TORA’DA TEMEL KELİME
מִן־
-den/-dan; içinden, arasından, dışından
Bu temel kelime (lemma) Tora’da 393 kez, 333 farklı ayette görülür.
Kitaplara göre dağılım
- Bereşit76 kullanım68 ayet
- Şemot90 kullanım76 ayet
- Vayikra107 kullanım90 ayet
- Bamidbar59 kullanım43 ayet
- Devarim61 kullanım56 ayet
Geçtiği ayetler
Bereşit 32:14
Vayalen şam balayla hau vayikah min haba veyado minha leesav ahiv.
וַיָּ֥לֶן שָׁ֖ם בַּלַּ֣יְלָה הַה֑וּא וַיִּקַּ֞ח מִן־הַבָּ֧א בְיָד֛וֹ מִנְחָ֖ה לְעֵשָׂ֥ו אָחִֽיו׃
O gece orada kaldı. Elindeki hayvanlardan kardeşi Esav için bir armağan ayırdı:
Bereşit 33:15
Vayomer esav atsiga na imeha min haam aşer iti vayomer lama ze emtsa hen beene adoni.
וַיֹּ֣אמֶר עֵשָׂ֔ו אַצִּֽיגָה־נָּ֣א עִמְּךָ֔ מִן־הָעָ֖ם אֲשֶׁ֣ר אִתִּ֑י וַיֹּ֙אמֶר֙ לָ֣מָּה זֶּ֔ה אֶמְצָא־חֵ֖ן בְּעֵינֵ֥י אֲדֹנִֽי׃
Esav, “Öyleyse yanımdaki adamlardan bir kısmını seninle bırakayım” dedi. Yaakov, “Ne gerek var?” diye cevap verdi. “Efendimin gözünde beğeni bulmam yeter.”
Bereşit 34:7
Uvene yaakov bau min hasade keşameam vayiteatsevu haanaşim vayihar lahem meod ki nevala asa veyisrael lişkav et bat yaakov vehen lo yease.
וּבְנֵ֨י יַעֲקֹ֜ב בָּ֤אוּ מִן־הַשָּׂדֶה֙ כְּשָׁמְעָ֔ם וַיִּֽתְעַצְּבוּ֙ הָֽאֲנָשִׁ֔ים וַיִּ֥חַר לָהֶ֖ם מְאֹ֑ד כִּֽי־נְבָלָ֞ה עָשָׂ֣ה בְיִשְׂרָאֵ֗ל לִשְׁכַּב֙ אֶת־בַּֽת־יַעֲקֹ֔ב וְכֵ֖ן לֹ֥א יֵעָשֶֽׂה׃
Yaakov’un oğulları haberi duyunca kırdan geldiler. Adamlar derin üzüntüye kapıldı ve çok öfkelendi; çünkü Şehem, Yaakov’un kızıyla yatarak İsrael’de utanç verici bir iş yapmıştı. Böyle bir şey yapılmamalıydı.
Bereşit 35:11
Vayomer lo Elohim ani el şaday pere ureve goy ukehal goyim yihye mimeka umelahim mehalatseha yetseu.
וַיֹּאמֶר֩ ל֨וֹ אֱלֹהִ֜ים אֲנִ֨י אֵ֤ל שַׁדַּי֙ פְּרֵ֣ה וּרְבֵ֔ה גּ֛וֹי וּקְהַ֥ל גּוֹיִ֖ם יִהְיֶ֣ה מִמֶּ֑ךָּ וּמְלָכִ֖ים מֵחֲלָצֶ֥יךָ יֵצֵֽאוּ׃
Tanrı ona şöyle dedi: “Ben El Şaday’ım. Verimli ol, çoğal. Senden bir ulus ve bir uluslar topluluğu doğacak; krallar senin soyundan çıkacak.
Bereşit 37:28
Vayaavru anaşim midyanim soharim vayimşehu vayaalu et yosef min habor vayimkeru et yosef layişmeelim beesrim kasef vayaviu et yosef mitsrayema.
וַיַּֽעַבְרוּ֩ אֲנָשִׁ֨ים מִדְיָנִ֜ים סֹֽחֲרִ֗ים וַֽיִּמְשְׁכוּ֙ וַיַּֽעֲל֤וּ אֶת־יוֹסֵף֙ מִן־הַבּ֔וֹר וַיִּמְכְּר֧וּ אֶת־יוֹסֵ֛ף לַיִּשְׁמְעֵאלִ֖ים בְּעֶשְׂרִ֣ים כָּ֑סֶף וַיָּבִ֥יאוּ אֶת־יוֹסֵ֖ף מִצְרָֽיְמָה׃
Midyanlı tüccarlar geçerken kardeşleri Yosef’i çukurdan çekip çıkardılar ve yirmi gümüş karşılığında Yişmaellilere sattılar. Onlar da Yosef’i Mısır’a götürdüler.
Bereşit 38:17
Vayomer anohi aşalah gedi izim min hatson vatomer im titen eravon ad şaleheha.
וַיֹּ֕אמֶר אָנֹכִ֛י אֲשַׁלַּ֥ח גְּדִֽי־עִזִּ֖ים מִן־הַצֹּ֑אן וַתֹּ֕אמֶר אִם־תִּתֵּ֥ן עֵרָב֖וֹן עַ֥ד שָׁלְחֶֽךָ׃
“Sürüden bir oğlak gönderirim” dedi. Tamar, “Gönderinceye kadar bir rehin verirsen olur” diye cevap verdi.
Bereşit 38:26
Vayaker yehuda vayomer tsadeka mimeni ki al ken lo netatiha leşela veni velo yasaf od ledata.
וַיַּכֵּ֣ר יְהוּדָ֗ה וַיֹּ֙אמֶר֙ צָֽדְקָ֣ה מִמֶּ֔נִּי כִּֽי־עַל־כֵּ֥ן לֹא־נְתַתִּ֖יהָ לְשֵׁלָ֣ה בְנִ֑י וְלֹֽא־יָסַ֥ף ע֖וֹד לְדַעְתָּֽה׃
Yehuda eşyaları tanıyıp, “O benden daha haklı” dedi. “Çünkü onu oğlum Şela’ya vermedim.” Bir daha onunla birlikte olmadı.
Bereşit 39:9
Bu ayette 2 eşleşme
Enenu gadol babayit haze mimeni velo hasah mimeni meuma ki im otah baaşer at işto veeh eese haraa hagedola hazot vehatati lelohim.
אֵינֶ֨נּוּ גָד֜וֹל בַּבַּ֣יִת הַזֶּה֮ מִמֶּנִּי֒ וְלֹֽא־חָשַׂ֤ךְ מִמֶּ֙נִּי֙ מְא֔וּמָה כִּ֥י אִם־אוֹתָ֖ךְ בַּאֲשֶׁ֣ר אַתְּ־אִשְׁתּ֑וֹ וְאֵ֨יךְ אֶֽעֱשֶׂ֜ה הָרָעָ֤ה הַגְּדֹלָה֙ הַזֹּ֔את וְחָטָ֖אתִי לֵֽאלֹהִֽים׃
Bu evde benden daha yetkili değil. Senden başka hiçbir şeyi benden esirgemedi; çünkü sen onun karısısın. Nasıl böyle büyük bir kötülük yapıp Tanrı’ya karşı günah işlerim?”
Bereşit 40:14
Ki im zehartani iteha kaaşer yitav lah veasita na imadi hased vehizkartani el paro vehotsetani min habayit haze.
כִּ֧י אִם־זְכַרְתַּ֣נִי אִתְּךָ֗ כַּאֲשֶׁר֙ יִ֣יטַב לָ֔ךְ וְעָשִֽׂיתָ־נָּ֥א עִמָּדִ֖י חָ֑סֶד וְהִזְכַּרְתַּ֙נִי֙ אֶל־פַּרְעֹ֔ה וְהוֹצֵאתַ֖נִי מִן־הַבַּ֥יִת הַזֶּֽה׃
Ama durumun iyileştiğinde beni de hatırla. Lütfen bana iyilik et, Firavun’a benden söz et ve beni bu evden çıkar.
Bereşit 40:17
Uvasal haelyon mikol maahal paro maase ofe vehaof ohel otam min hasal meal roşi.
וּבַסַּ֣ל הָֽעֶלְי֔וֹן מִכֹּ֛ל מַאֲכַ֥ל פַּרְעֹ֖ה מַעֲשֵׂ֣ה אֹפֶ֑ה וְהָע֗וֹף אֹכֵ֥ל אֹתָ֛ם מִן־הַסַּ֖ל מֵעַ֥ל רֹאשִֽׁי׃
“En üstteki sepette Firavun için fırıncıların yaptığı her türlü yiyecek bulunuyordu. Kuşlar onları başımın üstündeki sepetten yiyordu.”
Bereşit 41:2
Vehine min hayeor olot şeva parot yefot mare uveriot basar vatirena baahu.
וְהִנֵּ֣ה מִן־הַיְאֹ֗ר עֹלֹת֙ שֶׁ֣בַע פָּר֔וֹת יְפ֥וֹת מַרְאֶ֖ה וּבְרִיאֹ֣ת בָּשָׂ֑ר וַתִּרְעֶ֖ינָה בָּאָֽחוּ׃
Irmakta güzel görünüşlü, semiz yedi inek belirdi. Sudan çıkıp sazlıkta otlamaya başladılar.
Bereşit 41:3
Vehine şeva parot aherot olot aharehen min hayeor raot mare vedakot basar vataamodena etsel haparot al sefat hayeor.
וְהִנֵּ֞ה שֶׁ֧בַע פָּר֣וֹת אֲחֵר֗וֹת עֹל֤וֹת אַחֲרֵיהֶן֙ מִן־הַיְאֹ֔ר רָע֥וֹת מַרְאֶ֖ה וְדַקּ֣וֹת בָּשָׂ֑ר וַֽתַּעֲמֹ֛דְנָה אֵ֥צֶל הַפָּר֖וֹת עַל־שְׂפַ֥ת הַיְאֹֽר׃
Ardından çirkin görünüşlü, cılız yedi inek daha ırmaktan çıktı. Irmak kıyısında öteki ineklerin yanında durdular.
Bereşit 41:14
Vayişlah paro vayikra et yosef vayeritsuu min habor vayegalah vayehalef simlotav vayavo el paro.
וַיִּשְׁלַ֤ח פַּרְעֹה֙ וַיִּקְרָ֣א אֶת־יוֹסֵ֔ף וַיְרִיצֻ֖הוּ מִן־הַבּ֑וֹר וַיְגַלַּח֙ וַיְחַלֵּ֣ף שִׂמְלֹתָ֔יו וַיָּבֹ֖א אֶל־פַּרְעֹֽה׃
Firavun haber gönderip Yosef’i çağırttı. Onu çukurdan hızla çıkardılar. Yosef tıraş oldu, giysilerini değiştirdi ve Firavun’un yanına geldi.
Bereşit 41:18
Vehine min hayeor olot şeva parot beriot basar vifot toar vatirena baahu.
וְהִנֵּ֣ה מִן־הַיְאֹ֗ר עֹלֹת֙ שֶׁ֣בַע פָּר֔וֹת בְּרִיא֥וֹת בָּשָׂ֖ר וִיפֹ֣ת תֹּ֑אַר וַתִּרְעֶ֖ינָה בָּאָֽחוּ׃
Irmakta semiz, güzel yapılı yedi inek belirdi. Sudan çıkıp sazlıkta otlamaya başladılar.
Bereşit 41:40
Ata tihye al beti veal piha yişak kol ami rak hakise egdal mimeka.
אַתָּה֙ תִּהְיֶ֣ה עַל־בֵּיתִ֔י וְעַל־פִּ֖יךָ יִשַּׁ֣ק כָּל־עַמִּ֑י רַ֥ק הַכִּסֵּ֖א אֶגְדַּ֥ל מִמֶּֽךָּ׃
“Sarayımın başında sen olacaksın; bütün halkım senin buyruğuna uyacak. Yalnız taht bakımından senden üstün olacağım.”
Bereşit 42:16
Şilhu mikem ehad veyikah et ahihem veatem heaseru veyibahanu divrehem haemet itehem veim lo he faro ki meragelim atem.
שִׁלְח֨וּ מִכֶּ֣ם אֶחָד֮ וְיִקַּ֣ח אֶת־אֲחִיכֶם֒ וְאַתֶּם֙ הֵאָ֣סְר֔וּ וְיִבָּֽחֲנוּ֙ דִּבְרֵיכֶ֔ם הַֽאֱמֶ֖ת אִתְּכֶ֑ם וְאִם־לֹ֕א חֵ֣י פַרְעֹ֔ה כִּ֥י מְרַגְּלִ֖ים אַתֶּֽם׃
İçinizden birini gönderin, kardeşinizi getirsin. Siz tutuklu kalacaksınız. Söyledikleriniz sınanacak, doğru söyleyip söylemediğiniz anlaşılacak. Doğru değilse, Firavun’un yaşamı üzerine yemin ederim, siz casussunuz!”
Bereşit 48:19
Vayemaen aviv vayomer yadati veni yadati gam u yiheye leam vegam u yigdal veulam ahiv hakaton yigdal mimenu vezaro yihye melo hagoyim.
וַיְמָאֵ֣ן אָבִ֗יו וַיֹּ֙אמֶר֙ יָדַ֤עְתִּֽי בְנִי֙ יָדַ֔עְתִּי גַּם־ה֥וּא יִֽהְיֶה־לְּעָ֖ם וְגַם־ה֣וּא יִגְדָּ֑ל וְאוּלָ֗ם אָחִ֤יו הַקָּטֹן֙ יִגְדַּ֣ל מִמֶּ֔נּוּ וְזַרְע֖וֹ יִהְיֶ֥ה מְלֹֽא־הַגּוֹיִֽם׃
Ama babası reddetti. “Biliyorum oğlum, biliyorum” dedi. “O da bir halk olacak, o da büyüyecek. Ama küçük kardeşi ondan daha büyük olacak; onun soyu ulusları dolduracak.”
Bereşit 50:24
Vayomer yosef el ehav anohi met velohim pakod yifkod ethem veheela ethem min haarets hazot el haarets aşer nişba leavraham leyitshak uleyaakov.
וַיֹּ֤אמֶר יוֹסֵף֙ אֶל־אֶחָ֔יו אָנֹכִ֖י מֵ֑ת וֵֽאלֹהִ֞ים פָּקֹ֧ד יִפְקֹ֣ד אֶתְכֶ֗ם וְהֶעֱלָ֤ה אֶתְכֶם֙ מִן־הָאָ֣רֶץ הַזֹּ֔את אֶל־הָאָ֕רֶץ אֲשֶׁ֥ר נִשְׁבַּ֛ע לְאַבְרָהָ֥ם לְיִצְחָ֖ק וּֽלְיַעֲקֹֽב׃
Yosef kardeşlerine, “Ben ölmek üzereyim” dedi. “Ama Tanrı sizi mutlaka hatırlayıp yardımınıza gelecek. Sizi bu ülkeden çıkarıp Avraam’a, Yitshak’a ve Yaakov’a yeminle söz verdiği ülkeye götürecek.”
Şemot 1:9
Vayomer el amo hine am bene yisrael rav veatsum mimenu.
וַיֹּ֖אמֶר אֶל־עַמּ֑וֹ הִנֵּ֗ה עַ֚ם בְּנֵ֣י יִשְׂרָאֵ֔ל רַ֥ב וְעָצ֖וּם מִמֶּֽנּוּ׃
Halkına, “Bakın, İsrael oğullarının halkı bizden daha kalabalık ve güçlü” dedi.
Şemot 1:10
Hava nitehakema lo pen yirbe vehaya ki tikrena milhama venosaf gam u al soneenu venilham banu veala min haarets.
הָ֥בָה נִֽתְחַכְּמָ֖ה ל֑וֹ פֶּן־יִרְבֶּ֗ה וְהָיָ֞ה כִּֽי־תִקְרֶ֤אנָה מִלְחָמָה֙ וְנוֹסַ֤ף גַּם־הוּא֙ עַל־שֹׂ֣נְאֵ֔ינוּ וְנִלְחַם־בָּ֖נוּ וְעָלָ֥ה מִן־הָאָֽרֶץ׃
“Gelin, onlara karşı akıllıca önlem alalım. Yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa düşmanlarımıza katılıp bizimle savaşır, ülkeden çıkar giderler.”
Şemot 2:7
Vatomer ahoto el bat paro haeleh vekarati lah işa meneket min haivriyot vetenik lah et hayaled.
וַתֹּ֣אמֶר אֲחֹתוֹ֮ אֶל־בַּת־פַּרְעֹה֒ הַאֵלֵ֗ךְ וְקָרָ֤אתִי לָךְ֙ אִשָּׁ֣ה מֵינֶ֔קֶת מִ֖ן הָעִבְרִיֹּ֑ת וְתֵינִ֥ק לָ֖ךְ אֶת־הַיָּֽלֶד׃
Çocuğun ablası, Firavun’un kızına, “Gidip İbrani kadınlardan bir sütanne çağırayım mı?” diye sordu. “Çocuğu senin için emzirir.”
Şemot 2:10
Vayigdal hayeled vatevieu levat paro vayehi lah leven vatikra şemo moşe vatomer ki min hamayim meşitiu.
וַיִגְדַּ֣ל הַיֶּ֗לֶד וַתְּבִאֵ֙הוּ֙ לְבַת־פַּרְעֹ֔ה וַֽיְהִי־לָ֖הּ לְבֵ֑ן וַתִּקְרָ֤א שְׁמוֹ֙ מֹשֶׁ֔ה וַתֹּ֕אמֶר כִּ֥י מִן־הַמַּ֖יִם מְשִׁיתִֽהוּ׃
Çocuk büyüyünce onu Firavun’un kızına getirdi. Çocuk onun oğlu oldu. “Onu sudan çıkardım” diyerek adını Moşe koydu.
Şemot 2:23
Bu ayette 2 eşleşme
Vayehi vayamim harabim hahem vayamot meleh mitsrayim vayeanehu vene yisrael min haavoda vayizaku vataal şavatam el haelohim min haavoda.
וַיְהִי֩ בַיָּמִ֨ים הָֽרַבִּ֜ים הָהֵ֗ם וַיָּ֙מָת֙ מֶ֣לֶךְ מִצְרַ֔יִם וַיֵּאָנְח֧וּ בְנֵֽי־יִשְׂרָאֵ֛ל מִן־הָעֲבֹדָ֖ה וַיִּזְעָ֑קוּ וַתַּ֧עַל שַׁוְעָתָ֛ם אֶל־הָאֱלֹהִ֖ים מִן־הָעֲבֹדָֽה׃
Aradan uzun zaman geçti. Mısır kralı öldü. İsrael oğulları kölelik yüzünden inleyip feryat ettiler. Kölelikten doğan yardım çığlıkları Tanrı’ya yükseldi.
Şemot 3:8
Vaered lehatsilo miyad mitsrayim ulehaaloto min haarets hahi el erets tova urehava el erets zavat halav udevaş el mekom hakenaani vehahiti vehaemori vehaperizi vehahivi vehayevusi.
וָאֵרֵ֞ד לְהַצִּיל֣וֹ ׀ מִיַּ֣ד מִצְרַ֗יִם וּֽלְהַעֲלֹתוֹ֮ מִן־הָאָ֣רֶץ הַהִוא֒ אֶל־אֶ֤רֶץ טוֹבָה֙ וּרְחָבָ֔ה אֶל־אֶ֛רֶץ זָבַ֥ת חָלָ֖ב וּדְבָ֑שׁ אֶל־מְק֤וֹם הַֽכְּנַעֲנִי֙ וְהַ֣חִתִּ֔י וְהָֽאֱמֹרִי֙ וְהַפְּרִזִּ֔י וְהַחִוִּ֖י וְהַיְבוּסִֽי׃
Onları Mısırlıların elinden kurtarmak, o ülkeden çıkarıp iyi ve geniş bir ülkeye, süt ve bal akan bir ülkeye götürmek için indim: Kenaanlıların, Hitilerin, Emorilerin, Perizilerin, Hivilerin ve Yevusilerin yaşadığı yere.
Şemot 4:9
Vehaya im lo yaaminu gam lişne haotot haele velo yişmeun lekoleha velakahta mimeme hayeor veşafahta hayabaşa vehayu hamayim aşer tikah min hayeor vehayu ledam bayabaşet.
וְהָיָ֡ה אִם־לֹ֣א יַאֲמִ֡ינוּ גַּם֩ לִשְׁנֵ֨י הָאֹת֜וֹת הָאֵ֗לֶּה וְלֹ֤א יִשְׁמְעוּן֙ לְקֹלֶ֔ךָ וְלָקַחְתָּ֙ מִמֵּימֵ֣י הַיְאֹ֔ר וְשָׁפַכְתָּ֖ הַיַּבָּשָׁ֑ה וְהָי֤וּ הַמַּ֙יִם֙ אֲשֶׁ֣ר תִּקַּ֣ח מִן־הַיְאֹ֔ר וְהָי֥וּ לְדָ֖ם בַּיַּבָּֽשֶׁת׃
Bu iki işarete de inanmaz, sözünü dinlemezlerse, Nil’den biraz su alıp kuru toprağa dök. Nil’den aldığın su, kuru toprak üzerinde kana dönüşecek.”
Şemot 4:26
Vayiref mimenu az amera hatan damim lamulot.
וַיִּ֖רֶף מִמֶּ֑נּוּ אָ֚ז אָֽמְרָ֔ה חֲתַ֥ן דָּמִ֖ים לַמּוּלֹֽת׃ (פ)
Bunun üzerine onu bıraktı. Tsipora, sünnet nedeniyle “kanlı damat” demişti.
Şemot 5:8
Veet matkonet halevenim aşer hem osim temol şilşom tasimu alehem lo tigreu mimenu ki nirpim hem al ken hem tsoakim lemor neleha nizbeha lelohenu.
וְאֶת־מַתְכֹּ֨נֶת הַלְּבֵנִ֜ים אֲשֶׁ֣ר הֵם֩ עֹשִׂ֨ים תְּמ֤וֹל שִׁלְשֹׁם֙ תָּשִׂ֣ימוּ עֲלֵיהֶ֔ם לֹ֥א תִגְרְע֖וּ מִמֶּ֑נּוּ כִּֽי־נִרְפִּ֣ים הֵ֔ם עַל־כֵּ֗ן הֵ֤ם צֹֽעֲקִים֙ לֵאמֹ֔ר נֵלְכָ֖ה נִזְבְּחָ֥ה לֵאלֹהֵֽינוּ׃
Ama daha önce yaptıkları kerpiç sayısını yine onlardan isteyin; hiçbir azaltma yapmayın. Çünkü tembeller. Bu yüzden, ‘Gidip Tanrımız’a kurban sunalım’ diye bağırıyorlar.
Şemot 7:18
Vehadaga aşer bayor tamut uvaaş hayeor venilu mitsrayim liştot mayim min hayeor.
וְהַדָּגָ֧ה אֲשֶׁר־בַּיְאֹ֛ר תָּמ֖וּת וּבָאַ֣שׁ הַיְאֹ֑ר וְנִלְא֣וּ מִצְרַ֔יִם לִשְׁתּ֥וֹת מַ֖יִם מִן־הַיְאֹֽר׃ (ס)
Nil’deki balıklar ölecek, Nil kokacak ve Mısırlılar Nil’den su içemez hale gelecekler.’”
Şemot 7:21
Vehadaga aşer bayor meta vayivaş hayeor velo yahelu mitsrayim liştot mayim min hayeor vayehi hadam behol erets mitsrayim.
וְהַדָּגָ֨ה אֲשֶׁר־בַּיְאֹ֥ר מֵ֙תָה֙ וַיִּבְאַ֣שׁ הַיְאֹ֔ר וְלֹא־יָכְל֣וּ מִצְרַ֔יִם לִשְׁתּ֥וֹת מַ֖יִם מִן־הַיְאֹ֑ר וַיְהִ֥י הַדָּ֖ם בְּכָל־אֶ֥רֶץ מִצְרָֽיִם׃
Nil’deki balıklar öldü, Nil koktu ve Mısırlılar Nil’den su içemediler. Bütün Mısır ülkesinde kan vardı.
Şemot 8:4
Vayikra faro lemoşe uleaharon vayomer hatiru el Adonay veyaser hatsefardeim mimeni umeami vaaşaleha et haam veyizbehu ladonay.
וַיִּקְרָ֨א פַרְעֹ֜ה לְמֹשֶׁ֣ה וּֽלְאַהֲרֹ֗ן וַיֹּ֙אמֶר֙ הַעְתִּ֣ירוּ אֶל־יְהוָ֔ה וְיָסֵר֙ הַֽצְפַרְדְּעִ֔ים מִמֶּ֖נִּי וּמֵֽעַמִּ֑י וַאֲשַׁלְּחָה֙ אֶת־הָעָ֔ם וְיִזְבְּח֖וּ לַיהוָֽה׃
Firavun, Moşe ile Aaron’u çağırıp, “Adonay’a yakarın da kurbağaları benden ve halkımdan uzaklaştırsın” dedi. “Halkı salıvereceğim; Adonay’a kurban sunsunlar.”
Şemot 8:5
Vayomer moşe lefaro hitpaer alay lematay atir leha velaavadeha uleameha lehahrit hatsafardeim mimeha umibateha rak bayor tişaarna.
וַיֹּ֣אמֶר מֹשֶׁ֣ה לְפַרְעֹה֮ הִתְפָּאֵ֣ר עָלַי֒ לְמָתַ֣י ׀ אַעְתִּ֣יר לְךָ֗ וְלַעֲבָדֶ֙יךָ֙ וּֽלְעַמְּךָ֔ לְהַכְרִית֙ הַֽצֲפַרְדְּעִ֔ים מִמְּךָ֖ וּמִבָּתֶּ֑יךָ רַ֥ק בַּיְאֹ֖ר תִּשָּׁאַֽרְנָה׃
Moşe, Firavun’a şöyle dedi: “Zamanı belirleme onuru senin olsun. Senin, görevlilerinin ve halkının adına ne zaman için yakarayım ki kurbağalar senden ve evlerinden yok olsun, yalnız Nil’de kalsın?”
Şemot 8:7
Vesaru hatsefardeim mimeha umibateha umeavadeha umeameha rak bayor tişaarna.
וְסָר֣וּ הַֽצְפַרְדְּעִ֗ים מִמְּךָ֙ וּמִבָּ֣תֶּ֔יךָ וּמֵעֲבָדֶ֖יךָ וּמֵעַמֶּ֑ךָ רַ֥ק בַּיְאֹ֖ר תִּשָּׁאַֽרְנָה׃
Kurbağalar senden, evlerinden, görevlilerinden ve halkından uzaklaşacak; yalnız Nil’de kalacaklar.”
Şemot 8:9
Bu ayette 3 eşleşme
Vayaas Adonay kidvar moşe vayamutu hatsefardeim min habatim min hahatserot umin hasadot.
וַיַּ֥עַשׂ יְהוָ֖ה כִּדְבַ֣ר מֹשֶׁ֑ה וַיָּמֻ֙תוּ֙ הַֽצְפַרְדְּעִ֔ים מִן־הַבָּתִּ֥ים מִן־הַחֲצֵרֹ֖ת וּמִן־הַשָּׂדֹֽת׃
Adonay, Moşe’nin dilediğini yaptı. Evlerdeki, avlulardaki ve tarlalardaki kurbağalar öldü.
Şemot 9:15
Ki ata şalahti et yadi vaah oteha veet ameha badaver vatikahed min haarets.
כִּ֤י עַתָּה֙ שָׁלַ֣חְתִּי אֶת־יָדִ֔י וָאַ֥ךְ אוֹתְךָ֛ וְאֶֽת־עַמְּךָ֖ בַּדָּ֑בֶר וַתִּכָּחֵ֖ד מִן־הָאָֽרֶץ׃
Şimdiye kadar elimi uzatıp seni ve halkını salgın hastalıkla vurmuş olsaydım, yeryüzünden silinip gitmiş olurdun.
Şemot 9:18
Hinni mamtir kaet mahar barad kaved meod aşer lo haya hamou bemitsrayim lemin hayom hivaseda vead ata.
הִנְנִ֤י מַמְטִיר֙ כָּעֵ֣ת מָחָ֔ר בָּרָ֖ד כָּבֵ֣ד מְאֹ֑ד אֲשֶׁ֨ר לֹא־הָיָ֤ה כָמֹ֙הוּ֙ בְּמִצְרַ֔יִם לְמִן־הַיּ֥וֹם הִוָּסְדָ֖ה וְעַד־עָֽתָּה׃
İşte yarın bu saatlerde çok şiddetli bir dolu yağdıracağım. Mısır’ın kurulduğu günden bugüne kadar böylesi görülmedi.
Şemot 10:5
Bu ayette 2 eşleşme
Vehisa et en haarets velo yuhal lirot et haarets veahal et yeter hapeleta hanişeret lahem min habarad veahal et kol haets hatsomeah lahem min hasade.
וְכִסָּה֙ אֶת־עֵ֣ין הָאָ֔רֶץ וְלֹ֥א יוּכַ֖ל לִרְאֹ֣ת אֶת־הָאָ֑רֶץ וְאָכַ֣ל ׀ אֶת־יֶ֣תֶר הַפְּלֵטָ֗ה הַנִּשְׁאֶ֤רֶת לָכֶם֙ מִן־הַבָּרָ֔ד וְאָכַל֙ אֶת־כָּל־הָעֵ֔ץ הַצֹּמֵ֥חַ לָכֶ֖ם מִן־הַשָּׂדֶֽה׃
Yerin yüzünü kaplayacaklar; toprak görünmez olacak. Doludan kurtulup size kalanları ve kırda yetişen bütün ağaçlarınızı yiyecekler.
Şemot 10:26
Vegam miknenu yeleh imanu lo tişaer parsa ki mimenu nikah laavod et Adonay elohenu vaanahnu lo neda ma naavod et Adonay ad boenu şama.
וְגַם־מִקְנֵ֜נוּ יֵלֵ֣ךְ עִמָּ֗נוּ לֹ֤א תִשָּׁאֵר֙ פַּרְסָ֔ה כִּ֚י מִמֶּ֣נּוּ נִקַּ֔ח לַעֲבֹ֖ד אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵ֑ינוּ וַאֲנַ֣חְנוּ לֹֽא־נֵדַ֗ע מַֽה־נַּעֲבֹד֙ אֶת־יְהוָ֔ה עַד־בֹּאֵ֖נוּ שָֽׁמָּה׃
“Hayvanlarımız da bizimle gidecek; geride bir tek tırnak bile kalmayacak. Çünkü Tanrımız Adonay’a kulluk etmek için onların arasından seçeceğiz. Oraya varıncaya kadar Adonay’a neyle kulluk edeceğimizi bilmiyoruz.”
Şemot 12:5
Bu ayette 2 eşleşme
Se tamim zahar ben şana yihye lahem min hakevasim umin haizim tikahu.
שֶׂ֥ה תָמִ֛ים זָכָ֥ר בֶּן־שָׁנָ֖ה יִהְיֶ֣ה לָכֶ֑ם מִן־הַכְּבָשִׂ֥ים וּמִן־הָעִזִּ֖ים תִּקָּֽחוּ׃
Hayvanınız kusursuz, bir yaşında bir erkek olsun. Koyunlardan ya da keçilerden seçin.
Şemot 12:7
Velakehu min hadam venatenu al şete hamezuzot veal hamaşkof al habatim aşer yohelu oto bahem.
וְלָֽקְחוּ֙ מִן־הַדָּ֔ם וְנָֽתְנ֛וּ עַל־שְׁתֵּ֥י הַמְּזוּזֹ֖ת וְעַל־הַמַּשְׁק֑וֹף עַ֚ל הַבָּ֣תִּ֔ים אֲשֶׁר־יֹאכְל֥וּ אֹת֖וֹ בָּהֶֽם׃
Kanından alıp eti yiyecekleri evlerin iki kapı sövesine ve üst eşiğine sürsünler.
Şemot 12:9
Al tohelu mimenu na uvaşel mevuşal bamayim ki im tseli eş roşo al keraav veal kirbo.
אַל־תֹּאכְל֤וּ מִמֶּ֙נּוּ֙ נָ֔א וּבָשֵׁ֥ל מְבֻשָּׁ֖ל בַּמָּ֑יִם כִּ֣י אִם־צְלִי־אֵ֔שׁ רֹאשׁ֥וֹ עַל־כְּרָעָ֖יו וְעַל־קִרְבּֽוֹ׃
Ondan az pişmiş ya da suda haşlanmış olarak yemeyin; yalnız ateşte kızartılmış olarak, başı, bacakları ve iç organlarıyla birlikte yiyin.
Şemot 12:10
Bu ayette 2 eşleşme
Velo totiru mimenu ad boker vehanotar mimenu ad boker baeş tisrofu.
וְלֹא־תוֹתִ֥ירוּ מִמֶּ֖נּוּ עַד־בֹּ֑קֶר וְהַנֹּתָ֥ר מִמֶּ֛נּוּ עַד־בֹּ֖קֶר בָּאֵ֥שׁ תִּשְׂרֹֽפוּ׃
Ondan sabaha bir şey bırakmayın. Sabaha kalanı ateşte yakın.
Şemot 12:22
Ulekahtem agudat ezov utevaltem badam aşer basaf vehigatem el hamaşkof veel şete hamezuzot min hadam aşer basaf veatem lo tetseu iş mipetah beto ad boker.
וּלְקַחְתֶּ֞ם אֲגֻדַּ֣ת אֵז֗וֹב וּטְבַלְתֶּם֮ בַּדָּ֣ם אֲשֶׁר־בַּסַּף֒ וְהִגַּעְתֶּ֤ם אֶל־הַמַּשְׁקוֹף֙ וְאֶל־שְׁתֵּ֣י הַמְּזוּזֹ֔ת מִן־הַדָּ֖ם אֲשֶׁ֣ר בַּסָּ֑ף וְאַתֶּ֗ם לֹ֥א תֵצְא֛וּ אִ֥ישׁ מִפֶּֽתַח־בֵּית֖וֹ עַד־בֹּֽקֶר׃
Bir demet ezov otu alın; kaptaki kana batırıp kanı kapının üst eşiğine ve iki sövesine sürün. Hiçbiriniz sabaha kadar evinin kapısından çıkmasın.
Şemot 12:33
Vatehezak mitsrayim al haam lemaher leşaleham min haarets ki ameru kulanu metim.
וַתֶּחֱזַ֤ק מִצְרַ֙יִם֙ עַל־הָעָ֔ם לְמַהֵ֖ר לְשַׁלְּחָ֣ם מִן־הָאָ֑רֶץ כִּ֥י אָמְר֖וּ כֻּלָּ֥נוּ מֵתִֽים׃
Mısırlılar, “Hepimiz ölüyoruz!” diyerek halkı ülkeden bir an önce göndermek için sıkıştırdılar.
Şemot 12:46
Bu ayette 2 eşleşme
Bevayit ehad yeahel lo totsi min habayit min habasar hutsa veetsem lo tişberu vo.
בְּבַ֤יִת אֶחָד֙ יֵאָכֵ֔ל לֹא־תוֹצִ֧יא מִן־הַבַּ֛יִת מִן־הַבָּשָׂ֖ר ח֑וּצָה וְעֶ֖צֶם לֹ֥א תִשְׁבְּרוּ־בֽוֹ׃
Bir tek evde yenecek. Etten hiçbir parçayı evin dışına çıkarmayacaksın; onun hiçbir kemiğini kırmayacaksınız.
Şemot 14:12
Halo ze hadavar aşer dibarnu eleha vemitsrayim lemor hadal mimenu venaavda et mitsrayim ki tov lanu avod et mitsrayim mimutenu bamidbar.
הֲלֹא־זֶ֣ה הַדָּבָ֗ר אֲשֶׁר֩ דִּבַּ֨רְנוּ אֵלֶ֤יךָ בְמִצְרַ֙יִם֙ לֵאמֹ֔ר חֲדַ֥ל מִמֶּ֖נּוּ וְנַֽעַבְדָ֣ה אֶת־מִצְרָ֑יִם כִּ֣י ט֥וֹב לָ֙נוּ֙ עֲבֹ֣ד אֶת־מִצְרַ֔יִם מִמֻּתֵ֖נוּ בַּמִּדְבָּֽר׃
Mısır’da sana, ‘Bizi rahat bırak da Mısırlılara hizmet edelim’ demedik mi? Mısırlılara hizmet etmek bizim için çölde ölmekten daha iyidir.”
Şemot 16:4
Vayomer Adonay el moşe hinni mamtir lahem lehem min haşamayim veyatsa haam velaketu devar yom beyomo lemaan anasenu hayeleh betorati im lo.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה הִנְנִ֨י מַמְטִ֥יר לָכֶ֛ם לֶ֖חֶם מִן־הַשָּׁמָ֑יִם וְיָצָ֨א הָעָ֤ם וְלָֽקְטוּ֙ דְּבַר־י֣וֹם בְּיוֹמ֔וֹ לְמַ֧עַן אֲנַסֶּ֛נּוּ הֲיֵלֵ֥ךְ בְּתוֹרָתִ֖י אִם־לֹֽא׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Size gökten ekmek yağdıracağım. Halk her gün çıkıp o güne yetecek kadar toplasın. Böylece yasama uyup uymayacaklarını sınayacağım.
Şemot 16:16
Ze hadavar aşer tsiva Adonay liktu mimenu iş lefi ohlo omer lagulgolet mispar nafşotehem iş laaşer beoholo tikahu.
זֶ֤ה הַדָּבָר֙ אֲשֶׁ֣ר צִוָּ֣ה יְהוָ֔ה לִקְט֣וּ מִמֶּ֔נּוּ אִ֖ישׁ לְפִ֣י אָכְל֑וֹ עֹ֣מֶר לַגֻּלְגֹּ֗לֶת מִסְפַּר֙ נַפְשֹׁ֣תֵיכֶ֔ם אִ֛ישׁ לַאֲשֶׁ֥ר בְּאָהֳל֖וֹ תִּקָּֽחוּ׃
“Adonay’ın buyruğu şudur: Herkes yiyeceği kadar toplasın. Kişi sayınıza göre, başına bir omer olmak üzere, herkes çadırındakiler için alsın.”
Şemot 16:19
Vayomer moşe alehem iş al yoter mimenu ad boker.
וַיֹּ֥אמֶר מֹשֶׁ֖ה אֲלֵהֶ֑ם אִ֕ישׁ אַל־יוֹתֵ֥ר מִמֶּ֖נּוּ עַד־בֹּֽקֶר׃
Moşe onlara, “Kimse ondan sabaha bir şey bırakmasın” dedi.
Şemot 16:20
Velo şameu el moşe vayotiru anaşim mimenu ad boker vayarum tolaim vayivaş vayiktsof alehem moşe.
וְלֹא־שָׁמְע֣וּ אֶל־מֹשֶׁ֗ה וַיּוֹתִ֨רוּ אֲנָשִׁ֤ים מִמֶּ֙נּוּ֙ עַד־בֹּ֔קֶר וַיָּ֥רֻם תּוֹלָעִ֖ים וַיִּבְאַ֑שׁ וַיִּקְצֹ֥ף עֲלֵהֶ֖ם מֹשֶֽׁה׃
Ama Moşe’yi dinlemediler. Bazıları ondan sabaha bıraktı; bıraktıkları kurtlanıp koktu. Moşe onlara kızdı.
Şemot 16:27
Vayehi bayom haşevii yatseu min haam lilkot velo matsau.
וַֽיְהִי֙ בַּיּ֣וֹם הַשְּׁבִיעִ֔י יָצְא֥וּ מִן־הָעָ֖ם לִלְקֹ֑ט וְלֹ֖א מָצָֽאוּ׃ (ס)
Yedinci gün halktan bazıları toplamaya çıktı, ama bir şey bulamadılar.
Kelimenin yapısı ve biçimleri
Dilbilgisel ve sözlüksel ayrıntılar
Yazılı biçimler
- מִן 214 kullanım
- מִמֶּֽנּוּ 76 kullanım
- וּמִן 30 kullanım
- מִמֶּ֥נָּה 24 kullanım
- מִמְּךָ֖ 22 kullanım
- מִכֶּ֛ם 12 kullanım
- מִמֶּ֖נִּי 10 kullanım
- לְמִן 3 kullanım
- הֲמִן 2 kullanım
Türkçe okunuş biçimleri
- min 214 kullanım
- mimenu 76 kullanım
- umin 30 kullanım
- mimena 24 kullanım
- mimeha 15 kullanım
- mikem 12 kullanım
- mimeni 10 kullanım
- mimeka 6 kullanım
- lemin 3 kullanım
- hamin 2 kullanım
- mimeh 1 kullanım
Dilbilgisel yapılar
- edat (214 kullanım)
Teknik kod
HR - edat + zamir eki, 1. kişi, ortak, çoğul (68 kullanım)
Teknik kod
HR/Sp1cp - bağlaç + edat (30 kullanım)
Teknik kod
HC/R - edat + zamir eki, 3. kişi, dişil, tekil (24 kullanım)
Teknik kod
HR/Sp3fs - edat + zamir eki, 2. kişi, eril, tekil (21 kullanım)
Teknik kod
HR/Sp2ms - edat + zamir eki, 2. kişi, eril, çoğul (12 kullanım)
Teknik kod
HR/Sp2mp - edat + zamir eki, 1. kişi, ortak, tekil (10 kullanım)
Teknik kod
HR/Sp1cs - edat + zamir eki, 3. kişi, eril, tekil (8 kullanım)
Teknik kod
HR/Sp3ms - edat + edat (3 kullanım)
Teknik kod
HR/R - soru parçacığı + edat (2 kullanım)
Teknik kod
HTi/R - edat + zamir eki, 2. kişi, dişil, tekil (1 kullanım)
Teknik kod
HR/Sp2fs
Veri ve yöntem
UBS kaynak sözlük anlamları: out of
Kelime türü teknik kodu: R
Morfoloji ve temel kelime verisi OSHB ile Open Scriptures Hebrew Lexicon’dan gelir. Türkçe anlam, UBS Dictionary of Biblical Hebrew v0.9.2 kaynak anlamlarından hazırlanır ve yalnız editoryal doğrulamadan sonra ana sayfa akışında gösterilir.