַבְדְּךָ֣ חֵן֮ בְּעֵינֶיךָ֒ וַתַּגְדֵּ֣ל חַסְדְּךָ֗ אֲשֶׁ֤ר עָשִׂ֙יתָ֙ עִמָּדִ֔י לְהַחֲי֖וֹת אֶת־נַפְשִׁ֑י וְאָנֹכִ֗י לֹ֤א אוּכַל֙ לְהִמָּלֵ֣ט הָהָ֔רָה פֶּן־תִּדְבָּקַ֥נִי הָרָעָ֖ה וָמַֽתִּי׃
“Kulun gözünde lütuf buldu; canımı kurtarmakla bana büyük bir iyilik gösterdin. Ama dağa kaçamam. Felaket bana yetişir de ölürüm.
Vayikra avimeleh leavraham vayomer lo me asita lanu ume hatati lah ki heveta alay veal mamlahti hataa gedola maasim aşer lo yeasu asita imadi.
וַיִּקְרָ֨א אֲבִימֶ֜לֶךְ לְאַבְרָהָ֗ם וַיֹּ֨אמֶר ל֜וֹ מֶֽה־עָשִׂ֤יתָ לָּ֙נוּ֙ וּמֶֽה־חָטָ֣אתִי לָ֔ךְ כִּֽי־הֵבֵ֧אתָ עָלַ֛י וְעַל־מַמְלַכְתִּ֖י חֲטָאָ֣ה גְדֹלָ֑ה מַעֲשִׂים֙ אֲשֶׁ֣ר לֹא־יֵֽעָשׂ֔וּ עָשִׂ֖יתָ עִמָּדִֽי׃
Avimeleh Avraam’ı çağırıp şöyle dedi: “Bize ne yaptın? Sana karşı ne günah işledim ki benim ve krallığımın üzerine büyük bir günah getirdin? Bana yapılmaması gereken şeyler yaptın.”
Bu ayette 2 eşleşme
Vayigdal hayeled vayigamal vayaas avraham mişte gadol beyom higamel et yitshak.
וַיִּגְדַּ֥ל הַיֶּ֖לֶד וַיִּגָּמַ֑ל וַיַּ֤עַשׂ אַבְרָהָם֙ מִשְׁתֶּ֣ה גָד֔וֹל בְּי֖וֹם הִגָּמֵ֥ל אֶת־יִצְחָֽק׃
Çocuk büyüdü ve sütten kesildi. Avraam, Yitshak’ın sütten kesildiği gün büyük bir şölen verdi.
Kumi sei et hanaar vehahaziki et yadeh bo ki legoy gadol asimenu.
ק֚וּמִי שְׂאִ֣י אֶת־הַנַּ֔עַר וְהַחֲזִ֥יקִי אֶת־יָדֵ֖ךְ בּ֑וֹ כִּֽי־לְג֥וֹי גָּד֖וֹל אֲשִׂימֶֽנּוּ׃
Kalk, çocuğu kaldır ve elinden tut. Çünkü onu büyük bir halk yapacağım.”
Vayehi Elohim et hanaar vayigdal vayeşev bamidbar vayehi rove kaşat.
וַיְהִ֧י אֱלֹהִ֛ים אֶת־הַנַּ֖עַר וַיִּגְדָּ֑ל וַיֵּ֙שֶׁב֙ בַּמִּדְבָּ֔ר וַיְהִ֖י רֹבֶ֥ה קַשָּֽׁת׃
Tanrı çocukla birlikteydi. Çocuk büyüdü, çölde yaşadı ve okçu oldu.
Vadonay berah et adoni meod vayigdal vayiten lo tson uvakar vehesef vezahav vaavadim uşefahot ugemalim vahamorim.
וַיהוָ֞ה בֵּרַ֧ךְ אֶת־אֲדֹנִ֛י מְאֹ֖ד וַיִּגְדָּ֑ל וַיִּתֶּן־ל֞וֹ צֹ֤אן וּבָקָר֙ וְכֶ֣סֶף וְזָהָ֔ב וַעֲבָדִם֙ וּשְׁפָחֹ֔ת וּגְמַלִּ֖ים וַחֲמֹרִֽים׃
“Adonay efendimi çok kutsadı; o da büyük bir kişi oldu. Ona koyunlar, keçiler, sığırlar, gümüş, altın, köleler, cariyeler, develer ve eşekler verdi.
Vayigdelu hanearim vayehi esav iş yodea tsayid iş sade veyaakov iş tam yoşev ohalim.
וַֽיִּגְדְּלוּ֙ הַנְּעָרִ֔ים וַיְהִ֣י עֵשָׂ֗ו אִ֛ישׁ יֹדֵ֥עַ צַ֖יִד אִ֣ישׁ שָׂדֶ֑ה וְיַעֲקֹב֙ אִ֣ישׁ תָּ֔ם יֹשֵׁ֖ב אֹהָלִֽים׃
Çocuklar büyüdü. Esav usta bir avcı, kırların adamı oldu. Yaakov ise çadırlarda yaşayan, içi dışı bir adamdı.
Bu ayette 3 eşleşme
Vayigdal haiş vayeleh haloh vegadel ad ki gadal meod.
וַיִּגְדַּ֖ל הָאִ֑ישׁ וַיֵּ֤לֶךְ הָלוֹךְ֙ וְגָדֵ֔ל עַ֥ד כִּֽי־גָדַ֖ל מְאֹֽד׃
Adam zenginleşti. Gittikçe daha da zenginleşerek çok büyük bir servete ulaştı.
Vayehi ki zaken yitshak vatihhena enav mereot vayikra et esav beno hagadol vayomer elav beni vayomer elav hineni.
וַיְהִי֙ כִּֽי־זָקֵ֣ן יִצְחָ֔ק וַתִּכְהֶ֥יןָ עֵינָ֖יו מֵרְאֹ֑ת וַיִּקְרָ֞א אֶת־עֵשָׂ֣ו ׀ בְּנ֣וֹ הַגָּדֹ֗ל וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ בְּנִ֔י וַיֹּ֥אמֶר אֵלָ֖יו הִנֵּֽנִי׃
Yitshak yaşlanmış, gözleri artık göremez olmuştu. Büyük oğlu Esav’ı çağırıp, “Oğlum!” dedi. Esav, “Buradayım” diye cevap verdi.
Vatikah rivka et bigde esav benah hagadol hahamudot aşer itah babayit vatalbeş et yaakov benah hakatan.
וַתִּקַּ֣ח רִ֠בְקָה אֶת־בִּגְדֵ֨י עֵשָׂ֜ו בְּנָ֤הּ הַגָּדֹל֙ הַחֲמֻדֹ֔ת אֲשֶׁ֥ר אִתָּ֖הּ בַּבָּ֑יִת וַתַּלְבֵּ֥שׁ אֶֽת־יַעֲקֹ֖ב בְּנָ֥הּ הַקָּטָֽן׃
Rivka, büyük oğlu Esav’ın evde yanında bulunan değerli giysilerini alıp küçük oğlu Yaakov’a giydirdi.
Vayeherad yitshak harada gedola ad meod vayomer mi efo u hatsad tsayid vayave li vaohal mikol beterem tavo vaavaraheu gam baruh yihye.
וַיֶּחֱרַ֨ד יִצְחָ֣ק חֲרָדָה֮ גְּדֹלָ֣ה עַד־מְאֹד֒ וַיֹּ֡אמֶר מִֽי־אֵפ֡וֹא ה֣וּא הַצָּֽד־צַיִד֩ וַיָּ֨בֵא לִ֜י וָאֹכַ֥ל מִכֹּ֛ל בְּטֶ֥רֶם תָּב֖וֹא וָאֲבָרֲכֵ֑הוּ גַּם־בָּר֖וּךְ יִהְיֶֽה׃
Yitshak büyük bir korkuyla şiddetle titredi. “Öyleyse avlanıp bana av getiren kimdi?” dedi. “Sen gelmeden önce hepsinden yedim ve onu kutsadım. Kutsanmış da kalacak!”
Kişmoa esav et divre aviv vayitsak tseaka gedola umara ad meod vayomer leaviv baraheni gam ani avi.
כִּשְׁמֹ֤עַ עֵשָׂו֙ אֶת־דִּבְרֵ֣י אָבִ֔יו וַיִּצְעַ֣ק צְעָקָ֔ה גְּדֹלָ֥ה וּמָרָ֖ה עַד־מְאֹ֑ד וַיֹּ֣אמֶר לְאָבִ֔יו בָּרֲכֵ֥נִי גַם־אָ֖נִי אָבִֽי׃
Esav babasının sözlerini duyunca çok yüksek ve acı bir çığlık attı. Babasına, “Beni de kutsa, babacığım!” dedi.
Vayugad lerivka et divre esav benah hagadol vatişlah vatikra leyaakov benah hakatan vatomer elav hine esav ahiha mitnahem leha leharegeha.
וַיֻּגַּ֣ד לְרִבְקָ֔ה אֶת־דִּבְרֵ֥י עֵשָׂ֖ו בְּנָ֣הּ הַגָּדֹ֑ל וַתִּשְׁלַ֞ח וַתִּקְרָ֤א לְיַעֲקֹב֙ בְּנָ֣הּ הַקָּטָ֔ן וַתֹּ֣אמֶר אֵלָ֔יו הִנֵּה֙ עֵשָׂ֣ו אָחִ֔יךָ מִתְנַחֵ֥ם לְךָ֖ לְהָרְגֶֽךָ׃
Büyük oğlu Esav’ın sözleri Rivka’ya bildirildi. Rivka küçük oğlu Yaakov’u çağırtıp ona, “Kardeşin Esav seni öldürme düşüncesiyle kendini avutuyor” dedi.
Vayar vehine veer basade vehine şam şeloşa edre tson rovetsim aleha ki min habeer hahi yaşku haadarim vehaeven gedola al pi habeer.
וַיַּ֞רְא וְהִנֵּ֧ה בְאֵ֣ר בַּשָּׂדֶ֗ה וְהִנֵּה־שָׁ֞ם שְׁלֹשָׁ֤ה עֶדְרֵי־צֹאן֙ רֹבְצִ֣ים עָלֶ֔יהָ כִּ֚י מִן־הַבְּאֵ֣ר הַהִ֔וא יַשְׁק֖וּ הָעֲדָרִ֑ים וְהָאֶ֥בֶן גְּדֹלָ֖ה עַל־פִּ֥י הַבְּאֵֽר׃
Baktı ve kırda bir kuyu gördü. Yanında üç küçükbaş hayvan sürüsü yatıyordu; çünkü sürüler o kuyudan sulanırdı. Kuyunun ağzında büyük bir taş vardı.
Vayomer hen od hayom gadol lo et heasef hamikne haşku hatson ulehu reu.
וַיֹּ֗אמֶר הֵ֥ן עוֹד֙ הַיּ֣וֹם גָּד֔וֹל לֹא־עֵ֖ת הֵאָסֵ֣ף הַמִּקְנֶ֑ה הַשְׁק֥וּ הַצֹּ֖אן וּלְכ֥וּ רְעֽוּ׃
Yaakov, “Günün bitmesine daha çok var” dedi. “Hayvanları toplama zamanı değil. Sürüyü sulayın, gidip otlatın.”
Ulelavan şete vanot şem hagedola lea veşem haketana rahel.
וּלְלָבָ֖ן שְׁתֵּ֣י בָנ֑וֹת שֵׁ֤ם הַגְּדֹלָה֙ לֵאָ֔ה וְשֵׁ֥ם הַקְּטַנָּ֖ה רָחֵֽל׃
Lavan’ın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Rahel’di.
Vayomer yehuda letamar kalato şevi almana vet avih ad yigdal şela veni ki amar pen yamut gam u keehav vateleh tamar vateşev bet aviha.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוּדָה֩ לְתָמָ֨ר כַּלָּת֜וֹ שְׁבִ֧י אַלְמָנָ֣ה בֵית־אָבִ֗יךְ עַד־יִגְדַּל֙ שֵׁלָ֣ה בְנִ֔י כִּ֣י אָמַ֔ר פֶּן־יָמ֥וּת גַּם־ה֖וּא כְּאֶחָ֑יו וַתֵּ֣לֶךְ תָּמָ֔ר וַתֵּ֖שֶׁב בֵּ֥ית אָבִֽיהָ׃
Yehuda, gelini Tamar’a, “Oğlum Şela büyüyünceye kadar babanın evinde dul olarak kal” dedi. Çünkü, “O da kardeşleri gibi ölmesin” diye düşünüyordu. Tamar gidip babasının evinde kaldı.
Vatasar bigde almenutah mealeha vatehas batsaif vatitalaf vateşev befetah enayim aşer al dereh timnata ki raata ki gadal şela vehi lo nitena lo leişa.
וַתָּסַר֩ בִּגְדֵ֨י אַלְמְנוּתָ֜הּ מֵֽעָלֶ֗יהָ וַתְּכַ֤ס בַּצָּעִיף֙ וַתִּתְעַלָּ֔ף וַתֵּ֙שֶׁב֙ בְּפֶ֣תַח עֵינַ֔יִם אֲשֶׁ֖ר עַל־דֶּ֣רֶךְ תִּמְנָ֑תָה כִּ֤י רָאֲתָה֙ כִּֽי־גָדַ֣ל שֵׁלָ֔ה וְהִ֕וא לֹֽא־נִתְּנָ֥ה ל֖וֹ לְאִשָּֽׁה׃
Tamar dulluk giysilerini çıkardı, bir örtüyle yüzünü örtüp sarındı ve Timna yolu üzerindeki Enayim’in girişine oturdu. Çünkü Şela’nın büyüdüğünü, ama kendisinin ona eş olarak verilmediğini görmüştü.
Bu ayette 2 eşleşme
Enenu gadol babayit haze mimeni velo hasah mimeni meuma ki im otah baaşer at işto veeh eese haraa hagedola hazot vehatati lelohim.
אֵינֶ֨נּוּ גָד֜וֹל בַּבַּ֣יִת הַזֶּה֮ מִמֶּנִּי֒ וְלֹֽא־חָשַׂ֤ךְ מִמֶּ֙נִּי֙ מְא֔וּמָה כִּ֥י אִם־אוֹתָ֖ךְ בַּאֲשֶׁ֣ר אַתְּ־אִשְׁתּ֑וֹ וְאֵ֨יךְ אֶֽעֱשֶׂ֜ה הָרָעָ֤ה הַגְּדֹלָה֙ הַזֹּ֔את וְחָטָ֖אתִי לֵֽאלֹהִֽים׃
Bu evde benden daha yetkili değil. Senden başka hiçbir şeyi benden esirgemedi; çünkü sen onun karısısın. Nasıl böyle büyük bir kötülük yapıp Tanrı’ya karşı günah işlerim?”
Vatikra leanşe vetah vatomer lahem lemor reu hevi lanu iş ivri letsahek banu ba elay lişkav imi vaekra bekol gadol.
וַתִּקְרָ֞א לְאַנְשֵׁ֣י בֵיתָ֗הּ וַתֹּ֤אמֶר לָהֶם֙ לֵאמֹ֔ר רְא֗וּ הֵ֥בִיא לָ֛נוּ אִ֥ישׁ עִבְרִ֖י לְצַ֣חֶק בָּ֑נוּ בָּ֤א אֵלַי֙ לִשְׁכַּ֣ב עִמִּ֔י וָאֶקְרָ֖א בְּק֥וֹל גָּדֽוֹל׃
ev halkını çağırıp onlara şöyle dedi: “Bakın! Kocam bizi aşağılasın diye şu İbrani adamı getirdi. Benimle yatmak için yanıma geldi; ben de yüksek sesle bağırdım.
Hine şeva şanim baot sava gadol behol erets mitsrayim.
הִנֵּ֛ה שֶׁ֥בַע שָׁנִ֖ים בָּא֑וֹת שָׂבָ֥ע גָּד֖וֹל בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Bütün Mısır ülkesinde büyük bolluk yaşanacak yedi yıl geliyor.
Ata tihye al beti veal piha yişak kol ami rak hakise egdal mimeka.
אַתָּה֙ תִּהְיֶ֣ה עַל־בֵּיתִ֔י וְעַל־פִּ֖יךָ יִשַּׁ֣ק כָּל־עַמִּ֑י רַ֥ק הַכִּסֵּ֖א אֶגְדַּ֥ל מִמֶּֽךָּ׃
“Sarayımın başında sen olacaksın; bütün halkım senin buyruğuna uyacak. Yalnız taht bakımından senden üstün olacağım.”
Vayehapes bagadol hehel uvakaton kila vayimatse hagavia beamtahat binyamin.
וַיְחַפֵּ֕שׂ בַּגָּד֣וֹל הֵחֵ֔ל וּבַקָּטֹ֖ן כִּלָּ֑ה וַיִּמָּצֵא֙ הַגָּבִ֔יעַ בְּאַמְתַּ֖חַת בִּנְיָמִֽן׃
Adam en büyükten başlayıp en küçükte bitirerek aradı. Kâse Binyamin’in torbasında bulundu.
Vayişlaheni Elohim lifnehem lasum lahem şeerit baarets ulehahayot lahem lifleta gedola.
וַיִּשְׁלָחֵ֤נִי אֱלֹהִים֙ לִפְנֵיכֶ֔ם לָשׂ֥וּם לָכֶ֛ם שְׁאֵרִ֖ית בָּאָ֑רֶץ וּלְהַחֲי֣וֹת לָכֶ֔ם לִפְלֵיטָ֖ה גְּדֹלָֽה׃
Tanrı, soyunuzun yeryüzünde sürmesini sağlamak ve büyük bir kurtuluşla sizi hayatta tutmak için beni sizden önce gönderdi.
Vayomer anohi hael elohe aviha al tira mereda mitsrayma ki legoy gadol asimeha şam.
וַיֹּ֕אמֶר אָנֹכִ֥י הָאֵ֖ל אֱלֹהֵ֣י אָבִ֑יךָ אַל־תִּירָא֙ מֵרְדָ֣ה מִצְרַ֔יְמָה כִּֽי־לְג֥וֹי גָּד֖וֹל אֲשִֽׂימְךָ֥ שָֽׁם׃
Tanrı, “Ben Tanrı’yım, babanın Tanrısı’yım” dedi. “Mısır’a inmekten korkma; çünkü seni orada büyük bir ulus yapacağım.
Bu ayette 2 eşleşme
Vayemaen aviv vayomer yadati veni yadati gam u yiheye leam vegam u yigdal veulam ahiv hakaton yigdal mimenu vezaro yihye melo hagoyim.
וַיְמָאֵ֣ן אָבִ֗יו וַיֹּ֙אמֶר֙ יָדַ֤עְתִּֽי בְנִי֙ יָדַ֔עְתִּי גַּם־ה֥וּא יִֽהְיֶה־לְּעָ֖ם וְגַם־ה֣וּא יִגְדָּ֑ל וְאוּלָ֗ם אָחִ֤יו הַקָּטֹן֙ יִגְדַּ֣ל מִמֶּ֔נּוּ וְזַרְע֖וֹ יִהְיֶ֥ה מְלֹֽא־הַגּוֹיִֽם׃
Ama babası reddetti. “Biliyorum oğlum, biliyorum” dedi. “O da bir halk olacak, o da büyüyecek. Ama küçük kardeşi ondan daha büyük olacak; onun soyu ulusları dolduracak.”
Vayavou ad goren haatad aşer beever hayarden vayispedu şam misped gadol vehaved meod vayaas leaviv evel şivat yamim.
וַיָּבֹ֜אוּ עַד־גֹּ֣רֶן הָאָטָ֗ד אֲשֶׁר֙ בְּעֵ֣בֶר הַיַּרְדֵּ֔ן וַיִּ֨סְפְּדוּ־שָׁ֔ם מִסְפֵּ֛ד גָּד֥וֹל וְכָבֵ֖ד מְאֹ֑ד וַיַּ֧עַשׂ לְאָבִ֛יו אֵ֖בֶל שִׁבְעַ֥ת יָמִֽים׃
Yarden’in öte yakasındaki Goren Haatad’a geldiler. Orada çok büyük ve acı bir ağıt yaktılar. Yosef babası için yedi gün yas tuttu.
Vayigdal hayeled vatevieu levat paro vayehi lah leven vatikra şemo moşe vatomer ki min hamayim meşitiu.
וַיִגְדַּ֣ל הַיֶּ֗לֶד וַתְּבִאֵ֙הוּ֙ לְבַת־פַּרְעֹ֔ה וַֽיְהִי־לָ֖הּ לְבֵ֑ן וַתִּקְרָ֤א שְׁמוֹ֙ מֹשֶׁ֔ה וַתֹּ֕אמֶר כִּ֥י מִן־הַמַּ֖יִם מְשִׁיתִֽהוּ׃
Çocuk büyüyünce onu Firavun’un kızına getirdi. Çocuk onun oğlu oldu. “Onu sudan çıkardım” diyerek adını Moşe koydu.
Vayehi bayamim hahem vayigdal moşe vayetse el ehav vayar besivlotam vayar iş mitsri make iş ivri meehav.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיָּמִ֣ים הָהֵ֗ם וַיִּגְדַּ֤ל מֹשֶׁה֙ וַיֵּצֵ֣א אֶל־אֶחָ֔יו וַיַּ֖רְא בְּסִבְלֹתָ֑ם וַיַּרְא֙ אִ֣ישׁ מִצְרִ֔י מַכֶּ֥ה אִישׁ־עִבְרִ֖י מֵאֶחָֽיו׃
O günlerde Moşe büyümüştü. Kardeşlerinin yanına çıktı ve onların ağır yükler altında çalıştığını gördü. Bir Mısırlının, kardeşlerinden bir İbraniyi dövdüğünü gördü.
Vayomer moşe asura na veere et hamare hagadol haze madua lo yivar hasene.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֔ה אָסֻֽרָה־נָּ֣א וְאֶרְאֶ֔ה אֶת־הַמַּרְאֶ֥ה הַגָּדֹ֖ל הַזֶּ֑ה מַדּ֖וּעַ לֹא־יִבְעַ֥ר הַסְּנֶֽה׃
Moşe, “Gidip şu olağanüstü görüntüye bakayım” dedi. “Çalı neden yanıp bitmiyor?”
Lahen emor livne yisrael ani Adonay vehotseti ethem mitahat sivlot mitsrayim vehitsalti ethem meavodatam vegaalti ethem bizroa netuya uvişfatim gedolim.
לָכֵ֞ן אֱמֹ֥ר לִבְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֘ל אֲנִ֣י יְהוָה֒ וְהוֹצֵאתִ֣י אֶתְכֶ֗ם מִתַּ֙חַת֙ סִבְלֹ֣ת מִצְרַ֔יִם וְהִצַּלְתִּ֥י אֶתְכֶ֖ם מֵעֲבֹדָתָ֑ם וְגָאַלְתִּ֤י אֶתְכֶם֙ בִּזְר֣וֹעַ נְטוּיָ֔ה וּבִשְׁפָטִ֖ים גְּדֹלִֽים׃
Bu yüzden İsrael oğullarına şöyle söyle: ‘Ben Adonay’ım. Sizi Mısır’ın yükü altından çıkaracağım, onların köleliğinden kurtaracağım. Uzattığım kolla ve büyük yargılarla sizi özgürlüğünüze kavuşturacağım.
Velo yişma alehem paro venatati et yadi bemitsrayim vehotseti et tsivotay et ami vene yisrael meerets mitsrayim bişfatim gedolim.
וְלֹֽא־יִשְׁמַ֤ע אֲלֵכֶם֙ פַּרְעֹ֔ה וְנָתַתִּ֥י אֶת־יָדִ֖י בְּמִצְרָ֑יִם וְהוֹצֵאתִ֨י אֶת־צִבְאֹתַ֜י אֶת־עַמִּ֤י בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵל֙ מֵאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בִּשְׁפָטִ֖ים גְּדֹלִֽים׃
Firavun sizi dinlemeyecek. O zaman elimi Mısır’ın üzerine koyacağım; birliklerimi, halkım İsrael oğullarını büyük yargılarla Mısır ülkesinden çıkaracağım.
Vayiten Adonay et hen haam beene mitsrayim gam haiş moşe gadol meod beerets mitsrayim beene avde faro uveene haam.
וַיִּתֵּ֧ן יְהוָ֛ה אֶת־חֵ֥ן הָעָ֖ם בְּעֵינֵ֣י מִצְרָ֑יִם גַּ֣ם ׀ הָאִ֣ישׁ מֹשֶׁ֗ה גָּד֤וֹל מְאֹד֙ בְּאֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם בְּעֵינֵ֥י עַבְדֵֽי־פַרְעֹ֖ה וּבְעֵינֵ֥י הָעָֽם׃ (ס)
Adonay, Mısırlıların halka iyi gözle bakmasını sağladı. Moşe de Mısır ülkesinde, Firavun’un görevlilerinin ve halkın gözünde çok saygın bir kişiydi.
Vehayeta tseaka gedola behol erets mitsrayim aşer kamou lo nihyata vehamou lo tosif.
וְהָֽיְתָ֛ה צְעָקָ֥ה גְדֹלָ֖ה בְּכָל־אֶ֣רֶץ מִצְרָ֑יִם אֲשֶׁ֤ר כָּמֹ֙הוּ֙ לֹ֣א נִהְיָ֔תָה וְכָמֹ֖הוּ לֹ֥א תֹסִֽף׃
Bütün Mısır ülkesinde büyük bir feryat kopacak. Böylesi daha önce olmadı; bir daha da olmayacak.
Temel kelimeler (lemmalar)
great
102 kullanım · 96 ayet
grow up
18 kullanım · 16 ayet
greatness
6 kullanım · 6 ayet
tower
2 kullanım · 2 ayet
becoming great
1 kullanım · 1 ayet
twisted threads
1 kullanım · 1 ayet
Kök ilişkileri yalnız Open Scriptures Hebrew Lexicon’daki açık kök/etimoloji bağlantılarından gelir. ToraOku eksik kökleri tahmin etmez.
Kullanım ve ayet sayıları doğrulanmış OSHB morfoloji tokenları üzerinden hesaplanır.