Lemma תֵּבָה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: belirli artikel + isim, dişil, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 23 kullanım
Teknik kod
HTd/NcfsaTORA KELİME DİZİNİ
Bu yazılı biçim Tora’da 23 kez, 22 ayette geçer.
Bu İbranice yazılı biçime doğrulanmış kelime sırası üzerinden bağlı okunuşlar:
Aynı yazılı biçim bağlama göre birden fazla lemma veya dilbilgisel yapıya sahip olabilir. Aşağıdaki çözümlemelerin tamamı Tora’daki gerçek kullanımlardan gelir.
Lemma תֵּבָה
Kök Kaynakta açık kök kaydı yok
Biçim: belirli artikel + isim, dişil, tekil, mutlak
Bu çözümleme: 23 kullanım
HTd/NcfsaMorfoloji ve lemma: Open Scriptures Hebrew Bible (OSHB) v2.2. Lemma–kök ilişkileri: Open Scriptures Hebrew Lexicon. Her iki veri kümesi CC BY 4.0 lisanslıdır.
Kelime dizini nikud ve teamim işaretlerini yazılı biçim kimliğine katmaz. Kök — שורש (şoreş, kök), lemma ve Türkçe okunuş bağlantıları yalnız doğrulanmış kelime eşlemelerinden gelir; ToraOku eksik kökü veya okunuş eşleşmesini tahmin etmez.
עֲשֵׂ֤ה לְךָ֙ תֵּבַ֣ת עֲצֵי־גֹ֔פֶר קִנִּ֖ים תַּֽעֲשֶׂ֣ה אֶת־הַתֵּבָ֑ה וְכָֽפַרְתָּ֥ אֹתָ֛הּ מִבַּ֥יִת וּמִח֖וּץ בַּכֹּֽפֶר׃
Kendine gofer ağacından bir gemi yap. Gemiyi bölmelere ayır; içini ve dışını ziftle kapla.
וְזֶ֕ה אֲשֶׁ֥ר תַּֽעֲשֶׂ֖ה אֹתָ֑הּ שְׁלֹ֧שׁ מֵא֣וֹת אַמָּ֗ה אֹ֚רֶךְ הַתֵּבָ֔ה חֲמִשִּׁ֤ים אַמָּה֙ רָחְבָּ֔הּ וּשְׁלֹשִׁ֥ים אַמָּ֖ה קוֹמָתָֽהּ׃
Onu şöyle yapacaksın: Geminin uzunluğu üç yüz arşın, genişliği elli arşın, yüksekliği otuz arşın olacak.
צֹ֣הַר ׀ תַּֽעֲשֶׂ֣ה לַתֵּבָ֗ה וְאֶל־אַמָּה֙ תְּכַלֶ֣נָּה מִלְמַ֔עְלָה וּפֶ֥תַח הַתֵּבָ֖ה בְּצִדָּ֣הּ תָּשִׂ֑ים תַּחְתִּיִּ֛ם שְׁנִיִּ֥ם וּשְׁלִשִׁ֖ים תַּֽעֲשֶֽׂהָ׃
Gemiye bir ışıklık yap; üstünü bir arşına kadar daraltarak tamamla. Geminin kapısını yan tarafına koy. Alt, orta ve üst katlar yap.
וַהֲקִמֹתִ֥י אֶת־בְּרִיתִ֖י אִתָּ֑ךְ וּבָאתָ֙ אֶל־הַתֵּבָ֔ה אַתָּ֕ה וּבָנֶ֛יךָ וְאִשְׁתְּךָ֥ וּנְשֵֽׁי־בָנֶ֖יךָ אִתָּֽךְ׃
Ama seninle antlaşmamı kuracağım. Sen, oğulların, karın ve oğullarının karıları seninle birlikte gemiye gireceksiniz.
וּמִכָּל־הָ֠חַי מִֽכָּל־בָּשָׂ֞ר שְׁנַ֧יִם מִכֹּ֛ל תָּבִ֥יא אֶל־הַתֵּבָ֖ה לְהַחֲיֹ֣ת אִתָּ֑ךְ זָכָ֥ר וּנְקֵבָ֖ה יִֽהְיֽוּ׃
Yaşayan bütün canlıların her birinden ikişer tane, seninle birlikte hayatta kalmaları için gemiye alacaksın. Bir erkek ve bir dişi olacaklar.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ לְנֹ֔חַ בֹּֽא־אַתָּ֥ה וְכָל־בֵּיתְךָ֖ אֶל־הַתֵּבָ֑ה כִּֽי־אֹתְךָ֥ רָאִ֛יתִי צַדִּ֥יק לְפָנַ֖י בַּדּ֥וֹר הַזֶּֽה׃
Adonay Noah’a şöyle dedi: “Sen ve bütün ev halkın gemiye girin. Çünkü bu kuşakta seni önümde dürüst buldum.
וַיָּ֣בֹא נֹ֗חַ וּ֠בָנָיו וְאִשְׁתּ֧וֹ וּנְשֵֽׁי־בָנָ֛יו אִתּ֖וֹ אֶל־הַתֵּבָ֑ה מִפְּנֵ֖י מֵ֥י הַמַּבּֽוּל׃
Noah, oğulları, karısı ve oğullarının karıları, tufanın sularından korunmak için onunla birlikte gemiye girdiler.
שְׁנַ֨יִם שְׁנַ֜יִם בָּ֧אוּ אֶל־נֹ֛חַ אֶל־הַתֵּבָ֖ה זָכָ֣ר וּנְקֵבָ֑ה כַּֽאֲשֶׁ֛ר צִוָּ֥ה אֱלֹהִ֖ים אֶת־נֹֽחַ׃
Tanrı’nın Noah’a buyurduğu gibi, erkek ve dişi olarak ikişer ikişer gemiye, Noah’ın yanına geldiler.
בְּעֶ֨צֶם הַיּ֤וֹם הַזֶּה֙ בָּ֣א נֹ֔חַ וְשֵׁם־וְחָ֥ם וָיֶ֖פֶת בְּנֵי־נֹ֑חַ וְאֵ֣שֶׁת נֹ֗חַ וּשְׁלֹ֧שֶׁת נְשֵֽׁי־בָנָ֛יו אִתָּ֖ם אֶל־הַתֵּבָֽה׃
Tam o gün Noah, Noah’ın oğulları Şem, Ham ve Yefet, Noah’ın karısı ve oğullarının üç karısı onlarla birlikte gemiye girdiler.
וַיָּבֹ֥אוּ אֶל־נֹ֖חַ אֶל־הַתֵּבָ֑ה שְׁנַ֤יִם שְׁנַ֙יִם֙ מִכָּל־הַבָּשָׂ֔ר אֲשֶׁר־בּ֖וֹ ר֥וּחַ חַיִּֽים׃
İçinde yaşam soluğu bulunan bütün canlılardan ikişer ikişer gemiye, Noah’ın yanına geldiler.
וַֽיְהִ֧י הַמַּבּ֛וּל אַרְבָּעִ֥ים י֖וֹם עַל־הָאָ֑רֶץ וַיִּרְבּ֣וּ הַמַּ֗יִם וַיִּשְׂאוּ֙ אֶת־הַתֵּבָ֔ה וַתָּ֖רָם מֵעַ֥ל הָאָֽרֶץ׃
Tufan yeryüzünde kırk gün sürdü. Sular çoğalıp gemiyi kaldırdı; gemi yerden yükseldi.
וַיִּגְבְּר֥וּ הַמַּ֛יִם וַיִּרְבּ֥וּ מְאֹ֖ד עַל־הָאָ֑רֶץ וַתֵּ֥לֶךְ הַתֵּבָ֖ה עַל־פְּנֵ֥י הַמָּֽיִם׃
Sular güçlenip yeryüzünde iyice çoğaldı. Gemi suların yüzünde ilerliyordu.
וַתָּ֤נַח הַתֵּבָה֙ בַּחֹ֣דֶשׁ הַשְּׁבִיעִ֔י בְּשִׁבְעָה־עָשָׂ֥ר י֖וֹם לַחֹ֑דֶשׁ עַ֖ל הָרֵ֥י אֲרָרָֽט׃
Yedinci ayın on yedinci gününde gemi Ararat dağlarına oturdu.
וַֽיְהִ֕י מִקֵּ֖ץ אַרְבָּעִ֣ים י֑וֹם וַיִּפְתַּ֣ח נֹ֔חַ אֶת־חַלּ֥וֹן הַתֵּבָ֖ה אֲשֶׁ֥ר עָשָֽׂה׃
Kırk günün sonunda Noah, gemide yaptığı pencereyi açtı.
Bu ayette 2 kez
וְלֹֽא־מָצְאָה֩ הַיּוֹנָ֨ה מָנ֜וֹחַ לְכַף־רַגְלָ֗הּ וַתָּ֤שָׁב אֵלָיו֙ אֶל־הַתֵּבָ֔ה כִּי־מַ֖יִם עַל־פְּנֵ֣י כָל־הָאָ֑רֶץ וַיִּשְׁלַ֤ח יָדוֹ֙ וַיִּקָּחֶ֔הָ וַיָּבֵ֥א אֹתָ֛הּ אֵלָ֖יו אֶל־הַתֵּבָֽה׃
Güvercin ayağını koyacak bir yer bulamadı ve gemiye, Noah’ın yanına döndü; çünkü bütün yeryüzünü su kaplıyordu. Noah elini uzatıp onu aldı ve yanına, geminin içine getirdi.
וַיָּ֣חֶל ע֔וֹד שִׁבְעַ֥ת יָמִ֖ים אֲחֵרִ֑ים וַיֹּ֛סֶף שַׁלַּ֥ח אֶת־הַיּוֹנָ֖ה מִן־הַתֵּבָֽה׃
Yedi gün daha bekledi; sonra güvercini gemiden yeniden saldı.
וַֽ֠יְהִי בְּאַחַ֨ת וְשֵׁשׁ־מֵא֜וֹת שָׁנָ֗ה בָּֽרִאשׁוֹן֙ בְּאֶחָ֣ד לַחֹ֔דֶשׁ חָֽרְב֥וּ הַמַּ֖יִם מֵעַ֣ל הָאָ֑רֶץ וַיָּ֤סַר נֹ֙חַ֙ אֶת־מִכְסֵ֣ה הַתֵּבָ֔ה וַיַּ֕רְא וְהִנֵּ֥ה חָֽרְב֖וּ פְּנֵ֥י הָֽאֲדָמָֽה׃
Noah’ın altı yüz birinci yılında, birinci ayın birinci gününde, yeryüzündeki sular kurumuştu. Noah geminin örtüsünü kaldırıp baktı; işte, toprağın yüzü kurumuştu.
צֵ֖א מִן־הַתֵּבָ֑ה אַתָּ֕ה וְאִשְׁתְּךָ֛ וּבָנֶ֥יךָ וּנְשֵֽׁי־בָנֶ֖יךָ אִתָּֽךְ׃
“Sen, karın, oğulların ve oğullarının karıları seninle birlikte gemiden çıkın.
כָּל־הַֽחַיָּ֗ה כָּל־הָרֶ֙מֶשׂ֙ וְכָל־הָע֔וֹף כֹּ֖ל רוֹמֵ֣שׂ עַל־הָאָ֑רֶץ לְמִשְׁפְּחֹ֣תֵיהֶ֔ם יָצְא֖וּ מִן־הַתֵּבָֽה׃
Bütün hayvanlar, yerde hareket eden bütün canlılar, bütün kuşlar, yeryüzünde hareket eden her şey, aileleriyle gemiden çıktılar.
וְאֵ֨ת כָּל־נֶ֤פֶשׁ הַֽחַיָּה֙ אֲשֶׁ֣ר אִתְּכֶ֔ם בָּע֧וֹף בַּבְּהֵמָ֛ה וּֽבְכָל־חַיַּ֥ת הָאָ֖רֶץ אִתְּכֶ֑ם מִכֹּל֙ יֹצְאֵ֣י הַתֵּבָ֔ה לְכֹ֖ל חַיַּ֥ת הָאָֽרֶץ׃
yanınızdaki bütün canlılarla da: kuşlarla, evcil hayvanlarla, yanınızdaki bütün yaban hayvanlarıyla, gemiden çıkanların hepsinden yeryüzündeki bütün hayvanlara kadar.
וַיִּֽהְי֣וּ בְנֵי־נֹ֗חַ הַיֹּֽצְאִים֙ מִן־הַתֵּבָ֔ה שֵׁ֖ם וְחָ֣ם וָיָ֑פֶת וְחָ֕ם ה֖וּא אֲבִ֥י כְנָֽעַן׃
Noah’ın gemiden çıkan oğulları Şem, Ham ve Yefet’ti. Ham, Kenaan’ın babasıydı.
וַתֵּ֤רֶד בַּת־פַּרְעֹה֙ לִרְחֹ֣ץ עַל־הַיְאֹ֔ר וְנַעֲרֹתֶ֥יהָ הֹלְכֹ֖ת עַל־יַ֣ד הַיְאֹ֑ר וַתֵּ֤רֶא אֶת־הַתֵּבָה֙ בְּת֣וֹךְ הַסּ֔וּף וַתִּשְׁלַ֥ח אֶת־אֲמָתָ֖הּ וַתִּקָּחֶֽהָ
Firavun’un kızı yıkanmak için Nil’e indi. Hizmetçileri Nil kıyısında yürüyordu. Sazların arasındaki sepeti görünce cariyesini gönderip aldırdı.