TORA LEMMA DİZİNİ
מָצָא
Bu lemma Tora’da 122 kez, 114 ayette kullanılır.
Sözlük bilgisi
Kaynak glossu (İngilizce): attain to
Kök — שורש (şoreş, kök): מצא
Kelime türü kodu: V
UBS kaynak glossları
to find; to be able (to do something); to be able to help; to find (God); to find (someone) out; to find courage; to give in (someone's) hand; to die; to get; to acquire; to come upon; to happen; to take place; to cause to happen; to hand; to pass; to learn; to find out; to suffice; to meet; to obtain; to be found (in a place); to find favor
Morfoloji/lemma: OSHB ve Open Scriptures Hebrew Lexicon. Türkçe anlam varsa UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak glosslarından hazırlanmış ToraOku Türkçe yerelleştirmesidir.
Kitaplara göre dağılım
- Bereşit56 kullanım54 ayet
- Şemot22 kullanım20 ayet
- Vayikra8 kullanım8 ayet
- Bamidbar11 kullanım10 ayet
- Devarim25 kullanım22 ayet
Yazılı biçimler
- יִמָּצֵ֣א 16 kullanım
- מָצָ֧א 12 kullanım
- מָצָ֨אתִי 11 kullanım
- אֶמְצָא 6 kullanım
- וַ֠יַּמְצִאוּ 5 kullanım
- וּמָצָ֖א 5 kullanım
- נִמְצָ֣א 5 kullanım
- תִמָּצֵ֨א 5 kullanım
- וַיִּמְצָ֛א 4 kullanım
- יִמָּצְא֥וּן 4 kullanım
- לִמְצֹ֥א 4 kullanım
- מָֽצְאָ֜ה 4 kullanım
- מָצָ֤אנוּ 4 kullanım
- הַנִּמְצָא 3 kullanım
- מָ֥צְאוּ 3 kullanım
- מָצָ֥אתָ 3 kullanım
- וּמָצְאָ֤ה 2 kullanım
- בְּמֹצַאֲכֶ֖ם 1 kullanım
- הִמָּצֵא֩ 1 kullanım
- הַמֹּצְאִ֥ים 1 kullanım
- הִמְצִ֧יאוּ 1 kullanım
- הַנִּמְצָאֹ֔ת 1 kullanım
- וַֽיִּמְצָאָ֞הּ 1 kullanım
- וַיִּמְצָאֵ֣הוּ 1 kullanım
- וַיִּמְצָאֵ֖ם 1 kullanım
- וּמְצָאֻ֛הוּ 1 kullanım
- וּמְצָא֕וּךָ 1 kullanım
- וּמָצָ֑אתָ 1 kullanım
- וּמְצָאתָ֑הּ 1 kullanım
- וְנִמְצָ֥א 1 kullanım
- וְנִמְצָֽאוּ 1 kullanım
- יִמְצָאֵ֨הוּ֙ 1 kullanım
- מְצָא֖וּנִי 1 kullanım
- מֹצְאִ֖י 1 kullanım
- מְצָאתָֽהּ 1 kullanım
- מְצָאתִ֑יהָ 1 kullanım
- מְצָאָ֣תַם 1 kullanım
- מְצָאָֽתְנוּ 1 kullanım
- מָצָ֥תִי 1 kullanım
- נִמְצְא֥וּ 1 kullanım
- תִמְצָאֻ֖הוּ 1 kullanım
- תִּמְצָ֑אוּ 1 kullanım
- תִמְצֶ֨אןָ 1 kullanım
Türkçe okunuş biçimleri
- yimatse 13 kullanım
- matsa 12 kullanım
- matsati 12 kullanım
- emtsa 6 kullanım
- nimtsa 5 kullanım
- umatsa 5 kullanım
- limtso 4 kullanım
- matsanu 4 kullanım
- timtsa 4 kullanım
- yimatseun 4 kullanım
- hanimtsa 3 kullanım
- matsata 3 kullanım
- vayimtsa 3 kullanım
- vayimtseu 3 kullanım
- yimtsa 3 kullanım
- matsea 2 kullanım
- metsaah 2 kullanım
- vayamtsiu 2 kullanım
- bemotsaahem 1 kullanım
- hamotseim 1 kullanım
- hanimtsaot 1 kullanım
- himatse 1 kullanım
- himtsiu 1 kullanım
- matsau 1 kullanım
- matseu 1 kullanım
- metsaatam 1 kullanım
- metsaatenu 1 kullanım
- metsatah 1 kullanım
- metsatiha 1 kullanım
- metsauni 1 kullanım
- motsei 1 kullanım
- motseo 1 kullanım
- nimtseu 1 kullanım
- timatse 1 kullanım
- timtsau 1 kullanım
- timtsauu 1 kullanım
- timtsena 1 kullanım
- umatsata 1 kullanım
- umatsea 1 kullanım
- umetsaah 1 kullanım
- umetsatah 1 kullanım
- umetsauha 1 kullanım
- umetsauu 1 kullanım
- vayimatse 1 kullanım
- Vayimtsaah 1 kullanım
- vayimtsaem 1 kullanım
- Vayimtsaeu 1 kullanım
- venimtsa 1 kullanım
- venimtsau 1 kullanım
- Yimtsaeu 1 kullanım
Dilbilgisel biçimler
- fiil, Nifal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (13 kullanım · HVNi3ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil (12 kullanım · HVqp1cs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (12 kullanım · HVqp3ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, tekil (5 kullanım · HVqi1cs)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (4 kullanım · HC/Vqq3ms)
- edat + fiil, Kal, mastar yapılı (4 kullanım · HR/Vqc)
- fiil, Nifal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul + paragogik nun (4 kullanım · HVNi3mp/Sn)
- fiil, Nifal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (4 kullanım · HVNp3ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, çoğul (4 kullanım · HVqp1cp)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (3 kullanım · HC/Vqw3mp)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (3 kullanım · HC/Vqw3ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (3 kullanım · HVqi3fs)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (3 kullanım · HVqi3ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (3 kullanım · HVqp2ms)
- bağlaç + fiil, Hifil, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, çoğul (2 kullanım · HC/Vhw3mp)
- belirli artikel + fiil, Nifal, etken ortaç, m. kişi (2 kullanım · HTd/VNrmsa)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (2 kullanım · HVqp3cp)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, dişil, tekil (2 kullanım · HVqp3fs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (2 kullanım · HVqp3ms/Sp3fs)
- bağlaç + fiil, Nifal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HC/VNq3cp)
- bağlaç + fiil, Nifal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/VNq3ms)
- bağlaç + fiil, Nifal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/VNw3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vqp3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vqq2ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vqq2ms/Sp3fs)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vqq3cp/Sp2ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vqq3cp/Sp3ms)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vqq3fs)
- bağlaç + fiil, Kal, veqatal (ardışık tamamlanmış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vqq3ms/Sp3fs)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HC/Vqw3ms/Sp3fs)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HC/Vqw3ms/Sp3mp)
- bağlaç + fiil, Kal, wayyiqtol (ardışık tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HC/Vqw3ms/Sp3ms)
- edat + fiil, Kal, mastar yapılı + zamir eki, 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HR/Vqc/Sp2mp)
- belirli artikel + fiil, Nifal, etken ortaç, f. kişi (1 kullanım · HTd/VNrfpa)
- belirli artikel + fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi (1 kullanım · HTd/Vqrmpa)
- soru parçacığı + fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HTi/Vqi1cp)
- fiil, Nifal, mastar mutlak (1 kullanım · HVNa)
- fiil, Nifal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HVNi3fs)
- fiil, Nifal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVNp3cp)
- fiil, Hifil, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVhp3cp)
- fiil, Kal, kohortatif, 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HVqh1cs)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVqi1cp)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HVqi2mp)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, çoğul + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqi2mp/Sp3ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 2. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqi2ms)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, dişil, çoğul (1 kullanım · HVqi3fp)
- fiil, Kal, yiqtol (tamamlanmamış), 3. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqi3ms/Sp3ms)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 1. kişi, ortak, tekil + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HVqp1cs/Sp3fs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 2. kişi, eril, tekil + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (1 kullanım · HVqp2ms/Sp3fs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, ortak, çoğul + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HVqp3cp/Sp1cs)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, dişil, tekil + zamir eki, 1. kişi, ortak, çoğul (1 kullanım · HVqp3fs/Sp1cp)
- fiil, Kal, qatal (tamamlanmış), 3. kişi, dişil, tekil + zamir eki, 3. kişi, eril, çoğul (1 kullanım · HVqp3fs/Sp3mp)
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil (1 kullanım · HVqrmsc/Sp1cs)
- fiil, Kal, etken ortaç, m. kişi + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (1 kullanım · HVqrmsc/Sp3ms)
Geçtiği ayetler
Bereşit 2:20
Vayikra haadam şemot lehol habehema uleof haşamayim ulehol hayat hasade uleadam lo matsa ezer kenegdo.
וַיִּקְרָ֨א הָֽאָדָ֜ם שֵׁמ֗וֹת לְכָל־הַבְּהֵמָה֙ וּלְע֣וֹף הַשָּׁמַ֔יִם וּלְכֹ֖ל חַיַּ֣ת הַשָּׂדֶ֑ה וּלְאָדָ֕ם לֹֽא־מָצָ֥א עֵ֖זֶר כְּנֶגְדּֽוֹ׃
İnsan bütün evcil hayvanlara, göğün kuşlarına ve bütün kır hayvanlarına ad verdi. Ama insan için kendisine karşılık gelen bir yardımcı bulunmadı.
Bereşit 4:14
Hen geraşta oti hayom meal pene haadama umipaneha esater vehayiti na vanad baarets vehaya hol motsei yahargeni.
הֵן֩ גֵּרַ֨שְׁתָּ אֹתִ֜י הַיּ֗וֹם מֵעַל֙ פְּנֵ֣י הָֽאֲדָמָ֔ה וּמִפָּנֶ֖יךָ אֶסָּתֵ֑ר וְהָיִ֜יתִי נָ֤ע וָנָד֙ בָּאָ֔רֶץ וְהָיָ֥ה כָל־מֹצְאִ֖י יַֽהַרְגֵֽנִי׃
“İşte bugün beni bu toprağın yüzünden kovdun; Senin huzurundan da gizleneceğim. Yeryüzünde kaçak ve başıboş dolaşacağım. Beni bulan herkes beni öldürecek.”
Bereşit 4:15
Vayomer lo Adonay lahen kol horeg kayin şivatayim yukam vayasem Adonay lekayin ot levilti hakot oto kol motseo.
וַיֹּ֧אמֶר ל֣וֹ יְהוָ֗ה לָכֵן֙ כָּל־הֹרֵ֣ג קַ֔יִן שִׁבְעָתַ֖יִם יֻקָּ֑ם וַיָּ֨שֶׂם יְהוָ֤ה לְקַ֙יִן֙ א֔וֹת לְבִלְתִּ֥י הַכּוֹת־אֹת֖וֹ כָּל־מֹצְאֽוֹ׃
Adonay ona, “Bu yüzden Kayin’i öldüren kim olursa olsun, ondan yedi kat öç alınacak” dedi. Adonay, onu bulan birinin öldürmesini önlemek için Kayin’e bir işaret koydu.
Bereşit 6:8
Venoah matsa hen beene Adonay.
וְנֹ֕חַ מָ֥צָא חֵ֖ן בְּעֵינֵ֥י יְהוָֽה׃ (פ)
Ama Noah, Adonay’ın gözünde lütuf buldu.
Bereşit 8:9
Velo matsea hayona manoah lehaf raglah vataşov elav el hateva ki mayim al pene hol haarets vayişlah yado vayikaheha vayave otah elav el hateva.
וְלֹֽא־מָצְאָה֩ הַיּוֹנָ֨ה מָנ֜וֹחַ לְכַף־רַגְלָ֗הּ וַתָּ֤שָׁב אֵלָיו֙ אֶל־הַתֵּבָ֔ה כִּי־מַ֖יִם עַל־פְּנֵ֣י כָל־הָאָ֑רֶץ וַיִּשְׁלַ֤ח יָדוֹ֙ וַיִּקָּחֶ֔הָ וַיָּבֵ֥א אֹתָ֛הּ אֵלָ֖יו אֶל־הַתֵּבָֽה׃
Güvercin ayağını koyacak bir yer bulamadı ve gemiye, Noah’ın yanına döndü; çünkü bütün yeryüzünü su kaplıyordu. Noah elini uzatıp onu aldı ve yanına, geminin içine getirdi.
Bereşit 11:2
Vayehi benaseam mikedem vayimtseu vika beerets şinar vayeşevu şam.
וַֽיְהִ֖י בְּנָסְעָ֣ם מִקֶּ֑דֶם וַֽיִּמְצְא֥וּ בִקְעָ֛ה בְּאֶ֥רֶץ שִׁנְעָ֖ר וַיֵּ֥שְׁבוּ שָֽׁם׃
Doğudan göç ederken Şinar ülkesinde bir ova bulup oraya yerleştiler.
Bereşit 16:7
Vayimtsaah malah Adonay al en hamayim bamidbar al haayin bedereh şur.
וַֽיִּמְצָאָ֞הּ מַלְאַ֧ךְ יְהוָ֛ה עַל־עֵ֥ין הַמַּ֖יִם בַּמִּדְבָּ֑ר עַל־הָעַ֖יִן בְּדֶ֥רֶךְ שֽׁוּר׃
Adonay’ın meleği onu çölde bir su pınarının başında, Şur yolundaki pınarda buldu.
Bereşit 18:3
Vayomar Adonay im na matsati hen beeneha al na taavor meal avdeha.
וַיֹּאמַ֑ר אֲדֹנָ֗י אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ אַל־נָ֥א תַעֲבֹ֖ר מֵעַ֥ל עַבְדֶּֽךָ׃
“Efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam lütfen kulunun yanından geçip gitme” dedi.
Bereşit 18:26
Vayomer Adonay im emtsa visdom hamişim tsadikim betoh hair venasati lehol hamakom baavuram.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוָ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א בִסְדֹ֛ם חֲמִשִּׁ֥ים צַדִּיקִ֖ם בְּת֣וֹךְ הָעִ֑יר וְנָשָׂ֥אתִי לְכָל־הַמָּק֖וֹם בַּעֲבוּרָֽם׃
Adonay, “Sedom’da, kentin içinde elli dürüst kişi bulursam onların hatırına bütün o yeri bağışlayacağım” dedi.
Bereşit 18:28
Ulay yahserun hamişim hatsadikim hamişa hataşhit bahamişa et kol hair vayomer lo aşhit im emtsa şam arbaim vahamişa.
א֠וּלַי יַחְסְר֞וּן חֲמִשִּׁ֤ים הַצַּדִּיקִם֙ חֲמִשָּׁ֔ה הֲתַשְׁחִ֥ית בַּחֲמִשָּׁ֖ה אֶת־כָּל־הָעִ֑יר וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית אִם־אֶמְצָ֣א שָׁ֔ם אַרְבָּעִ֖ים וַחֲמִשָּֽׁה׃
Belki elli dürüst kişi beş eksiktir. Beş kişi yüzünden bütün kenti yok mu edeceksin?” Adonay, “Orada kırk beş kişi bulursam yok etmeyeceğim” dedi.
Bereşit 18:29
Vayosef od ledaber elav vayomar ulay yimatseun şam arbaim vayomer lo eese baavur haarbaim.
וַיֹּ֨סֶף ע֜וֹד לְדַבֵּ֤ר אֵלָיו֙ וַיֹּאמַ֔ר אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם אַרְבָּעִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה בַּעֲב֖וּר הָאַרְבָּעִֽים׃
Avraam yine konuştu: “Belki orada kırk kişi bulunur.” Adonay, “Kırk kişinin hatırına bunu yapmayacağım” dedi.
Bereşit 18:30
Bu ayette 2 eşleşme
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ulay yimatseun şam şeloşim vayomer lo eese im emtsa şam şeloşim.
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבֵּ֔רָה אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם שְׁלֹשִׁ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אֶֽעֱשֶׂ֔ה אִם־אֶמְצָ֥א שָׁ֖ם שְׁלֹשִֽׁים׃
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; konuşayım” dedi. “Belki orada otuz kişi bulunur.” Adonay, “Orada otuz kişi bulursam bunu yapmayacağım” dedi.
Bereşit 18:31
Vayomer hine na hoalti ledaber el Adonay ulay yimatseun şam esrim vayomer lo aşhit baavur haesrim.
וַיֹּ֗אמֶר הִנֵּֽה־נָ֤א הוֹאַ֙לְתִּי֙ לְדַבֵּ֣ר אֶל־אֲדֹנָ֔י אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֶשְׂרִ֑ים וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָֽעֶשְׂרִֽים׃
Avraam, “Efendimle konuşmaya cesaret ettim” dedi. “Belki orada yirmi kişi bulunur.” Adonay, “Yirmi kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.
Bereşit 18:32
Vayomer al na yihar ladonay vaadabera ah hapaam ulay yimatseun şam asara vayomer lo aşhit baavur haasara.
וַ֠יֹּאמֶר אַל־נָ֞א יִ֤חַר לַֽאדֹנָי֙ וַאֲדַבְּרָ֣ה אַךְ־הַפַּ֔עַם אוּלַ֛י יִמָּצְא֥וּן שָׁ֖ם עֲשָׂרָ֑ה וַיֹּ֙אמֶר֙ לֹ֣א אַשְׁחִ֔ית בַּעֲב֖וּר הָעֲשָׂרָֽה׃
Avraam, “Efendim öfkelenmesin; yalnız bu kez daha konuşayım” dedi. “Belki orada on kişi bulunur.” Adonay, “On kişinin hatırına yok etmeyeceğim” dedi.
Bereşit 19:11
Veet haanaşim aşer petah habayit hiku basanverim mikaton vead gadol vayilu limtso hapatah.
וְֽאֶת־הָאֲנָשִׁ֞ים אֲשֶׁר־פֶּ֣תַח הַבַּ֗יִת הִכּוּ֙ בַּסַּנְוֵרִ֔ים מִקָּטֹ֖ן וְעַד־גָּד֑וֹל וַיִּלְא֖וּ לִמְצֹ֥א הַפָּֽתַח׃
Evin girişindeki adamları küçüğünden büyüğüne körlükle vurdular. Adamlar kapıyı arayıp bulamayarak bitkin düştüler.
Bereşit 19:15
Uhemo haşahar ala vayaitsu hamalahim belot lemor kum kah et işteha veet şete venoteha hanimtsaot pen tisafe baavon hair.
וּכְמוֹ֙ הַשַּׁ֣חַר עָלָ֔ה וַיָּאִ֥יצוּ הַמַּלְאָכִ֖ים בְּל֣וֹט לֵאמֹ֑ר קוּם֩ קַ֨ח אֶֽת־אִשְׁתְּךָ֜ וְאֶת־שְׁתֵּ֤י בְנֹתֶ֙יךָ֙ הַנִּמְצָאֹ֔ת פֶּן־תִּסָּפֶ֖ה בַּעֲוֺ֥ן הָעִֽיר׃
Şafak sökünce melekler Lot’u acele ettirdiler: “Kalk! Karını ve yanındaki iki kızını al ki kentin suçu yüzünden yok olmayasın!”
Bereşit 19:19
Hine na matsa avdeha hen beeneha vatagdel hasdeha aşer asita imadi lehahayot et nafşi veanohi lo uhal lehimalet hahara pen tidbakani haraa vamati.
הִנֵּה־נָ֠א מָצָ֨א עַבְדְּךָ֣ חֵן֮ בְּעֵינֶיךָ֒ וַתַּגְדֵּ֣ל חַסְדְּךָ֗ אֲשֶׁ֤ר עָשִׂ֙יתָ֙ עִמָּדִ֔י לְהַחֲי֖וֹת אֶת־נַפְשִׁ֑י וְאָנֹכִ֗י לֹ֤א אוּכַל֙ לְהִמָּלֵ֣ט הָהָ֔רָה פֶּן־תִּדְבָּקַ֥נִי הָרָעָ֖ה וָמַֽתִּי׃
“Kulun gözünde lütuf buldu; canımı kurtarmakla bana büyük bir iyilik gösterdin. Ama dağa kaçamam. Felaket bana yetişir de ölürüm.
Bereşit 26:12
Vayizra yitshak baarets hahi vayimtsa başana hahi mea şearim vayevaraheu Adonay.
וַיִּזְרַ֤ע יִצְחָק֙ בָּאָ֣רֶץ הַהִ֔וא וַיִּמְצָ֛א בַּשָּׁנָ֥ה הַהִ֖וא מֵאָ֣ה שְׁעָרִ֑ים וַֽיְבָרֲכֵ֖הוּ יְהוָֽה׃
Yitshak o ülkede ekin ekti ve o yıl yüz kat ürün aldı. Adonay onu kutsadı.
Bereşit 26:19
Vayahperu avde yitshak banahal vayimtseu şam beer mayim hayim.
וַיַּחְפְּר֥וּ עַבְדֵֽי־יִצְחָ֖ק בַּנָּ֑חַל וַיִּ֨מְצְאוּ־שָׁ֔ם בְּאֵ֖ר מַ֥יִם חַיִּֽים׃
Yitshak’ın hizmetkârları vadide kazı yaparken orada kaynak suyu çıkan bir kuyu buldular.
Bereşit 26:32
Vayehi bayom hau vayavou avde yitshak vayagidu lo al odot habeer aşer hafaru vayomeru lo matsanu mayim.
וַיְהִ֣י ׀ בַּיּ֣וֹם הַה֗וּא וַיָּבֹ֙אוּ֙ עַבְדֵ֣י יִצְחָ֔ק וַיַּגִּ֣דוּ ל֔וֹ עַל־אֹד֥וֹת הַבְּאֵ֖ר אֲשֶׁ֣ר חָפָ֑רוּ וַיֹּ֥אמְרוּ ל֖וֹ מָצָ֥אנוּ מָֽיִם׃
O gün Yitshak’ın hizmetkârları gelip kazdıkları kuyu hakkında ona bilgi verdiler. “Su bulduk!” dediler.
Bereşit 27:20
Vayomer yitshak el beno ma ze miharta limtso beni vayomer ki hikra Adonay eloheha lefanay.
וַיֹּ֤אמֶר יִצְחָק֙ אֶל־בְּנ֔וֹ מַה־זֶּ֛ה מִהַ֥רְתָּ לִמְצֹ֖א בְּנִ֑י וַיֹּ֕אמֶר כִּ֥י הִקְרָ֛ה יְהוָ֥ה אֱלֹהֶ֖יךָ לְפָנָֽי׃
Yitshak oğluna, “Nasıl bu kadar çabuk buldun, oğlum?” diye sordu. O da, “Tanrın Adonay onu karşıma çıkardı” dedi.
Bereşit 30:14
Vayeleh reuven bime ketsir hitim vayimtsa dudaim basade vayave otam el lea imo vatomer rahel el lea teni na li midudae beneh.
וַיֵּ֨לֶךְ רְאוּבֵ֜ן בִּימֵ֣י קְצִיר־חִטִּ֗ים וַיִּמְצָ֤א דֽוּדָאִים֙ בַּשָּׂדֶ֔ה וַיָּבֵ֣א אֹתָ֔ם אֶל־לֵאָ֖ה אִמּ֑וֹ וַתֹּ֤אמֶר רָחֵל֙ אֶל־לֵאָ֔ה תְּנִי־נָ֣א לִ֔י מִדּוּדָאֵ֖י בְּנֵֽךְ׃
Buğday hasadı günlerinde Reuven kıra çıktı, adamotları bulup annesi Lea’ya getirdi. Rahel, Lea’ya, “Oğlunun adamotlarından bana da verir misin?” dedi.
Bereşit 30:27
Vayomer elav lavan im na matsati hen beeneha nihaşti vayevaraheni Adonay biglaleha.
וַיֹּ֤אמֶר אֵלָיו֙ לָבָ֔ן אִם־נָ֛א מָצָ֥אתִי חֵ֖ן בְּעֵינֶ֑יךָ נִחַ֕שְׁתִּי וַיְבָרֲכֵ֥נִי יְהוָ֖ה בִּגְלָלֶֽךָ׃
Lavan ona, “Eğer gözünde beğeni bulduysam, lütfen kal” dedi. “Fal yoluyla anladım ki Adonay senin yüzünden beni kutsadı.”
Bereşit 31:32
İm aşer timtsa et eloheha lo yiheye neged ahenu haker leha ma imadi vekah lah velo yada yaakov ki rahel genavatam.
עִ֠ם אֲשֶׁ֨ר תִּמְצָ֣א אֶת־אֱלֹהֶיךָ֮ לֹ֣א יִֽחְיֶה֒ נֶ֣גֶד אַחֵ֧ינוּ הַֽכֶּר־לְךָ֛ מָ֥ה עִמָּדִ֖י וְקַֽח־לָ֑ךְ וְלֹֽא־יָדַ֣ע יַעֲקֹ֔ב כִּ֥י רָחֵ֖ל גְּנָבָֽתַם׃
Tanrılarını kimin yanında bulursan o kişi yaşamasın! Akrabalarımızın önünde, yanımdaki eşyalardan sana ait olanı tanı ve al.” Yaakov onları Rahel’in çaldığını bilmiyordu.
Bereşit 31:33
Vayavo lavan beohel yaakov uveohel lea uveohel şete haamahot velo matsa vayetse meohel lea vayavo beohel rahel.
וַיָּבֹ֨א לָבָ֜ן בְּאֹ֥הֶל יַעֲקֹ֣ב ׀ וּבְאֹ֣הֶל לֵאָ֗ה וּבְאֹ֛הֶל שְׁתֵּ֥י הָאֲמָהֹ֖ת וְלֹ֣א מָצָ֑א וַיֵּצֵא֙ מֵאֹ֣הֶל לֵאָ֔ה וַיָּבֹ֖א בְּאֹ֥הֶל רָחֵֽל׃
Lavan, Yaakov’un çadırına, Lea’nın çadırına ve iki hizmetkâr kadının çadırına girdi, ama bulamadı. Lea’nın çadırından çıkıp Rahel’in çadırına girdi.
Bereşit 31:34
Verahel lakeha et haterafim vatesimem behar hagamal vateşev alehem vayemaşeş lavan et kol haohel velo matsa.
וְרָחֵ֞ל לָקְחָ֣ה אֶת־הַתְּרָפִ֗ים וַתְּשִׂמֵ֛ם בְּכַ֥ר הַגָּמָ֖ל וַתֵּ֣שֶׁב עֲלֵיהֶ֑ם וַיְמַשֵּׁ֥שׁ לָבָ֛ן אֶת־כָּל־הָאֹ֖הֶל וְלֹ֥א מָצָֽא׃
Rahel terafim putlarını almış, devenin eyerine koyup üzerlerine oturmuştu. Lavan çadırın her yerini eliyle yokladı, ama bulamadı.
Bereşit 31:35
Vatomer el aviha al yihar beene adoni ki lo uhal lakum mipaneha ki dereh naşim li vayehapes velo matsa et haterafim.
וַתֹּ֣אמֶר אֶל־אָבִ֗יהָ אַל־יִ֙חַר֙ בְּעֵינֵ֣י אֲדֹנִ֔י כִּ֣י ל֤וֹא אוּכַל֙ לָק֣וּם מִפָּנֶ֔יךָ כִּי־דֶ֥רֶךְ נָשִׁ֖ים לִ֑י וַיְחַפֵּ֕שׂ וְלֹ֥א מָצָ֖א אֶת־הַתְּרָפִֽים׃
Rahel babasına, “Efendim, önünde ayağa kalkamadığım için kızma” dedi. “Kadınların âdet dönemindeyim.” Lavan aradı, ama terafim putlarını bulamadı.
Bereşit 31:37
Ki mişaşta et kol kelay ma matsata mikol kele veteha sim ko neged ahay veaheha veyohihu ben şenenu.
כִּֽי־מִשַּׁ֣שְׁתָּ אֶת־כָּל־כֵּלַ֗י מַה־מָּצָ֙אתָ֙ מִכֹּ֣ל כְּלֵי־בֵיתֶ֔ךָ שִׂ֣ים כֹּ֔ה נֶ֥גֶד אַחַ֖י וְאַחֶ֑יךָ וְיוֹכִ֖יחוּ בֵּ֥ין שְׁנֵֽינוּ׃
Bütün eşyalarımı yokladın. Evinin eşyalarından ne buldun? Buraya, benim akrabalarımın ve senin akrabalarının önüne koy da ikimizin arasında onlar karar versin.
Bereşit 32:6
Vayehi li şor vahamor tson veeved veşifha vaeşleha lehagid ladoni limtso hen beeneha.
וַֽיְהִי־לִי֙ שׁ֣וֹר וַחֲמ֔וֹר צֹ֖אן וְעֶ֣בֶד וְשִׁפְחָ֑ה וָֽאֶשְׁלְחָה֙ לְהַגִּ֣יד לַֽאדֹנִ֔י לִמְצֹא־חֵ֖ן בְּעֵינֶֽיךָ׃
Sığırlarım, eşeklerim, küçükbaş hayvanlarım, erkek ve kadın hizmetkârlarım oldu. Gözünde beğeni bulmak için efendime haber gönderiyorum.’”
Bereşit 32:20
Vayetsav gam et haşeni gam et haşelişi gam et kol haholehim ahare haadarim lemor kadavar haze tedaberun el esav bemotsaahem oto.
וַיְצַ֞ו גַּ֣ם אֶת־הַשֵּׁנִ֗י גַּ֚ם אֶת־הַשְּׁלִישִׁ֔י גַּ֚ם אֶת־כָּל־הַהֹ֣לְכִ֔ים אַחֲרֵ֥י הָעֲדָרִ֖ים לֵאמֹ֑ר כַּדָּבָ֤ר הַזֶּה֙ תְּדַבְּר֣וּן אֶל־עֵשָׂ֔ו בְּמֹצַאֲכֶ֖ם אֹתֽוֹ׃
İkinciye, üçüncüye ve sürülerin ardından giden herkese de, “Esav’la karşılaşınca ona aynı şeyi söyleyin” diye buyurdu.
Bereşit 33:8
Vayomer mi leha kol hamahane haze aşer pagaşeti vayomer limtso hen beene adoni.
וַיֹּ֕אמֶר מִ֥י לְךָ֛ כָּל־הַמַּחֲנֶ֥ה הַזֶּ֖ה אֲשֶׁ֣ר פָּגָ֑שְׁתִּי וַיֹּ֕אמֶר לִמְצֹא־חֵ֖ן בְּעֵינֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
Esav, “Karşılaştığım bütün o kafilelerle ne amaçladın?” diye sordu. Yaakov, “Efendimin gözünde beğeni bulmayı” dedi.
Bereşit 33:10
Vayomer yaakov al na im na matsati hen beeneha velakahta minhati miyadi ki al ken raiti faneha kirot pene Elohim vatirtseni.
וַיֹּ֣אמֶר יַעֲקֹ֗ב אַל־נָא֙ אִם־נָ֨א מָצָ֤אתִי חֵן֙ בְּעֵינֶ֔יךָ וְלָקַחְתָּ֥ מִנְחָתִ֖י מִיָּדִ֑י כִּ֣י עַל־כֵּ֞ן רָאִ֣יתִי פָנֶ֗יךָ כִּרְאֹ֛ת פְּנֵ֥י אֱלֹהִ֖ים וַתִּרְצֵֽנִי׃
Yaakov, “Lütfen, hayır!” dedi. “Gözünde beğeni bulduysam armağanımı elimden kabul et. Çünkü senin yüzünü görmek, Tanrı’nın meleğinin yüzünü görmek gibi oldu; beni hoş karşıladın.
Bereşit 33:15
Vayomer esav atsiga na imeha min haam aşer iti vayomer lama ze emtsa hen beene adoni.
וַיֹּ֣אמֶר עֵשָׂ֔ו אַצִּֽיגָה־נָּ֣א עִמְּךָ֔ מִן־הָעָ֖ם אֲשֶׁ֣ר אִתִּ֑י וַיֹּ֙אמֶר֙ לָ֣מָּה זֶּ֔ה אֶמְצָא־חֵ֖ן בְּעֵינֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
Esav, “Öyleyse yanımdaki adamlardan bir kısmını seninle bırakayım” dedi. Yaakov, “Ne gerek var?” diye cevap verdi. “Efendimin gözünde beğeni bulmam yeter.”
Bereşit 34:11
Vayomer şehem el avi veel aheha emtsa hen beenehem vaaşer tomeru elay eten.
וַיֹּ֤אמֶר שְׁכֶם֙ אֶל־אָבִ֣יה וְאֶל־אַחֶ֔יהָ אֶמְצָא־חֵ֖ן בְּעֵינֵיכֶ֑ם וַאֲשֶׁ֥ר תֹּאמְר֛וּ אֵלַ֖י אֶתֵּֽן׃
Şehem de Dina’nın babasına ve kardeşlerine, “Gözünüzde beğeni bulayım” dedi. “Benden ne isterseniz vereceğim.
Bereşit 36:24
Veele vene tsivon veaya vaana u ana aşer matsa et hayemim bamidbar biroto et hahamorim letsivon aviv.
וְאֵ֥לֶּה בְנֵֽי־צִבְע֖וֹן וְאַיָּ֣ה וַעֲנָ֑ה ה֣וּא עֲנָ֗ה אֲשֶׁ֨ר מָצָ֤א אֶת־הַיֵּמִם֙ בַּמִּדְבָּ֔ר בִּרְעֹת֥וֹ אֶת־הַחֲמֹרִ֖ים לְצִבְע֥וֹן אָבִֽיו׃
Tsivon’un oğulları: Aya ve Ana. Bu Ana, babası Tsivon’un eşeklerini güderken çölde katırları bulan kişidir.
Bereşit 37:15
Vayimtsaeu iş vehine toe basade vayişaleu haiş lemor ma tevakeş.
וַיִּמְצָאֵ֣הוּ אִ֔ישׁ וְהִנֵּ֥ה תֹעֶ֖ה בַּשָּׂדֶ֑ה וַיִּשְׁאָלֵ֧הוּ הָאִ֛ישׁ לֵאמֹ֖ר מַה־תְּבַקֵּֽשׁ׃
Kırda yolunu şaşırmış dolaşırken bir adam ona rastladı. Adam, “Ne arıyorsun?” diye sordu.
Bereşit 37:17
Vayomer haiş naseu mize ki şamati omerim neleha dotayena vayeleh yosef ahar ehav vayimtsaem bedotan.
וַיֹּ֤אמֶר הָאִישׁ֙ נָסְע֣וּ מִזֶּ֔ה כִּ֤י שָׁמַ֙עְתִּי֙ אֹֽמְרִ֔ים נֵלְכָ֖ה דֹּתָ֑יְנָה וַיֵּ֤לֶךְ יוֹסֵף֙ אַחַ֣ר אֶחָ֔יו וַיִּמְצָאֵ֖ם בְּדֹתָֽן׃
Adam, “Buradan ayrıldılar” dedi. “‘Dotan’a gidelim’ dediklerini duydum.” Yosef kardeşlerinin ardından gidip onları Dotan’da buldu.
Bereşit 37:32
Vayeşalehu et ketonet hapasim vayaviu el avihem vayomeru zot matsanu haker na haketonet binha hi im lo.
וַֽיְשַׁלְּח֞וּ אֶת־כְּתֹ֣נֶת הַפַּסִּ֗ים וַיָּבִ֙יאוּ֙ אֶל־אֲבִיהֶ֔ם וַיֹּאמְר֖וּ זֹ֣את מָצָ֑אנוּ הַכֶּר־נָ֗א הַכְּתֹ֧נֶת בִּנְךָ֛ הִ֖וא אִם־לֹֽא׃
Süslü entariyi babalarına gönderip ulaştırdılar. “Bunu bulduk” dediler. “Bir bak, oğlunun entarisi mi, değil mi?”
Bereşit 38:20
Vayişlah yehuda et gedi haizim beyad reeu haadulami lakahat haeravon miyad haişa velo metsaah.
וַיִּשְׁלַ֨ח יְהוּדָ֜ה אֶת־גְּדִ֣י הָֽעִזִּ֗ים בְּיַד֙ רֵעֵ֣הוּ הָֽעֲדֻלָּמִ֔י לָקַ֥חַת הָעֵרָב֖וֹן מִיַּ֣ד הָאִשָּׁ֑ה וְלֹ֖א מְצָאָֽהּ׃
Yehuda, rehni kadından geri almak için Adullamlı arkadaşıyla oğlağı gönderdi. Ama arkadaşı kadını bulamadı.
Bereşit 38:22
Vayaşov el yehuda vayomer lo metsatiha vegam anşe hamakom ameru lo hayeta vaze kedeşa.
וַיָּ֙שָׁב֙ אֶל־יְהוּדָ֔ה וַיֹּ֖אמֶר לֹ֣א מְצָאתִ֑יהָ וְגַ֨ם אַנְשֵׁ֤י הַמָּקוֹם֙ אָֽמְר֔וּ לֹא־הָיְתָ֥ה בָזֶ֖ה קְדֵשָֽׁה׃
Yehuda’ya dönüp, “Onu bulamadım” dedi. “Üstelik oranın adamları, ‘Burada fahişe yoktu’ dediler.”
Bereşit 38:23
Vayomer yehuda tikah lah pen nihye lavuz hine şalahti hagedi haze veata lo metsatah.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוּדָה֙ תִּֽקַּֽח־לָ֔הּ פֶּ֖ן נִהְיֶ֣ה לָב֑וּז הִנֵּ֤ה שָׁלַ֙חְתִּי֙ הַגְּדִ֣י הַזֶּ֔ה וְאַתָּ֖ה לֹ֥א מְצָאתָֽהּ׃
Yehuda, “Rehinleri kendine alsın da alay konusu olmayalım” dedi. “Ben bu oğlağı gönderdim; sen de onu bulamadın.”
Bereşit 39:4
Vayimtsa yosef hen beenav vayeşaret oto vayafkideu al beto vehol yeş lo natan beyado.
וַיִּמְצָ֨א יוֹסֵ֥ף חֵ֛ן בְּעֵינָ֖יו וַיְשָׁ֣רֶת אֹת֑וֹ וַיַּפְקִדֵ֙הוּ֙ עַל־בֵּית֔וֹ וְכָל־יֶשׁ־ל֖וֹ נָתַ֥ן בְּיָדֽוֹ׃
Yosef efendisinin gözünde beğeni buldu ve ona hizmet etti. Efendisi onu evinin başına koydu; sahip olduğu her şeyi onun eline verdi.
Bereşit 41:38
Vayomer paro el avadav hanimtsa haze iş aşer ruah Elohim bo.
וַיֹּ֥אמֶר פַּרְעֹ֖ה אֶל־עֲבָדָ֑יו הֲנִמְצָ֣א כָזֶ֔ה אִ֕ישׁ אֲשֶׁ֛ר ר֥וּחַ אֱלֹהִ֖ים בּֽוֹ׃
Firavun görevlilerine, “Bunun gibi, içinde Tanrı’nın ruhu bulunan bir adam bulabilir miyiz?” dedi.
Bereşit 44:8
Hen kesef aşer matsanu befi amtehotenu heşivonu eleha meerets kenaan veeh nignov mibet adoneha kesef o zahav.
הֵ֣ן כֶּ֗סֶף אֲשֶׁ֤ר מָצָ֙אנוּ֙ בְּפִ֣י אַמְתְּחֹתֵ֔ינוּ הֱשִׁיבֹ֥נוּ אֵלֶ֖יךָ מֵאֶ֣רֶץ כְּנָ֑עַן וְאֵ֗יךְ נִגְנֹב֙ מִבֵּ֣ית אֲדֹנֶ֔יךָ כֶּ֖סֶף א֥וֹ זָהָֽב׃
Torbalarımızın ağzında bulduğumuz parayı Kenaan ülkesinden sana geri getirdik. Efendinin evinden nasıl gümüş ya da altın çalabiliriz?
Bereşit 44:9
Aşer yimatse ito meavadeha vamet vegam anahnu niheye ladoni laavadim.
אֲשֶׁ֨ר יִמָּצֵ֥א אִתּ֛וֹ מֵעֲבָדֶ֖יךָ וָמֵ֑ת וְגַם־אֲנַ֕חְנוּ נִֽהְיֶ֥ה לַֽאדֹנִ֖י לַעֲבָדִֽים׃
Kullarından hangisinde bulunursa o ölsün; biz de efendimizin köleleri olalım.”
Bereşit 44:10
Vayomer gam ata hedivrehem ken u aşer yimatse ito yihye li aved veatem tihyu nekiyim.
וַיֹּ֕אמֶר גַּם־עַתָּ֥ה כְדִבְרֵיכֶ֖ם כֶּן־ה֑וּא אֲשֶׁ֨ר יִמָּצֵ֤א אִתּוֹ֙ יִהְיֶה־לִּ֣י עָ֔בֶד וְאַתֶּ֖ם תִּהְי֥וּ נְקִיִּֽם׃
Adam, “Öyle olsun” dedi. “Ama kimde bulunursa yalnız o benim kölem olacak. Siz suçsuz sayılacaksınız.”
Bereşit 44:12
Vayehapes bagadol hehel uvakaton kila vayimatse hagavia beamtahat binyamin.
וַיְחַפֵּ֕שׂ בַּגָּד֣וֹל הֵחֵ֔ל וּבַקָּטֹ֖ן כִּלָּ֑ה וַיִּמָּצֵא֙ הַגָּבִ֔יעַ בְּאַמְתַּ֖חַת בִּנְיָמִֽן׃
Adam en büyükten başlayıp en küçükte bitirerek aradı. Kâse Binyamin’in torbasında bulundu.
Bereşit 44:16
Bu ayette 2 eşleşme
Vayomer yehuda ma nomar ladoni ma nedaber uma nitstadak haelohim matsa et avon avadeha hinenu avadim ladoni gam anahnu gam aşer nimtsa hagavia beyado.
וַיֹּ֣אמֶר יְהוּדָ֗ה מַה־נֹּאמַר֙ לַֽאדֹנִ֔י מַה־נְּדַבֵּ֖ר וּמַה־נִּצְטַדָּ֑ק הָאֱלֹהִ֗ים מָצָא֙ אֶת־עֲוֺ֣ן עֲבָדֶ֔יךָ הִנֶּנּ֤וּ עֲבָדִים֙ לַֽאדֹנִ֔י גַּם־אֲנַ֕חְנוּ גַּ֛ם אֲשֶׁר־נִמְצָ֥א הַגָּבִ֖יעַ בְּיָדֽוֹ׃
Yehuda, “Efendimize ne diyebiliriz?” dedi. “Ne söyleyebilir, kendimizi nasıl haklı çıkarabiliriz? Tanrı kullarının suçunu ortaya çıkardı. İşte, biz de kâse kendisinde bulunan da efendimizin köleleriyiz.”
Bereşit 44:17
Vayomer halila li measot zot haiş aşer nimtsa hagavia beyado u yihye li aved veatem alu leşalom el avihem.
וַיֹּ֕אמֶר חָלִ֣ילָה לִּ֔י מֵעֲשׂ֖וֹת זֹ֑את הָאִ֡ישׁ אֲשֶׁר֩ נִמְצָ֨א הַגָּבִ֜יעַ בְּיָד֗וֹ ה֚וּא יִהְיֶה־לִּ֣י עָ֔בֶד וְאַתֶּ֕ם עֲל֥וּ לְשָׁל֖וֹם אֶל־אֲבִיכֶֽם׃ (פ)
Yosef, “Böyle bir şey yapmam!” dedi. “Yalnız kâse kendisinde bulunan adam benim kölem olacak. Siz esenlikle babanıza dönün.”
Bereşit 44:34
Ki eh eele el avi vehanaar enenu iti pen ere vara aşer yimtsa et avi.
כִּי־אֵיךְ֙ אֶֽעֱלֶ֣ה אֶל־אָבִ֔י וְהַנַּ֖עַר אֵינֶ֣נּוּ אִתִּ֑י פֶּ֚ן אֶרְאֶ֣ה בָרָ֔ע אֲשֶׁ֥ר יִמְצָ֖א אֶת־אָבִֽי׃
Delikanlı yanımda olmadan babama nasıl dönebilirim? Babamın başına gelecek felaketi görmeye dayanamam.”