Okunuş kelimeleri, ayet içindeki kelime sırasıyla doğrulanmış İbranice morfoloji tokenlarına bağlanır. Açık Ketiv/Qere yerlerinde okunan Qere biçimi esas alınır; yazılı Ketiv ayrıca İbranice metinde korunur.
Veavram kaved meod bamikne bakesef uvazahav.
וְאַבְרָ֖ם כָּבֵ֣ד מְאֹ֑ד בַּמִּקְנֶ֕ה בַּכֶּ֖סֶף וּבַזָּהָֽב׃
Avram sürüler, gümüş ve altın bakımından çok zengindi.
Veharaav kaved baarets.
וְהָרָעָ֖ב כָּבֵ֥ד בָּאָֽרֶץ׃
Ülkede kıtlık ağırlaşmıştı.
Vayaal imo gam rehev gam paraşim vayehi hamahane kaved meod.
וַיַּ֣עַל עִמּ֔וֹ גַּם־רֶ֖כֶב גַּם־פָּרָשִׁ֑ים וַיְהִ֥י הַֽמַּחֲנֶ֖ה כָּבֵ֥ד מְאֹֽד׃
Savaş arabaları ve atlılar da onunla gitti. Çok büyük bir topluluk oluştu.
Vayar yoşev haarets hakenaani et haevel begoren haatad vayomeru evel kaved ze lemitsrayim al ken kara şemah avel mitsrayim aşer beever hayarden.
וַיַּ֡רְא יוֹשֵׁב֩ הָאָ֨רֶץ הַֽכְּנַעֲנִ֜י אֶת־הָאֵ֗בֶל בְּגֹ֙רֶן֙ הָֽאָטָ֔ד וַיֹּ֣אמְר֔וּ אֵֽבֶל־כָּבֵ֥ד זֶ֖ה לְמִצְרָ֑יִם עַל־כֵּ֞ן קָרָ֤א שְׁמָהּ֙ אָבֵ֣ל מִצְרַ֔יִם אֲשֶׁ֖ר בְּעֵ֥בֶר הַיַּרְדֵּֽן׃
Ülkenin Kenaanlı halkı Goren Haatad’daki yası görünce, “Mısırlılar için ne ağır bir yas!” dedi. Bu yüzden Yarden’in öte yakasındaki o yere Avel Mitsrayim adı verildi.
Vayomer Adonay el moşe kaved lev paro meen leşalah haam.
וַיֹּ֤אמֶר יְהוָה֙ אֶל־מֹשֶׁ֔ה כָּבֵ֖ד לֵ֣ב פַּרְעֹ֑ה מֵאֵ֖ן לְשַׁלַּ֥ח הָעָֽם׃
Adonay, Moşe’ye şöyle dedi: “Firavun’un yüreği ağırlaştı; halkı salıvermeyi reddediyor.
Vayaas Adonay ken vayavo arov kaved beta faro uvet avadav uvehol erets mitsrayim tişahet haarets mipene hearov.
וַיַּ֤עַשׂ יְהוָה֙ כֵּ֔ן וַיָּבֹא֙ עָרֹ֣ב כָּבֵ֔ד בֵּ֥יתָה פַרְעֹ֖ה וּבֵ֣ית עֲבָדָ֑יו וּבְכָל־אֶ֧רֶץ מִצְרַ֛יִם תִּשָּׁחֵ֥ת הָאָ֖רֶץ מִפְּנֵ֥י הֶעָרֹֽב׃
Adonay öyle yaptı. Firavun’un ve görevlilerinin evlerine çok sayıda yırtıcı ve zehirli hayvan geldi. Bütün Mısır ülkesi bu hayvanlar yüzünden harap oldu.
Hine yad Adonay hoya bemikneha aşer basade basusim bahamorim bagemalim babakar uvatson dever kaved meod.
הִנֵּ֨ה יַד־יְהוָ֜ה הוֹיָ֗ה בְּמִקְנְךָ֙ אֲשֶׁ֣ר בַּשָּׂדֶ֔ה בַּסּוּסִ֤ים בַּֽחֲמֹרִים֙ בַּגְּמַלִּ֔ים בַּבָּקָ֖ר וּבַצֹּ֑אן דֶּ֖בֶר כָּבֵ֥ד מְאֹֽד׃
Adonay’ın eli kırdaki hayvanlarının, atların, eşeklerin, develerin, sığırların ve davarların üzerine gelecek; çok ağır bir salgın hastalık olacak.
Hinni mamtir kaet mahar barad kaved meod aşer lo haya hamou bemitsrayim lemin hayom hivaseda vead ata.
הִנְנִ֤י מַמְטִיר֙ כָּעֵ֣ת מָחָ֔ר בָּרָ֖ד כָּבֵ֣ד מְאֹ֑ד אֲשֶׁ֨ר לֹא־הָיָ֤ה כָמֹ֙הוּ֙ בְּמִצְרַ֔יִם לְמִן־הַיּ֥וֹם הִוָּסְדָ֖ה וְעַד־עָֽתָּה׃
İşte yarın bu saatlerde çok şiddetli bir dolu yağdıracağım. Mısır’ın kurulduğu günden bugüne kadar böylesi görülmedi.
Vayehi varad veeş mitlakahat betoh habarad kaved meod aşer lo haya hamou behol erets mitsrayim meaz hayeta legoy.
וַיְהִ֣י בָרָ֔ד וְאֵ֕שׁ מִתְלַקַּ֖חַת בְּת֣וֹךְ הַבָּרָ֑ד כָּבֵ֣ד מְאֹ֔ד אֲ֠שֶׁר לֹֽא־הָיָ֤ה כָמֹ֙הוּ֙ בְּכָל־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם מֵאָ֖ז הָיְתָ֥ה לְגֽוֹי׃
Dolu yağıyor, dolunun içinde ateş çakıyordu. Öylesine şiddetliydi ki Mısır bir ulus olalı beri bütün ülkede böylesi görülmemişti.
Vayaal haarbe al kol erets mitsrayim vayanah behol gevul mitsrayim kaved meod lefanav lo haya hen arbe kamou veaharav lo yiheye ken.
וַיַּ֣עַל הָֽאַרְבֶּ֗ה עַ֚ל כָּל־אֶ֣רֶץ מִצְרַ֔יִם וַיָּ֕נַח בְּכֹ֖ל גְּב֣וּל מִצְרָ֑יִם כָּבֵ֣ד מְאֹ֔ד לְ֠פָנָיו לֹא־הָ֨יָה כֵ֤ן אַרְבֶּה֙ כָּמֹ֔הוּ וְאַחֲרָ֖יו לֹ֥א יִֽהְיֶה־כֵּֽן׃
Çekirgeler bütün Mısır ülkesini kapladı; Mısır’ın her yerine kondular. Öylesine çoktular ki daha önce böylesi görülmemişti, bundan sonra da görülmeyecekti.
Vegam erev rav ala itam vetson uvakar mikne kaved meod.
וְגַם־עֵ֥רֶב רַ֖ב עָלָ֣ה אִתָּ֑ם וְצֹ֣אן וּבָקָ֔ר מִקְנֶ֖ה כָּבֵ֥ד מְאֹֽד׃
Onlarla birlikte karışık, büyük bir topluluk da çıktı. Çok sayıda davar ve sığır, çok büyük hayvan sürüleri de vardı.
Vayehi vayom haşelişi biheyot haboker vayehi kolot uverakim veanan kaved al hahar vekol şofar hazak meod vayeherad kol haam aşer bamahane.
וַיְהִי֩ בַיּ֨וֹם הַשְּׁלִישִׁ֜י בִּֽהְיֹ֣ת הַבֹּ֗קֶר וַיְהִי֩ קֹלֹ֨ת וּבְרָקִ֜ים וְעָנָ֤ן כָּבֵד֙ עַל־הָהָ֔ר וְקֹ֥ל שֹׁפָ֖ר חָזָ֣ק מְאֹ֑ד וַיֶּחֱרַ֥ד כָּל־הָעָ֖ם אֲשֶׁ֥ר בַּֽמַּחֲנֶֽה׃
Üçüncü günün sabahı gök gürültüleri ve şimşekler vardı. Dağın üzerinde yoğun bir bulut, çok güçlü bir şofar sesi vardı. Ordugâhtaki bütün halk titredi.
Vayomer lo taavor vayetse edom likrato beam kaved uveyad hazaka.
וַיֹּ֖אמֶר לֹ֣א תַעֲבֹ֑ר וַיֵּצֵ֤א אֱדוֹם֙ לִקְרָאת֔וֹ בְּעַ֥ם כָּבֵ֖ד וּבְיָ֥ד חֲזָקָֽה׃
Edom, “Geçmeyeceksin!” dedi. Kalabalık bir halkla ve güçlü bir kuvvetle karşılarına çıktı.